(2709 S. K. m. 37, 129, 140) (1086 S. K. m. 573, 574, 575, 576) (2797 S. K. m. 14) (6762 S. K. m. 538)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince; Dava dilekçesinde, hakimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin HUMK'nun 573-576.maddeleri hükümleri uyarınca maddi tazminat isteminde bulunulmuştur.
Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.07.2010 gün ve 2010/345-368 sayılı dosyasında; ilk derece mahkemesi hakimi olan davalı hakkındaki davanın, Yargıtay'ın ilgili dairesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmiştir.
HUMK'nun 575/2. maddesinde, İl Asliye Hakimleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında; esas davanın temyiz inceleme mercii olan Yargıtay hukuk dairesinin görevli bulunduğu düzenlenmiştir.
Dava dilekçesi içeriğinden, asıl uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen şirketler hukukundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Şirketler hukukundan doğan davaların temyiz inceleme mercii ise, Yargıtay Yasası'nın 14.maddesi gereğince Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Başkanlığıdır. Şu durumda, hukuki sorumluluk davasında da Yargıtay 11.Hukuk Dairesi görevli bulunmaktadır. Açıklanan nedenle, dava dilekçesinin görev yönünden reddedilmesine karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen gerekçe uyarınca;
1- HUMK'nun 575/2.maddesi gereğince, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle REDDİNE,
2- Kararın kesinlemesinden itibaren 10 gün içerisinde başvurulduğu takdirde, dosyanın görevli 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE
Dair oybirliği ile verilen 17.01.2011 gün ve 2011/4 E - 2011/1 K. sayılı kararın davacılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 ve devamı maddelerinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı tarafça davalı Hakim aleyhine İlçe Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ibraz edilen 09.07.2010 tarihli dilekçeyle hakimin hukuki sorumluluğuna dayanılarak tazminat talebinde bulunulmuş; İlçe Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'ne gönderilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla,
dava dilekçesi içeriğinden, asıl uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen şirketler hukukundan kaynaklandığı, bu itibarla hukuki sorumluluk davasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar vermiş, hüküm davacılar vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nce verilen 17.01.2011 hüküm tarihinden sonra, 14 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve kararları nedeniyle açılacak tazminat davalarında uygulanacak esas ve usule ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.
09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 14/2- a bendinde, 1086 sayılı HUMK.nun 575.maddesi yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanunun Geçici Madde 2 de;
12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573'üncü maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında;
a) Hakimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde;
açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür
hükmüne yer verilmiştir.
Şu durumda, 6110 sayılı Kanunda getirilen yeni yasal düzenlemeyle, davalı Hakim aleyhine açılmış bulunan davanın Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, her türlü izahtan varestedir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 6110 sayılı Kanunla getirilen bu hükümlerin, Anayasa'nın 37., 129., 140. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, konunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi yönünde görüş bildirilmiş ise de; kesinleşmiş bir hüküm ve kazanılmış haklar söz konusu olmadığından, çoğunlukça bu görüş kabul görmemiş; davanın hangi Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülüp sonuçlandırılması gereğine dair uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir:
14 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6110 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesinin 1/a bendinde, Daireler arasındaki işbölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirmenin esas alınacağı belirtildikten sonra, 1/b bendinde Bir davadaki uyuşmazlık konusu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin aslına değil de bu ilişkiden doğan diğer isteklerle ilgili ise temyiz incelemesi asıl hukuki ilişkiye ait hüküm ve kararları incelemekle görevli dairece yapılır. Hükmüne yer verilmiştir.
O halde, eldeki davaya bidayet mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevli Yargıtay Dairesi'nin belirlenmesi noktasında, davacıların talebine esas; davalı Hakimce verilen ihtiyati tedbir kararı ile bu kararın reddi yönündeki karardaki, asıl hukuki ilişkinin irdelenmesi gerekir:
Dava dışı Kapıkaya Limited Şirketi'nde pay sahibi bulunan eldeki davanın davacılarının, Şirket ortağı ve müdürü olan diğer bir şahsın Şirketi kötü yönettiği gerekçesiyle Şirket ortaklarına olağanüstü toplantı çağrısında bulunmaları nedeniyle, çağrı muhatabı Şirket ortaklarınca Mahkemeden toplantının tedbiren durdurulması talebinde bulunulmuş ve davalı Hakimce, Türk Ticaret Kanunu'nun 538. maddesinde yer alan ortaklar umumi heyetinin toplantıya çağrı esas ve usulleri açıklandıktan sonra, yasal prosedür yerine getirilmeden toplantıya çağrının yapıldığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiş, eldeki davanın davacılarının itirazı da reddedilmiştir.
Görülmekte olan davada davacılar, davalı hakimce verilen, kendilerinin de ortağı bulunduğu Şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının durdurulmasına dair ihtiyati tedbir ile bu karara itirazlarının reddi yönündeki kararın, dava dışı Şirket müdürünü koruma amacıyla, sübjektif ifadelerle ve taraflar dinlenilmeksizin yanlı olarak oluşturulduğu ileri sürmüşlerdir.
Şu duruma göre, asıl hukuki ilişki ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen şirketler hukukundan kaynaklandığı belirgindir.
Böyle olunca; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen esaslar uyarınca Dairelerin işbölümüne ilişkin olarak düzenlenen ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 12.05.2011 gün ve 2011/1 sayılı kararıyla onaylanarak 02.06.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan karar gereğince, Şirketler hukukundan kaynaklanan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi görevli kılınmış olmakla, davalı hakimin hukuki sorumluluk davasının Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
Bu itibarla; dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Özel Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 17.01.2011 tarihli görevsizliğe ilişkin kararın onanması gerekir.
Sonuç: Davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 17.01.2011 tarihli görevsizliğe ilişkin kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi hakkında HUMK'nun 573 vd. hükümlerine dayanarak tazminat istemiyle dava açmıştır.
6110 sayılı Kanun 14.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve hakimlerin sorumluluğu ile ilgili açılacak tazminat davalarında uygulanacak esas ve usule ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 17.01.2011 tarihli kararında asıl uyuşmazlığın şirketler hukukundan kaynaklandığı gerekçesiyle temyiz inceleme merciinin Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Başkanlığı olduğunu belirterek görevsizlik nedeniyle dava dilekçesini reddetmiştir. Bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6110 sayılı Kanun'la, 2797 sayılı Yargıtay Kanun, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 1086 sayılı HUMK ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkiler Hakkında Kanun'da değişiklikler yapılmıştır.
6110 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile Yargıtay Kanunu'nun 14.maddesi değiştirilerek Başkanlar Kuruluna daireler arasındaki işbölümü karar tasarısını hazırlama yetkisi verilmekte, hazırlanan işbölümü karar tasarısının, Büyük Genel Kurulun onayına sunulacağı, Büyük Genel Kurulun, işbölümü karar tasarısını aynen onaylayabileceği gibi üye tam sayısının en az üçte birinin teklifi üzerine değiştirerek de onaylayabileceği ve toplantı yeter sayısının üye tam sayısının salt çoğunluğu, karar yeter sayısının ise katılanların salt çoğunluğu olduğu, oylarda eşitlik halinde Başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağlamış sayılacağı hüküm altına alınmaktadır.
6110 sayılı Kanun'a değiştirilen 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 14.maddesi, Anayasa'nın 37.maddesinde düzenlenen Kanuni Hakim ilkesine uygun biçimde Hukuk ve Ceza Dairelerinin görevlerini belirlemiş ve düzenlemiştir.
Hukuk devletinde kanuni hakim suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini yasanın belirlemesidir. Başka bir anlatımla kanuni hakim ilkesi, yargılama makamlarının suçun işlenmesinden veya çekişmenin meydana gelmesinden sonra kurulmasına olanak vermez.
Günümüz yargılama hukukunun vazgeçilmez bir prensibi olan kanuni hakim ilkesinin uygulanması için Anayasa'mız ve kanunlarımız pek çok kurum ve kavramı kabul etmiş ve düzenlemiştir.
Bu ilkenin ve bu ilke uyarınca kurulan kurum, konulan kavramların temel amacı da adil yargılamanın gerçekleştirilmesidir.
Yapılmak istenilen değişiklikle, Hukuk ve Ceza Dairelerinin kanunla belirlenmiş görevlerinin, Yargıtay'ın belli bir prosedür dahilinde oluşacak idari bir tasarrufu ile yapılmasının önü açılarak, hukuk devletinin olmazsa olmaz koşullarından biri olan kanuni hakim ilkesi açıkça ihlal edilmiştir.
Yargıtay Kanunun 14.maddesinde düzenlenen daire görevleri kavramının bir işi iki ya da daha çok kişinin arasında paylaşarak yapması anlamına gelen işbölümü kavramı ile değiştirilmesi de hukuken uygun değildir. Her ne kadar gerekçede farklı görüş ileri sürülse de 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 17.maddesinin 2 ve 3 nolu bentlerinde görev ve işbölümü uyuşmazlıklarını bağlamak denmek suretiyle bu görüşümüz doğrulanmaktadır.
Yukarıda yer alan aynı gerekçelerle Kanunun geçici 1.maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan ve yeni yapılacak iş bölümünün sonucuna göre, daha önce başka dairenin görevinde olup da dairesi değişmesi gereken dosyaların mevcut halleriyle ilgili daireye gönderilmesini öngören düzenleme de kanuni hakim ve hukuk güvenliği ilkeleri ile Anayasa'ya aykırıdır.
Zira Anayasa'nın 142.maddesine göre mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Dairelerin görevleri Yargıtay Kanunu'nun 14.maddesinde kanunla düzenlenmiştir. Başkanlar Kurulu'nun kararı ile yapılan görev değişikliğinin Anayasa'ya aykırı olduğu yönünde görüşler mevcuttur. Tasarı ile getirilen düzenlemede Dairelerin görevi Başkanlar Kurulunun önerisi üzerine Büyük Genel Kurulca belirlenecektir. Yargıtay'ın ilk derece mahkemesi olarak da görev yaptığı gözetildiğinde Kanunun 8.maddesi ile yapılan değişikliğin Anayasa'ya aykırı olduğu tartışmasızdır.
Kanunun 8.maddesi ile yapılan düzenleme Anayasa'nın 154.maddesi hükmüne de aykırıdır. Anayasa'nın 154.maddesine göre Yargıtay'ın kuruluşu, işleyişini, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. Yargıtay'ın işleyişinin Büyük Genel Kurulun iradesine bırakılmayıp kanunla düzenlenmesi Anayasal bir zorunluluktur.
Yargıtay Dairelerinin görevlerinin her yıl Başkanlar Kurulunca belirlenmesi ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde yargılaması yapılacak olan hakimlerin hukuki güvenliğini ortadan kaldırır.
6110 sayılı Kanunun geçici madde 2'de yer alan Yargıtay ilgili hukuk dairesi ibaresi ilgili hukuk dairesi her yıl değişeceği için hakimlerle ilgili dosyaların her yıl başka bir Hukuk Dairesince incelenmesi sonucunu doğuracaktır.
Hakimlerimizin Anayasa ile tanınan haklarını korumayan bu hüküm Anayasa'nın 2, 37, 142, 157. Maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesi hükmüne aykırıdır. Bu nedenle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine götürülmelidir. Sayın çoğunluğun uygulanacak hükümlerin Anayasaya aykırı olmadığına ilişkin görüş ve düşüncesine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy