(818 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar Sulh Hukuk Mahkeme'since davanın reddine dair verilen 19.6.2008 gün ve 2006/352 E., 2008/700 K sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.5.2011 gün ve 2009/12552 E., 2011/6440 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili, müvekkili tarafından Akhisar Merkez ve Köyleri Tütün Tarım Satış Kooperatifine 11.10.1999 tarihli Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kredi Sözleşmesine dayanılarak 550.000.000.000 TL. kredi verildiğini, kooperatif tarafından kredinin ortaklarına dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan alınan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin müvekkiline temlik edildiğini, sözleşmelerde bu hususun açıkça yazdığını, borçlu ve kefillerin temlikten haberdar olduklarını, senetten doğan borçların müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 1.970,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren % 26 değişken faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı F. E. vekili, müvekkilinin kooperatiften kredi alıp bu kredi borcunu kooperatife ödediğini, diğer davalılar da kefil olduğu için asıl borçlu borcunu ödediğinden onların da borçtan kurtulduklarını, karşılıksız kalmış senedin davacıya temlik edilmesinin davacıyı alacaklı hale getirmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar Necdet, Yunus ve Bülent vekili, kredi borcunun iyiniyetli olarak kooperatife ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalıların dava dışı Tütün Tarım Kredi Kooperatifinin ortağı oldukları, B.K.'nın 162. maddesi gereğince alacaklının, borçlunun rızasını almadan alacağını 3. bir şahsa temlik edebileceği, dosyada mevcut ve davalıların imzasını içeren müşterek ve müteselsil borç senedinin 2. maddesinde borçluların alacağın B.K. hükümleri dairesinde T.C. Ziraat bankasına devir ve temlikini kabul ettikleri gibi temlik işleminden sonra bu borcu önce kooperatife ödemeyi de kabul ve taahhüt ettikleri, bu sebeple B.K. anlamında bir temlik söz konusu olsa dahi davalıların borçlarını önce kooperatife ödeyecekleri, asıl borçlu olan davalı Fevzi'nin 1999 yılı tütün parasından yapılan kesintilerle borcunu kooperatife ödediği, alacağın temlikinin borçluya temellük eden tarafından haber verilmesi külfet olup eğer temlik eden ya da temellük eden borçluyu haberdar etmezlerse borçlunun eski alacaklıya yaptığı ifanın geçerli olacağı, davacının alacağın temlikini ve borcun bankaya ödenmesi gerektiğini davalılara bildirmediği, davalıların kooperatife yapılan ödemeyle borçtan kurtuldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, müşterek-müteselsil borç senedinin davacı bankaya temliki sebebiyle alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece Tekel İdaresi tarafından davalı Fevzi Eser'in 1999 yılı ürün bedelinden dava dışı kooperatif lehine yapılan kesinti sebebiyle temlik işleminin davalılara bildirilmesinden önce borcun sükût ettiği kabul edilerek davanın reddi cihetine gidilmiş ise de, mahkemece yazılan yazıya Tekel İdaresince verilen cevapta, anılan davalıdan dava dışı kooperatif lehine yapılan kesintinin davaya konu 386 numaralı müşterek-müteselsil borç senedine dair olduğu yolunda bir açıklık bulunmadığı anlaşılmakla, bu husus açıklığı kavuşturulmaksın söz konusu ödemenin varlığı nazara alınarak hükme varılması doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının belirtilen sebeple BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, H.U.M.K.un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.09.2012 tarihinde yapılan ilk görüşmede oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy