(4721 S. K. m. 166, 175)
Dava: Taraflar arasındaki Boşanma, nafaka vs. davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 25.11.2008 gün ve 2008/203-1068 Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.4.2010 gün ve 2009/5112 E., 2010/7353 K. Sayılı ilamı ile;
(... 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 4721 Sayılı T.M.K. nın 166/son maddesine dayalı boşanma; karşı istek ise yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıyla anlaşamadıklarını, daha önce açtığı boşanma davasının reddedildiğini, ret kararının 18.11.2004 tarihinde kesinleştiğini, bir araya gelmediklerini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise savunmasında, maddi ve manevi tazminatla yoksulluk nafakasına hükmedilerek, boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tarafların boşanmalarına, davalı lehine 10.000 YTL maddi, 6.000 YTL manevi tazminat ile on yıllık tüm haklarını kapsamak üzere toptan 15.000 YTL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, yukarda başlık bölümünde metni aynen alınan gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını temyize davacı vekili getirmiştir.
H.G.K.'nda işin esasına geçilmeden önce, yerel mahkemece verilen direnme kararında önceki kararda hükmedilen her bir kalem tekrarlanmadan Mahkememizin 25.11.2008 tarih ve 2008/203-1068 E.K. sayılı kararındaki yoksulluk nafakası hükümleri dışındaki hükümler kesinleşmiş olduğundan bu konularda karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş olmasının usulüne uygun bir direnme niteliğinde bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak görüşülmüş ve görüşmeler sonucunda her ne kadar direnme kararında önceki hükümde yer alan tüm hususların infazda tereddüt yaratmayacak şekilde aynen tekrarlanması gerekir ise de, somut olayda Özel Dairece bozma ilamında yoksulluk nafakası dışındaki hususların onandığı belirtilmekle hükmün bu kısımlarının kesinleştiği, bu sebeple direnme kararının hüküm fıkrasında, kesinleşen hususlara yer verilmemesinin ön sorun olarak kabulüne gerek olmadığına oybirliğiyle karar verilmiştir.
İşin esasına gelince; H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık, davalı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir.
T.M.K.nın 175. maddesinde belirtildiği üzere, yoksulluk nafakasına mali güç oranında hükmedilmelidir. Davacının aldığı maaş ve hükmedilen maddi tazminat miktarı gözetildiğinde, toptan ödenmesine karar verilen 15.000 ytl yoksulluk nafakası miktarının, davacının mali durumunu sarsacağı kuşkusuzdur.
O halde, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, H.G.K.'nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici madde 3 atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanunun 440. maddesi uyarınca hükmün tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2012 tarihinde yapılan 2. görüşmede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy