(1479 S. K. Ek m. 11, Ek m. 13, Ek m. 17) (5510 S. K. m. 73, Geç m. 12) (YHGK 14.06.2006 T. 2006/10-367 E. 2006/386 K.) (YHGK 06.04.2005 T. 2005/10-183 E. 2005/241 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "tedavi gideri alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Malatya 1. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.4.2010 gün ve 2005/535 E. 2010/225 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 8.12.2011 gün ve 2010/8552 E. 2011/17450 K. sayılı ilamı ile;
(... 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 1.12.2000 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta olan davacının. "Hepatit C' ye bağlı Childe-C sirozu, karaciğer yetmezliği ve hepatik ensefalopati" rahatsızlıkları sebebiyle ... ... Hastanesi'nde tedavi altına alındığı ve 9.3.2005 tarihinde karaciğer transplantasyonu yapılarak salahla taburcu edildiği dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı, tüm bu tedavilere dair olarak yaptığı 89.990,83 TL. harcamanın davalı Kurumdan yasal faiziyle tahsilini istemiş. Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 41.148,42 TL. alacak hüküm altına alınmıştır.
Sigortalının tedavisinin gerçekleştirildiği dönemde yürürlükte olan 1479 Sayılı Kanunun Ek. 11, Ek. 13 ve Ek. 17. maddeleri, koşullarının gerçekleşmesi halinde özel sağlık tesislerinde yapılan gerekli muayene ve tedavinin Kurum tarafından sağlanmasını öngörmektedir. Nitekim, Mahkemece tedavi giderlerinin karşılanması gerektiğine hükmedilmiştir. Ne var ki: davacının özel hastaneye ödediği ameliyat ve tedavi masraflarından Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın resmi sağlık kuruluşları için tespit ettiği ücret tarifeleri ve Bütçe Uygulama Talimatı esas alındığında ödenecek tutar 16.307.39 TL. olarak belirlendiğinden, söz konusu miktar hüküm altına alınması gerekirken, somut olayda uygulama yeri bulunmayan 5510 Sayılı Kanun'un 73. maddesi uygulanarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tedavi giderinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının. Bağ-Kur emeklisi olduğunu, rahatsızlığı sebebiyle verilen "Hepatit B ve buna bağlı gelişen siroz sebebiyle karaciğer nakli olmaması durumunda %90'a varan ölüm riski olduğuna" dair rapor sonrasında müracaat ettiği Şişli Etfal Hastanesince, hastanede karaciğer nakli yapılamadığından karaciğer transplantasyonu yapılan bir merkeze şevkinin uygun olduğuna dair karar sonrası, nakil yapabilecek merkezlerden olan Florance ... hastanesinde kızkardeşinden nakil yapıldığını, davacı tarafından karşılanan tedavi giderlerinin ödenmesi için Kuruma yapılan müracaatın reddedildiğini, sosyal güvencesi olmayanların bile tedavi giderleri karşılanırken davacı tarafından yapılan giderlerin karşılanmamasının kabul edilemez olduğunu belirterek. 89.990,83 TL tedavi giderinin faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu (Devredilen Bağ-Kur) vekili cevap dilekçesinde özetle: Bağ-Kur Sağlık Yardımları Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca vak'anın aciliyetinin raporla belgelenmesi ve bu raporun Kurumca kabulü gerektiğini, aksi halde özel sağlık kuruluşlarında yapılan tedavilerin karşılanmasının mümkün olmadığını, davacı böyle bir rapor ibraz etmediğinden talebinin reddedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlığın devam etmesi ve tamamlanmamış bir hukuki durum olması sebebiyle somut olayda 5510 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı SGK vekili tarafından temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece, önceki gerekçe tekrarlanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair kararda direnilmiştir.
Direnme hükmü, davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, SGK tarafından karşılanması gereken tedavi gideri miktarının. 1479 Sayılı Kanun'a göre mi yoksa 5510 Sayılı Kanun'a göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı, 1.12.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta olup, pasif sigortalı olarak sağlık yardımları kapsamındadır. Davacıya 21.2.2005 tarihli raporla konulan teşhis sonrasında. 22.3.2005 tarihinde özel sağlık kurumunda karaciğer nakli olmuş ve 24.3.2005 tarihinde taburcu edilmiş, davacının tedavi giderlerinin karşılanması için Kuruma yaptığı başvuru 26.12.2005 tarihinde kurumca reddedilmiştir.
Sigorta olayının meydana geldiği tarihte, mülga 1479 Sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun sağlık sigortasına dair Ek 11 vd. maddeleri yürürlükte olup, 19.9.2005 tarihinde iş bu dava açılmış, yargılama sırasında 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kanunların zaman bakımından uygulanmasına dair ilkelerin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek özel hukuk ve gerekse kamu hukuku alanında, kural olarak her kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.
Ancak, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka dair kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. (Prof. Dr. N. Bilge. Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, T. Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18. Bası. T. Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).
H.G.K.'nun 14.6.2006 gün ve 2006/10-367 E., 2006/386 K. sayılı; H.G.K.'nun 6.4.2005 gün ve 2005/10-183 E., 2005/241 K. sayılı; H.G.K.'nun 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Açıklanan ilkeler ışığında davaya konu uyuşmazlığa uygulanması gereken kanunun belirlenmesi bakımından belirtilmelidir ki, mülga 1479 Sayılı Kanun'un Ek 11, Ek 13 ve Ek 17. maddelerini yürürlükten kaldıran ve 30.4.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun genel sağlık sigortasına dair geçiş hükümlerini düzenleyen Geçici 12. maddesinde, 5510 Sayılı Kanun'un 73. maddesinin geçmişe etkili olacağına dair, ayrı ve açık bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda yukarda açıklanan istisnalardan biri de sözkonusu değildir.
Öte yandan belirtilmelidir ki, 5510 Sayılı Kanun'un Geçici 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; "Kişilerin yürürlükten kaldırılan kanun hükümleri gereğince hak ettikleri sağlık hizmetleri, bu Kanun hükümleri gereğince kapsama alınmamış ise tedavi tamamlanıncaya kadar yürürlükten kaldırılan kanun hükümlerine göre Kurumca sağlanmaya devam edilir."
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 5510 Sayılı Kanun'un 73. maddesinin, yürürlük tarihi öncesi gerçekleşen sigorta olayına dair tedavi giderlerinin Kurumca karşılanması yönünden uygulanması sözkonusu olmayacaktır.
Bu sebeple somut uyuşmazlıkta mahkemece, sigortalının tedavisinin gerçekleştirildiği dönemde yürürlükte olan 1479 Sayılı Kanun'un Ek 11, Ek 13 ve Ek 17. maddeleriyle Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın resmi sağlık kuruluşları için tespit ettiği ücret tarifeleri ve Bütçe Uygulama Talimatı gözetilmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, 5510 Sayılı Kanun'un 73. maddesi esas alınmak suretiyle yapılan hesaplama yapılması isabetsizdir.
O halde, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanun'un 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince bozulmasına, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8/3. fıkrası uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.03.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy