(2004 S. K. m. 62, 66, 67)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 2.11.2010 gün ve 148 E. 285 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.5.2012 gün ve 2011/2033 E., 2012/8652 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı vekili, müvekkilinin davalıya nakliye işi yaptığını ancak bedelini alamadığını, müvekkilinin bu alacağı için davalı aleyhine başlattıkları takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptaliyle takibin devamına, alacak miktarının %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, faiz oranının da yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, İcra İflas Kanunu'nun 67/1 maddesi gereğince itirazın iptali davası için itirazı öğrenmeden itibaren 1 yıl hak düşürücü süre öngörüldüğü, davalının itirazını 3.9.2007 tarihinde İcra Dairesi'ne beyanla yaptığı, bundan sonra davacı tarafın 27.1.2008 tarihinde icra dosyasında işlem yaptığı, bu tarihte itirazı öğrenmiş sayılmasının gerekeceği, itirazın iptali davasını ise 28.5.2010 tarihinde açmış olduğu, bu haliyle öngörülen 1 yıllık itirazın iptali davası süresinin aşılmış olduğu gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, yurt içi taşıma bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine dair olup, mahkemece yukarda yazılı gerekçeyle süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Oysa İ.İ.K.nun 67/1. madde hükmünde açıkça dava açma süresinin ödeme emrine vaki itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş, bunun dışında bir yol (harici öğrenme vs.) öngörülmemiştir. Nitekim aynı Kanun'un 62/2. maddesi de itirazın alacaklıya tebliği zorunluluğu getirilmiştir. Somut olayda ise ödeme emrine itiraz davacı alacaklıya tebliğ edilmemiştir. Bu durumda tebliğ gerçekleşmediğine göre, açılan davanın süresinde olduğu dikkate alınarak, işin esasına girilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan sebeplerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, nakliye ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, itirazın iptali davasına dair itirazın haricen öğrenildiği tarih itibariyle İcra İflas Kanunu'nun 67/1 maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur. yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir.
H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde itirazın iptali davası açılması için öngörülen bir yıllık sürenin başlaması gereken tarihin, borçlu tarafından icra müdürlüğüne verilen itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ tarihi mi yoksa tebligat olmaksızın itirazın haricen öğrenildiği varsayılan tarih mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile, İ.İ.K.nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan alacaklının açtığı bir eda davasıdır. Bu davalar itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresi içinde açılabilir; borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi, alacağın likit olması ve istemde bulunulması halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. (B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223)
İ.İ.K.nun 67. maddesinin 1. fıkrası aynen; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir hükmünü içermektedir.
Anılan bu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere; alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın 'tebliğ' tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması zorunludur.
Somut olayda, davacı alacaklı tarafından borçlular G. B. ve B. U. (dava dışı) aleyhine ilamsız icra takibi başlatılarak asıl alacak ve işlemiş faiz olarak toplam 48.163,00 TL'nin ödenmesi talep edilmiştir. Davalı G. B. tarafından 3.9.2007 tarihinde icra dosyasına havale edilen dilekçeyle ödeme iddiasında bulunularak borca ve fer'ilerine itiraz edilmiş ancak bu itiraz dilekçesi davacı alacaklıya tebliğ edilmemiştir. Bu itiraz sonrası icra dosyası içeriğinde bulunan ilk işlem, alacaklı vekili tarafından 7.1.2008 tarihinde yapılmış olup, bu talebi üzerine borçlulardan dava dışı B. U. hakkında haciz işlemi 7.8.2008 tarihinde yapılmıştır. Alacaklı vekili tarafından icra dosyasında bulunan son talep yazısı 5.2.2009 tarihinde verilerek, borçlulardan G. B.'ın (davalı) mallarının haczi için haciz ihbarnamesi çıkartılması İcra Müdürlüğü'nden talep edilmiştir.
Bu itibarla, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği hususunda tereddüt bulunmayan somut olayda, alacaklının yaptığı işlemlerin de itirazın kapsamının tamamen öğrenildiği anlamına gelmediğinden İ.İ.K.nun 67. maddesinin tebligatı şart koşan açık hükmüne aykırı bir şekilde itirazın alacaklı tarafından haricen öğrenilmiş sayılmasını varsaymak mümkün değildir.
O halde, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanunun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy