(2004 S. K. m. 82, 89)
Dava: Taraflar arasındaki "haczedilmezlik şikayeti" kanun yoluna başvurudan dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk (kapatılan Kartal 2. İcra Hukuk) Mahkemesince talebin kabulüne dair verilen 27.12.2012 gün ve 2011/353 E.-2012/869 K. sayılı kararın incelenmesi karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.4.2013 gün ve 2013/6484 E. 2013/15341 K. sayılı ilamı ile;
(... İ.İ.K.nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçluyla ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçluyla birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. Mahkemece, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedeli bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarda nitelikleri belirtilen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Somut olayda, alınan raporlarda borçlunun haline uygun ev alabileceği miktar belirlenmediği gibi daha mütevazi semtlerdeki alabileceği meskenlerin değeri de belirtilmediğinden alınan raporlar bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınarak borçlunun haline münasip evi alabileceği değerin tespitinden sonra bu miktar mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile ve yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Talep; haczedilmezlik şikayeti istemine ilişkindir.
Şikayetçi asil, karşı tarafça aleyhine yürütülen icra takibi üzerine Gebze ilçesinde bulunan maliki olduğu dairesine haciz işleminin uygulandığını, hacze konu taşınmaz ailesi ve çocuklarıyla birlikte oturduğu sosyal durumuna müsait mesken niteliğinde olduğundan 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 82/12. maddesi uyarınca bu taşınmazın haczedilemeyeceğini ileri sürerek, haciz işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Karşı taraf/alacaklı vekili, şikayetçinin müvekkiline olan borcu sebebiyle şikayetçi hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İ.İ.K.nın 89/1. maddesi uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, şikayetçinin bunun üzerine müvekkiliyle haricen anlaşarak davaya konu taşınmaza haciz konulmasına muvafakat ettiğini belirterek, talebin reddini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuyla davaya konu taşınmazın şikayetçinin sosyal durumuna uygun taşınmaz olduğu ve İ.İ.K.nın 82/12. maddesinde sayılan vasıflara tamamen uyduğunun tespit edildiği, karşı taraf/alacaklı tarafından davanın süresinde açılmadığı savunmasında bulunulmuşsa da icra dosyasında şikayetçinin dava dilekçesinde belirtilen ıttıla tarihinden önce haberdar olduğuna dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, bu sebeple davanın süresinde olduğu ve hacizli evin şikayetçinin haline münasip evi olduğundan bahisle talebin kabulüyle şikayetçinin haline münasip evi üzerine konulan haczin kaldırılmasına dair verilen karar, karşı taraf/alacaklı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarda açıklanan sebeplerle bozulmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinden sonra davacının mali ve sosyal durumuna uygun olup olmadığı konusunda yeterli açıklama yapıldığı, bu aşamadan sonra yeniden bilirkişi raporu alınmasının yargılama sürecini uzatacağı ve ek bilirkişi raporu alınmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçeleriyle önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını temyize karşı taraf/alacaklı vekili getirmiştir.
Yargıtay H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; borçlunun haline uygun ev alabileceği Miktarla daha mütevazı semtlerde alabileceği meskenlerin değerinin belirlenmesi konularında bilirkişiden ek rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İcra İflas Hukukunda kural olarak borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat oluşturur. Borçlunun malvarlığını oluşturan mal, alacak ve hakları borç için haczedilebilirse de, borçlunun ve ailesinin yaşama ve ekonomik varlığını sürdürebilmesi için istisnai olarak bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Haczedilemeyen mal ve hakları düzenleyen 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 82/12. maddesinde, borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği belirtilmiştir. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçluyla ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Borçlunun sahip bulunduğu evin kıymeti, kendisinin ve ailesinin ihtiyacına cevap verecek normal bir evin bedelinden fazla ise, o zaman icra müdürü, borçlunun evini haczeder ve satar. Satıştan elde edilen paradan, ilk önce borçluya haline uygun bir ev alabileceği kadar para bırakılır; artan para ise evi haczettirmiş olan alacaklıya ödenir. (Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Kasım 2004, syf. 446-447)
Öte yandan, İcra İflas Hukukunda alacaklının alacağına ulaşması da asıl olandır. Bunun için bir taraftan borçlunun asgari düzeyde yaşam koşullarını elinden almamak, diğer taraftan alacaklının alacağına kavuşmasını kolaylaştırmak gerekir.
Nitekim Yargıtay H.G.K.nun 19.9.2012 gün ve 2012/12-332 E. 2012/595 K.,H.G.K.nun 23.1.2013 gün ve 2012/12-704 E. 2013/79 K. ile H.G.K.nun 28.11.2012 gün ve 2012/12-567 E. 2012/909 K. sayılı kararlarında da benzer hususlar dile getirilmiştir.
Şikayete konu istemde, mahkemece alınan raporlarda davaya konu taşınmazın değeri belirlenmekle birlikte borçlunun haline uygun alınabilecek ev değeri belirlenmediği gibi daha mütevazı semtlerdeki alabileceği meskenlerin değeri de belirtilmemiştir.
Bu durumda mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınarak şikayetçi- borçlunun haline münasip evi alabileceği değer belirlenmeli, bu değer mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmelidir.
Açıklanan sebeplerle mahkemece, H.G.K.nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Alacaklı (karşı taraf) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 15.04.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy