(4077 S. K. m. 6, 10) (6502 S. K. m. 86)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 27.9.2012 gün ve 2012/278 Esas-2012/638 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20.12.2012 gün ve 2012/28845 Esas- 2012/29185 Karar sayılı ilamı ile;
(... Davacı: davalı bankadan konut kredisi aldığını, dosya masrafı ve yeniden yapılandırma adı altında kendisinden toplam 4.587,35 TL alındığını belirterek tahsil edilen bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenmiştir. Davalı; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile, davalı tarafından davacının 29.1.2009 tarihinde dosya masrafları altında tahsil edilen 1,450 TL, 29.5.2009 tarihinde kredi ekspertiz ücreti olarak tahsil edilen 500 TL'nin, 11.11.2009 tarihinde ödeme planı değişikliği adı altında tahsil edilen 1.514,57 TL, 17.8.2011 tarihinde kredi kapanması adı altında tahsil edilen 922,78 TL, 17.8.2011 tarihinde ipotek fek ücreti olarak tahsil edilen 200 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Standart sözleşmeler, içeriğini kısmen veya tamamen genel işlem koşullarının oluşturduğu, tarafların karşılıklı müzakereleri sonucu değil, aksine, taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından önceden hazırlanmış hükümlerin kullanıldığı sözleşme tipi olarak tanımlanmakta olup, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 6. maddesiyle, Avrupa Konseyi'nin 5.4.1993 tarihli, 1993/13/AET Yönergesinde ve bu yönergeyi iç hukuklarına aktaran Avrupa Birliği ülkelerinde, standart sözleşmelerde yer alan hükümlerin ve özellikle bu sözleşmelerin içeriğini oluşturan genel işlem koşullarının, haksız şart olduğuna dair bir karine öngörülmüştür.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrasına göre,"Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması sebebiyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez." hükmü yer almaktadır.
Yine 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4822 sayılı kanunla değişik 6. maddesiyle sözleşmelerdeki "haksız şart" kurumu düzenlenmiş ve satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşullarının haksız şart olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı olmadığı belirtilerek, satıcı veya sağlayıcının, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükünün ise ona ait olduğu belirtilmiştir. 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde ise "satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketiciyle akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartların batıl olduğu" hükmü getirilmiştir. Ne var ki incelenen dosya içeriğine göre, davacıdan yapılan tahsilatlar içerisinde, dosya masrafı ve komisyon ödemeleri dışında, erken kapama bedelinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı kanunun 10/B maddesinde, "Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez" hükmü yer almaktadır. Buna göre taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin faiz türüne göre, davacıdan kredi borcunun erken kapatılması halinde alınan erken kapama ücretinin tahsilinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davalı bankanın tacir olup, yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunduğu anlaşılmakta ise de, somut uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı da gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları tüketiciden isteyebileceğinin kabulü gerekir. Buna göre; mahkemece, davalı bankadan bu yönde delilleri sorularak, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi ve sözleşme öncesi bilgi formunun da dosya içine getirtilmek suretiyle, konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden, yukarda belirtilen açıklamalar ışığında, kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğu hususuyla dava dosyasına konu işlemde Kanunun aradığı şartları içeren bir erken kapama işlemi bulunup bulunmadığı noktasında rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tüketici kredisi kullanımında banka tarafından tahsil edilen ücret ve masrafların istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle bozulmuştur. Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; dosyadaki mevcut belgelerin karar verilebilmesi için yeterli olup olmadığı, varılacak sonuca göre, davalı bankadan delilleri sorularak, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi ve sözleşme öncesi bilgi formunun da dosyaya getirtilmek suretiyle, konusunda uzman bilirkişiden kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğu hususuyla dava dosyasına konu işlemde Kanunun aradığı şartları içeren bir erken kapama işleminin bulunup bulunmadığı noktasında rapor alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlığı ilgilendirmesi sebebiyle öncelikle "haksız şart" ve "genel işlem koşullan" hakkında genel bir açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
Genel işlem şartları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı akidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması aranır. Genel işlem şartları kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanırlar ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak şartları saptamak ve bunları karşı akidin müdahalesine imkan tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dahil etmektir. Bu şartların nasıl hazırlandığı, kağıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dahil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem şartı nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için karşı akidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir.
Bu sebeple genel işlem şartlarının unsurları a) Bir sözleşmenin şartlarını oluşturmaları, b) Sözleşmenin kurulmasından önce düzenlenmeleri, c) Birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak üzere düzenlenmeleri, d) Genel işlem şartları kullanan tarafından sözleşmeye dahil edilmek niyetiyle karşı akide sunulmalarıdır (Y. M. Atamer, Sözleşme Özgürlüğünün Sınırlandırılması Sorunu Çerçevesinde Genel işlem Şartlarının Denetlenmesi, 2. Bası, istanbul 2001, s. 61 vd.).
7.11.2013 tarihli ve 6502 Sayılı Kanun'un 86. maddesiyle yürürlükten kaldırılan ancak somut olayda; sözleşmenin yapıldığı tarihte ve dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)'nun "Sözleşmedeki haksız şartlar başlıklı 6. maddesi
"Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.
Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması sebebiyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.
Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.
6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.
Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına dair usul ve esasları belirler." düzenlemesini içermektedir. Bu açık hüküm karşısında, standart sözleşmelerde yer alan genel işlem şartlarından haksız olanlarının tüketici için bağlayıcı olmadığı kuşkusuzdur.
Şu halde hükmün uygulanması alanı, diğer bir ifadeyle haksız şartın tüketiciyi bağlamamasının koşulları, standart bir sözleşmede genel işlem şartının bulunması ve bunun tüketici aleyhine haksız şart içermesidir.
Genel işlem şartlarının unsurları ise, ekonomik açıdan daha güçlü olan tarafça önceden tek yanlı olarak hazırlanıp belirlenerek tüketiciyle müzakere edilmemesi, genel ve soyut nitelikte olması ve çok sayıda sözleşme için önceden hazırlanmasıdır.
Bu noktada, genel işlem şartlarının açık ve anlaşılır olmaması durumunda, ilke olarak tüketici aleyhine haksız şart olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Tüketici aleyhine haksız şart içeren böyle bir genel işlem şartının da, tüketiciyi bağlamayacağı her türlü duraksamadan uzaktır (H.G.K.nun 22.9.2010 gün ve 2010/13-466 E., K 410; H.G.K.nun 28.3.2012 gün ve 2012/13-23 E., K:2012/255 Sayılı ilamları).
Bu kapsamda tüketici, imzaladığı bir sözleşmede yer alan haksız şartların iptalini dava edebileceği gibi, elbette, sözleşmenin haksız şartına dayanarak kendisinden talepte bulunan satıcı veya sağlayıcıya karşı şartın haksızlığını ve geçersizliğini defi yoluyla her zaman ileri sürebilir. Tüketici haksız şart sebebiyle uğradığı zararları talep edebileceği gibi, bu haksız şartlar gereği ödemek zorunda kaldığı bedeli de, şartın haksızlığının ve geçersizliğinin mahkemece saptanması sonucu olarak geri alabilir (İlhan, Cengiz:Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Şerhi, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Ankara 2006, Sahife:112; HGK'nun 28.3.2012 gün ve 2012/13-23 E., K:2012/255).
Bu açıklamalar ışığında somut olayın incelendiğinde: dava dilekçesinde talep edilen ve davacıdan yapıldığı ileri sürülen tahsilatlar içerisinde, dosya masrafı ve komisyon ödemeleri dışında, erken kapama bedelinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 Sayılı Kanun'un 10/B maddesinde. "Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez..." hükmü yer almaktadır.
Bu açık kanun hükmü uyarınca, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin faiz türüne göre, davacıdan kredi borcunun erken kapatılması halinde erken kapama ücreti talep edilmesine imkan tanındığı görülmektedir. Ancak somut olayda mahkemece, davada talep edilen erken ödeme (kapama) ücretinin bu yasa hükmüne uygunluğu yönünden hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde "sair delail" ibaresini yazmış, ayrıca bir delil listesi vermemiş, sadece kredi bloke çözümü, kredi ekspertiz ücreti, ipotek fek ücreti, kredi ödemesi plan değişikliği ücreti ve kredi kapamasına dair olarak tahsilatlar yapıldığını gösterir dekontlar ile "Finansbank ödeme planı" başlıklı imzasız ve tasdiksiz belgeyi dosyaya ibraz etmiştir. Buna karşılık davalı tarafından ileri sürülen delillerden davaya konu kredi sözleşmesi dahi dosyaya celp edilmediği gibi diğer davalı delilleri olan geri ödeme planı aslı, komisyon masraf listesi, banka defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi talebi yerel mahkemece dikkate alınmamıştır.
Bu aşamada belirtilmelidir ki; davalı banka tacir olup, yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı da gözetildiğinde, banka ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları tüketiciden isteyebilecektir.
Bu durumda mahkemece, davalı bankanın bu yöndeki delilleri toplandıktan sonra, bilirkişiden yukarda ve Özel Daire bozma ilamında belirtilen açıklamalar ışığında, kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğuyla Kanunun aradığı şartları içeren bir erken ödeme (kapama) işlemi bulunup bulunmadığının tespiti için konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Hal böyle olunca; yukarda belirtilen gerekçelerle, H.G.K.nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 27.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy