(3402 S. K. m. 2, 4, 11, 14, 17, 19, 21, 22, 25, 26, 27, 40) (6831 S. K. m. 2) (2924 S. K. m. 11, 12) (Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi Ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 22.3.2011 gün ve 506-407 Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 6.12.2011 gün ve 13160-14104 Sayılı ilamı ile;
(... Tapuda davalı adına kayıtlı olan eski Duacı köyü 873 Sayılı 527 m2 yüzölçümündeki parsel, 5304 Sayılı Kanunun 6. maddesiyle değişik 3402 Sayılı Kanunun 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işleminde, 27882 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 533.34 m2 yüzölçümü ve yeni haritasıyla malik hanesi "tapu kütüğünde olduğu gibi" şeklinde tesbit edilmiş, 3402 Sayılı Kanunun 11. maddesine göre 9.6.2010 ila 8.7.2010 tarihinde ilan edildiği tutanak arkasına yazılmıştır. Orman Yönetimi 8.7.2010 tarihinde, parselin yörede 3116 Sayılı Kanun hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde kısmen tahdit sınırları içinde bırakıldığını belirterek, bu bölümün tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli parselin 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle tapuda Hazine adına kayıtlıyken, Or-Köy Baş Mühendisliği tarafından 2924 Sayılı Kanunun 11 ve 12. maddeleri gereğince, davalıya satılıp, Hazinenin temlikiyle tapuya kaydedildiği, tekrar orman sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davanın hukuki değer taşımayacağı, çekişmeli parselin yenileme kadastrosunun yapıldığı, bu çalışmanın teknik çalışmalarla sınırlı olduğu, yenileme kadastrosu sebebiyle tapu siciline geçmiş ya da geçmemiş mülkiyete dair hakların inceleme konusu yapılamayacağı, yenilemede ilk kadastroda belirlenen sınırlara uyulacağı, tapudaki maliklerin intikal ve ifraz işlemine tabi tutulmaksızın olduğu gibi tapu siciline aktarılacağı gerekçesiyle davanın reddine, davaya konu Duacı köyü 27882 ada 2 Sayılı parselin 533.34 m2 olarak tapu kütüğüne aktarılmasına, sınırların ve yüzölçümünün düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 Sayılı Kanunun 22/a maddesi gereğince yapılan, kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraza ilişkindir.
Dosyadaki tapu senedi fotokopisine göre çekişmeli Duacı köyü 873 parsel sayılı 527 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tamamı, 6831 Sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle Hazine adına kayıtlı iken, Antalya Or-Köy Baş Mühendisliğince 2924 Sayılı Kanunun 11 ve 12. maddelerine göre S. Yiğit, onun tarafından da Gülcan İ.'a, onun tarafından da davalı S. K.'a satılmıştır.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kanunun 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendine göre, ancak teknik çalışmalar yapılabileceği, yenileme kadastrosu sebebiyle tapu siciline geçmiş ya da geçmemiş mülkiyete dair hakların inceleme konusu yapılamayacağı gibi davalının tapusunun Hazinenin satışıyla oluştuğu gerekçeleriyle, keşif ve inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmişse de;
5304 Sayılı Kanunun 6. maddesiyle değişik 3402 Sayılı Kanunun 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi gereğince 'Tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik sebeplerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde, 1. fıkra hükmü uygulanmaz." Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da, "İkinci fıkranın (a) bendinin uygulanacağı alanlar Tapu ve Kadastro Genel Müdürünün onayıyla belirlenir ve çalışmalara başlanmadan en az 15 gün önce çalışma alanında, bölge merkezinde ve bölgenin bağlı olduğu il merkezinde alışılmış vasıtalarla duyurulur, ayrıca varsa yerel gazeteyle ilan edilir. Yapılacak çalışmalarda 2, 4, 14, 17, 19 ve 21. maddeler ile 13. maddenin (B) ve 20. maddenin (B), (C) ve (D) bentleri hükümleri uygulanmaz.".
Kadastro Mahkemesi'nin genel olarak görevi, 3402 Sayılı Kanunun 25. maddesinde, zaman bakımından görev ve yetkisi ise aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenmiştir. 3402 Sayılı Kanunun 22/2-a gereğince yapılan tesbitte taşınmazın mülkiyeti, çapı ve yüzölçümü tartışma konusu edilemez, bu işlemde uygulama kabiliyeti bulunmayan ve harita tekniğine uymayan haritalar yerine, ülke koordinat sistemine uygun sayısal haritaları düzenlenerek, bu tesbitin kesinleşmesi halinde tapu malikleri adına tapuya tescil edilir.
Mahkeme gerekçesinde de kabul edildiği gibi, yetersiz kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığı savıyla açılan davada kadastro mahkemesi görevli olup, taşınmazın mülkiyetine ve niteliğine dair davalarda kadastro mahkemesi görevli değildir. Somut olayda, Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın yenilemeden önceki haliyle kısmen yörede 3116 Sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman tahdidi içinde kaldığı, bu bölümün tesbitinin iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istediğine ve dava dilekçesi aynı zamanda mülkiyete dair bir istem içerdiğine göre, mülkiyete ve tasarrufa dair bu davada genel mahkeme görevlidir. Ancak, dava aynı zamanda 3402 Sayılı Kanunun 22/2 - a maddesi ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılan teknik çalışmaya itiraz niteliği taşıdığından, çalışmanın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı yöntemince araştırılmalı ve bu yönde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmelidir.
Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli parselin yenilemeden önceki tutanak ve haritalarıyla yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılarak, yapılan çalışmanın 3402 Sayılı Kanunun 22/2-a maddesiyle, 26.11.2006 gün ve 26361 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun çalışma yapılıp yapılmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınmalı, yapılan çalışmaların yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirlenirse, bu aykırılıkları giderecek hüküm kurulmalı, çalışmanın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı saptanırsa, Orman Yönetiminin bu yöne temas eden davasının reddine karar verilmeli; dava dilekçesinde aynı zamanda taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan devlet ormanı olduğu iddia edildiğinden, bu davada kadastro mahkemesinin görevli olmadığı gözetilerek, tasarrufa dair bu dava yönünden görevsizliğe karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Davacı Orman İdaresi vekili, dava dilekçesinde aynen; "Antalya İli Kepez ilçesi Duacı köyü sınırları içerisinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi uyarınca yapılan arazi kadastro çalışmalarının tamamlanıp 9.6.2010 tarihinde askı suretiyle ilan edildiğini, Duacı Köyünde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı yasaya göre 1946 yılında yapılmış olup ilan edilerek kesinleştiğini, 6831 Sayılı yasaya göre Orman Kadastrosu ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon işlemlerinin 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 numaralı ekip tarafından yapıldığını, tüm bu çalışmalar sırasında Duacı Köyü'nde bulunan çekişmeye konu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, kadastro ekiplerince yapılan bu çalışmalarda davaya konu parselin davalı yan adına tespit edildiğini, tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın kısmen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığından, yapılan tespitin iptali için itiraz etmek zorunda kaldıklarını," ileri sürerek, çekişmeli taşınmaza dair tespitin iptaliyle taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesiyle orman sınırları dışına çıkarılıp Hazine tarafından davalı yana satıldığı, taşınmazın orman sınırları dışında olduğu, Orman İdaresi tarafından taşınmazların orman olarak Hazine adına tescilinin istenilmesinin haksız olduğu; çekişmeli taşınmazda 3402 Sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme kadastrosunun ilk kadastroya ek bir işlem olup, 2. bir kadastro niteliğinde olmadığı, yenileme kadastrosunun teknik çalışmalarla sınırlı olduğu, mülkiyete dair hakların inceleme konusu yapılamayacağı, taşınmazların fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşumun yeni bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olmadığından yenileme paftalarının nazara alınmadığı, bu sebeple keşif yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine karar başlık bölümüne metni aynen alınan gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını temyize davacı Orman İdaresi vekili getirmiştir.
H.G.K.'nda işin esasına geçilmeden önce, davaya konu 873 (yeni 27882 ada 2 numaralı) parsel sayılı taşınmazın, ilk karardan sonra 1.6.2011 tarihinde dava dışı M. A.'ya satılmış olması nedeniyle, yeni malikin davaya dahil edilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak görüşülmüştür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 873 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-A maddesi uyarınca kadastroya tabi tutulduğu, tutanağın 9.6.2010 ile 8.7.2010 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, orman idaresi tarafından 8.7.2010 tarihinde eldeki davanın açıldığı; davaya konu taşınmazın davalı tarafından 1.6.2011 tarihinde dava dışı M. A.'ya satış yoluyla temlik edildiği ve anılan kişinin davada yer almadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 3402 Sayılı Kadastro Kanunu 40. maddesi; "Çalışma alanlarında, kadastroya başladıktan sonra her türlü akit ve tescil işlemleri taşınmaz malların o andaki kadastro tespit durumu, kadastro müdüründen sorularak alınacak cevaba göre tapu sicil müdürlükleri tarafından yapılır ve kayıt örnekleri derhal kadastro müdürlüğüne gönderilir.
Kadastro tespiti kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası adına yapılmış ve kesinleşmemiş ise, kadastro sonucunu beklemeleri, ilgililere tebliğ olunur; ancak ilgililer kadastro sonunda hasıl olacak kesin durumu kabul edeceklerini noterde düzenlenmiş bir belgeyle veya tapu sicil müdürü huzurunda tespit olunacak ifadeleriyle beyan ederek, aktin veya tescilin yapılmasını isterlerse, bu işlemler tapu sicil müdürlüğünde yapılır ve keyfiyet derhal kadastro müdürlüğüne, dava açılmış ise kadastro mahkemesine bildirilir.
İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve benzeri kararlarla ilgili talepler tapu sicil müdürlüğünce derhal tapu siciline işlenmekle birlikte kadastro tutanağına da geçirilmek üzere resen kadastro müdürlüğüne veya dava açılmış ise kadastro mahkemesine bildirilir." hükmünü düzenlemiş; Aynı Kanunun 26/3. maddesi ise; "Kadastro mahkemesinde görülmekte olan bir davaya konu taşınmaz mal, 40. madde uyarınca başkasına devredildiği takdirde, davaya devralan devam eder." denilmiştir. O halde taşınmazı satın alan M. A.'nın yukarda değinilen maddeler doğrultusunda, davaya usulüne uygun bir şekilde dahil edilerek işin esası hakkında hüküm kurulmalıdır.
H.G.K. görüşmeleri sırasında bir kısım üyeler tarafından, davanın niteliği itibariyle yeni malikin davada yer almasının gerekmediği görüşü savunulmuşsa da, bu görüş yukarda açıklanan sebeplerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Açıklanan bu değişik gerekçeyle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı İdare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının değişik gerekçeyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının iadesine, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2014 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy