(4721 S. K. m. 169)
Dava: Taraflar arasındaki "tedbir nafakası" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 7. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.3.2012 gün ve 2010/388 E.-2012/431 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.6.2012 gün ve 2012/11344 E., 2012/16187 K. sayılı ilamı ile;
(... Davada, tarafların 1986 yılında evlendikleri, davalının 1995 yılından bu yana Özbekistan'da çalıştığı, burada başka bir kadınla yaşadığı, davacı ve müşterek çocuklarıyla ilgilenmediği iddia edilerek, davacı için aylık 1000 TL müşterek çocuk için aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi talep ve dava edilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece deliller tam olarak toplandıktan sonra hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmamış, ne iş yaptıkları, varsa gelir ve malvarlıklarının ne kadar olduğu konularında da hiçbir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Sadece soyut olan tanık beyanları doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tedbir nafakası istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, tarafların 1986 yılında evlendiklerini, davalının 1995 yılından bu yana Özbekistan'da çalıştığını, burada başka bir kadınla yaşadığını, davacı ve müşterek çocuklarıyla ilgilenmediğini iddia edilerek, davacı için aylık 1000 TL müşterek çocuk için aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarda gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesinin atfı dikkate alınarak H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcın yatırana iadesine, 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 440/I. maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.03.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy