(4721 S. K. m. 24) (5510 S. K. m. 79, 95) (Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliği m. 45) (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki "maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: İzmir 1. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.4.2012 gün ve 2007/378 E - 2012/262 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan E... A Ş. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 3.4.2013 gün ve 2012/19645 E.-2013/6544 K. sayılı ilamı ile;
(... Dava, iş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik sebebiyle davacının manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda sigortalıda oluşan iş göremezlik oranının tazminat miktarını doğrudan etkileyeceği açıktır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Kanunun 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler sebebiyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına dair diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler sebebiyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 Sayılı Kanunun 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak şevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine dair raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle: yurt dışında tedavi için yapılacak şevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine dair usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına dair usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığıyla Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde: Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybıyla erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 Sayılı Yasa'ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş. Sosyal Sigorta işlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay içtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.6.1976 günlü, 1976/6-4 Sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davacı da oluşan zararı meydana getiren olayın SSK'ca iş kazası olarak kabul edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 28.7.2008 tarih 1379 Sayılı yazısında özetle: Davacının maluliyetinin tespitine dair herhangi bir sağlık raporu bulunmadığından dolayı herhangi bir işlem yapılamadığının belirtildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda sigortalı yararına hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi sebebiyle işçide oluşan sürekli işgöremezlik oranının 5510 Sayılı Yasa'daki düzenlemeye uygun olarak hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin saptanması gerekmektedir.
Yapılacak iş, sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranını yukarda açıklandığı şekilde yöntemince araştırıp sonucuna göre dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek manevi tazminat miktarını belirlemek ve maluliyete göre ağır bedensel zarara uğramışsa yakınlarına yansıma yoluyla manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, iş kazası sonucu uğranılan zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılardan K.'in işyeri servis aracının karıştığı trafik-iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle, tedavisi için yapılan harcamalarla işgücü kaybı ve çalışamayacak olması sebebiyle gerek K.'in gerekse anne ve babası olan diğer davacıların doğan maddi zararlarıyla, yaşanan manevi acı karşılığı tazminata hükmedilmesini talep etmiş, bilahare davanın uzamaması amacıyla maddi tazminat taleplerini atiye bıraktıklarını beyan etmiştir.
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle, kazanın işyeri veya işverene ait araçta değil, dava dışı şirkete ait araçta meydana gelmesi sebebiyle olayın iş kazası değil trafik kazası olduğu ve asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, üçüncü kişinin %100 kusurunun illiyet bağını keseceğini, taşıma işinin üçüncü kişi tarafından yapılması sebebiyle şirketlerinin kazada sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Aksigorta A Ş. temsilcisi cevap dilekçesinde özetle, davalıya ait aracın trafik (zorunlu mali mesuliyet) sigorta poliçesinin şirketlerince yapıldığını, manevi tazminat taleplerinin K.T.K. 92. madde uyarınca kapsam dışında kaldığını, sürücünün kusuru ve davacıların zararının kanıtlanması durumunda poliçe limiti dahilinde ödeme yapılabileceğini, aksi takdirde haklarındaki davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Kazaya karışan aracın sürücüsü ve maliki olan diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, "bilirkişi raporu uyarınca olayın iş kazası olduğu, davalı sürücünün %75. işveren şirketin %25 oranında kusurlu olduğu, aracın işleteni olan davalının sürücünün kusuru sebebiyle müteselsil sorumlu olduğunun kabulüyle kaza sebebiyle davacı K.'in kafa travması, sağ medialmalleol kırığı tanısıyla tedavi altına alındığı, uzun yargılama sürecinde sürekli işgöremezlik oranı konusundaki işlemlerin sonuçlandırılamadığı, davacının olay tarihinde 26 yaşında iken, genç yaşta geçirdiği kaza sebebiyle ağır travmaya maruz kaldığı, tanık anlatımlarına göre hamileliğinin kaza sebebiyle son bulduğu ve halen psikolojik sorunlar yaşaması sebebiyle evlilik yaşamının da kaza sebebiyle ağır sarsıntı geçirdiği" gerekçesiyle, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne: maddi tazminat isteminin davacılar vekilinin talebini atiye terk beyanı gözetilerek, maddi tazminata dair istem konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalı işveren vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece, "... SGK'na çok sayıda yazı yazıldıktan sonra verilen cevapta, rücuan tazminat davası açılmadığı, işgöremezlik geliri bağlanmadığının bildirilmesi üzerine maddi tazminat konusundaki istemin davacı tarafça geri alındığı, davacı K.'in 19.4.2007-16.5.2007 dönemi yatarak tedavi, 1.5.2008 tarihine kadar istirahatli ve işgöremezlik ödeneğinden yararlanarak geçirdiği süreye dair kayıtların mevcut olduğu, ayrıca manevi tazminatın beş yıllık yargılama sürecinde hüküm altına alınamayışı ve davacılar dışındaki etkenlerden kaynaklanan gerekçelerle ertelenmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu, yargılama sürecinin de ek bir manevi eziyete dönüşmemesi adına, manevi tazminat davasının doğasına uygun olduğu düşünülen bir yaklaşımla ve davacının maddi tazminat konusundaki beyanı da dikkate alınarak hükme bağlandığı, öte yandan manevi tazminat, hukuka aykırı tecavüzden doğan acı, elem ve ızdırabın telafisini amaçladığından yine yakınına yönelik ihlal nedeniyle, bu kişiyle duygusal bağ içindeki yakınlarının doğrudan doğruya kendi kişilik haklarının ihlali sonucu doğduğundan manevi tazminat konusunun hükme bağlanabilmesi için kaza sonrası yaşanan süreç, toplanan kanıtlarla dinlenen tanık anlatımlarının yeterli bulunduğu ve manevi tazminat tutarının belirlenmesinde unsur olarak ele alınabilirse de gözetilme zorunluluğu bulunmayan sürekli işgöremezlik oranının kesin biçimde belirlenmesine gerek duyulmadığı, buna karşın dava dilekçesinde dile getirilen tutardan esaslı indirim yapıldığı, sürekli işgöremezlik durumu oluşmadan manevi tazminata hükmedilemeyeceği yönünde bir düzenleme de bulunmadığı...", gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair olarak direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, manevi tazminat miktarının belirlenebilmesi için işçide oluşan sürekli işgöremezlik oranının saptanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, hukuk düzenince korunan kişisel değerlerin tamamı, kişilik hakkının konusunu oluşturur. Kişisel değerler, insanın insan oluşu sebebiyle sahip olduğu vücut, sağlık, yaşam gibi bedensel bütünlüğe bağlı değerlerle ruhsal bütünlük, faaliyet özgürlüğü gibi ruhsal değerleri kapsar (Kılıçoğlu Ahmet; Hukuksal Sorumluluk, Ankara 1993. 2.baskı. s.6). Kişisel değerlere yapılan saldırı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanun'un 24. maddesiyle hukuken koruma altına alınmış olup, maddede yer alan hukuksal korumadan yararlanılabilmesi için saldırı yanında haksız fiilin diğer bir unsuru olan zararın kanıtlanması da zorunludur.
Bu kapsamda bir haksız fiil olan iş kazası sonucu sigortalıda oluşan işgöremezlik oranı, sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerini, diğer bir ifadeyle iş kazası sonucu meydana gelen zararı ve dolayısıyla tazminatın miktarını doğrudan etkilediğinden, sigortalıda oluşan sürekli işgöremezlik oranının saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır.
O halde kural olarak, sigortalı yararına hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi sebebiyle işçide oluşan sürekli işgöremezlik oranının 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndaki düzenlemeye uygun olarak hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin saptanması gerekmektedir.
H.G.K.ndaki görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından yukarda açıklanan ilke doğrultusunda, sigortalı yararına hükmedilecek manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi sebebiyle işçide oluşan sürekli işgöremezlik oranının somut olay yönünden de saptanması gerektiği görüşü dile getirilmiş ise de, çoğunluk tarafından somut olayın özellikleri gereğince direnme konusu uyuşmazlık yönünden sigortalıda işkazası sonucu meydana gelen zarar yönünden sürekli işgöremezlik oranını saptanmasına gerek olmadığı kabul edilmiştir.
O halde yukarda da belirtildiği üzere somut olayın özelliğine göre, davacılardan K.'e ait ve dosya içerisinde bulunan sağlık kurulu raporlarının içeriği, kazanın, oluş şekliyle ölüm ve birden fazla sigortalının yaralanmasıyla sonuçlanması, davacıların kaza sonrası ve tedavi sürecinde yaşadıklarına dair tanık beyanlarıyla temyiz edenin sıfatına ve mahkemece dosya kapsamına göre talep edilen manevi tazminat miktarlarından yapılan indirim miktarına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalılardan E... A Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarda açıklanan sebeplerle 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici Madde 3" atfıyla direnme kararının ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (1.280.55 TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 17.12.2014 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy