(6100 S. K. m. 46, 47, 48) (1086 S. K. m. 573)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 13.Hukuk Dairesince:
(...Davacılar vekili 23.5.2012 harç tarihli dava dilekçesinde; Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davacı Av. N. D.'in 2008/79 Esas numaralı davayla eldeki davanın davacıları olan muris N. A. aleyhine vekalet ücretinden kaynaklı açtığı itirazın iptali davasında ihbar olunan hakimin kesinleşen nihai karara göre 7.700,00 TL asıl alacak ile 3.080,00 TL inkar tazminatı olmak üzere toplam 10.780,00 TL alacağa karşılık sadece paraya konulan ihtiyati tedbirin bile fazlasıyla yeterken takibin yaklaşık 15 misli değerinde haksız ve teminatsız ihtiyati tedbir konularak müvekkilinin zarara uğradığını, asıl kararın Yargıtay 13.Hukuk Dairesince bozulması üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasını yerel mahkemeden talep etmelerine rağmen haksız olarak tedbirin devamına karar verildiğini, bu davanın Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nce bozulması üzerine 2010/183 Esas numaralı dosyada işlem gören dava ve öncesi Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/11 Değişik İş Esaslı davada: N. A.'ün bankadaki parasına, Çankaya'daki oturduğu "çukurca mahallesi ada: 26782, parsel: ...'daki konutuyla yine memleketi olan Gümüşhane, kelkit, özen köyünde mevcut tüm gayrimenkullerine teminatsız bir şekilde ve Av. N. D.'in alacağının çok üstünde orantısız biçimde taşkın ihtiyati tedbir kararı verilerek ve sürdürülerek davacıların murisinin (N. A.'ün) zarara uğraması sebebiyle davalı aleyhine şimdilik 10.000 TL Maddi 10.000 TL Manevi tazminat davası açmıştır.
Davalı Maliye Bakanlığı 27.6.2012 tarihli cevap dilekçesinde davacının süresi içinde dava açmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, iddia edilen zarar sebebiyle bakanlığın sorumluluğu olmadığı ve ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanununun 48. maddesine göre dayanılan sorumluluk nedenlerinin, delillerinin açıkça belirtilmesi gerektiği halde, sorumluluğu ispata yarayacak yeterli delil sunulmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İhbar edilen vekili tedbir kararının müvekkili tarafından verilmediğini, 1086 Sayılı Kanunun 573. maddesi şartlarının gerçekleşmediğini savunmuştur.
Eldeki davada tazminata konu olan yargılama işleminin esasını teşkil eden dava dosyasının incelenmesinde: Ankara 11.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/676 Esasında görülen N. A. aleyhine msb tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasında Avukat N. D.'in N. A. vekili olarak görev yaptığı, aynı bakanlığa karşı açılan alacak davasıyla davanın birleştirildiği, iş bu davanın olumsuz sonuçlanması ve yargı yollarının tükenmesi üzerine süresi içinde AİHM'e başvurulduğu, 29.11.2007 tarihinde N. A.'e 145.000 Euro tazminat ödenmesine karar verildiği, MSB aleyhine açılan davanın davacı/davalısı olan N. A. vekili sıfatıyla oğluyla Avukat N. D. arasında 17.1.2000 tarihinde imzalanan avukatlık ücret sözleşmesiyle kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat ve tapu iptali ve tescili davalarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne müracaatla işlerini yürütmek için Türk mahkemelerinde veya AİHM'de belirlenecek bedelin %20'si üzerinden anlaştıkları, vekilin 30.1.2008 tarihinde azledildiği, azil üzerine avukatlık ücretinin tahsili için Ankara 16.İcra Müdürlüğünün 2008/2704 Sayılı dosyasıyla takibe geçildiği itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/79 Esas 2009/44 Karar sayılı kararıyla avukatın davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 50.419,40 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, anılan kararın dairemizin 2009/4783 Esas-2009/11942 Karar sayılı ilamıyla davalı N. A. yararına bozulmasına karar verildiği, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda bozmaya uyularak 2010/183-470 Ek sayılı karar ile bu kez 7.700,50 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, kısmen kabul kararı safahattan geçerek 12.2.2012 tarihinde kesinleştiği iş bu davanın da süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
6100 Sayılı H.M.K.47. maddesinde "Davaların Açılacağı Mahkeme" başlığı altında yargısal faaliyetten dolayı devlet aleyhine açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme belirlenmiş. Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde: Yargıtay Başkan ve üyeleriyle kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı açılacak ise, Yargıtay H.G.K.'nda açılacağı ve İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla görüleceği düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde de "ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı devlet aleyhine açılan tazminat davası, dava konusuna göre temyiz edilse idi, temyiz incelemesi Yargıtay'ın hangi hukuk dairesinde yapılacak idiyse o hukuk dairesinde: Yargıtay Başkan ve üyeleriyle kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve davranışlarından dolayı açılacak tazminat davasının da Yargıtay H.G.K.'nda açılacağı ifade edilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davanın ihbar edildiği Ankara ... Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi A.T.E.'ın 15.12.2014 tarihli HSYK kararıyla Yargıtay'a üye seçildiği, ve kazandığı yeni statü sebebiyle H.M.K.47. maddesi hükmü gereğince Yargıtay üyeleri aleyhine ancak Yargıtay H.G.K.nda hakimlerin hukuki sorumluğuna dayanılarak tazminat davası açılabileceği gözetilerek Dairemizin görevsizliğine dosyanın yüksek dereceli ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay H.G.K.na göndermek gerektiği kanaatine ulaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Hüküm: Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere:
1- İhbar olunan Hakimin 15.12.2014 tarihli HSYK kararıyla Ankara Hakimliğinden Yargıtay Üyeliğine seçilmesi ve hukuken görevine başlaması sebebiyle H.M.K.nın 47. maddesi gereğince yüksek dereceli yargılama mercii olan Yargıtay H.G.K.nun görevli olması bundan sonraki işlemlerin mahkemesince yapılması gerektiğinden Dairemizin görevsizliğine, talep halinde dosyanın kesinleştikten sonra görevli ve yetkili Yargıtay H.G.K.na gönderilmesine,
2- Yargılama giderlerinin görevli mahkemece takdirine,...",
Dair oybirliğiyle verilen 16.12.2014 gün ve 2014/1-8 Sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili Av. M. B. B. 23.5.2012 harç tarihli dava dilekçesiyle: "... Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde muris N. A. aleyhine vekalet ücretinden kaynaklı açılan itirazın iptali davasında ihbar olunan hakimin kesinleşen nihai karara göre 10.780,00 TL alacağa karşılık sadece paraya konulan ihtiyati tedbir bile fazlasıyla yeterken, takibin yaklaşık 15 misli değerinde haksız ve teminatsız ihtiyati tedbir konularak müvekkilinin zarara uğratıldığını, asıl kararın Yargıtay 13.Hukuk Dairesince bozulması üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasının talep edilmesine rağmen haksız olarak tedbirin devamına karar verildiğini, murisin tüm gayrimenkullerine teminatsız bir şekilde alacağın çok üstünde orantısız biçimde taşkın ihtiyati tedbir kararı verilerek ve sürdürülerek davacıların murisinin (N. A.'ün) zarara uğratıldığını..." iddia ederek şimdilik 10.000 TL maddi 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Maliye Hazinesi vekili ise H.M.K.nun 46. maddesindeki koşullar oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla yukarda başlık bölümüne alınan gerekçeyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 13. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarda açıklanan sebeplerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilamı harcı peşin alındığından başka harç alınmasına mahal olmadığına, 27.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy