MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davacı vekili, davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili ile davalı Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkiline sigortalı bulunan emtianın, davalıların taşıyıcısı, sigortacısı, maliki ve sürücüsü olduğu taşıma sırasında 26.10.2009 tarihinde çalındığını, davalı ...’ın şoför olarak dikkatsizliği ve özen eksikliği, davalı ...Ş.’nin de sigortacısı olarak olayın hırsızlık kapsamında olması nedeniyle zararda sorumluluklarının bulunduğunu, ayrıca davalı ...’ın araç maliki, diğer davalıların ise nakliyeci olarak zarardan sorumlu olduklarını, müvekkilinin sigortalısına 28.01.2009 tarihinde 187.078TL tazminat ödediğini ve haklarına halef olduğunu ileri sürerek anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı:
5. Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.04.2012 tarihli ve 2009/653 E., 2012/78 K. sayılı kararı ile; davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş.’nin (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) üst taşıyan, davalı Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd Şti.’nin alt taşıyan olduğu, diğer davalılar araç maliki ... ve sürücü ...'ın taşıyan sıfatına sahip olduklarına ilişkin bir delile rastlanmadığı, dava konusu olayın gerçekleştiği İtalya'nın hırsızlık olaylarının yoğun yaşandığı bir ülke olup, taşıyıcının gerekli dikkat ve özeni göstermesi, aksi hâlde kusurlu sayılmasının gerektiği, davalı ...'ın adına kayıtlı araçta meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle haksız fiil veya sözleşmeye dayalı olarak sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, araç şoförünün haksız fiil hükümlerine göre de sorumlu tutulamayacağı, zira hırsızlık veya gasp suçlarının ancak mağduru sayılabileceği, şoförün bu suçlara iştirak ettiği hususunda yeterli delilin de bulunmadığı, bir ihmal var ise bundan adam çalıştıran taşımacının sorumlu olacağı, faturadaki emtia bedeli 78.962,27Euro'nun CMR’nin 23/2. maddesindeki gerçek değeri yansıttığı, talep edilebilecek tazminat tutarının ise emtia ve navlun bedeli olmak üzere toplam 80.462,27Euro olduğu, ödeme tarihindeki bu bedelin karşılığının 173.154,80TL olduğu, CMR’nin 23/3. maddesine göre davacının talebinin sorumluluk sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle davalılar ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) ile Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd Şti. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 173.154,80TL'nin anılan davalılardan tahsiline, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) ile Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2014 tarihli ve 2012/13597 E., 2014/4823 K. sayılı kararı ile; “…1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar ... Loj. A.Ş. (yeni unvanı BLG Loj. A.Ş.) vekili ile Bahadıroğlu Nak. Ltd. Şti. vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışından kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece davalı ... tarafından sevk ve idare edilen araç ile Via Peretto/Brescia'daki park yerinde gelindiğinde, çekici ile dorsenin birbirinden ayrıldığının, dorsenin park yerinde bırakılarak çekici ile yiyecek almaya gidildiğinin, bir saat sonra geri dönüldüğünde dorsenin yerinde bulunamadığının, sonuçta dava dışı sigortalıya ait emtianın bu şekilde çalındığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Her ne kadar mahkemece davalı ...'nin haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulamayacağı, hırsızlık suçunun ancak mağduru sayılabileceği, bir ihmal varsa bundan adam çalıştıran taşıyıcının sorumlu olacağı gerekçesiyle davalı sürücü hakkındaki davanın reddine karar verilmişse de, dava konusu olayın bu şekilde gerçekleştiği somut uyuşmazlıkta, davalı sürücünün sorumluluğu haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Diğer bir deyişle davalı sürücü, dava dışı sigorta ettirene ödeme yapıp onun haklarına halef olan davacıya karşı da kusur sorumlusudur. Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı sürücünün taşıyan sıfatıyla değilse de haksız fiil hükümlerine göre sorumluluğunun gündeme gelebileceği bildirilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı sürücünün haksız fiil hükümlerine göre zarardan sorumlu olup olmadığının, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle bu davalı hakkındaki davanın da reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca mahkemece, davalı ... şirketi hakkındaki davanın da reddine karar verilmişse de, bu konuda karar yerinde hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Oysa HUMK.'nın 388. (HMK.'nın 297.) maddesi hükmüne göre, mahkeme kararlarının en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerekir. Öte yandan, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir.
Bu itibarla mahkemece davalı ... şirketi hakkındaki davanın hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir...” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.07.2015 tarihli ve 2015/168 E., 2015/521 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; davalı ...Ş. bakımından bozma kararının yerinde olduğu, zararın aracın güvenli bir park yerine park edilmemesi sebebiyle sigortacının sorumluluğunun bulunmadığı yolundaki bilirkişi kurulu görüşüne aynen iştirak edilerek sigorta teminatı kapsamında olmayan zararın davalıdan istenemeyeceği, hırsızlık hususunun Yargıtay tarafından kabul edildiği, davalı şoför ...’ın hırsızlık olayının failleri ile irtibatının tespit edilemediği, olayda kastının bulunmadığı, mağdur olduğu, davalı şoför ...’ın yemek almaya gittiğinde aracın soyulduğunun kabul edilerek kesinleştiği, aracı güvensiz bir bölgede bırakarak ihmal ile hırsızlığa sebebiyet verdiğinden kusuru olduğu kabul edilse dahi yemek almaya gitmesi hukuka aykırı bir fiil olarak kabul edilemeyeceğinden zararı gidermekle yükümlü olmadığı gerekçesiyle kısmen direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu taşıma sırasında gerçekleşen hırsızlık sonucu zayi olan yüke ilişkin olarak davalı araç sürücüsünün haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumluluğunun değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukukî yararının bulunup bulunmadığı ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
13. Öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelere kısaca değinilmelidir.
14. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için gerekli olan unsurlardır. Diğer bir anlatımla, dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
15. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı tarih itibariyle bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi gerekir.
16. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup bu maddenin 1. fıkrasının (h) bendinde "Davacının, dava açmakta hukukî yararının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır.
17. Medeni usul hukukunda hukukî yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine işaret eder. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.
18. Yine bu yararın "hukukî ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması da gerekir (Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, s. 135).
19. Öte yandan dava açılmasında olduğu gibi, mahkemeye yapılan her talep için, talepte bulunanın hukukî yararının varlığı şarttır. Aksi hâlde mahkeme, böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, Ankara 2020, s. 390).
20. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; kanun yolu davanın taraflarına tanınan bir hukukî yoldur ki; bununla yanlış olan kararların (daha doğrusu yanlış olduğu iddia edilen kararların) tekrar incelenmesi ve değiştirilmesi sağlanır.
21. Hüküm mahkemelerinin karar verirken yanlış yapmaları ihtimali bulunduğundan, verilen kararların daha yüksek bir mahkeme tarafından kontrol edilmesi için, her hukuk sisteminde kanun yolları kabul edilmiştir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt III, İstanbul 2001, s. 4483).
22. Kanun yollarından biri de temyiz kanun yolu olup nihai bir karar, kanunda öngörülen süre içinde, harca tabî ise harcı yatırılarak temyiz edilebilir. Bunlara ilaveten nasıl ki, davacının dava açmakta hukukî menfaatinin bulunması gerekiyorsa, temyize başvuranın da hukukî menfaatinin bulunması gerekir. Buna göre temyiz yoluna başvuran tarafın temyiz ettiği kararın kaldırılması ya da değiştirilmesinde korunmaya değer bir menfaati olmalıdır. Davada haklı çıkmış olan tarafın da hukukî menfaati bulunmak kaydıyla hükmü temyiz etmesi mümkündür.
23. Yeri gelmişken usulî kazanılmış hak kurumuna kısaca değinilmesi gerekmektedir. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
24. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmekte olup, bu noktada bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğacağı gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir.
25. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı).
26. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması, o konuda yeni bir kanunun yürürlüğe girmesi, uygulanması gereken kanun hükmünün hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi, görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ile bozma kararının maddi hataya dayanması hâllerinde usulî kazanılmış hak oluşması mümkün değildir.
27. Somut olayda; mahkemece verilen ilk karar, davacı vekili ile davalılar ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili ve Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece davalılar ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili ve Bahadıroğlu Uluslararası Nak. İnş. Tur. Pet. Ür. Gıda Tic. Ltd. Şti. vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı ...’ın sürücü olarak haksız fiil hükümleri kapsamında zarardan sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılarak bir karar verilmesi gerektiği, yine davalı ...Ş. yönünden gerekçesiz olarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozulduğu, bozma kararına karşı davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekilinin de aralarında olduğu davalı ...Ş. dışındaki davalılar vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmesi sonrasında mahkemece, davalı ... yönünden verilen bozma kararına karşı kısmen direnme kararı verilmiş olup direnme kararı davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
28. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; Özel Dairece davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle bozma kapsamı dışında kalan bu yönlerin kesinleştiği, usulî kazanılmış hakkın istisnalarının bulunmadığı, davalı sürücü ... aleyhine olan bozma nedenine ise mahkemece direnilmesi karşısında artık davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş.’nin (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) kendisi yönünden kesinleşen bu kararı temyiz etmekte hukukî yararının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
29. Bu nedenle davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekilinin temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı ... Nak. ve Loj. Hizm. Tic. A.Ş. (Yeni unvan: ... Lojistik Dağ. Dep. Taş. Tic. A.Ş.) vekilinin temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy