MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “miras ortaklığına temsilci atanması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ...'nın 24.06.2002 tarihinde vefat ettiğini, müvekkili tarafından murisin terekesine dayalı olarak Karşıyaka Belediyesine karşı tapu iptali ve tescil davası açıldığını, tüm mirasçıların birlikte hareket edemediğini ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 640. maddesi uyarınca murisin terekesine temsilci atanmasını, atanacak tereke temsilcisine tereke adına açılmış ve açılacak davaları takip etme ile avukat tutulmasına ilişkin yetki ve izin verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... duruşmadaki beyanlarında; aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
6. Diğer davalılar ... ve ..., yargılamaya katılmamış, cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkeme Kararı:
7. Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.11.2015 tarihli ve 2015/848 E., 2015/1217 K. sayılı kararı ile; davacı vekili tarafından Karşıyaka 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/316 E. sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığının bildirildiği, bildirilen dava dosyasında davalıların taraf olmadığı, terekeye mümessil tayininin kime, neden, niçin tayin edileceği hususunun da belli olmadığı, terekeye mümessil tayini için taraflara ya da mirasçılara tebligatın yapılamamış olması gerektiği, davalılara tebligat çıkartılarak tebliğ edildiği, duruşmaya geldikleri, davada miras ortaklığına temsilci atanmasını gerektirecek bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 19.10.2016 tarihli ve 2016/2269 E., 2016/8536 K. sayılı kararı ile;
"…Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir (TMK m. 640/1) ve miras ortaklığının varlığı durumunda, mirasçılardan birisinin istemi üzerine ortaklığa paylaşmaya kadar bir temsilci atanabilir (TMK m. 640/3).
Somut olayda; davacı tapu iptali ve tescil davasında tereke adına talepte bulunduğundan TMK'nın 640. maddesine göre terekeye temsilci atanmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli ve 2016/1479 E., 2017/743 K. sayılı kararı ile; aynı taşınmaza ilişkin Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/608 E. sayılı dava dosyasında terekeye temsilci atanması isteminde bulunulmadığı, Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/17 E. sayılı dava dosyasında da taşınmazdaki ortaklığın giderilmesinin talep edildiği ve taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/316 E. sayılı dava dosyasında davalı olarak sadece Karşıyaka Belediyesinin gösterildiği diğer ilgililerin taraf olarak gösterilmediği, davaya da dahil edilmedikleri, terekeye mümessil tayininin kime neden, niçin tayin edileceği hususunun belirtilmediği, terekeye mümessil tayini için tebligatların yapılmamış ya da yapılamamış olması gerektiği, bu kişiler davada taraf olarak gösterildiğinde kendilerine tebligat yapılmasının mümkün olduğu, davada terekeye mümessil tayini koşullarının oluşmadığı, yine mahkemece miras ortaklığına temsilci atanmasına ilişkin verilen 14.10.2014 tarihli ve 2014/384 E., 2014/1078 K. sayılı ile 20.10.2013 tarihli ve 2013/970 E., 2013/1261 K. sayılı kararların Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacının Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/316 E. sayılı dosyası ile açtığı tapu iptali ve tescil davası nedeniyle TMK'nın 640/3. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; direnme adı altında verilen kararın gerekçesinde önceki gerekçeye ilave olarak; Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/608 E. sayılı ve Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/17 E. sayılı dava dosyalarında terekeye temsilci atanması talebinde bulunulmadığı, taraf teşkilinin sağlandığı, yine mahkemece verilen 14.10.2014 tarihli ve 14.10.2014 tarihli ve 2014/384 E., 2014/1078 K. sayılı ile 20.10.2013 tarihli ve 2013/970 E., 2013/1261 K. sayılı kararların Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı gerekçesine yer verilmiş olması karşısında, kararın yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış, mahkemece direnme kararında değinilen dava dosyalarının somut uyuşmazlık bakımından yeni delil niteliğinde olmadığı ve mahkemenin gerekçesini önceki kararına göre genişletip var olan gerekçeyi değiştirmediğinden kararın yeni hüküm olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle de ön sorun bulunmadığı hususu oy birliği ile kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
IV. GEREKÇE
14. Bilindiği üzere, TMK'nın 599. maddesi hükmü uyarınca miras; murisin ölümüyle mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul- gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibariyle hak sahibi olurlar.
15. Türk Medeni Kanunu'nun “Miras ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde de;
“Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır…” hükmü öngörülmüştür.
16. Tereke (miras ortaklığı) TMK'nın 701 ve devam eden maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tâbidir. Elbirliği mülkiyeti, yasa veya yasada gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olmaları durumudur. TMK'nın 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır.
17. Elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK'nın 701. maddesinde “...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır...” biçiminde yer almıştır. Bu itibarla elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyette, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Yasada veya elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunludur.
18. Türk Medeni Kanunu'nun 702/2. fıkrası, “Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir” hükmünü taşımaktadır. Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına dava açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
19. Türk Medeni Kanunu'nun 702/4. fıkrasında da “...ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır...” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde TMK'nın 640. maddesinde de vurgulanan korumadan anlaşılması gerekenin ne olduğu da önem arz etmektedir. 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girmesinden önce elbirliği ile (iştirak hâlinde) mülkiyet 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 581. maddesinde düzenlenmişti. Ancak uygulamada karşılaşılan bazı güçlüklerin giderilmesi için yeni düzenlemede TMK'nın 640. maddesine “Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır” hükmünü içeren dördüncü fıkra eklenmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, mirasta terekenin tâbi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmaları nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunması amacıyla hareket edememeleriydi. Maddeye eklenen dördüncü fıkra, bu eksikliği giderme amacına yönelik olarak getirilmiştir.
20. Buna göre; olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması bozulacak olanların satılması, acele olarak yapılması zorunlu bulunan işlemin yerine getirilmesi ile istihkak, el atmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi taksimi mümkün olmayan talepler, ortaklardan her biri tarafından dava yoluyla ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 20.03.2013 tarihli ve 2012/8-861 E.,2013/391 K.; 05.10.2016 tarihli ve 2014/14-1243 E., 2016/958 K. sayılı kararları).
21. Türk Medeni Kanunu'nun 702/2. maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oybirliği ile karar vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına dava açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu durumda davanın hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilmesi gerekmektedir.
22. Ancak dava halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bir ya da bir kısım mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açarsa, böyle bir dava reddedilir. Çünkü, bir veya bir kısım mirasçının iştirak hâlindeki pay üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) olanak yoktur. Diğer bir anlatımla, öteki mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması, ya da miras ortaklığına bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam edilmesi mümkün değildir ve davanın reddi gerekir.
23. Aynı nedenle, tereke temsilcisi de, bir mirasçının yalnız kendi payı için açmış olduğu davaya icazet verip davayı devam ettiremez. Yargıtayın yerleşik uygulaması ve öğretinin görüşü bu yöndedir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı 2001, C.1, s. 984 vd).
24. Yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesine gelince; davacı tarafından muris ... terekesi adına Karşıyaka Belediyesine karşı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, tüm mirasçıların birlikte hareket edemedikleri belirtilerek TMK'nın 640. maddesi uyarınca murisin terekesine temsilci atanması isteğinde bulunulduğu, davacı vekili tarafından bildirilen Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/316 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı olarak ... terekesi gösterildiği, muris ... adına düzenlenen tapu tahsis belgesi uyarınca dava konusu taşınmazda davalı Karşıyaka Belediyesi hissesine tekabül eden kısmın iptaline ve muris ... (tereke) adına tesciline karar verilmesinin talep edildiği ve dava dilekçesinde terekeye temsilci atanması için dava açıldığının bildirildiği görülmüştür.
25. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde, somut olayda davacının muris ... adına kayıtlı tapu tahsis belgesine dayanarak, miras ortaklığı adına tapu iptal ve tescil istemiyle dava açtığı tartışmasız olup, elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyet söz konusu olduğunda; davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine atanacak temsili aracılığıyla davanın sürdürülmesi; bu yolla davanın görülebilirlik koşulu yerine getirildikten sonra davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekir. Davacı tarafından Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın derdest olduğu, davadan haberdar olan diğer mirasçıların da davaya icazet vermedikleri anlaşılmaktadır.
26. O hâlde mahkemece, davacının talebi doğrultusunda terekeye temsilci tayin edilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
27. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Geçici 3. maddeye göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun'un Kanunu’nun 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.12.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.