MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verilen konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 24.11.2014 tarihli dava dilekçesinde; sanayi grubu elektrik abonesi olan müvekkilinden haksız şekilde kayıp-kaçak, perakende satış hizmeti, sayaç okuma, dağıtım, iletim bedeli gibi isimler altında tahsilat yapıldığını, faturalara bu alacak kalemlerinin yansıtılmasının yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürerek 2010-2012 yılları arasında müvekkili tarafından ödenmek durumunda kalınan (KDV'si ile birlikte) toplam 403.060TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; talebin haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verdiği 10.12.2015 tarihli ilk kararla dava kabul edilmiş, davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.12.2016 tarihli kararıyla, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren ve derdest davalara da uygulanması gereken 6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikler yönünden mahkemece değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
7. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece 06.04.2017 tarihli ve 2017/75 E., 2017/198 K. sayılı karar ile; söz konusu kanun değişikliğiyle 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine eklenen 10. fıkra ile Enerji Piyasası Denetleme Kurumunun gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlediği bedellere ilişkin olarak yapılan başvuru ve davalarda mahkemelerin ve tüketici hakem heyetlerinin yalnızca bu bedellerin Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimiyle sınırlı yetkisinin olduğu düzenlenmesinin getirildiği, bu düzenlemenin geçmişe etkili olarak derdest davalarda da uygulanacağı yönünde açık hüküm bulunduğu, eldeki davada tarifeye aykırılık iddiası bulunmadığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı ve işin esası hakkında karar verilemeyeceği, davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinin tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, somut olayda davanın açılmasına davalının sebep olduğu gerekçesiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 6 ve 13. maddelerine göre hesaplanan 30.072,41TL vekâlet ücreti ile bakiye 20.649,75TL harcın ve sair yargılama giderlerinin davalından tahsiline karar vermiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay 3. Hukuk Dairesince 28.09.2017 tarihli ve 2017/13953 E., 2017/12979 K. sayılı karar ile; kararın birinci bendinde davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine karar verdikten sonra, ikinci bent ile “…Dava açılırken nispi harca tabi olan işlerde davanın konusuz kalması üzerine maktu karar ve ilam harcı alınması gerekir.
Bu durumda, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasına göre Harçlar Kanunu gereğince maktu harca hükmedilmesi, davacı yararına da maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. Mahkemece 11.01.2018 tarihli ve 2017/383 E., 2018/1 K. sayılı karar ile; davalı aleyhine maktu harç yüklenmesi yönündeki bozma gerekçesine uyulmuş, vekâlet ücreti yönünden ise önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun hükmü gereği eldeki davada dava konusu edilen talebin hukuken incelenme imkânının kalmadığı ve mahkemece davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varıldığı gözetildiğinde, davalı aleyhine nispi vekâlet ücretine mi maktu vekâlet ücretine mi hükmedilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır
III. GEREKÇE
13. Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, somut olayda sonradan yürürlüğe giren ve derdest davalara da uygulanması gereken kanun değişikliği nedeniyle davaya konu talebin incelenme imkânının kalmadığı, bu sebeple davanın konusuz kaldığı ve davanın açılmasında davalının kusurlu olduğu değerlendirmesiyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği noktalarında Mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmadığından kesinleşen bu hususların Hukuk Genel Kurulu incelemesinin kapsamı dışında kaldığı belirtilmelidir.
14. Bu belirlemeden sonra davalının maktu mu yoksa nispi vekâlet ücretinden mi sorumlu tutulması gerektiği incelenirken önce konuyla ilgili mevzuat hükümlerine kısaca değinmekte fayda vardır.
15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 331/1. maddesi “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde doğrultusunda, davanın açıldığı tarihte haksız olduğu tespit edilen taraf yargılama giderlerini ödemekle yükümlü olacaktır. Nitekim somut olayda yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesi gerektiği hususu çekişmesiz kalmıştır.
16. Bu hâlde hükmolunacak vekâlet ücret karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT çerçevesinde belirlenir.
17. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.”
18. Tarifenin 13. maddesinin birinci fıkrası ise “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir” şeklindedir ve eldeki davada bu çerçevede hükmedilecek vekâlet ücreti nispi vekâlet ücretidir.
19. Hâl böyle olunca Mahkemece davacı lehine maktu değil nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki direnme kararı haklı ve yerindedir.
20. Bununla birlikte direnmeye ilişkin gerekçeli kararın başlık kısmında dava tarihinin 24.11.2014 olması gerekirken 28.11.2017 olarak gösterilmesinin, mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata teşkil ettiği değerlendirilerek bozma nedeni yapılmadığı belirtilmelidir.
21. Sonuç itibariyle direnme uygun olup uyulan kısımlara yönelik diğer temyiz itirazları inelenmek üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun olup davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Geçici Madde 3” hükmü atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy