MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum tarafından ... Eczanesi hakkında yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen 14.12.2011 tarihli ve 02 sayılı soruşturma raporu ile davalı doktorun hasta olmayan sigortalılar adına reçete düzenlenmesinden dolayı müvekkili kurumun uğramış olduğu zararın davalıdan yazı ile istenildiğini, zararın ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğünün 2013/15 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı Kurum tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, takibe konu alacağın müvekkilinin hastalarına yazdığı reçetedeki ilaçların bedeli olduğunu, muayeneye gelen hastaların kimlik kontrolleri ile kayıtlarını yapma görevinin hasta kabul servisine ait olup müvekkilinin hastayı muayene ettikten sonra reçete yazdığını, bu nedenle açılan davayı kabul etmediğini, ayrıca konuyla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ... Kaymakamlığının 2012/20 sayılı kararı ile de soruşturma izni verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2016 tarihli ve 2015/798 E., 2016/301 K. sayılı kararı ile; bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davalının dava konusu olayda davacı ... zarara uğratıcı kast ve ihmâlinin bulunmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukukî yararının da olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/3111 E., 2017/6467 K. sayılı kararı ile;
“…Bilindiği üzere hukuki yarar; davacının sübjektif hakkına hukukî koruma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır.
Somut olayda; ... İcra Müdürlüğünün 2013/15 esas sayılı takip dosyasında, alacaklının davacı ..., borçlunun ise davalı doktor ... olduğu, kurum müfettişlerince düzenlenen 14/12/2011 tarih ve 02 sayılı soruşturma raporunda belirlenen ... Eczanesi- ... ... ile birlikte yapılan usulsüz faaliyetler sonucu kurumun uğradığı iddia edilen zararının tahsili amacıyla icra takibi yapılmış, davalının borca itirazı nedeniyle de eldeki işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Borcun asıl kaynağını davalının haksız fiili ile kurumun uğradığı zarar oluşturduğuna göre, davacının İİK. hükümlerine göre icra takibi yapmakta hukuki yararı vardır. Mahkemece davanın esastan incelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi yerine belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli ve 2018/117 E., 2018/317 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı Kurumun İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra takibi yapmakta ve eldeki itirazın iptali davasını açmakta hukukî yararının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın esastan incelenip karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
13. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).
14. Bir başka anlatımla itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
15. Gelinen bu noktada uyuşmazlığın çözülmesi için hukukî yarar üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
16. Medeni usul hukukunda hukukî yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.
17. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin gerekçesinde de "...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir..." yönünde açıklamalara yer verilmiştir.
18. Öte yandan bu yararın "hukukî ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması da gerekir (Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, s.135).
19. Hukukî yarar dava şartlarından olup HMK'nın 114. maddesine göre, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan, olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bu nedenle menfaate, davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı da denilmektedir (Hanağası, s.19-21).
20. Bir davada, menfaat (hukukî yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır.
21. Bu ilkeden hareketle bir davada hukukî menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır (Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.946-949).
22. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; davacı Kurumun müfettişlerince düzenlenen 14.12.2011 tarihli ve 02 sayılı soruşturma raporunda belirlenen “... Eczanesi-... ...” ile birlikte yapılan usulsüz faaliyetler sonucu Kurumun uğradığı iddia edilen zararının tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğünün 2013/15 E. sayılı icra dosyasıyla icra takibi yapıldığı, alacaklının davacı ..., borçlunun ise davalı doktor ... olduğu, davalının borca itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu ve davacı tarafından eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Borcun kaynağını davalının haksız fiili ile Kurumun uğradığı zarar oluşturduğuna göre, davacının İİK hükümlerine göre icra takibi yapmakta ve itirazın iptali davasını açmakta hukukî yararı olduğu açıktır.
23. Bu durumda, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değildir.
24. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.09.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy