MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; davalının 28.03.2012 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi ve Business Card Üyelik Sözleşmesi ile müvekkiline 813.179,56TL borçlu olduğunu, anılan kredi sözleşmesi gereğince davalının kimi araçları üzerinde müvekkili yararına rehin hakkı tesis edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine rehnin paraya çevrilerek alacağın tahsil edilmesi amacıyla Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2014/78998 E. sayılı dosyası üzerinden rehin bedeli kadar (703.500TL) takip yapıldığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini, Gaziantep (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/600 E. sayılı dosyası üzerinden davalı şirket hakkında verilen iflas erteleme davasında verilen tedbir kararının rehnin paraya çevrilmesine engel olmadığını ileri sürerek anılan icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili beyan dilekçesinde; ticari kredi kartından kaynaklanan alacağın tahsili için rehnin paraya çevrilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip bedelinin tümünün gerçeği yansıtmadığını, faizin temerrüt tarihinden önce başlatıldığını, takibe rehinle temin edilmeyen 25.000TL gayrinakdi çek kredisinden kaynaklanan riskin de esas alındığını, Gaziantep (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/600 E. sayılı dosyası üzerinden verilen iflas erteleme ve bu dava dosyasında verilen kimi tedbir kararlarının müvekkili aleyhine takip yapılmasına engel olduğunu belirterek davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.02.2016 tarihli ve 2014/2246 E., 2016/318 K. sayılı kararı ile; iflasının ertelenmesine karar verilen davalı hakkında 2003 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 179/b maddesi gereğince alacaklıların ve borçluların hak ve çıkarlarının korunması amacıyla davalı şirket hakkında icrai işlemlerinin yapılmasının durdurulduğu, İİK’nın 179/a maddesi uyarınca, mahkemenin şirketin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri almak durumunda olduğu, buna göre İİK’nın 179/b maddesini uygulayan mahkemenin erteleme süresi içinde rehnin paraya çevrilmesi işleminin yapılamayacağına karar verdiği, davacının sözleşmeyle birlikte aldığı rehin hakkını kullanarak davalıya ait kimi iş makinelerinin satışını sağlayarak alacağını tahsil etmek istediği, bu durumda rehin hakkı ile korunan menfaatin ve İİK’nın 179. maddesinde korunan menfaatin çatıştığı, kanun koyucunun çatışan bu iki menfaat arasında hem davalının hem de alacaklı olan tüm alacaklıların haklarının korunması tercih etiği, dolayısıyla alacaklılar arasında eşitlik prensibinin de bozulmaması gerekliliği gözetilerek iflas erteleme durumu devam eden davalının, tüm borçlarının kayyım denetiminde tasfiye edilmesi gerektiği, bununla birlikte işbu davada takip konusu kredinin miktarı ve faiz hakkında dahi inceleme yapmak gerekir ise de; bu yönde bir tahkikatın, işbu dava yönünden sonuca etkili olmadığı ve yargılamanın makul sürede usul ekonomisine uygun biçimde bitirilmesi prensibine uygun düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
8. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 11.12.2018 tarihli ve 2017/4183 E., 2018/6509 K. sayılı kararı ile; “…29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 675 sayılı KHK’nun 16. maddesinin birinci fıkrası, “…20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır…” düzenlemesini içermektedir. Davalı şirketin de bu KHK kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla bu düzenleme gereğince bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmektedir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/153 E., 2019/1409 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından davalının aktif olarak kaydının devam ettiğinin tespit edildiği, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) yazılan müzekkereden şirkete yönetim kayyumu atandığının belirlendiği, ayrıca Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli ve 2017/844 E. 2018/797 K. sayılı kararı ile iflas kararı verilmiş ise de verilen kararın bozulduğu ve yeni esas numarası aldığı, bu nedenle her ne kadar Özel Dairece 675 sayılı KHK'nın 16/1. maddesi kapsamında ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de davalı şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği ve sadece yönetim kayyumu atandığı, bu nedenle bozma kararında belirtilen hüküm kapsamında kalmadığı ve bu nedenle de esas bakımından değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle esasa dair önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirketin OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile kapatılan ya da devredilen şirketlerden olup olmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği ve buradan varılacak sonuca göre eldeki davada 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
IV. GEREKÇE
13. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
14. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, yeni hüküm olarak kabul edilir.
16. Somut olayda; itirazın iptali istemiyle açılan eldeki davada mahkemece verilen ilk karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece; davalı şirketin 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 675 sayılı KHK’nun 16. maddesinin kapsamında olduğundan bahisle anılan düzenleme gereğince bir karar verilmek üzere bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında mahkemece 16.05.2019 tarihli celsede tesis edilen ara kararlarla davalının faal olup olmadığı, tüzel kişiliğinin devam edip etmediği ve yetkililerinin bildirilmesi hususunda Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve TMSF’ye müzekkere yazılmış, TMSF’nin 11.06.2019 tarihli müzekkere cevabı ile Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 24.06.2019 tarihli müzekkere cevabı yanında davalı şirketin iflas davasına ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli bozma kararı dikkate alınarak davalı şirketin aktif olarak kaydının devam ettiği, yönetim kayyumu atandığı, iflas kararının bozularak yeni esasa kaydının yapıldığı, bu nedenle davalı şirketin bozma kararındaki hüküm kapsamında kalmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.
17. Görüldüğü üzere mahkemece bozma kararından sonra, bozma gerekçesinde belirtilen hususta araştırma yapılarak dosya arasına alınan müzekkere cevapları ile davalı şirketin iflas davasına ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli bozma kararı nazara alınıp yapılan değerlendirme sonrasında yeni bir karar verilmiştir.
18. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma ile yapılan araştırma ve değerlendirme sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
19. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
20. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy