MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2022/90 E., 2023/120 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı şirketin yetkilisi olduğunu belirten ... tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı şirketin yetkilisi olduğunu belirten ... dava dilekçesinde; Ankara 2. İdare Mahkemesinin 10.06.2015 tarihli ve 2013/1268 Esas, 2015/771 Karar sayılı kararı ile kanuna aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, söz konusu karara karşı yapılan temyiz itirazlarının Danıştay 10. Dairesi üyelerince yanlış ve eksik hukuki nitelendirmelerle reddedildiğini, yine karar düzeltme ve yürütmenin durdurulması taleplerinin reddedilmesi neticesinde hâkimlerin sorumluluklarından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, uğranıldığı iddia edilen zarar ve tazminat talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesinde belirtilen sorumluluk koşullarının mevcut olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.11.2023 tarihli ve 2022/90 Esas, 2023/120 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından davacı şirket yetkilisinin 04/07/2023 tarihli ön inceleme duruşmasına gelmediği, mazeret de bildirmediği, duruşmaya katılan davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceğini beyan etmesi üzerine, HMK'nun 150/1. maddesi gereğince süresi içinde yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırıldığı, takip eden üç aylık süre içerisinde de davanın yenilenmediği anlaşıldığından, davanın HMK'nun 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda yazılı bulunan gerekçelerle;
1-Davanın HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gerekli 269,85 TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 16.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davanın adli yardımlı açılmış olması nedeniyle HMK'nın 335/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 25 adet tebligat gideri olan 1.258,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı şirketin yetkilisi olduğunu belirten ... tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir.
9. Dava şartlarının neler olduğu HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup anılan düzenlemenin 1. fıkrasının (d) bendinde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır.
10. Söz konusu maddede geçen taraf ehliyeti kavramı, bir davada, davacı veya davalı olarak bulunabilme yeteneğini ifade eder ve bu durum HMK'nın 50. maddesine göre “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” şeklinde açıklanmıştır.
11. Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyeti ile özdeştir. Bu nedenle, hak ehliyetine sahip her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine sahiptir (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2009, s. 238 vd.). Bu hâlde, bir davada taraf olarak yer alabilecek kimseler, medeni hukukun çizdiği prensipler dâhilinde ya gerçek kişi ya da tüzel kişi olmalıdır (Mustafa Reşit Belgesay, Dava Teorisi, İstanbul, 1943, s. 78). Taraf ehliyeti, tarafların taraf olabilme yeteneğinin tetkik ve tespiti ile davanın esası hakkında inceleme yapılıp yapılamayacağını belirler. Taraf ehliyeti eksikliği durumunda, davanın esasına girilmeyecek ve dava usulî bir kararla sonlanacaktır. Bu yönden taraf ehliyeti, yargılamanın başında dikkate alınması gereken bir dava şartıdır.
12. Yine dava şartları arasında sayılan dava ehliyeti ise; tarafın bir davayı ister kendisi, isterse bir vekil ile yürütüp geçerli taraf usul işlemleri yapabilme ehliyetidir (İsmail Hakkı Karafakih, Hukuk Muhakemeleri Usulü Esasları, Ankara, 1952, s. 117) ve bu kavram HMK'nın 51. maddesinde yer alan “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.” hükmüyle açıklanmıştır.
13. Bir kimsenin taraf ehliyetinin bulunması, tarafı bulunduğu davayı yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir. Taraf ehliyetiyle beraber dava ehliyetine de sahip olması gerekmektedir. Davanın açılmasıyla başlayan usul hukuku ilişkisinin yürütülebilmesi için, dava ehliyetinin bulunması şarttır.
14. Dava ehliyeti, medeni hukuktaki fiil ehliyetinin (medenî hakları kullanma ehliyeti) yargılama hukukundaki karşılığıdır. Buna göre, ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlanmamış gerçek kişiler ile tüzel kişiliğe sahip ve organları teşekkül etmiş mal veya kişi topluluklarının dava ehliyeti vardır. Ayırt etme gücü olan küçük ile kısıtlının kural olarak dava ehliyetleri yoktur. Ancak bu kişiler, kişilik haklarıyla ilgili davalarda dava ehliyetine sahiptirler. Tam ehliyetsizlerin ise dava ehliyetleri bulunmamaktadır.
15. Tüzel kişiler dava ehliyetini yetkili organları veya bu organlarca tayin edilen iradi temsilcileri aracılığıyla kullanırlar. Kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması HMK md.114/1-d hükmünde belirtildiği üzere dava şartıdır.
16. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2016, s. 190).
17. Mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır; taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler (HMK md. 115/1). Dava şartı noksanlığının tespit edilmesi hâlinde davanın usulden reddine karar verilir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa kesin süre verilecek olup bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir (md. 115/2).
18. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davanın davacı şirketin yetkilisi sıfatıyla ... tarafından 22.11.2022 tarihinde açıldığı ancak 28.10.2022 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan ilana göre dava açılmadan önce davacı şirkete dava dışı ...’in münferiden temsile yetkili tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
19. Görüldüğü üzere dava açılmadan önce davacı şirkete münferiden temsile yetkili tasfiye memuru atanmasına karar verildiğinden davacı şirketi temsil yetkisi sona erdikten sonra davacı şirket adına dava açan ...’nun HMK’nın 114. maddesi gereği dava açma ve temsil yetkisi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
20. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında ...’nun kararı temyiz etme hakkı bulunmadığından gerekçeli kararın tasfiye memuru ...’e tebliğ edilerek gerekli yasal süre beklenildikten sonra karar temyiz edildiği takdirde Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
21. Hâl böyle olunca, dava dilekçesi, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın bozulması gerekmiştir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA,
25.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.