MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/545 E., 2023/770 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve
2023/1310 Esas, 2023/1587 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki iflas yolu ile takibe itirazın kaldırılması ve iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketten cari hesap nedeniyle 535.806,58 TL alacaklı olduğunu, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2021/1803 Esas sayılı dosyasında iflas yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalı vekilince takibe itiraz edildiğini, icra takibine ve davaya konu alacağın müvekkiline ait olan maden sahasının bir kısmının davalı şirket tarafından işletilmesi amacıyla imzalanan rödovans sözleşmesinden doğan cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını ileri sürerek davalının takibe yaptığı itirazın kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı alacak için Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2016/12664 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, kesinleşen bu alacak için dava açmakta ve icra takibi başlatmakta hukuki yararının kalmadığını, davacının icra takibine konu rödovans sözleşmesi kapsamında alacağının olup olmadığını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/674 Karar sayılı kararı ile; davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan rapora göre, davacının davalıdan 752.055,03 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda ise, taraflar arasındaki ödeme ve fatura kayıtlarının iki adet fatura dışında uyuştuğunun rapor edildiği, uyuşmayan iki adet faturanın 01.10.2018 tarihli ve 361.697,62 TL bedelli fatura ile 19.11.2018 tarihli ve 87.154,80 TL bedelli fatura olduğu, söz konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, kaydedilmeme sebebi olarak da davalının faturaları kabul etmemesinin gösterildiği, ancak bilirkişi tarafından iade işleminin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre yapılmaması nedeniyle hesaplamada dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle davacının davalıdan 752.055,03 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davalının itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilmesi sonrası depo emrine esas olmak üzere asıl alacak, icra masrafı, vekâlet ücreti ve tahsil harcı miktarının alınan bilirkişi raporuyla 752.013,88 TL olarak tespit edildiği, depo emri çıkarılacağı aşamada söz konusu bedelin davalı tarafından ödendiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli ve 2022/2301 Esas, 2023/79 Karar sayılı kararı ile;
Davacı vekilinin istinaf dilekçesini 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 164. maddesinde öngörülen on günlük sürenin sona ermesinden sonra verildiği gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli ve 2023/1310 Esas, 2023/1587 Karar sayılı kararı ile,
"....1- İİK’nun 156/3. maddesi gereğince iflas yoluyla adi takiplerde borçlu ödeme emrine itiraz ederse alacaklı itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.
2- İflas davasına bakan mahkeme İİK’nun 158/2. maddesine göre icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve def’ileri genel hükümleri dairesinde araştırır ve inceler. Borçlunun itiraz ve def’ileri yerinde görülmezse 7 gün içinde faiz ve masraflar ile birlikte ödenmesi için depo emri çıkarılır.
3- İflas yoluyla adi takipte borcun varlık ve miktarı genel hükümlere göre incelenir. Ayrıca takip ve dayanağı belgelere dayalı olarak ve takip talebine sıkı sıkıya bağlılık kuralı gözetilerek inceleme yapılması gerekir.
4- Somut uyuşmazlıkta, takip talebinde gösterilen cari hesap alacak miktarı aşılarak depo emri çıkarılmış ve depo emrine uyulması nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5- Halbuki tarafların ticari defter, kayıt ve belgeleri, takip dosyası ve sundukları tüm deliller incelenerek hizmetin verilip verilmediğinin saptanması alacağın varlık ve miktarı belirlenmesi gerekmektedir. O halde mahkemece takip talebindeki cari hesap asıl alacak talebini aşmayacak şekilde asıl alacak belirlenmeli faiz ve masraflar ilave edilmek suretiyle depo emri çıkarılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere bozma kararı verilmesi gerekmiştir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ticari defterlerine göre cari hesaptan dolayı davalıdan 752.055,01 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise iki adet fatura dışında tarafların ticari defterlerinin uyuştuğu, söz konusu iki adet faturanın VUK'a göre iade işlemi yapılmadığından hesaplamaya dahil edildiğinde, davalının ticari defterlerinde cari hesaptan dolayı davacının alacak miktarının 752.055,01 TL olarak belirlendiği, tarafların ticari defterlerinin birbiriyle uyuşması nedeniyle mahkemece 30.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada davacının icra takibindeki talebi ile bağlı kalınarak icra dosyasına yapılan itirazın 535.806,58 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi yönünden kaldırıldığı, söz konusu kaldırma kararı doğrultusunda aynı celse depo emrine esas olmak üzere bilirkişiden 18.07.2022 tarihli rapor alındığı, alınan bilirkişi raporuna göre depo emrine esas alacak miktarının 752.013,18 TL olarak hesaplandığı, söz konusu bedelin depo emri çıkarılmadan davacı tarafından icra müdürlüğüne ödendiği ve davanın konusuz kaldığı, davacı tarafından başlatılan takip dosyasındaki talebi aşılarak verilmiş bir karar bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında olmayan faturaların müvekkili şirkete hiçbir şekilde ulaşmadığını ve tebliğ edilmediğini, buna rağmen bu faturalar yönünden itirazın iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu fatura içeriklerinde yer alan kalemlerin sözleşmeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği hususunun değerlendirilmediğini, ruhsata ilişkin bilgi ve belgelerin celbi gerektiği hâlde bu belgelerin getirilmediğini, gelecek evraklardan sahada ne kadar üretim yapıldığı, sevkiyat yapıldığı, ruhsat harçlarının ve devlet hakkının ne kadar olması gerektiğinin belirleneceğini, bu kapsamda gelecek evraklar ile sözleşme ve faturalar üzerinde maden mühendisi bilirkişi tarafından inceleme yapılması gerektiğini, davacının aynı alacak için başka icra takibi yaptığını ve bu takibin kesinleştiğini, kesinleşen alacak miktarı için davacının dava açmakta ve icra takibi yapmakta hukuki yararının bulunmadığını, tebliğ edilmeyen faturalar yönünden davacıya yemin teklifinde bulunmak için süre verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda takip dosyasındaki alacak talebinin aşılıp aşılmadığı, mahkemece sözleşme konusu hizmetin verilip verilmediği tespit edilerek asıl alacak, takip talebindeki cari hesap asıl alacak talebini aşmayacak şekilde belirlendikten sonra faiz ve masraflar ilave edilmek suretiyle depo emri çıkarılarak sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 155 vd. maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
2. İcra ve İflas Kanunu’nun “Ödeme emri ve münderecatı” başlıklı 155. maddesi: “Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.
“İflas talebi ve müddeti” başlığını taşıyan 156. maddesi ise:
“Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.
Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.
İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer.”
Hükmünü içermektedir.
3. İflasa tabi şahıslardan olan borçlusunu, para veya teminat alacağından dolayı iflas yoluyla takip etmek isteyen alacaklı, yetkili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda iflas yolu ile takip talebinde bulunabilir. Takip talebinde adi haciz yoluyla takip talebinde yer alan kayıtlardan başka, iflas takip yolunun izlenmek istediği de belirtilir (İİK md. 58/b5).
4. İflas yoluyla takip talebi üzerine icra dairesinin düzenleyeceği ödeme emrinde adi haciz yoluyla takipteki ödeme emrinde yer alması gereken kayıtlar bulunur. İflas yoluyla takipte düzenlenen ödeme emrinde ayrıca iki kayıt daha yer alır. Bu kayıtlar “iflas tehdidi” ve “konkordato teklif edilebileceği” hususlarıdır.
5. İflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrinde, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde takip konusu borcun ödenmesi, aksi hâlde alacaklının mahkemeye başvurup borçlunun iflasını talep edebileceği belirtilir.
6. Borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerekse kendisinin iflasa tabi kişilerden bulunmadığına dair bir itirazı varsa, bu itirazın da ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine bildirilmesi lüzumu da ödeme emrinde yer alır (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukuku Esasları, Ankara 2015, s. 684).
7. Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Anılan süre içinde ödeme emrine itiraz edilmezse ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, borcunu ve iflas takibinin harç ile giderlerini öderse iflas takibi son bulur; ödemezse alacaklı ticaret mahkemesinde borçluya karşı iflas davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s. 950).
8. Genel iflas yoluyla takipte borçlu, ödeme emrini tebellüğ ettiği tarihten itibaren yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine başvurup takip konusu borca itiraz ettiği takdirde, takip durur (İİK md. 155, md. 156/3).
9. Alacaklı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde (İİK md.156/son f.) borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine bir dilekçe ile başvurup, itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini talep edebilir (Muşul, s. 691).
10. Genel iflas yoluyla takipte, gönderilen ödeme emrine karşı yedi günlük süre içinde itiraz etmiş olan borçlu, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde ileri sürmediği diğer itiraz sebeplerini, iflas dava dilekçesinin tebliği üzerine vereceği cevap dilekçesinde ilk defa ileri sürebilir.
11. İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.
12. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir.
13. Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz.
14. Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir ve mahkemece aynı zamanda bir depo kararı verilir. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (İİK md.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir (Kuru, s. 957).
15. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili, taraflar arasında 05.12.2014 tarihinde imzalanan rödovans sözleşmesi kapsamında müvekkiline ait maden sahasının bir kısmının davalı şirket tarafından işletilmesi nedeniyle müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla iflas yoluyla takip başlattıklarını, ancak takibe itiraz edildiğini belirterek davalının takibe itirazının kaldırılması ile iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
16. İlk Derece Mahkemesince, davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan 14.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacının davalıdan 752.055,03 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan 10.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise taraflar arasındaki ödeme ve fatura kayıtlarının iki adet fatura dışında uyuştuğu, söz konusu iki adet faturanın 01.10.2018 tarihli ve 361.697,62 TL bedelli fatura ile 19.11.2018 tarihli ve 87.154,80 TL bedelli fatura olduğu, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalının ticari defterlerine kayıtlı olmadığı, kaydedilmeme sebebi olarak da davalının faturaları kabul etmemesinin gösterildiği, ancak iade işleminin VUK’a göre yapılmaması nedeniyle hesaplamada dikkate alınması gerektiği belirtilerek davacının alacaklı olduğu tutar 752.055,01 TL olarak tespit edilmiştir.
17. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 19.11.2018 tarihli faturanın taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 05.12.2017-05.12.2018 tarihleri arasına ilişkin rödovans bedeline ait olduğu, 01.10.2018 tarihli faturanın ise yine taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan 05.12.2015-05.12.2017 tarihleri arasına ilişkin rödovans bedeli ve 05.12.2017-05.12.2018 tarihlerine ilişkin yansıtma bedellerine ait olduğu, söz konusu faturaların taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6/a-2 ve 6/b maddesi uyarınca düzenlendiği, bu iki faturadan dolayı da davacının davalıdan alacaklı olduğu dikkate alındığında davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 752.055,01 TL talepte bulunabileceği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacak miktarının tespiti için yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
18. Özel Dairenin bozma kararında, İlk Derece Mahkemesince icra takibinde talep edilen cari hesap alacak miktarını aşacak şekilde depo emri çıkartılarak sonucuna göre karar verildiği belirtilmiş ise de davacı tarafından başlatılan iflas yoluyla takipte yer alan talepte, alacak miktarı 535.806,58 TL olarak gösterilmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre davacının davalıdan 752.055,01 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.
19. İlk Derece Mahkemesince 30.06.2022 tarihinde yapılan duruşmada verilen ara karar ile davacının icra takibindeki talebiyle bağlı kalınarak takibe yapılan itirazın 535.806,58 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi yönünden kaldırıldığı, itirazın kaldırılması üzerine İlk Derece Mahkemesince aynı duruşmada verilen ara karar uyarınca depo emrine esas olmak üzere 18.07.2022 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, alınan bilirkişi raporunda depo emrine esas alacak miktarı 752.013,18 TL olarak hesaplandığı, söz konusu bilirkişi raporunda asıl alacak miktarı, takip talebinde istenen 535.806,58 TL esas alınarak sonrasında asıl alacağa harç, vekâlet ücreti ve işlemiş faiz eklenmek suretiyle depo emrine esas alacak miktarının tespit edildiği anlaşılmakta olup bu durumda davacının takipte talep ettiği asıl alacak miktarı aşılmadan depo emri kararının verildiği görülmektedir.
20. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince cari hesap alacak miktarı aşılarak verilmiş bir depo emri kararı bulunmamakta ise de tarafların sundukları tüm deliller değerlendirilerek sözleşme kapsamında hizmetin verilip verilmediği tespit edildikten sonra alacak miktarının belirlenmesi, davacının asıl alacak miktarı belirlendikten sonra söz konusu asıl alacağa işlemiş faiz ve masraflar eklenerek depo emri çıkartılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile; direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
21. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararı yerinde olup onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile ONANMASINA,
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.