MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1105 E., 2024/1213 K.
1.Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyet konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü:
3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle değişik 364/1. maddesi "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen ve miktar ve değeri 10.000 lirayı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle “onbin lirayı” ibaresi “kırk bin Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir. 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle “kırk bin” ibaresi “elli sekiz bin sekiz yüz” şeklinde değiştirilmiştir.
4. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesinde 364. maddesindeki parasal sınırın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesine göre her yıl tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması öngörülmüş ve 01.01.2024 tarihinden itibaren bu miktar 378.290,00 TL olarak belirlenmiştir.
5. 2004 sayılı Kanun'un 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik Ek 1/1. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 363 ve 364. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.
6. Belirtilmelidir ki bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki hukuksal durum esas alınmalı, karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar” teriminin, Bölge Adliye Mahkemesinin Özel Daire bozmasına karşı verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır.
7. 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364/2. maddesinde ise temyiz yoluna başvurma ve incelemesinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 447/2. maddesi "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir.
9. Somut olayda; alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilâmlı icra takibinde şikâyet konusu 18.12.2021 tarihli icra emrinde asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam alacak 369.787,06 TL gösterilmiştir. Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda takibe dayanak ilâmın bozulduğunu, bozma sonrası verilen ilâma dayanılarak aynı dosya üzerinden icra emri düzenlendiğini, icra dosyasına daha önce yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını ve faizin fazla hesaplandığını ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmiştir.
10. Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararının verildiği 17.09.2024 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 378.290,00 TL'dir. Bu durumda uyuşmazlık konusu değerin (369.787,06 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364/1. maddesinde belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
11. O hâlde borçlu vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Borçlu vekilinin temyiz başvurusunun 2004 sayılı Kanun'un 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değişik 364. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca miktardan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde birliğiyle kesin olarak karar verildi.