MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2025/74 E., 2025/103 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda görevsizlik kararı verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1022 Esas sırasına kayden 25.08.2014 tarihinde açtığı davada, 04.09.2015 tarihinde aldığı adli yardım kararı kapsamında 31.05.2016 tarihinde davasını ıslah ettiğini, ıslahtan sekiz ay sonra adli yardım kararı kaldırılarak ıslah harcı yatırılmadığı, bu nedenle ıslahın gerçekleşmediği gerekçesiyle açık kanun hükmüne aykırı olarak red kararı verildiğini, bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilerek mahkemenin görevli olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, Tüketici Mahkemesinin iddia ve taleplerini dikkate almadan hukuki dinlenilme hakkını ihlâl ederek farklı anlam yüklenemeyecek kadar açık kanun hükümlerine rağmen davayı reddettiğini, kararı istinaf ettiğini ancak Daireler arasında dosyanın iki yıl sekiz ay üç gün dolaştığını, sonunda dosyanın gittiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince ağır ihmal suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, temyiz başvurusunun da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından kesin ve açık kanun hükmüne aykırı biçimde ağır ihmal sonucu reddedildiğini, bu kararlar nedeniyle 16.12.2013 tarihi itibariyle 1.840.420,00 TL zarara uğradığını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince atanan bilirkişilerin de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 274. maddesinde öngörülen süreyi açık keyfilikle ihlâl ederek rapor tanzimi için dosyanın 04.05.2015 tarihinde teslim alınmasına rağmen raporun 26.07.2016 tarihinde bir yıl iki ay yirmiiki gün sonra teslim edildiğini, ayrıca görevi savsaklama suretiyle davalı lehine kanun ve Sermaye Piyasası Kurumunun Seri 5, 125 No.lu Tebliğine aykırı biçimde kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerini, bu raporun mahkemece hükme esas alındığını, mülkiyet hakkından mahrum bırakıldığını ileri sürerek tazminat miktarını arttırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 254.482,00 TL’nin TÜİK TÜFE değişim oranlarına göre güncellenerek davalıdan tahsilini talep etmiş, Özel Dairece davacının bilirkişilerin hazırladığı rapora yönelik açtığı dava tefrik edilerek yukarıdaki esas numarasına kaydedilmiştir.
Özel Daire Kararı
5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/74 Esas, 2025/103 Karar sayılı kararı ile; "...Dava, bilirkişilerin hukuki sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nın 285/1. maddesinde " bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler"; 286. maddesinde ise "Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davası, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hallerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığı hallerde ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür" düzenlemeleri yer almaktadır.
Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı rapor sebebiyle Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davasının bölge adliye mahkemesinde mi, yoksa Yargıtay’da mı görüleceği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Adli yargı teşkilatı, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay'dan oluşur. İlk derece mahkemeleri, hüküm; bölge adliye mahkemeleri, hem hüküm, hem denetim; Yargıtay ise denetim mahkemesidir. Buna göre, ilk derece mahkemeleri yargılama yaparak hüküm kurarken; bölge adliye mahkemeleri ilk derece mahkemesince verilen kararları istinaf sebepleriyle sınırlı olarak denetlerler ve gerektiğinde de ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın esası hakkında yeniden yargılama yapmak suretiyle veya yargılama yapmaksızın dosya üzerinden karar verirler. Yargıtay ise derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararların hukuki denetimini yapar.
HMK'nın istinafa ilişkin hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemeleri, ana başlık altında üç şekilde karar verebilirler. Bunlardan ilki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyayı karar veren ilk derece mahkemesine göndermek (HMK 353/1-a). İkincisi, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulduğu kararlara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmek (HMK 353/1-b,1). Üçüncüsü duruşma açmak suretiyle veya duruşma açmadan delil toplamak veya sadece düzeltme yapmak suretiyle yeniden esas hakkında karar vermektir (HMK 353/1-b,2; 353/1-b,3; 356).
Yukarıdaki açıklamalar ışığında HMK'nın 286. Maddesine göre, madde metninden de görüleceği üzere görevli mahkemenin belirlenmesinde başlıca kriter "hükme esas alma"dır. Hüküm, uyuşmazlığın esasını çözen nihai nitelikteki kararlara verilen addır (HMK 294). Hükmün neleri içereceği, yani kapsamı HMK'nın 297. maddesinde tek tek sayılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin HMK 353/1-b-1 madde ve bendi kapsamında incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygunluğunu tespit ettikten sonra vermiş oldukları başvurunun esastan reddine yönelik kararları, anılan mahkemelerin denetim fonksiyonları çerçevesinde vermiş oldukları kararlardan olup, hüküm mahkemesi sıfatıyla verdikleri kararlardan değildir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesince verilen kararlara yönelik istinaf başvurularının bölge adliye mahkemesince esastan reddine karar verilen hallerde ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetim sırasında bölge adliye mahkemesince de hükme esas alındığını söyleyebilme imkanı yoktur. Bölge adliye mahkemesince bilirkişi raporunun hükme esas alındığının kabul edilebilmesi için ilk derece mahkemesince verilen kararın bölge adliye mahkemesince kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekir. Yani, yukarıda açıklandığı üzere sadece üçüncü grupta yer alan bölge adliye mahkemesi kararlarında bilirkişi raporunun bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığının kabulü gerekir. Aksinin kabulü, yasa yollarına müracaat edilen bütün ilk derece mahkemesi kararları önce bölge adliye mahkemesi denetiminden geçeceğinden, herhalde hükme esas almanın bölge adliye mahkemesince yapıldığı, dolayısıyla bilirkişilerin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması sebebiyle devlete karşı açılacak bütün tazminat davalarının Yargıtay'da görülmesi gibi bir sonuç ortaya çıkarır. Böyle bir sonuç, her şeyden önce bölge adliye mahkemesini de görevli kılmayı amaçlayan yasal düzenlemeyi işlevsiz hale getirir ki, kabulü bu bakımdan da mümkün değildir.
Açıklanan tüm bu sebeplerle bilirkişiler ..., ... ve ...’un hazırlamış oldukları raporu esas alarak hüküm kuran İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararını istinafen denetleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesince istinaf başvurusu reddedilmek suretiyle ve temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesince onanarak karar kesinleştirildiğinden ve adı geçen bilirkişilerce hazırlanan rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmış olduğundan HMK'nın 286/1. maddesi uyarınca dairemiz görevsiz olup görevli mahkeme İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesidir.
HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;
1-HMK.'nun 286/1. maddesi gereğince Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve süresi içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
6. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
Dava bilirkişilerin hukuki sorumluluğuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup Özel Dairece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.