MAHKEMESİ : Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2025/1 E., 2025/4 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davanın reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... Mahallesi 1 13... parselde kayıtlı, 2/B kapsamına giren gayrimenkulün on yılı aşkın süredir kullanıcısı olduğunu, 2010 yılında yapılan 2/B kadastro çalışmaları sırasında isminin kullanıcı olarak tapu kütüğünün beyanlar hanesine de işlendiğini, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Kanun'un 6. maddesinde yer alan hükümler gereğince altı aylık süre içerisinde dava konusu gayrimenkulün kendisine doğrudan satılması için Milli Emlak Müdürlüğüne başvurduğunu, akıbetini öğrenmek için Kuruma başvurduğunda gayrimenkulün ... adına satılarak tescil edildiğini öğrendiğini, anılan kişinin İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/516 Esas sayılı dosyasıyla İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... Mahallesi 1 13... parsele yönelik kullanım kadastrosuna yönelik dava açtığını ancak anılan davada ciddi bir maddi hata yapılarak 14 No.lu parsel yerine hükmün 4 No.lu parsele yönelik oluşturulduğunu, tapu siciline bu şekilde işlendiğini, sonrasında taşınmazın birçok kez el değiştirdiğini, müvekkilinin kullanıcısı olduğu 4 No.lu parseli satın alamadığını ve adına tescil ettiremediğini, bu durumun müvekkili aleyhine ciddi bir hak kaybı oluşturduğunu, asıl karardan uzun süre geçtikten sonra yapılan düzeltmenin de anlamının kalmadığını, Mahkemece ağır ihmâlle kanuna açıkça aykırı karar verildiği gibi karar verilirken de dikkatsiz ve özensiz davranıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesinde belirtilen sorumluluk koşullarının mevcut olmadığını, fiil ile zarar arasındaki illiyet bağının dava dışı ...'un kusurlu davranışı sebebiyle kesildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.11.2025 tarihli ve 2025/1 Esas, 2025/4 Karar sayılı kararı ile;
“…6100 sayılı Kanun'un 46. maddesine dayanılarak açılan tazminat davasında, davacının, ilgili hâkimin kasıtlı hareket ettiğini ve bu şekilde kasıtla verilen kararın kanuna ve adalete aykırı bulunduğunu, görevin savsaklanarak hakkın yerine getirilmesinden kaçınıldığını, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olduğunu, bunun sonucunda maddi ve/veya manevi zarara uğradığını ve uğranılan zarar ile hâkimin eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu somut delillerle ispat etmesi gerekir.
Anılan bu yasal düzenleme karşısında, mevcut olgular ve dosya kapsamı ile ekleri birlikte değerlendirildiğinde; ihbar olunan hâkimin, kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar verdiğini, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararları değiştirmiş yahut tahrif etmiş veya söylenmeyen bir sözü hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi göstermiş ve buna dayanılarak hüküm vermiş olduğunu, hakkın yerine getirilmesinden kaçındığını, kasıtlı hareketle veya ağır ihmal sonucu, kanuna ve adalete aykırı karar verdiğini veya memuriyet görevini savsakladığını kabule yeterli delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile bunların gerçekleştirilmesine yönelik teminatlar, hâkimlerin keyfî davranabilecekleri, istedikleri şekilde karar verebilecekleri ve bu kararlardan da sorumlu olmayacakları anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda, yukarda açıklandığı üzere 6100 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sınırlı sayılan sebeplerden hiçbirisinin, özellikle anılan kanun maddesinin (c) bendinde yazılı sebebe ilişkin şartların bu davada mevcut olmadığı; tazminat isteğine konu edilen kullanıcının belirlenmesi istemli davada, ihbar olunan hakimin, kanunda yazılı kurallara aykırı hareket ettiği, açık ve kesin kanun hükümlerine uymadığı veya bir tarafı kolladığı yönünde kasıtlı bir davranış ve hareketinin bulunmadığı, neticede ilgili hakimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek nitelikte bir yargılama işleminden ve davranışından söz edilemeyeceği, söz konusu davanın konusu olan taşınmazı 1 13... parsel yerine 1 13... parsel olarak yazmak suretiyle maddi hatanın oluşmasına sebep verdiği, bu eylem ile oluşan durum arasında hakimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek uygun illiyet bağının mevcut olmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen hakimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek nedenlerin somut olayda gerçekleşmediği ve buna bağlı olarak tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat davasının esastan reddine karar verilmiştir.
Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 49. maddesinde "Dava esastan reddedilirse davacı beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkum edilir." hükmü düzenlenmiş olup, davanın esastan reddedilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince dosya kapsamı ve dosyaya yansıyan olgulara göre davacı takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmiş ve buna ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçelerle;
1. Davanın REDDİNE,
2. 6100 Sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince, takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3. Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.709,45 TL'den mahsubuna, kalan 1.094,05 TL'nin istek halinde davacıya iadesine,
4. Reddedilen maddi tazminat isteği yönünden, davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 ve 13/4. maddesi gereğince belirlenen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine,
5. Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2-4. maddesi gereğince belirlenen 65.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye verilmesine,
6. Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7. 6100 sayılı Kanun'un 333. maddesi gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde talebi halinde yatırana iadesine,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
10. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
11. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.