MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/791 E., 2025/802 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 21.01.2025 tarihli ve
2025/46 Esas, 2025/185 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasında birleştirilerek görülen kooperatif yönetim kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak vekâlet ücreti yönünden düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
B. Gerekçe
Değerlendirme
1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
2. Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
3. Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dâhi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince; davalı kooperatif yönetim kurulu kararının ve ilân şeklinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na ve kooperatif ana sözleşmesine uygun olduğu, kooperatifin defterlerinde yapılan incelemede, davacıların 06.10.2017 tarihine kadar pay alım talebinde bulunmadıkları, paylara ilişkin ödeme yapılmadığı, istisnalar haricinde anonim şirket ve kooperatif yönetim kurulu kararlarının iptalinin istenemeyeceği, buna karşılık yokluk ve butlan tespitinin talep edilebileceği, somut uyuşmazlıkta butlan sebeplerinin oluşmadığı, kooperatifin ortaklarını gerek internet sitesinde yapılan duyuru ile gerekse adreslerine gönderilen iadeli taahhütlü mektup ile bilgilendirdiği, davacıların pay alım süreçlerinde vekil vasıtasıyla hareket ettikleri ve hukuki haklarından da haber oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
5. Karar hakkında taraf vekillerinin istinaf talebinde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise, asıl ve birleşen davalarda her dosyada davalı lehine ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, vekâlet ücreti yönünden düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
6. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece, birleşen dosyada davacı ...’a yapılan tebliğin pay alma hakkının kullanılabileceği tarihten daha sonraki bir tarih olduğu anlaşıldığı gibi diğer davacılara yapılan tebligatların tebliğ tarihleri ile yeni pay alma hakkının kullanılabileceği tarih arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 461/3. maddesinde belirtilen on beş günlük süre koşuluna uyulmadığı, TTK'nın 461/3. maddesinde belirlenen emredici asgari yasal süreyi tanımayan ve yeni pay alma haklarının değerlendirildiği genel kurul toplantısı 27.11.2017 tarihinde yapıldığına göre, yeni pay alma hakkının kullanımı talebini genel kurul toplantısından önce kullanmak istemelerine rağmen anılan talebi reddeden yönetim kurulu kararının kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
7. Özel Dairenin bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, önceki karar gerekçesi yanında, Özel Dairenin bozma kararından sonra asıl ve birleşen dosyalarda davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 30.06.2025 tarihli uzman görüşünün de bu yönde olduğu değerlendirilerek ve 23.09.2017 tarihli ... Gazetesi'nde yer alan yeni pay alma hakkına ilişkin ilan metninin de bozma ilâmından sonra dosyaya ibraz edildiği gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
8. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, Özel Dairenin bozma kararından sonra asıl ve birleşen dosyalarda davalı vekili tarafından dosyaya sunulan uzman görüşü ve yeni pay alma hakkına ilişkin ilan metni de değerlendirmek suretiyle ilk hükmün gerekçesinden farklı ve Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni delil ve gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
9. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
10. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
18.02.2026 tarihinde yapılan görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.