- Hukuk İstinaf No. 11/75
(Dava No. 833/74; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M.Necati Münir Ertekün, Başkan, Ahmet İzzet, Şakir S.
-İlkay.
İstinaf eden: Mehmet Halil, Tremeşe.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Akif Hüseyin, Melûşa.
2. Necmi Mustafa, Melûşa.
- (Davacılar)
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Dana.
Fasıl 149 Sözleşme Yasası - Otobüsle birlikte işletme izninin satışı
için yapılan anlaşma.
Huk-uk Usulü - Mahkemenin bölgesel yetkisinin olmadığı itirazı İlk
Mahkeme huzurunda ileri sürülmeyen böyle bir itirazın Yüksek
Mahkemede ileri sürülememesi - Davalının İlk Mahkemede öne sürdüğü,
yetki itirazından feragat etmiş kabul edilmesi.
Hukuk -Usulü - İstinaf - İstinafta ileri sürülen Mahkemenin davayı
görmeye bölgesel yetkisi olmadığı itirazının kabul edilmemesi.
Hukuk Usulü - İstinaf - İstinaf Mahkemesinin İlk Mahkemenin şahadetle
ilgili bulgularına ve vardığı kanaata genellikle müdahal-e etmeme
ilkesi - Müdahale için bulguların şahadetle desteklenmemesi ve
yanlış kıstaslar kullanılmış olması gerekir.
1/1969 sayılı 1968 Adalet Mahkemeleri Yasası - Yasanın 21. maddesi -
21. maddeye göre 14/60 sayılı Adalet Mahkemeleri Yasasının
- yürürlükte olması.
14/60 sayılı Adalet Mahkemeleri Yasası - Yasanın 41. maddesi Tespit
kararının hangi hallerde verilebileceği - Mahkemenin
"ilzam edici hak beyanlarında" bulunma yetkisi - H.M. Usulü Tüzüğü
Emir 27 Nizam 4'ün aynı yetkiyi verme-si - Böyle bir hak beyanı,
muvaffak olmayan esasa ilişkin bir hal çaresi talebine temel teşkil
etme gayesi ile istenmiş ise verilemez - Beyanı istenen hakkın
kanuni bir hak olması gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü - Tüzüğün 27. Emrinin 4. -Nizamı -
Tespit kararı - Mahkemenin bağlayıcı hak beyanında (tespit kararı)
bulunma yetkisi.
10/1969 Motorlu Araçlarla Yolcu Taşınmasını Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası - Yasada işletme izinlerinin devredilebileceğine
ilişkin hüküm olmaması - Ya-sanın mehazı İngilteredeki "Road Traffic
Act, 1960" olması - İşletme izninin muktesep hak bahşetmediğinden
bir şahıstan başka bir şahsa devredilememesi - Yeni yapılan 27/1975
sayılı yasanın geriye ve dolayısıyle bu davaya uygulanamaması.
27/1975- sayılı Motorlu Araçlarla Yolcu ve Eşya Taşınması (Denetim) Yasası - Yasanın 16(2) maddesi - Yasanın 16(2) maddesine
göre bazı hallerde işletme izinlerinin devredilebilmesi.
Tespit Kararı - 10/1969 sayılı Motorlu Araçlarla Yolcu Taşınmasını
Kontrol -(Geçici Hükümler) Yasasının işletme izinlerini devir
yetkisi bahşetmemesi ve bu konuda tespit kararı verilememesi.
OLAY: Davalı Davacılara bir otobüsle otobüsün işletme iznini sattı.
Daha sonra Davacılar bu otobüsü içine vererek başka bir otobüs satı-n
aldılar. Taraflar yine işletme izninin Davacılara devri hususunda
anlaştılar. Davalı otobüsü ve işletme iznini Davacılara devretme
girişiminde bulunmakla birlikte daha sonra bundan vazgeçti.
Davacılar bu davayı açarak otobüsün kendilerine ait old-uğu hususunda
bir tespit kararı ile işletme izni konusunda Davalıdan daha üstün
bir hakkı olduğuna dair tespit kararı talep ettiler. Davalı müdafaa
takririnde Davacıların iddialarını reddederek farklı iddialarda
bulundu.
İlk Mahkeme Davacıları-n öne sürdüğü olguları kabul ederek
Davacıların talep ettiği tespit kararlarını verdi.
Davalı Lefkoşa Kaza Mahkemesinin davayı dinlemeye bölgesel yetkisi olmadığını, İlk Mahkemenin şahadeti hatalı değerlendirdiğini ve sözkonusu tespit kararlarını ver-meye yetkisi olmadığını öne sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme bölgesel yetki itirazının İlk Mahkemede
yapılması gerektiğini, Davalının İlk Mahkemede yetki itirazında
bulunmamakla Mahkemenin yetkisini kabul etmiş olduğunu belirtti.
- İlk Mahkemenin şahadeti değerlendirmesine Yüksek Mahkemenin
genellikle müdahale etmediğini de vurgulayan Yüksek Mahkeme bu
konuda yapılmış istinafı da reddetti.
İşletme izninin devri konusunda 10/1969 sayılı Motorlu Araçlarla
Yolcu Taşınmas-ını Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralının bir işletme
iznini devretme yetkisi vermediği kanısına varan Yüksek Mahkeme bu
konuda İlk Mahkemenin verdiği tespit kararını iptal etti ve kararın
diğer bölümlerini onayladı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtih-atlar:
1. Chrysanthos Paraskera v. Polydoros Nicolaides XI C.L.R. s. 52.
2. Moore v. Gamgee, 25 Q.B.D. s.224.
3. Earl of Dysart v. Hammeaton and Co. (1914) 1 Ch. s.822 sayfa 834,
sayfa 838.
4. Nixon v. Attorney-General (1930) 1 Ch. s.566, sayfa 574 ve 5-75.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
l. Halsbury's Law of England, 3rd. Edn. Vo.33, s.688 para. 1168.
- HÜKÜM
M.Necati Münir Ertekün, BaŞkan: Bu istinaftaMahkemenin hük-
münü Sayın Yargıç Şakir S. İlkay verecektir.
ŞakirSıskı İlkay, Yargıç: İşbu istinaf LefkoşaKazaMahkemesi-
nin müstenif(davalı) aleyhine vermiş olduğu hükümden yapılmıştır.
Dav-alı sahip olduğu TBC 712 plâkalı otobüs ileArçoz-Tremeşe
Melûşa-Lefkoşahattı üzerinde yolcu taşımakiçin işletmeiznine
sahip idi.Dava, bu otobüsün ve buna bağlı izin ve hakların aleyh-
-lerineistinaf edilen davacılara satış ve devrihususunda taraflararasında yapıldığı iddia edilen anlaşmalarûzerineçıkan ihtilâflar ile ilgilidir.
-
Davacıların, talep takrirlerinde, yapmış olduğubaşlıcaiddia
lar özetle şöyledir:
Taraflar arasında takriben Ocak,1973'te yapılmış olan sözlü
anlaşma mucibince davalı TBC 712 plâkalıotobüsünüve
buna bağlı izin ve haklarını K.L.200.-'y-adavalılara
satmağı, ayni hat üzerinde başka bir otobüsçalıştırmamağı
ve TBC 712 plâkalı otobüse bağlı izin ve hakları
davacıların istedikleri herhangi başka bir otobüsedevretmeği
kabul ve deruhte etti;
Davacılar davalıya mezkür- anlaşma mucibince takriben
6.1.73 tarihinde K.L.1000.- ödediler ve mütebaki K.L. 1000.-
için de 1.8.73'de ödenmek üzere 9.1.1973 tarihinde bir senet
imzaladılar.
Davacılar davalı ile yaptıkları anlaşmaya dayanarak bazı
üçüncü şahıs Rumlardan,- davalıdan aldıkları otobüsü içeriye
vererek, TGL 759 plâkalı otobüsü satın aldılar ve davalının
TBC 712 plâkalı otobüse bağlı izin ve haklarını yeni satın
aldıkları otobüse devretmesini talep ettiler. Bunun
yapılmasını kolaylaştırmak amac-ı ile de yeni satın alınan
otobüsün ilkin davalının ismine ve andan da davacıların ismine
devir ve kaydı için taraflar mutabık kaldılar.
Taraflar arasındaki anlaşma mucibince TGL 759 plâkalı araba
davalı ve davacıları finanse edecek Tür-k Bankası Ltd. adına
kaydedildi fakat davacılar bu otobüsü tasarrufunda bulundurup
kullanmağa devam ettiler. Türk Bankası otobüsün davacıların
adına kaydından ve davacılar ile yapılacak bir icar sözleşme
mukavelesinden sonra bedelini davacılara- ödeyecekti;
Davalı TGL 759 plâkalı otobüsü ve mezkür çalışma izin ve
haklarını davacılara devretmek için gerekli işlemleri yapmağa
başladı ise de müteakiben pişman oldu ve devir muamelesi
tamamlanmadan başlattığı bu işlemleri geri aldı;
Davalı -TGL 759 plâkalı otobüse bağlı izin ve haklarını başka
bir otobüse devredip mezkûr hat üzerinde çalıştı.
Davacılar, yukarıdakilere ilâveten, davalının kendileri ile yapmış olduğu anlaşmaları kırması neticesi zarar ziyana düçar olduklarını iddia etm-işler ve diğer şeyler arasında (i) davacıların TGL 759 plâkalı otobüsün kanuni sahipleri veya kanuni sahipleri olmağa hakları olduğuna dair bir ilâm, (ii) davacıların Arçoz-Tremeşe Melûşa-Lefkoşa ve geriye hattı üzerinde TGL 759 plâkalı otobüsü veya başka -bir otobüsü çalıştırma hakkına ve ruhsatına davalıdan daha üstün bir hakka sahip olduklarına dair bir ilâm ve (iii) davalının, hizmetkârlarının ve ajanlarının mezkür hat üzerinde otobüs çalıştırmaktan men'i hususunda bir emir talep ettiler.
Davalı, m-üdafaa takririnde, davacıların birçok iddialarını red ve inkâr etti ve farklı iddialarda bulundu. Davalının ileri sürdüğü başlıca iddialar özetle şöyledir:
Davalı TBC 712 plâkalı otobüsü davacıların iddia ettiği gibi
yarısı nakten ve yarısı senet ile ö-denmek üzere K.L.2000.ya
davacılara sattı fakat bu otobüse bağlı izin ve hakları
onlara devretmeği kabul etmedi. Esasen bu gibi izin ve haklar
şahsi olup devredilemez.
Bir müddet sonra taraflar yeni alınacak Arçoz Tremeşe-Melûşa
-Lefkoşa hattı- üzerinde ortak olarak işletilmesi ve
davalının TBC 712 plâkalı otobüse bağlı izin ve haklarını
yeni otobüse devretmesi hususunda mutabık kaldılar. Mamafih,
davacıların yeni alınan otobüs için T otobüsün K.L.600.-ya
içeriye verilmesini kabul et-meleri ve davalının bunu kabul
etmemesi üzerine taraflar ortaklık anlaşmasından vazgeçip
yeni bir anlaşma yaptılar;
-
Yeni anlaşmaya göre davalı yeni alınan TGL 759 plâkalı otobüsü kendi alacak ve davacıların bunun için verdiği K.L.
2085.-yı kendilerine ödeyecek, otobüsten bakiye kalan borçtan
satıcılara sorumlu olacak ve otobüs kendisine 18.2.I973'de
teslim ed-ilecekti;
-
Davalı davacılara K.L.2085.-yi ödedi fakat davacılar TGL 759
plâkalı otobüsü davalıya teslim etmeyip kullanmağa devam
ettiler;
Davalı bahse konu hat üzerinde başka bir otobüs çalıştırmadı;
Davalının TBC 712 plâkalı otobüsü ve buna bağlı ve şahsına- ait izin ve hakları muhafaza etmeğe hakkı vardır ve edecektir.
Davalı ayrıca anlaşmanın davacılar tarafından kırılması neticesi zarar ziyana düçar olduğunu ileri sürdü ve mukabil bir talep ile, diğer şeyler arasında, tazminat ve TGL 759 plâkalı otob-üsün kendisine verilmesi için emir ve alternatif olarak da 9.1.1973 tarihli senet üzerinden K.L.1000.- ile faizi ve K.L.2085.- için hüküm istedi.
Kaza Mahkemesi davayı dinledikten sonra davacılar tarafından sunulan şahadete inanmış, davalı tarafından- verilen şahadeti reddetmiş ve olgular hakkında davacıların iddialarına uygun bulgular yapmıştır.
Kaza Mahkemesi doğru olarak kabul ettiği şahadet muvacehesinde davacıların TGL 759 plâkalı otobüsün sahipleri veya kanuni sahipleri olmağa hakları olduğ-una dair bir ilâm ile davacıların Arçoz-Tremeşe - Melûşa-Lefkoşa ve geriye hattı üzerinde TGL 759 plâkalı otobüsü veya başka bir otobüsü çalıştırma hakkına ve ruhsatına davalıdan daha üstün bir hakka sahip olduklarına dair bir ilâm ve ayrıca davacıların le-hine K.L.2.- itibari tazminat için hüküm vermiştir. Mahkeme keza, ödenmeyen 9.1.1973 tarihli senet mucibince mukabil talep üzerinden davalı lehine K.L.1000.- ve faizi için hüküm vermiştir. Mahkeme davacıların lehine hüküm verirken davalının avni hat üzerin-de otobüsü çalıştırmaktan men edilmesi için talep edilen emri vermeği, bunun belli olmayan bir süre için verilmesinin dava maksatları için âmme menfaatına aykırı olacağı gerekçesi ile, reddetmiştir.
Davalı, Kaza Mahkemesinin yukarıda izah edildiği şe-kilde verdiği hükümden istinaf etmiştir. Davacılar ise mukabil istinaf yapma mışlardır.
Müstenif, istinaf ihbarnamesinde, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin davayı dinleyip karara bağlamağa bölgesel yetkisi bulunmadığını, Mahkemenin emareleri yanlış değerlend-irdiğini, davalının şahadetini reddetmekle ve davacılar namına ileri sürülen iddiaları kabul edip
onlara dayanmakla hata ettiğini, verilen ilâmın aynen ifa (specific performance) niteliğini taşıdığı cihetle verilmemiş olması gerek- tiğini ileri sürmüştür.
-
Müstenifin iddiasına göre Lefkoşa Kaza Mahkemesinin davayı görmeğe bölgesel yetkisi yoktu çünkü davalı bu yetki dahilinde ikamet etmediği gibi dava sebebi de bunun dışında doğmuştur. Aleyhine istinaf edilenlere göre ise dava sebebi kısmen bu yetki da-hilinde zuhur etmiş ve binaenaleyh Lefkoşa Kaza Mahkemesinin davayı görmeğe yetkisi mevcuttu. Görüleceği gibi yapılan iddia Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bu tip ve nitelikte bir davayı görmeğe yetkisi olmadığı değil de bölgesel yetki bakımından davayı görmeğe -yetkisi olmadığıdır. Mamafih, davalı yetki hususunu ilk defa istinafta ortaya koymuş, Bidayet Mahkemesi huzurunda ise bunu herhangi bir şekilde iddia etmemiş ve ileriye sürmemiştir. Bu şekilde hareket etmekle davalı, sair şekilde haklı olsa bile, bu husust-aki itiraz hakkından feragat etmiş ve davayı dinleyen Mahkemenin yetkisini kabul etmiş addolunur. Gör.- Chrysanthos Paraskeva v. Polydoros Nicolaides, XI C.L.R.,S2; Moore v. Gamgee, 25 Q.B.D. 224. Binaenaleyh Lefkoşa. Kaza Mahkemesinin davayı görmeğe yetki-si olmadığına mütedair istinaf sebebi geçerli değildir.
Kaza Mahkemesinin emareleri yanlış değerlendirdiği, davalının şahadetini reddetmekle ve davacılar namına ileri sürülen iddiaları kabul edip onlara dayanarak hüküm vermekle hata ettiği ileri sürü-lmüştür. Kaza Mahkemesi huzurunda davacılar namına davacı (1) Akif Hüseyin ve Bayan Ş. Hilmi şahadet vermiştir. Davacı (1)'in şahadeti talep takririnde yer alan iddiaları destekler mahiyettedir. Bayan Hilmi'nin şahadeti ise taraflar arasındaki ihtilâf ile -ilgili olarak Rum kesiminde de daha önce benzeri bir dava açılmış olduğunu davalının Rum kesimindeki izin veren makama (Licencing Authority) bir forma doldurarak müracaat yapıp yolcu taşımak hakkının TBC 712 plâkalı otobüsten TGL 759 plâkalı otobüse devrin-i talep etmiş olduğunu göstermektedir. Nlüdafaa tarafından şahadet veren davalının şahadeti ise müdafaa takririnde ileri sürülenleri destekler mahiyettedir. Mahkemede ibraz olunan emareler arasında davalının Rum tarafındaki davada yapmış olduğu bir yemin v-arakasının sureti mevcuttur. Bu yemin varakasında davalı K.L.2085.-yı Pavlides & Araouzos şirketine ödediğini beyan etmiştir. Halbuki halihazırdaki davada davalı bu meblağı davacılara ödediğini söylemiştir. Bu emareler arasında TGL 759 plâkalı otobüs ile i-lgili olarak Pavlides & Araotızos şirketi ve davacılar arasında yapılmış bir icar-satış mukavelenamesi ve davacıların Rum satıcılara ödemede bulunduğunu gösteren birkaç makbuz vardır. Davalı tarafından ibraz olunan ve davacı (1)'in imzasını taşıdığı iddia -edilen bir makbuzda ise davalının davacı (1)'e K.L.2085.- ödediği zikredilmektedir.
Kaza Mahkemesi huzurundaki şahadeti inceleyip değerlendirmiş ve davacılar tarafından ibraz olunan şahadetin doğruluğuna inanmış, davalının şahadetini ise kabul etmeyi-p reddetmiştir. Mahkeme davalının davacı (1)'e K.L.2085.- ödediğine de inanmamıştır. Kaza Mahkemesi varmış olduğu kanaata varırken, diğer şeyler meyanında, davalının davacılara ödediğini iddia ettiği K.L.2085.-'yı öderken kendisinin davacılardan senetli al-acağı olan K.L.1000.-'yı niçin tenzil etmediğini tatminkâr bir surette izah edemediğini, ibraz olunan yemin varakası ile davalının şahadeti arasında çelişki bulunduğunu, davalının şahadetinin çelişkili ve tutarsız olduğunu ve istintakta kendisine sorulan b-azı suallere hiç cevap vermediğini göz önünde bulundurmuştur.
Bir Bidayet Mahkemesinin şahadet üzerine yapmış olduğu bulgulara ve varmış olduğu kanaata müdahale edebilmemiz için bunların şahadetle desteklenmediğine ve mahkemenin huzurundaki şahadeti -değerlendirirken yanlış kıstaslar kullandığına ikna edilmemiz gerekir. Tutanaklardan görüldüğüne göre Kaza Mahkemesinin bulguları ve varmış olduğu kanaatı destekleyen kâfi derecede şahadet huzurlarında mevcuttu. Kaza Mahkemesinin ise bu şahadeti değerlendi-rirken yanlış kıstaslar kullandığı gözükmemektedir. Binaenaleyh Kaza Mahkemesinin yapmış olduğu bulgulara ve varmış olduğu kanaata müdahale edebilmemiz için, kanaatımızca, geçerli sebep mevcut değildir.
Son olarak Kaza Mahkemesinin vermiş olduğu ilâm- (tesbit kararı)nın kanunen verilemeyeceği hakkındaki istinaf sebebinin incelenmesi gerekir. Kaza Mahkemesi, daha önce izah edildiği gibi, davacılar lehine iki ilâm (tespit kararı) vermiştir. İstinaf ihbarnamesinde, bu hususta, ileri sürülen istinaf sebebi-nde hangi tesbit kararından şikâyet edildiği sarih değildir. Mamafih, istinafın duruşmasında, müstenif davacıların bahse konu hat üzerinde TGL 759 plâkalı otobüsü veya başka bir otobüsü çalıştırma hakkına ve ruhsatına davalıdan daha üstün bir hakka sahip o-lduklarına dair verilen tesbit kararı üzerinde durmuş ve bir mukavele üzerinde hüküm verilemediğinde ilâm da verilemeyeceğini ve ayrıca verilen ilâmın "aynen ifa" emrine muadil olduğunu iddia etmiştir. Esasen, diğer birinci tesbit kararının, Kaza Mahkemesi-nin inanmış olduğu şahadet ve yapmış olduğu bulgular muvacehesinde, verilemeyeceği söylenemez. Binaenaleyh bu meselede, kararlaştırılması gereken davacıların bahse konu hat üzerinde otobüs çalıştırmağa davalıdan daha üstün bir hakka sahip olduklarına dair -verilen tesbit kararının verilip verilemeyeceğidir.
1/1969 sayılı Adalet Mahkemeleri Kuralının 21. maddesi tahtında yürürlükte devam eden 14/1960 sayılı Adalet Mahkemeleri Kanununun 41. maddesi söyledir:
"Her mahkeme, hukuk görevlerini ifa- ederken, netice itibarı
ile hükmedilebilen herhangi bir hal çaresi talep edilsin veya
edilebilsin veya edilmesin, ilzam edici hak beyanlarında
- bulunmak yetkisine malik olacaktır."
-
Hukuk Usulü Tüzüğünün E.27 n.4'ü de tamamen benzer bir hüküm vazetmektedir. İngiltere'deki Yüksek Mahkeme Tüzüğünde de aynı şekilde bir hüküm mevcuttur.
Görüleceği gibi mahkeme herhangi bir davada, netice itibarı ile başka hal çaresi talep edil-sin veya edilmesin veya edilebilsin veya edilemesin, tarafların haklarını beyan edici tesbit kararları verebilirler. Fakat böyle bir hak beyanı, muvaffak olmayan esasa ilişkin bir hal çaresi talebine sadece temel teşkil etmek gayesi ile istenmiş ise yapılm-az. Earl of D sart v. Hammerton and Co. ( 1914) 1 Ch. 822 at 834 davasında Cozens-Hardy M. R. şöyle demiştir:-
"The rule enabling the Court to make a declaratory decree
ought not to be applied where a declaration is merely asked as a
f-oundation for substantive relief which fails."
Aynı davada s.838'de de Buckley L.J. bu gibi hak beyanlarının hangi ahvalde yapılıp yapılamayacağını izah etmiştir. Buckley L.J. şöyle demiştir:-
"Under Order XXV., r.5, the Court now has powe-r to make
declarations of right whether any consequential relief is or
could be claimed or not. The purpose of these last words is not I
think to enable a declaration to be made in a litigation between
parties in which the plaintiff cou-ld under no circumstances
obtain relief against the defendant. It is addressed to cases in
wvhich no substantive relief can at present be given, not to
'eases in which substantive relief could never be given. A
declaration can under pro-per circumstances be made so as to bind
future rights. The case here is one in which the learned judge
had found that the plaintiff:; could have no relief against the
defendants at all. In such a case the Court ought not and I think
can-not make a bindinl; declaration of right in favour of the
plaintiffs."
Şu kadar var ki mahkeme bir ' tesbit kararı ve-rebilmesi için beyan edilecek hakkın kanuni bir hak olması gerekir. Nixon v. Attorney -General (1930J) 1 Ch. 566 at 574 ve 575 davasında Clauson J. şöyle demiştir:-.
"This Court has jurisdication, in a proper case, to declare
rights, and -that jurisdiction, whether or not it exists apart
from the rules of the Court, has now been dealt with by those
rules, and there is an express provision in the rules enabling
this Court to make a declaration of right, notwithstanding that-
no consequential relief is claimed. The Declaration of right
means in my opinion declaration of legal right, and I have no
power to make any declaration, even if I desired to make; one,
except a declaration, as I read the rule, of -a legal right. If I
am right in the view which I have expressed on the first point
that a retired civil servant has, under the Superannuation Acts,
no rights in the nature of legal rights as against the Crown,
then the whole basis o-f the foundation of the jurisdiction to
make such a declaration as is asked is gone, and it is
impossible for me to grant the relief which is sought by way of
declaration."
Bu mesele-de davacılar iddia ettikleri hakkı davalı ile yaptıkları anlaşmaya dayamaktadırlar. Daha önce de belirtildiği gibi davacılar TBC 712 plâkalı otobüse bağlı ve mezkûr hat üzerinde yolcu taşıma ile ilgili izin ve hakların kendilerine devredilmesi hususunda da-valı ile anlaşmış olduklarını iddia ettiler ve Kaza Mahkemesi de bunun doğruluğuna inandı. Bu durumda, her ne kadar da bu hususla ilgili istinaf sebebi dar tutulmuşsa da, ilkin tezekkür edilip kararlaştırılması gereken husus bu şekilde bir anlaşma tahtında- böyle bir iznin devredilip devredilemeyeceği ve davacıların bu izin ile ilgili olarak herhangi kanuni bir hak elde edip etmediğidir. Bu yapıldıktan sonra ancak böyle bir hakka istinad ettirilen bir tesbit kararının verilip verilemeyeceği tezekkür edilip k-ararlaştırılabilir. Esasen, kanuni olan bu husus teati edilen takrirlerle, Kaza Mahkemesi huzurunda, ihtilâf konusu yapılmıştı.
Bizde otobüs ile yolcu taşıma ile ilgili işletme izinleri 10/1969 sayılı Motorlu Araçlarla Yolcu Taşınmasını Kontrol (Geçi-ci Hükümler) Kuralı tahtında Adalet ve İçişleri Bakanlığından alınır. Kuralda herhangi bir şahsa verilen bir işletme izninin bu şahıs tarafından başka bir şahsa devredilebileceğini gösteren herhangi bir hüküm mevcut değildir. Bilâkis Kuralın 5. maddesinde -izin için yapılan bir müracaatı Bakanlığın reddedebileceğinden bahsedilmektedir. Bizdeki kanunun, netice itibarı ile, mehazı İngiltere'deki Road Traffic Act, 1960'dır. Bu kanun tahtında verilen bir işletme izni (road service licence) izin sahibine müktesep- bir hak (vested interest) bahşetmez. -Gör Halsbury's Laws of England, 3rd Ed. Voluma 33, p.688 para.ll68. Bu böyle olduğuna göre de bir işletme izni bir şahıstan öteki bir şahsa bir hak olarak devredilemez. Bizdeki kanun tahtındaki durum da, kanaatımızca -aynıdır. Esasen bu böyle olduğu içindir ki yeni yapılan 27/1975 sayılı Yasada bazı ahvalde bu gibi izinlerin devrine cevaz veren ek bir hüküm konulması ihtiyacı hissedilmiştir. Gör m.l6(2). Mamafih, bu yeni yasanın geriye ve dolayısıyle bu davaya şumulü yo-ktur.
Bir işletme izni 10/1969 sayılı Kural tahtında izin sahibine devredilebilecek bir hak bahşetmediği cihetle taraflar arasında bu hususta anlaşma tahtında davacılar, hakkında beyan yapılabilecek kanuni bir hak elde etmemişlerdir. Binaenaleyh mevz-u bahis tesbit kararı, kanaatımızca, verilemezdi.
Netice itibarı ile istinaf kısmen kabul edilir ve davacıların bahse konu hat üzerinde otobüs çalıştırmağa daha üstün bir hakka
sahip olduklarına dair verilen tesbit kararı iptal, sair hususlarda ise K-aza Mahkemesinin hükmü teyit edilir.
İstinaf masrafları ile ilgili olarak herhangi bir emir verilmez.
M. Necati Münir Ertekün
Başkan.
- Ahmet İzzet
Yargıç
Şakir S. İlkay
Yargıç
30 Aralık 1975.
333
Full & Egal Universal Law Academy