-Hukuk İstinaf No. 1/71
(Dava No. 175/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye
İstinaf eden: Fadıl Sami Efe, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Kahraman, Mağusa (Davacı)
- a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına: Taner Erginel
Sözleşme Hukuku - Sözlü ,akit - Sözlü akdin yapılıp yapılmadığına ilişkin anlaşmazlık.
H-ukuk Usulû - Şahadet - Şahitlerin inanılırlığı.
Yetki İtirazı - 1960 Adalet Mahkemeleri Yasasının 21. maddesi - Kaza Mahkemelerinin bölgesel yetkisi - Aktin ihlal edildiği yerdeki Mahkemenin de davayı görmeye yetkili olması.
Sözleşme Hukuku - Ödeme yeri -- Ödeme yerinin tarifi - Ödeme yerinin taraflarca kararlaştırılmadığı hallerde borcun alınılığı zaman alacaklının işyeri veya ikamet yerinin ödeme yeri kabul edilmesi
Sözleşme Hukuku - Ödeme zamanı - Sözleşmede süre tespit edilmeyen hallerde ödemenin maku-l bir sürede yapılması.
Hukuk Usulü - Müdafaa takriri - Takrirde ileri sürülen iddia hakkında Bidayet Mahkemesinin karar vermesi gereği.
OLAY: Davacı, Davalının ilk talepte ödemek üzere kendisinden 60 K.L borçlandığını iddia etti.
Davalı Davacıdan borç a-ldığını kabul etmedi ve Kaza Mahkemesinin bu davayı görmeye bölgesel yetkisi olmadığını iddia etti.
İlk Mahkeme Davacı ve şahidine inanarak Davacı leyhine hüküm ve rdi.
Davalı İlk Mahkemenin bu davayı görmeye bölgesel yetkisi olmadığını ve taraflar arasınd-a sözlü bir aktin yapıldığının kanıtlanamadığını ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, taraflar arasında sözlü bir aktin yapıldığına ilişkin yeterli şahadet olduğunu kabul etti ve bu konuda İlk Mahkemenin bulgusunun hatalı olmadığı sonucuna v-ardı.
1960 Adalet Mahkemeleri Yasasının bölgesel yetkiyi düzenleyen 21. maddesi ve dava sebebinin tarifini içeren 2. maddesine göre sözleşmeyle ilgili davalar aktin yapıldığı veya ihlâl edildiği kazada açılabilir. Bir borç ilişkisinde aktin ihlâl edildiği- yerlerden birisi de ödeme yeridir. Ödeme yerinin sözleşmede belirtilmediği hallerde genel prensiplere göre alacaklının işyeri ve ikametgâhı ödeme yeri kabul edilir. Bu meselede sözleşmede ödeme yerinin belirtilmemesine karşılık alacaklının ikametgâhının M-agosa'da olduğunu, dolayısıyle ödeme yerinin Magosa'da bulunduğunu ve alacaklıyı Ma.gosa'da bulup ödeme yapmayan Davalının akti Magosa'da ihlâl ettiğini dikkate alan Yüksek Mahkeme, Magosa Kaza Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna vardı.
Atıfta Bulunulan -Yargısal İçtihatlar:
l. Drexel v. Drexel(1916) 1 Chancery Division s.251-260.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1. Chitty On Contracts, 23. baskı, s.538, s.552, p.1166; p.1143.
HÜKÜM
M. Necati Münir, Başkan: Bu istinaftaki hükmü Ülfet -Emin okuyacaktır.
Ülfet Emin, Üye:
Davacı Mağusalı bir öğretmendir. Davalı ise Lefkoşa'da Öğretmen Koleji Müdür Muavinidir. Davacı 26 Mayıs 1970'de Mağusa Kaza Ma.hkemesinde davalı aleyhine 175/7C numaralı davayı ikame ederek davalıdan K.L.6O.-lık bir bor-cun, K.L.2.-lık ihbarname masrafının ve dava masraflarının ödenmesini talep etti. Davacı talep takririnin 2. paragrafında davalının takriben 6.9.1967 tarihinde davacıdan ilk talepte ödenmek vaadi ile K.L.6O.- borçlandığını ve talep takririnin 3. paragrafı -ile de davacının bu parayı Mağusalı Atiye Salih vasıtası ile davalıya gönderdiğini ve davalının da en erken bir zamanda K.L.6O.-yı Mağusadaki adresine ödemeği taahhüt ettiğini iddia etti.
Davalı Mahkemeye dosyaladığı müdafaa takriri ile Mağusa Kaza Mahkem-esinin davaya bakmaya kazai salâhiyeti olmadığını ileri sürerek davanın ileri gidemeyeceğini, iptidai itiraz olarak ileri sürdü. Davalı müdafaa takririnin 3. paragrafı ile davacının talep takririnin 2 ve 3. paragraflarını kabul etmedi ve 6.9.1967 tarihinde- veya başka herhangi bir tarihte davacıdan K.L.6O.- veya başka herhangi bir miktar borçlandığını reddetti.
Davacı davasını ispat etmek için Mahkemede kendisi bizzat şahadet vermiş ve Atiye Salihi de şahit olarak çağırmıştır. Davalı ise Mahkemede bizzat şa-hadet vermiştir. Davacı Bidayet Mahkemesinde verdiği şahadette kendisinin 1964 senesinden beri Cambolat Radyosunda çalıştığını, 1961'den 1964'e kadar Cambolat İlk Okulunda öğretmen olduğunu, davalıyı 1954 senesinden beri tanıdığını, 1954'den beri davalının- annesi Atiye Salih'in evinde kaldığını ve davalının davacıya Öğretmen Kolejinde öğretmenlik yaptığını bildirdi. Davacı 1967 yılının Eylül ayı başlarında Lefkoşa'da bulunduğu bir sırada davalının paraya ihtiyacı olduğundan bahsettiğini, miktarı söylemediği-ni ve mümkünse kendisinin yardım etmesini istediğini söyledi. Davalı davacıdan parayı ödünç olarak istedi. Davalı işine Mağusaya döndükten birkaç gün sonra davalının annesini Mağusada gördü, aralarında bir konuşma oldu, bunun üzerine davalı Bankaya giderek- Bankadaki hesabından K.L.6O.- çekti ve bu K.L.6O.-yı davalıya verilmek üzere davalının annesine verdi. Davacı 19 Nisan 1970'de şahsen davalıdan K.L.6O.-yı talep etti. Davalı ise böyle bir para borçlanmadığını davacıya söyledi.
Davalının annesi Atiye Sali-h de Mahkemeye verdiği şahadette takriben 3 sene ewel Lefkoşa'da olduğu bir gün davalının sıkıya düştüğünü ve kendisinden para istediğini, bu yüzden kendisinin üzüntülü olduğunu ifadesinde belirtti. Mağusaya döndüğünde davacıyı gördüğünü, üzüntüsünün sebeb-ini davacıya söylediğini ifadesinde söyledi. Davacının kendisine takriben 3 sene ewel K.L.6O.verdiğini ve bu K.L.6O.-yı davalıya Lefkoşaya getirdiğini söyledi. Atiye Salih şahadetinde K.L.6O.-yı davacının verdiğini ve bu parayı geri davacıya ödemesi gerekt-iğini söyledi. Davalının da bu parayı az az vereceğini söylediğini ifadesinde belirtti. Davalı ise Mahkemede verdiği şahadette annesinin kendisine K.L.6O.- vermediğini, yalnız annesinin kocası pools' dan para kazandığını ve hediye olarak K.L.ll.- verdiğini- ifadesinde belirtti. Kendisinin hiçbir zaman davacıdan para istemediğini ve geçen sene davacı ile beraber Londra'da beraber gezdikleri halde davacının K.L.6O.-dan hiç bahsetmediğini fadesinde belirtmiştir. Atiye Salih ise hediye olarak davalının hanımına- K.L.ll.- verdiğini kabul etti. Mamafih buna ilâvetert daıtalının bizzat kendisine davacının Mağusa'dan gönderdiği K.L.60.-yı da verdiğini ifadesinde belirtti.
Bidayet Mahkemesi, huzurunda verilen şahadeti dinledikten sonra davacının ve şahidi Atiye Salih-in şahadetine inandığını hükmünde belirtti. Bidayet Mahkemesi davalının şahadet verirken ve istintakı esnasındaki tavrı hareketinden, mütereddit bir tutum içerisinde olduğundan ve adeta bazı sorulara kaçamaklı cevaplar vermeye çalıştığını gösteren bir eda -içerisinde göründüğünden mahkemede olumlu bir tesir bırakmadığını ve ibraz ettiği şahadete inanmadığını belirtti. Bidayet Mahkemesi davacının davalı ile arasında şifahi bir akte dayanan bir borç münasebetinin mevcudiyeti hususundakı iddiasını ispat etmiş o-lduğu kanaatına vararak davalı aleyhine talep takririnde olduğu gibi hüküm verdi.
Bidayet Mahkemesi, Mahkemenin davaya bakmaya yetkisi olmadığı hususunda davalının yaptığı iddiayı incelemiş mamafih bu hususta herhangi bir karar vermiş değildir. Sebep olar-ak da Bidayet Mahkemesi hükmünde şunları söylemiştir:-
"Davalı avukatı müdafaa takririnde iptidai bir itiraz ileri sürdüğü halde davanın dinlenmesi esnasında bu itirazı serdetmiş değildir. Mezkûr itirazını geri çektiğine dair de herhangi bir beyanda bulun-madı.
Hal böyle iken, kanaatimce Mahkeme mezkûr iptidai itirazı res'en ele alıp incelemek ve karara bağlamak durumunda değildir. Davalı avukatı zikredilen iptidai itirazını mahkeme huzurunda ileri sürmeyince Mahkeme davanın esasına taallûk eden şahadet di-nlemiştir. Bu durumda mezkür itiraz yapılmamış gibi muameleye tabi tutulmuş ve davanın esasına gidilerek şahadet dinlenmiştir."
Davalı Bidayet Mahkemesinin hükmünün özellikle aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eylemiştir.
-1. Verilen şahadet muvacehesinde muhterem Bidayet Mahkemesinin bu davayı istima etmeye ve bu dava hususunda karar vermeye yetkisi yoktur.
2. Bidayet Mahkemesinin davacı ile davalı arasındaki şifahi bir akte dayanan bir borç münasebetinin mevcut olduğu hus-usundaki bulgusu hatalıdır.
İlk olarak birinci istinaf sebebini ele alıyoruz. Davalı müdafaa takririnde Bidayet Mahkemesinin davaya bakmaya yetkisi olmadığını iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi hükmünde davalının bu iddiasını geri çektiğine dair herhangi b-ir beyanda bulunmadığını belirtmiştir. Kanaatımızca müdafaa takririnde bir iddia yapıldığına göre ve bu iddianın geri çekildiğine dair herhangi bir beyan yapılmadığına göre Bidayet Mahkemesinin bu iddia hususunda bir karar vermesi elzemdir. İlk önce bu hus-us hakkında Bidayet Mahkemesinin karar vermesine fırsat vermek için davayı Bidayet Mahkemesine geri göndermeyi düşündük. Mamafih, bu husus hakkında Bidayet Mahkemesinde kâfi derecede şahadet verildiği için Yüksek Mahkemenin İstinaf Mahkemesi olarak karar v-ermeye yetkisi olduğundan, bu husus hakkında İstinaf Mahkemesinin karar vermesini daha uygun gördük.
1960, Adalet Mahkemeleri Kanununun 21. maddesi Kaza Mahkemelerinin bölgevi yetkisini tespit etmektedir. Bu maddenin (a) bendine göre dava sebebinin tamame-n veya kısmen mahkemenin kurulmuş olduğu bölge sınırları içinde doğmuş olması halinde Kaza Mahkemesi davayı istima etme ve karar verme hususunda asli yetkiye sahiptir. Ayni Kanunun 2. maddesinde dava sebebi de şöyle tarif edilmektedir:"
'Dava sebebi' dav-anın mevzuu, icrası gerekli hakkı tesis eden vakıalar takımının bütününden teşekkül eder, fakat akte dayanan davalarda, dava sebebinin tamamı manasına gelmeği gerektirmez; bir dava sebebi, eğer akit, salâhiyet dahilinde akdedilmişse, aktin ihlâli başka yer-de vaki olsa bile ve keza eğer aktin ihlâli salâhiyet dahilinde vuku bulmuşsa, akit başka yerde aktedilmiş olsa bile, salâhiyet dahilinde doğmuş addolunacaktır."
Buna göre davacının ya aktin olduğu kazada veya aktin ihlâl edildiği kazada davayı açmağa hak-kı var ve her iki kaza mahkemesinin de davaya bakma yetkisi vardır. Kabul edilen şahadete göre davalı ödünç para alma talebini Lefkoşa'da ve yine verilen şahadete göre para davalıya Lefkoşa'da verilmiştir. Kanaatimizce herhangi bir akit mevcutsa bu akit Le-fkoşa a yapılmıştır. Acaba bu akit nerede ihlâl edilmiştir? Bu hususta karar vermek için de borcun nerede ödenmesi gerektiğini incelemek gerekir. Davacı talep takririnde her ne kadar da davalının borcunu Mağusadaki adresine ödemeyi taahhüt ettiğine dair id-dia etmişse de bu hususta mahkemeye herhangi bir şahadet verilmiş değildir. Ödemenin nerede ve ne vakit olacağına dair Mahkemede herhangi bir şahadet mevcut değildir. Bu böyle olduğuna göre ödeme hususundaki genel prensipleri uygulamak gerekir. Bu genel pr-esnsiplere göre ödeme yerinin nerede olacağı hususu sarahaten veya zimnen akitte belirtilmiş değilse, borçlunun alacaklıyı, Kıbrıs'ta olduğu takdirde, arayıp bulması ve ödemeyi yapması gerekir. Bir borcun ödenme yeri hususunda herhangi bir anlaşma olmayan -hallerde, ödenme yeri borcun alındığı zaman alacaklının işyeri veya ikamet ettiği yerdir. Bak Chitty On Contracts, 23. baskı, s.552, p.1166 ve Drexel v. Drexel (1916 1 Ch. s.251-260.) Talep takririnde davacının Mağusada bir öğretmen olduğundan bahsedilmekt-edir. Davacı verdiği şahadette 1961'den beri önce Cambolat İlk Okulunda ve daha sonra Cambolat Radyosunda görevli olduğunu söylemiştir. Bundan görülüyor ki gerek borcun verildiği zamanda gerekse davanın açıldığı zamanda davacı Mağusada işlemekte ve ikamet -etmekte idi. Akitte de ödeme yeri hususunda herhangi bir anlaşma yapılmadığından borçlunun yani davalının davacıyı arayıp bulması ve borcunu ödemesi gerekirdi. Bundan dolayı akit Lefkoşa'da yapıldığı halde Mağusa kazasında ihlâl edildi. Bunun için Mağusa K-aza Mahkemesinin bu davaya bakmaya yetkisi vardı.
Şimdi de 2. istinaf sebebini ele alıyoruz. İstinaf edenin avukatı Bidayet Mahkemesinin davacı ile davalı arasında şifahi bir akte dayanan bir borç münasebetinin mevcut olduğu hususundaki bulgusunun hatalı -olduğunu iddia etmiştir. İstinaf edenin avukatı davacı ile davalı arasında herhangi bir şifahi aktin mevcut olmadığını ileri sürmüştür. İstinaf edenin avukatı davacının talep takririnin 2. paragrafında iddia ettiği gibi davalının ilk talepte ödemek vaadi i-le davacıdan K.L.6O.- borçlandığını ispat edemediğini iddia etmiştir. Talep takririnin 2. paragrafı aynen şöyledir:-
"Davalı takriben 6.9.1967 tarihinde davacıdan ilk talepte ödemek vaadi ile K.L.6O.- borçlanmıştır."
Verilen şahadet incelendiğinde davalı-nın davacıya borcu ilk talepte ödeyeceğine dair vaadettiği hususunda herhangi bir şahadet mevcut değildir. Mamafih davalı parayı Atiye Salih'ten aldığında, aldığı parayı az az ödeyeceği hıısusunda şahadet mevcuttur. Davacı talebini talep takririnde olduğu -gibi yani davalının borcunu davacıya ilk talepte veya en erken bir zamanda ödeyeceğini vaadettiğini ispat etmemekle beraber, davalının borcunu az az ödeyeceğine dair söz verdiği hususunu ispat etmiştir. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen ve Bidayet Mahkem-esi tarafından kabul edilen tüm şahadet incelendiğinde, davalının takriben 6 Eylül 1967'de Atiye Salih'ten K.L.6O.-yı aldığı sabit olmuştur. Yine mahkemenin doğru kabul ettiği Atiye Salih'in şahadetine göre, Atiye Salih K.L.6O.-yı davalıya verirken bu K.L.-6O.-nın davacı tarafından borç olarak verildiğini davalıya söylemiş ve davalı da bunu az az ödemeyi kabul ettiği sabit olmuştur. Bidayet Mahkemesi davacının verdiği şahadete inanmakla Eylül ayı başlarında davalının davacıdan borç para talep ettiğini kabul -etmiş sayılır. Bu böyle olduğuna göre davalı borç talebini yaptıktan bir kaç gün sonra, davacının borç olarak gönderdiği parayı kabul etmesi ve bu borcunu az az ödemeyi kabul etmesi, davacı ile davalı arasında bir şifahi akit meydana getirmiştir kanaatinde-yiz. Kaldı ki davalı davacıdan herhangi bir borç para talep etmese dahi, Atiye. Salih K.L.6O.-yı davalıya verirken K.L.6O.-nın davacı tarafından gönderildiğini ve bu K.L.6O-.nın davacıya ödenmesi gerektiğini davalıya söylemesi ve davalı da bunu bilerek K.L-.6O.-yı bu şartlar tahtinde kabul etmesi davacı ile davalı arasında bir akit meydana getirmiş olur kanaatindeyiz. İs= tinaf edenin avukatı borç paranın kati olarak ne vakit ödeneceği hususunda şahadetin mevcut olmadığını iddia etmiştir. Bir akitte borcun n-e vakit ödeneceği hususu tespit olunmayan hallerde, borcun makul bir zaman zarfında ödenmesi gerekir kanaatindeyiz. Bu hususta bak Fasıl 149, Mukavele Kanunu, madde 46 ve Chitty on Contracts, 23. baskı, s.538, p.1143. Makul müddetin ne olduğu hususu her me-selenin kendi özelliğine bağlıdır. Bu davada borç Eylül 1967 de alındığına göre ve davalı borçlanırken borcunu az az ödeyeceğini taahhüt ettiğine göre, davanın açıldığı Mayıs 1970 senesine kadar geçen zamanın, makul müddetten de uzun bir müddet olduğu kana-atindeyiz.
Daha evvel de belirttiğimiz gibi davacı borcun ödenme hususundaki talep takririndeki iddiasını aynen ispat etmemekle beraber davalının borcunu az az ödeyeceğini taahhüt ettiğini ispat etmiştir. Bu meselede borcun kati olarak ne gün ödeneceği hu-susu ispat edilmediğinden, meselenin bütün ahval ve şeraiti nazarı itibara alınarak, borcun makul bir müddet zarfında ödenmesi gerekir. Bu davada esas münazaalı nokta davalının K.L.6O.-yı davacıdan borçlanıp borçlanmadığı hususudur. Borcun ne vakit ödenece-ği hususu münazaalı bir nokta değildir. Davacı talep takririnde borcun ilk talepte veya en erken bir zamanda ödeneceğine dair davalının taahhüt ettiğini iddia etmişse de, bunu mahkemede ispat edememiştir. Ancak genel prensiplere dayanarak borcun kati olara-k ne vakit ödeneceği hususu akitte mevcut olmayan hallerde borcun makul bir müddet zarffında ödenmesi gerektiğini nazarı itibara alarak borcun makul bir müddet zarfında ödenmesi gerekirdi. Daha ewel de belirttiğimiz gibi bu meselede dava açılıncaya kadar m-akul bir müddet geçmiştir. Borcun ilk talepte veya en erken bir zamanda ödeneceği ispat edilmemekle beraber, borcun verildiği günden dava açılıncaya kadar makul bir müddet geçtiğinden, Bidayet Mahkemesi davalının aleyhine hüküm vermekle hata etmiş değildir-.
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı istinaf reddolunur. İstinaf edonin istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
Yüksek Mahkeme
18 Mart 1971
Full & Egal Universal Law Academy