- Hukuk İstinaf No: 13/70
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
(Dava No: 424/1969)
İstinaf eden: Dr. Zekâi Ereş, Lefkoşa
(Davacı)
ile
İst-inaf edilen: Zehra Hakkı Müftüzade, Lefkoşa
(Davalı)
arasında.
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza
Aleyhine istinaf edilen namına: A. M. Berberoğlu
1967 Kira Tan-zim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu -
İstinaf Mahkemesinin, yeterli sebep olmadıkça Bidayet Mahkemesi bulgularına müdahale etmemesi - Talep takririnin ayrıntıları taşımaması - Privity of contract.
Davacı, Lefkoşa'da bulunan dava konusu evin 25.4.-1969 tarihinden itibaren sahibidir. Davalı, kira ödemeden eski ev sahibinin rızası ile evi işgal etmekteydi. Davacı 17.7.1969'da davalıyı dava ederek tahliye talep etti. Davalı, davacı ile O. F. Müftüzade arasında yapılan bir anlaşma gereğince evi işgal et-mekte olduğunu iddia etti. Bidayet Mahkemesi, davacının evi satın alırken O. F. Müftüzade ile bir anlaşma yaptığına ve bu anlaşma gereğince davalının koçan tarihinden itibaren üç ay bu evde kira ödemeksizin oturabileceğine ve dava açıldığında üç ay dolmadı-ğından davanın reddine karar verdi. Davalı, istinaf etti. Başlıca 1. Mahkemenin, davalının bedelsiz üç ay oturabileceğine dair anlaşma yapıldığı hususundaki bulgusunun hatalı olduğunu, 2. Müdafaa takririnde bu anlaşma hakkında sarahat bulunmadığını ve 3. İ-stinaf edilen anlaşma davacı ile O. F. Müftüzade arasında yapıldığından davalının bu anlaşmaya istinad edemeyeceğini iddia etti ve bu hususlarda Bidayet Mahkemesi kararının hatalı olduğunu ileri sürdü.
KARAR: Yüksek Mahkeme;
Bidayet Mahkemesi yargıc-ının anlaşma hususundaki bul-
gusunu değiştirecek yeterli neden bulunmadığını,
Müdafaa takririnde, anlaşmadan ayrıntılı bahsedilme-
mekle birlikte yeterince iddia edildiğini, davacının
ayrıntı isteme veya şahadet verilmesine itiraz hakkını
kullanmadığını,
-Davalı bu anlaşmaya dayanarak dava açmamakla birlikte,
anlaşmayı yapan şahıs nam ve hesabına evi işgal etmekte olduğundan müdafaa olarak ileri sürebileceğine karar vererek istinafı reddetti.
-----------------
- H Ü K Ü M
Müddei Lefkoşada Şerif Arzık Sokağında kâin 18 numaralı evin 25 Nisan 1969 tarihinden itibaren sahibidir. Müddeaaleyh hiç kira ödemeksizin ve eski mal sahibinin müsaadesi ile evi dava açıldığı zaman işgal etmekteydi. Müddei e-vi satın aldıktan sonra müddeaaleyhe bir mektup göndererek evi tahliye etmesini veya müddeiye kira ödemesini taleb etti. Fakat müddeaaleyh mezkûr evi ne tahliye etti, ne de kira ödedi. Müddei, müddeaaleyhin mezkûr evi mütecaviz olarak işgal etmekte olduğun-u, dava konusu evin normal ve/veya makul kirasının KL 25.- olduğunu ileri sürerek 17 Temmuz 1969'da 474/69 numaralı davayı açarak müddeaaleyhin dava konusu evi tahliye ederek müddeiye boş olarak teslim etmesini ve 25.4.69 tarihinden itibaren dava konusu ev- tahliye edilinceye kadar ara kâr olarak ayda KL 25.- ödemesini taleb etti.
Müddeaaleyh ise 17.10.1969'da dosyaladığı müdafaa takriri ile dava konusu evi mütecaviz olarak işgal ettiğini reddetti. Müddeaaleyh müddeinin dava konusu ev ile ilgili O. F. M-üftüzade ile anlaşma yaptığını ve o anlaşma gereğince evin O. F. Müftüzadenin idaresi altında bulunduğunu ve müddeaaleyh dava konusu evi bu anlaşma gereğince işgal ettiğini ve evin normal kirasının KL 18.- olduğunu iddia etti. Davanın istimai esnasında her- iki taraf dava mevzuu evin normal ve/veya makul kirasının KL 19.- olduğunu ve müddeaaleyhin tam kirayı ödemeye kudreti olduğu hususunda anlaşmışlardır. Bidayet Mahkemesi müddeiyi ve müddeaaleyhin çağırdığı iki şahidi dinledikten sonra müddeinin O. F. Müft-üzade ile mevzuu bahis ev için bir anlaşma yaptıklarını ve bu anlaşmaya göre sözü geçen evin Tapuda müddei namına kaydı yapıldıktan sonra müddeaaleyhin 3 ay müddet için kira ödemeksizin evi işgal edebileceği kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi, dava 17.7.19-69'da ikame edildiğinden ve evin Tapuda kaydı da 25.4.69'da yapıldığından anlaşmaya göre 3 ay müddetin geçmediğini göz önünde tutarak davanın vakitsiz ikame edildiği kanaatına vararak müddeinin davasını reddetti.
Müddei Bidayet Mahkemesinin hükmünün a-şağıda gösterilen sebeblerden ötürü hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi:
Bidayet Mahkemesi 25.4.69 tarihinden itibaren 3 ay
müddetle müddeaaleyhin dava konusu evde şartsız olarak
kirasız ikamet edebileceği hususunda bir anlaşma ol-duğu hakkındaki bulgusu Mahkeme huzurunda bulunan şahadetle bağdaşmaz ve hatalıdır.
Bidayet Mahkemesi müdafaada bu hususta sarih herhangi
bir iddia olmadığı halde, 1. istinaf sebebinde gösterilen anlaşma hususunda bir bulguda bulunmak ve kararını buna ist-inad ettirmekle hataya düşmüştür.
Bidayet Mahkemesi 1. istinaf sebebinde bahsolunan
anlaşma müddei ile üçüncü bir şahıs arasında olduğu
cihetle bu dava maksatları bakımından mezkûr anlaşmaya herhangi bir önem atfetmekle hataya düşmüştür. (Privity of contr-act).
Bidayet Mahkemesi daraltılan "issues"lar muvacehesinde
Müddeaaleyhin 25.4.1969 tarihinden itibaren ayda KL 19.- kira ödemesini ve ayrıca dava masraflarını verme-
sini emretmemekle hataya düşmüştür.
Müddei Mahkemeye verdiği şahadette mevzuu ba-his evi satın alırken, Faik bey ile evin tahliyesi hususunda bir anlaşmaya vardığını kabul etmiştir. Müddeinin iddiasına göre varılan bu anlaşma tahtinde 3 ay zarfında Faik Bey müddeaaleyhi evden çıkaracaktı ve bu 3 ay için müddei, müddeaaleyhten kira tale-b etmeyecekti. Satış senedi 19 Mart 1969'da imzalanmıştır, koçan ise 25.4.69'da Tapu Dairesinde Müddeinin namına geçirilmiştir. Müddei anlaşmada sözü geçen 3 ay müddetin ne vakit başladığı hususunda görüşülmediğini iddia etmiştir. Müdafaa namına Mahkemeye -şahadet veren Faik Müftüzade ise mevzuu bahis evin satışı konuşulurken müddeaaleyhin mezkûr evde satış ve koçan muamelesinden sonra 3 ay için kira ödemeksizin ikamet edeceği hususunda müddei ile bir anlaşmaya vardığını iddia etmiştir.
Faik Müftüzade şahade-tinde müddeaeleyhin evde 3 ay kirasız ikamet etmesine karşılık taleb ettiği satış bedelinden bir indirim yaptığını iddia etmiştir.
Mahkeme yukarıdaki şahadette varılan anlaşmada sözü geçen 3 ay müddetin koçan tarihi olan 25.4.1969'dan itibaren başladı-ğı kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesinin müddetin ne vakit başlayacağı hususunda varmış olduğu işbu kanaatı destek-leyecek Bidayet Mahkemesi huzurunda kâfi derecede şahadet mevcuttur. Esasen müddei dahi istintakında 3 ayın ne vakit başlayacağı hususunu gör-üşmediğini kabul etmiştir. Diğer taraftan ise müddeaaleyh namına şahadet veren Faik Müftüzade 3 ay müddetin koçan muamelesi yürütüldüğünden başlayacağına dair Mahkemeye şahadet vermiştir. Verilen bu şahadeti kabul etmekle herhangi bir hataya düşmüş değildi-r.
Yukarıda bahsettiğimiz sebeblerden dolayı istinaf sebeblerinin birincisi reddolunur.
Şimdi de istinaf edenin ikinci istinaf sebebini ele alalım. İstinaf edenin avukatı yukarıda birinci istinaf sebebinde incelediğimiz anlaşma hususunda müdafaa -takririnde sarih bir iddia yapılmadığını ve bundan dolayı böyle bir anlaşma hakkında şahadet verilse dahi, Bidayet Mahkemesinin nazarı itibara almaması gerektiğini iddia etmiştir. Müdafaa takririnin 2(b) bendinde anlaşma hakkında şunlar ileri sürülmüştür:
- "Müddeaaleyh müddeinin kendisi ile herhangi bir şekilde
görüşmediğini, müddeinin Faik Müftüzade ile bir anlaşma
gereğince O. F. Müftüzadenin idaresi altıdna bulunduğunu
bildirir, söz konusu evin müddeaaleyh tarafından müte-
c-aviz olarak işgal edildiği iddiasını kesinlikle
reddeder."
Kanaatimizce Müddeaaleyh tarafından Müdafaa Takririnde anlaşma hususunda yapılan iddia sarih olmamakla beraber, anlaşma hakkında bir iddia yapılmış bulunmaktadır. Hiç şüphe yoktur ki m-üddeaaleyh anlaşma hususunda Müdafaa Takririnde iddiasını yaparken bu anlaşma ne zaman, hangi hususta, tahriri veya şifahi yapıldığını zikretmesi gerekirdi. Mamafih, bunu yapmamakla anlaşma hususunda mahkemeye şahadet verilirken müddei tarafından da itiraz- yapılmadığına göre Müdafaa Takririnde anlaşma hususu sarih olmamakla beraber bir iddia yapıldığından Mahkeme verilen şahadeti nazarı itibara alabilirdi. Bu gibi hususlarda Müddeinin Civil Procedure Rules tahtinde ve Şahadet Kanunu tahtinde birçok hakları -vardı. Müddei arzu ettiği takdirde dava istima durumuna gelmezden evvel ve/veya istima esnasında taleb takririnde iddia olunan anlaşmanın sarih olmadığını ve böyle bir iddianın müddeiyi sıkıntıya soktuğunu (embarras) ileri sürebilir ve anlaşma hususundaki -iddianın müdafaa takririnde ihracı için Civil Procedure Rules O.XIX. r.26 tahtinde veya Civil Procedure Rules O.XIX r.6 tahtinde anlaşma hakkında karşı taraftan daha fazla tafsilâtın verilmesini Mahkemeye müracaat ederek taleb edebilirdi. Müddei, yukarıdak-i haklarına ilâveten, istima esnasında anlaşma hususunda herhangi bir şahadet verilmek üzere iken Mahkemenin bu gibi şahadeti kabul etmemesi gerektiğini Mahkemede iddia edebilirdi.
Müddei yukarıda bahsolunan hakkından istifade etmek yoluna gitmemiş ve- gerek Bidayet Mahkemesinde gerek istinaf Mahkemesinde anlaşma hususunda ve bilhassa müddeaaleyhin 3 aylık kirasız ikamet etmeye hakkı olduğu iddiasının ve şahadetinin nazarı itibara alınmaması gerektiğini iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi müdafaa takririn-de yer alan anlaşma kelimesinin pek sarih olmamakla beraber müddeaaleyhin 3 ay müddetle kirasız ikamet edebileceği hususunu kapsayacak genişlik ve nitelikte olduğu kanaatına vardı. Yukarıda izah ettiğimiz sebeblerden dolayı Bidayet Mahkemesinin anlaşma ve -3 aylık kirasız ikamet etmek hususundaki bulgusu hatalı değildir kanaatındayız. Yukarıdakilerin ışığında ikinci istinaf sebebi de reddolunur.
Şimdi de 3. istinaf sebebini ele alalım. İstinaf eden müdafaada bahsolunan anlaşma Müddei ile üçüncü bir şahı-s arasında yapıldığı cihetle dava maksatları bakımından mezkûr anlaşmaya herhangi bir önem atfedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Umumiyetle bir anlaşma tahtinde hak arandığında ancak anlaşmayı yapan taraflardan biri hakkını dava yolu ile arayabilir. B-u meselede müddeaaleyh anlaşmaya dayanarak müddeiyi dava etmiş değildir. Ancak müddeaaleyh evi oğlu Müftüzadenin müddei ile yaptığı bir anlaşma tahtinde işgal ettiğini ileri sürmüştür. Müddei ile Müftüzade arasında yapılan ve Bidayet Mahkemesi tarafından k-abul edilen anlaşma tahtinde Müddeaaleyh mezkûr evi kira ödemeksizin 3 ay işgal edecekti. Yani anlaşmaya göre evi Müftüzadenam ve hesabına Müddeaaleyhin işgal etmesine müddei tarafından 3 ay için müsaade verilmişti. Bu anlaşma yapılırken ve anlaşma tahtind-e müsaade verilirken evin müddeaaleyh tarafından işgal edileceği müddei tarafından bilinmekte idi. Kanaatimizce bu anlaşma tahtinde müddeaaleyhin şahsen müddei aleyhine herhangi bir dava açmaya hakkı olmamakla beraber sözü geçen 3 ay müddet için müddeaaley-hin aleyhine müddei tarafından dava açıldığında müddeaaleyh evi anlaşma gereğince, anlaşmayı yapan taraflardan birinin nam ve hesabına anlaşmaya uygun olarak evi işgal ettiğini müdafaa olarak ileri sürmeye hakkı vardır. Kanaatimizce bu meselede privity of -contract diktrini ortaya çıkmaz. Bundan dolayı istinaf sebeblerinin 3. de reddolunur.
Şimdi de istinaf sebeblerinin dürdüncüsünü ele alalım. İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin daraltılan issues'lar muvacehesinde müddeaaleyhin 25.4.69 tarihinden itibare-n ayda KL 19.- kira ödemesini emretmesi gerektiğini ileri sürdü. İstima esnasında her iki taraf tarafından kabul edilen bu istinaf ile ilgisi olan issue'lar şunlardır:
Dava mevzuu evin normal ve/veya makul kirası KL
19.-'dur.
Müddeaaleyhin ödeme kudret-inin kira bakiyelerini
-şayet varsa- ve tam kirayı ödeme kudretinin müsait
olduğu.
Her iki taraf tarafından kabul edilen yukarıdaki issue'lar müdafaa takririnde ileri sürülen anlaşma hususunda Bidayet Mahkemesinin herhangi bir karar verme yetkisi alın-mış değildir. Bilâkis issue'ların daraltılması ile Bidayet Mahkemesinin karar vermesi icab eden yegâne husus anlaşmanın varid olup olmadığı ve mahiyeti hususu kalmıştır. Bu hususta da Bidayet Mahkemesi yukarıda belirttiğimiz kararını vermiştir. Kanaatimizc-e 4. istinaf sebebi tamamiyle yersiz ve hiç bir esasa dayanmadığından reddolunur.
İstinaf edenin İstinaf Mahkemesindeki masrafları ödemesi emrolunur.
Yüksek Mahkeme.
9 Haziran, 1970.
Full & Egal Universal Law Academy