-Hukuk İstinaf No.l4/71
(Dava No. 724/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf edenler: Amme Hizmeti Komsiyonu ve diğerleri
- (Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Sevil Turgut Arca, Lefkoşa
(Davacı)
- arasında
İstinaf edenler namına: Zaim M. Necati.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ahmet Mithat Berberoğlu.
Birikmiş Maaşların Ödenmesi Talebi - Lehine sonuçlanan idari karar sonucu göreve başlayan kamu görevlisinin geçmiş maaşlarına ilişkin istemi.
-Tamve Muhik Tazminat - Anayasanın 146(6) maddesi - Göröve son verilmesi memurun kusuru yüzünden meydana gelmişse tazminatın tespitinde bu kusur dikkate alınır.
Kesin Hükûm - Kesin hükümle ilgili soru sorulması.
Hukuk Usulû - Şahadet - Kesin hüküm verile-n hallerde şahadet - İlgili (relevant) sahadet.
OLAY: Davacı, işine son veren idari kararın iptali için Yüksek Mahkemeye bir başvuru dosyaladı. Başvurunun lehine sonuçlanmasından sonra Davacı görevine dönmek ve birikmiş maaşlarını almak için istemde bulun-du. Bu istemine yanıt alamadığı için dava açarak birikmiş maaşlarının ödenmesini talep etti.
Davalılar, Yüksek İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen kararın alınmasında Davacının kusuru olduğunu ve bu kusurun tazminatın tespitinde dikkate alınması gerek-tiğini iddia ettiler.
Davacı İlk Mahkemede şahadet verirken kendisine Türkiye'de izinsiz ne kadar kaldığı soruldu. Bu soruya itiraz eden Davacı avukatı bu konunun Yüksek İdare Mahkemesinde hükme bağlandığını dolayısıyle yeniden tartışma konusu yapılamayac-ağını iddia etti.
İlk Mahkeme bu konu Yüksek İdare Mahkemesinde hükme bağlandığından kesin hüküm (res judicata) oluştuğunu ve aynı konuda yeniden soru sorulamayacağını belirtti ve sorunun sorulmasına izin vermedi.
Davalılar İlk Mahkemenin bu emri verirke-n Anayasanın 146(6) maddesinde öngörülen tazminatın tam ve muhik olması gerektiği prensibini dikkate almadığını ve şahadet ibraz edilmek istenen konuda kesin hüküm bulunmadığını iddia ederek istinaf ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemede ancak önem-i haiz olan (relevant şahadet kabul edilebileceğini, Davacının işine kusurundan dolayı değil hizmetine ihtiyaç görülmediğinden son verildiğini, dolayısıyle sorulmak istenen sorunun davayla ilgili olmadığını belirtti ve Davalıların istinafını reddetti.
HÜK-ÜM
Davacı l Eylül 1957 tarihinde Posta Dairesine postacı olarak tayin edildi. Mart 1959 da 3. sınıf posta memurluğuna terfi etti ve hadiselerden sonra Türk Cemaatı hizmetlerinde bulundu. Personel İşleri Tâli komitesi 25/7/1966'da aldığı bir kararla -davacının işine son verdi.İş bu karar 26/7/1966 tarihli bir mektupla davacıya bildirildi.Davacı işine son veren kararın iptali için 1/68 sayılı dava ile 17.6.68 tarihinde Yüksek Mahkemeye müracaat etti. 1/68 sayılı dava 11.8.1969 tarihinde karara bağlandı -ve o kararla Personel İşleri Tâli Komitesinin söz konusu kararı iptal edildi. Amme Hizmeti Komisyonu Mahkemenin kararı aleyhine 2/69 sayılı istinafla istinaf eyledi. İstinaf Mahkemesi de 19:3.1970'de verdi i kararla iptal kararını tasdik etti. İstinaf Mahk-emesinin tasdik kararından sonra davacı vazifesine dönmesi ve ödenmemiş maaşatının kendisine ödenmesi için yaptığı müracaatlara herhangi bir cevap almadığı cihetle 10 Kasım 1970 de Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 724/70 numaralı davayı Amme Hizmeti Komisyonu ve -diğerleri aleyhine ikame ederek, diğer şeyler meyanında, davalılardan 1.9.1966 tarihinden 31.10.1970 tarihine kadar birikmiş maaş tutarı olan K.L.1995.-nın ödenmesi için emir talep etti. Davalılar 16 Şubat 1971'de dosyaladıkları müdafaa takririnin 4. parag-rafı ile Personel İşleri Tâli Komitesiniıi davacının görevlerine son verilmesi hususunda almış olduğu 25.7.1966 tarihli karar davacının izin hitamından sonra uzun müddet görevine dönememesi ve yerine başka memur alınmış olması hasebi ile görevine ihtiyaç k-almadığı nedeni ile alındığını, bu durumu yaratanın davacının kendisi olduğunu ve her ne kadar da bu karar iptal olunmuşsa, bu kararın alınmasında davacının kusurlarının tazminat hususunda mühim faktörler olduğunu iddia etti.
Davanın dinlenmesine 29 Nisan- 1971'de Lefkoşa Kaza Mahkemesinde başlandı. Davacı yemin tahtinde şahadet verirken, davalılar müdafaa takririnin 4. paragrafına dayanarak davacının Türkiye'de izinsiz olarak ne kadar müddet kaldığı hususunda bir soru sormak istedi. Bu sorusuna davacının a-vukatı itiraz etti ve izin konusunun 1/68 sayılı dava ve /69 sayılı istinafta uzun boylu eleştirilmiş ve hükme bağlanmı olduğunu, bundan dolayı bu konunun hiçbir şekilde betekrar münakaşaşkonusu edilemeyeceğini iddia etti. Davalılar Bidayet Mahkemesinde iz-in konusu iptal kararınının alınmasında mühim rol oynadığı cihetle, bu gibi hallerde davacının bu gibi kusurlarının tazminat tespitinde nazarı itibara alınabileceğini iddia etmiştir. Bidayet Mahkemesi iptal edilen karardan ewel yer alan olaylarla ilgilenem-eyeceği ve izin konusurıun geçmiş davada tezekkür edilerek karara bağlandığından kaziye-i muhakeme (res judicata addolunduğunu, bundan dolayı davada betekrar tezekkür edilemeceği kanaatına vararak davalıların sorduğu sorunun sorulmasına izin vermedi.
Dav-alılar Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu işbu emrin hataiı olduğunu ileri sürerek emir aleyhine istinaf eyledi. Davalılar istinafta Bidayet Mahkemesinin, emri verirken, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 146. maddesinin 6. paragrafını nazarı itibara almadığ-ını, Anayasanın 146(6) maddesi tahtinde tesbit edilecek tazminatın tam ve muhikolması gerektiğinden, tazminat tesbiti ile ilgili 'bütün ahval ve faktörleri nazarı itibara almakla mükellef olduğunu, bundan dolayı Bidayet Mahkemesinin gerel idarenin gerekse -davacının gerek idarenin gerekse davacının kusurlarını nazarı itibara alması gerektiğini, tazminatın ölçüsü "master-servant" prensibi olmadığını, Bidayet. Mahkemesinin hukuk prensiplerini yanlış tefsir ettiğini ve ibrazı şahadetin kaziye-i muhakeme olmad;ğ-ını iddia etti.
Mahkemede ancak önemi haiz olan (relevant) şahadet kabul edilebilir. Önemi haiz olmayan herhangi bir şahadet Mahkemeye ibraz edile-mez ve böyle bir şahadetin kabulüne Mahkeme müsaade etmez. Bundan dolayı davalılar namına ibraz olunması iste-nen izin konusu ile ilgili şahadetin herhangi bir önemi haiz olup olmadığını incelemek gerekir. Bu davada ilgili karar Personol İşleri Tâli Komitesinin 25 Temmuz 1966 tarihinde aldığı karardır. Bu karar Bidayet Mahkemesinde emare No.l olarak ibraz olunan 2-/69 sayılı istinafta verilen hükümde görüldüğü gibi aynen şöyledir:-
"Sevil Arca:
-4.7.1966 tarihli tutana.klarzn 1. paragrafında alınan karara ilâveten Bn. Sevil T. Arca'nın hizızıetine otomatikman son verilmemesine karar verilmişse de, şimdi hizmetine ihtiyaç görülmediğinden 31.7.66 tarihine kadar geçen devrenin ödeneksiz izinli ve 1.8-.1966 tarihinden itibaren bir ay ödenekli ihbarla Amme Hizmetindeki görevine son verilmesine karar verildi."
-
İktibas ettiğimiz Personel İşleri Tâli Komitesinin kararından açıkça görülüyor ki davacının Amme Hizmetindeki görevine son verilmesi ancak davacının "hizmetine ihtiyaç görülmediğinden" dolayı idi. Davacının bızndan önceki izin konusu mevzuu bahis değildi.- Bilâkis ayni kararla davalcı 31 Temmuz 1966 târihine kadar ödeneksiz izinli addolı.ınmuştıır. Bundan açıkça görülüyor ki iıin konusunun davacının açmış olduğıı dava ile herhangi bir ilgisi yoktur. Davalılar tarafından Bidayet Mahkemesinde sorulmak istenen- soru izin konusunu ilgilendirdiğinden ve izin konusu da davada herhangi bir önemi haiz olan şahadet olrrıadığından, bu gibi soru ve bu gibi soruya verilecek olan cevap şahadet olarak Mahkeme tarafından kabul edilemez kanaatindeyiz.
Bazı hallerd-e işe son verilmesi memurun kusuru yüzünden meydana gelmişse Mahkemeler tazminatı Anayasasının 146(6) maddesi tahtinde tesbit ederken, işine son verilenin kusurlarını da nazarı itibara alır. Mamafih bu davada daha evvel de belirttiğimiz gibi Personel İşler-i Tâli Komitesi davacının işine son verirken verdikleri kararda da.vacının herhangi bir kusuru olduğu ileri sürülmedi, ancak davacının hizmetine ihtiyaç kalmadığından hizmetine son verildiği kararda belirtildi. Bu böyle olduğuna göre Personel İşleri Tâli K-omitesinin söz konusu kararında da- vacının h.erhangi bir kusuru mevzuu bahis değildir.
Yukarıda izah olunan sebeglerden dolayı işbu istinaf reddolunur. İstinaf edenin istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
Yüksek Mahkeme
22 Haziran 1971
Full & Egal Universal Law Academy