-Hukuk İstinaf No. 20/73
(Dava No. 830/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M.Necâti Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Cemal Hüseyin Yorgozlu, (Lefkoşa)
Davalı
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hakkı Sü-leyman ve diğeri, Lefkoşa
(Davacı)
a r a s ı n d a
İstinaf eden namı-na: H.Cahit Yılmazoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun F. Korkut
Tahliye - Tahliye davası - Yapılan bir anlaşma ile kiracının tahliye etmeyi kabul etmesi - Karşılık olarak ev sahibinin kiracıya tahliye günü tarihini laşıyan bir çek vermesi - Çekin -durdurulması.
Anlaşma - İvaz - İvazın hava parası olması nedeniyle gayri meşru veya ahlâka, adaba aykırı olduğu iddiası.
Anlaşma - Bir davanin sulh yoluyla halli için yapılan anlaşmanın yasal olması.
Fasıl 86, Kira (Kontrol) Yasası - Yasanın 5(1)(b) mad-desi - Tahliye için ivaz talep etme ve almanın suç olması.'
1967, Kira Tanzim ve Muralcabe (Geçici Hükümler) Yasası - Yasada tahliye için ivaz talep etme ve almayı yasaklayan bir hüküm olmaması - İvazırı meşru ve muteber olması.
Anlaşma - Tahliye için y-apılan anlaşmaya tahliye davasının kazanılıp kazanılamayacağı ihtimalinin etkili olmaması ve kiracinın bunu iddia ve ispat etmesinin gerekmemesi.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü - Tüzüğün E.19 N.13 - Bir işlemin hükümsüz oldtığunun lâyihalarda ileri sürü-lme zorunluluğu.
OLAY: Davalı bir başka tahliye davasında kiracısı olan Davacı 2'ye evi tahliye .etmesi için 180 ,K.L. teklif etti. Anlaşma gereğince Davalı Davacı 2'nin avukatı olan Davalı 1'e tahliye tarihini taşıyan 180 K.L.lık bir çek verdi. Davacı 2 -evi anlaşmaya uygun olarak söz verdiği tarihte tahliye etti. Fakat Davalı çekin ödenmesini durdurarak 180 K.L.sının Davacı 2'ye ödenmesine engel oldu. Bu nedenle Davacılar bu davayı açtılar ve çekin karşılığı veya tazminat olarak Davalının 180 K.L. ödemesi-ni talep ettiler. Davalı verdiği çekin hava parası olarak veriIdiğini, bu nedenle gayrı meşru ve/veya ahlâka aykırı olduğunti ve tahsil edilemiyeceğini öne sürdü.
İlk Mahkeme çekin hava parası olarak değil, taşınma ve yeni evin kiralarına karşılık verildi-ğini, anlaşmarıın yasal olduğunu kararlaştırarak Davacılar lehine hüküm verdi.
Davalı anlaşmanın karşılıksız olduğunu ve/veya ivazın gayrı .meşru olduğunu ve/veya hukuka, ahlâka, adaba aykırı olduğunu öne sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme- daha önce yürürlükte bulunan Fası1 86, Kira (Kontrol) Yasasına göre bir taşınmaz malı tahliye etmek için para almanın suç olduğunu, dolayısıyle bu amaç için yapılan bir anlaşmanın geçersiz olduğunu, halbuki yürürlükte bulunan 1967, Kira Tanzim ve Murakabe- (Geçici Hükümles) Yasasına göre tahliye için para almanın suç olmadığını dolayısıyle bu amaç için yapılan anlaşmanın hukuka, ahlâka ve adaba aykırı olmadığını belirtti. Yüksek Mahkeme iyi niyetle açılan bir davanin sulh yolu ile halledilmesi için yapılan -anlaşmanın da geçerli olduğu kanısına vardı ve istinafı reddetti. Davacı 1'in avukât olarak dava açtığını ve onun lehine bir dava nedeni bulunmadığını dikkate alan Yüksek Mahkeme Davacı 1 lehine olan hükmü iptâl ederek Davacı 2 lehine ve Davalı aleyhine ve-lilmiş hükmü onayladı.
Atıfta Bulunuları Yargısal İçtihatlar:
1. Callisher v. Bischoffsheim (1870) L.R. 5 Q.B. s.499.
HÜKÜM
İstinaf eden (davalı) Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame edilen 324/71 sayılı davada davacı idi. Aleyhine istinaf edilen Davacı 2 -o davada davalı idi. Aleyhine istinaf edilen davacı 1 ise o davadaki davacının avukatı idi. Aleyhine istinaf edilenler (Davacı 1 ve 2) 324/71 sayılı davanın dinlenmek üzere 3.7.1971 tarihine tayin olunduğunu, davanın dinlenmesinden ewel târafların anlaştığ-ını ve anlaşma gereğince o davadaki davalının taşınma masrafına ve bir müddet için yeniden kiralayacağı eve ödeyeceği kiraya karşılık olarak istinaf edenin (davalının), aleyhine istinaf edilene (davacı 2'ye) K.L.180.- ödemeyi deruhte ve. kabul ettiğini ve -işbu pararıın davacı 2 evi tahliye edeceği gün verileceğini ve bu para için davacı 2'nin avukatı namına o davadaki dâvacının Barclays Bankasının H7/3 479159 sayılı çekini isdar ettiğini ve o davadaki davalının işgal ettiği Daireyi (flat'ı) 30 Eylül 1971 ta-rihine değin tahliye ve boş olarak teslim etmek için hükme razı olduğunu, yapılan anİaşmaya uyarak o davadaki davalının bahis konusu daireyi 1.9.1971 tarihinde tahliye ettiğini ancak o davadaki davacının K.L.180.-yı ödemediğini ileri sürerek istinaf konusu- olan 830/71 sayılı davayı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame ederek davalı (istinaf eden) aleyhine K.L.180.- hüküm talep ettiler.
830/71 sayılı davada davacılar davacı 1'in çeki davacı 2'nin avukatına teslim ettiğini, çekin bankaya ibraz edildiğini ve daval-ı çekin ödenmemesi için bankaya direktif verdiğini, çekin ödenmediğini ileri sürdüler. Talep takririnde davacı 1'in .mahkemenin bir memuru (Officer of Court) olması hasebi ile davacı 2'ye vermiş olduğu söze ve teminata uymakla mükellef olduğunu ve dolayısı-yle K.L.180.- için davalıdan tazmin edilme hakkına haiz olduğu ileri sürüldü. Davacılar talep takririnin 9(a) paragrafı ile aynen şunları talep etti:-
"9.(a)Yukarıda adı geçen çekin karşılığı veya kıymeti olarak ve zarar ziyan veya ahar suretle olmak üze-re K.L.l80.- ödemeniz."
Davalı 830/71 sayılı davada dosyaladığı müdafaa ve mukabil dava takriri ile Barclays Bankası adına çekilen K.L.180.-lık çekin 324/71 sayılı davada dava konusu olan bir Dairenin tahliyesi için davacı No.2'nin şart koştuğu hava paras-ının tediyesi mahiyetinde isdar edildiğini, bu itibarla çekin isdar maksadının gayri meşru ve/veya hukuka, ahlâka ve adaba aykırı olduğunu, (illegal consideration) bu nedenle de dava yolu ile tahsil edilemeyeceğini iddia etti. Müdafaa takririnin 7. paragra-fı ile davalı davacı No.l'in 324/71 sayılı davada davacının avukatı olduğunu ve yaptığı bütün muameleleri kendi nam ve hesabına yaptığını, bu sıfatla şahsi bir teminat veya kefalet vermeye yetkisi bulunmadığını ve esas muameleler yukarıda belirttiği gibi m-eşruiyetsizlik ile malûl olduğundan ana muameleye murtabıt tali muamelelerin de ayakta duramayacağını iddia etti. Davalı müdafaa takririnde davacı No.2'den teraküm etmiş eski kira olarak K.L.999.- ve 1.8.71 ile 10.9.71 arasında işlenmiş kira nlarak da K.L.-27.- cem'an K.L.1026.- kira alacağı bulunduğunu ve dolayısıyle K.L.180.-lık alacak iddiası muvaffak olduğu takdirde bundan mahsup hakkı olduğunu iddia etti. Davalı mukabil dava ile de dava konusu K.L. 180.-lık çekin mevzuu gayri meşru olması dolayısıyle mu-teber olmadığına dair bir .emir ve dava konusu çekin muteber olduğurıa hükmedilmesi halinde davalının bu çekin temsil ettiği parayı kendisinin davalı No.2'den alacaklı olduğu meblâğlardan tenzil edebileceğine dair hüküm talep etti.
Bidayet Mahkemesi taraf-ları dinledikten sonra aşağıdaki hususun karara bağlanması gerekli olduğu kanaatına vardı.
"Bu davada karara bağlanması gerekli olan husus tarafların 324/71 sayılı dava ile ilgili olarak bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığı ve anlaşma yapılmışsa bu anlaşma-nın kanuna, ahlâka ve adaba uygun olarak yapılıp yapılmadığıdır."
Duruşma esnasında davalı K.L.180.-lık çeki davacı 1' e niçin verdiğini bilmediğini ve birkaç gün sonra Rum avukatlara danıştıktan sonra çeki durdurduğunu belirtti. Davalı şahadetinde davacı- ile herhangi bir anlaşma yaptığını reddetti. Mahkeme ise huzurunda verilen şahadetten K.L.180.-nın davacı 2'ye taşınma masrafı ve tutacağı evin kiralarının bir kısmını karşılamak maksadı ile davalı tarafindan ödeneceğine dair vaidde bulunulduğuna ve bu hu-susu davalı bilerek ve avukatına verdiği talimata atfen K.L.180.-lık çeki bilerek isdar ettiği kanaatına vardı. Mahkeme K.L.180.- ile ilgili yapılan anlaşmanın hukuka, ahlâka ve adaba aykırı olup olmadığı hususunda K.L.180.-lık çekin hava parası olarak ver-ilmediğini, davacı 2'nin tutacağı evin bir kısım kirası ve taşınma masrafları için verildiğini, ve bunda gayri kanuni bir durum mevcut olmadığı kanaatına vardı. Bu husus için Bidayet Mahkemesi aynen şunları söylemiştir:-
,"Halen yürürlükte olan 1967 Kira T-anzim ve Murakabe Kanununun 10(b) maddesine göre ev sahibinin kiracısını kendisi veya evlâtlarının ihtiyacına binaen bir evden çıkarabilmesi için o şahsın barınabileceği muadil evi göstermesi ve Mahkemeyi tatmin etmesi lâzımdır. Ev sahibi burada başka bir -ev göstermemiş ve ancak yapılan anlaşmaya göre kiracının ödeyeceği fazla miktar kiranın bir kısmını davalıya ödemeyi vaad etmiştir. Kanaatimce burada ivaz mevcuttur ve kanuna aykırı bir durum yoktur. Buna karşılık da Davalı 30.9.1971 tarihine kadar işgal e-ttiği daireyi tahliye etmeğe vaad etmiştir. Nitekim 30.9.1971 tarihinden evvel va.adini yerine getirmiştir.
Bu anlaşma Mahkemede ve Hukukçular arasında yapılmıştır. Ortada gayri kanuni bir durum mevcut değildir.
Ayrıca 1967 Kira Tanzim ve Murakabe Kanunu-nda masraflara veya bir kısım kiraya karşılık herhangi bir meblâğın ödenmesini veya talep edilmesini yasaklayan bir madde de mevcut değildir."
Bidayet Mahkemesi davacı 1'in bir avukat olarak ve ayrıca o davadaki davacıdan aldığı talimata atfen davacı 2'ye- karşı yapılmış olan vaadın yerine getirilmesi hakkında talepte bulunmasının yerinde bir hareket olduğu kanaatına vardı. Bundan dolayı davacı 1 ve 2 leyhine ve davalı aleyhine kanuna uygun olan bir anlaşmadan dolayı IC.L.l80. için hüküm verilmesini uygun- gördü. Ancak davacı 2 nin 1 Ağustos 1971 den 4 Eylül 1971'e kadar olan müddet için 34 günlük kira bedelini ödemesi gerektiğini, bunun K.L.23.840 mil ettiğini ve bu meblâğın K.L. 180.-dan çıkarılması gerektiği kanaatina vararak davacılar leyhine K.L. 156.2-00 mil için hüküm verdi.
İstinaf eden (davalı) lıükmün, diğer şeyler meyanında, aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eylemiştir.
1. Bidayet Mahkemesi, 1. davacının davalı aleyhine bir dava sebebi bulunduğuna -hükmetmekle hataya düşmüştür.
2. Bidayet Mahkemesi davanın çeke mi yoksa taraflar arasında yapıldığı iddia edilen 3.7.1971 tarihli anlaşmaya mı dayandırıldığını tespit etmeden hüküm vermekle hataya düşmüştür.
3. Neticesi şüpheli bir davanın sulh yolu- ile halledildiği' iddiasına müncer olan 3.7.1971 tarihli anlaşmaya istinad ile açılan bu davada davanın muvaffak olabilmesi için davacıların neleri ispat etmesi gerektiği hususunda ve bu gereklere göre şahadet ibraz edilip edilrnediğini tezekkür etmeden i-ddianın ispat edilmiş olduğu kararına varmakla Bidayet Mahkemesi hata işlemiştir.
4. K.L.180.-lık çekin makul bir ivaz olarak verildiğine ve hava parası mahiyetinde olmadığına dair Bidayet Mahkemesinin hükmü hatalıdır.
İstinafın duruşması esnasında istin-af eden esas itibarıyle iddialarını iki hususta toplamıştır. Bunlardan birincisi 3.7.1971 de yapılan mukavelede 2. davacı tarafından verilen ivazın gayri meşru ve/veya hukuka, ahlâka ve adaba aykırı olduğudur. İkincisi ise verilen ivaz gayri meşru ve/veya -hukuka, ahlâka ve adaba aykırı olduğu addolunmadığı takdirde ivaz 'neticesi şüpheli bir davanın sulh yolu ile halledilmesi için verildiği cihetle davacı 2'nin hak kazanması için aşağıdaki 3 unsuru ileri sürüp ispat etmesi gerektiğidir.
1. Davacı 2'nin muk-avele yapılan davada makul müdafaası olduğunu.
2. Davacı 2'nin o davada kazanma ihtimali olduğuna makul inancı olduğunu.
3. Davacı 2'nin karşı taraftan mukaveleye tesir edecek esasa müteallik herhangi bir hususu saklamadığını.
İlk önce davalı 2 tarafınd-an verilen ivazın gayri kanuni ve/veya ahlâka ve adaba aykırı olup olmadığını araştırmak gerekir. Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre 324/71 sayılı dava bir tahliye davası idi ve o davada davacı o davadaki davalının işgal ettiği daireyi davacının oğlunun i-kameti için ihtiyacı olduğunu ileri sürdü. Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre davalının evi tahliye edip taşınma masraflarını ve kiralayacağı başka bir ev için ödeyeceği fazla kiraya karşılık olarak davacı davalıya evi tahliye ettiği için K.L.180.- ödemey-i kabul etti. Bidayet Mahkemesi hükmünde 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 10(b) maddesine göre ev sahibinin kiracısını kendisi veya evlâtlarının ihtiyacına binaen bir evden çıkarabilmesi için kiracının barınabileceği muadil evi bul-ması ve mahkemeyi tatmin etmesi gerektiğini belirtti. O davada ev sahibi başka bir ev gösterememiş ve ancak kiracının söz konusu evi tahliye etmesi üzerine kiralayacağı ev için ödeyeceği fazla miktar kiranın bir kısmını davalıya ödemeyi vaad etti. Bidayet -Mahkemesi hükmünde 1967, Kira Kanununda masraflara veya bir kısım kiraya karşılık herhangi bir meblâğın ödenmesini veya talep edilmesini yasaklayan bir maddenin mevcut olmadığını belirtti.
1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu 8 Ocak 1968-' de Resmi Gazetede ilân 'edildi. Ondan önce meriyette ola.n Fasıl 86, Kira (Kontrol) Kanununun 5(1)(b) maddesine göre herhangi bir şahsın kanunun ıiygulandığı herhangi bir gayri menkul malı tahliye etmek için herhangi bir -para veya kıymetli ivaz talep et-mesi -veya alması bir suç idi ve böyle bir parayı veya kıymetli ivazı veren şahıs verdiği parayı veya kıymetli ivazı diğer şahıstan geri alabilirdi. Buna ilâveten ayni Kanunun 5(2) maddesine göre 5(1)(b) maddesi tahtindeki herhangi bir eylemin cezası ilk m-ahkûmiyet için K.L.100.- ve daha sonraki mahkûmiyetler için K.L.200.- para cezası idi. Fasıl 86 nın 5(1) ve (2) maddesinden açıkça görülüyor ki Fasıl 86 Kanunu tahtinde bir kiracı addolunan herhangi bir şahsın herhangi bir para veya kıymetli ivaz karşılığı- yapılan herhangi bir mukavele, mukavele kanununa göre, ivaz gayri kanuni olduğu için hükümsüzdü. Ancak 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (geçici Hükümler) Kanunu meriyete girdikten sonra Kanunun 17(4) maddesi uyarınca Fasıl 86 Kira (Kontrol) Kanununun hükümle-ri uygulanamaz. Dolayısıyle 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu tahtinde herhangi bir gayri menkul malı işgal eden bir şahıs işgal ettiği malı tahliye etmek için herhangi bir kira veya kıymetli ivaz talep ederse, gayri kanuni addolunamaz-. Bu nedenle 324/71 sayılı davadaki davalının verdiği ivaz gayri kanuni ve/veya hukuka, ahlâka ve adaba aykırı bir ivaz değildi.
Şimdi de istinaf edenin ileri sürdüğü ikinci hususu yani neticesi şüpheli bir davanın sulh yolu ile halledilmesi hususunda ile-ri sürdüğü iddiaları inceleyelim. Bu gibi hallerde iyi niyetle açılan herhangi bir davanın sulh yolu ile halledilebilmesi için yapılan herhangi bir mukavele muteberdir ve bu gibi hallerde Mahkeme mukavele üzerinde yeni bir dava açıldığında eski dava sonuna- kadar götürüldüğünde davanın kazanılıp kazanılamayacağı nitelikte olduğu hususunu araştırmaz. İstiriaf edenin avukatı istinaf esnasında davacı 2'nin 324/71 sayılı davada makul müdafaası olduğunu ve kazanma ihtimali olduğuna makul inancı olduğunu lâyihalar-da iddia ederek ispat etmesi gerektiğini ileri sürdü. Kanaatımızca istinaf edenin işbu iddiası makul karşılanamaz. Bu gibi hallerde davacının lâyihalarda iddia etmesi ve ispat etmesi gereken husus, ortada bir dava olduğu ve bu davanın sulh yolu ile halledi-lmesi için bir mukavele yapıldığıdır. Böyle bir mukavele herhangi bir şahıs tarafından verilen ivazın gayri kanuni ve/veya ahlâka ve adaba aykırı olduğu iddiası yapılacaksa, bunun davalı tarafından yapılması gerekir kanaatındayız. Hukuk Usulü Nizamatının 1-9. Emrinin 13. nizamına göre davacı veya davalı herhangi bir işlemin kanunen hükümsüz olduğunu lâyihalarda ileri sürmesi gerekir. İstinaf konusu davada müdafaa takririnde verilen ivazın gayri kanuni olduğunu ve/veya verilen ivazın mukaveleyi destekleyici n-itelikte olmadığını iddia etmesi gerekir. Bu hususta Callisher v. Bischoffsheim (1870) L.R. 5 Q.B. 499 sayfa 451'de Cockburn C.J. şunları söylemiştir:
-"The authorities clearly establish that if an agreement is made to compromise a disputed claim, forbearance to sue in respect of that claim is a good consideration; and whether proceedings to enforce the disputed claim have or have not been instituted make-s no difference. If the defendant's contention were adopted, it would result that in no case of a doubtful claim could a compromise be enforced. Every day a compromise is effected on the ground that the party making it has a chance of succeeding in it, and- if he bona fide believes he has a fair chance of success, he had a reasonable ground for suing, and his forbearance to sue will constitute a good consideration. When such a person forbears to sue he gives up what he believes to be a right of action, and t-he other party gets an advantage, and, instead of being annoyed with an action, he escapes from the vexations incident to it. The defendant's contention is unsupported by authority.
It would be another matter if a person made a claim which he knew to be u-nfounded, and, by a compromise, derived an advantage under it: in that case his conduct would be fraudulent. If the plea had all-eged that the plaintiff knew he had no real claim against the Honduras Government, that would have been an answer to the action."
-
Ayni davada Blackburn J. ise sayfa 452'de şunları söyledi:
-"If the plaintiff's claim against the Honduras Government was not bona fide, this ought to have been alleged in the plea; but no such allegation appears."
-
Kanaatımızca bu davadaki müdafaa takriri tetkik edildiğinde davalı sulh olu ile neticelenen davada davacı 2'nin makul müdafaası ve kazanma ihtimali olduğuna makul inancı olmadığı hususlarıı ileri sürülmüş değildir. Bu böyle olduğuna göre bu davaki davacı-nın 324/71 sayılı davada makul müdafaası olduğunu ve/veya davayı kazanma ihtimali olduğuna makul inancı olduğunu ispat etmesi gerekmezdi. Bu nedenle istinaf edenin istinaf esnasında ivaz konusu ile ilgili iddia ettiği her iki husus da reddolunur.
İstinaf- konusu davada davacı 1'in davalının aleyhine herhangi bir dava sebebi olduğunu göremiyoruz. Davacı 1 bu meselede davalı tarafından verilen çekı tahliye gününe kadar muhafaza edecekti ve tahliye gününde çeki davacı 2' ye veya avukatına verecekti. Davacı l,- davacı 2 evi tahliye ettikten sonra çeki davacı 2'nin avukatına vermiştir. Davacı 1'in davalı ile ivaz karşılığı herhangi bir anlaşması olmadığı kanaatındayız. Bu nedenle davacı 1' in leyhine de hüküm verilmemesi gerekirdi. Bunun için davacı 1' in leyhine- verilen Bidayet Mahkemesinin hükmünü iptal ederiz.
Netice itibarıyle davacı 2'yi ilgilendiren istinaf reddolunur, davacı 1'i ilgilendiren istinaf ise kabul edilir. İstinaf edenin davacı 2 nin istinaf masraflarını da ödemesi emrolunur.
İstinaf esnasında -istinaf eden davacı 1 hususunda yaptığı istinafta ısrar etmediği ve bu hususta herhangi bir iddia yapılmadığı cihetle, davacı 1 aleyhine herhangi bir masraf vermemeyi uygun gördük.
Yüksek Mahkeme
18 Mayıs 1973.
Full & Egal Universal Law Academy