-Hukuk İstinaf No.21/72
(Dava No. 818/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Üye
İstinaf eden: Hüseyin Ziya, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Vakıf-lar ve Din İşleri Dairesi, Lefkoşa
(Davacı)
arasında
İstinaf eden namına: A.M.Berberoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Ümit Süleyman
Kira- İlişkisi - Kanuni kiracılık.
Birikmiş kira borçlarının ödenmesi talebi - Davalının kira borçlarını kabul etmesine rağmen vakıf yapan Ahmet Nafiz Efendi ye yaptığı masraflara mahsuben bunu ödemediği iddiası - Davalının bu masrafları Davacının rıza, arzu- veya izni ile yaptığı iddiası - İddianın ispatlanamaması.
Hukuk Usulû - Şahadet - İspat külfeti - Davalının iddialarını ispat edememesi.
Masraf Emri - Mahkemelerin masraflar konusundaki geniş takdir hakkı.
Fasıl 337 Evkaf ve Vakıflar Yasası - Yasanın -30(3) ve (4) maddesiBir mütevellinin mütevellilikten çıkıp malın idaresini Evkafa veya başka bir mütevelliye teslim edebilmesine ilişkin formaliteler.
1957, Evkaf ve Vakıflar (Mülhak Vakıflar) Nizamrıamesi - Nizamnamenin 10(xü), 12, 14 ve 17. maddeleri - -Bir mütevellinin mütevellilikten çıkıp malın idaresini Evkafa veya başka bir mütevelliye teslim edebilmesine ilişkin formaliteler.
Fasıl337 Evkaf ve Vakıflar Yasası - Yasanın 32. maddesi - Vakıf mallarda temsil.
1957, Evkaf ve Valsıflar (Mûlhak Vakıfla-r) Nizamnamesi - Nizamnamenin 6(xx) maddesi - Vakıf mallarında temsil kabiliyeti.
OLAY: Davacı Vakıflar ve Din İşleri Dairesidir. Davacı 18 Ocak 1963 tarihli kira mukavelesi ile Davalıya bir garaj yeri kiraladı. Kira süresi bittikten sonra Davalı bu yeri -kanuni kiracı olarak işgal etmeye devam etti.
Davacı 30 Eylül 1971 tarihine kadar ödenmeyen toplam K.L. 52.500 mils kira bedellerinin ödenmesini talep etti.
Davalı kira borcu olduğunu kabul etmekle birlikte 2/54 sayı ile kayıtlı vakıf sahibi ve akrabası -Ahmet Nafiz Efendiye yatağa düştüğü 18.1.1960 tarihinden vefat ettiği 15 Temmuz 1963 tarihine kadar Davacının izni, rızası veya arzusu ile bakım yaptığını, bu bakım masraflarının K.L.1682.553 mils tuttuğunu, kira borçlarını bu meblağdan mahsup ettiğini ve -birikecek olan kiraları da ayni şekilde mahsup edeceğini belirtti.
Davacı, cevap ve mukabil davaya müdafaada Davalının iddia ettiği bakım masraflarını yaptığını reddetti. Ayrıca böyle bir bakım yapılmışsa sorumlu olmadığını ve bu hususlarda Davalı ile ara-larında anlaşma veya ivaz (consideration) olmadığını öne sürdü.
İlk Mahkeme, Davalının merhum Ahmet Nafiz Efendiye Davacının rızası ile bakmadığı kanısına vardı ve cenaze masrafları hariç Davalının diğer taleplerini reddetti.
Davalı, bu hükümden istinaf e-tti ve Davacının merhuma bakması gerektiği halde bakım masrafından sorumlu olmamasının hatalı olduğunu, Davacının merhumun alacaklarına sahip çıkarak borçlarına sahip çıkmamasının nisfet kurallarına aykırı olduğunu öne sürdü.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Davalı-nın merhuma sağlığında bakım ve tedavi masrafında bulunduğunu, ancak şahadete göre bu masrafların yapılması hususunda Davacının rıza gösterdiğinin, arzuda bulunduğunun veya herhangi bir şekilde izin verdiğinin söylenemeyeceğini belirtti. Davalıya daha sonr-a para ödeneceğine dair söz verilmiş olsa bile merhumun ölümünden sonra verilen sözün geçmiş hizmetler (past consideration) için yapılmış olması nedeniyle ivaz oluşturamayacağını ve geçersiz olduğunu belirtti.
Davacı Evkaf Dairesinin Merhuma ait malların -idaresini devraldığı iddiasına karşı Yüksek Mahkeme, bu konuda yasa ve nizamların öngördüğü formalitelerin hiçbirisinin yapılmadığını dolayısıyle Davacının merhumun mallarını devralmamış olduğunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, merhumun mallarını Davacı de-vralmadığına göre merhumun alacak veya borçlarından sorumlu olamıyacağı sonucuna vardı.
HÜKÜM
Aleyhine istinaf edilen (davacı) Lefkoşada Mevlevi Tekkesinde 773 kayıt numaralı bir arsanın veya garaj yerinin mal sahibidir. Davacı ile istinaf eden (davalı)- arasında 18 Ocak 1963 tarihli yazılı bir kira anlaşması ile davacı mezkûr garaj yerini peşin olmak şartı ile ayda K.L. 0.500 mil kira ile 1 Ocak 1963 tarihinden 31 Aralık 1963 tarihine kadar icar etti. İcar müddeti sona erdiği zaman davalı mezkûr garaj ye-rini kanuni kiracı olarak işgal etmekte devam etti. Davacının iddiasına göre davalı 1 Ocak 1963 ile 30 Eylül 1971 tarihleri arasında davacıya kira ödememiştir. Davacının talebi bu müddet zarfında biriken kira bedellerinin toplamı olan K.L.52.500 mil içindi-r.
Davalı müdafaasında davacıya K.L.52.500 mil borcu olduğunu kabul etmekte, fakat bu miktarı Evkaf Dairesinde 2/54 sayı ile kayıtlı bulunan vakıf sahibi ve akrabası merhum Ahmet Nafiz Efendiye hasta olup yatağa düştüğü 18 Ocak 1960 tarihinden vefat ettiğ-i 15 Temmuz 1963 tarihine kadar, davacının veya davacı yetkililerinin rizası; müsaadesi veya arzusu ile bakım masrafı, doktor ve klinik ücretleri, ilaç ve cenaze masrafı dahil, alacağı olan K.L.1682.553 mil meblağa mahsup ettiğini iddia etmiş ve birikecek -olan kiraları ayni şekilde mahsup edeceğini bildirmiştir.
Davacı dosyaladığı cevap ve mukabil davaya müdafaada davalının merhum Ahmet Nafiz Efendiye K.L.1682.5.53 mil veya herhangi bir miktar masraf yaptığını reddetmiş, alternatif olarak Ahmet Nafiz Efend-iye herhangi bir masraf yapmışsa, bu masraftan kendilerinin mes'ul olmadıklarını iddia etmişlerdir. Davacı ilâveten davalı ile kendisi arasında bu hususta hiçbir anlaşma, kontraz veya ivaz (Consideration) olmadığını iddia etmiştir.
Davalı davacının talebi-ni kabul ettiği için Bidayet Mahkemesi yalnız mukabil davayı işitmiştir. Bidayet Mahkemesi davalının çağırdığı şahitleri dinledikten sonra (davacı şahadet çağırmamıştır) davalının mukabil talebini reddetmiştir. Bidayet Mahkemesinin bulgusu şöyledir:
"Ahme-t Niyazi Beyin şahadetinden görüleEeği gibi merhuma bakması için müdeaaleyhe Evkaf tarafından herhangi bir talep yapılmamış ve kendine bu hususta herhangi bir yardım veya ödeme yapılacağına dair söz veya vaadda bulunulmamıştır.
Ahmet Niyazi Beyin şahadeti -ibraz edilen Emare evrak ile teyid edilmektedir. Esasen bu şahit müddeaaleyh tarafından çağrıldığı için şahadeti müdeaaleyhi bağlamaktadır.
Yukarıda söylenenlerden görüleceği gibi müdeaaleyhin merhum Nafiz Efendiye hasta olup yatağa düştüğü 18.1.60 i1e vef-at ettiği 15.7.63 tarihleri arasında yapmış olduğu bakımın müddeinin riza, müsaade veya a.rzusu ile yapılmış olduğu ispat edilmemiştir. Müddeaaleyh tarafından ibraz edilen Emare I mektup ve hatta davada ibraz edilen sair evrak, bu bakımın müdeaaleyh tarafı-ndan gönüllü olarak, müddeinin riza ve talebi olmaksızın, yapılmış olduğunu göstermektedir. Bu böyle olduğuna göre de müddeaaleyhin takrirlere göre mukabil talebinin (cenaze masrafı ile ilgili kısmı hariç) üzerine dayandığı dava sebebi sabit olmamıştır."
-Netice olarak Bidayet Mahkemesi talep üzerinden davacı leyhine K.L.52.500 mil için ve mukabil talep üzerinden de davalı leyhine cenaze masrafı olarak K.L.59.425 mil için hüküm vermiştir. Ayrıca Mahkeme, davalının dava masraflarının yarısını ödemesini emret-miştir.
Davalı Bidayet Mahkemesinin hükmünden istinaf etmiştir. İstinafın duruşmasında üç istinaf sebebi üzerinde durulmuştur. Bu istinaf sebepleri aynen şöyledir:-
"1. Ahmet Nafiz Efendiye, kanunen rnüddei müessesenin bakması icap ettiği, söz konusu müe-ssese Müdür Muavini tarafından ifade edilmiş olması ve müddeaaleyhe Ahmet Nafiz Efendi için masraf etmemesi için herhangi bir talimat veya direktif verilmemiş olması gerçekleri muvacehesinde, müddei müessesenin mes'ul olamayacağı hakkındaki Bidayet Mahkeme-si bulgusu hatalıdır."
"2. Müddeaaleyh merhum Ahmet Nafiz Efendinin alacaklarını ve borçlarını gösteren liste tanzim edilip müddei müesseseye verildiği ve bu listenin müddei müessesenin muhasibi tarafından teftiş edilmesi için direktif verilmiş olmasına ra-ğmen, merhumun alacaklarına sahip çıkılmış, borçları ise ödenmemiştir. Müddei müessesenin söz konusu tutumu nisfet kurallarına aykırıdır."
-"3. Müddei talebinde muvaffak olmadığı halde ve Mahkeme huzuruna çıkarılmasına müddei sebebiyet vermiş olmasına rağmen, müddei leyhine masraf emri verilmesi hatalıdır."
-
1. Davalı merhum Ahmet Nafiz Efendi ile kardeşi Salâhi Onbaşının hayatta en yakın akrabasıdır. Ahmet Nafiz ve Salâhi Onbaşı kardeşler bütün mallarını ölümlerinden sonra davacıya vakfetmişlerdir. Davalının Ahmet Nafiz ve Salâhi Onbaşı kardeşlerine 1960 yıl-ından 1963 yılına kadar baktığı bir hakikattır. Bu iki kardeş 1961 yılında hastalanıp yatağa düşmüşlerdir. Davalı kendilerine gerek bakmış ve, gerekse tıbbi yardım ve bakımı sağlamıştır; bu meyanda Salâhi Onbaşının mahkeme tarafından vasısı tayin edilmişti-. İlkin Salâhi Onbaşı ölmüş, 15 Temmuz 1963 tarihinde de Ahmet Nafiz Efendi vefat etmiştir. Davalı kardeşlere ' baktığı müddet zarfında kardeşlerin mallarından ve Salâhi Onbaşının tekaüdiyesinden elde edilen geliri de tahsil etmiş ve bunları bakımları için- sarfetmiştir. Yalnız bu gelir kardeşlerin bakımı için yeterli olmadığından, 3 - 3 1/2 senelik bakım devresinde da.valı Ahmet Nafiz Efendinin geliri olan K.L.749.750 mile ilâveten K.L.1178.553 mil sarfetmiştir. Bu müddet zarfında davalının bakım ücreti ola-rak talep ettiği K.L.504.- da dahil edildiğinde davalının talebi K.L.1682.553 mile _ ba_ liğ olmaktadır.
Davalının iddiasına göre, Ahmet Nafiz Efendinin bakımı için talep ettiği K.L.1682.553 mil davacının veya yetkililerinin rizası, müsaadesi ve/veya arzu-su ile sarfedilmiştir. Davalı şahadetinin başlangıcında kendisi ile Evkaf Dairesi arasında alacağı hakkında müteaddit mektuplar olduğundan bahsetmekle beraber şahadetinin sonunda anlaşılmıştır ki 26 Temmuz 1963 tarihli ve Ahmet Nafiz Efendinin ölümünden so-nra yazılan mektup hariç, davalı ile davacı arasında bu konu hakkında hiçbir yazı teati edilmemiştir. Bunu kendisi de istintakında kabul etmiştir. (Tutanakların s. mavi 15) Bu böyle olduğuna göre, davalının iddia ettiği anlaşmayı taraflar arasında geçen ko-nuşmalarda aramak icap etmektedir. Davalının şahadetine göre taraflar arasında yalnız üç defa temas olmuştur. Bu üç teması teker teker ele alalım.
(i) İlk temas dava.lı ile davacının Müdür Muavini Ahmet Niyazi Beyle olmuştur. Bu temas hakkında tarafların -şahadeti farklıdır. Davalının iddiasına göre 1960 yılında Niyazi Bey kendisini dükkânında ziyaret ederek hasta kardeşler hakkında sual sormuş, kendisi de onlara baktığını ve Salâhi Onbaşının Mahkemece vasısı tayin edilmiş olduğunu söylemiştir. Bunun üzerin-e Niyazi Bey kardeşlere Evkaf Dairesinin bakması icap ettiğini söylemiştir. Davalının şahadetine göre bu konuşma şöyle olmuştur.
"Bir gün Niyazi Bey benim dükkânımı ziyaret etti ve dedi hastaları gittik gördük rıe yapıyorsunuz. Ben bakıp baktırıyorum dedi-m ama kanunen bizim bakmamız lâzımdır dedi, ben de isterseniz buyurunuz alınız, ben Ahmet Nafiz Beyin kardeşi akıl hastası olduğu için Mahkeme vasıtası ile vasısı olduğumu kendisine söyledim."
Davacının iddiasına göre ise, 1961 yılında bir gün Ahmet IVafi-z Efendi ve Salâhi Onbaşı kardeşler Niyazi Beyi aratmışlar, davalıdan şikâyet ederek mallarının Evkaf tarafından devralınıp idare edilmesini rica etmişlerdir. Bunun üzerine Niyazi Bey davalıyı dairesinde aratmış ve malların idaresinin Evkaf'a devrini konuş-muş fakat davalının razı olmadığını, malları kendi idare etmekte devam edeceğini ve kendisinin kardeşlerin vasısı olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine Niyazi Bey davalıya kardeşler hayatta oldukları müddet Evkafın idareyi ancak vakıfların müraca.at ve rızas-ı ile devralabileceklerini söylemiştir. Ahmet Niyazi Bey'in şahadetine göre Evkafın idareyi devralması için herhangi bir resmi müracaat yapılmamış, bu hususta karar alınmamış ve Evkaf idareyi teslim almamıştır.
Bidayet Mahkemesinin de işaret ettiği gibi N-iyazi Beyin şahadeti davada dosyalanan evrak tarafından teyid edilmektedir. Ahmet Niyazi Bey Ahmet Nafiz Efendi ve Salâhi Onbaşının kendisini arattıklarının ertesi günü durumu Evkaf Dairesine bir raporla bildirmiştir. Bu rapor 30 Ocak 1961 tarihlidir. Mahk-emeye Emare VII diye ibraz olunan bu rapora bakılacak olursa, raporun altında o zamanın Evkaf Müdürü Tevfik Riza Beyin 7 Şubat 1961 tarihli şu notu vardır.
"İdare Sekreteri gerekli muameleyi lütfen yapınız."
Bu notun altında "Tel 3332" ibaresi vardır. İda-re Sekreterinin bilgisi için verilen bu telefon numarası davalının telefon numarasıdır. Bu notun altında 16.2.1961 tarihli İdare Sekreterinin bir notu vardır. Bu not şu şekildedir:-
"Mahkeme kararı ile Lefkoşalı Hüseyin Ziya Bey vakıfların mallarının (menk-ul ve gayri menkul) idaresi hususunda İdare Memuru seçildiği sabit olduğundan şimdilik müdahalesi düşünülemez fikrindeyim."
Davalı ile Niyazi Bey arasında olan bu ilk görüşme ister davalının iddia ettiği gibi kendi dükkânında olsun, ister davacının iddiası-na göre Evkaf Dairesinde olsun, konuşma esnasında Niyazi Beyin davalıya. Ahmet Nafiz Bey'e bakmak için herhangi bir riza gösterdiği veya arzuda bulunduğu veya bakmasına herhangi bir şekilde müsaade ettiği davalının şahadetinden istihraç edilemez. Bunun aks-ine davalı tekrar istintakında bunun böyle olmadığını kat'i bir lisanla ifade etmiştir. Davalının bu husustaki şahadeti (Bak, sayfa mavi 20-21) aynen şöyledir:
"S. Dükkânınıza geldiğinde Niyazi Bey söyledi mi nereden geldiğini.
C. Hastaları gittim gördüm -oradan geliyorum, dedi, kanunen bizim bakmaya hakkımız vardır dedi. Bu adamlara hiç alaka göstermediniz dedim ve mecbur oldum ben alâka göstermeye ve Mahkeme emrini gösterdim kendilerine, Salâhi Onbaşı için akıl hastası olduğuna karar verilmiştir, buyurun -alın dedim.
S. Ne dedi sana?
C. Çıktı gitti birşey söylemedi."
Bundan da görülebileceği gibi bu konuşma esnasında Ahmet Nafiz Beye bakacakları hakkında Evkaf Dairesi namına Niyazi Bey tarafından herhangi bir söz veya vaid verilmemiştir.
(ii) Davalının -Evkafla 2'nci teması 20 Haziran 1963 tarihinde olmuştur. Bu tarihte davalı Evkaf Müdürüne hitap edilmiş ve Emare I diye ibraz edilen mektubu götürmüş ve bu mektupta Ahmet Nafiz Beyin ürolog Pipis in Kliniğinde tedavi görmesi neticesi K.L.100.- kadar bir ma-sraf olduğunu belirterek Ahmet Nafiz Efendiye Evkaf tarafından bir miktar maddi yardım yapılmasını istemiştir. Bunun üzerine İdare Amiri Niyazi Beyin davalıya K.L.200.- verilmesi için Cemaat Meclisinin İcra Heyetine tavsiye edeceklerini bildirmiştir (Bak, -sayfa mavi 17). Bu temasta da davalıya K.L.200.- verilmesi için tavsiyede bulunacakları dışında davalıya davacı tarafından herhangi bir vaidde veya sözde bulunulmamıştır.
(iii) Davalınin davacı ile son temasi Ahmet Nafiz Efendinin ölümünden sonra olmuştur-. Davalı, iddiasına göre, Evkaf Dairesine müracaat ederek merhumu kimin defnedeceğini sormuş, onlar da kendisine "madem öbür hesaplarınız vardır, bunu da ödeyiniz, makbuz alınız ve hepsini birden hesaplaşalım" demişlerdir. Davalı bu sözlerin kimin tarafınd-an söylendiğini şahadetinde ifade etmemiştir. Bu bakımdan bunların üzerinde fazla durmak salim olmaz ve gerekmez kanaatındayız.
Davalı şahadetinde Evkaf Müdürü Orhan Çapçı Beyin de kendisine bakım hesaplarını yapmasını rica ettiğini ve bunların ödeneceğin-e dair söz verdiğini iddia etmiştir. Bu sözün ne vakit verildiği şahadette sarih değildir. Davalının sayfa mavi 12'deki şahadetinden bu konuşmanın Ahmet Nafiz Efendinin vefatından sonra yer aldığı görülmektedir. Halbuki sayfa mavi 12'de bu konuşmanın Ahmet- Nafiz Efendinin Dr. Pipis'in kliniğinde tedavisi ile ilgili K.L.200.-nın ödenmesi mevzuu bahis olduğu zaman yani 20 Haziran 1963 tarihinde yer aldığı görülmektedir. Bidayet Mahkemesi bu hususta herhangi bir bulgu yapmamakla beraber bu konuşmanın Ahmet Naf-iz Efendinin vefatından sonra olduğu Emare IX'da görülmektedir. Bu Emare Niyazi Beyin Evkaf Müdürüne 7 Kasım 1963 tarihli başka bir rapordur. Bu raporda davalının Dr. Pipis'in kliniğinde olan tedavisi ile ilgili ibraz ettiği hesabın tezekkür edilmekte oldu-ğu esnada Ahmet Nafiz Efendinin 15 Temmuz 1963 tarihinde vefat ettiği, davalının cenaze masrafı için daireden K.L.7O.- talepte bulunduğu, bu talepler incelendiği ve prensip itibarıyle cenaze masrafının ödenmesi yoluna gidildiği esnada davalının ikinci bir -masraf listesi getirerek Evkaf Dairesinde iaşe ve bakım masrafı olarak K.L.749.750 millik yeni bir talepte bulunduğu, bu hesap daha sonra ek bir hesap listesi ile K.L. 1928.303 mile yükseldiği ve dairenin bu hesabı kabul edecek durumda olmadığı, yalnız cen-aze masrafını ödemeyi kabul etmenin makul bir hareket tarzı ve vicdan borcu olacağı yazılmaktadır. Bundan da görüleceği gibi davalı Ahmet Nafiz Efendinin bakımı hakkındaki hesaplarını Evkaf Dairesine Ahmet Nafiz Efendinin ölümünden evvel sunmamıştır. Daval-ı hesapları Evkaf Dairesine sunduğu zaman davalının iddia ettiği gibi Orhan Çapçı Bey kendisine bakım için, para ödeneceğine dair söz verilseydi bile, bu Ahmet Nafiz Efendinin ölümünden sonra olduğu için geçmiş hizmetler (Past consideration) için olduğunda-n ivazsızdır ve muteber değildir kanaatındayız.
Davalı mukabil talebinde K.L.1682.553 milin davacının rizası, müsaadesi veya arzusu ile sarfedildiğini iddia etmektedir. Mukabil talepte böyle bir anlaşmanın zımnen ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Buna ra-ğmen davalının avukatı istinafın duruşmasında, kardeşler malın devralınması için Evkaf Dairesine müracaat ettikleri için ve bu teklif davalı tarafından kabul edilmediği için Evkaf Dairesinin davalının kardeşlere bakmasına zımnen muvafakat ettiğini ileri sü-rmüştür. Bu iddianın varit olmadığı yukarıda üç başlık altında yaptığımız incelemeden meydana çıkmaktadır.
20 Haziran 1963 tarihli mektubu inceleyecek olursak, bu mektubun Evkaf Dairesi tarafından kardeşlere bakmak için rica edilen birisi tarafından' deği-l de, öldükten sonra malları Evkaf Dairesi devredileceği için bu şahıslara bir defaya mahsus olmak üzere K.L.100.- kadar yardımda bulunulmasını isteyen birisi tarafından yazılmıştır. Yani bu mektupta davalının kardeşlere bakmasına Evkaf Dairesiııin muvafak-at ettiği ne yazılmaktadır ne de ima edilmektedir. Davalı ilk defa olarak talebini, Ahmet Nafiz Efendi öldükten sonra yani 26 Temmuz 1963 tarihinde yapmıştır. Eğer davalının iddia ettiği gibi davacı Ahmet Nafiz Efendiye bakılması hususunda muvafakat etmişs-eydi, davacı ile davalı arasında bu tarihten evvel, yapılan masraf ile ilgili bir muhabere olması gerekirdi kanaatındayız.
Davalı avukatı ayrıca Nafiz Efendinin idareyi Evkafın devralması için Niyazi Beye müracaat ettiğini, hasta bix şahıstan daha resmi b-ir müracaat beklenemiyeceğini, bu müracaat yapılınca davacının devralması gerektiğini ve hakikatta devraldığını iddia etmiştir. Davalı tarafından davacıya sunulan hesapların muhasip tarafından incelenmesiııin de bunu desteklediğini iddia etmiştir.
Nafiz E-fendiye ait olan vakıf malların idaresinin Evkaf tarafından devralındığına dair dava takrirlerinde herhangi bir iddia bulunmamasına rağmen, Evkafın malları devraldığı iddiası, davalının Nafiz Efendi için yaptığı masraftan Evkafın mes'ul olduğu iddiasını de-stekler mahiyette olduğundan bu iddiayı da incelemeyi uygun gördük.
Bir mütevellinin mütevellilikten çıkıp idareyi Evkafa veya başka bir mütevelliye teslim edebilmesi için kanunun öngördüğü bazı formaliteler vardır. Fasıl 337, Evkaf ve Vakıflar Kanununun -30(3) maddesi şöyledi r: -
"A Mutevelli who has accepted his duties cannot be released from his office unless he submits true and proper accounts to the satisfaction of the High Council."
Bu hususta 1957, Evkaf ve Vakıflar (Mülhaka Vakıflar) Nizamlarının- 12. nizamı şöyle demektedir:-
"12. A mutevelli who is removed by the High Council or voluntarily gives up the mutevelliship, shall prepare and submit to the Evkaf Office true accounts of the vakf for the period between the date up to which the preceding -true accounts referred, and the date on which his effectual administration ended, and lodge into the current account of the vakf in the Bank any money which according to the approved true accounts stands in his hand."
-Keza, Fasıl 337'nin 30(4) maddesi şöyle demektedir:
"A Mutevelli who is found to be incapable or unfit to administer the vakf may be removed, subject to any Regulations, by a decision of the High Council:
Provided that removal from any one mutevelliship a-utomatically entails the removal of the same person from any other mutevelliship which he may be holding."
Bu hususta mezkûr Nizamların 10(xii) nizamı şöyle demektedir:
"10. Without prejudice to the generality of the power conferred on the High Council u-nder section 30, sub-section (4) of the Law, a mutevelli may be removed from the mutevelliship on any of the following cases:
(xii) Physical or mental incapacity, or moral unfitness,or lack of opportunity or time to administer properly the vakf."
Bu konu- ile ilgili diğer IVizamlar aynen şöyledir:
"14. The High Council shall, for all intents and purposes administer as a mutevell-i any vakf of which the mutevelli has either died, been removed from office, given up the mutevelliship voluntarily or of which the mutevelliship in any way falls vacant until a person entitled is appointed as mutevelli, in which case all the monies for an-y purpose payable to the vakf shall be paid to the Evcaf Office, and all the funds belonging to the vakf, whether in a Bank or not, shall come under the charge of the High Council.
...... ...... ...... ..... ....... ....
17. Any mutevelli may, if he sotev-elli hip ato the High Council so agrees, transfer the mu
Council for the purpose of the improvement of the vakf or of the payment of -any properly incurred debts, or of the better administration of the vakf for a lenght of period necessary for the fulfilment of such purpose."
Görüleceği gibi yukarıdaki Kanun veya Nizamların öngördüğü formalitelerin hiç birisinin yapıldığına dair şahadet- olmadığı için davacının Ahmet Nafiz Efendinin mallarını devraldığına hükmedilemez.
Davalı avukatı davalının Ahmet Nafiz Efendinin vekili sayılabileceğini ve resmen tayin edilmese bile Ahmet Niyazf danınyapılmasına konuşmasından sonra malların idaresinin -davalı tarafın muvafakat verildiğini iddia etmiştir.
Fasıl 337'nin 32. maddesi aynen şöyledir:-
"32. (1) The Mutevelli may, if auth.orised so to do by the terms of the vakfieh, or where it is necessary or in accordance with the usual course of business s-o to do, employ an agent for the administration of the vakf.
(2) The authority of the agent ceases on the death or removal of the Mutevelli appointing him."
Yukarıda bahsedilen 1957 Nizamlarının 6 (xx) nizamnamesi ise şöyledir:-
"6. It shall be the duty- of every mutevelli of a vakf:
(xx) to -receive the approval of the Evcaf Office before appointing an agent under section 32 of the Law which agent should have the qualification a mutevelli."
Yukarıda iktibas edilen Ka:ıun ve Nizamların maddeleri tahtın-da davalının vekil olarak tayin edilmesine Evkaf Dairesi tarafından muvafakat verildiğine dair hiçbir şahadet yoktur. Davalı resmen vekil tayin edilmiş olsaydı bile, Evkaf Dairesinin vekili değil de mütevelli Ahmet Nafiz Efendinin vekili olacaktı.
Yukarı-daki sebeplerden dolayı 1. istinaf sebebi reddolunur.
Bu istinaf sebebinde davalı davacıya Ahmet Nafiz Efendinin alacaklarını ve borçlarını gösteren bir liste verdiği ve bu liste davacının muhasibi tarafından teftiş edildiği halde davacının Ahmet Nafiz Ef-endinin alacaklarına sahip çıktığı halde borçlarını ödemediği iddia edilmektedir. İstinafın duruşmasında tebarüz etmiştir ki bu iddia yanlış mesnpede daNafiz Efendinin alacaklarını to ladığına yanmaktadır. Davacının Ahmâi ine dair hiçbir şahadet yoktur. da-ir veya borçlarını ödeme Zaten şahadetten Evkafın Nafiz Beyin mallarını vefatından evvel devralmadığı aşikâr olduğundan, alacaklarına sahip çıkması veya borçlarını ödemesi mevzuu bahis olamaz. Bu sebeple bu istinaf sebebi de reddolunur.
3. istinaf sebebi- masraflarla ilgilidir. Bidayet Mahkemesi davalıya dava masraflarının yarısını ödemesini emretmiştir. Davalı avukatı bu hususta şu iddiayı ileri sürmüştür. Davalı davasından alacağı olduğu için kirayı ödemeyip alacağına mahsup etmiştir. Yalnız defin masraf-larına bile hakkı olsa bu masraflar rakama dökülmediği için ne kadar olduğunu davalı bilemezdi ve bu sebepten öğreninceye kadar beklemeye mecburdu. Keza davalı avukatı, davacının K.L.52.500 mil talebine karşı kendilerinin mukabil dava ile K.L.59.425 mil iç-in hüküm aldıklarını, bu sebeple davalının masraf ödememesi gerektiğini iddia etmiştir. Hakikatta K.L. 1682.553 millik mukabil talepten yalnız K.L.59.423 mil için hüküm alındığı için davacının K.L.1630:- üzerinden ve davalının ise K.L.59.- üzerinden masraf- almaları ve bu masraflarını birbirinden çıkarılması gerekmektedir. Fakat Bidayet Mahkemesi bunun böyle olabileceğini de hatırda tutarak hükmün sonunda izah ettiği sebeplerden dolayı bu usulü takip etmemeyi uygun bulmuştur. Bidayet Mahkemesinin verdiği seb-epler makul sebeplerdir ve takdirini kullanırken bu makul sebeplere istinad ettiği için müdahale doğru olmaz kanaatındayız.
Netice itibarıyle Bidayet Mahkemesinin bulgularına müdahale etmek için kâfi sebep görmediğimizden her üç istinaf sebebi de reddolun-ur. İstinaf masraflarını istinaf eden ödeyecektir.
Yüksek Mahkeme
4 Kasım 1972.
Full & Egal Universal Law Academy