-Hukuk İstinaf No. 2/72
(Dava No. 500/71)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Hasan Mehmet, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edile-n: Vakıflar ve Din İşleri Dairesi,Lefkoş
(Davacı)
arasında
İstinaf eden namına: Meiıte-ş Aziz tarafından Hasan Murat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Metin A. Hakkı.
Mersum Borç Senedi - Alelade senet - Kefil - Sadece kefilin dava edilmesi - Senedin karşılığının kira borcu olması.
Kefil -Kira borcu için kefil - Kefil - Kefilin ödeme gücün-ün dikkate alınması.
KiraYasası - 1967 Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Yasasının 7. maddesinin (1) ve (2). fıkraları.
Davanın tekrar dinlenmemesi - Farklı karar verildiği zaman sonuç değişmeyecekse davanın tekrar dinlenmesi yönüne gidilmemesi.-
OLAY:Davalı mersum bir borç senedini kefil olarak imzaladı. Davacı senetteki borcun ödenmesi için sadece kefil olan Da;valı
aleyhine dava açtı.
Davalı senedin mersum bir borç senedi olduğunu reddetti. Ayrıca aldatılarak senedi imzaladığını, bor-cun kira borcu olduğunu ve borçlunun ödeme kudreti tespit edilmedikçe, Davalı aleyhine hüküm verilemeyeceğini iddia etti.
İlk Mahkeme, Davalının aldatılarak senedi imzaladığına ilişkin iddiayı reddetti ve senedin mersum bir borç senedi olduğu kanısına var-arak borcun ödenmesini emretti.
Davalı, senedin mersum bir borç senedi olmadığını ve kira bakiyesine ilişkin bir borçta sadece kefilin dava edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Davalının senedin iki tanık huzurun-da imzalanmadığını ve dolayısıyle mersum bir borç senedi olmadığını kanıtlamak için senedin kopyasını ibraz etmeye teşebbüs ettiğini, İlk Mahkemenin bu ibraza izin vermemekle hatalı hareket ettiğini, bu durumda senedin mersum bir borç senedi olup olmadığın-ın kesinlik kazanmadığını, ancak senet alelade bir senet kabul edilse bile yasal durumun değişmiyeceğini, çünkü kira borcunun senet borcu için yeterli bir karşılık olduğunu belirtti.
1 Ocak 1965'den sonra yapılmış sözleşmelerde kefilin tam kirayı öd-emek zorunda olduğunu, bu borçlarda kefilin ödeme gücünün dikkate alinmadığını ve senet borçla.rında kefilin tek başına dava edilebileceğini kabul eden Yüksek Mahkeme istinafı reddetti.
HÜKÜM
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame ettiği 500/71- num-aralı dava ile davalıdan kefil olarak imza ettiği 8.5.1965 tarihli mersum bir borç senedi ve/veya borç senedi gereğince K.L.300.- ve 8.5.1965'den borç tamamen ödeninceye kadar K.L.300.- üzerinden %7 faiz talep etti. Davalı dosyaladığı müdafaa takririn-de sözü geçen senedi kefil olarak imzaladığını kabul etti ancak mezkûr senedin mersum bir borç senedi olduğunu reddetti. Davalı müdafaasında mezkûr senedin ivazının kira. bakiyesi olduğunu ve Evkaf Dairesi memuru tarafından aldatılarak borç senedini kefil -olarak imza ettiğini ileri sürdü. Buna ilâveten davalı müdafaasında talep olunan miktarın kira bakiyesi olduğu cihetle esas borçlunun ödeme kudreti tespit edilmedikçe, davalının herhangi bi.r ödeme mes'uliyeti olmadığını ve borcun aslı kira bakiyesi olduğu- cihetle meriyette olan kanunlar mucibince kira bakiyesini davalının ödemeye mükellef olmadığını iddia etti.
Mahkeme davacı ve davalı tarafından çağırılan şahitleri dinledikten sonra davalının sözü geçen senedi aldatılarak imzaladığı hususunda herhangi bi-r şahadet verilmediğini, Mahkemeye ibraz edilen senedin bermutad bir borç senedi (mersum senet) olduğunu ve bu gibi bir borç senedinin muhteviyatı ka.t'i surette bağlayıcı olduğunu nazarı itibara alarak davalının aleyhine talep edildiği gibi hüküm vermişti-r.
Davalı Bidayet Ma.hkemesinin kira bakiyesi ile ilgili 3/65 sayılı dava dosyasının ibrazını reddetmekle davalıyı geçerli müdafaasından mahrum ettiğini, senedin mersum bir senet olduğu hususundaki bulgunun hata.lı olduğunu, senedin tüm olarak tefsir edil-mediğini ve senet mevzuu borç kira bakiyesi olduğu cihetle davalı kefil sıfatı ile yalnız olarak dava edilemeyeceğini ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi.
Davanın duruşması esnasında davalı mezkûr senedin asıl borçlu ile kefil tarafından iki şahi-t huzurunda imza edilmediğini ileri sürdü ve bunu ispat etmek için de elinde mevcut senedin kopyasını Mahkemeye emare olarak ibraz etmek istedi. Bidayet Mahkemesi ise senedin aslı önceden Mahkemeye ibraz edildiği cihetle kopyasının ibra.zını kabul etmedi. -Davacı talebinde mezkûr senetten mersum senet olarak bahsetmiş, Mahkeme ise bermutad bir borç senedi olarak bahsetmiştir. Hiç şüphe yoktur ki gerek davacı gerekse Mahkeme mersum veya bermutad kelimelerinden, Fasıl 149, Mukaveleler Kanununun 78. maddesi uya-rınca yapılmış bir senetten bahsetmektedirler. Ayni Kanunun 80. maddesine göre böyle
bir senedin muhteviyatı kat'i surette bağlayıcıdır ancak bazı hallerde, meselâ senedin borçlu tarafından hakikaten imza edilmediği ve senette görülen imzanın borçluya ait -olmadığı veya senedin sahtekârlıkla veya zorla alındığı hallerde, senedin muhteviyatının doğru olmadığını borçlu veya kefil ileri sürebilir. Bu böyle olmakla beraber borç senedinin iki şahit huzurunda imza edilmediğini borçlu veya herhangi bir ilgili taraf- ileri sürebilir ve bu müdafaa.sında muvaffak olduğu takdirde senet bermutad veya mersum (bond in customary form) senet olmaktan çıkar. O zaman da Muka.veleler Kanununun 80. maddesi bu gibi senede uygulanmaz.
Da.valı müdafaasında mezkûr senedin mersum olm-adığını iddia ettiği cihetle mezkiır senedin iki şahit huzurunda imza edilmediğini Mahkemeye ileri sürebilirdi ve bu iddiasını ispat etmek için de elinde olan senedin bir kopyasını Mahkemeye ibraz edebilirdi. Mahkemenin böyle bir kopya senedin ibra.z edilm-esini reddetmesi kanaatımızca bu şartlar ta.htında hatalıdır.
Emare 1 olarak ibraz edilen senedin altında kira ile ilgili şunlar mevcuttur:-
"Durum normale döndüğünde kiralarda yapılacak herhangi bir indirim hakkı muhafaza edilecektir."
-Duruşma esnasında davalı, davacının şahidine bu ibareden neyin kastedildiği sualini sormuştur. Mahkeme bu sualin sorulmasına izin vermemiştir ve Mahkeme bu ibare hakkında hükmünde, bu ibarenin senet harici olduğunu, binaenaleyh senedin muhteviyatına tesiri- olmadığı kanaatına vardığını beyan etmektedir. Kanaatımızca bu ibare senedin bir parçasıdır ve senedin muhteviyatına belki tesiri olabilir.
-
Emare olarak ibraz edilen senedin mersum olmadığı hususunda davalının senedin iki şahit huzurunda. imza edilmediğini ispat etmek için senedin kopyasının davalı tarafından ibraz edilmesine müsaade edilmemekle Mahkemenin hata işlediğini daha önce belirtmişt-ik. Bu durumda davalının iddiası bir an için kabul edildiği farzolunsa senet mersum olmaktan çıkar. O zaman senet alelâde bir borç senedi durumuna. girer. Davalının bu husustaki iddiasını ispat etmesine fırsat vermek için davanın yeniden dinlenmesi gerekme-kte ise de, davalı iddiasında muvaffak olsa da senedin alelâde bir borç senedi durumuna gireceğini, davalının talebinin aleternatif surette alelâde borç senedine de istinad ettiğini ve aşağıda belirteceklerimizden görüleceği gibi senedin mersum olup olmama-sı davacının talebine tesir etmeyeceğini göz önünde tutarak davanın yeniden dinlenmesine emir vermemeyi uygun gördük. Her ne kadar da huzurumuzda olan şahadet nazarı itibara alındığında senedin alelâ.de senet olduğu hususunda kat'i olarak bir bulgu yapmak -imkânsız ise de bu dava bakımından davalının şahitler hususunda yaptığı iddianın doğru olabileceğini kabul ederek senedin alelâde senet olduğunu farzetmeyi ve hükmümüzü bu faraziye üzerine istina.d ettirmeyi uygun gördük. Bunu yapmakla davanın yeniden dinl-enmesini önlerrıiş olur ve tarafları lüzumsuz masraflardan kurtarmış oluruz. Bunu yaparken gerek davalıya gerekse davacıya bunun herhangi bir zararı dokunmayacağını da nazarı itibara aldık. Bu senette asıl borçlunun davacıdan K.L.300.- nakden borçlandığı g-örülmektedir. Ancak davanın duruşması esnasında bu paranın nakden verilmediği fakat kira bakiyesi olduğu hususunda. şahadet mevcuttur. Kanaatımızca senetteki para. miktarı nakden gösterilmekle beraber esasında kira bakiyesi oluşunda herhangi bir fark yoktu-r. Asıl borçlu senedi imza etmekle davacıya K.L.300.- borcu olduğunu kabul etmiştir ve borcun esasında kira bakiyesi oluşu da yeterli bir ivazdır.
İstinaf eden müdafaa takririnde mevzubahis borç kira bakiyesi olduğundan meriyette olan kanunlar mucibince ö-demekle mükellef olmadığını iddia etti. Anlaşılan istinaf eden işbu iddiasını 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 7(1) ve (2) maddesine istinad ettirmiştir. Bu Kanunun 7(1) maddesine göre 1 Ocak 1965 tarihinden önce yapılmış kira muka-veleleri gereğince kefil ola.n şahıslar ödeme kudretleri müsait olduğu takdirde mahkeme tarafından müstecirin ödemesi emrolıznan kira miktarının ödenmesi ile mükelleftirler. Kanunun 7(2) maddesine göre ise, 1 Ocak 1965 tarihirıde veya o tarihten sonra yapı-lan kira mukaveleleri gereğince kefil olan şahıslar tam kira ödenmesi ile mükelleftirler. Kanunun 7(1) ve (2) maddesinden açıkça görülüyor ki bu maddeler ancek kira mukaveleleri gereğince kefil olan şahıslara şamildir halbuki bu davada. kefil herhangi bir -kira mukavelenamesine kefil olarak değil de bir borç senedine kefil olarak dava edilmiştir. Kaldı ki şamil olsa dahi, senet 1 Ocak 1965 tarihinden sonra yapıldığından 7(2) maddesi tahtında kefil tam kirayı ödemekle mükelleftir.
İstinaf esnasında istinaf e-denin diğer bir iddiası da borç kira bakiyesini ilgilendirdiği cihetle kiracının ödeme kudreti tesbit olunmadıkça kefilin herhangi bir miktarı ödemesine emir verilemez. Davacının talebi 1 Ocak 1965 tarihinden önce yapılmış bir kira muka.velesine istinad et-miş olsaydı, istinaf edenin iddiası doğru olarak kabul edilebilirdi. Ancak davacının talebi bir borç senedine istinad ettiğinden dolayı istinaf edenin işbu iddiası kabul olunamaz.
1967, Kira Tanzim'e Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu hiçbir zaman normal k-iranın mal sahibi tarafından alınmasını men etmiş değildir. Bir kiracı normal kirayı mal sa.hibine ödemekle Kira Kanununa aykırı hareket etmiş olmaz. Ancak ödemediği takdirde ve Mahkemeye müracaat edildiği takdirde mal sahibinin normal kirayı alabilmesi iç-in Mahkemede kiracının normal kirayı ödemeye mali kudreti müsait olduğunu ispat etmesi gerekir. Ma.hkeme bir kiracının mali kudretini tespit ederken normal kiradan aşağıya bir miktar tespit ederse, geriye kalan kira için mal sahibi hakkını kaybetmez, hakkı- Kira Kanununun 16. maddesi tahtında. mahfuz kalır. Kiracı şayet bu kira bakiyelerini öderse, mal sahibinin bu gibi kiraları alması gayri kanuni değildir. Bu davada esas kiracı mevzuu bahis senedi imza etmekle bütün geri kalan kiraları ödemeyi kabul etmiş -olur ve mal sahibi bunu kabul etmekle kanuna aykırı bir işlem yapmış değildir.
Son olarak istinaf esnasında istinaf edenin kefilin ancak müstecir ile birlikte dava edilebileceği iddiasını ele alalım. İstinaf edenin işbu iddiası Kira Kanununun 7(3) maddesi-ne istinad etmektedir. Kanaatımızca 7(3) maddesinde belirtilen kefil ancak kira mukavelelerine kefil olan şahıslara şamildir. Borç senetlerine kefil olan şahıslara işbu madde şamil değildir.
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı işbu istinaf reddolunur.- İstinaf edenin istinaf masraflarını da ödemesi emrolunur.
Yüksek Mahkeme
6 Mart 1972
Full & Egal Universal Law Academy