-
Hukuk İstinaf No. 2/75
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Şakir S-. İlkay.
Türk Tütünleri Şirketi (Kıbrıs) Ltd. meselesi hakkında.
ve
Fasıl 113, Şirketler Kanunu, Şirketlerin Tasfiyesi ile ilgili hüküm ve maddesi hakkında (Madde 209-218).
İstinaf edenler: 1. Ekrem Ferdi Sarper, Lefkoşa.
- 2. Semih Seyfi Akdeniz, Lefkoşa..
3. Nadide S. Akdeniz, Lefkoşa.
4. Selma Ekrem Sarper, Lefkoşa.
İle
Aleyhine istinaf edilen: Türkiye Tekel İdaresi,
Avuk-at Ümit Süleyman eliyle
6, Ankara Sokak, Lefkoşa.
A r a s ı n d a
-
İstinaf edenler namına: A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ümit Süleyman ve Metin A. Hakkı.
Şirket Tasfiye İstidası - Fasıl 113. Şirketler Yasası - İstidanın
şirketin 3 senedir hiçbir faaliyet göstermemesi ve çıkmazda
olmasın-a dayandırılması.
Hukuk Usulü - Ön itiraz (İptidai itiraz) - İstidayı yapanların
yetkisiz olduğu ön itirazı.
Hukuk Usulü - Yemin varakası - Yemin varakasında iddia edilen bazı
hususların tasfiye talebi ile ilgili olup olmaması.
Hukuk Usulü - Yem-in varakasındaki bazı hususların skandal niteliğinde
olduğu ve tasfiye istidası ile ilgisi olmadığı itirazı - İlk
Mahkemenin itiraza karşı ara kararı - İtirazda ileri sürülenlerin
dikkate alınmayacağını içeren ara karar.
Fasıl 113 Şirketler Ya-sası - Yasanın 261 ve 135(2) maddeleri İsteğe
bağlı tasfiye - İştirakçilerinin hangi hallerde şirketin
tasfiyesini isteyebileceği.
Fasıl 113 Şirketler Yasası - Yasanın 211. maddesi - Mahkemenin tasfiye
emrini hangi hallerde verebileceği - 211.- Maddenin (a) ve (f)
bentlerine göre şirketin 1 yıl için işini durdurması - Tasfiyenin
adil ve nısfet hukukuna uygun olacağına kanaat getirilmesi halinde
Mahkemenin bir şirketin tasfiyesine emir verebilmesi.
Fasıl 113 Şirketler Yasası - Yasanı-n 213. maddesi - Tasfiye emri almak
için kimlerin müracaat edebileceği - "İştirakçi (contributory)"
olan şahısların tasfiye için müracaat edebilmesi.
Şirketler - Fazla aktif (surplus Assets) - Şirketin tasfiye halinde
borcu ve mükellefiyeti i-le tasfiye masrafı ödendikten sonra fakat
hissedarların hisseleri için ödedikleri sermayenin ödenmesinden
önce kalacak malvarlığı fazla aktifi oluşturması Hisseleri tamamen
ödenmiş bir istirakçinin elle tutulur fazla aktif kalacaksa bir
şir-ketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat hakkı vardır.
Fasıl 113 Şirketler Yasası - Yasanın 261. Maddesi - İsteğe bağlı
tasfiye - İsteğe bağlı tasfiyenin hangi hallerde istenebileceği
261. maddenin 1(b) fıkrasına göre bir şirket özel bir karar
- almakla (special resolution) şirketin isteğe bağlı tasfiyesine
gidebilir.
Fasıl 113 Şirketler Yasası - Yasanın 135(2) maddesi - Şirketlerin özel
karar alması - Şirketler hissedarların dörtte üç çoğunluğu ile
özel karar alabilir.
Mahkemenin -tasfiye emri verme yetkisi - Fasıl 113 Şirketler Yasasının
211. maddesi.
Şirket Hissedarı - İmtiyazlı hissedar - Alelâde hissedar - Tasfiye
alacaklarının ne şekilde verileceği - Hissedarların hisse almak
için ödediği sermayenin şirketten aIaca-k olarak addedilemeyeceği
ve ödenenin şirkete verilen borç para olmadığı.
Temsil - Temsilname - Yabancı şirketin temsilnamesi Türk Yönetimince
tasdik edilmediği için ibrazına itiraz.
Hukuk Usulü - İstidayı destekleyen yemin varakası - Müstedileri-n
birden fazla olması halinde Mahkeme başka türlü emir vermedikçe
hepsinin ayrı yemin varakası dosyalaması gerekmez. İstida için bir
yemin varakası yapılması gerekiyorsa bir müstedinin yemin varakası
yapması yeterlidir.
Fasıl 9 Şahadet Yas-ası - Yasanın diğer yasalar gibi Kıbrıs
Anayasasının 188. madde hükümleri ışığında ve ona tabi olarak
okunup tefsir edilmesi.
Fasıl 9 Şahadet Yasası - Yasanın 17. maddesi - Maddede geçen Birleşik
Krallık kelimelerinin yerine göre Türkiye veya -Yunanistan olarak
okunması gerektiğine ilişkin içtihat - Böyle okunması halinde
temsilname (vekâletname) noter tasdikli olduğundan ibrazının
mümkün olması.
İştirakçi - Fasıl 113 Şirketler Yasası - Yasanın 205 ve 2(3)(1)
maddeleri - Maddele-rin İngilterede meriyetteki maddelerle aynı
olması - "İştirakçi" bir şirketin tasfiyeye gidilmesi halinde
şirketin aktifine iştirak etmeye sorumlu olan her şahsı ifade
eder.
Tefsir Kuralları - Şirketin aktifi - Buna verilebilecek anlam.
Vekâl-etname - Vekâletnamenin noterde tasdiki.
OLAY: "Türk Tütünleri Şirketi (Kıbrıs) Limited" ismi. ile kayıtlı olan
bir şirketin hissedarı olan Türkiye Tekel İdaresi, Fasıl 113
Şirketler Yasası tahtında dosyaladığı istida ile şirketin
tasfiyesini -talep etti.
Şirketin %75 hissesine sahip olan Müstedi, şirketin 3 yıldan
beri faaliyetini durdurduğunu, hissedarlar arasında anlaşmazlık
olduğunu, Şirketin yeniden faaliyete geçmesine imkân bulunmadığını
bu nedenle tasfiye emri vermen-in makul ve/veya doğru ve nıfset
hukukuna uygun olduğunu iddia etti.
Müstedaaleyhler dosyaladıkları itiraznamede Müstedinin tüm
iddia ve taleplerini red ve inkâr ederek iptidai itiraz olarak
Müstedinin tasfiye müracaatı yapmağa kanune-n yetkisi olmadığını
ileri sürdüler. Müstedaaleyhler ayrıca, Şirketin tekrar faaliyete
geçmesi için şirketin statüsünde bir değişiklik öngörülen ve
Müstedi ile aralarında. imzaladıkları protokoldan sonra şirket bir
çıkmaza sürüklenmişse bun-un Müstedi tarafından yaratıldığını, bu
nedenle bu durumu yarattıktan sonra Müstedinin tasfiye müracaatı
yapmasının adalete ve nıfsete uygun olmadığını öne sürdüler.
İlk Mahkeme, Müstedinin "iştirakçi" sıfatı ile şirketin
tasfiyesini -sağlamak amacı ile Mahkemeye müracaat etmeğe hakkı
olduğuna, Müstediyi temsilen sunulan temsilnamenin
(vekâletnamenin) Yönetimce tasdik edilmeden ibrazında ve
temsilnamede iki temsilci (vekil) olmasına rağmen yemin varakasının
biri tarafından -imzalanmasında yasalara aykırılık bulunmadığına,
8.7.72 ve 16.1.73 tarihlerinde yapılan Müdürler heyeti toplantıları
ve akabinde 16.8.74 tarihinde taraflar ve Yönetimce yapılan
protokoldan önceki durumun hissedarlar arasında devamlı bir
geçimsi-zlik ve şirketin faaliyeti açısından bitkisel bir hayattan
ibaret olduğuna, Müstedaaleyhler ile Yönetime protokolle yüklenen
vecibelerin yerine getirilmediğine kanaat getirerek Müstedinin
gerek şirketin faaliyetini durdurması gerekse şirketin çıkm-aza
girmesi nedeniyle tasfiye edilmesinin makul, doğru ve nısfete uygun
olması sebebine dayanarak tasfiye emri almaya hak kazandığına
hükmetti ve şirketin tasfiyesine emir verdi.
Müstedaaleyhler, İlk Mahkemenin değerlendirilmemesi gereken-
hususları değerlendirmekle ve değerlendirilmesi gereken hususları
değerlendirmemekle, temsilnameyi geçerli saymakla, Müstediyi
tasfiye müracaatında bulunabilir "iştirakçi" olarak kabul etmekle
ve kalan fazla aktif (surplus assets) deyimini yan-lış tanımlamakla
hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti ve tasfiye emrinin
adalete, nıfset kaidelerine ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu
iddia etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin sözkonusu protokoldan önceki
olayları inceleyip de-ğerlendirmekle hata etmediğini, protokoldan
sonra meydana gelen olayları da değerlendirmesi gerektiğini,
İstinaf Mahkemesi olarak konuyla ilgili şahadeti değerlendirmeye
yetkili olduğunu belirtti. Bu konudaki şahadet
değerlendirildiğinde Mü-stedinin herhangi bir kusuru olmaksızın
şirketin faaliyete geçirilemediği bulgusuna varan Yüksek Mahkeme,
İlk Mahkemenin değerlendirilmemesi gereken hususları
değerlendirmekle ya da değerlendirmesi gereken hususları
değerlendirmemekle hata -ettiği ile ilgili istinaf sebebini
reddetti.
Yüksek Mahkeme, Müstedi tarafından yapılan istidaya ekli
yemin varakasının vekâletnamede gösterilen 2 kişi tarafından değil
de tek kişi tarafından yapılmasının yeterli olduğunu,
vekâlet-namenin Türk Yönetimi temsilciliğinde tasdik edilmesinin de
yerinde olduğunu belirtti ve bu konulara ilişkin itirazları
reddetti.
Şirketin borç ve mükellefiyetleri ödendikten sonra fazla bir
aktif olacağı hallerde ve Müstediye elle tu-tulur bir yarar
sağlayacağında bir iştirakçinin şirketin tasfiyesi için mahkemeye
müracaat etmeğe hakkı olduğunu belirten Yüksek Mahkeme Müstedinin
şirketin %75 hissesine sahip olduğunu ve Müstedaaleyhlerin Müstedi
ile teşriki mesai yapmağı- reddettiğini de göz önünde bulundurarak
İlk Mahkemenin verdiği tasfiye emrini makul, doğru ve/veya nıfset
hukukuna uygun buldu ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Dr. Petros A. Loizides ve diğerleri v. The Republic of -Cyprus
through The Counc of Ministers. R.S.C.C. (1960) Vol.I, s.107.
Re. Rica Gold Wa.shing Co. ( 1879) 11 Ch. s.36, sayfa 40,
42,46.
In Re S.A. Hawken Ltd (1950) 2 All E.R. s.408, sayfa 412.
4. Re Othery Construction Ltd (1966) 1 All E.R. s-.145 sayfa
I49.
5. In Re Diamond Fuel Company (1879) '=3 Ch. s.400, sayfa 411.
6. In Re W.J. Hall and Co., Limited (1909) I Ch. s.521, sayfa 528.
7. In Re New Transvaal Company (1896) 2 Ch. s.750, sayfa 754.
8. In Re Dunstable Portl-and Cement Company Limited 48 T.L.R.
s.223.
9. In Re William Metcalfe and Sons Ltd. 49 T.L.R. s.23, sayfa 24.
10. Re Langhan Skating Rink Co. (1877) S Ch.D. s.669, sayfa 685,
686.
11. Baird v. Lees (1924) S.C. s.83, sayfa 92.
12.- Re Anglo Continental Produce Co. Ltd. (1939) 1 All E.R. s.99,
sayfa 103.
------------
H Ü K Ü M
İşbu istida Kıb-rısta "Türk Tütünleri Şirketi (Kıbrıs) Limited" ismi ile kayıtlı olan bir Şirketin hissedarı bulunan Türkiye Tekel
İdaresi tarafından Fasıl 113, Şirketler Kanunu gereğince sözü geçen
Şirketin tasfiyesini talep eden 2.12.1974 tarihli bir istidadır.
Bu- hükümde bundan böyle "Türk Tütünleri Şirketi (Kıbrıs) Limited"
Şirket olarak ve "Türkiye Tekel İdaresi" Müstedi olarak ve Şirketin
Müstediden mada diğer hissedarları Müstedaaleyh olarak, Şirketin
direktörlerinden olan Semih S. Akdeniz Müstedaaleyh 2 ve Ek-rem F.
Sarper Müstedaaleyh 3 olarak veya "Kıbrıslı Direktörler" olarak
isimlendirilecektir.
Şirket 2.8.1955 tarihinde özel bir Şirket (private company)
olarak Fasıl 113, Şirketler Kanunu tahtında tescil olunmuştur.
Şirketin kayıt dairesi Lefkoşa'da 4-3, II. Selim Caddesidir. Şirketin
isdar olunmuş kapitali her biri K.L.500.-lık olup 100 hisseden
müteşekkil K.L.50,000'dır. Mezkûr hisselerin tümü ödenmiştir.
Müstedinin istidasının dayandığı hakikatlar şöyledir:
Şirket son 3 seneden fazla bir zaman-dan beri hiçbir faaliyet
göstermemiş ve/veya işini durdurmuş ve/veya tekrar faaliyet göstermesi
imkân haricidir.
Şirketin tasfiyesi makul ve/veya doğru ve nısfet
hukuku prensiplerine uygundur (it is just and equitable that the
Company be wound up deadlock-).
Şirketin sermayesinin %75'i Müstediye aittir. Müstedi
Şirketin tasfiyesini ta.lep etmektedir. Şirket müdüran
heyetinde (Board of Directors) Müstedinin bir tek direktörü
vardır diğer direktörler Müstedaaleyh 2 ve 3'tür ve mezkûr
şah-ıslar Şirketin tasfiyesine itiraz ederler.
Müstedaaleyhler diğer %25 Şirket sermayesine sahiptirler.
Şirket tüzûğünün 17 ve 18. maddelerine göre ancak iki
direktör birlikte fevkalade umumi toplantı (extraordinary
general meeting) çağırmak y-etkisine haizdir. Müstedi
Direktör olarak Şirketin tasfiyesi için (Voluntary winding
up) bir toplantı çağıramaz. (Board of Directors meeting.)
Müstedaaleyh 2 ve 3 26.11.1974 tarihli ve/ veya o
tarihlerde Müstediye gönderdikleri bir telg-rafla Şirketin
tasfiyesini kabul etmediklerini bildirmişlerdir.
Bu şekilde Şirketin direktörleri ve/veya hissedarları
arasında bir çıkmaz (deadlock) mevcuttur.
İstida ile beraber 2.12.1974 tarihli yemin varakası
dosyalanmıştır. Yemin varak-ası Türkiye, İstanbulda Tekel Genel Müdürlüğünde ticaret gurubu müdür muavini ve yemin varakasını yapmaya yetkili olan Faruk Düveren tarafından yapılmıştır. İşbu yemin varakası diğer şeyler meyanında Şirketin K.L.50,000'lık ödenmiş sermayesi olduğunu, serm-ayenin %75'inin Müstediye ait olduğunu, %25'inin ise Şirket kurulduğu zamanda (a) 9 hisse M. Seyfi Akdenize, (b) 8 hisse Semih S. Akdenize ve (c) 8 hisse Ekrem F. Sarpere ait olduğunu, işbu hissedarlardan M. Seyfi Akdenizin takriben 8-10 sene kadar önce ve-fat ettiğini, Şirketin iç tüzüğünün 1(a) fıkrası gereğince M. Seyfi Akdenizin vefatından sonra Şirketteki hisselerinin kanuni varisleri olan eşi Nadide S. Akdenize, oğlu Semih S. Akdenize ve Kızı Selma Ekrem Sarpere intikal ettiğini belirtti. Aynı yemin va-rakasında Şirketin takriben son 3 seneden beri hiç faaliyet göstermediğini ve/veya işini durdurduğunu ve/veya tekrar faaliyet göstermesinin imkân harici olduğunu, Şirketin makinelerinin bulunduğu fabrika binsının sahipleri olan Vakıflar ve Din İşleri Daire-sinin Şirket aleyhine ikame etmiş oldukları Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 754/72 sayılı davasında vermiş olduğu karar gereğince Evkaf Dairesine 31.10.72 tarihine kadar K.L. 2,320 ve 1.11.72'den mezkûr binanın tahliyesi gününe kadar ayda K.L.8O.- icariye ödenme-sine hükmolunmuş olduğunu, binanın tahliye edilmesi için karar verildiğini, Mahkeme karar ve emrinin bugüne kadar Şirket tarafından yerine getirilmediğinden Evkaf Dairesi mezkûr kararın icra yolu ile infazına başvurmuş olduğunu, tahliye emrinin infazı ile -alacak miktarının tahsilini temin için Şirket aleyhine icra mazbatası (writ) isdar edildiğini ve halen Şirkete ait makine, motor v.s. eşyaların üzerine Kaza Mahkemesi emri ile haciz vaz edildiğini belirtmiştir. Aynı yemin varakasında Tekelin Kaza Mahkemesi-ne dosyaladığı bir istida gereğince Şirketin tasfiyesini talep ettiğini, Şirketin direktörlerinden Müstedaaleyh 2 ve 3 daha önce Şirketin feshi hususunda müteaddit defalar Müstediye müracaat etmiş olmalarına rağmen şimdi şirketin feshine itiraz ettiklerini-, Şirket ve/veya direktörler ve/veya hissedarlar arasında bir anlaşma imkânı olmadığını ve/veya çıkmazda olduklarını belirtti.
Tekelin istidasına 16.12.1974 tarihinde bir itirazname verilmiştir. İtirazname ile beraber Müstedaaleyh 3, Ekrem F. Sarper,- tarafından 14.12.1974 tarihli bir yemin varakası dosyalamıştır. Diğer şeyler meyanında aşağıdaki itirazlar yapılmıştır:-
Müstedinin tasfîye müracaatı yapmağa kanunen yetkisi
ve/veya hakkı olmadığı iptidai itiraz olarak ileri sürüldü. İptidai itiraz aşağı-daki iki hususa dayanmaktadır:
Müstedi ilgili kanunun hükümleri muvacehesinde "iştirake
sorumlu" (contributory) bir özel veya tüzel kişi değildir.
İstidanın dayandığı gerçekleri gösteren yemin varakasını
yapan Faruk Düveren söz konusu yemi-n varakasını yap-
mağa yetkili değildir. Faruk Düveren böyle bir istida-
nın dayanağı olan gerçeklerle ilgili yemin varakası yap-
masına Tekel Genel Müdürlüğünde Ticaret Gurubu Müdür
Muavini olması yeterli değildir. Tekel Genel- Müdür-
lüğünden veya Müdürler Komisyonundan özel mahiyette
yetkili kılınması gerekmektedir.
İptidai itiraza halel gelmeksizin ve ona tabi olarak müra-
caatın dayanağıolan gerçeklerle ilgili itiraz sebepleri özetle
şöyledir:
Şirketin son -3 yıldan beri hiç faaliyet göstermediği veya
işini durdurduğu veya tekrar faaliyet göstermesine olanak
olmadığı veya Şirket Müdürleri yahut hissedarları arasında
bir çıkmaz oldugu biçimindeki iddialar gerçek dışıdır.
Şirket Kıbrıs'ta et-ken olan olağanüstü durum nedeni ile bir
süre fabrikasında imalâta ara vermiş olmakla beraber böyle
bir tutum hem kanunun öngördüğü şekilde Şirketin
faaliyetini durdurduğu manasında yorumlanamaz, hem de
ticari mülâhazalarla satış ve piy-asa durumu göz önünde
bulundurularak geçici bir süre için imalâta ara vermek
Şirketin menfaatlarına uygun düşünülebilir. Şirketin tekrar
imalâta başlaması Kıbrıstaki hissedarlar tarafından talep
edilmiŞ ve Fabrikanın imalâta başlaması i-çin bir süre önce
l.8 Eylül 1973'de Ankarada bir protokol imzalanmıştır.
Buna uygun olarak Müstedi 16 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrısa
Faruk Düveren başkanlığında 5 kişilik bir teknisyen gurubu
ve bir ton da tütün göndermiştir. Faruk Düve-ren Şirketin
Kıbrıstaki Müdürleri ile görüşerek fabrikanın imalâta
başlıyabilmesi için gerekli hazırlık ve temizliğin
yapılması maksadı ile fabrikanın anahtarlarını aldı ve
çalışmalara başladı. Sigara için gerekli kutuların
yapımın-da lûzumlu makinelerin getirilmesi maksadı ile
heyetteki Cüneyt bey Türkiyeye gönderildi. Bu çalışmalar
devam ederken en erken bir zamanda imalâta geçilmesine
Kıbrıstaki direktörler ve hissedarlar ısrar ettikleri ve bu
doğrultuda bütün -yeteneklerini ortaya koydukları, hatta 26
Kasım 1974'de Tekel Genel Müdürlüğü Baş Hukuk Müşavirliğine
gönderdikleri bir telgraf ile "haklarımız ile
menfaatlarımızın korunması için derhal imalâta gidilmesi
yönûnde gerekli işlemlerin yapı-lmasını" rica ederken
Müstedi, Şirketin tasfiyesi için müracaatta bulunmasına ve
söz konusu müracaata dayanak olarak faaliyet göstermediği
veya işini durdurmuş olduğu veya tekrar faaliyet
göstermesine imkân olmadığı yahut müdürler veya -hissedarlar
arasında bir çıkmaz mevcut olduğu iddialarına mesag yoktur.
Şayet iddia edildiği gibi veya herhangi bir şekilde bir
çıkmaz varsa böyle bir çıkmazı Müstedi yaratmaya
çalışmaktadır ki bu oluşumdan yararlanarak tasfiye talep
- etmesi adalete ve nısfete uymamaktadır.
(b) Şirketin Evkaf İdaresine kiraborcu olduğudoğrudur.
Ancak bu borcun ödenmesi içintutulacak enmakulve
akılcı yol fabrikanın tekrar ve derhal imalâta geçirilmiş
olmasıdır-. Şirketin Evkaf İdaresineborçlu olduğu
gerçeğinin tasfiye talebine bir sebepveya dayanak
olarak Müstedi tarafından öne sürülmesigayri makul ve
geçersizdir çünkü Evkafa olan borçŞirketin tasfiyesine
gidilmesinden ziyade fabrikan-ın imalâta başlatılması
ile daha çabuk ve erken bir zamandaödenebilir
tutulacak makul yol da Şirketin tasfiyesi değil,
fabrikanın imalâta geçirilmesidir.
Şirketin fabrikanın imalâta geçmesi veya geçirilmesi ile
herşeyin dü-zene gireceği, borcunödeneceği,ve hisse-
darların hak ve menfaatlarıen iyi biçimdekorunacağı
tartışılmayacak kadar açık veseçik olarak ortadaiken
Şirketin tasfiye edilmesi yönündeki talep nemakuldur
ve ne de ad-il ve nısfete uygundur.Özellikle 20 Temmuz
1974 Barış Harekâtından sonra Kıbrısta yaratılanortam
göz önünde tutulduğu zaman sigara imalâtı için en uygun
bir piyasanın yaratılmış olduğu ve Şirketin fabrikasının
imal-âta geçirilmesinden hem hissedarların hem toplumun
hem de vergi alacağı için Türk Yönetiminin istifade edeceği
inkâr edilemez. Şirketin tasfiyesinden sonra Kıbrısta başka
bir statü içinde ve yeni ortaklarla sigara imâlatında
- bulunmak gibi bir ard düşûnce besleniyorsa yıllardır Şirketi
yûrûtmek ve idame doğrultusunda birçok zorluklara göğüs
geren Kıbrıstaki hissedarları, kâr imkânlarının arttığı bir
dönemde, Şirketten ekarte etmek çabasına- girişilmesi ve bu
gayeye erişmek için Şirketin tasfiyesine yönelik müracaatta
bulunulması büyük bir haksızlık ve nısfete aykırılıktır.
Semih S. Akdeniz, Selma Ekrem Sarper ve Nadide Seyfi
Akdenizin sırası ile yemin varakasını yapanın -kayın biraderi, karısı ve kayın validesi olduğu belirtildi ve hepsinin de yemin varakasında belirtilen maruzata katıldıkları ileri sürüldü.
İtirazname dosyalandıktan sonra Müstedi, 28 Aralık 1974 tarihli
Faruk Düverenin ek bir yemin varakasını Mahkem-eye dosyalamıştır. İşbu
yemin 'varakasında özetle şunlar yer almaktadır.
Müstedi kanunla kurulmuş hükmî şahsiyeti haiz bir kuruluştur,
ve Şirketin %75 hissesine sahip contributory olarak mezkûr Şirketin Mahkemeden tasfiyesini talep etmeğe hakkı vardır.
M-üstedi namına yemin varakası yapmağa Faruk Düverenin yetkisi
vardır ve bu yetki Tekel Genel Müdürü tarafından 9.10.1974 tarihli ve İstanbul 5. Noterliğince tasdik edilmiş bir temsilname ile verilmiştir.
Şirket 1971'den beri faaliyet göstermemiş ve işini t-amamen
durdurmuştur. Bu husus Müstedinin bilgisi olmaksızın ve muvafakatı alınmaksızın istidaya itiraz edenler ve/veya Şirketin Kıbrıstaki diğer ortakları tarafından kararlaştırılmış ve/veya idarece müdür tarafından alınan bir karar olup Müstediye 1.4.1971- tarihli bir yazı ile bildirilmiştir ve Müstedinin 20.4.1971 tarihli yazısı ile protesto edilmiştir.
Kıbrısta ve bilhassa Türk Cemaatı arasında kuruluşundan beri
ve bilhassa 1963 hadiselerinden sonra monopol bir şekilde sigara imalâtı yapmış olmasına rağm-en ve büyük sigara satışı olduğu halde Şirket bu müddet esnasında Mûstedi idaresine hissedar olarak herhangi bir temettü ve/veya. kâr sağlamamıştır. Kıbrıstaki direktörler Şirketi istedikleri gibi idare etmişlerdir.
İstidaya itiraz edenler muhtelif defala-r Şirketin tasfiyesi
ve/veya hisselerinin devredilmesi hususunda müracaat etmişler ve daimi olarak Şirketin gelişmesi ve/veya inkişafı ve/veya kârlı bir duruma geçirilmesine çalışmamışlardır. Müstediye, birçok taleplere rağmen yıllık bilânço göndermemişler-dir.
6. Kıbrıslı direktörlerin yukarıda belirtilen tutumları sonucu Şirketin gayri menkul malları ile makinelerinin mevcut olmasına
rağmen Şirketin faaliyetini devam ettirecek döner sermaye tüketilmiştir. Bu durum muvacehesinde Şirkete ait fabrikanın- faaliyete geçirilmesi imkânı kalmamıştır.
7. Ekrem F. Sarperin yemin varakasında belirtilen protokol hususunda hukuki durum aşağıdaki gibidir:
Protokol gereğince gerek istidaya itiraz edenler gerekse Türk Yönetimi mezkûr protokolda öngörülen v-ecibelerini yerine getirmemişler ve böylece protokolda öngörülen hususların gerçekleşmesi
imkânsız hale gelmiştir.
8. İtirazname ve ona bağlı yemin varakasında belirtilen ve Müstedinin iddiaları ve hakikatlarla bağdaşmayan iddiaları ve itiraz edenler-in belirttiği diğer hususları red eder ve Mahkemede bu hususta gerekli şahadetin verileceği arzolunur.
Mahkeme Müstedi tarafından çağırılan tanıkları ve Müstedaaleyhlerden Ekrem F. Sarperi dinledikten sonra Müstedinin bir
"iştirakcı" (contributory) o-larak istidasında muvaffak olduğu kanaatına vardı ve talepte olduğu gibi istida konusu Şirketin Şirketler Kanunu Fasıl 113 uyarınca. tasfiyesi için emir verdi.
Müstedaaleyler Mahkemenin emrinin aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürer-ek verilen emrin tümû aleyhine istinaf eylediler.
1. Bidayet Mahkemesi, değerlendirilmemesi gereken hususları değerlendirmekle ve değerlendirilmesi gereken hususları nazarı itibara almamakla hata etmiştir.
(a)8.7.1972 ve 16.1.1973 tarihlerinde- yapılan Müdürler Heyeti toplantılarında alınan kararlar ışığında söz konusu tarihlerden önceki gerçeklerin ve/veya gerçeklerle ilgili şahadetin değerlendirilmemesi gerekirdi.
(b)16.8.1974 tarihinden sonra tasfiye müracaatının yapıldığı tarih olan 2- Aralık 1974 tarihine kadar yer alan olayların ve bu olaylarla ilgili şahadetin değerlendirilmesi gerekirdi.
2. Bidayet Mahkemesi Müstedinin mevcut temsilnameye göre işbu müracaat maksatları açısından yalnız Faruk Düveren tarafından temsil edilebilec-eği bulgusunda ve/veya söz konusu temsilnamenin geçerliği yahut kanunen muteber olduğu hususundaki bulgusunda hata etmiştir.
3. Bidayet Mahkemesi Müstediyi tasfiye müracaatında bulunabilir bir contributory olarak kabul etmekle hata etmiştir.
4.- Bidayet Mahkemesi "surplus assets" deyimini tanımlamakta hata etmiştir.
5. Türk Tütünleri Şirketi (Kıbrıs) Limitedin Mahkeme marifeti ile tasfiyesi hakkında verilen emir adalete, nısfet kaidelerine ve kanun hükümlerine aykırıdır.
Mahkeme hükmü-nde ihtilâf konusu olmayan hususları şöyle özetlemiştir:
Şirket Kıbrıs Şirketler Mukayyitliğinde kanuna uygun
olarak 2.8.1955'de hususi bir şirket olarak tescil edilmiştir. Sermayesi K.L.50,000 olup işbu sermaye (capital) beheri K.L.500.- olan 100 adet hi-sseden oluşmuştur. Bunun K.L.37,500.-sı yani hisselerin %75'i Müstediye, geri kalan %25'i ise Müstedaaleyhlere aittir. İsdar edilen 100 adet hissenin tümü de ödenmiştir. Tekelin %75 hissesinin dışındaki %25 hisselerin Mûstedaaleyhler arasında dağıtımı ise -şöyledir:
M. Seyfi Akdeniz 9 hisse; (b) Semih S. Akdeniz 8 hisse; (c)
Ekrem F. Sarper 8 hisse.
M. Seyfi Akdeniz ise takriben 8 veya 10 sene evvel vefat etmiş ve içtüzük uyarınca 9 hissesi kanuni varisleri olan Nadide S. Akdeniz, Semih S. Akdeniz ve -Selma E. Sarper'e intikal etmiştir.
İstida ile bütün ilgili zamanlarda Şirketin müdürleri
Müstedi, Semih S. Akdeniz ve Ekrem F. Sarperdi. Şirket sigara fabrikasının makinelerinin bir kısmını satın almış, diğer bir kısmını ise Tekelden ayda K.L.8O.-ya icar- etmiş ve fabrikayı Vakıflar ve Din İşleri Dairesine (bundan sonra Evkaf diye anılacaktır) ait ayda K.L.8O.- kira ile kiraladığı bir binada kurmuştur. Tekele ait makinelerin icaresi hiç ödenmemiş ancak şahadete göre bunların işlemi senelik bilânçolarda gör-ülmüş ve Tekel ise bu icariyeyi hiçbir zaman talep etmemiştir. Görünüşte bundan Tekel sarfı nazar etmiştir. Nitekim Faruk Düveren istintakında sorulan bir suale bakiye makine icarelerinin bilânçolarda kâr ve zarar hesabına aktarıldıkları nedeni ile Tekelin- herhangi bir alacağı olmadığını belirtmiştir.
Şirket sigara imâlatı için gerekli tütünü yalnız Tekelden
satın almıştır. Bugüne kadar Şirketin Evkafa bakiye kira borcu K.L.5,000 ve K.L.6,000 civarındadır. 754/72 sayılı Lefkoşa Kaza Mahkemesi davasında 4.1-1.72 tarihinde Mahkeme Evkaf lehine ve Şirket aleyhine K.L.2,320.- ödenmemiş kira borcu için hüküm verdi ve ayni zamanda binayı tahliye edip boş olarak Evkafa teslimini emretti. Tahliye emri, emrin tasdikli suretinin Şirkete tebliğinden itibaren 2 ay süre -ile durması ayrıca emredildi. Mahkeme emrinin tasdikli sureti Şirkete 30.11.1972'de tebliğ olundu. Ayrıca Evkaf Şirket aleyhine 8.7.1974'de bir zilyet müzekkeresi isdar etti.
1955'den beri fabrikanın tek taraflı olarak Müstedaaleyh
direktörler tarafından -kapatıldığı 31.3.1971 tarihine kadar Şirket
sigara imalâtı faaliyetini sürdürmüş, ancak 18 senelik faaliyet hayatında hissedarlara hiçbir temettü ödememiştir. 1965 yılı içerisinde Fabrika Müdürü Cüneyt beyin Kıbrıs Rum İdaresince istenmeyen adam ilân edili-şi netiçesi Adayı terketmek mecburiyetinde kalmış, boşalan yeri tek taraflı olarak Müstedaaleyh 3 Ekrem F. Sarper, doldurup idari direktör maaşına ek olarak ayda ekstra K.L.140.- maaş almaya başlamıştı. Mamafih bu husus bilâhare Tekelin itirazı üzerine ayd-a K.L.100.-ya indirilmişti.
Mahkeme ihtilâf konusu bazı hususları şöyle özetlemiştir:
Müstedaaleyh direktörler Tekelden Şirket için satın aldıkları
tütünü Tekelin dış piyasaya sattığı tütün bedelinden %15 fazlasına satın aldığını iddia ettiler. Bu h-usus gerektiği ve tatmin edici bir şekilde isbat edilmediği cihetle Mahkeme bu iddiaya itibar etmemiştir.
Müstedi 1964-68 yılları için yıllık bilânçoların Müstedaaleyh
direktörler tarafından hazırlanmadığını iddia etmiş, Müstedaaleyh direktörler bunu redd-ederek her sene için bilânçoları hazırlayıp Müstediye gönderdiklerini iddia etmişlerdir. Mahkeme huzurunda olan şahadet ışığında Müstedinin 1964-68 yılları için yıllık bilânçoların hazırlanmadığı hususundaki iddialarının doğru olduğunu kabul etmiştir.
- 3. Müstedi namınaverilen şahadette Müstedaaleyh direktör-
lerin fabrikayı tek taraflıolarak kapadıklarına dair Müstediye
1.4.71 tarihli bir yazı ilebildirildiği belirtilmiştir. Müstedi
1.4.71 tarihli yazıya 20.4.71 tarihli bir yazı ile cevap verdiğini- ve
bu yazıda Müstedinin muvafakatıolmadan fabrikanın kapatıldığı bildirildiği ileri sürülmüştür. Müstedaaleyhdirektörler böyle bir yazının taraflarından alınmadığınıiddia ettiler. Mahkeme huzurunda olan şahadet ışığında müstedaaleyhdirektörlerin sözü -geçen 20.4.1971
tarihli yazıyı aldıklarına kanaat getirdiler.
Fabrika 1.4.1971'de kapandıktan sonra Şirketin esas gayesi
olan sigara imalâtı fülen durmuştu ancak fabrikanın senelik ruhsatı ve Şirkete ait 2 aracın seyrüsefer ruhsatları ile sigorta poliçele-ri her sene Müstedaaleyh direktörler tarafından çıkarılmıştır. Müstedaaleyh direktörler mezkûr araçların hurda olmalarına mani olmak için yürür vaziyette bulundurduklarını iddia ettiler. Mahkeme, fabrikanın makineleri için benzer bir tedbir alınmadığını gö-z önünde tutarak, 2 aracın seyrüsefer ruhsatları ile sigorta poliçelerinin çıkarılmasının müstedaaleyh direktörlerin şahsi menfaatları için yapıldığı ve Şirket ile bir ilgisi bulunmadığı kanaatına vardı.
Bidayet Mahkemesirıin yaptığı bulguya göre fab-rika kapandıktan sonra Müstedi ile Müstedaaleyh direktörler arasında birçok yazışmalar ve toplantılar oldu. Ancak sonunda 18.9.1973'de taraflar arasında ve zamanın Kıbrıs Türk Yönetiminin de fülen iştiraki ile bir toplantı yapılmış ve bir protokol imzalanm-ıştır (Emare XX). Bu protokol diğer şeyler meyanında şöyledir:
Tekele ait %75 hissenin %24'ü Mûstedaaleyhlerin de muva-
fakatı ile ve ileride tesbit edilecek bir bedelle Kıbrıs Tûrk Cemaat Meclisine veya ETİ'ye devredilecek;
(b) K.L.65,000 lık serm-aye tezyidi olacak;
(c) Müstedaaleyhler, şahsi alacakları çıktıktan
sonra,sermayetezyidinde hisselerine dûşecek aradaki farkı derhal ödeyecekler;
(d) Hissedarlar arasında vukubulacak değişik statûnün
kanuna uygun olarak yapılması için Müstedaaleyhlerle- Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi mahalli formaliteleri ikmal edecekler ve durumu Tekele bildirecekler.
Protokolda belirtilen hususlarla sair şerait yerine getirilmedi ve/veya getirilmesi için herhangi bir adım atılmadı. Protokolun birinci maddesi müstedaa-leyhleri ve Kıbrıs Türk Cemaat Meclisini ilgilendirir ve onlara görev yükler. Bidayet Mahkemesi bu görev, madde 3 ve 4 beraberce okunduğunda, yerine getirildikten sonra Müstedinin uhdesine düşen bazı görevlerin ifa edilmesi lâzım geldiği, protokolun l. mad-desinin icra mevküne konmadığı ve bu hususta Müstediye herhangi bir kabahat yüklenemeyeceği ve netice itibarıyle protokol icra mevküne konmayınca da protokol imza edildiği tarihten hemen önceki karşılıklı itimatsızlık ve faaliyet donukluğu durumunun yenide-n ağırlığını hissettirdiği kanaatına vardı.
18.9.1973 tarihinde imzalanan protokoldan hemen ewelki durumun hissedarlar arasında devamlı bir geçimsizlik ve Şirketin faaliyeti noktai nazarından bitkisel bir hayattan ibaret olduğu hususunda Bidayet Mahk-emesi kanaat getirdi. Mahkeme işbu kanaatının Emare XI ve XII tarafından açıkça teyid edildiğini belirtti. Emare XI, 5.1.1973 tarihli, Şirketi fevkalâde umumi heyet toplantısına çağıran bir yazıdır. Toplantıyı çağıranlar Şirketin Müstedaaleyh direktörleri -idi. Sözü geçen yazıda gündem konularının en önemlileri şunlardır.
Şirketin borçlarının nasıl ve kimler tarafından ödeneceği;
Fabrika tekrar faaliyete geçirilecekse bu geçici müddet
zarfında fabrika için elzem masrafların kimler tarafından
karş-ılanacağı;
Şirket faaliyete tekrar geçmeyecekse derhal Şirketler
Mukayyidine müracaat ile Şirketin kendi arzusu ile
tasfiyeye gitmesi için karar almak;
Tekel İdaresi Şirketin feshine gitmeyi istemediği takdirde
diğer ortakların hisselerini- satın alması ve Tekel olarak
bu işi yürütmesi;
Fabrika mevcudunun tekrar tesbiti, Tekelce istendiği
takdirde Tekel heyetine fabrika anahtarlarının teslimi.
Emare XII'de Kıbrıs direktörü Ekrem F. Sarper tarafından İstanbula Tekel Genel Mûd-ürlüğüne gönderilen 5.6.1973 tarihli yazıdır. İşbu yazı ile Tekelin bir yetkilisinin en erken bir zamanda Kıbrısa gelmesi ve aşağıdaki konular ,hakkında karar alınması istenmiştir.
2 seneden beri fabrikayı tamamen veya kısmen satın almak
hususunda ka-rarsızlık içinde bulunan Yönetimden derhal
karar vermesini istemek;
Mevcut ortaklarla "Samsun" tipi sigaranın imaline girişmek;
(3) Şirketi açık artırma ile satışa arzetmek;
(4) Tasfiyeye gitmek.
Şimdi de istinaf edenin ilk önce l. -istinaf sebebini eleştirelim. İstinaf eden 1. istinaf sebebi ile 8.7.1972 ve 16.1.1973 tarihlerinde yapılan Müdürler Heyeti toplantılarında alınan kararlar ışığında söz konusu tarihlerden önceki gerçeklerin ve/veya gerçeklerle ilgili şahadetin değerlendiri-lmemesi gerektiğini ve 16.8.1974 tarihinden sonra tasfiye müracaatının yapıldığı tarih olan 2 Aralık 1974 tarihine kadar yer alan olayların ve bu olaylarla ilgili şahadetin değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdü.
İstinaf edenin avukatı istinafın d-uruşması esnasında Faruk Düveren tarafından yapılan 28.12.1974 tarihli ek yemin varakasının 4, 5, 6, 7 ve 8. paragraflarında belirtilen hususların esas istida ile herhangi bir ilişiği olmadığı ve skandal niteliğinde olduğu cihetle bu hususların nazarı itib-ara alınmaması ve silinmesi için müstedaaleyhin yaptığı müracaatta Bidayet Mahkemesinin 10.1.75 tarihinde verdiği kararda bu gibi hususlara herhangi bir önem verilmeyeceği belirtilmekle beraber, Bidayet Mahkemesi bu hususlara hükmünde önem vermekle hata et-tiğini iddia etmiştir. İstinaf edenin avukatının atıfta bulunduğu 28.12.74 tarihli yemin varakasının 4, 5, 6, 7 ve 8. paragrafları işbu hükümde daha önce Faruk Düveren'in 28.12.74 tarihli yemin varakası incelenirken 3, 4, 5, 6 ve 7. paragraf olarak özetlen-miştir. Bidayet Mahkemesi 10.1.75' de kararını verirken ileri sürülen hususların esas istida ile herhangi bir ilişiği olmadığı veya skandal niteliğinde olduğunu kabul etmemiştir. Ancak kararda duruşmanın ileri bir safhasında ibraz edilecek şahadet ışığında- bu hususların esas istida ile ilişiği olmadığı veya skandal niteliğinde olduğu tebellür ederse bu hususlara herhangi bir önem verilmeyeceği belirtilmiştir. 28.12.1974 tarihli yemin varakasında belirtilen hususlar Ekrem F. Sarperin 14.12.74 tarihli yemin v-arakasında belirtilen iddialara cevap niteliğindedir. Tüm bu hususların, müstedaaleyhin iddiaları ışığında, esas istida ile çok yakın bir ilişkisi olduğu ve iddia edildiği gibi skandal niteliğinde olmadığı kanaatındayız.
Fasıl 113, madde 211, Mahkeme-nin hangi hallerde bir tasfiye emri verebileceğini göstermektedir. Bu istidada tasfiye emrinin verilmesi için Müstedi tarafından ileri sürülen iddialar 211. maddenin (c) ve (f) fıkralarına girer. 211 (c) fıkrasına göre bir Şirketin bir yıl için işini durdu-rması ve (f) fıkrasına göre de Şirketin tasfiye edilmesinin adil ve nısfet hukukuna uygun olacağına kanaat getirmesi halinde Mahkeme bir tasfiye emri verebilir. Aynı Kanunun 213. maddesi tasfiye emri almak için kimlerin müracaat edebileceklerini göstermekt-edir. "İştirakci" (contributory) olan bir şahıs bu madde tahtında tasfiye emri almak için müracaat edebilir.
Mahkeme tasfiye emri vermek mecburiyetinde değildir, ancak adil ve doğru gördüğü hallerde takdirini kullanarak böyle bir emir verebilir.
- Kanaatımızca Mahkeme tasfiye emri verip vermeyeceği hususundaki takdirini kullanırken bilhassa Emare XX protokolun icra mevkiine konmadığı ve bunun tahtındaki tarafların görev ve vecibeleri yerine getirilmediği hakikatları ışığında, Şirketin geçmişini, -hissedarlar veya direktörler arasındaki geçmiş münasebetleri nazarı itibara alması gerekir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi 8.7.72 veya 16.1.73 tarihlerinden önceki gerekçelerle ilgili şahadeti değerlendirmekte herhangi bir hata işlemedi.
Mahkemenin 16.-8.74 tarihinden sonra tasfiye müracaatının yapıldığı tarih olan 2 Aralık 1974 tarihine kadar yer alan olaylar hususunda hükmünde herhangi bir şey behsetmediği doğrudur. Kanaatımızca Mahkeme bu olayları değerlendirip bunları da nazarı itibara alması gerekir-di. Ancak bu olayların ne olduğu hususunda Mahkeme huzurunda verilen şahadeti, bu şahadeti veren şahıslarla ilgili Bidayet Mahkemesinin vardığı kanaatı göz önünde tutarak, Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak değerlendirmeye yetkilidir ve bu değerlendir-meyi yapmayı uygun görüyoruz.
Kıbrıslı direktör Ekrem F. Sarper 14.12.1974 tarihinde yaptığı yemin varakasında daha ewel bahsolunan 18.9.73 tarihli protokola atıfta bulunduktan sonra, protokola uyularak Müstedinin 16 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrıs'a 5- kişilik bir teknisyen gurubu ve bir ton da tütün gönderdiklerini ve fabrikanın imalâta başlayabilmesi için gerekli ön hazırlık ve çalışmalar yapıldığını ileri sürdü. Bu hususta şahadetinde tutanaklarda mavi 86-87' de aynen şunları söyledi:-
"S. Ve bütün -bu çalışmaların sonunda 16 Ağustos 1974'de Faruk beyin
başkanlığında bir teknisyen gurubu Kıbrısa geldi?
C. Evet.
S. Sizi gördü mü?
C. Evet.
S. Gördüğünde ne konuştunuz?
C. Bizden fabrikanın anahtarını istedi fabrikayı çalıştıracağız
anahtarla-rı alıp gittiler gereken temizliği yağlamayı yaptılar.
S. Ondan sonra Faruk bey sizi tekrar gelip gördü mü?
C. Hayır.
S. Faruk beyle gelen teknisyen gurubundan en son şahadet veren
Bedrettin bey vardı?
C. Evet o da beraber gelmişti.
Anahtarı alıp -gittikten sonra Faruk bey Bedrettin beyle görüştünüz mü siz?
C. Evet fabrikaya gitmiştim ben. Bunlar da makineleri yağladılar
ayarlamalarını yaptılar ve Bedrettin bey dedi ki fabrikayı şimdi
düğmeyi basarsak sigara çıkarabilecek durumdadır.
Faruk -bey kendi şahadetine göre 23 Ağustosta ayrıldı?
C. Evet.
S. 23 Ağustosta ayrıldıktan sonra, ayrılmadan evvel Cüneyt bey de
gurupta beraber miydi?
C. Evet.
S. Cüneyt bey gurupta beraber gelmişti ve onun ile görüştünüz mü?
C. Evet bir ekip yalnız bi-r kişi hariç bir ekip gelmişti 4-5 kişi
idi bize gelip görüştük.
S. Cüneyt bey Faruk beyden evvel mi döndü Türkiyeye?
Evet. İhtiyacını tesbit ettiler kola meselesi idi onu temin
etmek için yumuşak paket getirmek için uçakla gitti ve 15 güne
kada-r gelirim dedi.
S. Daha önce fabrika kola ihtiyacını nerden temin ederdi?
C. Rum tarafından.
S. Ve Barış Harekâtından sonra kola ihtiyacını Kıbrısta temin
edebilir miydiniz?
C. İmkânsızdı.
S. Cüneyt bey kutu imal eden makineler getirmeğe gitti dö-ndü mü?
C. Hayır bildiğim kadarı ile dönmedi.
2 Aralık, 1974'de tasfiye müracaatı ile ilgili dilekçe yapıldı ve
size tebliğ edildi ?
C. Evet.
S. 23 Ağustostarı 2 Aralığa kadar tekel idaresi ile yahut tekel
idaresinin herhangi bir yetkilisi ile s-izin Kıbrısta temasınız
oldu mu?
C. Hukuk Müşaviri Reşat beyle Faruk bey geldiler gününü pek
hatırlamıyorum, Ekim içerisinde idi ve Şirketin feshedilmesine
geldiklerini söylediler ben ona itiraz ettim. Protokol gereğince
ve yapılan daha ön-ceki anlaşmalar gereğince biz Şirkette ortak
kalmak kararındayız zaten öyle bir karar alınmıştır biz
kararımızdan dönmüş değiliz.
S. Siz bu fesih arzularını kabul etmediniz?
C. Evet.
Onun arkasından 26 Kasım, 1974'de bir telgraf gönderdiniz mi ?
-C. Evet.
S. Nereye gönderdiniz?
C. Tekel baş hukuk müşavirliğine.
S. İbraz eder misiniz?
Evet. (Emare XXII)."
Ekrem beyin şahadetinde atıfta bulunduğu Emare XXII aynen şöyledir:-
"T.C. Tekel Umum Müdürlüğü
Baş Hukuk Müşavirliği
Unkapanı,- İstanbul.
Türk Tütünleri (Kıbrıs) Ltd. Şirketine ait fabrikanın derhal
faaliyete başlayıp imalâta geçmesi lûzumu üzerinde ısrar
ettiğimizi bildiririz stop söz konusu Şirketin tasfiye edilip özel
sektöre ait sermayenin kamu sektörüne -intikali ile yeni bir
şirket kurulması çalışmaları içinde bulunduğu söyleniyor stop bu
söylentiler doğru ise boşuna zaman kaybına gidilmekte olduğu
aşikârdır çünkü şifketin ana sözleşmesi ve kuruluş statüsü tetkik
edildiğinde şirket ancak v-e yalnız %80 oyla alınacak bir karar
sonucu tasfiyeye tabi tutulabilir stop bunun gibi yeni bir şirket
bünyesinde yer almanız olanağı da hukuken yoktur stop Biz %25
hisse sahibi olarak Şirketin devam etmesinde ısrar ettiğimizi her
fırsatta -tekrarladığımıza göre yine de tasfiyesi doğrultusunda
vakit kaybetmek Kıbrıs'ta mevcut çok olumlu piyasa ortamında
şirketi bile bile büyük zarara sokmak demektir stop Şirketin %75
hissedarı olarak sizi ikaz etmeği ve mevcut piyasa durumundan
- derhal faydalanmak için hemen imalâta gidilmesi hususunda uyarmayı
görev sayarız stop Lûtfen Genel Müdürlüğü gerçek durumdan haberdar
etmenizi ve haklarımızla menfaatlarımızın korunması için derhal
imalâta gidilmesi yönûnde gerekli işlemlerin- yapılmasını
sağlamanızı rica ederiz stop Gecikme ve ihmalden doğacak zarar
ziyanımızı talep hakkımızı mahfuz tuttuğumuzu ilâveyi uygun
buluruz.
M.Seyfi Akdeniz ve Oğlu ltd. Yerli Ortaklar adına
26/11/74 Semi-h Akdenix, Ekrem Sarper
Müstedi namına yemin varakası yapan Faruk Düveren 28 Aralık 1974 tarihinde yemin varakasında Mûstedinin iddiaları ve hakikatlar ile bağdaşmayan Müstedaaleyhlerin belirttiği diğer hususları reddetti ve Mahkemede bu hususta ger-ekli şahadet vereceğini belirtti. Faruk Düveren Malıkemeye verdiği şahadette ise bu hususta tutanakların mavi sayfa 57, 63 ve 64'de şunları söyledi:
"S. Ağustos 1974'de siz buraya geldiniz ikinci Barış Harekâtından
sonra.
C. Evet. İkinci Barış harekâ-tı sırasında geldim.
S. Hangi gün?
C. 16 Ağustosta Lefkoşaya geldik.
S. Ne ile geldiniz?
Askeri bir vasıta ile geldik, Girneden Vedat Çelik beyle birlikte
geldiler ve bizi aldılar.
S. Niçin geldiniz siz bu protokolun tatbiki için geldiniz?
C. Hayır.
S-. Niçin geldiniz?
C. Hükümetin emri ile fabrikayı faaliyete geçirip buradaki askere
sigara imal etmek gayesi ile geldik.
S. Ne yaptınız geldikten sonra?
C. Ortaklarla temas ettik ve anahtarı istedik.
S. Durumu anlattınız mı?
C. Söyledik fabrikayı- çalıştıracağımızı anahtarı aldık ve
teknisyenlerle birlikte fabrikaya gittik hatta teknisyenler
fabrikada ikamet ettiler. İçeri girdiğimiz zaman fabrikanın
generatoru yoktu çünkü o arada Türk Yönetimince alınmıştı. Mevcut
makinelerin tekni-syenlerle birlikte çalıştırmak istedik ve
cereyanın bağlanmasını tamir ettik su temin ettik bu arada
teknisyenler makinelerin bakımı, yağ, mazot, ince yağ, benzin
talep ettiler Ekrem bey paramız yok dedi ben kendim maişet
parasından ödedim -K.L.l6.- kadar bir şey tutuyordu ve teknisyenler
bu makinelerin başına koydum fakar makineler çalışacak durumda
değildi. Uzun müddet çalışmadığı için durmuştu ve eski
teknisyenler bilmiyorum ilgisizliği diyeceğim bir çok aksamlar
paslanmış -bozulmuştu meselâ kola içerisinde bırakılmış, bu cihaz
bir gün çalıştıktan sonra akşam üzeri temizlenir ve temiz olarak
bırakılır ertesi gün tekrar takılır, kola içinde bırakılmış.
Ayrıca muhtelif malzeme imalât için kullanılacak, biraz evvel
- dediğim kola mürekkep sigara kâğıdı filter gibi çok değişik
ebatlar kifayetli değildi imalât yapmağa.
S. Ne yaptınız bunun üzerine?
Ayrıca paket meselesi çıktı, Cüneyt beyle birlikte bu noksanları
'tesbit ettik, Türkiyede paket temin edilmesi i-çin Cüneyt bey
Tûrkiyeye gitti.
S. Sonra geldi mi?
C. Gelmedi.
S. Fabrika faaliyete geçti mi?
Hayır, bilâhare bu Şirketin tasfiye edilmesine karar alındı.
S. Tütün de getirdiniz mi gelirken?
Evet biz fabrikayı hemen çalıştıracağız diyerek 30 bala t-ûtûn de
beraber getirdik.
S. Cemaat meclisi bu şirkete iştirak etmeğe hazır mı?
Hazır değil çünkü daha evvel yaptığım bütün şeylerde
Cemaat Meclisi katılmamıştır.
......................
XX:
S. Bunun arkasından 16 Ağustos, 1974'de sizin- başkanlığınızda Kıbrıs'a
bir teknisyen gurubu geldi.
C. Evet.
S. Ve bu teknisyen gurubu içinde eskiden bu şirket fabrikasında teknik
müdür olarak çalışan Cüneyt bey de vardı ve siz Kıbrısa
geldiğinizde Kıbrısta ikamet eden Şirket Müdûrlerini görd-ünüz?
C. Evet.
S. Ve anahtarı istediniz fabrikanın?
C. Evet.
S. İçte üretime geçeceğiz imalâta başlayacağız önhazır-
lıklarını ve temizletme işlerini yapacağız dediniz ve anah-
tarı aldınız.
C. Hazırlık değil üretime başlayacağız diye geldim,hazırl-ık
diye gelmiş olsaydık beraberimizde tütün getirmezdik.
S. Tasfiyeyegitmek doğrultusunda bir karar almanızaetken
olan sebep makinelerin paslanması ve çalışmaması idi?
C. Bütün mevzu başkadır şikreti faaliyete geçirmeğe gelmedik.
Hükümetçe veril-miş bir görevi sigara fabrikasınıçalış-
tırıp Şirket namına değil, çalıştırıp sigara yapmakve ozamanki
ihtiyacı karşılamak için geldik makinelerbiraz evvel anlattığım
gibi ça1ışmaz durumda malzemekifayetsiz durumda olduğunu tesbit
ettik ve- bunun bu şekilde karşılanmasına imkân olmadığını bildirmek
üzere İstanbuladöndük ve yukarıya naklettik, bu şirketle
irtibatlı değildir.
S. Demek istiyorsunuz fabrikayı şirket fabrikası olarakdeğil
de bir tütün fabrikası olarak çalıştırmak isted-iniz?
C. Evet."
16 Ağustos 1974'de Kıbrısa gelen teknisyen gurubunun amacının Şirketi tekrar faaliyete geçirip geçirmeme olduğu hususunda herhangi bir salim karara varabilmek için 16 Ağustos 1974'den önceki hissedarlar ve/veya direktörler arasındaki- ilişkileri incelemek gerekir. Müstedi 1 Ma.yıs 1969 tarihli bir yazı ile Müstedaaleyhlerin şirketin 1964-65-66-67-1968 yıllarına ait 5 yıllık bilançoların acete gönderilmesini rica ettiler (Emare VII). 12 Mayıs 1969 ta.rihli bir yazı ile şirketin. Kıbrısl-ı direktörleri Müstediye, 1964-65 ve 1966 senesi bilânçolarının hazır olduğunu bunların 1967- 68 bilânçoları ile birlikte gönderilmesi istenildiğini, 1967-68 bilânçolarının hazırlanması için Chartered Accountant Rüstem Tatara verildiğini ve en geç Mayıs 19-69 sonuna kadar hazır olacağının öğrenildiğini belirttiler (Emare VIII). 5 yıllık bîlânçolar Kıbrıslı direktörler tarafından Müstediye daha sonra gönderildi. Müstedi bilânçoları tetkik ettikten sonra 14 Temmuz 1970 tarihli bir yazıyı (Emare IX) Kıbrıslı di-rektörlere gönderdiler. İşbu yazıda Mûstedi bilânçolarda gösterilenlerle ilgili bazı hususları Kıbrıslı direktörlerin bilgisine getirdiler. Bunların en önemlileri özetle şunlardır:
(1) Harmanların durumu:
Şirketin imal ettiği Efe ve Yeni Harman s-igara.larının son derece bozulduğu;
(2) Ekrem Sarper tarafından alınan K.L.3,500.:
1964 yılı bilânçosunda Ekrem Sarper tarafından K.L.3,500. alındığı kayıtlı olduğu, böyle bir ödemenin belgelendirilmemiş olması muvacehesinde işlemin ne şekilde -yapıldığı anlaşılamadığı;
(3) Tekele ait makinelerin kira bedelleri:
Teraküm etmiş bulunan makinelere ait kira bedellerinin Şirketin kâr ve zarar hesabına aktarılması nedeni anlaşılamadığı, yapılan işlemin yerinde görülmediği;
(4) Fabrika -Müdürüne ödenen ücret:
Fabrika müdûrü Cûneyt Civay'ın ayrılması sebebi ile Müdürün ücreti olan K.L.140.- idare müdürüne ödendiği kayıtlı olduğu, bu ücretin K.L.100.-ya indirilmesi tebliğ edilmiş olmasına rağmen hiç bir işlem yapılmadığı;
(5) Rek-lâm ve ilân masrafları:
Şirketçe 1963-68 bilânçolarında K.L.10,873, sterlinglik reklâm ve ilân masrafı gösterildYği, bu husus genel müdürlüğün tasdik ve tasvibine iktiran etmediği;
(6) 49 okka sigara masrafı:
Böyle bir sarfiyatın yapılmasın-da ne gibi bir mesnetle istinad ettiği anlaşılamadığı;
Ekrem Sarper ve Semih Akdenize yapılan ödemeler:
Bilânçolarda Sarper ve Akdenize yapılan aylık K.L.SO.- sterling
tediyenin menşe ve mahiyeti hakkında tavzihe ihtiyaç hasıl olduğu;
(8) Netice:
- Yapılan inceleme neticesinde Şirketin 64-68 bilânçolarının genel statü hükümleri ve aktedilen genel kurul toplantılarında. alınan kararlara uygun olma.dığı görülmekle tasvip ve tasdiki cihetine gidilmediği, yukarıda ka.ydedilen hususlar nazarı itibara- alınarak 1964-68 yıllarına ait 5 yıllık bilânçoların yeniden tanzim ve tasdik ettirilerek genel müdürlüğe gönderilmesi icap ettiği ve buna ilâveten yukarıda izah edilen esaslar dahilinde tanzim edilecek 1969 yılı bilânçosunun da tasdiken genel müdürlüğe i-rsalinin rica olunduğudur.
Kıbrıslı direktörler Müstedinin 14 Temmuz 1970 tarihli yazısına 6.8.70 tarihli (Emara X) bir yazı ile cevap verdiler. Cevabın en önemli hususları özetle şöyledir:-
(1) Harmanların durumu:
Kıbrısta imal edilen Tür-k siga.ralarının imkânlara göre iftihar edilecek kalitede ve ambalajda bir sigara olduğu;
(2) Ekrem Sarper tarafından alınan K.L.3,500.-.
Bu miktarı Ekrem Sarperin şahsen almadığı, 1965 senesi Haziran ayında İstanbulda o zamanki Umum Müdürün işt-iraki ile toplantıda hadiseler sebebi ile. fabrikanın tevziatçıları olarak Seyfi Akdeniz ve Oğlu Ltd. Şirketinin düçar olduğu zararlar, tahsil edemediği alacaklar ve örtülü masrafları için bu meblâğın ödenmesi kararlaştırıldığı ve kararın bilâhare Şirkete -postalanacağı;
(3) Tekele ait makinelerin kira bedelleri:
Hurda olarak ambarlarda bulunan makinelere ne gibi kira ödenebileceği, buna rağmen teraküm etmiş bulunan kiralar umum müdürlükte yapılan toplantıda kâr ve zarar hesabına aktarılması tekli-f edilip kabul edildiği;
(4) Fabrikanın müdürüne ait ücret:
Bu vazifeyi yapmaya başladığı günden itibaren Ekrem F. Sarperin o makamın maaşı olan K.L.140.-yı almağa hakkı olduğu, nedenini sormamakla beraber bu ücretin K.L.100.-ya indirilmesi tekl-if olunduğu zamandan beri K.L.100.- işlem yapıldığı;
(5) Reklâm ve ilân masrafları:
6 yıl için K.L.10,873.-lık reklâm ve ilân masrafı vasati olarak ayda K.L.140.-, günde K.L.4.500 mil demek olduğu, bu hususta şirketçe alınan kararların bu gibi m-asrafların yapılmasına salâhiyet verdiği;
(6) 49 okka sigara masrafı:
Bir sigara fabrikasının günde en az yarım okka sigara dağıtmasının çok cüzi bir miktar olduğu;
Ekrem Sarper ve Semih Akdenize yapılan ödemeler:
Fabrikanın kuruluşundan beri Ş-irket kararlarına göre Semih
Akdeniz ve Ekrem Sarper fabrikanın idare müdürleri olarak vazife görmekte oldukları ve 1956' dan beri her yıl bilânçolarda tasvip edilen remuneration'larda her birine ayda K.L.SO.- ödendiği, hayat pahalılığı arttığı halde ücret-te herhangi bir artışın yapılmadığı ve K.L.SO.-lık aylık ücretten herhangi bir fedakârlık yapılamayacağı;
(8) Netice:
Bilânçoların genel statü hükümleri ve şimdiye kadar aktedilen genel kurul toplantılarında alınan kararlara uygun bir şekilde ya-pıldığı, şirketin yeminli muhasibi bilânçoları tanzim ederken ortakların menfaatlarını koruyacak şekilde kontrolunu yaptığı, Şirketin kararlarına ve genel statü hükümlerine göre tanzim edilmiş olan 5 yıllık bilânçoların tekrar tanzim edilmesinin istenmesi -ortaya bir itimatsızlık mevzuu koyduğudur.
Ekrem Sarper Mahkemede verdiği şahadette Kıbrıs direktörlerinden Seyfi Akdenizin, 1964' den sonra 2 yıl müddetle Adada olmadığı halde, ayda K.L.SO.- maaş aldığını söylemiştir.
8 Temmuz 1972 tarihinde -İstanbulda Müstediyi temsilen genel müdür yardımcısı Hakkı İmran, diğer ortakları temsilen Semih Akdenizin iştiraki ile fevklâlade bir toplantı yapıldı ve o güne kadar esaslı bir şekilde incelenmeyen 1963 ile 1971 devrelerindeki konular üzerinde görüşülere-k bazı kararlar alınmıştır (Emare XVIII). Bu a.lına.n kararların en önemlileri şunlardır:
(1) Şirketin ayda K.L.1,260 sterling tutan reklâm limiti fevkalâde durum sebebi ile aşılarak 8 yılda cem'an K.L.3,499,479 mil
yapılan fazla sarfiyatın kabulü.
- (2) 1964 yılında Şirket kârından ayrılarak satış acentelerine verilen K.L.3,500.-lık özel komisyonun verilen izahata göre iç harp sırasında birçok Türk köylerinin Rum kuwetlerinin eline geçmesi ve sigara bayilerinin mal, mülk ve işlerini kaybetmeleri- dolayısıyle ödeme imkânlarından mahrum kalmala.rı yüzünden veresiye olarak satılan mamulât bedellerinin tahsil edilememesi nederii ile satış acentelerimizin düçar olduğu zararı kısmen telâfi etmek gayesini güttüğü anlaşıldığından o günlerin olağanüstü şar-tları göz önünde tutularak kabulü.
(3) Tekele ait makinelerin 1959-65 yıllarına ait tutarı K.L. 5,028.-nın Şirketin durumunun iyiye gitmesine medar olmak üzere kâr ve zarar hesabına alınması.
(4) Şirketin bozulan mali durumunu islah gayreti, tek tar-aflı
olarak Tekel idaresini mua.zzam mali fedakârlıklara sokmuş olduğu ve Şirketin durumunu islaha faydası dokunmadığı cihetle esasen Tekelin icazeti alınmaksızın Şirket hesaplarına geçirilmiş bulunan K.L.5,028 + 3,500 = K.L.8,528 sterlingin dörtte üçünü t-eşkil eden K.L.6,396 sterling'in 1971 bilânçosunda Seyfi Akdeniz ve Oğlu Müessesinin (ortakları ayni zamanda şirketimizin ortağı bulunan) Şirketimizden alacağı olarak görülen paradan tenziline ve fabrikanın müstakbel durumu hakkında yakında Kıbrısta başlay-acak olan görüşmelerden ewel ikmalen yeniden tanzim edilecek 1971 bilânçosuna Tekelin alacağına kaydedilmesine karar verilmiştir.
(5) 1968 yılında Tekel idaresinin borcuna kaydedilen K.L.
2,408.700 hangi sebeple borç yazıldığı anlaşılamamıştır. Bu itibarl-a sözü geçen meblâğ hakkında muhteviyatına ait vesaikin tetkikinde alınacak netice tatmin edici ise tasvip kararı verilecek, aksi halde itmamen yeniden hazırlanaca.k 1971 bilânçosunda kayıtlar muhasebe tekniğine göre düzeltilecektir.
(6) 15 Temmuz 1966 ta-rihinde Türkiyeye dönen fabrika Müdürü
Cüneyt Civayın yerine ayni vazifeyi yapan Ekrem Sarpere 1967 yılı sonuna kadar K.L.140.- aylık ödenmesi ve müteakib yıllarda
Şirketin mali durumu sebebi ile bu aylığın K.L.100.-'e indirilmesi kabul edilmiştir.
(7) Bi-lindiği gibi son defa Kıbrıs komitesince alınan 480/72
sayılı kararla Fabrikanın mevcut kapasitesi ile Tekel Genel Müdürlüğünün teknik sorumluluğu altında Eylül 1972'de faaliyete geçirilmesi uygun görülmüş bulunmaktadır. Bu itibarla yapılmakta olan çalışma-ların bu kararın ışığın altırıda ça.bukla.ştırılmasına karar verilmiştir.
Şirketin halihazır durumu kat'i bir hal şekline
bağlanıncaya kadar yapılaca,k bilcümle masraflar için Tekel Genel Müdürlüğünün icazetinin alınmasına karar verilmiştir.
16.1.19-73 tarihinde Şirket tarafından yapılan fevkâlade umumi heyet toplantısında aşağıdaki görûşler belirtilmiştir (Emare XIX). Bu görüşlerin en önemlileri özetle şunlardır:-
l. Halen durmuş bulunan fabrikanın tekrar faaliyete geçmesinin KİPİG tarafından i-stenildiği gibi esasen Türk Cemaatının iktisadi ve psikolojik durumu itibarı ile zaruri bulunduğu, bu itibarla Şirketin tasfiyesinin mevzuu bahis olamayacağı beyan edilmiştir.
Büyükelçilikte Cemaat Meclisi elemanları dahil yapılan
konuşmada Şirketin bekas-ı ve tekrar faaliyete geçmesi için lüzumlu sermaye konusu ele alınmış KİPİG raporunda belirtilmiş olduğu gibi bunun Tekel ve Cemaat Meclisi (ETİ) tarafından temin edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.
Ortaklara ait hisse senetlerinin Cemaat Meclisince -mubayaası
halinde Şirketin 1971 senesi bilânçosunda ve 1972 senesinde yapılan zaruri masrafların ilâ.vesi ile yerli ortakların alaca.klarının ödenmesi mütalâası yer almış, hisse senetlerinin ha.lli işinin ortaklarla Cemaat Meclisinin beyninde halli gerekec-eği belirtilmiştir.
Toplantıda ortaklar:
4. Yerli ortakların hisse senetleri Cemaat Meclisi tarafından satın alınmadığı takdirde Şirkette hissedar olarak kalacaklarından, Şirketin ilk kademede mali durumuna iştirak gayesi ile üçüncü bir şahıs g-ibi Şirkete alacaklarından dörtte birinin Şirkette kredi olarak kalmasını ve bakiyesinin kendilerine ödenmesini teklif etmişlerdir.
5. Yerli ortaklar 1973 senesi için fabrikanın tekrar faaliyete geçmesine kadar mürur edecek müddet zarfında ödenmesi g-ereken muhtelif masraflar karşılığı ezcümle, Gümrük ambarı kirası, fabrikanın lisansı, ambar kiraları ve fabrikanın yangın sigortası, takriben toplam K.L.600.- Kıbrıs lirası Tekelden transferini istemişlerdir.
6. Şirketin ve fabrikanın tekrar faaliye-te geçmesi halinde Şirket statüsünde değişiklik yapılmasının gerekeceği.
7. Her geçen günün Şirket aleyhine olduğu, bu itibarla Şirket hakkında gerekli kararların en kısa zamanda tatbik mevküne kon- ması müştereken temenni olunmuştur.
Daha sonr-a 18.9.73'te Ankara Dışişleri Bakanlığında KİPİG Dairesinde Müstedi, tüm müstedaaleyhleri temsilen Semih Seyfi Akdeniz, Kıbrıs Türk Yönetimi Ticaret, Endüstri ve Turizm İşleri Üyesi ve Dışişleri Bakanlığı KİPİG dairesi başkanının yer aldığı bir toplantı ya-pılmıştır. Şirket ile ilgili bazı kararlar alınarak bir protokol (Emare XX) imza edilmiştir. Bu protokolun en önemli hususları işbu Hükümde daha önce belirtilmiştir. 16 Ağustos 1974' de ve halâ bugüne kadar protokolda öngörülenler Müstedinin herhangi bir k-usuru olmaksızın yerine getirilmemiştir. 16.8.74'den önceki devrede, müstedi ile diğer hissedarlar veya direktörlerin ilişkilerinin iyi olmadığı ve Müstedinin Şirketin, ayni hissedarlarla, tekrar faaliyete geçmesini arzu etmediği aşikârdır. Gerek 8.7.72 ge-rekse 16 Ocak 1973'de ve gerekse protokolda alınan kararlar ve izhar edilen görüşler gereğince Şirketin tekrar faaliyete geçebilmesi için Şirketin statüsünde bir değişikliğin öngörüldüğü aşikârdır. Öngörülen işbu değişiklik 16 Ağustos 1974'e kadar ve hatta- esas istida dosyalanıncaya kadar yerine getirilmiş değildir. 16 Ağustos 1974 tarihli İkinci Barış Harekâtının üçüncü günü idi. Kıbrıs Adasının tüm kuzey bölgelerinde Barış Harekâtının devam ettiği bir günde Müstedinin Şirketi tekrar faaliyete geçirmek ama-cı ile Kıbrısa geldiği düşünülemez. Müstedi ile diğer hissedarlar veya direktörler arasındaki 16 Ağustos 1974 öncesi ilişkileri, protokolun yerine getirilmediğini ve Mahkeme huzurunda verilen diğer şahadeti göz önünde tutarak Müstedinin 16 Ağustos 1974'de -Kıbrıs'a, Şirketi tekrar faaliyete geçirmek amacı ile gelmediği kanaatına vardık. Hatta bir an için bu amaç ile gelindiği kabul edilse dahi Şirket tekrar faaliyete geçmediği için 1 Nisan 1971'den itibaren Şirketin faaliyetini durdurma eylemi istidanın dosy-a edildiği güne kadar ve hatta. bugüne kadar devam etmiştir.
2. istinaf sebebine gelince ise istinaf eden Müstedinin esa.s istidasını desteklemek bakımından dosyaladığı sadece Faruk Düveren tarafından yapılan yemin varakasının, Temsilnamede iki kişi -vekil tayin edildiği cihetle, kanuni olmadığını ve yemin varakasının temsilnamede gösterilen her iki şahıs tarafından yapılması gerektiğini ileri sürdü. Kanaatımızca bu görüş doğru değildir çünkü bir davada 10 davacı veya 10 müstedi varsa dava veya istiday-ı desteklemek bakımından bir yemin varakası yapılması gerekiyorsa tüm davacı veya müstedilerin yemin varakası yapması, Mahkeme başka şekilde bir talimat veya emir vermedikçe, gerekmez. Bu gibi hallerde bir kişinin yemin varakası yapması kâfidir. İstidanın -duruşması esnasında temsilname (Emare III) ibraz edilmek istenildiğinde, gerekli olup olmadığı bir yana, istinaf eden temsilnamenin Türk Yönetim Temsilciliğinden tasdik edilmediği cihetle, ibrazına itiraz etti. Mahkeme ise bu hususta kararında şunları söyl-emiştir:
- "Bir Evrakın ibraz edilmesi hususu Fasıl 9, madde 17 çerçevesinde mütalâa edilmesi gerekir. Diğer kanunlar gibi Fasıl 9 Kıbrıs Anayasasının 188. maddesi ışığı altında ve ona tabi olarak okunması lâzımdır. Anayasanın 188. maddesi ise sair şeyler meyanı-nda 'All laws ..... shall be construed and applied with such modification as may be necessary to bring them into conformity with this Constitution' demektedir.
-
Fasıl 9, madde 17 iki nevi memleketten bahsetmektedir. Birisi Birleşik Kırallık v.s. ve ikincisi ise bunların dışındaki sair yabancı ülkelerdir. Madde 17(a) Birleşik Kırallıkta tanzim edilen bir evrakın bir noter tarafından tasdik edilmesi halinde bu- gibi evrakın mahkemelerimizde ibraz edilebileceği derpiş olunmaktadır.
Anayasamız 1960' da meriyete girdikten sonra 188. maddesi uyarınca kanunlarımızda Anayasaya tabi olarak okunup tefsir edilmesi gerekir. Nitekim R.S.C.C. (1960) Vo.I s.107'de yer -alan Dr. Petros A. Loizides ve diğerleri v. The Republic of Cyprus through The Council of Ministers ünvanlı ıçtihat tasarısında 'United Kingdom and Commonwealth Countries' kelimelerinin bundan böyle ahvale göre Türkiye veya Yunanistan olarak okunması icap -ettiği vazedilmektedir. İşbu içtihat kararı ışığı altında ve Anayasanın 188. maddesi uyarınca Fasıl 9'un 17. maddesinin (a) fıkrasında yer alan United Kingdom kelimeleri yerine Türkiye kelimesinin konması sureti ile okunması Anayasanın 188. maddesinin amir- kıldığı hükümle ve söz konusu içtihat kararı ile bağdaşmaktadır.
Bunlardan maada 20.7.74'de yer alan Barış Harekâtından sonra Türkiyenin Kıbrısta bilfül mevcudiyeti ve bunun yarattığı de facto durumu ve bilhassa Türk parasının kendi bölgemizde tedav-ülde bulunuşu United Kingdom kelimeleri yerine Türkiye kelimesinin konmasının Anayasal görüş açısından ne kadar şart ve elzem ve kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. İbrazı istenen evrak İstanbulda 5. Noter tarafından tasdik edilmiştir ve yukarıda söyle-nenler ışığı altında tanzim edilmiş biı evrak olduğundan ibrazında herhangi bir sakınca yoktur kanaatındayız."
Bidayet Mahkemesinin sözü geçen evrakın ibraz edilebileceği hususundaki görüŞleri ile tamamen hemfikiriz.
3. ve 4. istinaf sebeplerin-i beraber almayı uygun gördük. İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin Müstediyi tasfiye müracaatında bulunabilir bir "iştirakci" (contributory) olarak kabul etmekle hata ettiğini ileri sürmüştür. "İştirakci"nin kim olacağı hususu Fasıl 113, Şirketler Kanunu'nun- 205. maddesinde gösterilmektedir. Bu madde "iştirakci" Şirketin tasfiyeye gidilmesi halinde Şirketin aktifine iştirak etmeye sorumlu olan her şahsı ifade eder demektedir. 205. maddede yer alan tarif İngiterede meriyette olan Şirketler Kanununda yer alan t-arifin tamamen aynisidir. Şirketler Kanununun 213(1) maddesi tahtında bir "iştirakçi"nin Şirketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat etmeğe yetkili olduğu belirtilmektedir. 213. maddesi de İngilterede meriyette olan Şirketler Kanununda yer alan maddenin tam-amen aynisidir. İngilteredeki içtihat kararları gereğince tüm hisseleri ödenmiş olan bir hissedarın Şirketin tasfiyesi halinde, Şirketin borç ve mükellefiyetleri ödendikten sonra fazla bir aktif olacağı hallerde, bir iştirakçi olarak Mahkemeye müracaat etm-eğe hakkı vardır. Bu hususta Re. Rica Gold Washin Co. (1879) 11 Ch. 36 s.42'de Jessel M.R. şunları söylemiştir:-
"Now I will say a word or two on the law as regards the
position of a Petitioner holding fully paid-up shares. He is not
l-iable to contribute anything towards the assets of the company
and if he has any interest at all, it must be that after full
payment of all the debts and liabilities of the company there
will remain a surplus divisible among the shareholders- of
sufficient value to authorize him to present a petition. That
being his position, and the rule being that the Petitioner must
succeed upon allegations which are proved, of course the
Petitioner must shew the Court by sufficient alle-gation that he
has a sufficient interest to entitle him to ask for the winding
-up of the company. I say 'a sufficient interest', for the mere
allegation of a surplus or of a probable surplus will not be suf-
ficient. He must shew what -I may call a tangible interest. I am
not going to lay down any rule as to what that must be, but if he
shewed only that there was such a surplus as, on being fairly
divided, irrespective of the costs of the winding-up, would give
him K.-L.S.-, I should say that would not be sufficient to induce
the Court to interfere in his behalf."
Daha sonra In Re S.-A. Hawken Ltd. (1950) 2 All E.R.408 s.412'de Wynn-Parry J. şunları söyledi:-
"A contributory is not entitled to a winding-up order unless
he can show that he has a tangible interest in the assets in a
winding-up:"
Ve Re. Othery C-onstruction Ltd. (1966) 1 All E.R. 145, s.149' da
Buckley J. şunları söyledi:-
"Nevertheless it remains the rule that before a contributory
can petition successfully for the winding-up of a company, he
must show either that there will- be a surplus of assets
available for distribution amongst the shareholders or that the
affairs of the company require investigation in respects which
are likely to produce such a surplus."
-İktibas ettiğimiz üç içtihat kararından açıkça görülüyor ki hisselerinin tümünü ödemiş bulunarı bir "iştirakçi"nin şirketin tasfiyesi halinde, borçlsr, mükellefiyetler ve tasfiye masrafı ödendikten sonra, fa.zla bir aktif meydana gelecekse şirketin tasfiye-sini sağlamak amacı ile Mahkemeye müracaat etmeğe yetkisi vardır. İstinafın duruşması esnasında "fazla aktif" sadece Şirketin borç ve mükellefiyetlerinin ödenmesinden sonra geri kalan aktif anlamına gelmediği ancak Şirketin borç, diğer mükellefiyetler ve h-issedarların hisseleri için ödedikleri sermayenin ödenmesinden sonra kalan herhangi bir aktif anlamına geldiği iddia edildi. Aktif (mevcudat) kelimesi Türk Hukuk Lügatinde şöyle tarif edilmiştir:
"Bir mâmelek'in veya bir hukuki bütünlüğün cüzler-inden olup
para ile kıymetlendirilmesi mümkün bulunan mallara ve haklara
denir. Zıddı düyünat 'passif'tir ki mâmelek'e veya hukuki
bütünlüğe yükletilmiş borçlardır."
Kanaatımızca "aktif" kelimesi bir şahsın veya şirketin paraya tahvil -edilebilecek menkul ve gayri menkul malları ve diğer bütün hakları ifade eder. Herhangi bir fazla aktifin mevcut olması için Şirketin borçlarını, mükellefiyetlerini ödedikten sonra, bir miktar paranın veya paraya tahvil edilebilen menkul, gayri menkul mal -veya hakkın var olması gerekir. Bu nedenle fazla aktifin olup olmadığı hususunu kararlaştırırkerı hissedarların hisselerini satın almak için ödedikleri sermayenin Şirketin hissedarlara bir borcu olarak addedilip addedilemeyeceğini araştırmak gerekir. Bir b-orcun var olabilmesi için alacaklının o borcu almağa hak ve yetkisi olması gerekir. Örneğin bir şahsa veya şirkete borç olarak verilen nakdi para veya şirkete satılan herhangi bir eşyanın karşılığı veya şirkete yapılan herhangi bir hizmetin karşılığı. Bu g-ibi hallerde şirketin bu gibi borcunu ödemesi gerekir. Halbuki herhangi bir hissedarın şirketten hisse satın alması için ödediği sermaye şirkete verilen borç bir para değildir. Böyle bir şahsın ödediği sermayeyi şirketten bir alacak olarak istemeğe veya ge-ri almağa hiç bir zaman hak ve yetkisi yoktur. Kanaatımızca herhangi bir şahsın hisse almak için ödediği sermaye şirketin bir borcu veya mükellefiyeti olarak telâkki edilemez.
Kanaatımızca hisseleri tamamen ödenmiş olan bir "iştirakçi"nin hissedarı b-ulunduğu herhangi bir şirketin tasfiyesini sağlamak amacı ile Mahkemeye müracaat etmeğe hakkı olup olmadığı araştırılırken şirketin tasfiye edilmesi halinde, borçlar, mükellefiyetler ve tasfiye masrafları ödendikten sonra, fakat hissedarların hisseleri sat-ın almak için ödedikleri sermaye ödenmezden önce, herhangi bir aktifin kalıp kalmadığını araştırmak gerekir. Şayet sadece mükellefiyetler. borçlar ve tasfiye masrafı ödendikten sonra elle tutulur bir miktar artarsa, hisseleri tamamen ödenmiş olan bir "işti-rakçi"nin şirketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat etmeğe hakkı vardır. Nitekim "Rica" Davasında müstedinin sadece K.L.7S.-lık tamamen ödenmiş hissesi vardı. Şirketin tasfiyesi için yaptığı müracaatta şirket tasfiye edildiği takdirde K.L.7S.-lık hissesin-in veya K.L.7S.-nın bir kısmının ödenecek kadar fazla aktif kalacağını isbat edemediğinden müracaat Mahkeme tarafından reddolundu. Sayfa 40'da müracaata bakan Bidayet Mahkemesindeki Hâkim şunları söyledi:
"That is the nature of the case made thr-ough the medium of
which the Petitioner seeks to get back his K.L. 75.-. or some
portion of it. It is not disputed that the company has not got
assets, and that the mine is worth nothing. Under these
circumstances it appears to me that -I cannot treat this as being
a substantial and bona fide petition, and I therefore decline to
make any order upon it. The petition is opposed by a very large
number of shareholders, although it is supported by a
considerable number of o-ther shareholders. I dismiss the petition
with costs."
Dava istinafa gittiğinde İstinaf Mahkemesinde Jessel, M.R. sayfa 46'da şunları söyledi:-
"Of course I am not going to say there might not be a case
in which K.L.7S.- would b-e payable to him, but it is very
unlikely and very improbable. We must look at the extent of his
interest as reasonable men, and as men having experience in these
matters, and speaking as such, I have no doubt that, as the Vice
-Chancel-lor says, this is not a bona fide petition, but a
petition presented with a very different object than that of
obtaining for the Petitioner the K.L.7S.or any part of it."
In Re Diamond Fuel Company- (1879) 13 Ch. 400 davasında şirketin
tamamen ödenmiş hisse sermayesi K.L.125.000 idi. Hisseleri tamamen ödenmiş olan beheri K.L.S.-dan 200 hisse sahibi bir hissedar şirketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat etti. Borçlar ve mükellefiyetler ödendikten son-ra K.L.5,000 kadar bir fazla aktifin kalacağı mahkemede isbat edildi. Mahkemede müracaat edenin kanunun öngördüğü şekilde bir "iştirakçi" sayılabileceği ileri sürüldü. Mahkeme hisse sermayesi ödenmezden önce şirketin elinde aktif olarak kalacak olan K.L.5,-000.-yı fazla aktif olarak kâfi görerek şirketin tasfiyesine karar verdi. İstinaf Mahkemesi kararı teyit etti. Sayfa 411'de Thesiger, L.J. şunları söyledi:
"I quite agree that when a fully paid-up shareholder is
seeking to wind up a company- it is necessary for him to shew that
there is likely to be some tangible surplus in the event of the
company being wound up and its assets collected; but here I think
that not only a prirıa facie case is made for the repayment of
mone-y by the directors and promoters, but also, looking at the
small amount of debt of the company, a prima facie case for the
existence of a surplus for the shareholders."
In re W.J. Hall and Co., Limited (1909) 1 Ch. 521 davasında şirketin ta-mamen ödenmiş sermayesi beheri K.L.l0.-dan 315 imtiyazlı hisse K.L.3,150.- ve beheri K.L.l0.-dan 256 alelâde hisse K.L.2,500.- toplam olarak K.L.5,710.-lık hisse idi. Borç ve mükellefiyetler ve tasfiye masrafı ödendikten sonra elde K.L.4,767.aktif kaldı. M-ahkeme artan paranın yani "fazla aktif"in (surplus assets) hissedarlar arasında Şirketin iç tüzüğüne uygun olarak evvelâ imtiyazlı hissedarların tamamen ödenmesine imtiyazlı hissedarların temettü olarak alacakları olan K.L.605.- ödenmesine ve geriye kalanı-n alelâde hissedarlara ödenmesine karar verdi. Swinfen Eady J. sayfa 528'de şunları söyledi:-
"The surplus assets must therefore be applied, first, in
repaying the K.L. 3150 preference capital, and, secondly, in
paying arrears of prefe-rential dividend to the extent of the
K.L.605.- profits available. The surplus will go to the ordinary
shareholders."
Re S.A. Hawken, Ltd. (1950) 2All E.R.408 davasında şirketin tamamen ödenmiş hisseleri beheri K.L.l.-dan K.L.1,000. idi. Şi-rketin defterlerine göre şirketin aktifi K.L.9.961 3s.3d. idi. Şirketin tüm borç ve mükellefiyeti K.L.9165 ls. idi. Borçlar çıktıktan sonra fazla aktif olarak K.L.796 2s. 3d. kaldı işbu meblâğ K.L.1,000.-lık tüm hisseleri ödemeğe kâfi değildi. Tüm hisseler-i ödenmiş olan 450 hissedarın "iştirakçi" sıfatı ile şirketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat etmeğe hakkı olduğu hususunda karar verildi. Sayfa 412'de Wynn-Parry, J. şunları söyledi:
"In the present case, however, this does not appear to me t-o
be the end of the matter. The exhibit "E" to the petitioners'
affidavit, viz., the draft balance sheet and trading and profit
and loss account, shows that, discounting the items on the assets
side of the balance sheet, "preliminary ex-penses K.L.31 l0s." and
"Profit and Loss Account K.L.172 7s. 9d.", neither of which can
have any realisable value, the assets have a book value of
K.L.9,961 3s. 3d. Deducting the total of the liabilities,
K.L.9,165 ls., there is left a -figure of K.L.796 2s. 3d. to meet
the amount of the share capital of K.L.1,000. On those figures
the contributories would appear to have, at least, a tangible
interest in a winding up."
İstinafın duruşması esnasında istinaf Transvaal -Company (1896) 2 Ch. 750, Cement Companv, Limited 48 T.L.R. 223 and Sons Ltd. 49 T.L.R. 23 davalarındaki üç içtihat kararına atıfta bulunarak hisselerin sermayesi ödendikten sonra geri kalan aktifin fazla aktif addolunması gerektiğini iddia etti. İstinaf e-denin avukatının atıfta bulunduğu her üç davayı da inceledik. Her üç dava da hisseleri tamamen ödenmiş bir "iştirakçi"nin şirketin tasfiyesi için Mahkemeye müracaat etmeğe hakkı olup olmadığı hususunu ilgilendirmez. Her üç davanın konusu şirket tasfiye edi-ldikten sonra artan aktifin imtiyazlı hissedarları ile alelâde hissedarları arasında dağıtımın, şirketin iç tüzüğü uyarınca, nasıl yapılacağı hususunda idi. Transvaal davasında şirketin iç tüzüğünde yer alan hükümler göz önünde tutularak imtiyazlı hissedar-lara verilecek herhangi bir imtiyazın ancak fazla aktiften tüm hisselerin sermayesi ödendikten sonra geri kalan kısmından ödenmesi gerektiği hususunda karar verildi. Transvaal davasında sayfa 754'de Vaughan Williams J. şunları söyledi:-
"In this- case I have to decide what is the meaning of the
words "surplus assets" in art.ll4.
It is contended on behalf of the holders of the founders'
shares that the words "surplus assets" mean surplus after paying
the debts and outsta.n-ding liabilities only. It is contended on
the part of the ordinary shareholders that the words "surplus
assets" mean the surplus left, not only after deducting the
amount necessary to pay the debts and outstanding liabilities,
but also -after recouping the shareholders the amount of capital
which they have contributed. In my judgment the words "surplus
assets" may mean either that which is contended for by the
holders of the founders' shares, or that which is contended for
- by the holders of the ordinary shares.
.................................................
I propose therefore, to look at the articles of association
and see what their meaning is."
Dunstable- davasında imtiyazlı hissedarlar ana tüzüğün 5. maddesine dayanarak imtiyazlı hissedarlar kendi hisse sermayeleri ödendikten sonra ve alelâde hissedarların sermaye hisselerine herhangi bir miktar ödenmeden önce fazla aktiften alelâde hissedarların hisseler-ine düşecek miktarın her kısmının yarısına tekâbül eden ve her halukârda hisse başına 5s. aşmayan bir miktarın öncelikle kendilerine ödenmesini talep ettiler. Şirketin beheri K.L.l.-lık K.L.450,000.-lık imtiyazlı hisse, beheri K.L.l.-dan K.L.750,000.-lık a-lelâde hissesi vardı. Şirket tasfiye edildi ve borçlar ve mükellefiyetler ödendikten sonra K.L.917,140.- fazla aktif vardı. Mahkeme ana tüzüğün 5. maddesinde yer alan "fazla aktif"in ancak gerek imtiyazlı hissedarların ve gerekse alelâde hissedarların his-se sermayeleri ödendikten sonra anlamında olduğu hususunda karar verdi. İmtiyazlı hissedarların hisse sermayesi tamamen ödendikten sonra ve geriye kalan kısmı alelâde hissedarların hisse sermayesini tamamen ödemeye kâfi gelmediğinde ana tüzüğün 5. maddesi -gereğince fazla aktif olmadığı kanaatına varıldı. Eve J. sayfa 223'de şunları söyledi:-
"The expression "surplus assets" must mean what was left
after the payment of debts and the repayment of the whole of the
preference and Ordinary c-apital. As the amount of the balance was
insufficient to repay the capital subscribed by the Ordinary
shareholders in full, no "surplus assets" within the meaning of
the clause were available for distribution."
William Metcalfe and So-ns, Limited. davasında şirket tasfiye edildi. Bütün borçlar, mükellefiyetler imtiyazlı hissedarların imtiyazlı temettüler ve ger-ek imtiyazlı gerekse alelâde hisse sermayesi ödendikten sonra K.L.21.000.- fazla aktif kaldı. Alelâde hisseler ödendikten sonra artan fazla aktiften imtiyazlı hissedarların hakkı olmadığı ileri sürüldü. Mahkeme böyle bir husus içtüzükte yer almadığından fa-zla aktifin her iki tür hissedar arasında hisselere eşit bir şekilde dağıtılması gerektiği kanaatına vardı. Eve J. sayfa 23'te şunları söyledi:-
"Surplus assets were distributable among shareholders in
accordance with their contractual righ-ts inter se. Every person
who became a member of a company became entitled to a
proportionate part of the capital, and, unless it was otherwise
provided by the regulations of the company, to the same
proportionate part of all the compan-y's property."
İstinafta Eve J.'in görüşü teyit edildi. Lord Hanworth sayfa 24' de şunları söyledi:-
"There was-, in his view, nothing in the present case to
displace or limit the ordinary rights of the Preference
shareholders in respect of the surplus assets, and the rule of
parity must therefore prevail and the appeal be dissmissed."
Şimdi de -tasfiye edilmesi istenen dava konusu Şirketin tasfiyesi halinde borçlar, mükellefiyetler ve tasfiye masrafı ödendikten sonra herhangi bir elle tutulur aktifin (tangible interest) artacağı hususunu incelemek gerekir. Bu hususta Mahkemenin bulgusu şöyledir:
-
"Şirketin isminde mukayyet 3 arsa, makineler, ambarda tütün,
iki araç vardır. Bunların bedeli K.L.30,000-K.L.40,000.civarında
olduğuna dair her iki tarafın şahadeti vardır. Tam rakam tesbit
edilemediğine göre mahkeme aktifi tesbit- bakımından bunun
K.L.35,000.- olduğunu bir bulgu olarak buluruz.
Şirketin mükellefiyetlerine gelince Şirketin M. Seyfi
Akdeniz ve Oğlu Şirketine K.L.3,500.- borcu olduğu taraflarca
vkafa K.L. 5,000-K.L.6,000.- civarında bakiye bo-rç vardır. 1965
senesine kadar tekelin almağa hakkı olduğu makine icareleri kâr
ve zarar hesabına geçirildiğine göre icare talep edilmeyeceği
anlamı çıkar.
Tekel temsilcisi Şirketin alacaklarını hesaplarken makineler için icarelerden -bahisle bunların tümünün kâr ve zarar hesabına geçirildiğini ve Tekelin alacaklı bulunmadığını ifade etmiştir. Bundan icarelerin talep edilemeyeceği anlamı çıkar mı? Şayet Tekel makineleri için icareleri talep etmeyecekse ve dolayısıyle alacağından feragat- etmişse Şirketin mükellefiyetleri Evkafa olan K.L.6,000 ile M. Seyfi Akdeniz Şirketine ait olan K.L.3,500 (ki bu rakam dahi ihtilâf konusudur) cem'an K.L.9,500'dan ibarettir. Aradaki K.L.25,500.-lık aktif fazlalığı muhakkak ki ehemmiyetli miktarda aktif f-azlalığı addolunması icab eder.
Öte yandan hiç ödenmemiş makine icarelerini Tekelin talep etmeğe hakkı olduğunu bir an için kabul edecek olursak bile, -Tekelin mezkûr icareleri kanunen talep edip, etmeme hususunu tamamen açık bırakıyoruz- 18 senede i-carelerin yekünü K.L.17,000 tutmaktadır ki bu ahvalde aktif fazlalığı K.L.8,500 civarında olur. 16 senelik bir maziye sahip olan Şirketin bunca sene tek bir kuruş dahi ödemediğini, makinelerinin üzerine haciz konması ile ve zilyet müzekkeresi isdarı ile f-abrika binasının her an Evkafa devredilmesi durumunu, fabrikanın çalışmaz bir durumda olduğunu nazarı itibara alırsak, işbu istida maksatları bakımından bunu yani K.L.8,500.- aktif fazlalığını işbu istida bakımından ehemmiyetli miktarda aktif fazlalığı ola-rak kabul etmemiz gerekir."
Yukarıdaki iktibastan görülüyor ki Bida.yet Mahkemesi en fazla K.L.25,500.- veya en az C.L.8,500.-lık bir fazla aktifin mevcut olduğu kanaa.tına vardı. Kanaatımızca en az K.L.8,500.-lık fa.zla aktif olacağı hususu nazarı i-tibara alınsa dahi, Şirketin tasfiyesi ha.lirıde hisseleri tamamen ödenmiş olan Müstediye elle tutulur bir yarar (tangible interest) sağlayacaktır. Bu nedenle Müstedinin "iştirakçi" (contributory) sıfatı ile Şirketin tasfiyesini sağlamak amacı ile Mahkemey-e müracaat etmeğe hakkı vardır.
5. istinaf sebebine gelince istinaf edenin avukatı Şirketin Mahkeme marifeti ile tasfiyesi hakkında verilen emir adalete, nısfet kaidelerine ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu iddia etti.
Müstedi Şirketin tasfi-yesini sağlamak için yaptığı İstidasırıı esas alarak iki sebebe istinat ettirmiştir. Bunlardan birincisi Şirketin son 3 seneden fazla bir zamandan beri hiç faaliyet göstermemiş ve/veya işini durdurmuş ve/veya tekrar faaliyet göstermesi imkân harici olduğud-ur. İkincisi ise Şirketirı tasfiyesi makul ve/veya doğru ve nısfet hukuku prensiplerine uygundur. (It is just and equitable that the Company be wound up: deadlock).
Müstedi Şirketin tasfiyesinin makul veya doğru ve nısfet hukuku prensiplerine uygun o-lacağı ve çıkmaz (deadlock) hususunu aşağıdaki sebeplere istinad ettirmiştir.
(a) Şirketin sermayesinin %75'i Müstediye aittir. Müstedi Şirketin tasfiyesini talep etmektedir. Şirketin 3 kişilik müdüran heyetinde Müstedinin bir tek direktörü vardır. D-iğer direktörler Müstedaaleyh 2 ve 3'dür. Müstedaaleyhler Şirketin %25 sermayesine sahiptirler ve Şirketin tasfiyesini istememektedirler.
(b) Şirketin içtüzüğünün 17. maddesine göre ancak 2 direktör birlikte fevkalâde umumi toplantı çağırmak yetkisin-e haizdir. Müstedi direktör olarak Şirketin "isteğe bağlı tasfiye" (Voluntary winding-up) kararı alması için bir toplantı çağıramaz. Bir toplantı çağırabilse dahi, içtüzüğün 18. maddesi uyarınca toplantıda yeterlilik elde edilemeyecektir. Çünkü herhangi bi-r toplantıda içtüzüğün 18. maddesi uyarınca ancak hissedarların %80'inin hazır bulunması gerekir. İstidaya ilişik dosyalanan yemin varakasında ise Müstedi istida.ya esas olarak ileri sürdüğü sebeplere ilâveten Şirketin Evkaf Dairesine K.L.S-6,00 kadar bor-cu olduğunu, bu borç için Şirkete ait makine, motor ve sair eşyaların üzerine haciz vaz edildiğini belirtmişt r.
Şirketin borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu hususu istidada esas sebep olarak gösterilmemekle beraber istidada gösterilen ikinci sebe-p incelenirken bu hususun, Mahkemenin tasfiye emri vermesinin doğru ve nısfet hukukuna uygun olup olmayacağı bakımından da göz önünde tutulması gerektiği kanısındayız.
Bidayet Mahkemesi Müstedinin istidasında ileri sürdüğü birinci sebebi yani Şirketi-n bir seneden fazla bir müddet için faaliyet göstermediği veya işini durdurduğu, esaslı bir şekilde inceledikten sonra fabrikanın 31.3.1971'den itibaren faaliyet göstermediğini ve işi durdurduğu kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre Müstedaa-leyh direktörler fabrikayı Müstedinin mutabakatını almaksızın tek taraflı olarak kapatmışlardır. Şirketin faaliyetinin durduruluşu hususunda Müstedilere herhangi bir suç atfedilemez. Bidayet Mahkemesi hükmünde tasfiye emrinin verilmesinin ihtiyari olduğunu- belirttikten sonra /75 hisseye sahip olan Müstedinin tasfiye talebinin makul ve yerinde olduğu, tasfiye ile müstedaaleyhlerin mağdur olacaklarına kanaat getirmediklerinden, bu sebepten tasfiye emrinin verilmesinin makul olacağı kanaatına vardı.
Bida-yet Mahkemesi tasfiye talebinin ikinci sebebini yani makul ve/veya doğru veya nısfet hukuku prensiplerine uygun olup olmayacağı hususunu da inceledi. Bidayet Mahkemesi 31.3.1971'den sonra Şirketin her türlü sigara imalâtı, dolayısıyle Şirketin faaliyeti du-rduktan sonra şirketin yeni bir statüye sahip olması çaresinin düşünüldüğünü bu hususta protokol dahi imzalandığını, ancak bunda başarı elde edilemediğini, protokolda yer alan Türk Cemaat Meclisinin protokoldan sonra bugüne dek yeni statü açısından fikir v-e niyetleri hususunda Mahkeme huzurunda herhangi bir aydınlatıcı bilgi olmadığını, tütünü getiren, makinelerin bir kısmına ve hisselerin dörtte üçüne sahip, teknik bilgiyi verecek olan Müstedinin Şirketin faaliyetlerinde yalnız müstedaaleyhlerle teşriki me-sai yapmayı reddettiğini ve ilerisi için de ayni görüşü savunduğunu göz önünde tutarak tam bir çıkmazın mevcut olduğu kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi bu kadar görüş ayrılığı olan Şirketin idamesinde fayda yerine gün be gün zarar görüldüğünü belirtti.
- Bidayet Mahkemesi ikinci sebep üzerinden de tasfiye emri verilmesi gerektiği kanaatına vardı.
Bidayet Mahkemesinin her iki sebep üzerinde belirttikleri görüş ile tamamen hemfikiriz ve belirtilen görüşlere ilâveten Şirketin borçlarını ödeyemeyecek- durumda olduğu hususu da verilecek emrin makul ve/veya doğru ve/veya nısfet hukukuna uygun olup olmadığı bakımından Bidayet Mahkemesi nazarı itibara alabilirdi.
Şirketler Kanununun 261. maddesi şirketlerin hangi hallerde
"isteğe bağlı tasfiye"ye gid-ebileceğini göstermektedir. Bu maddenin (1)(b) fıkrasına göre Şirket herhangi bir özel karar almakla (special resolution) Şirketin "isteğe bağlı tasfiye"sine gidilebilir. Şirketler Kanununun 135(2) maddesi herhangi bir özel kararın hissedarların ancak dört-te üç çoğunluğu ile alınmasını öngörmektedir. Görülüyor ki dörtte üç hisselere sahip olan hissedarlar kanunen bir şirketin "isteğe bağlı tasfiye"sini sağlamaya yetkileri vardır. Diğer taraftan dava konusu Şirketin üç direktörü olduğundan ve iki direktörü d-e Şirketin tasfiyesini istemediklerinden şirketin "isteğe bağlı tasfiye"sine gidilecek herhangi bir özel kararın alınması için hissedarları toplantıya çağırmayacakları aşikârdır. Müstedi Şirketler Kanunu tahtında Kıbrıslı direktörleri bir toplantıya çağırm-ağa mecbur etme olanağına sahip olduğu addolunsa dahi, böyle bir toplantıda, Şirketin Tüzüğünün 18. maddesine göre Şirketin tamamen ödenmiş %80 hissesine sahip olan hissedarlar nisap teşkil edeceğinden müstedaaleyhlerin toplantıya katılmaması ile böyle bir- nisap teşkil edilemeyecektir. 26.11.1974'te yerli ortaklar Müstediye gönderdikleri telgrafta (Emare XXII) Şirketin %25 hissesine sahip olan tüm hissedarların Şirketin tasfiyesini kabul etmediklerini sarahaten belirttiler. Bu durumda %25 hissedarların iç t-üzüğe dayanarak %75 hisseye sahip olan Müstedirin tasfiye arzusuna Şirketin iç tüzüğü uyarınca mani olmaya çalıştıkları ve bunıı köstekledikleri aşikârdır. Bu durumda ortada hakikaten bir çıkmaz mevcuttur. Genel olarak herhangi bir şirketin dörtte üç hisse-lerine sahip olan hissedar veya hissedarlar şirketin tasfiyesini arzu ederlerse Mahkemeler bu gibi arzuya uyarak tasfiye emri verirler.
Hükmümüzde daha önce belirttiğimiz gibi şirket 1 Nisan 1971' den itibaren faaliyetini tamamen durdurmuş ve ana sözleşmed-e esas gayesi olan sigara imalâtına son vermiştir. Şirketin faaliyetine tamamen son verildikten sonra şirketin yeniden faaliyete geçirilmesi için birçok teşebbüsler yapılmış fakat maalesef Müstedinin herhangi bir kusuru olmaksızın bu teşebbüsler olumlu bir- sonuç sağlayamamıştır. Şirketin iç tüzüğünün 17. ve 18. maddeleri gereğince Şirketin dörtte üç hissesine sahip olan Müstedinin "isteğe bağlı tasfiye" (voluntary winding-up) kararı almasına mani olunmuştur. Şirketin %75 hissesine sahip olan Müstedinin Şirk-etin sadece diğer mevcut hissedarları ile beraber Şirketi yeniden faaliyete geçirmek istemediği verilen tüm şahadet ışığında aşikârdır. Bu gibi hallerde Mahkemenin bir tasfiye emri vermesi adil ve uygundur. Bu hususta Re Langham Skatin Rink Co. (1877) 5 Ch-.D. 669, s.685-686'da James L.J. şunları söyledi:
"The legislature has not authorised a mere majority to say
that they will capriciously discontinue the untertaking which
has been begun, it was not thought right that people when
- advancing money in undertaking of this kind should be left at
the mercy of a mere majority of their brother shareholders, and
-- those who wish to wind up must get a majority of three-fourths."
-
Ve Baird v. Lees (1924) S.C. 83 davasında s.92'de Lord Clyde L.P. s.92'de şunla.rı söyledi:
"I have no intentio-n of attempting a definition of the
circumstances which amount to a 'just and equitable' cause. But
I think I may say this. A shareholder puts his money into a
company on certain conditions. The first of them is that the
business in- which he invests shall be limited to certain
definite objects. The second is that it shall be carried on by
certain persons elected in a specified way. And the third is
that the business shall be corducted in accordance with certain
- principles of commercial administration defined in the statute,
which provide some guarantee of commercial probity and
efficiency. If shareholders find that these conditions or some
of them are deliberately and consistently violated and- set aside
by the action of a member and official of the company who wields
on overhelming voting power, and if the result of that is that,
for the extrication of their rights as shareholders, they are
deprived of the ordinary facil-ities which compliance with the
Companies Acts would provide them with, then there does arise,
in my opinion, a situation in which it may -be just and equitable
for the court to wind up the company."
Ve Re. Anglo Continental Produce Co. Ltd. (1939) 1 All E.R. 99 s.103'de Bennett J. şunları söyledi:-
"I do not think there is any case, or at least none has been
cite-d to me, in which a court has made a winding-up order on the
ground that it is just and equitable to make it unless it has
been proved, either that some wrong has been done to the company
and the company is deprived of its remedies in res-pect of it
because the voting power has been so used as to prevent the
company from having its remedy in respect of it, or that it is a
case in which the sub-stratum of the company has gone, or that
the case has been one in which it- has been impossible, owing to
the way in which the voting power is held and to the feelings of
the directors towards one another, for the business of the
company to be carried on. The present case has not been brought
within" any -one of the decided cases."
Bütün yukarıda belirtilenlerin ışığında yegâne çare şirketin tasfiye edilmesi için gereken emri-n verilmesidir. Kanaatımızca böyle bir tasfiye emri makul, adil ve nısfet hukukuna uygundur.
Bu nedenle istinaf reddolunur. Aleyhine istinaf edilenin masraflarının Şirketin aktiflerinden tahsil edilmesi için emir verilir.
- M. Necati Münir
Başkan.
Ülfet Emin
Hâkim
- Şakir S. İlkay
Hâkim.
29 Mart,l975.
246
Full & Egal Universal Law Academy