-Hukuk İstinaf No: 22/70
(Dava No: 334/69)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
İstinaf eden: Hüseyin Şevketoğlu (Davalı)
ile
İstinaf edilen: Hasan Mustafa Madi (Davacı)
arasında
İstinaf eden namına: -A.M. Berberoğlu
İstinaf edilen namına: Ümit Süleyman.
1967 Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu - Aralık, 1963'ten sonra ilk defa kiralanan gayri menkuller için normal kira değil makul kiranın esas alınması - Davayı kazanan tarafın sonucu etk-ilemek için yargıçlara aracı göndermesi nedeniyle masraftan mahrum bırakılamaması.
Davacı dava konusu evin 12.2.1969'dan itibaren mal sahibidir. Davalı bu eve, Aralık 1963'te hadiselerden hemen sonra bu evi mukavele ile ayda KL 18.-'ya kiralayan kardeşi -ile birlikte yerleşti. Kardeşi ayrılınca, davalı bu eve yalnız yerleşti. Ne davalı nede kardeşi kira ödemediler. Davacı, tahliye ve 12.2.1969'dan itibaren zarar ziyan olarak KL 30.- talep etti. Davalı, mütecaviz değil, müstecirin müsteciri olduğunu iddia e-tti ve kiranın ayda KL 19.- olduğunu iddia etti. Bidayet Mahkemesi, davalının mütecaviz olduğuna kanaat getirdi. Tahliye emri vermeyi uygun görmedi ve davalının ayda normal kira olarak KL 27.500 mils ödemesini emretti. Davalı istinaf etti ve mütecaviz olma-dığını ve normal kiranın KL 27.500 mils olmadığını iddia etti. Davacı mukabil istinafında, mütecaviz olan davacının yardımcı binaları tahliyesine emir verilmesi gerektiğini ve kiranın KL 30.- olması gerektiğini iddia etmiştir. Davacı lehine masraf emri ver-ilmemesini de istinaf etti.
KARAR: Yüksek Mahkeme, davalının mütecaviz olduğunu, 1963'ten sonra ilk defa kiralanan gayri menkullerde davanın açıldığı zamanki makul kiranın ödeme gücü nisbetinde ödenmesi gerektiğine karar verdi, ancak fark az olduğundan a-yda KL 27.500 mils kira emrine müdahale etmedi. Mukabil istinafı da, ödenecek kira makul kiraya çok yakın olduğundan, yardımcı binaların tahliye edilmemesi gerektiğinden reddetti. Davacıyı cezalandırmak için masraftan mahrum bırakılmanın doğru olmadığına k-arar verildi ve bu husutaki istinaf oy çokluğu ile kabul edildi.
HÜKÜM
Necati Münir, Başkan:
Bu istinafta ilk hükmü Ülfet Emin okuyacaktır.
Ülfet Emin, Üye:
Davacı Lefkoşa'da 22 - Güner Türkmen sokakta kain bir evin 12 Şubat 1969 tarihinden itibare-n kayıtlı mal sahibidir. Davacı davalının mezkur evi ailesi ile birlikte 1965 senesinden beri hiç bir kira ödemeden, kira münasebeti olmayan bir şekilde izinsiz olarak işgal etmekte olduğunu ileri sürerek, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 334/69 sayılı davayı dav-alının aleyhine ikame ederek davalıdan şunları taleb etti:-
Davalının mevzu bahis evi boşaltıp boş olarak davacıya teslim etmesi için mahkeme emri.
Davalının davacıya 12 Şubat 1969 dan itibaren mevzuu bahis ev tahliye edilinceye kadar ayda KL 30.- zarar ve- ziyan ödemesi için bir emir.
Mahkemenin münasip göreceği herhangi bir emir.
Davalı 20 Haziran 1970 de dosyaladığı müdafaa takriri ile kardeşinin 1963 yılının sonunda mevzuu bahis evin sahibi ile bir icar mukavelenamesi yaptığını ve kendisinin de bu mukave-lede kefil olduğunu, mukaveleye göre ayda KL 19.- kiranın tesbit edildiğini, kardeşi ile son zamanlara kadar mezkûr hanede birlikte ikamet ettiğini, şimdi ise kardeşinin evi kısmen kullandığını iddia etti. Davalı müdafaa takririnin 8. paragrafında mevzuu b-ahis evin müstecirinin müsteciri veya kefili olduğunu iddia ederek, evi tahliye niyeti olmadığını, kira olarak da ayda KL 19.-dan fazla taleb edilemiyeceğini ve zarar ziyan istenemeyeceğini iddia etti.
Bidayet Mahkemesi her iki tarafın şahitlerini dinledi-kten sonra davalının mevzuu bahis evi mütecaviz olarak işgal ettiği kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 10(e) maddesine dayanarak tahliye emri vermemeyi ve tahliye emri yerine davalının ayda KL 27.50-0 mil kira vermesini uygun gördü. Bidayet Mahkemesi 1.6.1969 dan 30.4.1970'e kadar olan süre içinde davalının KL 304.500 mil kira ve 1 Mayıs 1970'den itibaren normal kira olarak ayda KL 27.500 mil ödemesi için emir verdi.
Davalı Bidayet Mahkemesi hükmünün -aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi:
Bidayet Mahkemesi davalının mütecaviz olduğuna karar vermekle hata etmiştir.
Bidayet Mahkemesi normal kiranın KL 27.500 mil olduğuna karar vermekle hata etmiştir.
Bidayet Mahkemesi -müdafaa için verilen şahadeti değerlendirmekle hata etti.
Hüküm, sunulmuş olan şahadetin tümü ışığında adil değildir.
Aleyhine istinaf edilen bir mukabil istinaf ile şunları taleb etmiştir:-
Bidayet Mahkemesi Davalının mütecaviz olduğunu bulduktan sonra da-valının kullanmakta olduğu mevzuu bahis evin arsa ve/veya yan tarafındaki kısmlarını veya yardımcı binaları davalının tahliye etmesi için emir vermemekle adli takdir hakkını kullanmakta hata etmiştir.
Bidayet Mahkemesinin aylık normal ve/veya makul kiranın- KL 27.500 mil olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır. Bidayet Mahkemesi normal ve/veya makul kiranın en az KL 30.- olduğu hususunda bir bulgu yapmalıydı.
Bidayet Mahkemesi dava masraflarının davalı tarafından ödenmesi hususunda karar vermemekle hataya düşmü-ştür. Bidayet Mahkemesi takdirini bu husuta yanlış kullanmıştır ve verilen karar davacıya insaflı değildir.
Bidayet mahkemesi davalının kardeşi Güner Şefketoğlu'nun hadiselerden hemen sonra yani Aralık 1963 yılı içinde ev sahibi ile bir mukavelename yapıp -KL 18.- kira ile mezkur evi icar ettiği ve davalının da kardeşinin kefili olarak ayni mukavelenameyi imza ettiği kanaatına vardı.
Bidayet Mahkemesinin bulgularına göre mukavele yapıldıktan sonra gerek davalı gerekse kardeşi mevzuu bahis eve yerleştiler. 19-64 yılı içinde ise davalı ailesi ile Kanduya yerleşti ve evde sadece davalının kardeşi kaldı. 1965 yılı içinde davalı betekrar Lefkoşaya döndü ve ayni evde kardeşnin yanına yerleşti. Bundan bir müddet sonra ise (1965 yılı içinde) davalının kardeşi ailesi i-le birlikte Tremeşeye gidip yereleşti ve davalı ailesi ile beraber evde kaldı. Bugüne kadar davalı veya kardeşi herhangi birisine kira ödemiş değillerdir. Davalının kardeşi 1965'den beri ailesi ile birlikte Tremeşede ve davalı da ailesi ile mevzuu bahis ev-de oturmakta iseler de müdafaanın iddiasına göre davalının kardeşi mezkur ev ile halen alakasını kesmemiş ve içinde bir miktar eşyası olduğu gibi orada gündüzleri yemek yemekte ve bazan da iş veya hastalık icabı orada kalmaktadır.
Bidayet Mahkemesi davalın-ın kardeşi davalının oturmakta olduğu eve ufak eşya bırakmakla veya yanında çalışmakta olduğu davalının evinde yemek yemekle veya bazan gece kalmakla mezkur ev ile bir müstecir olarak alakasını kesmediğini göstermiş olmadığı kanaatına vardı. Bidyet Mahkeme-si davalının kardeşinin ailesi ile birlikte 19 mil uzakta Tremeşede kaldığını, Lefkoşaya iş için her gün gidip geldiğini, bu kadar yıl zarfından mezkur ev için hiç bir kira ödemediğini ve bu kadar yıldan beri davalının ailesi ile birlikte yalnız oturduğunu- nazarı itibara alarak davalının kardeşinin mezkur ev ile müstecir olarak alakasını kestiği ve mezkur evi müddeaaleyhe terketmiş olduğu kanaatına vardı.
Bidayet Mahkemesinin davalının kardeşinin mevzuu bahis ev ile ilgisini kestiği hususunda varmış olduğu -kanaat, Mahkemeye verilen şahaet tüm olarak incelendiğinde, hatalı değildir. Bilakis Bidayet mahkemesinin varmış olduğu kanaatı destekleyecek kafi derecede şahadet mevcuttur.
Davalı mezkur evi müdafaa takririnde iddia ettiği gibi müstecirin müsteciri olara-k işgal etmekte ise mütecaviz sayılamaz. Davalı müstecirin müsteciri olduğunu müdafaa takririnde iddia ettiği halde, bunu destekleyecek herhangi bir şahadet ibraz etmiş değildir. Davalının şahadeti kardeşinin izni ile mevzuu bahis evi işgal ettiği iddiasın-ı yaptığını göstermektedir. Davalı böyle bir iddayı müdafaa takririnde zikretmediğinden dolayı, böyle bir iddiada, verilen şahadet kanaatbahş olsa dahi, hak kazanamaz. Kaldı ki, kanaatimce müstecirlik sıfatını kaybeden bir şahsın izni ile, evi işgal eden h-erhangi bir şahıs hakiki mal sahibine karşı bir hak kazanamaz.
Yukarıda izah ettiğim sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesinin davalının mütecaviz olduğu hususundaki bulgusu hatalı değildir.
Bidayet Mahkemesi mevzuu bahis evin normal kirasının ayda KL 27.50-0 mil olduğunu bulmuştur. Bidayet Mahkemesi normal kirayı tesbit ederken, mevzuu bahis evin 1963 yılı Aralık ayından evvel en son ödenen veya ödenmesi icab eden kirayı nazarı itibara almıştır. Halbuki bu gibi hallerde yani Aralık 1963 ten sonra ilk defa ic-ar edilen gayrı menkul mallar için mahkeme evin normal kirasını değil de dava açıldığı zaman makul kiranın ne olduğunu tesbit etmesi gerektiği kanaatindeyim. (Bak Hukuk İstinaf 20/70) Dava açıldığı zaman evin makul kirasının KL 30.- olduğu hususunda şahade-t mevcuttur. Kanaatimce evin makul kirası ayda KL 30.- olarak tesbit edilmesi gerekirdi. Evin makul kirası tesbit edildikten sonra Bidayet Mahkemesinin 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 10. maddesinin (e) fıkrasına göre evi işgal ed-enin ödeme kudretine göre mal sahibine bir miktar kira ödenmesini tahliye emri vermeyi uygun görmediği için, emretmesi gerekir. Bidayet Mahkemesi huzurunda olan şahadeti nazarı itibara alarak davalının ayda KL 27.500 mil kira ödemeye mali kudreti olduğu ka-naatına vardı. Kanaatimce şahadet tüm olarak incelendiğinde davalının tesbit olunan miktarı ödemeye kudreti vardır. Evin makul kirası KL 30.- olduğu halde Bidayet Mahkemesinin davalının ayda KL 27.500 mil kira ödemesini amir kılan emrini tadil etmek doğru -değildir kanaatindeyim, çünkü bunu yapabilmek için Yüksek Mahkemenin bu kirayı ödemeye davalının ödeme kudreti olduğu kanaatına varması gerekir. Halbuki bunu yapacak sarih şahadet mevcut değildir. Bundan dolayı Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği ayda KL 27-.500 mil kiranın aynen kalması daha uygundur.
İstinaf eden, davacı mahkemeden davalının kira ödemesini taleb etmediği için ve yalnız zarar ziyan taleb ettiği için Bidayet Mahkemesinin davalı aleyhine herhangi bir kira emri vermeye yetkisi olmadığını ileri -sürdü. Kanaatimce tahliye emri talep eden bir davalı tahliye emri verilinceye kadar davanın açıldığı tarihten itibaren geçecek zaman için zarar ziyan olarak ayda bir miktar para taleb edebilir. Bidayet Mahkemesi de tahliye emri verdiği takdirde, gayrı menk-ul mal tahliye edilinceye kadar geçecek müddet için evi işgal eden aleyhine zarar ziyan ödemesi için emir verebilir kanaatındayım. Kaldı ki, bu davada Bidayet Mahkemesi davalı aleyhine tahliye emri vermemeyi uygun gördüğünden 1967, Kira Tanzim ve Murakabe -(Geçici Hükümler) Kanununun 10(e) maddesine dayanarak tahliye emri yerine davalının bir miktar kira ödemesine emir verdi. Mahkeme bunu yaparken davalının tahliye talebi yerine Kanunun 10(e) maddesi tahtinde verilen yetkiye istinad ederek hareket etmiştir. -Kanaatimce bu gibi hallerde Bidayet Mahkemesinin kira talebi olunmadığı halde, kiranın ödenmesi için emir vermeye yetkisi vardır.
Aleyhine istinaf edilen Bidayet Mahkemesinin davalının işgal ettiği yardımcı binaları tahliye etmesi için emir vermemekle hata- ettiğini ileri sürdü. Kanaatimce Bidayet Mahkemesi bu hususta herhangi bir hata işlemiş değildir. Bazı hallerde Bidayet Mahkemesi işgal edilen gayrı menkul malın bazı kısmı için tahliye emri vermek yetkisine haizdir. Bu ancak gayri menkul malı işgal edeni-n, ödeme kudreti nazarı itibara alındığında, işgal edilen gayrı menkul malın normal veya makul kiraya yaklaşık bir miktar kirayı ödemeye kudreti olmadığı hallerde, bu husus düşünülebilir. Bu davada ise davacı talebinde bütün ev için ayda KL 30.- zarar ziya-n olarak taleb etmiştir. Bidayet Mahkemesi ise taleb olunan bu KL 30.'ya karşı KL 27.500 mil emir vermiştir. Verilen aylık kira miktarı evin makul kirasına oık yaklaşık olduğundan evin herhangi bir kısmının tahliye edilmesinin doğru olmayacağı kanaatındayı-m.
Bidayet Mahkemesi davanın istimaı başladıktan sonra davacı tarafından Mahkeme Heyetini teşkil eden hakimlerden birine iki ayrı şahıs gönderildiğini ve dava hakkında konuşmak istediğini hükmünde belirtmiştir. Bidayet Mahkemesi bunun yanlış olduğunu ve bö-yle bir teşebbüsün yapılmaması gerektiğini belirttikten sonra davacı bu teşebbüsü yaptığından, davasında muvaffak olmasına rağmen davacıya bu sebebden dolayı masraf vermemeyi uygun gördüler.
Masraf meselesi hiç şüphe yoktur ki Mahkemenin kat'i takdirine bı-rakılmış bir husustur. Ancak Bidayet Mahkemesi bu takdirini kullanırken kanuni şekilde (judicially) hareket etmesi gerekir kanaatindeyim. Bidayet Mahkemesi davacıyı cezalandırmak için davacı leyhine masraf emri vermediği aşikardır. Kanaatimce Bidayet Mahke-mesinin bu şekilde hareket etmesi doğru değildir ve yalnız gösterdiği sebepten davacıya masraf almaktan mahrum etmesi doğru değildir. Kanaatimce Bidayet Mahkemesi bunu yapmakla hata etmiştir ve Bidayet Mahkemesinin masraf hususundaki emrini iptal etmek ger-ekir. Davalının Bidayet Mahkemesindeki masrafları davacıya ödemesi için emir vermek gerektiği kanaatindeyim. Bunu yapmakla davacının Bidayet Mahkemesinde yaptığını tasvip etmediğini ve bu gibi teşebbüsleri şiddetle takbih ettiğimi belirtir ve böyle bir teş-ebbüs olduğunda gereken kanuni takibatın yapılmasının elzem olduğu kanaatindeyim.
Necati Münir, Başkan:
Sayın Üyenin okuduğu istinaf ve Mukabil istinaf ile ilgili hükümle, Mukabil istinafın masraflar hakkındaki kısmı hariç, hemfikirim. 1960, Adalet Mahkem-eleri Kanunu 43. maddesi ve Sivil Prosedür Nizamnameleri 59(1) Emrine göre masraf emri verme yetkisi tamamıyle hakimin takdirine (discretion) bırakılmıştır. (must be exercised judicially) Donald Campbell and Co. Ltd. ve Pollak (1927) A.C. 732 davasında s.8-11'de şöyle denmektedir:-
"This discretion like any other discretion, must of course be exercised judicially, and the judge ought not to exercise it against the successful party except for some reason connected with the case. Thus, if-to put a hypothesis -which in our courts would neer in fact he realized - a judge were to refuse to give a party his costs on the ground of some misconduct wholly unconnected with the cause of action or of some prejudice due to his race or religion or ( to quote a familiar ill-ustration) to the colour of his ahir, the a Court of Appeal might well fell itself compelled to intervene, But when a judge, deliberately intending to exercise his discretionary powers, has acted on facts connected ith or leading up to the litigation which- have been proved beforehim or which he has himself observed during the progress of the case, then it seems to me that a Court of Appeal, although it may deem his reasons insufficient and may disadree with his conclusions, is prohibited by the statute from- entertaining an appeal from it."
Jones v McKie and Mersey Docks and Harbour Board, (1964) 1 All E.R. 842 davasında s. 846'da şö-yle denmektedir:-
"I am far from saying, as I hope I have made clear, that if I had been traying this case, as I should necessarily hav exercised my discretion in the same way as the judge did. It may e that it was not a good exercise of discretion; but i-f I may say so with all respect to the argument which has been addressed to us, that is not the point. I finde unable to say taht the judge, in relying on the circumstances on which he did rely, proceeded on grounds which are wholly unconnected with the ca-use of action, as described by LORD CAVE in the passage which I have cited, so that it could properly be sai that he never exercised a judicial discretion at all. In may judgment be did exercised it, and in retion, however wrongly he may -hav exercised it, and in those circumsatnces I do not think that it is open to this court to interfere.
Huzurumuzdaki davada, Bidayet Mahkemesinde dava başladıktan sonra müddei tarafından gönderilen iki ayrı şahıs Mahkeme heyetinin bir üyesine dava hakkın-da konuşmak istemiştir. Baş Öğretmen olan müddeinin bu hareketini Mahkeme heyeti usule aykırı büyük bir hata diye addederek müddeiye davasında muvaffak olduğu halde masraf vermemiştir. Bidayet Mahkemesi bu karara varırken takdir hakkını kullanmadan hareket- etmiş olsaydı, hiç şüphesiz İstinaf Mahkemesi müdahale edebilirdi. Zabıtlardan Bidayet Mahkemesinin takdir hakkını kullandığı aşikardır ve kanatimce bunu yaparken Bidayet Mahkemesi hukuki esaslar dışına çıkmadı. Bidayet Mahkemesinin yerine bu mahkeme olmu-ş olsaydı, belki de başka bir karara varabilirdi, fakat takdir hakkı bu Mahkemenin takdir hakkı değil, Bidayet Mahkemesinin takdir hakkıdır. Yukarıda iktibas ettiğim prensiplere göre, Bidayet Mahkemesinin hukuki esaslara göre kullandığı takdir hakkına müda-hale etmenin doğru olmayacağı kanaatındayım.
Bu sebeplerden dolayı Mukabil İstinafın dava masrafları ile ilgili olan kısmının da reddolunması taraftarıyım.
Ahmet İzzet, Üye:
Sayın Üye tarafından okunan hükümle, dava masraflarına ait olan kısmı hariç, h-emfikirim. Dava Masrafları hakkında, sayın Başkanın görüşüne iştirak ederim. Mukabil istinafın bu kısmın da reddolunması taraftarıyım.
Necati Münir, Başkan:
Netice olarak İstinaf ve Mukabil İstinaf, masraflar hakkındaki kısmı hariç, oy birliği ile reddo-lunur. Mukabil İstinafın masraflar hakkındaki kısmı ise oy çokluğu ile reddolunur. İstinaf masrafları hakkında herhangi bir emir verilmez.
Yüksek Mahkeme
25 Kasım 1970
7
Full & Egal Universal Law Academy