-Hukuk İstinaf No. 22/71
(Dava No. 538/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Hüseyin M. Şonya, Lefkoşa. )
Davacı
ile
Aleyh-ine istinaf edilen: Kemal A. Mişon, Lefkoşa
(Davalı)
arasında
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza.
Aleyhine istinaf edilen namına: Gürsel E. Kadri.
Sözleşme - Fasıl -149 Sözleşme Yasası - Yasanın 63. maddesine göre vadenin sözlü olarak temditi - Sözlü vade temditinin, dava sebebi doğmadan önce yapılması halinde zamanaşımı süresinin işlemesine engel olması.
ZamanaŞımı - Fasıl 15 Zamanaşımı Yasası - Eşya satışıdan doğan- alacak, dava sebebinin doğmasından 2 yıl sonra zamanaşımına uğrar.
İvaz - Sözlü vade temditinde ivaz - Fasıl 149 Sözleşme Yasası - Yasanın 63. maddesine göre yapılan sözlü vade temditinin ivaz karşılığı olması şart değildir.
Zamanaşımı - Fasıl 15 Zamana-şımı Yasası - Yasanın 6. maddesine göre yazılı kabul beyannamesi verilmesi - Dava sebebi doğduktan ve zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra durdurulabilmesi için söz veren tarafın yazılı kabul beyanında bulunması gerekir.
OLAY: Davacı çeşitli tarihlerde, -veresiye usulü ile, Davalıya muhtelif eşyalar sattı. Bu eşyalardan kalan alacağını dava açarak talep etti.
Davalı müdafaasında Davacıdan veresiye usulü ile eşya satın aldığını reddetti ve eşya satın aldığı ispat olunsa bile alacağın bir kısmının zamanaşım-ına uğradığını iddia etti
İlk Mahkeme Davalı lehine, talebin bir bölümü ile ilgili hüküm verirken iki yıl süreyi geçiren alacağın bir kısmının zamanaşımına uğradığına hükmetti.
Davacı, zamanaşımına uğrayan alacakla ilgili olarak öne sürülen vade temditi -yapıldığı iddiasını reddetmekle ve bu konuda Davacının şahadetine inanmamakla İlk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Fasıl 149, Sözleşme Yasasının 63. maddesine göre yapılan sözlü temditin zamanaşımı yönünden hüküm ifade edebilmes-i için dava sebebi doğmadan önce yapılması gerekir ve ivaz karşılığı olması şart değildir. Dava sebebi doğduktan sonra yapılan temditin ise yazılı olması zorunludur. Bu meselede İlk Mahkemede Davacının tekzip edilmeyen şahadetine göre temditin dava sebebi -doğmadan önce gerçekleştiğini dolayısıyle sözlü yapılabileceğini dikkate alan Yüksek Mahkeme, sözkonusu alacağın zamanaşımına uğramadığı sonucuna vardı ve istinafı kabul etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1.Papa Ioannis Zopraphakis v. Eftychia A-gathocleous, 20 C.L.R. Part I s.31 at 32, 33 ve 35.
HÜKÜM
Davacı Lefkoşa'da ticaretle istigal etmektedir. Davacı 5.5.1960 tarihinden 18.10.1966 tarihirıe kadar veresiye usulü ile davalıya muhtelif zamanlarda muhtelif eşya sattığını ve bu satılan eşyalâ-rdan mütebaki K.L.670.075 kaldığını iddia etti ve 11 Eylül 1970 tarihinde 538/70 numaralı davayı ikame ederek işbu meblağı talep etti. Davacı taleplerini talep takririnde 4 kısma ayırmıştır. Talep takririnin 2. paragrafı ile 8.1.1964'de, 12.1.1964'de ve 6.-11.1962 tarihlerinde davalıya veresiye olarak K.L.86.- kıymetinde eşya sattığını ve davalının da satış bedeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.68.- ödediğini ve bu satıştan K.L.l8.mütebaki kaldığını iddia etti. Talep takririnin 3. paragrafı ile davacı 30-.10.1962 ile 1.11.1962 tarihlerinde davacıya K.L.196.400 mil kıymetinde veresiye eşya sattığını ve davalının satış bedeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.103.500 mil ödediğini ve bu satıştan K.L.92.900 mil mütebaki kaldığını iddia etti. Talep takririnin- 4. paragrafı ile davacı 18.10.66 tarihinde davalıya K.L.44.- kıymetinde veresiye eşya sattığını ve bu satış bedeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.28.825 mil tutarında eşya iade ettiğini ve geri kalan satış bedeline mahsuben K.L.2.- ödediğini ve bu sat-ıştan K.L.13.175 mil mütebaki kaldığıını iddia etti. Talep takririnin 5. paragrafı ile davacı 5.5.1960 tarihinde davalıya K.L.579.475 mil kıymetinde veresiye eşya sattığını ve satış bedeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.31.475 mil aldığını ve bu satışt-an K.L.548.- mütebaki kaldığını iddia etti.
Davalı 27.11.70 tarihinde dosyaladığı müdafaa takriri ile davacıdan muhtelif tarihlerde veresiye usulü ile ticari eşya satın aldığını reddetti. Davalı eşya satın aldığı ispat olunsa dahi, 3. ve 5. paragraflardak-i taleplerin müruru zamana uğradığını iddia etti. 23 Şubat 1971'de davacı müdafaaya verdiği cevapta talep takririnin 3. paragrafındaki talebinin müruru zamana uğradığını kabul etmedi. Talep takririnin 5. paragrafındaki talebin müruru zamana uğramadığını çü-nkü mezkûr borcun ödenmesi gerekli zamandan önce ve/veya davalının söz konusu eşyaları almasından sonra 2 sene geçmeden önce tarafların yeniden aralarında şifahi bir anlaşma yaptıklarını ve mezkûr borcun ödenmesi zaman be zaman 31.12.1963 tarihine kadar te-mdit edildiğini iddia etti.
Bidayet Mahkemesi davacıyı, davalı ve şahitlerini dinledikten sonra davacının talep takririnin 2., 3. ve 4. paragrafları tahtinde davalıdan K.L.88.875 mil alacağı olduğunu buldu ve bu meblağ için davalının aleyhine hüküm verdi.- 5. paragraftaki talep için ise Bidayet Mahkemesi 5. paragrafta talep edildiği gibi 5.5.1960 tarihinde davacının davalıya K.L. 579.475 mil kıymetinde veresiye olarak eşya sattığına fakat herhangi bir vade tespit edilmediğine, davalının davacıya eşyaların b-edeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.31.475 mil ödemiş olduğuna ve eşyaların bedelinden K.L.548.-nın ödenmemiş olduğuna kanaat getirmiş mamafih davacının bu husustaki talebinin zamanaşımına uğradığı kararına vardığından, davacının bu hususta hüküm alma-ya hakkı olmadığına karar verdi.
Davacı Bidayet Mahkemesi hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi.
1. Bidayet Mahkemesi talep takririnin 5. paragrafı gereğince talep olunan miktarın müruru zaman -uğradığı hakkında karar verirken hataya düşmüştür.
2. Bidayet Mahkemesi talep takririnin 5. paragrafinda gösterilen eşyaların davalıya satılıp teslim edilmesi üzerine kendisine vade tanımadığını ve/veya vade temditi yapılmadığı hakkında bir bulguda bulunm-akla hataya düşmüştür. Bidayet Mahkemesinin mezkûr bulgusu verilen şahadet muvacehesinde makul değildir ve davacının bu hususlarda vermiş olduğu şahadeti Bidayet Mahkemesi kabul etmemekle hataya düşmüştür.
İlk olarak 1. istinaf sebebini ele alalım. Bidaye-t Mahkemesi müruru zaman konusu hususunda hükmünde şunları söyledi:
"27.9.1945 tarihli Kanun (Fasıl 15)'e göre bu gibi alacak ve talepler dava sebebinin hasıl olduğu tarihten iki sene sonra zamanaşımına uğrar. - Kanuni durum bu merkezde olduğuna göre, kana-atımızca, bu talep, müddeinin vekai ile ilgili bütün iddiaları doğru olmuş olsa bile, zamanaşımına uğramıştır. Müddeiye göre eşyalar satılıp teslim edilirken tarâflar arasında tespit edilmiş vade bir yıl idi. Binaenaleyh müddeinin iddia ettiği esas anlaşma-ya göre eşyaların bedelinin en geç 5.5.1961'de ödenmesi gerekirdi. 5.5.1961'den itibareıq ise 1963 hadiselerine kadar iki yıldan fazla bir müddet geçmiştir. Müddeinin iddia etmiş olduğu şifahi temditler, kanaatımızca, zaman akımını durdutmaz ve zamanaşımın-ın önüne geçemez. Bizim kanaatımıza göre bu ancak müddeaaleyh tarafından imzalı yazılı bir kabul beyanı ile yapılabilirdi. Bu meselede ise müddeaaleyh tarafından imzalı herhangi bir kabul beyannamesi mevcut değildir.
-Bizim kanaatımıza göre müddeinin iddia etmiş olduğu şifahi temdit anlaşmaları, zamanaşımının önüne geçememesi bir tarafa, ivaz eksikliği dolayısıyle tarafları bağlayıcı değildir."
-
İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin şifahi temditlerin zaman akımını durdutmadığını ve zaman akımının önüne geçemediği hiısusundaki bulgusunun hatalı olduğunu ileri sürdü. İstinaf eden Fasıl 149, Mukavele Kanununun 63. maddesi tahtinde şifahi temditlerin ya-pılabildiğini ve bu gibi şifahi temditlerin ivaz karşılığı olması icap etmediğini ileri sürdü. Mukavele Kanurıunun 63. maddesine göre herhangi bir şahıs kendisine verilen sözün yerine getirilmesi için diğer tarafa daha fazla vakit verebilir. Kanaatimizce M-ukavele Kanununun 63. maddesi tahtinde yapılan herhangi bir şifahi temditin zaman akımını ertelenmesi bakımından herhangi bir hüküm olması için bu gibi şifahi temditin dava sebebi husule gelmezden ewel yapılması gerekir. Bu gibi hallerde yapılan bir şifahi- temditin ivaz karşılığı olması şart değildir ve bu gibi şifahi bir temdit zaman akımının başlamasını erteler. Ancak bu gibi şifahi temdit dava sebebi husule geldikten ve zaman akımı başladıktan sonra yapılırsa zaman akımını durdutmaz. Bu gibi hallerde zam-an akımını durdutması için söz veren tarafın Fasıl 15'in 6. maddesinde öngörüldüğü gibi yazılı bir kabul beyannamesi vermesi gerekir. Bu istinafta şayet davacının yapmış olduğu iddia doğru ise yani eşyaların bedelinin teslim olduğu günden en geç bir seneye- kadar ödenmesi gerekiyorsaydı ve bu sene hitama ermezden evvel herhangi bir şifahi temdit yapıldı ise Mukavele Kanununun 63. maddesine göre bu gibi şifahi temdit geçerlidir ve dava sebebini 1 sene daha uıatmış olur. Bu hususta Papa Ioannis Zographakis v. -Eftychia Agathocleous, 20 C.L.R. Part I s.31 davasında Hallinan C.J. sayfa 32'de şunları söyledi:-
"Having regard to section 63 of our Contract Law, we agree with the respondent's submission that an agreement to extend the time for performance postpones t-he right of action accruing and consequently postpones the statute running against the promise. But the result is not the same if the time is extended after the right of action has accrued. The Limitation of Action Law will then continue to run unless ther-e is an acknowledgement of this right of action so as to satısfy provisions of section 6 of the law"
Ve sayfa 33'de şunları söy-ledi:
"Once the right of action accrued in June,1944 , any subsequent agreement short of an acknowledgement in writing could not prevent the period of limitation started to run.running against the promise."
Sayfa 35'de Zekia J. şunları söyledi:
"After- consideration I find myself in full agreement with the judgment just delivered. Verbal extention of time un.der section 63 has the effect of putting off the date of the accrual of a cause of action but such extention cannot have the effect of interruptin-g or suspending the operation of the Limitation of Actions Law efter the cauae of action has acrued and the period of limitation started to run."
Eşyalar 5.5.1960'da satıldığına göre ve davacının iddia ettiği gibi bunların fiatı 1 seneye kadar ödenecekse- idi ilk dava sebebi 5.5.1961'de husule gelirdi. Davacının iddiasına göre 12 Mart 1961'de davalının isteği üzerine satış bedelinin ödenmesi 1 sene daha temdit edilmiştir. Davacının verdiği şahadet 1 senenin hangi zamandan yani ilk vadenin hitama erdiği tar-ihten, 5 Mayıs 1961'den sonra mı yoksa şifahi temditin yapıldığı günden yani 12 Mart 1961' den sonra mı başlayacağı sarih değildir. Fakat ne olursa olsun bu 1 yıl temdit en erken 11 Mart 1962'de sona erer. Davacının iddia ettiği şifahi temdit anlaşmasının -yapıldığı 12 Mart 1961 tarihinde davacının davalıyı dava etmeye hakkı olmadığına göre dava sebebi hasıl olmamıştı. Bundan dolayı Mukavele Kanununun 63. maddesi tahtinde böyle bir temdit anlaşması geçerlidir. Bu temdit anlaşması geçerli olduğuna göre dava s-ebebi ancak en erken 12 Mart 1962'de husule gelirdi. Davacının talebi, dava sebebi hasıl olduğu tarihten itibaren 2 sene sonra müruru zamana uğrar. Böylelikle davacı davasını en geç 11 Mart 1964'e kadar Mahkemede açması gerekirdi. Anormal durum dolayısıyle- 21 Aralık 1963'den sonra Müruru Zaman Kanunu meriyetten kaldırılmıştır. Davacının 21 Aralık 1963'de talebi müruru zamana uğramış değilse ondan sonra müruru zamana uğramaz. Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden ötürü, müruru zaman hakkında Bidayet Mahkemesin-in vermiş olduğu kararın hatalı olduğu aşikârdır.
Şimdi de 2. istinaf sebebini ele alalım. Bidayet Mahkemesi davacının satışla ilgili verdiği şahadeti kabul etmekle beraber talep takririnin 5. paragrafında gösterilen satış bedelinin ödenmesi için 1 yıl va-de verildiği hususundaki davacının verdiği şahadeti tatminkâr bulmamış ve vade hitamı sona ermezden ewel şifahi temdit anlaşması yapıldığı hususundaki davacının şahadetini yine tatminkâr bulmadığını hükmünde belirtmiştir. Bidayet Mahkemesi bu husustaki şah-adeti tatminkâr bulmamasına başlıca sebep, davacının satış yapıldığı gün faturanın yani Emare: IV üzerine Emare: VI'da olduğu gibi vade verildiği hususu kaydedilmediği ve daha sonra tediyeler yapılırken vadenin 2 defa temdit edildiği halde tediyeler fatura-nın üzerine geçirilirken vade temditi hususunda herhangi bir kayıt yapılmadığı gösterilmektedir. Bidayet Mahkemesi hükmünde satış hususunda şunları söyledi:-
"Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi Müddeinin mevzuu bahis eşyaları müddeaaleyhe Emare: IV -fatura mucibince veresiye olarak fakat herhangi bir vade tespit edilmeksizin satmış olduğuna, müddeaaleyhin müddeiye eşyaların bedeline mahsuben muhtelif tarihlerde K.L.31.475 ödemiş olduğuna ve eşyaların bedelinden K.L.548.-nın ödenmemiş olduğuna inanmış -ve kanaat getirmiş bulunuyoruz."
Davacı vade hususunda mahkemeye şahadet vermiş ve davacının bu şahadeti davalı tarafından istintaka tabi tutulmamıştır. Davalı ise bizzat mahkemeye yemin tahtinde şahadet vermiş fakat şahadetinde davacının vade ve şifahi t-emdit hususunda ileri sürdüğü iddialar hususunda herhangi bir şahadet vermiş değildir. Böyle olduğuna göre davacının vade ve şifahi temdit hususunda verdiği şahadet tekzip edilmemiştir. Emare:IV'de vade hitamı hususunda herhangi bir kayıt olmadığı hususurı-a gelince, Emare:IV'ün 1960'da yapıldığını, Emare:VI'nın ise 1966'da yapıldığını nazarı itibara alarak bu kaydın yapılmamasının pek fazla ehemmiyti haiz olmadığı kanaatindeyiz. Bidayet Mahkemesinin davacının vade hitamı ve şifahi temdit hususundaki verdiği- şahadetten mada bütün şahadetini kabul ettiğini ve davacıya inandığını, davacının vade ve şifahi temdit hususunda verdiği şahadetin davalı tarafından istintaka tabi tutulmadığını, davalının kendisi bu hususta davacının şahadetini tekzip eden herhangi bir -şahadet vermediğini nazarı itibara alarak, davacının vade ve şifahi temdit hususunda vermiş olduğu şahadetin Bidayet Mahkemesi tarafından tatminkâr bulunmamasının doğru olmadığı kanaatına vardık. Bu husutaki şahadeti Bidayet Mahkemesi tatminkâr bulmamakla -hata işlemiştir. Kanaatimizce Bidayet Mahkemesinin davacının bu husustaki şahadetini de kabul etmesi gerekirdi.
Yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesinin talep takririnin 5. paragrafı ile ilgili verdiği hükmü iptal eder ve Bidayet Mahke-mesinin davalı aleyhine verdiği K.L.88.875 millik hükmü de tadil eder, bunun yerine davalının davacıya K.L.636.875 mil ödemesi için hüküm veririz. Davalının gerek Bidayet Mahkemesi masraflarını gerekse İstinaf Mahkemesindeki masrafları K.L.511 - K.L.1000.-- arası masraf cetveline göre ödemesini de emreyleriz.
Yüksek Mahkeme
28 Temmuz-1971.
Full & Egal Universal Law Academy