-Hukuk İstinaf No. 22/73
(Dava No. 107/72; Lefke)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M.Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Mustafa Derviş, Lefke
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Nur Kandulu,Lefke arasında
İstinaf ede-n namına: Cebbar Niyazi
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman Talât Naim
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü - Emir 19, Nizâm 6 ve 8 - Ek tafsilat talebi - 8. Nizama göre ek tafsilâtın müdafaa takririnin dosyalanmasından önce istenmesi.
Ek Tafsilât - Ek taf-silâtın dava ile ilgili olması ve müdafaanın hazırlanması için elzem olması.
Awkatların Yemin Varakası Yapması - Avukatların yasal konularda yemin varakası yapmalarının mümkün olması - Avukatların olgularını bilmedikleri davalarda yemin varakası yapmaları-nın uygun olmaması.
Hukuk Usulü - Şahadet - Mahkemenin gerec görmediği için bir tanığı dinlemeyi reddetmesi.
OLAY: Davalı bir istida ile Davacıdan ek ve daha iyi tafsilât talep etti. Davacı istidaya itiraz etti ve müdafaanın hazırlanması için ek tafsilâ-tın gerekli olmadığını öne sürdü.
İstidanın duruşmasında Davalı avukatı, Davalıyı şahit olarak dinletmek istedi. Ilk Mahkeme tartışma konusunun yasal olduğunu belirterek Davalının şahadet vermesine izin vermedi. Davalı avukatı, itiraznamedeki yemin varaka-sının avukat tarafından yapıldığını, bunun usule aykırı olduğunu, dolayısıyle itiraznamenin dikkate alınmaması gerektiğini iddia etti.
İlk Mahkeme davanın bir mukaveleye dayandığını, Davalının davada sürprizle karşılaşmasının sözkonusu olmadığını ve ek ta-fsilât verilmesinin gerekli olmadığını belirterek istidayı reddetti.
Davalı İlk Mahkemenin red kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, davadaki tarafların Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün E.19, N.6 ve N.8'e g-öre daha iyi ve ek tafsilât talep edebileceklerini, Mahkemelerin uygun ve adil şartlara tabi olarak tafsilât verilmesini emredebileceğini, ancak bu istidada istenen hususların dava ile ilgili olmadığını veya müdafaanın hazırlanması için gerekli olmadığını -belirtti ve İlk Mahkeme kararını onayladı.
Yüksek Mahkeme, özellikle yasal konularda avukatların yemin varakası yapmalarının mümkün olduğunu ancak olgularını bilmedikleri konularda yeminname yapmalarının uygun olmadığını belirtti.
Yüksek Mahkeme istida k-onusunun yasal olduğunu ve olgularda tartışma olmadığını dikkate alarak İlk Mahkemenin Davalınıtı şahadet vermesine izin vermemesini uygun buldu.
HÜKÜM
M.Necati Münir Başkan:
Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Hâkim Ülfet Emin verecektif.
Ülfet Fmi-n:
Lefkede oturan Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 107/72 sayılı davada davalı 14.12.1972 tarihinde mahkemeye dosyaladığı bir istida ile davacının ek ve daha iyi tafsilât vermesi için mahkemeden bir emir talep etti. Davalının talep ettiği ek tafsilât aynen şöyled-ir:
"l. Tarafeyin arasında 23.4.67 tarihinden evvel konu ile ilgili herhangi bir gerek tahriri gerekse şifahi bir anlaşmaya varılıp varılmadığı hususunda ek bilginin verilmesi.
2.Anlaşmaya varıldığı takdirde sona erdirildiği tarih ile nedenin bildirilme-si.
3.Söz konusu anlaşmada müddeinin yevmiyesi hususunda bir anlaşmaya varılıp varılmadığı.
4.23.11.67 tarihinden bugüne değin söz konusu müddeialeylıten alacağını isteyip istemediği ve/veya talep edip etmediği hususunda bilgi verilmesini.
5.Talep ed-ildiği takdirde mümkün mertebe tarihlerin verilmesi."
Davalının istidası davalı tarafından 12 Aralık 1972'de yapılan bir yemin verekasına istinad ettirilmiştir. 12 Aralık 1972 tarihli yemin verekasının muhteviyatının esası müdafaanın hazırlanması için ek -tafsilâtın verilmesinin gerektiği hususundadır.
Davacı ise davalının işbu istidasına bir itirazname dosyalamıştır. İtirazname de davacı avukatı tarafından yapılan 2 Ocak 1973 tarihli yemin verekasında belirtilenlere istinad ettirilmiştir. İşbu yemin verek-asının esası da müdafaanamenin hazırlanması için talep olunan ek tafsilâtın gerekmediği hususudur.
İstidanın duruşması esnasında davalının avukatı davalıyı şahit olarak şahadet vermek üzere mahkeme huzuruna çağırmak istemiş, mahkeme ise istidanın konusu e-k tafsilâtın verilip verilmeme hususu olduğunu, bunun da kanuni bir konu olduğunu göz önünde tutarak böyle bir şahadetin verilmesinin gerekmediği kanaatına vardı ve davalının isteğini reddetti. Ayni duruşmada davalının avukatı itiraznameyi destekleyen yemi-n verekasının avukat tarafından yapıldığını, bunun usule âykırı olduğunu, dolayısıyle itirazın ileri gitmemesi gerektiğini ileri sürdü. Bu hususta da Bidayet Mahkemesi takip edilen usule göre avukatların müvekkillerinden aldıkları talimat ışığında yemin ve-rekası dosyaladıkları daima görülen birşey olduğundan, davalının işbu itirazını da reddetmiştir.
Ek tafsilât verilip verilmeyeceği hususunda her iki tarafın avukatını dinledikten sonra Bidayet Mahkemesi ek tafsilâtın verilmesi gerekmediği kanaatına varmış- ve davalının istidasını reddetmiştir.
Davalı Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu bu red emrinin hatalı olduğunu ileri sürerek emrin aleyhine istinaf eylemiştir.
Bidayet Mahkemesi talebi reddederken gerekçe olarak aynen şunları söylemiştir:-
"Müstedaaleyh-/davacının davası bir mukaveleye istinat etmektedir. Bu mukavelenin kimler arasında yapıldığı, hangi tarihte yapıldığı, sözlü olduğu, -.istinat ettiği ilgili maddeler ve mukaveleye göre vadeden ewel davacının işine son verilmesi halinde davarı beklediği he-r gün için gündelik, zarar ziyan veya ahar surette olmak üzere davacıya günde K.L.l.ödeyeceği talep takririnin 2. paragrafında açıkça belirtilmektedir. Bundan dolayı davanın hangi mukaveleye istinat ettiği ve mahiyeti hakkında müstedi/davalının şüpheye düş-tüğü veya sürpriz ile karşı karşıya bulunduğu veya talebin muğlak olduğu veya mahkemede ne gibi bir dava ile karşılaşacağı meşkûk olduğu iddia edilemez kanaatindeyim.
-Binaenaleyh talep takririnin halihazırdaki şekliyle davanın bu safhasında, talep edilen munzam tafsilâtı haklı gösterecek bir durum mevcut değildir."
-Davada taraf olan herhangi bir şahsın daha iyi ve ek tafsilât talep etmesi Hukuk Usulü Mahkemeleri Nizamatının 19. Errırinin 6 ve 8. nizamlarına istinad etmektedir. 6. nizama göre lâyihalarda, ihbarda veya yazılı muamelede tafsilât gerekirse mahkeme daha i-yi ve ek tafsilâtın verilmesini uygun ve adil gördüğü şartlara tabi olmak şartı ile emir verebilir. Davalının istidasında talep ettiği l, 2, 3 ve 4. paragraflardaki tafsilât davadaki talep takririnde ileri sürülerı herhangi bir husus ile ilgili değildir. D-avalının talep ettiği tafsilât davacının talep takririnde ileri sürmediği başka anlaşmalara istinad etınektedir. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin l, 2, 3 ve 4. paragraflarda davalının istediği ek tafsilâtın verilmesini reddeden emri hatalı değildir. Geriye- davalının istidasının 5. paragrafında talep ettiği tafsilât kalır. O da talep takririnin 4. paragrafına istinad etmektedir. Talep takririnin 4. paragrafı aynen şöyledir: -
-"4. Davacının müteaddit taleplerine rağmen davalı, mezkûr borcunu ödemeği red ve/veya inkâr ve/veya ihmal eylediğinden davalı işbu davayı ikame etmek rrıecburiyetinde kaldı."
-
Davalının bu paragraf için istediği ek tafsilât da davacının talebinin hangi tarihlerde yapıldığının bildirilmesidir. Bu husustaki ek tafsilâtın verilip verilmemesi hususunda bir mahkeme 19. Emrin 6. ve 8. nizamlarında öngörülenleri göz önünde tutması ger-ekir. 8. nizama göre herhangi bir tafsilâtln verilmesine müdafaa takriri dosyalanmadan emir verilmeyecektir, meğer ki mahkeme müdafaanın hazırlanması için ek tafsilât verilmesinin- elzem olduğunu veya başka özel bir sebep dolayısıyle ek tafsilâtın verilmes-inin gerektiği hususunda ikna edilsin. Hiç şüphe yoktur ki mahkemeyi bu hususta ikna etmek müstediye düşer. Bidayet Mahkemesi kararında bu ek tafsilât ile ilgili herhangi birşey söylememiş ise de, kanaatımızca talep olunan bu 5. paragraftaki ek tafsilât mü-dafaayı hazırlamak için elzem bir tafsilât değildir. Dolayısıyle bu hususta da ek tafsilâtın verilmesixıi red etmekle- Bidayet Mahkemesi hata etmiş değildir.
İstinaf esnasında istinaf edenin avukatı itiraznameyi destekleyen yemin verekasının davacınin avu-katı tarafından yapildığını ve bunun doğru olmadığını ileri sürmüştür. Hiç şüphe yoktur ki herhangi bir davada şahadet verecek olan bir avukat o davanın avukatlığını yapması arzu edilmeyen bir husustur. Ancak istida esnasında tarafların avukatının herhangi- bir istidaya yemin verekası yapıp yapmama hususu esas davada bir avukatın şahadet vermek hususundan farklıdır. Kanaatımızca herhangi bir avukat bir yemin verekası yapmayı uygun görürse ve bu yemin verekasını yaparken yemin verekası kendi bilgisi dahilinde- olmayan olgulara istinad edecekse, böyle bir yemin verekasını, mecbur olmadıkça, yapmaması daha uygundur. Ancak bir avukatın bir istidada yapacağı bir yemin verekası bir formaliteden ibaret ise yani yapılan istidaya itiraz etmek için kanuni noktaları öne -sürecekse veya olgular Mahkeme huzurunda olan zabıtlarda mevcut ise, kanaatımızca bu gibi hallerde bir avukat bir yemin verekası yapabilir ve bunda herhangi bir sakınca görmüyoruz. Kaldı ki böyle bir yemin verekası yaptığı takdir'de yemin verekasında kendi- bilgisi dahilinde olmayan herhangi bir hususu mahkemede şahadet verip ispat edemez, çünkü bu şahadet kanunlarına aykırıdır. Bu gibi hallerde bir avukatın yemin verekasında belirtilenleri. ispat etmek için bilgisi dahilinde olan şahsı çağırıp mahkemede şah-adet verdirmesi gerekir.
Bidayet Mahkemesinin davalının şahit çağırma talebini reddetme konusuna gelince, kanaatımızca bu meselede konu hukuki bir konu olduğu ve yemin verekalarında olgular hakkında herhangi bir çatışma olmadığı için davalının şahadet ver-mesi gerekmezdi. Bundan dolayı Bidayet Mahkemesinin davalının şahit çağırma talebini reddetmesi de hatalı değildir.
Netice olarak istinaf reddolunur. İstinaf edenin istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
- Yüksek Mahkeme
20 Nisan 1973.
Full & Egal Universal Law Academy