-Hukuk istinaf No: 23/72
(Dava No. 859/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
M. Necati Münir, Başkan ve Ahmet İzzet, Üye
İstinaf eden: Mehmet Kaya, Mora
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Tuncay Cemal, Mora
(Davalı)
arasında
İstinaf- eden namına: Fuat Veziroğlu
Aleyhine İstinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza
Sözleşme Hukuku- Para ve mal borcu - Kalan borcunödenmesi talebi - Borcun nereden kaynaklandığına ve kime ait olduğuna ilişkin şahadet bulunmaması.
Hukuk Usulû - İspat külfeti -- Davacının ispat külfeti - Davacının ispat külfetini yerine getirememesi.
Hukuk Usulû - Şahadet - ahadetin değerlendirilmesi - Borca ilişkin yeterli şahadet bulunmaması.
OLAY: Kooperatif Şirket Sekreteri olan Davacı Davalının kendisinden borç para ve ç-eşitli mallar aldığını iddia ederek alacağını talep etti. Davalı Davacıdan borç aldığını reddetti ve Davacının sekreteri bulunduğu kooperatiften borç alıp daha sonra ödediğini iddia etti.
-İlk Mahkeme Davacının Davasını ispat için yeterli şahadet ibraz etmediğini belirterek Davayı reddetti.
-
Davacı yeterli şahadeti ibraz ettiğini ve ibraz edilen şahadet ışığında ispat yükünün Davalıya geçtiğini iddia ederek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, ibraz edilen şahadet ışığında Davacı lehine hüküm verilemeyeceği kanısına vararak istinafı re-ddetti.
HÜKÜM
İstinaf edenin (davacının) aleyhine istinaf edilenden (davalıdan) talebi K.L.6O.- borç olarak verilen nakit para, 354 okka arpanın bedeli olan K.L.10.620 mil, 48 okka burçak ve bir torba bitta'nın karşılığı olan K.L.6.815 mil ve 60 okka bu-rçak ve bir torba bitta'nın karşılığı olan K.L.5.-dan K.L.75.085 mil tediye çıkarıldıktan sonra mütebaki K.L.35.içindir.
Davalı müdafaasında davacının kendisine borç olarak nakît para vermediğini, davacının kendisine hiçbir zaman arpa, burçak veya bitta sa-tmadığını ve kendisi için Kooperatife davacı tarafından bir borç ödenmediğini iddia etmiştir. Mamafih davalı davacının kâtibi bulunduğu Mora Kooperatif Kredi Şirketine bir miktar borcu olduğunu fakat bu borcun kapatıldığını ileri sürmüştür.
Davanın duruşma-sında davacı şahadet vermemiş ve kardeşi Hasan Oktay davacının vekili olarak şahadet vermiştir. Bu şahit mahkemeye bir defter ibraz etmiştir fakat bu defter davacı tarafından tutulduğu için ve defter hakkında şahidin malûmatı olmadığı için, muhteviyatı şah-adet olmamak suretiyle ibraz edilmiştir. Bu şahidin şahadetine göre deftere yapılan kayıtlar kendi huzurunda yapılmamıştır, davacıya ait hesaplardan haberdar değildir, borcun Şirkete mi yoksa davacıya mı ait olduğunu bilimediğini söylemiştir. Bundan sonra -mahkemede Kooperatif Süt Fabrikasında çalışan Osman Arif isminde birisi şahadet vermiştir. Bu şahit 1971 senesinde tarafları ilgilendiren bir mesele hakkında davalı ile bir konuşma yaptığını, davacıya borcu olduğunu ve ödemesini söylediğini, buna karşılık -davalının "ben bu borcun hepsini birden veremem" dediğini söylemiştir. Davalı şahadet vermemiş ve şahit çağırmamıştır.
Bidayet Mahkemesi davacının davasını ispat edemediği nedeni ile davayı iptal etmiştir.
Bu karardan davacı istinaf etmiştir. İstinafta tar-tışılan tek husus şudur: davacı avukatı ikinci şahit Osman Arif tarafından verilen ve yukarıda iktibas edilen şahadetin hüküm vermek için kâfi olduğunu ve bu şahadet verildikten sonra ispat külfetinin davalıya geçtiğini, davalı da şahadet vermediği için da-vacı leyhine hüküm verilmesi gerektiğini ve bunu yapmamakla Bidayet Mahkemesi hakiminin hataya düştüğünü iddia etmişti r.
Zabıtları tetkik ettiğimizde davacı leyhine alınabilecek şahadet bir cümleden ibarettir. O da yukarıda iktibas ettiğimiz cümledir. Dav-acı avukatı, Osman Arif davalıya konuştuğunda "davacıya" kelimesini kullandığı için bu borcun başka birisine olduğu manası çıkamayacağını iddia etmiştir. Halbuki daha sonra istintakında Osman Arif davalının borcunun Kooperatiften dolayı mı yoksa şahsi bir -borç mu olduğunu söyleyemeyeceğini ifade etmiştir. Bu da gösterir ki Osman Arif davalıya konuştuğunda "davacıya" olan bir borç hakkında değil de kime ait olduğunu bilmediği bir borç hakkında konuşmuştur.
Keza, davalı avukatının da işaret ettiği gibi, daval-ı davacıya K.L. 30.- borcu olduğunu söylediği kabul edilse dahi, bu borcun talepde iddia olunduğu gibi nakdi para, veya arpa, burçak ve saire için veya davalının Kooperatifteki borcuna tuta olduğuna dair hiçbir şahadet yoktur. Bu ahval tahtında verilen şah-adet üzerinde davacı leyhine hüküm verilemezdi ve kanaatımızca Bidayet Mahkemesi davayı iptal etmekle doğru hareket etmiştir. Netice olarak istinaf reddolunur. İstinaf masraflarını istinaf eden (davacı) ödeyecektir.
-
Yüksek Mahkeme
19 Ekim 1972.
Full & Egal Universal Law Academy