-Hukuk İstinaf No. 24/73
(Dava No. 799/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti:. M.Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Seyfi Müderris, Lefkoşa
( Davalı )
ile
Aleyhine istinaf erlilen: Hüseyiri Salih, Ortaköy
- ( Davacı )
a r a s ı n d a
İstina£ eden namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman Mehmet
Trafik Kazası - Trafik kazasından doğan tazminat talebi.
Hukuk Usulü -- Şahadet - Müstakbel kazanç kaybının hesaplanmasında şahadet - Davacıların kalan ortalama çalışma ömürlerinin genellikle tıbbi şahadet ve statistiki bilgiler sunularak tespit edilebilm esi.
Tazıninat - Müstakbel kazanç kaybının hesaplanması - Hesaplamada- kazadan önceki yıllık kazancın tamamıyle kaybedilip kaybedilmediğinin dikkate alınması.
Mûterafik Kusur (Katkısal Kusur)
OLAY: Bir trafik kazasında Davacı ile Davalı çarpıştılar. Çarpışma esnasında Davacı
bisiklet Davalı ise motosiklet kulla-nmakta idi.
Davacı Davalının motosikletini dikkatsiz ve trafik kanun ve nizam larına aykırı veya tehlikeli sürerek ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu ileri sürerek özel ve genel tazminat talep etti.
Davalı dikkatsiz ve ihmalkâr sürdüğünü reddetti ve- alternatif olarak kazanın Davacının tam veya kısmi dikkatsizliği yüzünden meydana geldiğini öne sürdü.
İlk Mahkeme Davalının kazada dikkatsizlik veya ihmalkârlığının %85, Davacının ise %15 olduğuna karıaat getirerek tam mesuliyet esası üzerinden Davacı le-hine ve Davalı aleyhine 185 K.L. özel ve 2000 K.L. genel tazminata hükmetti.
Davalı İlk Mahkemenin Davalıya %85 kusur atfetmekle, Davacının şahadetine inanarak karar vermekle ve Davacının yıllık kaybını fahiş ve şahadete aykırı tespit etmekle hata ettiğini- ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme şahadete göre İlk Mahkemenin ihmalkârlık oranı hususunda hata yapmadığı kanaatine vararak bu istinaf sebebini reddetti.
Yüksek Mahkeme, genellikle Davacıların kalan ortalama çalışma ömrünün tespitinde tı-bbi şahadet ve statistiki bilgilere dayanıldığını, halbuki istinaf konusu davada bunun yapılmadığını belirtti. İlk Mahmenin Davacının istikbalde tüm kazancını kaybedeceğini farzetmekle hatalı hareket ettiği kanısına va.ran Yüksek Mahkeme, Davacının ileride- daha hafif bir iş yapabileceğini ve diğer faktörleri nazarı itibara alarak İlk Mahkemenin tespit ettiği' 2600 K.L. genel tazminatın cok vüksek olduğuna ve 1800 K.L.'ye düşürülmesine hükmetti.
HÜKÜM
Davacı (aleyhine istinaf edilen) 17.8.1971'de davalının -(istinaf edenin) Lefkoşada II. Selim Caddesinde W 95 plâka numaralı motosikletini dikkatsiz ve/veya Trafik Kanun ve Nizamlarıııa aykırı ve/veya tehlikeli sürerek bisikletinde binili olan davacıya çarptığını 've davacıyı ağır bir şekilde yaraladığını iddia -ederek davalı aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 799/71 sayılı davayı ikame etti ve davalıdan K.L.297.500 mil özel zarar ziyan ve K.L.2000.-dan yukarı genel zarar ziyan talep etti.
Davalı dosyaladığı müdafaa takriri ile davalının motosikletini dikkatsız v-e/veya ihmalkârane ve/veya kanuni vazife ve vecibelerini ihlâl ederek kullandığını red ve inkâr eyledi, alternatif olarak da kazanın davacının tam veya kısmi dikkatsizliği yüzünden meydana geldiğini iddia etti.
Bidayet Mahkemeşi her iki tarafı ve tanıklar-ı dinledikten sonra davalının motos'rkletini dikkatsız ve ihmalkârane sürdüğü kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi davacının da ihmalkâr olduğu ve kazaya katkıda bulunduğu kanaatına vararak davalının kazaya %85, davacının da %15 nisbetinde katkıda bulunduğun-a hükmetti.
Bidayet Mahkemesi davacının tam mes'uliyet esası üzerine özel zarar ziyan olarak K.L.185.- ve genel zarar ziyan olarak K.L.2600.almaya hakkı olduğuna karar verdi.
Davalı Bidayet Mahkemesinin hükmünün, diğer şeyler meyanında aşağıdaki sebepler-den dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi.
l. Bütün ahval ve şerait muvacehesinde Bidayet Mahkemesinin davalının kazaya %85 oranında katkıda bulunduğuna dair bulgusu hatalıdır.
2. Bidayet Mahkemesi esasa müteallik hususlarda davacının şahad-etinde kendi şahadeti ve diğer şahitlerin şahadeti ile tenakuz halinde bulunduğunu kabul ettikten sonra ve/veya kendi şahadeti ve diğer şahadet ile tenakuz halinde olduğundan mes'uliyet ve özel zârar ziyan ile ilgili davacının şahadetine inanmakla hataya d-üşmüştür.
3. Bidayet Mahkemesi davacının senelik kaybını fahiş ve şahadet hilâfına tespit ettiğinden hataya düşmüştür.
Kaza Lefkoşada II. Selim Caddesinde Ahmet Raşit'e ait un fabrikasının önünde vukubulmuştur. Kaza yerinde yol asfalt olup enliliği 20 ay-aktır. Ortaköye bakarken yolun sağında 9 ayak 5 inç, genişliğinde bir toprak banket mevcuttur. Yolun solunda ise yol ile fabrika arası 55 ayak genişliğinde asfaltlanmış bir yer mevcuttur.
Bidayet Mahkemesi huzurunda olan şahadete göre davacı- yolun sağ tarafinda, Ortaköy'e bakarken, bazı yerlere yoğurt verdikten sonra Ortaköye gitmek için yolu sağ tarafından sol tarafa doğru bisikleti iterek katetmiştir. Ana yoldan dışarı çıkmış ve yol ile fabrika arasında olan asfalt -kısmın üzerine -gitmiştir. Davacı bu kısımda iken bisikletine binmiş ve bu.esnada motosiklet davacının bisikletine çarparak davacı yere
düşmüştür. Çarpma noktası yolun sol Asfalt kenarından fabrikaya taraf 7 ayak 10 inç uzakta idi. Bisiklet düştüğü vaziyette tamamen fab-rika önündeki asfalt kısmın üzerinde idi ve bisiklet ile asfaltın sol kenarına en yakın mesafe 1 ayak 2 inçti.
Davalı Bidayet Mahkemesi huzurunda verdiği şahadette Lefkoşa'dan 15-20 mil süratle Ortaköy'e gitmekte iken, Un Fabrikasına 10-15 ad-ım yaklaşınca davacıyı yol ortasında bisikletine binmek üzere gördüğünü, davacının kenara gidince ayakçaya basıp bisikletine atıldığını ve kararsızlık içinde olduğu için dümenin sağa sola büküldüğünü, o an karşıdan köprüden bir kamyon geldiğini ve kendisin-in de davacıyı kurtarmak için sol tarafa kaçış yaptığını ve bu sırada bisikletin motorun siper demirine çarptığını söylemiştir. Davacının mahkeme huzurunda verdiği şahadet davacı şahidi 5 tarafindan desteklenmiştir. Bidayet Mahkemesi huzurun-da olan şahadetten davacının yolu katetmeye başladığında davalının epeyce uzakta olduğuna kanaat getirdi ve davalının davacıyı vaktinde görmesi, süratini azaltması ve hatta icap ettiği takdirde durması gerektiği kanaatına vardı. Bidayet
Mahkemesi davalını-n motosikletini sürdüğü şekilde davacıyı vaktinde görmediğini, ve/veya kazayı önlemek için gerekli ve makul tedbiri almadığını ve netice itibarıyle davalının motosikletini dikkatsiz ve ihmalkârane sürdüğü kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi davacının bisik-lete binmeye teşebbüs edecek yerde fabrikaya doğru olduğu şekilde ilerlemeye devam ederek üzerine gelmekte olan motosikletten uzaklaşmaya
teşebbüs etmesi gerektiği ve davacının da bunu yapmadığı,cihetle kazaya katkıda bulunduğu kanaatına vardı. Kazanın an-a yolun 7 ayak 10 inç dışında vukubulduğu, motosikletin bisikletin sol tarafina çarptığı nazarı itibara alındığında Bidayet Mahkemesinin ihmalkarlık hususunda ve ihmalkarlığın oranı hususunda vardığı kanaatın hatalı olmadığı kanaatındayız. Bu nedenle ihma-lkarlık ve ihmalkarlık oranı hususunda yapılan istinaf reddolunur.
Kaza neticesinde davacı yaralanmıştır ve ilk önce Lefkoşa Genel Hastahanesine götürülmüşse de hastahanede hiç kalmamıştır. Kazadan iki gün sonra davacı Magusa'ya gitmiş -ve orada Dr. Ali Atun tarafından tedavi görmüştür. Dr. Ali Atun şahadetinde davacının belinin ikinci omurunda basınç yani şiddet neticesi meydana gelen kompresyon kırığı bulunduğunu ve üçüncü omurun da öne doğru kaymış olduğunu söyle- miştir. Dr. At-un davacının yürümeye veya kuvvet sarfina matuf herhangi bir iş yapmasının zor olacağını, ileride zuhur edecek kamburlaşmanın azaltılabilmesi için davacının hayatı boyunca çelik çubuklu korse giymesi .icap edeceğini, davacının daimi iktidarsızlık derecesin-in %20 olduğıinu söylemiştir. Davacı, 2 Mart 1972'de Dr. Erdinç tarafından muayene edilmiştir. Dr. Erdinç şahadetinde davacının bel bölgesinde ikinci lumbar kemikte eski bir kompresyon kırığının bulunduğunu, bu kırık civarında ise kayma mevcut olmadığını s-öylemiştir. Dr. Erdinç'e göre kompresyon kırığının yukarıdan aşağıya baskı kırığı olduğu için yüksekliğinden ezilme mevcuttur fakat yanlara kayma mevzu bahis değildir. Dr. Erdinç'e göre davacıda sinir lezyonu mevcut deği.ldi, kemikte ise kavuşma husule gel-miştir. Davacı yaşlı olduğundan kemiklerinde zayıflamadan ötürü osteoporoz mevcut olduğu için kendini korumadığı takdirde kaynamış olan kırıkta yeniden ikinci bir kırık ve sinir lezyonu husule gelebilir ve neticede davacı felç olabilir. Bunu önlemek maksad-ı ile davacının hayatı boyunca çelik çubuklu korse giymesi gerekir. Bunu yaptığı takdirde sair şekilde devamlı olan ağrıları ortadan kalkacak ve felç olmaktan da korunacaktır. Mamafih korse giydiği için de bel hareketlerinden muaf kalacak yani eğilip kalkm-a, yana ve arkaya dönme gibi bel harketlerini ve bel hareketi isteyen işleri yapamayacaktır. Bel hareketleri haricinde ise yürüyebilecek ve çömelebilecektir. Dr. Erdinç'e göre davacı korse giydiği takdirde daimi iktidarsızlık derecesi %15, giymediği takdir-de ise %20 olacaktır.
Bidayet Mahkemesi davacının yoğurtçu mesleğinin iğilip kalkma isteyen bir meslek olduğunu ve davacının mesleğini icra edemediği ve edemiyeceği, tıbbi şahadetle teyid edildiği kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi davacının yoğurtçu. ola-rak kış aylarında günde K.L.2.- yaz aylarında ise günde K.L.2.500 mil kazanç sağladığı kanaatına vardı ve davacının kazanç kaybını ortalama günde K.L.2.250 mil olarak tespit etti. Bidayet Mahkemesi 17 Ağustos 1971'den 11.11.1971'e kadar geçen süre için kaz-anç kaybını K.L.184.- olarak tespit etti. Bisiklet tamiri için de K.L.l.- zarar. ziyan tespit etti ve cem',an özel zarar ziyan olarak tam mes'uliyet esası üzer.ine K.L.185.-lık tazminat tespit etti. Genel tazminatı tespit ederken Biriayet Mahkemesi davacın-ın yılda K.L.700.müstakbel kazanç kaybı olacağını, dava g,ününde 69-70 yaşlarında olan davacının kazadan ewelki sıhhi durumunun iyi olduğunu, mesleğini icra ettiğini göz önünde tutarak davacının normal surette mesleğini 4-5 yıl daha icra edip kazanç sağlam-ası beklenebildiği kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi hayatta vukuu muhtemel muhtelif arızaların mevcudiyetini, davacıya yekün bir meblâğırı ödeneceğini nazarı itibara alarak 4-5 yıllık. kazanç kaybını lâyıkı veçhile azaltması gerektiği kanaatına vardı ve -gerekli bütün hususları nazarı itibara alarak davacıya tam mes'uliyet esası üzerine davacının düçar olmuş olduğu bedeni hasar, çektiği ve çekeceği sızı ve rahatsızlıklar, hayat nimetlerinden mahrum oluşu ve müstakbel kazanç kaybı için tam mes'uliyet esası -üzerine K.L.2,600.- tazminat takdir ve tespit etti.
Bidayet Mahkemesi davacının çalışma hayatını 4-5 yıl daha tespit etmiştir. Bidayet Mahkemesinin huzurunda dâvacının çalışma hayatının ne kadar daha olabileceği hususunda herhangi bir tıbbi veya sair şaha-det mevcut değildir. Herhangi bir şahsın çalışma ömrünün ne kadar olabileceği hususu genellikle tıbbi şahadet ile tespit edilebilir. Mamafih bazı hallerde normal şartlar tahtında şahısların ortalama çalışma ömürlerinin ne olduğu statistiklerle tespit edile-bilir. Bazı hallerde çalışma ömrü tespit edilecek olan şahsın yaşı nazarı itibara alınarak bu gibi şahısların çalışma ömürlerinin tahmini ve takribi 60-65. yaşına kadar devam edeceği addolunabilir. Mamafih çalışma ömrü tespit edilecek olan şahısların 60 ya-şıridan yukarı olduğu hallerde, kanaatımızca bu gibi şahısların çalışma ömürlerinin ne olacağı hususu bu gibi şahıslar hakkında Kıbrıs'ta herhangi bir statistik olmadığına göre, tıbbi şahadet tarafından ispat edilmesi gerekir. Bu istinafta davacı 69-70 yaş-ında olduğu halde davacının çalışma ömrünün ne olabileceği hususunda herhangi bir tıbbi şahadet verilmiş değildir. Bidayet Mahkemesi herhangi bir şahadete istinad etmeden davacının çalışma ömrünü 4-5 sene olarak tespit etmiştir. Davacının çalışma ömrü belk-i de 4-5 sene olabilir, belki 1-2 sene olabilir, belki 5-10 sene olabilir. Daha ewel belirttiğimiz gibi bu hususta kat'i şahadet olmadığı cihetle herhangi bir karara varabilmek imkânsızdır. Bidayet Mahkemesi davacının kaza za.manında kazancının K.L.700.old-uğunu ve davacının işbu kazancinı tamamıyle kaybettiği kanaatına vardı. Kanaatımızca daha önce yaptığı yoğurtçuluk işini yapamıyacak durumda olmakla beraber başka hafif iş yapabilir. Mahkeme huzurunda olan şahadete göre belki davacı yoğurtçuluk mesleğini y-apamazdı ancak mahkeme huzurunda olan şahadete göre davacı eğilip kalkma istemeyen herhangi bir iş yapabilecek durumdadır. Dolayısıyle davacıya verilecek olan tazminat tespit edilirken müstakbel kazanç kaybı nazarı itibara alınırken davacının kazadan önce -kazandığı yıllık kazancın tamamıyle kaybedilebileceğini addetmek hatadır kanaatındayız. Davacının dava günündeki yaşını, yoğurtçuluktan mada başka hafif bir iş yapabileceğini, davacının başka bir kazadan veya hastalıktan dolayı hayatını kaybedebileceğini v-e hayatta vukuu muhtemel değişiklikleri nazarı itibara alarak Bidayet Mahkemesinin genel tazminat olarak tespit ettiği K.L.2,600.nın çok fahiş olduğu kanaatındayız. Davacının yaşını nazarı itibara alarak çekeceği ızdırapların, hayat nimetlerinden mahrumiye-tin ve müstakbel kazanç kaybının uzun bir müddet olamıyacağını nazarı itibara alarak genel tazminatı, tam mes'uliyet esası üzerinden K.L.1,800.- olarak takdir ve tespit etmeyi uygun gördük. Netice itibarıyle davacının tam mes'uliyet esası üzerinden K.L.198-5.- tazminat alması gerekir. K.L.1985.-nın %85'i K.L.1,687.250 mil eder.
Bidayet Mahkemesinin hükmü tadil edilir ve davalının davacıya K.L.1,687.250 mil ödemesi için hüküm verilir. İstinaf masrafları için herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
- Yüksek Mahkeme
7 Haziran 1973.
Full & Egal Universal Law Academy