-Hukuk İstinaf No. 25/72
(Dava No. 1025/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M.Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Naim Sami
(Davacı)
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Selim Osman
(Davalı)
a r a s ı n d a .
İstina-f eden namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Dana
Trafik Kazası - Tazminat talebi.
Haksız Fiiller - Özel ve genel tazminat talebi - Kusur - Müterafik kusur.
Mûterafik (Karşılıklı) Kusur - Tarafların kusur oranını tespit etmek için ka-zanın meydana gelmesinde katkılarının araştırılması gereği - Süratin kazanın meydana gelmesinde etkili olmaması.
İstinaf - İstinaf edenin İstinaf Mahkemesini ikna yükümlülüğü - İstinaf edenin İstinaf Mahkemesini yanlış prensip uygulandığı veya tazminatın -çok az tespit edildiği hususunda ikna edememesi.
Hukuk Usulü - Şahadet - Davacının Davalının ifadesini ibraz etmesi bu ifadenin içeriğini kabul ettiği anlamına gelmez.
OLAY: Davacı motosikletini süıerken Davalı arabası ile ona çarptı ve yaralanmasına ne-den oldu.
Davacı, Davalının dikkatsiz ve ihmalkârane araba sürerek yaralanmasına neden olduğunu ileri sürerek zarar ziyan talebinde bulundu.
İlk Mahkeme kazada Davacının % 15 oranında kusurlu olduğu kanaatine vararak bu kusur oranına göre Davacı lehine h-üküm verdi.
Davacı, İlk Mahkemenin kendisine atfettiği kusurun hatalı olduğunu iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Davalının polise verdiği ifadeyi Davacı ibraz etmekle ifadede yazılanların tümünü kabul etmiş sayılmayacağını, Davacının ifad-ede yazılı olanların doğru olmadığı hususunda başka şahadet ibraz edebileceğini belirtti. Bu meselede Davacının süratinin kazanın meydana gelmesinde etkili olmadığını dikkate alan
Yüksek Mahkeme Davacıya atfedilen %15 oranında kusuru hatalı buldu ve tüm ku-surun Davalıda olduğu sonucuna vardı.
HÜKÜM
25 Kasım 1971 tarihinde davacı 5620 plâka numaralı motosikletini Lefkoşada II. Selim Caddesi boyunca Mehmet Akif Caddesi kavşağında kullanmakta olduğu bir sırada davalı BN 865 plâka numaralı arabasını dikkatsiz- ve/veya ihmalkârane ve/veya kanuni vazife ve vecibelerini yerine getirmeden sürerek davacıya çarparak davacıyı yaralamıştır. Davacı K.L.242.- özel tazminat ve genel tazminat talep etmiştir.
Bidayet Mahkemesi davacıyı, şahitlerini ve davalıyı dinledikten -sonra davalının arabasınr ihmalkârane ve dikkatsizce sürdüğüne kanaat getirdi. Bidayet Mahkemesi ayni zamanda davacının da kazaya kendi ihmalkârlığı yüzünden katkıda bulunduğu kanaatına varmış ve davalının kazaya %85 ve dâvacının da %15 nisbetinde katkıda -bulunduğuna karar verdi. Bidayet Mahkemesi özel zarar ziyanı K.L.216.500 mil olarak tespit etmiş ve genel zarar ziyan olarak da K.L.750.- zarar ziyan tespit etmiştir. Davalının kazada ihmalkârlığı %85 olduğuna göre davalının aleyhine K.L.821.500 mil için h-üküm vermiştir.
Davacı Bidayet Mahkemesinin davacıya ihmalkârlık atfetmesinin hatalı olduğunu, davacıya mesmu dikkatsizlik gösterir herhangi bir şahadet olmadığını, kazanın meydana gelişini gösterir şahadet bir tüm olarak ele alınıp doğru bir teste tabi t-utulduğu zaman davacıya yükletilecek herhangi bir dikkatsizliğin mevcut olmadığını ve Bidayet Mahkemesi genel tazminatı tespit ederken düşük ölçek ve kıstaslar kullanarak alenen az bir miktar tesbit etmekle hataya düştüğünü ileri sürerek hükmün aleyhine is-tinaf eylemiştir.
25.11.71'de davacı motosikleti ile II. Selim Caddesi boyunca Lefkoşadan Ortaköye doğru gitmekte, davalı ise arabası ile karşı istikametten Lefkoşaya doğru gelmekte idi. Davacının niyeti Gönyeliye gitmekti. Davalının niyeti ise sağa Mehme-t Akif Caddesine dönmekti. İki vasıta II. Selim Caddesi ile Mehmet Akif Caddesi T kavşağında çarpıştı ve davacı yere düşüp yaralandı, motosikleti de hasara uğradı. Kazadan sonra PE521 Altay Hasan kaza yerini ziyaret etti ve bir plân hazırladı. Bu plân Emar-e I olarak mahkemeye ibraz edildi. Polisin verdiği şahadete göre kaza mahallinde II. Selim Caddesinin asfalt kısmının genişliği 20 ayak 6 inçtir. Kaza tam kavşakta olduğu için çarpma noktasının her iki tarafı da geniş asfalttır. Gönyeliye doğru bakarken ça-rpma noktası asfalt sağ kenardan 20 ayak içeridedir. II. Selim Caddesinin kavşak dışında Gönyeliye bakarken sol asfalt kenarından hayali bir hat çizildiğinde çarpışma noktası bu hayali çizgiden 6 inç ve Mehmet Akif Caddesinin, kuzey tarafa bakarken, sol ya-rı yolun önünde idi. Çarpma noktasından hemen önce davacının motosikletinin fren izleri vardır ve onlar 12 ayak uzunluğundadır.
Davacı mahkemeye verdiği şahadette tarafından gittiğini, önünde giden başka vasıta bulunmadığını, fakat davalının karşıdan takr-iben 15 mil süratle gelmekte olduğunu ve birbirlerine 15-20 ayak yanaştıkları bir anda davalının ani olarak ve işaret vermeden sağına büktüğünü ve kazanın vukubulduğunu söylemiştir. Davacıya göre daha önce sürati saatta 30-35 mil, orada ise 20-25 mildi.
D-avalı kazadan sonra polise bir ifade vermiş ve bu ifade Emare 2 olarak davacı tarafından mahkemeye ibraz edilmiştir. Davalı mahkeme huzurundaki şahadetinde Emare 2'de söylenenlerin tamamen doğru olduğunu ifade etmiştir. Emare 2'ye göre davali Mehmet Akif C-addesine dönmek istediği için oraya yaklaştığında karşıdan birkaç araba ve bir kamyon gelmekte olduğu için duraklamış ve arabalar ve onların arkasından da kamyon geçince gerek trafik ışığı ile gerek eli ile sağa döneceğini işaret vermiş ve tam yolu ortalay-ıp sağa dönmek üzere iken 30-35 mil süratle 10-15 adım ileriden gelmekte olan davacıyı görmüş ve bu şekilde ani karşılaştıkları için kazayı önlemek maksadı ile arabasına biraz daha sürat vermişse de motosiklet arabasının sol ön kapısının bittiği yere çarpm-ıştır. Davalıya göre kamyon hizasından hemen geçer geçmez sağa dönmeye çalıştığı için herhangi bir vasıtanın gelip gelmediğini görememiştir.
Bidayet Mahkemesi şahadeti eleştirirken iki taraf arasında başlıca fark davalının dönmezden önce herhangi bir işar-et verip vermediği ve davacının kaza esnasında süratinin 30-35 mil olup olmadığı hususu olduğunu ve bu noktalarda sadece davalı ve davacının birbirlerine zıt şahadetleri olduğunu belirtmiştir. Mahkeme hükmünde daha sonra davalırıın bu hususlardaki iddiala-rı Emare 2'de mevcut olduğunu ve Emare 2'nin mahkemeye davalının ibraz etmiş olduğu şahadeti tekzip (in rebuttal) yolunda değil de davacının davasının bir kısmı olarak ve davacı tarafından ibraz edildiğini belirtmiştir. Mahkeme bundan dolayı kat'i olarak o-lmasa dahi, genel olarak davacının bu ifade ile bağlı olduğu kanaatına varmıştır. Mahkeme hükmünde davalıya istintak esnasında bu hususlarda herhangi bir soru tevcih edilmediğinden de bahsetmiştir. Mahkeme belirttiği sebeplerden dolayı ihtilâf konusu olan -hususları davalının iddiasına uygun olarak kabul etti. Mahkeme davalının kazadan hemen önce arabasını başka vasıtaların geçmesine yer vermek üzere durduttuğuna kanaat getirmedi.
İstinaf esnasında davaci Bidayet Mahkemesinin kaza anında davacının sürati il-e ilgili yaptığı bulgunun yani davacının saatte 30-35 mil seyretmekte olduğunun hatalı olduğunu ileri sürdü. Davacı davalının polise verdiği ifadeyi kendisi ibraz etmekle, ifadede yazılı olanların tümünü kabul ettiği manasına gelmemesi gerektiğini iddia et-miştir. Davacı mahkemede yemin tahtında şahadet verirken süratinin kazadan önce 30-35 mil olduğunu fakat kaza yerine yanaştığında süratini 20-25 mile düşürdüğünü yemin tahtinde söylediğini ve bu hususta karşı taraftan herhangi bir istintaka tabi tutulmadığ-ı cihetle davacının şahadeti mahkeme tarafından kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Verilen şahadet tetkik edildiğinde davacı şahadetinde kazadan önce süratinin 30-35 mil olduğunu ve kaza yerine yanaştığında süratini 20-25 mile düşürdüğünü söylemişt-ir. Bu hususta da davalı tarafından yapılan istintak esnasında davacıya herhangi bir sual sorulmuş değildir. Sürat hakkında bir taraftan davacının yemin tahtında verdiği şahadet, diğer taraftan da davacının ibraz ettiği davalının ifadesi vardır. Bidayet Ma-hkemesi daha evvel belirttiğimiz gibi davalı tarafından polise verilen ifade davacı tarafındarı ibraz edildiği ve davalıya bu hususta herhangi bir soru sorulmadığı cihetle, davacının ifadede belirtilenlerle bağlı olduğu kanaatına vardı.
Kanaatımızca Biday-et Mahkemesinin süratle ilgili bulgusunıin dayandığı gerekçe hatalıdır. Çünkü davalının ifadesini davacı ibraz etmekle davacı, ifadede yazılı olanların tümünü kabul etmiş sayılamaz. İfadede yazılı olanların doğru olmadığı hususunda başka şahadet verebilir -ve mahkeme kararını verirken ifadeden mada diğer şahadeti de nazarı itibara alması gerekir.
Bidayet Mahkemesi hükmünde davacıya hamledilebilecek yegâne kusurun sürati ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Mahkeme davacının kusuru ile ilgili aynen şunları söyl-edi:-
"Şahadetten umumiyetle işlek olduğu görülen iki caddenin kavşağına yanaşırken davacının hususi surette dikkatli olması ve süratini nisbeten düşürmesi gerekirdi. Davacı bunu yapmayarak kavşağı 30-35 mil süratle geçme teşebbüsünde bulunduğu için kanaa-tımızca ihmalkâr davranmıştır.
-Kaza ile ilgili bütün ahval ve şerait muvacehesinde davalının kazaya %85 davacının da %15 nisbetinde katkıda--bulunmuş olduğu kanaatına vasıl olduk."
-
Polisin şahadetine bakıldığında davacının yolun tamamıyle sol tarafında seyretmekte olduğu sabittir. Davacının seyretmekte olduğu yerden sağ taraftaki asfalt kenara kadar 20 ayak bir mesafe vardı. Kaza anında veya kaza anından hemen önce Mehmet Akif Cadde-sinden II. Selim Caddesine doğru seyretmekte olan herhangi bir arabanın mevcut olup olmadığı hususunda herhaagi bir şahadet yoktur.
Kanaatımızca davacının önünde gitmekte olan başka herhangi bir vasıta, sol tarafında olan Mehmet Akif Caddesinden başka her-hangi bir vasıta gelmekte olmadığı için, ve görüş mesafesi iyi olduğundan davacının T kavşağına yanaşırken 20-25 mil hatta 30-35 mil sürat yapması ihmalkârlık addolunamaz. Müşterek kusur olup olmadığı araştırılırken davacının herhangi bir kusu'ru olmasına- ilâveten, bu kusurun kaıraya sebebiyet verip vermediğini veya kazaya herhangi bir katkıda bulunulduğu araştırılması gerekir. Kanaatımızca yolun genişliğini, davacının yolun tamamıyle sol tarafında seyrettiğini, davacının önünde herhangi bir başka vasıtanı-n olmadığını, sol `tarafında olan Mehmet Akif Caddesinden herhangi bir vasıtanın geldiğine dair şahadet olmadığını nazarı itibara alarak, davacı T kavşağında 20-25 ve haIta 30-35 mil süratle gitmekle herhangi bir kusur işlemiş sayılmaz, herhangi bir kusur -işlese dahi, yukarıda belirtilenler ve çarpma. noktasının Mehmet Akif Caddesinin II. Selim Caddesine bakarken sol tarafta olduğunu göz önünde tutarak, işbu kusurun kazanın meydana gelmesinde herhangi bir şekilde katkıda bulunduğu addolunamaz.
Yukarıda iza-h edilen sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesi davacının da ihmalkâr olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır. Kanaatımızca bütün ahval ve şerait göz önünde tutulduğunda kaza tamamıyle davalının kusurundan meydana gelmiştir.
Davacının aldığı yaralar için Biday-et Mahkemesi Operatör Doktor Kaya Bekiroğlu'nun verdiği şahadeti kabul etmiştir. Doktorun şahadeti aynen şöyledir:-
"Bu hastanın sol el iki ve üçüncü parmağının orta falanksında kırık ile dördüncü parmak distal falanksta travmatik ampütasyon ve sol el üçü-ncü parmağın sırtında 3 cm. kadar bir kesik yara ile sol bacak ve sol kolda bazı sathi ehemmiyetsiz sıyrıklar ve sol ayak bileğinde torsiyon ve sol falanksta kırık vardır. O zaman yaraları dikilmişti biihassa ikinci parmağın sırtındaki yara ve dördüncü par-mağın ucundaki kemik göründüğü için tekrar reampütasyon yapıldı ve açık kemik üzerine cilt kapatıldı ve eli de atele alınmıştı yani tesbit edildi, kırık olduğu için tesbit edildi, sol ayak bileğinde torsiyon, şişlik vardı ewelâ sargı ile sarıldı bilâhare ç-ekilen filim ile kırık olduğu tesbit edildiği için alçıya alındı ve 45 gün kadar alçıda kaldı. Ondan sonra alçı çıkarıldı ve en son yaptığırr muayenede 3-5 gün evvel hastanın yaraları tamamen iyi olmuştu. Sol el ikinci parmak hareketleri kanaatbaş, üçüncü -parmak iırıteralangal hareketleri ağrılı ve mahdut, dördüncü parmak prPksimal interfalangal hareketleri ağrılı ve mahdut ve ampütasyon olduğu için dördüncü parmak ucu bu interfalangal mafsalı hiç oynamıyor ve iç taraf, avuç içi tarafı dördüncü parmak avuç- içi tarafı hissiz dış taraf ağrılı, ayak bileği neticesi çok iyi, ayak bileği hareketleri serbest ve aşağı yukarı tam faal range movement olmasına rağmen ağrılı fakat bunun zamanla geçeceği kanaatindeyim. Hastanın bugün esas şikâyeti fazla ayakta durduğu -zaman ayağının ağrıması ve en mühim şikâyeti de bilhassa üçüncü ve dördüncü parmaklarının harek-atlerinin tam olmaması ve ta:ıdit edilmiş olması ve bilhassa dördüncü parmak ucunun ağrılı olması idi. Benim hastayı gördüğüme göre hastanın ayağı tamamen iyi o-lacaktır fakat sol elinin ince hareketleri fazla ince hareketlerin inkapasitesi devam edecektir. Bu parmağın ucunun kemikten dolayı ve mafsalların istifnesine bağlıdır.
S.Bu hastanın elini kullanma kabiliyetine herhangi bir etki yapar mı parmaklarının bu -şekilde olması?
C. İnce hareketleri yaptığı zaman etki yapar.
S.Bu griping power (yoklama gücü) arada bir mahdudiyet olacak mı?
C. Vardır.
S.Bu hastanın herhangi bir iş yapmama devresini kaza tarihinden itibaren kaç zaman tesbit edersiniz?
- C. 6 ay işten uzak kalmasını tavsiye ettik."
Bidayet Mahkemesi davacının bedenen düçar olduğu hasar, çekmiş olduğu ve çekeceği sızı ve rahatsızlıklar ve hayat nimetlerinden mahrum olduğu için genel tazminat olarak K.L.750.- vermiştir. İstinaf eden te-spit olunan işbu K.L.750.-nın çok az olduğunu iddia etmiştir.
Bidayet Mahkemesinin tespit ettiği herhângi bir zarar ziyanın miktarını değiştirmek için mahkemenin uygulaması gereken prensiplerde herhangi bir hata işlediği veya tespit olunan miktarın çok aı -veya çok fazla olduğu hususunda Istinaf Mahkemesinin ikna edilmesi gerekir. Davacının almış olduğu yaraları göz önünde tutarak tespit olunan K.L.750.genel tazminatın herhangi bir müdahaleyi gerektirecek kadar çok az olduğuna ikna olunmadık.
Yukarıda izah -olunan sebeplerden dolayı müşterek kusur hususunda yapılan istinaf kabul edilir. Genel tazminat ile ilgili yapılan istinaf ise reddolunur.
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu hükmün miktar ile ilgili olan kısmını tadil eder ve davalının verme-si emrolunan K.L. 821.500 mil yerine davalının davacıya K.L.966.500 mil ödemesine hüküm veririz. Aleyhine istinaf edilenin yani davalının istinaf masraflarını da ödemesini emreyleriz.
- Yüksek Mahkeme
22 Aralık 1972.
Full & Egal Universal Law Academy