- Hukuk İstinaf No. 24/74
(Dava No. 161/73; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet.
İstinaf eden: Erdoğan Cemal, Lefkoşa.
- ( Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Mustafa, Kandu, Limasol.
(Davacı)
- a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Gürsel E. Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: H. Cahit Yılmazoğlu.
Trafik Kazası - Yaralanma - Yaralanmadan doğan özel ve genel tazminat talebi.
-
Mûterafik Kusur - Davalıda müterafik kusur bulunmaması.
Hukuk Usulü - İstinaf - Özel ve Genel Tazminat aleyhine istinafGenel tazminatın aşikâr surette az olması ve Yüksek Mahkemece yükseltilmesi.
OLAY: Davacı motosikleti ile tarafında seyrederken arabas-ı ile karşıdan gelen Davalı aniden Davacının önünü keserek kazaya neden oldu. Kaza sonucu yaralanan Davacı Davalıdan tazminat talep etti.
Davalı müdafaasında Davacının kazaya büyük oranda katkıda bulunduğunu öne sürdü.
İlk Mahkeme, kazanın Davalının dikk-atsizliğinden meydana geldiği ve Davacının herhangi bir müterafik kusuru olmadığı kanaatine vardı ve Davacı lehine K.L.406.600 mil özel ve K.L 500.- genel tazminata hükmetti.
Davalı İlk Mahkemenin Davacıda herhangi bir katkısal kusur bulmamakla hata ettiğ-ini ileri sürerek hükmü istinaf etti. Davacı da mukabil istinafla hükmedilen tazminatın az olduğunu ve İlk Mahkemenin istikbalde yapacağı tedavi masraflarını dikkate almamakla hata ettiğini ileri sürdü.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, kazanın aniden meydana geldiğ-ini ve Davacının kazayı önlemek için herhangi bir hareket yapacak durumda bulunmadığını göz önünde bulundurarak Davacıda herhangi bir kusur bulunmadığı sonucuna vardı.
Davacının zirai kazanç kaybı, için hükmedilen tazminatın fahiş olmadığı ve bu nedenle m-üdahaleyi gerektirmediği görüşüne varan Yüksek Mahkeme istinafı reddetti.
Davacının yaraları ile 6-8 ay kadar çektiği sızı ve ızdırap dikkate alındığında genel tazminatın az olduğu iddiasını içeren mukabil istinafın kabul edilmesi gerektiği kanısına varan -Yüksek Mahkeme, genel tazminatı yükseltirken ileride yapılacak tedavi masraflarının da genel tazminata dahil edilmesi gerektiğini belirtti ve bu masrafı da dahil ettikten sonra genel .tazminatı K.L.500.-den K.L.650.-ye yükseltti.
_________________________-_
H Ü K Ü M
M. Necati Münir Ba kan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Ahmet Izzet verecektir.
Ahmet İzzet: Davacı 1 Eylül 1972 tarihinde Lefkoşa'da Kennedy Caddesinde BM 144 plâka numara.lı motosikleti ile Çağlayan istikametinde giderken karşı taraf-tan EY 817 plâka numaralı arabası ile gelen davalının ani olarak Shell benzin istasyonuna dönmek istemesi üzerine aralarında bir çarpışma olmuş, bunun neticesi davacı yaralanmış ve motosikleti de hasar görmüştür.
19 Şubat 1973 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahke-mesinde dosyaladığı bir dava ile davacı davalının dikkatsiz araba sürdüğünü iddia ederek zarar ziyan talep etmiştir. Davalı ise kendisinde herhangi bir dikkatsizlik olmadığını ve kazaya davacının büyük miktarda katkıda bulunduğunu iddia etmiştir. Davalı ke-ndi arabasına olan hasar için bir mukabil talepte bulunduysa da duruşmada bu talebini ileri sürmemiştir.
Bidayet Mahkemesi davalının mezkûr tarihte arabasını dikkatsiz sürdüğü ve davacının da herhangi bir müterafik kusuru olmadığı kanaatına vararak davacı- lehine K.L.406.600 mil özel ve K.L.500.genel yekün K.L.906.600 mil zarar ziyan için hüküm vermiştir.
Davalının mesuliyeti hakkında herhangi bir istinaf sebebi yoktur. Davalı yalnız, 1. istinaf sebebi ile davacının da ihmalkârlığı (contributory negligence-) olduğunu iddia etmiştir. Diğer bir istinaf sebebi de Bidayet Mahkemesinin kestiği özel zarar ziyanın şahadetle desteklenmediği hususundadır.
Davacı mukabil bir istinaf ile Bidayet Mahkemesinin kestiği genel tazminatın, davacının yaraları, çektiği ızdıra-p ve kaza tarihi ile karar tarihi arasında geçmiş bulunan zaman nazara alındığında çok düşük olduğunu ve Bidayet Mahkemesinin davacının tüm tedavisi için istikbalde yapması gereken masrafları nazarı itibara almadığını iddia etmiştir. Mukabil istinaf lâyiha-sında özel tazminatın az olduğu hakkında iddia varsaydı da bu iddia. istinafın duruşmasında geri çekilmiştir.
Davacı 47 yaşında ve evlidir. Esas mesleği çiftçilik ve bahçecilik olmakla beraber kaza tarihinde mücahitlik yapmakta ve boş zamanlarında icar et-tiği tarlalarda bostan ve zerzevat ekmekteydi.
Kazanın olduğu yerde yolun genişliği 28 ayak 6 inçtir. Kaza yerinde ölçü alan Polis Eri 1620 Selçuk İsmail'e göre Atatürk anıtı istikametinden Çağlayan istikametine doğru gidildiğinde Shell Benzin istasyonuna- gelmeden önce Polis Evlerine giden bir yol olduğunu, bu yolun hemen bitişiğinde Shell Benzin İstasyonu olduğunu, kazanın bu istasyonun birinci girişinde olduğunu, çarpışma noktasının sol tarafında kaldırım olmadığını, sadece Shell benzin istasyonuna ait ç-içek ekili bir yer olduğunu ve çarpışma noktasının Polis Evlerine giden yolun batıya doğru olan köşesinden 37 ayak 2 inç mesafede olduğunu söylemiştir. Çarpışma noktasından yolun sol tarafına olan mesafe 4 ayaktır. Her iki istikamette görüş mesafesi 100-15-0 metredir.
Davacının Bidayet Mahkemesinde verdiği şahadete göre, davacı Çağlayan istikametine doğru yolun sol tarafında 20-25 mil süratle ilerlerken, karşıdan gelmekte olan bir araba gördüğünü, boru çalmadan ve hiçbir işa.ret vermeden bu arabanın Shell b-enzin istasyonuna ani olarak döndüğünü, bunu görünce boru çaldığını fakat bunu hiç nazarı dikkate almadan davalının kendisi ile çarpıştığını, kendisinin kazayı önlemek için herhangi bir hareket yapmağa vakit bula.madığını, zaten yolun dışında kaldırım ve d-irek olduğunu söylemiştir. İstintakı esnasında kendisinin de ihmalkârlığı olup olmadığı hakkında sorulan suale davacı şöyle cevap vermiştir (s.24):
"S. Sen bu motorunla kaza. yerine geldiğin zaman ne kadar uzakta gördün sen davalıyı?
C.Ta bundan karşıya -ki gördüm gelirdi tarafından kendi gelince tekmil yanımıza bunun şeyi kadar gelince o kadar mesafeden kesti ve çıktı üzerimize.
S.Sen boruyu çalmağa başlayacağında yolun öbür tarafından niçin gitmedin?
C. Gördüm artık sekiyi kaçabilirdim oradan?
S.Sekini-n yariında gördüğünde sen daha kolay dümeni keser motorunun hemen öbür tarafa niye kesmedin sağ tarafa:
C. Sağ tarafa kesince çıkacağım üzerine ben kendim yine. S. Niçin süratlenmedin geçesin.
C.Nasıl süratleneyim madem giderim doğru yolumda ve kendi geli-r ve çıkar üzerime, kaçamazdım.
S. Sağdan geldi çıktı üzerine?
C. Tabii.
S. Ben sana. derim ki sen doğruyu söylemezsin o saat dönmek için yolun ortasında sürerdi ve vurdun üzerine.
C. Hiç olur.
S. Ben sana öyle iddia ederim.
C. O vurdu bana motora tekmil -ben kaldırımın yanında idim tekmil kenar giderdim ve geldi vurdu bana kaçamazdım nereye gidecektim.
S. Ve sen dikkatli olsaydın bu kaza olmayacaktı.
C. Ne yapacaktım.
S. Çünkü sana trafik şeylerini yaktı ve sen onları görmedin.
C. Hiç işaret vermedi."
Da-vacının şahit olarak çağırdığı ve Bidayet Mahkemesinin bitaraf olarak şahadetine inandığı Hüseyin Hasan, kaza olmadan ewel arabası ile davalıyı takip ettiğini, aralarında 25-30 ayak mesafe olduğunu, davalının Shell benzin istasyonuna giden iki yoldan ilkin-e girmeğe teşebbüs ettiğini, vazgeçtiğini, tekrar dümeni doğrultarak bu defa yolun ortasını alarak ilerlediğini, daha sonra ikinci giriş yanına geldiği zaman işaret vermeden sağa büktüğünü ve karşıdan gelen motorlu ile çarpıştığını söylemiştir. İstintakınd-a ise bu şahit şunları söylemiştir (s.39-40):
"XX: İlk dönme teşebbüsü yaptığı yerde sürücünün ne kadardı arasındaki mesafe motorlu ile, 100 metre var mı acaba?
C.Farkında değilim.
S.Sağa dönecekti biz iddia ederizki trafikatörünü yakmıştır.
C.Hayır-. Böyle bir şey yapmadı sağa dönecek diye hiçbir işaret vermedi çünkü ben
arkasında idim.
S.Sizce kaç dakika veya saniyegitti yolun ortasında veya yolun sağında?
C.Ne kadardı oradaki mesafe 20-25 milgittiğine göre kaç dakika eder.
S.-Ne kadar mesafe vardı birincigiriş yerinden öteki giriş yerine?
C.70-80 ayak vardı.
S.Bu motorlu da ilk giriş yerinden ki bu şoför dönmeğe çalıştı başladı boru çalmağa
değil mi?
C.İkinci defa.
S.Yolun ortasından gittiği zaman o vakit b-aşlamadı çalmağa boruyu bu motorlu?
C.Gelmeden yola giriş şeyine girmeden büktü zaten adam.Arabanın içinde sanki şoför
yokmuş gibi giderdi eğer o arabanın içinde zerre kadar anlayan birisi olmuş olsaydı
şoförlükten ya freni çekip duracak yah-ut bir şey yapması lâzımdı bu adam hiçbir şey
yapmadan gitti vurdu.
S.Bu adamın ilk sağa dönmek istediğini ve yolun ortasın-
da devam etmesini karşıdan gelen bir motorlu göremez miydi sence?
C.Belki görür.
S.Görülürdü, yol açıktı orda başk-a bir vasıta da yoktu önde.
C.Açıktı, ne bilecekti ondan sonra bükeceğini adamın.
S.Karşıdan gelen bir şahıs yolun ortasında giden bir vasıtayı göremez mi?
C.Görür.
S.Ona göre tedbir alması lâzım değil mi?
C.Adam nasıl tedbir alacak o saat madem h-erif fırsat vermedi.
S.Bu adam motorla sol tarafa dönebilir miydi sence orda?
C.Dönemezdi çünkü seki vardı.
S.Sence bu boru çalması uzun sürdü yoksa kısa?
C.Epey sürdü. Adam doğru giderken büktü içeriye girsin, adamın önünü kesince
boruyu- çaldı kendisine adam anladı ki artık tehlike olacak ki boru çaldı devamlı
kendisine. Kaçacak yeri yoktu çünkü orada seki vardı.
S.Ben iddia ederim ki sen bu olayı iyi görmedin çünkü sen de dalgındın o vakit ana yola çıktın.
C. Hiç olur iyi -görmedim. Çok iyi gördüm." Davalı şahadet vermemiş ve şahit çağırmamıştır.
Yukarıda iktibas edilen pasajlardan görülecektir ki kaza o kadar ani olmuştur ki davacı kazayı önlemek için herhangi bir harekette bulunamazdı. Bu sebeple davacının kazaya herhangi- bir katkısı bulunmadığı kanaatındayız.
2. istinaf sebebi olarak da.valı avukatı Mahkemenin davacıya ziraattan kaybettiği kazanç için verdiği K.L.200.- üzerinde durmuştur. Özel zarar ziyanın diğer kısımları istinaf konusu edilmemiştir. Davalı avukatı dava-cının Talep Takririnin 5(c) paragrafında 1972 senesi için bostan zararı için K.L.100.-, 5(d) paragrafında 1973 senesi için bostan ve "ekstra işler"den gelir kaybı olarak K.L. 300.- talep ettiğini, şahadetinde ise bostana ilâveten başka mahsullerden de bahs-ettiğini, Bidayet Mahkemesinin bostandan davacının hiçbir tane bile toplamadığı ve bütün mahsulün zay olduğu hakkında söylediklerine inanm adığını ve K.L.200.- tazminat vermekle hata ettiğini iddia etmiştir.
Dava lâyihaları ile davacının şahadeti arasında- bazı tutarsızlıklar olmakla beraber verilen zarar ziyanın hem 1972 ve hem 1973 yılı için olduğu göz önünde tutulduğunda K.L.200.-nın fahiş olmadığı ve şahadetle desteklendiği kanısındayız.
Bu sebeplerden dolayı istinaf reddolunur.
Mukabil istinafla dava-cı, leyhine verilen K.L.500.- genel zarar ziyanın az olduğunu iddia etmiştir.
Kaza neticesi davacının sağ üst kolu (humerus), sağ bacağının alt kısmı (tibia) ve sağ el baş parmağı kırılmış ve kafa traumasına bağlı sağ pariyetal bölgesinde geniş hematom me-ydana gelmiştir. Davacı hastahaneye alındıktan sonra kolu ve bacağı alçıya konmuş ve hastahanede üç hafta kadar kaldıktan sonra taburcu edilmiştir. Davacı şahadetinde 2-3 ay el ve ayağını hiç kullanamadan, bundan sonra da değnekle yürüyerek bir buçuk ay da- böyle devam ettiğini söylemiştir. Tedavisinin ne zaman tamamlandığı hakkında kesin şahadet olmamakla beraber, Mahkemeye ibraz ettiği ilmühaberlerden tedavi için Lefkoşa'ya 11 Nisan 1973 tarihine kadar geldiği görülmektedir. Davacıyı Bidayet Mahkemesi duru-şmasından bir gün önce muayene eden Dr. Erdinç İnan'ın bulguları Bidayet Mahkemesi tarafından şöyle özetlenmiştir:-
"Sağ dirseğin ekstansiyon hareketi 5 derecelik bir ekstansiyon mahdudiyeti bıraktığını, kırıkların normal surette kavuştuğunu, koldaki 5 de-recelik mahdudiyetin %10 bir incapacite vücuda getirdiğini, sağ bacakta adrofi durumu mevcut olduğunu, yapılacak fizik tedavisi ile bacağın kuwetlendirileceğini, davacının sağ eli parmaklarındaki uyuşukluğun dirsekte husule gelen ekstansiyon mahdudiyeti ve- o bölgeden geçen sinirler üzerinde yaptığı menfi etki dolayısıyle olabileceğini, bu ekstansiyon mahdudiyetin harici olduğunu, bu gibi kırıklara sahip olan bir şahsın 6-8 ay arasında sızı ve ızdırap duyduğunu, ancak bugünkü durumu ile davacının mesleği ola-n bahçeciliği yapabileceğini bu şahit ifade etmiştir. Davacının 16 seanslık fizik tedavisine ihtiyacı olduğunu belirtmiştir."
Davacının almış olduğu yaraları, 6-8 ay kadar çektiği sızı ve ıztırabı nazarı itibara aldığımızda Bidayet Mahkemesinin kestiği K-.L.500.- tazminat kanaatımızca azdır. Fizik tedavisi için davacınının ileride yapacağı K.L.4B.- masrafın tazminata eklenmesi gerekir. Bunu yapmak için müdahale ederken genel tazminatı da çoğaltarak tüm genel tazminatın K.L.650.-ya yükseltilmesini uygun gör-dük.
Netice itibarı ile istinaf reddolunur. Mukabil istinaf kabul edilerek Bidayet Mahkemesinin kestiği K.L.500.-, K.L.650.- olarak tadil edilir, ve K.L.406.600 mil özel tazminat ile beraber davacıya ödenecek olan tüm tazminat miktarı K.L.1056.600 mile ta-dil edilir.
İstinaf masraflarının istinaf eden tarafından ödenmesi emrolunur.
M. Necati Münir,
Başkan.
Ülfet Emin,
- Hâkim.
Ahmet İzzet,
Hâkim.
17 Mayıs, 1975.
Full & Egal Universal Law Academy