-Hukuk İstinaf No. 27/71
(Dava No. 298/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkari, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Nazife Yüksel
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Kemal Kokkoz
(Davalı)
arasında
İstinaf ederi namına: Fuat Vez-iroğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz tarafından Hasan Murat.
Hukuk Usulü - Şahadet - İlk Mahkemenin şahitlere inanıp inanmamasına ilişkin bulgulara Yüksek Mahkemenin genellikle müdahale etmemesi - Yüksek Mahkemenin müdahale edebilmesi için -İlk Mahkemenin verdiği gerekçelerin makul olmaması veya yeterli şahadetle desteklenmemesi gerekir.
Hukuk Usulû - Şahadet - Davacının iddialarını ispat yükümlülüğü.
Hukulc Usulû - Şahadet - Davacının şahadeti ile talep takriri ve tafsilâtının bağdaşmaması-.
Hukuk Usulü - Şahadet - Davacının önemsiz konularda çelişkiye düşmesi - Paranın ne zaman verildiği ve ödeneceğine ilişkin şahadetin önemli olması.
OLAY: Davacı Davalıya borç para verdiğini iddia ederek bu parasının ödenmesini talep eden bir dava açti.
-Davalı Davacıdar borç para aldığını kabul etmedi ve paranın kendisine ne zaman verildiği hususunda daha fazla tafsilât istedi. Davacı paranın Davalıya ne zaman verildiği hususunda kesin bir tarih veremedi.
İlk .Mahkeme Davacının şahadetinin talep takriri -ve tafsilâtta ileri sürülen iddialarla bağdaşmadığını belirtti ve Davacının şahadetine inanmayarak davayı reddetti.
Davacı İlk Mahkemenin Davacı ve şahidine inanmamakla ve önemsiz şahadete gereğinden fazla değer vermekle hata ettiğini ileri sürerek istina-f etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme paranın ne zaman verildiği ve ne zaman ödeneceğine ilişkin iddiaların önemli olduğunu ve İlk Mahkemenin bulgularına müdahale etmek için herhangi bir neden bulunmadığını belirterek istinafı reddetti.
HÜKÜM
-M. Necati Münir, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Üye Ülfet Emin Bey okuyacaktır
-
Ülfet Emin, Üye:
Davacı davalının kayın validesidir. Davacı takriben 1969 yazında davalıya borç olarak K.L.100.- ve bilâhare K.L.lO.- daha verdiğini ve davalının K.L.100.-lık borcunu birkaç ay zarfında K.L.5O.-lık taksitlerle ve K.L.lO.-yı da ilk talepte -ödeyeceğini kabul ettiğini iddia ederek davalının aleyhine 298/70 numaralı davayı ikame etti. Davalı dosyaladığı müdafaa takririnde davacıdan 1969 yaı aylarında veya başka herhangi bir zamanda K.L.110.- veya başka herhangi bir miktar para borçlandığını red- ve inkâr eyledi.
Davalı K.L.100.- meblağın Talep Takririnde 1969 yazında verildiği hususunda davacıdan daha fazla tafsilât talep etmiş ve davacı verdiği tafsilâtta işbu K.L.100.-nın kati olarak hangi ay verildiği bilinmemekle beraber 1969 yılının takribe-n Ağustos ayında verildiğini bildirmiştir. İşbu K.L.100.-nın davacının iki kızının huzurunda verildiği de ayrıca tafsilâtta belirtilmiştir.
Davacı davasını ispat etmek için bizzat kendisi şahadet vermiş ve bir de şahit çağırmıştır, davalı da Müdafaasını i-spat etmek için bizzat kendisi şahadet vermiştir. Bidayet Mahkemesi her iki tarafı dinledikten sonra davacının verdiği şahadete inanmamış ve davacının talebini reddetmiştir. Davacı Bidayet Mahkemesinin şahadeti değerlendirmekte ve davacıya inanmamakla ve t-üm şahadet muvacehesinde davacı leyhine karar vermemekle ve esasa müteallik olmayan şahadete haddinden fazla değer vermekle hata işlediğini ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eylemiştir. Bidayet Mahkemesi hükmünü verirken davacının şahadetini niçin tatm-inkâr bulmadığı ve davacının şahadetine niçin inanmadığı hususunda birçok sebepler vermiştir. Bu sebeplerin başlıcaları şunlardır: Davacı Talep Takririnde K.L.100.-yı davalıya takriben Ağustos 1969 tarihinde verdiğini iddia etmiş, halbuki şahadet verirken -davacı K.L.100.-yı davalıya Temmuz 1969'da verdiğini ifade eylemiştir. Şahit bilâhare istintakında K.L.100.parayı Lefkoşa Türk Bankasındaki hesabından çektiğini, parayı çektikten 2 gün sonra davalıya verdiğini, çektiği gün Cumartesi olduğunu, bunu iyi hatı-rladığını ve Pazartesi de davalıya ödediğini ve ödediği zaman yanında iki kızının hazır bulunduğunu ifade etmiştir. Diğer taraftan davacının şahidi Banka memuru, davacının 9.6.1969 tarihinde bankadan K.L.100.çektiğinl söylemiştir. 9.6.1969 tarihi ise Cumar-tesi günü olmayıp Pazartesi gününe rastlamaktadır. Ödeme şekli hususunda ise davacı Talep Takririnde K.L.100.-nın birkaç ay zarfında K.L.SO.-şer liralık taksitlerle ödeneceği belirtilmekle beraber, daha sonra verilen tafsilâtta ilk taksidin K.L.100.-nın al-ınmasından takriben 2-3 ay zarfında ödeneceği belirtildiği görülmektedir. Davacı şahadetinde ise davalının parayı 2 ödemede vereceğini söylediğini iddia etmiş ve 2 ödemeden Madende yapılacak iki ödemeyi kastettiğini söylemiştir. Davacı şahadetinde davalını-n her ödemede K.L.4O-42-45.- aldığını, fakat her ödemede K.L.5O.- ödeyerek K.L.100.-yı kapatacağını ifade etmiştir.
Bidayet Mahkemesi davacının şahadetinin Talep Takriri ve tafsilâtında ileri sürülen iddialarla bağdaşmadığını, şahadet ile Talep Takriri ar-asında paranın verildiği ve ödeneceği zaman hususunda tenakuzlar mevcut olduğunu nazarı itibara alarak davacının şahadetine inanmamıştır. Bidayet Mahkemesi davacının şahadetine inanmamaya ek sebep olarak da davacı parayı verirken iki kızının hazır olduğunu- iddia ettiği halde bunların veya herhangi birisinin şahadet vermek üzere Mahkemeye celbedilmemesini göstermiştir.
Davacı davasını kazanabilmesi için Mahkemeye K.L.100.-yı davalıya verdiğine dair tatminkâr ve yeterli şahadet vermesi gerekirdi. İspat külfe-ti davacıya düşer. Bidayet Mahkemesinin şahitlere inanıp inanmama hususunda veya şahitlerin şahadetini değerlendirirken vardığı bulgulara genellikle Yüksek Mahkeme müdahale etmez. Mamafih, Bidayet Mahkemesinin, şahadeti değerlendirirken ve şahitlere inanıp- inanmama hususunda, verdiği gerekçeler gayri makul ve yetersiz ise Yüksek Mahkeme bu gibi bulgulara müdahale edebilir. Verilen tüm şahadet ışığında' Bidayet Mahkemesinin vardığı bulgular yeterli derecede şahadet tarafından desteklenmiyorsa Yüksek Mahkeme -yine müdahale edebilir. Ancak varılan bulguların gayri makul olduğunu veya bulguların tüm şahadet tarafından yeterli derecede desteklenmediği hususunda istinaf edenin Yüksek Mahkemeyi ikna etmesi gerekir. Bidayet Mahkemesi şahitlerin tavır ve hareketlerini- ve şahadetin yukarıda belirtilen tenakuzlarını göz önünde tutarak davacının şahadetini tatminkâr bulmamıştır. İstinaf eden bu tenakuzların esasa müteâllik olmadığını iddia etmiştir. Kanaatimizce bu tenakuzların çoğu esasa mütealliktir. Meselâ paranın ne z-aman verildiği ve ne zaman alınacağı hususları esasa müteallik hususlardır ve bu hususlarda tenakuzlar rrevcuttur. Buna ilâveten K.L.100.-nın verildiği gün iki şahsın hazır bulunduğu öne sürülmekle beraber bu şahitlerin her ikisinin veya herhangi birisini-n çağrılıp şahadet vermemesi hususunun Bidayet Mahkemesi tarafından nazarı itibara alınması da hatalı değildir. Davacının ispat külfetini yerine getirebilmesi için davasını destekleyecek bütün şahadeti, gerek direkt gerek indirekt şahadeti Mahkemenin huzur-una getirmesi gerekir. Mahkemeyi tatmin etmek davacıya düşer. Kanaatimizce verilen şahadet ışığında Bidayet Mahkemesinin şahadet ve şahitler hususunda vardığı kanaat hatalı değildir. Bidayet Mahkemesinin kanaatını destekleyecek kâfi derecede şahadet mevcut-tur.
Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı istinaf reddolunur. Davacı ile davalının akraba olduklarını ve bu davadan ewel ve davadan sonra aileleri arasında cereyan eden bütün ahvali nazarı itibara alarak istinaf masrafları için herhangi bir emir ver-memeyi uygun gördük.
Yüksek Mahkeme
9 Aralık 1971
76
Full & Egal Universal Law Academy