-Hukuk İstinaf No. 28/72
(Dava No. 454/70; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M.Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf edenler:l. Toros Trikotaj ve İç Çamaşırı Şirketi
2. Hasan Hilmi Ali
3. Must-afa Salih
(Davalılar)
ile
Aleyhine istiriaf edilen: Nevin Ahmet, Fota
(Davacı)
arasında
İstinaf edenler namina: A.M.Berberoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Metin A. Hakkı
Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasası - İş kazasından doğan taıminat t-alebi.
Yaralanma - Elin kaza sonucu yanması - Elin %95 iktidarsız hale gelmesi.
İş Kazası - İş kazasında kusurun saptanması.
Kusur - İş kazasında kusur saptanması.
Fasıl134 Fabrikalar Yasası - Fabrikalar Yasasının 21(1) maddesinde öngörülen kanuni v-azifeler - Makinenin tehlikeli kısmı - Tehlikeli kısmın kapatılması veya güvenliğinin sağlanması gereği.
Tehlikeli Makine - Makinenin tehlikeli kısmı - Bir makine makul surette iş yapan herhangi bir şahsa zarar verebilecek nitelikte ise tehlikeli sayılır-.
İşverenin makinelerin giıvenliğindeki sorumluluğu.
Fasıl 188 İşçi Tazminat Yasası - İş kazası - İş kazasında sadece bu yasaya dayanarak tazminatın belirlenmemesi.
Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasası - Yasanın 62. maddesi - Hem Haksız Füller Yasası hem -de İşçi Tazminat Yasası altında çifte tazminat alınamaması.
Fasıl148 Haksız Fiiller Yasası - Yasanın müterafik kusurla ilgili 57 ve diğer maddelerinin kanuni vazifeleri ifada kusur edilen halleri de kapsaması.
Kanuni vazifeleri ifada kusur - Yasanın kor-uyucu hükümlerine aykırı davranışların kanuni vazifeleri ifada kusur sayılması.
Müterafik Kusur - Müterafik kusurun işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaması.
OLAY: Davacı Davalıların fabrikasında ütü kısmında çalışırken elini ütü makinesinin silindir-leri arasına kaptırdı ve bir eli tamamen yandı.
Davacı kazanın Davalıların ihmal ve dikkatsizliklerinden ileri geldiğini iddia ederek özel ve genel tazminat talep etti. Davacı, Davalıların ütü makinesinirı tehlikeli kısı-mlarını kapatmadıklarını, arıza ha-linde makineyi otomatik durdurabilecek cihaz koymadıklarını ve makinenin kullanışı hakkında çalışanlara yeterli bilgi ve eğitim vermediklerini iddia etti.
Davalılar kazanın meydana gelmesinde herhangi bir dikkatsizliklerinin olduğunu kabul etmediler ve ci-hazlarda son sistem emniyet tertibatı bulunduğunu, kazanın Davacının öğretilen ve uzun zaman tatbik edilen usulden ayrılarak hir eli ile ütü makinesinin kapağını tutup diğer eli ile kumaşı makineye yedirmeye kalkişmasından ileri geldiğini öne sürdüler.
İl-k Mahkeme makirıenin Fabrikalar Yasasının 26. maddesinde belirtildiği gibi otomatik bir cihaz ile donanmamış ve tehlikeli olduğunu ifade etti ve Davalıların gerek Fasıl 134, Fabrikalar Yasasına gerekse "Common Law"a göre sorumlu olduğu sonucuna vardı. Kaza-da Davacının da dikkatsizlik ve ihmali olduğu kanısına varan İlk Mahkeme, bunun %33 oranınria olduğunu tespit etti. Sonuç olarak İlk Mahkeme tam mesuliyet esası üzerinden Davacı lehine ve Davalı aleyhine K.L.1174.500 mils ve dava masrafları için hüküm verd-i.
Davalılar, İlk Mahkemenin yürürlükteki mevzuat hüküm ve prensipleri hatalı uyguladığını ve tazminatın Fasıl 188, İşçi Tazminat Yasasına göre tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, bir makinenin herhangi bi-r kısmı, makul surette iş yapan herhangi bir şahsa zarar verebilecek nitelikte ise makinenin tehlikeli kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Fasıl 134 Fabrikalar Yasasının 26(1) maddesine göre ütü makinesinin kumaşı silindire yediren kısmının muhafazalı olm-ası veya bunun mümkün olmaması halinde o kısımla teması önleyen otomatik bir cihazın tedarik edilmesi gerektiğini belirten Yüksek Mahkeme dava konusu ütünün tehlikeli olduğu sonucuna vardı. Kazaya dikkatsizlikle katkıda bulunan işçinin fabrika sahibinin ka-nuni vazifelerini yerine getirme mükellefiyetini ortadan kaldıramayacağı kanaatine varan Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin tarafların kazadaki kusur oranları ile tazminat miktarında da hata yapmadığı kanısına. vardı ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yarg-ısal İçtihatlar:
l. Walker v. Elechley Flettons Ltd. (1937) 1 All E.R. s.170.
2. Reffel v. Surrey C.C. (1964) 1 W.L.R. s.358.
3. Boyle v. Kodak Ltd. (1969) 1 W.L.R. s.661.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1.Charlesworth On Negligence 5. baskı par-a.ll89 s.711, para.l2l6 s.724-725.
HÜKÜM
İstinaf edenler (davalılar) Lefkoşa'da bulunan Trikotaj Fabrikasının sahibidirler. Davalı 1, ortaklık şirketi olup davalı 2 ve 3 ise bu şirketin hissedarı ve müdürleri bulunmaktadır. Davalı 2, ayni zamanda, f-abrikada çalışan işçilerden ve bunların eğitim ve nezaretinden mes'ul şahıstır.
Aleyhine istinaf edilen (davacı) 24 yaşlarında bekâr bir kız olup ilk okulun 2. sınıfını bitirdikten sonra ilkin çobanlık yapmış, daha sonra da istinaf edenlerin fabrikasında -işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Kaza tarihinde fabrikada takriben 2 yıldan beri çalışmakta idi.
Aleyhine istinaf edilen, fabrikanın muhtelif kısımlarında çalıştıktan sonra ütü kısmına nakledilmişti. Ütüde çalışırken 17 Eylül 1969 tarihinde sağ eli ütü m-akinesinin silindirleri arasına kıstırılıp yanmış ve neticede aleyhine istinaf edilen bedeni hasara uğramıştır. Aleyhine istinaf edilen Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 454/70 sayılı istinaf konusu olan bu davayı ikame ederek kazanın vukuunu davalıların uhdelerin-e düşeni yapmamalarına ve davalıların dikkatsizliğine hamlederek istinaf edenlerden K.L.753.- özel ve K.L.1000.- genel zarar ziyan talep etmektedir. Talep takririnin 5. paragrafı aynen şöyledir:
"5. Davacı iddia eder ki bu olaya aşağıdaki sebeplere binaen -Davalılar sebebiyet verdi ve/veya bu olaydan mesuldürler, ve/veya bu olay Davalıların dikkatsizliği yüzünden oldu.
(a)Davalılar, tehlikeli' olan ve Davacıyı üzerinde çalıştırdıkları tehlikeli bir makineyi ve/veya makinenin tehlikeli kısımlarını kapatmadıl-ar.
(b)Söz konusu tehlikeli makineye herhangi bir arıza karşışısında makineyi otomatik olarak durdurabilecek bir emniyeti Davalılar koymadılar (otomatik stop motion).
(c)Davacıyı söz konusu makineyi kullanmazdan ewel ve/ veya mezkûr ütü makinesini çalışt-ırmazdan evvel kendisine kâfi derecede makine hakkında ve/veya makinenin kullanılışı hakkında talimat vermediler ve/veya alıştırmadılar ve/veya yetiştirmediler.
(d)Davalılar Davacıya işi sırasında lâzım olduğu şekilde nezaret etmediler ve/veya bakmadılar -ve/veya teftiş etmediler.
(e)Davacıya emniyetli bir iş sistemi temin etmediler (failed to provide the plaintiff with a safe system of work).
(f) Davacıya işi icabı lâzım olan aletleri vermediler (failed to provide the Plaintiff with the necessary tools).-"
İstinafın duruşmasında aleyhine istinaf edilen talep takririni, yeni 5A paragrafını ekleyerek, Yüksek Mahkemenin izni ile tadil etmiştir. Tadil edilmiş talep takririnin 5A ve 6. paragrafları aynen şöyledir:"SA. Alternatif olarak davacı iddia eder ki Dav-alı 2 ve/ veya bütün davalılar, Fabrikalar Kanunu Fasıl 134, madde 26(1) tahtındaki kanuni mükellefiyetlerini yerine getirmediler yani söz konusu makinenin tehlikeli kısmını kapatmadılar (failed to fence) ve otomatik durdurabilecek bir cihaz koymadılar (fa-iled to put an automatic stop motion) ve bunun neticesi olarak davacı zarara uğradı.
6. Davalıların bu dikkatsizliği ve/veya ihmalkârlığı ve/ veya kanuni vecibelerini yerine getirmemeleri yüzünden Davacı büyük zarar ziyan ve ızdıraba uğradı, ve tedavi maks-adı ile Londra'ya gitti ve/veya gitmeye mecbur oldu:
Tafsilât:
(i) Lefkoşa'da Dr. Akan Sonuç'a K.L.SO.- doktor parası. (ü) İngiltereye gitmezden evvel Kıbrısta ilaç parası K.L.10.-
(ii) Londra'ya gidip gelme masrafı K.L.200.
(iv) Londra'da Harley Street'de- bir mütehassısa görünme K.L.30.500.
(v) 4.11.69 ile 10.11.69 tarihleri arasında Londra'da hastahane parası
K.L.59.500 mils.
(vi)11.11.69 ile 17.11.69 tarihleri arasında Londra'da hastahane parası
K.L.59.500 mils.
(vii)18.11.69 ile 24.11.69 tarih-leri arasında Londra'da hastahane parası
K.L.59.500 mils.
Londra'da iken hastahaneye girmezden önce ve hastahaneden çıktıktan sonra kalma masrafı K.L.150.
X-Ray masrafları K.L.lO.-
(x)Davacının kazadan sonra davanın açıldığı güne kadar işleyemediği- ve kazanamadığı para olarak haftada K.L.2.750 mils zarar ve ziyan veya günlük kayıpları K.L.123.750 mils.
(xi)Davacı Temmuz 1970 de ikinci bir ameliyat için yine Londra'ya gitmeye mecbur olacak ve bunun için masraf olarak K.L.500.- masraf talep eder."
İs-tinaf edenler, müdafaa takririnde, kendilerinin dikkatsizlikte bulunduklarını veya mes'ul olduklarını kabul etmeyip, kazanın aleyhine istinaf edilenin dikkatsızlığına mebni olduğunu iddia ettiler. Müdafaa takririne göre aleyhine istinaf edilen kendine öğre-tilen ve uzun zaman tatbik ettiği usulden ayrılarak, bir eli ile ütü makinesinin kapağını tutup bir eli ile kumaşı makineye yedirmeye kalkışmış olduğu içindir ki kaza vukubulmuştur. Yine müdafaa takririnde istinaf edenler tarafından ileri sürülen iddialara- göre mezkûr makinede teknolojinin en son tedbir tertipleri ve otomatik durdurma düğmesi mevcut olduğu gibi basit ve tehlikesizdir ve aleyhine istinaf edilenin gerektiği şekilde eğitilmiş olup nezaret altında bulunmuştur.
Yüksek Mahkeme istinafın duruşmas-ı sonunda tarafların avukatları ile birlikte trikotaj fabrikasını ziyaret ederek mezkûr ütü makinesini yerinde tetkik etmiştir. Mezkûr ütü makinesinin üst kısmında iki kalender silindir bulunmaktadır. Kumaş dönmekte olan silindirlerin arasından geçerek ütü-lenir. Silindirlere gitmekte olan buhar akımı mevcut olduğu için silindirler sıcak olup temas halinde bir şahsın elini yakabilir. Çalışmakta olan makineyi durdutmak için sağ ve solda basılmak sureti ile kullanılabilen birer düğme mevcuttur. Makineyi kullan-mazdan önce ilk önündeki kapak açılır ve açık durabilmesi için gerekli iki kol yerine takılır. Kapak iki kolun üzerinde durdutulduğu takdirde düşmez. Lâkin içeriden yukarıya doğru tazyik gördüğü takdirde düşer. Ütülenecek kumaş ilkin yarım halka şeklinde b-ir madeni çubuğa geçirilir ve ondan sonra makineye yani silindirlere yedirilir. Normal şekilde yedirme iki elle bezi kenarlarından silindirlere doğru itmekle yapılır. Kumaş silindirlerin arasına geçip de ütülenmeye başlayınca kapak kapatılabilir.
Mevzuu b-ahis kazanın 17 Eylül 1969 tarihinde vukubulduğu gün aleyhine istinaf edilen ütülemek üzere bir top kumaşı makineye yedirirken silindirler, kendi tabiri ile, sağ elini kaptı. Aleyhine istinaf edilen, eli dönmekte olan silindirlerin içine girince yardım içi-n bağırmaya başladı ve oraya birkaç işçi kız koştu, fakat davacının elini kurtaramadıkları için istinaf eden 2'ye haber verdiler. İstinaf eden 2, yetişip makineyi geriye işletmek suretiyle aleyhine istinaf edilenin elini dışarıya çıkarabildi. İstinaf eden -2 oraya vardığında ütü makinesinin kapağının aleyhine istinaf edilenin eli üzerine bastırılmış olduğunu ve aleyhine istinaf edilenin "aman elim" diye bağırdığını görüp işitti.
Aleyhine istinaf edilen kazaya uğradığı gün Genel Hastahanenin ilk yardım şubes-ine götürülmüş ve orada eli ilâçlanıp sarıldıktan sonra köyüne gönderilmiştir. Betekrar ilâçlanıp sarılması için 1-2 defa bu şekilde ilk yardıma gitti. Üçüncü defasında, takriben 25 Eylül 1969'da Doktor Sonuç'a havale edildi ve bunun üzerine bir müddet Gen-el Hastahanesinde yattı. Ondan sonra doktorun tavsiyesi üzerine İngiltereye gitti ve orada 3 ay kalıp ameliyat edilip tedavi gördü ve geri döndü. Aradan bir müddet geçtikten sonra yine tıbbi tavsiyeye uyarak betekrar İngiltereye gitti ve orada 4 ay kadar k-alıp yine ameliyat edilip tedavi gördü. İngiltereden her iki dönüşünde doktor Sonuç'un kontrol ve tedavisi altında bulunduruldu. Aleyhine istinaf edilen ancak genç ve cahil bir kız olduğu ve sakat bulunduğu cihetle İngiltereye gidişinin birinde kendine bab-ası, ikincisinde de annesi refakat etmek mecburiyetinde kaldı. Doktor Sonuç'un Bidayet Mahkemesinde verdiği şahadete göre aleyhine istinaf edileni ilk gördüğünde sağ elinde ve avucunda birinci ve ikinci derecede yanık mevcuttu. Birinci derecede yanık avucu-nun ortasından distal kısmı yani falankslara doğru idi ve başparmak hariç diğer parmakların falanksları yanıktı. İkinci derecede yanık ise avucunun ortasından bileğe doğru idi. Hastahaneye yatışının 3-4. gününde bu yanmış olan kısımlar tamamen açıldı ve pa-rmakları oynatan tendonlar ve adale uçları dejenere olup çalışmaz hale girdi. Ciltten kemiğe kadar tendon kısımları nakroz olmuş vaziyette idi. Bu durumda aleyhine istinaf edilenin elinin kesilmesi zarureti mevzuu bahis oldu. Bunun üzerine doktor zaruri gö-rdüğü cihetle aleyhine istinaf edilene İngiltereye tedaviye gitmesini tavsiye etti ve aleyhine istinaf edilen de gitti. İngiltereye yapmış olduğu birinci gidişinde gördüğü tedavi esnasında aleyhine istinaf edilenin eline budundan et aşıladılar. Bir müddet -sonra geri döndüğünde Dr. Sonuç aleyhine istinaf edilenin elinin gerekli bir şekilde ameliyat edilmiş olduğunu fakat henüz yaraların kapanmamış bulunduğunu müşahade etti. Burada kendine gerekli pansuman ve kontrolu yaptı. İngiltereye ikinci gidişinde aleyh-ine istinaf edilenin eline yine et aşısı yapıldı ve betekrar dönüşünde doktor Sonuç kendine fizik tedavisi yâptı. Aleyhine istinaf edilenin doktor Sonuç'un Bidayet Mahkemesinde şahadet verdiği zamanki son durumu şöyle idi: 4 parmağının bütün falanksları am-pute edilmiştir, geriye kalanlar da çok az hareketlidir. Baş parmağı kısmi olarak vazıfesini yapabiliyor. Şahadet, orta ve yüzük parmaklarının takriben 1 1/2 falanksı ampute edilmiştir. Küçük parmağının ise 2 1/2 falanksı mevcuttur. Davacı sağ eli ile birş-ey tutup kavrayamaz ve kaldıramaz fakat temas olarak kabul edildiği takdirde, el sıkışması yapabilir. Dr. Sonuç'un şahadetine göre, aleyhine istinaf edilenin duruşma günkü durumu ile, sağ elini hemen hemen kullanamaz ve eli için hemen hemen tam bir iktidar-sızlık mevcuttur denebilir. Doktorun takdirine göre iktidarsızlık derecesi %95'dir. Aleyhine istinaf edilen de şahadetinde sağ eli ile çalışamadığını söylemiştir.
Bidayet Mahkemesi hükmünde kazanın nasıl vukubulduğu hakkında, kazayı sadece gören aleyhine -istinaf edilenin kendisi olduğuna işaret ederek ve aleyhine istinaf edilenin bu hususta söylediklerinin doğruluğuna inanarak, mezkûr ütü makinesinin kapağının açık ve tutturulmuş vaziyette iken kumaşı iki eli ile yedirmeye çalışmış olduğuna göre aleyhine i-stinaf edilenin kumaşı yedirmek için yukarıya silindirlere doğru iterken sağ eli- tarafından lîızumundan fazla yukarıya itmiş olması gerektiğini ve bu şekilde eli, dönmekte olan silindirlere kadar gelmiş ve silindirler tarafından kapılıp yanmış olduğu bulg-usuna varmıştır.
Bidayet Mahkemesi hükmünde mezkûr ütü makinesinin tehlikeli olup olmadığı hususunda şu kanaata varmıştır:-
"Ütü makinesinin tehlikeli bir makine olduğunu davacı tarafı iddia etmişse de davalılar makinenin basit ve tehlikesiz olduğunu iddi-a etmiştir. Kumaşı yedirmekte olan el ve ellerin, şu veya bu şekilde silindirlere kadar gitmesi ve böyle bir halde silindirlerin bunları kaparak yakması müşkül olmayıp kolaylıkla vukubulabilir. Bu da makinenin tehlikeli olduğunu göstermektedir. Tabüdir ki -tehlikenin de derecesi olduğu için makineden makineye tehlike derecesi çok veya az olabilir. Mevzuu bahis makinenin de pek çok tehlikeli olmadığı muhtemelen iddia edilebilirse de tehlikesiz olduğu iddia edilemez.
Mezkûr makinenin tehlikeli kısmının yani s-ilindirlerinin sabit bir siper ile mahdut bulunmadığı ve pozisyon ve yapılış bakımından siper ile mahdutmuş gibi salim olmadığı aşikârdır. Bu makine 26. maddede zikredilen bir otomatik cihaz ile de mücehhez değildir. Mevcut düğmeler otomatik değildir. Maki-nenin ise basit ve modern oluşu gerekli emniyet tedbirleri ile mücehhez olduğu anlamına gelmez."
Neticede Bidayet Mahkemesi istinaf edenlerin gerek Fasıl 134, Fabrikalar Kanununun 26. maddesi tahtindeki kanuni vazifelerini ifa etmekte kusur ettikleri ve g-erekse de "Common Law" tahtinde istinaf edenler fabrikalarındaki makineleri emniyet tedbirleri ile mücehhez ve salim bulundurmakla ve işçileri için emniyetli ve salim bir iş sistemi ve emniyet bakımından gerekli aletleri temin etmekle mükellef oldukları ha-lde "Common Law" vazifelerini de ifada kusur etmiş sayılabildikleri kanaatına varmıştır.
Ayni zamanda Bidayet Mahkemesi aleyhine istinaf edilenin de dikkatsizlik ve ihmalkârlık göstererek kazaya katkıda bulunduğu kanaatına da varmıştır. Bidayet Mahkemesin-in kanaatına göre aleyhine istinaf edilen, daha dikkatli olup kendisinden makul surette beklenen dikkatı göstererek elini silindirlere kada.r itmemeliydi. Bidayet Mahkemesine göre aleyhine istinaf edilenin dikkatsizliği ve ihmalkârlığı elini lîızumundan fa-zla yukarıya yani silindirlere kadar itmesinden ibarettir. Bidayet Mahkemesi aleyhine istinaf edilenin eli silindir arasına kapıldıktan sonra acısından makineyi nasıl durdutacağını bilmemiş olması kendi tarafından kazaya katkıda bulunan yardımcı ihmalkârlı-k addolunmadığı kanaatına varmıştır.
Neticede, mes'uliyetle ilgili Bidayet Mahkemesi yapmış olduğu bulgular muvacehesinde aleyhine istinaf edilenin kazaya katkısı %33 nisbetinde olduğu kanaatına vararak, kazadan %67 nisbetinde istinaf edenlerin ve %33 nis-betinde de aleyhine istinaf edilenin mes'ul olduğuna hükmetmiştir.
Zarar ziyan ile ilgili olarak, Bidayet Mahkemesi aleyhine istinaf edilenin uğramış olduğu bedeni zarardan ötürü, özel ve genel zarar ziyan almaya hakkı olduğuna işaret ederek, kalem kalem -olarak tetkik edilip tespit edilen özel zarar ziyanın tutarı netice itibarıyle talep takririnde istenen K.L.753.-dan fazla olduğu halde aleyhine istinaf edilenin talep takririnde özel zarar ziyan için istemiş olduğu K.L.753.-yı tam mes'uliyet esasına göre -almaya hakkı olduğu kanaatına varmıştır. Bidayet Mahkemesi genel zarar ziyan olarak, aleyhine istinaf edilenin 24 yaşlarında, evlenmemiş bir kız olduğunu, kaza neticesi 4 parmağının falankslarının bir kısmı ampute edilmiş olmakla beraber sağ eli hemen heme-n tamamen daimi bir iktidarsızlığa düçar olduğunu, aleyhine istinaf edilenin bu eli ile birşey tutup kavrayamadığını ve kaldıramadığını, epeyce de acı ve ızdırap çektiğini, bundan böyle sağ elini de kullanması icap eden işlerde çalışamayacağını, ve uğramış- olduğu bedeni hasarın evlenme şansını da etkilemiş olduğunu göz önünde tutarak tam mes'uliyet esasına göre genel tazminatı, talep edildiği veçhile K.L.1000.- olarak takdir ve tespit etmiştir.
Bidayet Mahkemesi netice itibarıyle aleyhine istinaf edilen, K-.L. 1753.-nın %67'si için hüküm almaya hak kazandığından, aleyhine istinaf edilenin leyhine ve istinaf edenler aleyhine K.L.1174.500 mil ve dava masrafları için hüküm vermiştir.
İstinaf edenler (davalılar) Bidayet Mahkemesinin hükmü aleyhine istinaf eyley-erek şu istinaf sebeplerini ileri sürmüşlerdir:
l. Bidayet Mahkemesi, yürürlükte olan mevzuatın hüküm ve prensiplerini uygulamakta hata etmiştir.
2. Bidayet Mahkemesi, ibraz olunan tüm şahadet ışığında yanlış bulgulara varmıştır şöyle ki:
(a) Söz konusu- ütü makinesi "tehlikeli makine"dir.
(b)İstinaf edenler (davalılar) Fabrikalar Kanunu hükümleri uyarınca gerekli tedbirleri almadıkları için sorumludurlar.
(c)Aleyhine istinaf edilen (davacı) %33 ve istinaf edenler (davalılar) %67 nisbetinde sorumludur-lar. Zira Bidayet Mahkemesi, yukarıdaki bulgularına varırken gerekli hususları ve/ veya gerçekleri nazarı itibara almayı ve/veya tezekkür edip değerlendirmeyi ihmal etmiştir.
3. Bidayet Mahkemesinin tazminat miktarı hakkındaki bulgusu verilen şahadet ışığ-ında hatalıdır. Söz konusu tazminat miktarının Fasıl 188, İşçi Tazminat Kanunıi hükümlerine göre tespit edilmesi gerelcir.
4. Bidayet Mahkemesinin dava masrafları ile ilgili kararı hatalıdır.
İlk olarak l. ve 2. istinaf sebepleri ile ilgili mes'uliyet ko-nusunu ele almayı uygun görüyoruz. Daha önce iktibas ettiğimiz tadil edilmiş talep takririnin 5A paragrafından görüleceği gibi, aleyhine istinaf edilen, talep takririnin 5. paragrafında iddia edilen dikkatsizliğe alternatif olarak, istinaf edenlerin "Fabri-kalar Kanunu Fasıl 134, madde 26(1) tahtındaki kanuni mükellefiyetlerini yerine getirmediklerini yani söz konusu makinenin tehlikeli kısmını kapatmadıklarını (failed to fence) ve otomatik durdurabilecek bir cihaz koymadıklarını (failed to put an automatic -stop motion) ve bunun neticesi olarak" aleyhine istinaf edilenin zarara uğradığını iddia etmektedir. Görüleceği gibi talep takririnin 5A ve 6. paragraflarında aleyhine istinaf edilen davasını dikkatsızlığa ve/veya ihmalkârlığa ilâveten istinaf edenlerin ka-nuni vazifelerini yerine getirmediklerine (breach of statutory duty) istinad ettirmektedir. Bundan dolayı ilk olarak istinaf edenlerin bahis konusu kanuni vazifelerini yerine getirip getirmediklerini eleştirmek uygundur. Mezkûr kanuni vazifeler ile ilgili -hükümler Fasıl 134, Fabrikalar Kanununun 26. maddesinin (1). fıkrasında bulunmaktadır. Bu fıkra aynen şöyledir:
"Other26(1) Every dangerous part of any machinery,
machinery. other than prime movers and transmission machinery, shall
- be securely fenced unless it is in such a position or of such
construction as to be as safe to every person employed or
working on the premises as it would be if securely fenced:
-- Provided that, in so far as the safety of a dangerous part of any
machinery cannot by reason of the nature of the operation be
secured by means of a fixed guard, the reQuirements of this
subsection shall be deemed to have been complied w-ith if a
device is provided which automatically prevents the _ _ _
operator from coming into contact with that part."
--
Ütü makinesinin, kumaşı silindirlere yediren kısmının, madde 26(1) maksatları bakımından, "tehlikeli" bir kısım addolunup olunmadığı hususunu eleştirmek gerekir. Bir makinenin tehlikeli olup olmadığını tezekkür ederken her ilgili şahsın her zaman dikkatli- olacağı farz edilmemelidir. Bir makinenin herhangi bir kısmı, makul surette iş yapan herhangi bir şahsa zarar verebilecek nitelikte ise o kısım makinenin tehlikeli bir kısmı olur.
Walker v. Bletchley Flettons Ltd. (1937) 1 All E.R.170 davasında vakalar ö-zetle şöyle idi:
"The plaintiff was employed by the defendants, a firm of brickmakers, and was being taught to drive a mechanical excavator. When going, as he was entitled to do, to the tool-box, he slipped and his leg was caught and severely injured by a- whell of the machine which was not cased or fenced. No negligence on the part of anyone was alleged. The plaintiff claimed that the absence of fencing made the machine a dangerous machine, and claimed damages for breach of statutory duty."
O davad-a Du Parcq, J. bir makinenin herhangi bir kısmının tehlikeli olup olmadığı hususunda sayfa 175'de şunları söyledi:
" .... a part of machinery is dangerous if it is a possible cause of injury to anybody acting in a way in which a human being may be reasonab-ly expected to act in circumstances which may be reasonably expected to occur."
Yukarıda belirtilen bu kıstas huzurumuzdaki meseleye tatbik edildiği zaman ütü makinesinin kumaşı silindirlere yediren kısmı Fasıl 134'ün 26(1) maddesi maksatları bakımından "-tehlikeli" bir kısım olduğu kanaatındayız.
Yukarıda iktibas edilen madde 26(1)'den görüleceği gibi bir makinenin her tehlikeli kısmının siper ile mahdut (fenced) yani muhafazalı olınası gerekir meğer ki böyle bir kısım, pozisyonu veya imal edilişi bakımı-ndan o şekilde olsun ki, onu işleten şahıs için siper ile kapatılmış gibi salim olsun. Tehlikeli kısmın sabit bir siper ile kapatılması mümkün olmadığı hallerde ise, makineyi işletenin o kısımla temasını önleyen otomatik bir cihazın tedarik edilmesi gereki-r.
Fasıl 134, Fabrikalar Kanunu tahtinde böyle kanuni vazifeleri yerine getirmekle mükellef olan bir fabrika sahibi kanaatımızca bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde, bu kanunu vazifelerin yerine getirilmediği nedeni ile vukubulan kazaya o fabrikada.- çalışan herhangi bir işçinin ihmalkârlığı ile katkıda bulunması istinaf edenlerin avukatının iddia ettiği gibi fabrika sahibinin o kanuni vazifelerini yerine getirmek mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. Böyle bir kanuni vazifenin bu şekilde kalkması için k-anuni vazifeyi mükellef kılan kanunun, kanuni vazifenin hangi şartlar altında kalkacağı hususunda hüküm koyması gerekir. Önümüzdeki davada mezkûr kanuni vazifeleri mükellef kılan 26(1) maddesinin bulunduğu Fasıl 134'te işçinin kazaya ihmalkârlıkla katkıda -bulunduğu hallerde bu kanuni vazifelerin ortadan kalkacağına dair herhangi bir hüküm görülmemektedir. Fasıl 148, Haksız Fiiller Kanununun (Civil Wrongs Law) müterafik kusur (contributory negligence) ile ilgili 57. ve diğer ilgili maddeleri kanaatımızca kan-uni vazifeleri ifa etmekte kusur edilen (breach of statutory duty) hallere de şamildir. (Bak Boyle v. Kodak Ltd. (1969) 1 W.L.R. 661 ve "Charlesworth On Negligence", 5. baskı, para. 1216, s.724-725.)
Şimdi de istinaf edenlerin Fasıl 134, 26(1) maddesi tah-tinde Fabrika sahiplerinin kanuni vazifelerini yerine getirip getirmediklerni eleştirmek gerekir. Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadeti ve mezkûr ütü makinesini mahallinde kendimiz de tetkik ettikten sonra, kanaatımızca makinenin tehlikeli kısmının sabit -bir siper ile kapatılması (fenced) mümkün değildir. Çünkü kumaşın silindirlere yedirilen yer kumaşın oraya itilmesi için açık kalması gerekir. Bu böyle olduğuna göre 26(1) maddesinin öngördüğü gibi tehlikeli kısmın sabit bir siper ile kapatılması mümkün ol-madığı hallerde rnakineyi işletenin o kısımla temasını önleyen otomatik bir cihazın tedarik edilmesi gerekirdi. Bidayet Mahkemesinin de hükmünde işaret ettiği gibi makineyi durdutmak için konulan mevcut düğmeler otomatik değildir ve makine 26(1) maddesinde- zikredilen bir otomatik cihaz ile de mücehhez değildi. Kanaatımızca mezkûr makinenin tehlikeli kısmının sabit bir siper ile kapatılması mümkün olmadığı için makineyi işletenin o kısımla temasını önleyen otomatik bir cihazın mezkûr ütü makinesinde mevcut o-lması gerekiyordu. Bu kanuni vazifeyi istinaf edenler yerine getirmedikleri için bu kanuni vazifeyi ifa etmekte kusur etmişlerdir.
Şimdi de kanuni vazifeyi ifa etmekte kusur işlendiği zaman hangi şahısların bu kusurdan mütevellit dava getirebilecekleri hu-susunu tezekkür etmek gerekir. Reffell v. Surrey C.C. (1964) 1 W.L.R. 358 davasında "Charlesworth On Negligence" eserinin 5. baskısının 711. sayfasında bulunan 1189 sayılı paragrafında belirtilen şu kriterler tasvip olmuştur
"1189 Considerations determ-ining whether action lies. It has been said, 'No universal rule can be formulated which will answer the question whether in any given case an individual can sue in respect of a breach of statutory duty'. In addition to the general rules set out in the pre-ceding section, however, the most important matters to be taken into consideration appear to be: (a) Is the action brought in respect of the kind of harm which the statute was intended to prevent ? (b) Is the person bringing the action one of the class whi-ch the statute desired to protect? (c) Is the special remedy provided by the statute adequate for the protection of the person injured? If the first two are answered in the affirmative and the third in the negative then, in most cases, the individual can s-ue."
Kanaatımızca yukarıda belirtilen kriterler huzurumuzdaki meseleye tatbik edildiği zaman istinaf edenlerin (davalıların) vuk-ubulan kazadan mes'ul tutulabilecekleri aşikârdır.
İstinaf edenlerle aleyhine istinaf edilen arasındaki kazaya katkı nisbetine gelince, Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen tüm şahadet ve dava ile ilgili bütün ahval ve şerait göz önünde tutulduğunda Bidaye-t Mahkemesinin aleyhine istinaf edilenin kazaya katkısının %33 nisbetinde olduğu kanaatının hatalı olduğuna dair ikna edilmiş değiliz ve bu bulguyu bozmak için herhangi bir sebep görmüyoruz. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi tarafından, tars.flar arasında kazay-a katkı nisbetinin tesbitinde müdahale etmek gerekmediği kanaatındayız.
Bidayet Mahkemesinin istinaf edenlerin Fasıl 134, Fabrikalar Kanununun 26(1) maddesi tahtinde kanuni vazifelerini ifa etmekte kusur ettiklerine dair bulgunun hâtalı olmadığı kanaatına- vardığımızdan ve yukarıda belirtilenler ışığında istinaf edenlerin avukatının 1 ve 2. istinaf sebeplerinde ileri sürdüğü diğer hususları bu hükümde eleştirmeye lûzum görmüyoruz.
Yukarıda verilen sebeplerden dolayı 1 ve 2. istinaf sebeplerini reddederiz.
-
Bidayet Mahkemesinin tazminat miktarı hakkındaki bulgusu ile ilgili olan 3. istinaf sebebine gelince, tam mes'uliyet esasına göre gerek özel zarar ziyanın talep takririnde istenen K.L.753.- olarak tesbit edilmesi ve gerek genel zarar ziyan olarak yine tal-ep edildiği gibi K.L. 1000.- olarak tespit edilmesi kanaatımızca hatalı değildir. Istinaf edenlerin avukatının tazminat miktarının Fasıl 188, İşçi Tazminat Kanunu hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiği iddiası ile hemfikir değiliz. Fasıl 148, Haksız Fi-iller Kanununun 62. maddesi ancak bir işçinirı uğramış olduğu zarardan ötürü hem Fasıl 148, Haksız Fiiller Kanunu ve hem de Fasıl 188 İşçi Tazminat Kanunu altında çifte tazminat almamasını öngörmektedir. Bu demek değildir ki bir işçi uğramış olduğu zararda-n ötürü yalnız Fasıl 188 tahtinde tazminat alabilir. (Bak Fasıl 188, madde 26). Bu sebepten dolayı 3. istinaf sebebini de reddederiz.
Son olarak Bidayet Mahkemesindeki masraflarla ilgili 4. istinaf sebebine gelince, birçok kararlarımızda belirttiğimiz gibi- dava masrafları hakkında karar vermek Bidayet Mahkemesinin takdirine bırakılmış bir husustur ve bu takdiri Bidayet Mahkemesi adli kıstaslara göre kullanmışsa bir İstinaf Mahkemesi, Bidayet Mahkemesinin bu takdir hakkına müdahale etmez. Bidayet Mahkemesi b-u davada istinaf edenlerin (davalıların) aleyhine istinaf edilene (davacıya) dava masraflarını ödemelerini emrederken, bu takdir hakkını yanlış kullandığına dair ikna edilmiş değiliz ve bundan dolayı bu istinaf sebebini de reddederiz.
Netice olarak işbu i-stinaf reddolunur. İstinaf masraflarını istinaf edenler, aleyhine istinaf edilene ödeyecektir.
Yüksek Mahkeme
7 Mart 1973
Full & Egal Universal Law Academy