-Hukuk İstinaf No. 31/72
(Dava No. 581/70; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Süleyman Mehmet
( Davacı )
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Halil Ramiz
(Davalı)
arasında
İs-tinaf eden namına: Menteş Aziz tarafından Rifat Mehmet
Aleyhine İstinaf edilen namına: Cebbar Niyazi
Fasıl 149, Sözleşme Yasası - Satış sözleşmesi - Geriye kalan alacağın ödenmesini talep etme.
Hukuk Usulu - Şahadet - Şahadetlerin değerlendirilmesinde h-ata.
OLAY: Davacı, muhtelif tarihlerde Davalıya çeşitli bakkaliye eşyası sattı.
Davacı bu eşyalardan geriye kalan alacağını talep ederek dava açtı.
Davalı, müdafaa takririnde Davacıdan eşya satın aldığını red ve inkar etti.
İlk Mahkeme, borcun nereden ve- nasıl ileri geldiği konusunda Davacıya inanmadı ve davayı red ve iptal etti.
Davacı İlk Mahkemenin şahadeti yanlış değerlendirdiğini öne sürerek kararı istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme İlk Mahkemenin Davacıya inanmama nedenlerini hatalı bularak istina-fı kabul etti ve Davacının talebini kısmen kabul ederek Davacı lehine hüküm verdi. Davacının istinafı kısmen başarılı olduğunu dikkate alan Yüksek Mahkeme istinaf masrafları için emir vermemeyi tercih etti.
HÜKÜM
M. Necati Münir, Başkan:
Bu istinafta M-ahkemenin hükmünü Sayın Üye Ülfet Emin okuyacaktır.
Ülfet Emin, Üye:
İstinaf eden (davacı), aleyhine istinaf edilen (davalı) aleyhine 581/70 numaralı davayı 24 Eylül 1970 tarihinde ikame ederek, muhtelif zamanlarda davalıya kredi yolu ile bakkaliye eşyası- satıp teslim ettiğini ve mütebaki olarak K.L.lO.- borç bulunduğunu iddia etmiştir.
Davalı müdafaa takririnde ise, diğer şeyler meyanında, davacıdan bakkaliye eşyasını satın aldığını red ve inkâr etmiştir.
Davacı davasını ispat etmek için bizzat şahadet -vermiş, davalı ise müdafaasını ispat etmek için bizzat şahadet vermiş ve oğlunu da şahit olarak çağırmıştır. Davacı verdiği şahadette K.L.lO.- mütebaki borcun nelerden ibaret olduğunu, tam teferruatı ile mahkemeye söylemedi ancak 10 Haziran 1969'da davalıy-a 900 mil kıymetinde üç teneke lâmbasuyu sattığını belirtti. Davacı şahadetinde davalıya satmış olduğu işbu lâmbasuyunun bizzat kendisine ait olduğunu, Kooperatif bakkaliyesi ile herhangi bir ilgisi olmadığını belirtmiştir. Davacı istintaka tabi tutulduğu -halde bu hususta davacıya herhangi bir soru sorulmuş değildir. Davalının rıam ve hesabına şahadet veren oğlunun şahadeti Kooperatif bakkaliyesinden eşya aldığıni ve bu eşyaların K.L.241.-ya baliğ olduğunu ve bunu Kooperatife ödediğini belirtmiştir. Davalın-ın oğlu davacıdan eşya satın aldığına ve bunu ödediğine dair şahadetinde herhangi birşey belirtmiş değildir.
Bütün dava davacıya veya davalıya inanıp inanmama hususuna istinad etmekte ise de, Bidayet Mahkemesinin davacıya inanmamasına sebep olarak ileri s-ürdüğü gerekçe, borcun nereden ve nasıl ileri geldiği, hesaplanması ne zaman ve nerede olduğu, imzası olup olmadğına dayanmaktadır. Kanaatımızca davacının davalıya 10 Haziran 1969 da 900 mil kıymetinde üç teneke lâmbasuyu sattığına aşikâr şahadet vardır v-e bu şahadetin Bidayet Mahkemesi tarafından kabul edilmesi gerekirdi. Davalının bu üç teneke lâmbasuyunun kıymetini davacıya ödediği hususu Bidayet Mahkemesinde ispat edilmiş değildir.
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin davalı leyhine 900 mil için hüküm v-ermesi gerekirdi kanaatındayız. Bidayet Mahkemesinin hükmünü iptal eder, davalının davacıya 900 mil ödemesini emreyleriz.
Bidayet Mahkemesinde talebin K.L.lO.- olduğunu, istinafın tüm talep için yapıldığını ve İstinaf Mahkemesinin davalının davacıya yalnı-z 900 mil ödemesine hükürrı verdiğini göz önünde tutarak gerek Bidayet Mahkemesi ve gerek İstinaf Mahkemesindeki masraflar için herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Yüksek Mahkeme
28 Aralık 1972.
Full & Egal Universal Law Academy