-Hukuk İstinaf No. 34/71
(Dava No. 79/71)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Ahmet Sadık, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: -Hasan Mazhar, Lefkoşa
(Davacı)
arasında
İstinaf eden namına: H. Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Fadıl N. Korkut.
Hukuk Usulû - Şahadet - -Şahadetin değerlendirilmesi - İspat külfetiDavacının üzerine düşen ispat külfetini Mahkemeyi tatmin edecek şekilde yerine getirmesi.
Şatıadet - Mahkemelerin şahitlere inanıp inanmadığını makul ve yeterli gerekçelere dayandırması gerekir.
Hukuk Usulû - Y-üksek Mahkemenin davanın yeniden dinlenmesi için emir verme yetkisi.
OLAY: Davacı Davalının 140 K.L.' lik senedin ve 5 K.L.' lik et borcunun ödenmediğiıii ileri sürerek dava açtı.
Davalı 140 K.L.'lik bir senet imza ettiğini reddetti ve daha önce Davacıy-â senet karşılığı olan hükümlü borcunu ödediğini öne sürdü.
İlk Mahkeme şahadeti dinledikten sonra Davacı ve şahitlerine inanarak Davacının talepleri doğrultusunda hüküm verdi.
Davalı İlk Mahkemenin şahitlere inanıp inanmama hususundaki yetkisini kûllanı-rken kusur işlediğini ve şahadeti değerlendirmede hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, ispat külfeti Davacıda olan hususlarda Davacının Mahkemeyi tatmin etmesi gerektiğini dikkate aldı. İlk Mahkemenin Davalının söz konusu 140 K-.L..'lik senedi imza edip etmediği hususunda herhangi bir bulgu yapmadığını göz önünde bulunduran Yüksek Mahkeme hükmü iptal ederek davanın yeniden dinlenmesini emretti.
HÜKÜM
Davacı 16.1.1971 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde davalının aleyhine- 79/71 numaralı davayı ikame ederek, davalıdan 1 Ocak 1970 tarihli borç senedi gereğince K.L.140.-, 1.1.1971'den itibaren %9 faiz ve et bedeli olan K.L.S.- talep etti. Davacı Talep Takririnde Ocak 1970 iptidasında veya o tarihlerde davalının davacıdan K.L.-140.- borçlandığını ve bir sene vadeli mersum bir borç senedi imza ettiğini iddia etti. Davacı yine Talep Takririnde 15.12.1970 tarihinde davalının kendisine K.L.140.-lık senedi verdiği takdirde davalı davacıya K.L.200.-lık yeni bir senet vereceğini ve 15 -gün zarfında K.L.140.-yı ödeyeceğini söylediğini iddia etti. Davalı ayni gün davacının dükkânına giderek davacıya bir yeni senet verdi ve K.L.140.-lık senedi geri aldı. Davacı yeni senedi aldığında dükkânında meşgul olduğundan senede bakamadığını fakat dah-a sonra senede baktığında senedin K.L.2O.-lık olduğunun farkına vardığını ve ayni gün davalıyı bulduğunu, K.L.140.-lık senedi talep ettiğini fakat davalının "Senedi yırttım ama ben sana yenisini yaptırırım" cevabını verdiğini, müteaddit taleplere rağmen da-valının başka senet vermediğini ve en sonunda davalının davacıya "gidip gelme ben sana getiririm" dediği ve dava gününe kadar senedi getirmediğini ve borcuna karşı da bir ödeme yapmadığını iddia etti. Davacı Talep Takririnde davalının kendisine K.L.5.- et -borcu olduğunu da iddia etti.
Davalı dosyaladığı Müdafaa Takriri ile 1 Ocak 1970'de veya o tarihlerde K.L.140.-lık senet ima etiğini red ve inkâr etti. Davalı 16.10.1963 senesinde bir borç senedi tahtinde davacıdan K.L.110.- borçlandığını ve bunu ödemedi-ğini, davacının davalı aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 689/69 numaralı davayı ikame ettiğini ve mezkûr davada aleyhine hükmedilen borcunu davacıya 6.1.1970 tarihinde makbuz mukabilinde kâmilen tediye ettiğini iddia etti. Buna ilâveten davalı 15.12.1970 -tarihinde davacıya K.L.2O.-lık bir borç senedi verdiğini, bu K.L.2O.-lık borç senedinin davalının davacıdan o tarihe kadar veresiye olarak çektiği etin bedelini temsil ettiğini iddia etti.
Davacı iddiasını ispat etmek için bizzat kendisi şahadet vermiş ve- iki de şahit çağırmıştır. Davalı ise yalnız kendisi şahadet vermiştir. Bidayet Mahkemesi şahadeti dinledikten sonra davacı ile şahitlerine inanarak davacının leyhine talep edildiği gibi hüküm verdi.
Davalı Bidayet Mahkemesinin Mahkeme huzurundaki şahadet-i değerlendirmekte hata işlediğini, şahitlerin şahadetine inanıp inanmama yolundaki takdir hakkını makul surette kullanmakta kusur ettiğini ve Bidayet Mahkemesinin, şahadetin haklı gösteremeyeceği bir karara vardığını iddia ederek verilen hükmün aleyhine i-stinaf eyledi.
Bidayet Mshkemesi Mahkemeye verilen şahadet hususunda hükmünde şunları söyledi:
-"Davacı ile şahitleri ve davalı şahadet verirlerken tavır ve hareketleri müşahade altında bulurıduruldu ve şahadetleri esaslı alarak incelenip değerlendirildi. Davacı ile şahitlerinin şahadetleri birbirini esasta destekler mahiyettedir. Davanın esasına tes-ir etmeyen birkaç tenakuz mezkûr şahadetlere inanmamak için kâfi sebep teşkil etmez. Davalı ise davacı ile şahitlerinin şahadetlerinin aksine iddialarda bulunmuştur ve ibraz ettiği emare makbuz, kendi şahadetini destekleyecek mahiyette değildir. Davacının -Emare 1. olarak ibraz edilen makbuz hususundaki izahatı da daha makul bu- lunmuştur. Netice olarak davacı ile şahitlerinin şahadetlerine inanılması ve davalının şahadetine inanılmaması kanaatine varıldı."
-
Davalının avukatı istinaf esnasında davacı ile şahitlerinin şahadetlerinin birbirini desteklemediğini ve davacı ile şahitleri arasında esaslı tenakuzlar mevcut olduğunu ileri sürdü. Misal olarak davalı avukatı davacının davalı kendisini sabahleyin 9-10 su-ları arasında gördüğünü ve müşterileri kaçınca. senede baktığını ve derhal Ali ile beraber davalının dairesine gittiklerini fakat izinli olduğunu öğrenince evine gittiklerini söylediğini, halbuki Ali Naci şahadetinde davalı davacıya kâğıt verip kâğıt aldı-ktan sonra kaçtığını ve kendisinin de oradan ayrıldığını, ikindi üzeri yine davacıya gittiğini ve davacının davalının evine götürmesini istediğini ve davacı ile beraber davalının evine gittiklerini fakat davalıyı evde bulamadıklarını, davalının hanımı dava-lının vazifede olduğunu söylemesi üzerine davalının dairesine gittiklerini söylediğini ve davacı davalının evine gittiğinde davalıya "K.L.200.-lık senet yapacaktın niye K.L.2O.lık senet yaptın" diye sorduğunu halbuki Ali Naci şahadetinde bu hususta davacın-ın davalıya "bana yaptığın senet yanlıştır" dediğini ve yine davacı şahadetinde ertesi gün senedi getirmeyince Ali ile dairesine gittiklerini ve davalının "vakit bulamadım merak etme yapacağım" dediğini halbuki Ali Naci şahadetinde ise ikinci defa yine dav-alının evine gittiklerini söylediğini- ve davacı şahadetinde senedi oğlunun davalıya verdiğini söylediğini halbuki davacının oğlu Işılay Hasan şahadetinde böyle bir şey söylemediğini gösterdi.
Bu davada davalının davacı leyhine K.L.140.-lık bir senet imza- ettiğini davacının Mahkemede ispat etmesi gerekirdi. Bu hususta isbat külfeti davacıya düşer. Davacının bu hususta yeterli şahadet ile Mahkemeyi ikna etmesi gerekirdi. Ancak davacı senedin imza edildiği hususunda Mahkemeyi ikna edici şahadet verdiği sabit- olduğu hallerde davalının mezkûr senedin tatmin edildiği hususunda Mahkemeyi ikna etmesi gerekir. Kanaatimizce Bidayet Mahkemesinin bu iki ayrı husus hakkında ispat külfetinin hangi taraf üzerinde toplandığını nazarı itibara. alması ve bu ispat külfetinin- tatminkâr bir şekilde yerine getirilip getirilmediği hususunu incelemesi gerekirdi. Bidayet Mahkemesi sadece davacının ve şahitlerinin şahadetine inandığını ve davalının şahadetine inanmadığını söylemekle iktifa etti. Bidayet Mahkemesi şahitlere hangi hus-usta inanıp inanmadığını söylememiştir. Genellikle Bidayet Mahkemesinin şahitlere inanıp inanmama hususunda vardığı kanaata Yüksek Mahkeme müdahale etmez. Mamafih Bidayet Mahkemesinin şahitlere inanıp inanmama hususundaki bulgularına esas teşkil eden gerek-çesi gayri makul veya yetersiz ise, Yüksek Mahkeme müdahale edebilir. Burıa ilâveten Bidayet Mahkemesinin vakıalar hususundaki vardığı bulgular Mahkeme huzurunda verilen tüm şahadet tarafından yeterli derecede desteklenmiyorsa Yüksek Mahkeme Bidayet Mahkem-esinin bu gibi bulgularını değiştirebilir. Bidayet .Mahkemesi şahitlerin şahadetini değerlendirirken ispat külfetinin kime ait olduğunu da göz önünde tutması gerekir.
Bidayet Mahkemesi davalının mevzuu bahis K.L.140.-lık senedi imza edip etmediği hususu h-akkında herhangi bir bulgu yapmamakla ve davacının üzerine düşen ispat külfetini tatminkâr bir şekilde yerine getirip getirmediği hususunu düşünmemekle hata etmiştir. Kanaatimizce adaletin tecellisi için en iyi ve doğru hal çaresi davanın başka bir hakim t-arafından yeniden dinlenmesi olacaktır.
Yukarıda izah ettiğimiz sebeplerden dolayı işbu istinaf kabul edilir. Bidayet Mahkemesinin hükmü iptal edilir ve davanın başka bir hakim huzurunda yeniden dinlenmesine emir verilir. Dava masrafları, istinaf masrafla-rı da dahil, .davalının aleyhine olmamak cesini takip edecektir.
Yüksek Mahkeme
3 Aralık 1971
Full & Egal Universal Law Academy