-Hukuk İstinaf No. 36/71
(Dava No. 338/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Taylân Mustafa Sıtkı
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Muharrem Sıtkı
- (Davacı)
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza.
Aleyhine istinaf edilen namına: Gürsel E. Kadri.
Hukuk Usulû - Mahkeme hükümleri - Mahkemenin lâyihalardaki talepler dışına çıkarak kar-ar verememesi Mahkeme kararının lâyihalara uygun olmadığı bazı hallerde lâyihaların tadili için müracaat edilebilmesi.
Hukuk Usulû - Talep takriri - Talep takririnde hangi tür senede dayanıldığının ve Davalının ne sıfatla (keşideci, muhatap, ödeme vaadind-e bulunan v.s.) dava edildiğinin açıkça belirtilmesi gereği.
Hukuk Usulû - Talep takriri örnekleri - Ciro edilebilir senete dayanan dava sebebi ile dava açılmasında Bullen and Leake's Precents of Pleadings s.124, 125, 144 ve 145'deki talep takriri örnekle-ri kullanılabilir.
Karşılıksız senet.
Poliçe - Fasıl 262 Poliçeler Yasası - Yasanın 3. maddesindeki tarife poliçelerin uygun olması - Ön kısmı keşideci (emri veren) tarafından imza edilmeyen poliçeler geçerli olamaz.
Poliçe - Tamamlanmamış poliçe - Fası-l 262 Poliçeler Yasası - Yasanın 20(1) ve (2) maddesine göre poliçelerdeki eksikliğin makul süre içinde giderilebilmesi.
Poliçe - Şeklen poliçe olan bir senedin içeriğinin muğlak olması halinde bono kabul edilerek dava açılabilmesi - Senette tereddüt var-sa hem poliçe hem de bono nedenine dayanarak dava açılabilmesi.
OLAY: Davacı Vijdan Hüseyin isimli birisine bir araba sattı. Davalı arabanın borcuna karşılık Davacıya 200 K.L.'lik bir poliçe verdi. Arabanın borç taksitleri zamanında ödenmediğinden Davacı -arabayı geri aldı ve bir başka şahsa sattı.
Davacı senetten doğan alacağının ödenmesi için Davalı aleyhine dava açtı. Davalı müdafaasında senedin ivaz karşılığı verilmediğini veya ivazın ortadan kalktığını iddia etti. Davalı ayrıca senedin zamanında ibr-az edilmediğini, ödenmesi için ihbar yapılmadığını ve senetten doğan sorumluluğunun ortadan kalktığını öne sürdü.
İlk Mahkeme şahadeti dinledikten sonra Davacının Davalıyı senet sorumluluğundan ibra ettiği hususundaki iddiayı reddetti. Lâyihalarda "poliç-e" veya "emre muharrer senet (poliçe)" sözleri ile ifade edilen dava konusu senetin emre muharrer senet (promisory note) olduğu kanaatine varan İlk Mahkeme Davacı lehine 200 K.L. için hüküm verdi.
Davalı İlk Mahkemenin dava konusu senedin Fasıl 262 Po-liçeler Yasasının 3. maddesindeki poliçe sınıfına değil de 83. maddesindeki tarife uygun bir senet olduğunu bulmakla ve lâyihaların dışına çıkarak karar vermekle hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, bir Mahkemenin ancak davada- talep edilen
hususlarda karar verebileceği görüşünü vurguladı. Talep takriri, müdafaa takriri, şahadetler ve taraf avukatlarının Mahkemeye hitabelerinden Davacının talebinin poiiçeye dayandığının anlaşıldığını, dolayısıyle İlk Mahkemenin talep dışına çıka-rak dava konusu senedin emre muharrer senet olduğuna karar vermekle hata ettiğini belirten Yüksek Mahkeme hükmü iptal etti.
Yüksek Mahkeme, ayrıca İlk Mahkemenin senedin geçerli bir poliçe olmadığı bulgusunu da inceleyerek poliçelerin keşideci (emri veren-) tarafından imzalanması gerektiği kanısına vardı ve bu meselede senedin şeklen poliçe olmakla birlikte ön kısmı keşideci tarafından imzalanmadığına göre geçerli bir poliçe olmadığı sonucuna vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
l. Royal Exchange A-ssociation v. Verga (1902) 2 K.B. s.384.
2. Philips v. Copping (1935) 1 K.B. 15.
3. Edis v. Bury 108 E.R. s.511.
4. Fielder v. Marshall (1861) 30 L.J.C.P. s.158.
5. Haseldine V. Winstanley (1936) 2 K.B. s.101.
6. Peto v. Reylonds 23 L.J. ex. s.98.
7. Mason- v. Lack (1929) XLV T.L.R. s.362.
8. M'call v. Taylor (1865) L.J.C.P. s.365.
9. South Wales Cole Co. Ltd. v. Underwood and son and Another
(1899) 15 T.L.R. s.156.
-Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1. Bullen and Leake's Precedents of Pleadings s.124,125,144 ve 145.
2. Bills of Exchange 21st Edn. s.98
3.Chalmers of Exchange 12th Edn. s.14
4. Halsbury's Laws of England 3rd Edn. para.225.
HÜKÜM
-
-M.Necati Münir, Başkan: Bu davadaki hükmü Sayın Üye Ülfet Emin okuyacaktır.
Ülfet Emin, Üye:
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame etmiş olduğu 338/70 numaralı dava ile
davalının 27 Kasım 1963 tarihinde davacı leyhine ödenmek üzere 27 Kasım 1963 tarihin-de bir senet imza ettiğini ve bu senedin bugüne kadar ödenmediğini beyan ederek davalının davacı-y-a K.L.200.ve 31.12.1963 tarihinden tediye gününe kadar- K-.L.200.-nın %9'dan faizini ödemesini talep etti.- Davalı- verdiği Müdafaa Takririnde 27.11.1963 tarihli senedi imza ettiğini kabul etmiş ancak bu senedin ivaz karşılığı verilmediğini ve/veya -ivazın ortadan kalktığ-ını, davacının davalıya mezkûr se net gereğince mes-uliy-etlerinden ibra edildiğini idd-ia etti. Buna ilâveten ivaz karş-ılığı ve ibra h-u-ısusunda ileri sürdüğü iddialara halel gelmeksizin dava konusu senedin ödenmek üzere zamanında ibraz edilmediğini ve/veya ödenmediği hususund-a-,davalıya makul bir za-man -zarfında ve usulüne göre ihbar verilmediğini iddia- ederek davalının -mezkûr senet gereğince her-hangibir mesuliyetten ibra edildiğini iddia etti. Davalı ayni zamanda davacının yapmış olduğu taleplerin herhangi birisine hakkı olmadığını iddia ederek davanın masraflarla reddini talep etti.
-
Davacı Talep Takririnin 2. paragrafında 27 Kasım 1963 tarihli senetten "emre muharrer senet (poliçe)" diye bahsetmiştir. Ayni paragrafta mezkur senetten police olarak bahsetmiştir. Talep Takririnin 3. paragarafında da davacı mezkur senetten pol-içe olarak bahsetmektedir. Davacının talep takririnin 2. ve 3. paragrafları aynen şöyledir:-
"2. Müsteaaleyh satılan eşya mukabili olarak müddei lehine ödenmek üzere 27 Kasım, 1963 tarihinde K.L.200.- millik emre muharrer senet (poliçe) imzalamıştır. Mez-kur poliçenin 33 gün için olup 30 Aralık, 1963 tarihinde ödenmesi muntazi idi.
3- Mezkûr poliçenin vadesi geçtiği halde bu güne kadar müddeaaleyh mezkür borcunu veya herhangi bir kısmını ödemekten imtina ve/veya tekâsül gösterdi."
Davalı Müdafaasında mev-zuu bahis senetten daima poliçe olarak bahsetmiştir. Müdafaanın 3. paragrafı göz önünde tutulduğunda davalının davacının talebinin poliçe esasına istinad ettiğini addettiğine şüphe yoktur. Müdafaa Takririnin 3. paragrafı aynen şöyledir.
"3. Müdeaaleyh, y-ukarıda gösterilen iddialarına halel gelmeksizin, dava
konusu poliçenin ödenmek üzere zamanında ibraz edilmediğini (not duIy
presented for payment) ve/veya ödenmesi hususunda kendine makûl bir
zaman -zarfında ve usulüne göre ihbar verilmediğini (no notice of
dishonour was given) dolayısıyle, mezkûr poliçe gereğince herhangi bir
mes'uliyetten ibra edilmiş olduğunu (discharged) iddia eder."
Dava esnasında davacı ve dava-lı şahadet vermiştir. Gerek davacı gerekse davalı mevzuu bahis olan senetten daima poliçe olarak bahsetmişlerdir. Dava kapandıktan sonra her iki avukatın Mahkemeye yaptığı beyanatlar da dava mevzuu olan senetten daima bir poliçe olarak bahsettiği görülmekt-edir. Her iki avukatın da beyanatlarında dava konusu senedi poliçe addettiklerine şüphe yoktur. Davacının talebinin mevzuu bahis senedin bir poliçe olduğu esasına istinad ettirdiğini ve talebini de mevzuu bahis senedi poliçe olarak addederek yaptığı talep -takririnden ve davacı ile davalının verdiği şahadetten ve Mahkemeye yapılan beyanattan aşikârdır.
Dava konusu olan senet Emare I olarak Mahkemeye ibraz edilıniştir. İlk bakışta bu senedin şekil bakımından bir, poliçe (bill of exchange) olduğu görülmektedi-r. Ancak bu poliçe iyice tetkik edildiğinde poliçenin ön kısmında keşidecinin (drawer) imzası olmadığı görüimektedir. Ancak bu poliçenin arka tarafında 4 Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi pulu yapıştırılmış ve bu pulların bazılarının üzerinde davacının isminin il-k harfleri (initials) mevcuttur. Davacı bu hususta şahadetinde poliçe imzalandığında eksik pullandığını ve daha sonra kendisinin pulları yapıştırdığını ve isminin ilk harflerini koyduğunu belirtmiştir. Poliçenin ön kısmında 100 mil kıymetinde bir Kıbrıs Cu-mhuriyetinin pulu vardır. Bu poliçenin ön kısmında davalının çaprazlama (across) imzası vardır. Davalının bu imzası kısmen pulun üzerindedir. Emare I olarak ibraz edilen poliçe şu şekildedir:-
27th November 1963K.L.200.000 mils
At - 30th December 1963 please pay to the order of
MEHMET MUHARREM SITKI - Nicosia
the sum of two hundred pounds only.
Value: Received in goods.
To Mr. Taylan Mustafa Sidki of
Dersev Ticarethanesi Nico-sia.
İmza Taylan Mustafa Sıtkı
MEHMET MUHARREM SITKI
Davacı mahkemeye verdiği şahadetinde kendisini-n Mazda markalı bir arabayı icar satış mukavelenamesi tahtinde Vijdan Hüseyin isminde bir şahsa sattığını ve bu mukavele tahtinde K.L.200.-nın peşin ödenmesi gerektiğirıi söyledi. Davalının dava konusu poliçeyi işbu K.L.200.- için verdiğini de ifadesinde b-elirtti. Davacı şahadetinde Vijdan Hüseyin'in icar satış mukavelesi tahtınde ödemesi gereken taksitleri muntazam ödemediğini, bundan dolayı 1965 yılında arabayı bir gece Vijdan Hüseyinin kapısınrn önünden aldığını ve geri kalan taksitler ödenmediği için ar-a bayi aldiktan 6 ay sonra arabayi aleni müzayede ile Özalp Gümüş isminde bir şahsa K.L.300.-ya sattığını belirtti.. Davacı arabayı sattıktan
sonra Vijdan Hüseyin'den mütebaki kalan parayı talep ettiğini, poliçede olan miktarı da davalıdan talep ettiğini i-fadesinde belirtti. Davalı mahkemeye verdiği şahadette Emare l'i imza ettiğini ve bu Emare I'de yazlı olan K.L.200.- miktarı davacıya ödemediğini kabul etmiştir. Ancak şahadetinde davacının arabayı sattıktan sonra kendisine poliçe hakkında
herhangi bir ş-ey söylemediğini ileri sürdü. Davalı şahadetinde davacı arabayı sattıktan sonra davacıyı gördüğünü ve davacının kendisine alacağını aldığını ve poliçeyi kendisine iade edemeyeceğini çünkü yırtıp attığını söylediğini söyledi.
Davalı Müdafaa Ta-kririnde Emare I olarak ibraz edilen senedin kanunen poliçe olamayacağını iddia etmemiş ancak senet Mahkemeye Emare I olarak ibraz edildikten sonra ve dava kapandıktan sonra davalının avukatı Mahkemeye yaptığıi beyanat esnasında Emare I'in keşideci olan da-vacı tarafindan ön kısmında imza edilmediği için poliçe olarak
tamamlanmamş olduğunu ve Emare I'in poliçe olarak herhangi bir kanuni kıymeti olmadığını ileri sürdü.. Herhangi bir evrakın kanunen muteber olup olmadığı ve/veya kanuna. uygun olup olmadığı hu-susu kanuni bir noktadır. Bu husus Müdafaa Takririnde ileri sürülmemekle beraber Mahkeme tarafindan nazari itibara alınabilir. (Gbr. Royal Exchange Association v. Vega (1902) 2. K.B. 384 ve Philips v. Copping (1935) 1. K.B. ls
at 21.) Bidayet Mahkeme-si bu hususu nazarıı itibara almakla meselenin büyün ahval ve şeraiti göz önünde tutulduğunda, doğru hareket etmiştir.
Bidayet Mahkemesi şahadeti dinledikten sonra davalının poliçenin davacı taraflndan yırtılıp atıldığına dair davacının kendi-sine söylediği hususunda davalının verdiği şahadeti kabul etmemiş, bu hususta ispat külfetinin davalıya ait olduğunu ve davalının bu ispat külfetini yerine getiremediği kanaatına, vararak davacının davalıyı mezkür poliçe geregince mesuliyetlerinden ibra et-tiği hususunda yaptığı iddiayı reddetmiştir. Bidayet Mahkemesi Emare I olarak ibraz edilen senedin davalının avukatı tarafindan Emare 1'in bir poliçe olmadığı hususunda ileri sürdüğü iddiayi kabul etmiş ancak Emare I olarak ibraz edilen poliçenin bir emr-e muharrer senet (promisory note) olduğu kanaatlna vararak davalının aleyhine K.L.200.-, ve 1.1.1968'den itibaren ödeninceye kadar %4'den faiz için davacı leyhine hüküm vermiştir.
Davalı diğer şeyler meyanında aşağıda ileri sürülen sebeplerden -dolayı Bidayet Mahkemesinin hükmünün hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi.
1. Emare I'in Fasil 262, Poliçeler Kanununun 3. maddesinde öngörülen poliçe sınıfına değil de ayni Kanunun 83. maddesinde gösterilen tarife uygu-n olduğunu bulmakla Bidayet Mahkemesi hata. etmiştir, çünkü:
(a) Emare I şekil bakımından bir poliçedir (bill of exchange)
mamafih keşidecinin (drawer) imzası olmadığı dolayısıyle
geçerli değildir ve emre -mubarrer senet (promisory note)
olarak telakki edilemez.
(b)Emare I belli bir şahsa (davalıya) adres edilmiş olduğu cihetle emre muharrer senet olamaz.
(c)Tarafların bir emre muharrer senet yapmak için niyetleri olduğu hus-usunda lâyihalarda (pleadings) bir iddia olmadığı gibi Mahkeme de bu hususta bir bulguda bulunmamıştır.
2. Bidayet Mahkemesi lâyihalarda bu hususta herhangi bir iddia olmadığı halde Emare I'de kullanılan kelimelerden davalının kanunen ödeme vaadinde bulun-duğu manasının çıktığı hususunda bir bulguda bulunmakla hata etmiştir.
3. Bidayet Mahkemesinin Emare I'in poliçe olmayıp emre muharrer senet olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır, çünkü;
(a)Gerek lâyihalarda gerekse dava esnasında ibraz edilen şahadette v-e tarafların avukatlarının mahkemeye yapmış oldukları adreslerde Emare I'den hep poliçe olarak bahsedildi.
(b)Talep Takririnin 2. paragrafında kullanılan "emre muharrer senet" ancak poliçenin karşılığı olarak kullanılmıştır. Müdafaa Takririnde senetten h-iç bahsedilmeyip Emare I'den hep poliçe olarak bahsedildi.
(c)Bütün dava poliçe esaslarına göre yürütüldüğü cihetle davalıya sürpriz yapılmış oldu.
4. Bidayet Mahkemesinin Emare I emre muharrer bir senet olsa bile, ödenmek üzere ibraz edilmesi gerekmedi-ği hususundaki kararı hatalıdır.
5. Davacının talebi lâyihalardan, şahadetten ve avukatların adreslerinden anlaşılacağı veçhile poliçeye istinad etmekte olduğu cihetle, Emare I'in emre muharrer senet olduğu hususunda bir bulguda bulunmakla ve ona göre kar-ar vermekle Bidayet Mahkemesi hata işlemiştir.
İlk önce lâyihalarda herhangi bir iddia olmadığı halde Emare I'de kullanılan kelimelerden davalının kanunen ödeme vaadinde bulunduğu manasının çıktığı hususunda ve davacının talebi esas itibarıyle poliçeye ist-inad ettirildiği halde Emare I'in emre muharrer senet olduğu ve buna göre karar vermesi hususunda Bidayet Mahkemesinin bulgusunun hatalı olduğu iddiasını ele alalım.
Bir Mahkeme ancak davada talep edilen hususlar hakkında karar verebilir ve bunun dışına h-içbir zaman çıkamaz. Talep edilenlerin dışında herhangi bir şahadet verilse dahi, bir Mahkeme lâyihalarda yer almayan herhangi bir husus hakkında karar veremez. Meğer ki lâyihalar usulü veçhile tadil edilsin. Bak Hukuk İstinaf 34/67 ve 20/71. Şimdi davacın-ın talebini nereye istinad ettirdiğini tezekkür etmek gerekir. Daha önce de belirttiğimiz gibi davacı talep takririnde davalıdan 27 Kasım 1963 tarihli bir senet tahtinde K.L.200.- alacaklı olduğunu iddia etti. Dava.cı talep takririnde mezkûr senetten emre -muharrer senet (poliçe) olarak bahsetmiştir. Acaba davalı talep takririnde "emre muharrer senet" ibaresinden neyi kastetmiştir? Eğer davacı talep takririnde "emre muharrer senet" demekle Poliçeler Kanunu tahtinde 83. maddede tarifi yapılan emre muharrer se-nedi (promisory note) kastetmişse Bidayet Mahkemesinin Emare I'in emre muharrer senet (promisory note) olup olmadığı hususunu tezekkür etmesi hatalı değildir. Ancak davacı talep takririnde "emre muharrer senet (poliçe)" demekle Poliçeler Kanununun 3. madde-sinde tarifi yapılan bir poliçeyi (bill of exchange) kastetmişse, Bidayet Mahkemesi Emare I'in poliçeden mada herhangi bir senet olduğu hususunu tezekkür etmesi hatalıdır. Davacının talep takririnin 2. paragrafı ile davalının 27 Kasım 1963 tarihinde davacı- leyhine ödenmek üzere K.L.200.-lık bir emre muharrer senet (poliçe) imza ettiğini ileri sürmekte ise de davalının sözü geçen senedi ne sıfatla yani senedi keşideci olarak mı yoksa muhatap olarak mı yoksa parayı ödemeyi vaad eden birisi (maker of the promi-sory note) olarak mı imza ettiği hususunda hezhangi bir sarahat yoktur. Dava sebebinin (cause of action) kat'iyetle ne olduğu talep takririnde belirtilmemektedir. Dava sebebi cirosu mümkün senede (negotiable instrument) istinad ederse bu hususun talep takr-irinde belirtilmesi ve cirosu mümkün senedin ne olduğu yani poliçe, emre muharrer senet veya çek olduğu belirtilmelidir. Davalının poliçede muhatap olarak mı yoksa emre muharrer senedi ödemeyi vaad eden birisi (maker of the promisory note) olarak mı dava e-dildiği sarahaten belirtilmelidir. Bu gibi hallerde kullanılabilecek talep takriri numuneleri Bullen and Leake's Precedents of Pleadings, s.124, 125 ve 144 ve 145'de görülebilir. Ancak bazı hallerde cirosu mümkün senedin muhteviyatı muğlâk ise, cirosu mümk-ün senedi elinde bulunduran şahıs sözü geçen senedi, şekil bakımından poliçe olmakla beraber, emre muharer senet addedebilir ve dava sebebini şekil ba.kımından poliçe olan senedin emre muharrer senet olduğuna istinad ettirebilir. Bu hususta gör Edis v. Bur- 108 E.R. 511 ve Fielder v. Marshall (1861) 30 L.J.C.P. 158. Hatta bazı hallerde cirosu mümkün senedi elinde bulunduran şahıs setıedin ne olduğu hususunda kat'i olarak emin değilse, ve senedin ya poliçe veya emre muharrer senet olabileceği kanaatında ise, -dava sebebini hem poliçe esası ve hem de ahar suretle emre muharrer senet esası iizerine istinad ettirebilir. Bu yapıldığı takdirde yani senedi elinde bulunduran şahıs dava sebebini poliçe ve ahar suretle emre muharrer senet üzerine istinad ettirirse, mahk-eme senedin ya poliçe veya emre muharrer senet olduğu hususunda karar verebilir. Gör Haseldine, v. Winstanle (1936) 2 K.B. 101 ve Peto v. Re nolds 23 L.J. Ex.98. Bazı halllerde dava sebebi poliçe esası üzerine istinad ettirildiği halde poliçenin poliçe ola-rak muteber olmadığı ancak emre muharrer senet olacağı hususunda karar verilebilir. Ancak bu gibi hallerde lâyihaların tadil edilmesi gerekir. Lâyihalar tadil edilmedikçe emre muharrer senet olduğu hususunda karar verilemez. Gör Mason v. Lack (1929) XLV. T-.L.R. 362. Bu davadaki talep takriri senedin ne olduğu ve davalının ne sıfatla dava edildiği hususunda gayet muğlâktır. Dava esnasında davacı mevzuu bahis senedi davalının parayı ödemeyi vaad eden birisi olarak imza ettiğini iddia etmiş olsaydı ve bu husus-ta şahadet ibraz etmek istemiş olsaydı, bu durumda belki de talep takririnin bu hususu da kapsadığı düşüncesi ile Bidayet Mahkemesi böyle bir şahadetin ibrazına müsaade edebilir ve bu hususta da karar verebilirdi. Davanın duruşması esnasında böyle bir iddi-a yapılmış değildir. Davacının talep takriri, davacının şahadeti esnasında kullanıldığı ifadeler ve dava kapandıktan sonra davacı avukatının Mahkemeye yaptığı beyanat öz önünde tutulduğunda, davacının Emare I'i bir olarak addettiği ve davasını esası üzerin-den açtığı ve yürüttüğü aşikârdır. Bidayet Mahkemesi de dava esnasında şahitlere ve avukatlara sorduğu suallerden davacının talebini poliçe esası üzerine istinad ettirdiğini addettiği' görülür. Bidayet Mahkemesi hiçbir zaman dava esnasında avukatlara veya -herhangi birine ibraz edilen Emare I'in emre muharrer senet olup olamayacağı hususu hakkında herhan i bir imada bulunmuş değildir. Avukatlar Emare I'in emre muharrer senet olup olamayacağı hususunda herhanügi bir iddia veya görüş ileri sürmüş değillerdir.- Kanaatımızca talep takriri, müdafaa takriri Mahkemeye verilen şahadet, her iki tarafın avukatının şahitlere sorduğu sualler ve dava kapandıktan sonra avukatların Mahkemeye yaptıkları beyanat nazarı itibara alındığında davacının talebi bir poliçe esasına i-stinad ettirilmiştir. Bu böyle olduğuna göre Bidayet Mahkemesi Emare I'in emre muharrer senet olduğu hususundaki kararı, lâyihalar tadil edilmediği cihetle, hatalıdır. Bazan karar verildikten sonra dahi lâyihaların tadili için müracaat edilebilir ve mâhkem-enin verdiği karar lâyihalara uygun olması gerekçesi ile bu gibi müracaatlara izin verilebilir. Hatta böyle bir müracaat istinafın duruşması esnasında dahi yapılabilir. Bu davada lâyihaların tadili için gerek Bidayet Mahkemesi ve gerekse İstinaf Mahkemesin-de herhangi bir müracaat yapılmış değildir. Bu böyle olduğuna göre Bidayet Mahkemesinin Emare I in emre muharrer senet olduğu hususunda herhangi bir karar vermemesi gerekirdi. Emre muharrer senet hususunda yapılan istinafın kabul edilmesi ve Bidayet Mahkem-esinin emre muharrer senet hususundaki hükmünün iptal edilmesi gerekir.
Bidayet Mahkemesi hükmünde Emare I'in kanunenmuteber bir poliçe olmadığı hususunda bir bulgu yapmıştır. Fasıl 262, Poliçeler Kanununun3(1) maddesi poliçeyi şöyle tarif etmektedir:-
-"3(1) A bill of exchange is an unconditional order in writing, addressed by one person to another, signed by the person giving it, requiring the person to whom it is addressed to pay a demand or at a fixed or determinable future time a sum certain in mone-y to or to the order of a specified person, or to bearer.
Yukarıdaki taritena de görüleceği veçhile bir şahsın başka bir şahsa bir miktar paranın ilk talepte veya kat'iytle tesbit edilmişileriki belli bir günde belli bir şahsa veya hamiline belli bir mik-tar parak emir vermesi gerekir. Yazılı emrin, emri veren tarafından ernir verilene adres edilmesi gerekir. Yazılı emrin de emri veren tarafından imza edilmesi gerekir. Poliçe Kanununun 3(2) madesine göre 3(1) maddesinde belirtilen herhangi bir arta uymayan- herhangi bir senet poliçe değildir. Emir veren şahıs keşideci (drawee) olarak isimlendirilir. Emrin verildiği şahı.s da muhatap (drawee) olarak isimlendirilir. Poliçeler Kanununun 3(1) maddesine göre verilen emrin azılı ve emri veren (keşideci) tarafından- imza edilmiş olmasını derpiş etmekte ise de ayni Kanunun 18. maddesine göre muhatap poliçeyi, keşideci imza etmezden evvel dahi kabul edebilir. Muhatap poliçeyikabul ettiğinde umumiyetle poliçenin ön kısmına çaprazlama olarak poliçeyi kabul ettiğirıi yaza-r ve imzasını atar. Poliçeler Kanununun 17(2)(a) maddesine göre kabul ettiğine dair herhangi bir yazı olmasa dahi muhatabın yalnız imzası kâfidir. Muhatap poliçeyi kabul ederek imzasını attıktan sonra poliçeyi kabul eden kimse (acceptor) olarak anılır. Pol-içeler Kanununun 20(1) maddesine göre de bir poliçe herhangi esaslı bir hususta tamamlanrriamış ise poliçeyi elinde bulunduran şahsın makul gördüğü bir şekilde eksikliği tamamlamaya ilk bakışta (prima facie) yetkisi vardır. Ancak bu gibi hallerde Kanunun 2-0(2) maddesine göre tamamlanmamış olan poliçenin tamamlanmadan evvel taraf olan herhangi bir şahsın aleyhine infazı kabil (enforecable) olabilmesi için eksikliğin makul bir müddet zarfında ve verilmiş yetkiye istinaden tamamlanması gerekir. Emare I olarak -ibraz edilen senedin şekil bakımından poliçe olduğuna şüphe yoktur. Poliçeler Kanununun 3(1) maddesinde öngörülen şartlar, bir şarttan mada, yerine getirilmiştir. Eksik olan şart keşidecinin imzasıdır. Her ne kadar da keşidecinin poliçeyi kabul eden kimsen-in imza etmesinden sonra da imza etmeye yetkisi varsa, bunu Poliçeler Kanununun 20(2) maddesine göre makul bir müddet zarfında yapması gerekir. Hakikatta poliçe mahkemeye ibraz edildiğinde poliçenin ön kısmı keşideci tarafından imza edilmiş değildi. Davâcı- Bidayet Mahkemesinde poliçenin arka kısmında davacı isminin ilk harflerini koymakla poliçenin kanunun öngördüğü bir şekilde imza edildiğinin addolunması gerektiğini iddia etti. Kanaatımızca keşidecinin poliçeyi, poliçenin ön kısmında imza etmesi gerekir. -Poliçenin arkasına ancak ciranta yani ciro eden kimse (endorser) imza atar. Hiç şüphe yoktur ki keşidecinin poliçe arkasına imza etmeye yetkisi vardır ama bunu ancak poliçeyi başka bir şahsa ciro etmek için imza eder. Bir poliçe tamamlanmamış bir durumda i-se keşidecirıin poliçenin arkasını imza etmesi ile poliçe tamamlanmış duruma gelmez. Poliçenin muteber olabilmesi için keşidecinin poliçenin ön kısmında imzası şarttır. Bu hususta Byles on Bills of Exchange 2lst Edn. s. 98'de aynen şunlar yer almaktadır:-
-"The drawer's signature is essential to the validity of a bill;- without it no action can be maintained against the acceptor, either as such or as the maker of a note."
ve Chalmers Bills of Exchange, l2th Edn. s.14'de şunlar yer almaktadır:
"The Act re-quires a bill to be signed by the drawer. The signature may be added at any time -see sections 18 and 20; but until it is so signed the instrument is inchoate and without effect. Thus A draws a bill on B, but does not sign it. B accepts, and the instrument- is transferred for value to C. The instrument is neither a bill nor a note."
Halsbury!s Laws of England, 3rd Edn. Vol.3 s.147'de para.225'de şunlar yer almaktadır:-
-"The necessary parties to a `bill of exchange are: (1) the party giving the order, who must sign it, and who is called the drawer."
-
M'Call v. Taylor (1865) 34 L.J.C.P. 365 davasında keşidecinin po- liçede imzası olmadığı için Mahkeme tarafından dava konusu olan senedin poliçe olarak muteber olmadığına karar verildi. O davada mevzuu bahis olan senet şekil bakımından bir poliçe idi, mam-afih keşidecinin imzası mevcut değildi. Earl. C.J. s.366'da şunları söyledi:-
"It has not date and no drawer's name; but the defendant wrote his acceptance across it; and the question is, has the holder of such an instrument a right to declare on it either- as a bill of exchange or promisory note: It certainly is not a bill of exchange, nor is it a promisory note and there has been no case cited as an authority for its being considered as either a bill or a note. İt is, in fact, only an inchoate instrument, -though capable of being completed. Let the party who has the authority to make it a complete instrument do so; but if he will not do this, he cannot sue on it."
South Wales Cole Co. Ltd. v. Underwood and Son and Another (1899 15 T.L.R. 156 davasında davac-ı da.va mevzuu olan bir poliçenin samimi olarak kıymet karşılığı hamili idi (bona fide holder for value). Davalı Underwood and Son poliçeyi kabul eden kimselerdi. Diğer Davalı F. Alder isminde birisi idi. Underwood and Son'ın F. Alder ile ticari münasebetl-eri vardı. F. Alder Underwood and Son'dan eşya satın almakta idi ve birçok defalar F. Alder satın aldığı eşya için poliçe imza ederdi. Dava mevzuu olan poliçe Underwood and Son tarafından hazırlandı ve poliçeyi kabul eden kimse olarak poliçeyi imza ettiler-. Keşidecinin imza edeceği yer poliçede açık bırakılmıştı ve onun altına "F. Alder'in emrine yapılmıştır (drawn)" ibaresi yazıldı. Bu halde poliçe F. Alder'e gönderildi. F. Alder ise keşideci olarak poliçenin alt kısmında poliçeyi imza etmeyi ihmal etti ma-mafih poliçenin arkasına kendi ismini yazdı ve babasının davacıya olan borcunu kapatmak için poliçeyi davacıya verdi. Davacı günü geldiğinde poliçenin ödenmesi için poliçeyi kabul eden kimseye ibraz etti fakat poliçeyi kabul eden kimse ödemeyi reddetti ve -poliçenin keşideci tarafından poliçenin alt kısmında imza edilmediğini ileri sürdü. Davacı poliçeyi kabul eden kimseyi dava ederek poliçede belirtilen meblağı talep etti. O davada davayı gören Hakim poliçenin ön kısmı keşideci tarafından imza edilmediğinde-n poliçenin tamam olmadığı kanaatına vararak davacının talebini reddetti. Mr. Justice Channell s.158'de şunları söyledi:-
"This document had got no one in the position of the person who makes the request to the acceptor to pay the amount named in it. F. Al-der was required to put his name on the face of this bill to make it complete. Alder himself could not sue on the bill, and the plaintiffs could have no better title than he had."
Yukarıda iktibas edilenleri ve bilhassa içtihat kararlarını göz önünde tuta-rak bir poliçenin muteber ve infazı kabil olabilmesi için keşideci tarafından poliçenin ön kısmında imza edilmiş olması şart olduğu görülmektedir. South Wales Cole Co. Ltd. davasındaki hakikatlar istinaf mevzuu olan davadaki hakikatlarla hemen hemen aynidi-r. Bundan dolayı Emare I muteber bir poliçe değildir ve Bidayet Mahkemesinin bu husustaki bulgusu hatalı değildir.
Emre muharrer senet hususundaki Bidayet Mahkemesinin bulgusunu ve hükmünü hatalı bulduğumuz cihetle istinafın kabul edilmesi ve Bidayet Mahk-emesinin hükmünün iptal edilmesi gerekir.
Yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı işbu istirıaf kabul edilir ve Bidayet Mahkemesinin 21 Eylül 1971 tarihli hükmü iptal edilir. Yalnız şunu söylemek gerekir ki davacının Emare I olarak ibraz ettiği senedin po-liçe olarak muteber ve infazı kabil olmadığı hususunda karar verilmiştir. Emare I'in poliçeden mada herhangi bir emre muharrer senet veya senet veya evrak veya mukavelename veya borcu ikrar eden bir evrak olduğu hususunda bu istinafta karar verilmiş değild-ir. Davacı arzu ettiği takdirde uygun gördüğü şekilde ayni senet üzerinden dava açarak hakkını, eğer varsa, talep edebilir.
Davacının gerek istinaf masraflarını gerekse Bidayet Mahkemesi masraflarını ödemesi emrolunur.
- Yüksek Mahkeme
15 Ocak 1972
Full & Egal Universal Law Academy