-Hukuk İstinaf No. 38/71
(Dava No. 638/70)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahrnet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Zehra Ali, Lefkoşa
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ali S-üleyman
2. Halide A. Süleyman
(Davalılar)
arasında
İstinaf eden namına: Metin A. Hakkı
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvan-ç M. Riza.
Tahliye - İşgalci aleyhine tahliye talebi - Tahliye gerçekleşinceye kadar ara kâr talebi.
Hukuk Usulû - Lâyiha - Lâyihalarda mevcut olmayan bir konuda Mahkemenin karar vermesi - Lâyihanın tadili - Geç aşamada lâyihanın tadili için müracaat yap-ılması.
1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Htikûmler) Yasası - Yasanın 5(1) maddesinin kira münasebeti olan halleri kapsaması.
1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hûkümler) Yasası - Yasanın 6. maddesine göre kira ödenmesini emredebilmek için esas ki-rayı bilmek gerekir.
OLAY: Davacı Davalılar ile arasında kira münasebeti olmadığı halde, Davalıların evüıi işgal ettiğini iddia ederek tahliye davası açtı ve tahliye edene kadar Davalıların
35 K.L. tam kirayı ödemelerini talep etti.
Davalılar işg-alci olduklarını reddettiler. Davalılar Davacı ile iki kez sözlü anlaşma yaptıklarını evde kiracı olarak ikâmet ettiklerini ve tam kirayı ödediklerini ileri sürdüler.
Davacı duruşma günü tahliye talebini geri çekti.
İlk Mahkeme Davacının eşi ile Davalı (-1)'in sözlü anlaşma yaptıkları kanaatine vararak ödenen 12 K.L.- kiranın evin tam kirası olduğuna karar verdi ve Davacının talebini reddetti.
Davacı, lâyihalarda olmadığı halde, İlk Mahkemenin Davacının eşi ile Davalılar arasında sözlü anlaşma yapıldığına- ilişkin bulguya varmakla hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, müdafaa takririııde Davacının eşi ile Davalılar arasında sözlü anlaşma yapıldığına ilişkin bir iddia bulunmadığı
115
ve bu nedenle İlk Mahkemenin bulgusunun hata-lı olduğu kanısına vardı. İlk Mahkemenin bulgusunu lâyihalara uydurmak için, Davalılar avukatı tarafından yapılan tadil müracaatının ise çok geç bir aşamada yapıldığı, Davacının bu konuda İlk Mahkemede şahadet verme olanağı bulamadığı gerekçeleriyle reddet-ti.
Yüksek Makeme, talep takririnin de eksik olduğu ve bir dava sebebi içermediği nedeniyle istinafı reddetti.
HÜKÜM
Davacı Lefkoşa'da 22, Mehmet Akif Caddesinde kâin iki evin 31 Mayıs 1967 tarihinden itibaren sahibidir. Davacı 15 Ekim 1970 tarihinde- Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame ettiği 638/70 numaralı dava ile davalıların davacıya ait evlerin bir tanesini eski mal sahibi ile aralarında hiç kira münasebeti olmayan bir şekilde işgal etmekte olduklarını ileri sürdü. Davacı talep takririnde davalıların- ilkin ayda K.L.8.- daha sonra ayda K.L.l2.- alel hesap kira ve/veya ara kâr verdiklerini iddia etti. Davalılar karı kocadırlar. Her ikisinin de çalıştıklarını, ayda her ikisinin K.L.145.- maaş aldıklarını, dava konusu evin makul kirasının K.L.35.olduğunu -ve davalıların bu kirayı ve/veya ara kârı ödeyebilecek dûrumda olduklarını iddia etti. Davacı kendilerinin Lâkadamyalı göçmen olup hadiselerden beri köylerini terkettiklerini, davacının kızı ise takriben bir ay önce evlendiğini ve K.L.22.-ya ev tutmak mecb-uriyetinde kaldığını, davacının ikamet etmekte olduğu evde gayet sıkışık bir vaziyette olduğunu ve davalıların ikameti için mukabil başka ev mevcut olduğunu iddia etti. Davacı davalıların söz konusu evi tahliye edip boş olarak davacıya teslim etmelerini, t-ahliye edene kadar davalıların davacıya K.L.35.- ayda kira veya ara kâr ödemelerini Mahkemenin uygun göreceği herhangi bir emri talep etti.
Davalılar dosyaladıkları müdafaa takriri ile söz konusu evi eski mal sahibi ile aralarında hiç kira münasebeti olma-yan bir şekilde işgal ettiklerini red ve irıkâr ettiler. Davalılar davacı ile aralarında sözlü bir anlaşma yaparak dava konusu evin tam kirası olarak ayda K.L.8., tesbit edildiğini ve davalı 1, mezkûr anlaşma gereğince davacıya iki ay tam kira olarak ayda -K.L.8.- ödediğini iddia etti. Davalı 1, iki ayın hitamından sonra, davacı ile aralarında yeni sözlü bir anlaşma yaptıklarını ve söz konusu evin aylığını tam kira K.L.l2.-ya yükselttiklerini ileri sürerek davalının ödemiş olduğu kiraların alel hesap olmadığ-ını, tam kira olduğunu iddia etti. Davalılar aylık gelirlerinin ayda K.L.8O.- olduğunu iddia ettiler. Davalılar davacının talep takririnde talep ettiklerinin herhangi birine hakkı olmadığını ileri sürerek davanın masraflarla reddini talep ettiler.
Dava du-ruşma için tayin olduğu günde davacının avukatı davada istenen tahliye talebini geri çekti ve yalrıaz evin makul kirası olan ayda K.L.35.-nın her ay kira olarak ödenmesi üzerinde yani talep takririnin 8(b) paragrafı üzerine davasını ileri götüreceğini beya-n etti. Talep Takririnin 8(b) paragrafı aynen şöyledir:-
"8(b) Mezkûr evi tahliye edene kadar davalıların davacıya K.L.35.- ayda kira veya mesne profits ödemeleri için bir emir."
-Bidayet Mahkemesi her iki tarafın şahadetini dinledikten sonra davalı 1'in davacının kocası ile evin satın alınmasından sonra kira hususunda bir anlaşmaya vardıklarına kanaat getirerek davalıların ödedikleri K.Ll2.- kiranın evin tam kirası olduğu hususunda- karar verdi ve dolayısıyle davacının talebini reddetti. Davacının davalıların masrafını ödemesini de emretti.
-
Davacı Bidayet Mahkemesinin davalı 1' in davacının kocası ile söz konusu ev için bir kira anlaşması yaptıkları hususundaki bulgusunun, bu hususta lâyihalarda bir iddia olmadığı cihetle, hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi. İstinaf- esnasında davacının avukatı Bidayet Mahkemesinin bulgusunun iptal edilmesi ve davalıların evin makul kirası olan K.L.35.-yı ödemelerine emrolunmasını talep etti. Davacının avukatı davasının gerek Bidayet Mahkemesinde gerek Istinaf Mahkemesinde 1967, Kira -Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 5(1) maddesine istinad ettiğini ileri sürdü. Kira Kanununun 5(1) maddesi ancak kira münasebeti olan hallere şamildir. Davacının avukatı İstinaf esnasında davalının bir miktar kira ödemesi ile ve bu paranın mal- sahibi tarafından kabul edilmesi ile davacı ile davalılar arasında bir kira münasebetinin mevcut olduğunu iddia etmiştir. Herhangi bir binayı işgal eden herhangi bir şahsın bina sahibine bir miktar para vermekle bina sahibi ile işgal eden arasında kira mü-nasebetinin doğup doğmadığı hususunda karar verebilmek için verilen paranın hangi şartlar tahtinde verildiğini göz önünde tutmak gerekir. Bu davada herhangi bir kira münasebetinin doğup doğmadığı, da.vacının iddiası ele alındığında, sarih değildir. Mamafih- davacının iddiası doğru olsa dahi, 5(1) maddesi tahtinde herhangi bir hususun kararlaştırılması için Kira Kanununun 6. maddesinde derpiş olunanları uygulamak gereicir. Kira Kanununun 6(1) maddesi müstecirin ödeme kudreti ile mütenasip olarak esas kiraya m-ahsuben bir miktar kira ödemesinin Mahkeme tarafından emredilebildiğini derpiş etmektedir. Bu madde tahtinde herhangi bir emir verebilmek için esas kiranın ne olduğu hususunun bilinmesi gerekir. Elalbuki gerek talep takririnde gerek davacı tarafından veril-en şahadette esas kiranın ne olduğu hususunda herhangi bir iddia veya şahadet mevcut değildir. Eğer davacının kabul ettiği K.L.l2.- kira alınan müddet için tam kira idi ise, Kira Kanununun 6(3) maddesine göre davacının bu kiradan daha fazla bir miktar kira- alması imkânsızdır. Eğer davacının kabul ettiği ayda K.L.l2.- herhangi bir kiraya alel hesap olarak alınmışsa esas kiranın ne olduğu bilinmesi gerekir. Çünkü esas kira bilindiği takdirde Kira Kanununun 6(2) maddesi tahtinde müstecirin tam kira ödemesini e-mredebilir. Davacı talep takririnde davalıların dava konusu evi eski mal sahibi ile aralarında hiç kira münasebeti olmadığını iddia ettiği halde bu hususta mahkemeye herhangi bir şahadet vermiş değildir. Bidayet Mahkemesi davalı 1'in davacının kocası ile k-ira hususunda bir anlaşmaya vardığı hususunda bir bulgu yapmakla hakikaten lâyihalarda mevcut olmayan bir iddia veya talep hususunda karar vermiş bulunmaktadır. Dava lâyihalarında mevcut olmayan herhangi bir husus veya talep hakkında şahadet verilse dahi, -lâyihalar tadil edilmedikçe Bidayet Mahkemesi karar veremez. (Bak Hukuk İstinaf 34/67 ve 9/70). Bu böyle olduğuna göre Bidayet Mahkemesinin bu husustaki bulgusu hatalıdır. İstinafın duruşması esnasında davalıların avukatı bunun böyle olduğunu kabul etmiş -ve bunu gidermek için de Müdafaa Takririnin tadili için müracaat etmiştir. Bazı hallerde İstinaf Mahkemesinde dahi sırf verilen karara uyulmak maksadı ile lâyihaların tadiline müsaade edilebilir. Ancak bu konu yani davalı 1'in davacının kocası vasıtası ile- sözlü ve/veya tavır ve hareketi ile (by conduct) davacı ile kira hususunda bir anlaşma yaptığı iddiası Bidayet Mahkemesi huzurunda davacı tarafından ele alınmadığından ve davacı bu hususta bir sürprizle karşılaştığından ve davacı kendisi bu hususta herhan-gi bir şahadet veremediğin,den lâyihaların bu safhada tadil edilmesine izin verilmesinin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bidayet Mahkemesinin, davalı 1 in davacının kocası ile yapılan anlaşma hususundaki bulgusu hatalı olmakla beraber davanın reddolunmasın-a mani olmaz. Davacının mahkemede talep ettiklerine hakkı olduğunu ve dava sebebinin mevcut olduğunu ispat etmesi gerekir. Halbuki yukarıda belirttiğimiz gibi davacının davasını devam ettirdiği şekilde, talep takriri göz önünde tutulduğunda davacının herha-ngi bir dava sebebi (cause of action) yoktur. Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı işbu istinaf reddolunur.
Davanın bütün ahval ve şeraiti nazarı itibara alındığında istinaf masrafları için herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Yüksek Mahkeme
3 Ş-ubat 1972
Full & Egal Universal Law Academy