- Hukuk istinaf No. 4/73
(Dava No. 467/71; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M. Nec-ati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Mehmet Hüseyin, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Bahire Necmeddin ve digerler-i, Lefkoşa
(Davacılar)
arasında
İstinaf -eden namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Dana
Haksız Fiiler - Ölümle neticelenen trafik kazası - Terekenin ve Davacıların
tazminat talebi.
Hukuk Usulü - iddia ve ispat - Müteveffaya muhtaç, kimselerin al-dıkları
ve alacakları umulan yardım miktarlarının iddia ve ispati gerekir.
1959-62 Motorlu Taşıt Vasıtaları Nizamları - Nizamnamenin 58(1)(s)
maddesi - Viraji dbnen bir sürücünün mümkün olduğunca vasıtasını
tarafı-nda sürmesi gerektiği kuralı.
Fasıl 148, Haksiz Fiiller Yasası - Yasanın 58(1)(c) maddesi - Muhtaç
kimselerin müteveffanın ölümü dolayısıyle kaybettikleri maddi yar-
dım hususunda tafsilat vermesi.
Hukuk Usulü - istina-f istinaf Mahkemesinin ilk Mahkeme kararlarına
müdahale etmesi Müdahale edebilmek için yasal prensiplerde hata veya
olgulara yanlış uygulama veya tazminat miktarlarının çok yüksek veya
düşük olması gerekir.
- Haksız Fiiller -Tazminat tespiti - Müteveffaya muhtaç, çocukların alacakları
tazminatın hesaplanması.
Fasıl 189 Tereke İdare Yasası - Yasanın 34. maddesi - Müteveffaya muhtaç kimselerin alacağı tazminattan terekeden alacakları p-ayın düşülmesi geregi.
OLAY: Davacı 1 ve 2 müteveffanın tereke idare memurlarıdır. Davacı
1, 4 ve 6 ise milteveffanın eşi ve çocuklarıdır. Davacılar müteveffaya muhtaç kimseler olarak ve terekesinin alacakları için dava açtılar.
Davacılar Da-valının arabasını dikkatsiz ve ihmalkarane ve/veya
kanuni vecibelerini ihlal ederek sürdüğünü ve motosikleti ile seyreden
müteveffaya çarparak ölümüne sebep olduğunu iddia ettiler. ve özel ve genel
tazminat talebinde bulundular.
Davalı müdaf-aa takririnde kazaya sebep olduğunu red ve inkar etti ve alternatif olarak kazanın tamamen veya kısmen müteveffanın dikkatsizliğinden veya ihmalkârlığından meydana geldigini iddia etti.
İlk Mahkeme, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur or-anlarını %75, %25 olarak tespit etti. İlk Mahkeme tam mesuliyet esası üzerinden müteveffanın hayat intizarını kaybetmesinden dolayı terekesine 425 K.L. ve Davacı 1, 4 ve 6'ya müteveffaya muhtaç kimseler olarak 3750 K.L. tazminat ödenmesini emretti.
- Davalı İlk Mahkemenin,
1) Müteveffaya yüklediği dikkatsizlik oranının alenen az olduğuna karar vermekle;
2) Müteveffanın geri kalan hayat süresini yanlış prensiplere dayanarak tespit etmekle;
3) Müteveffanın Davacı 4'e -fakülteyi bitirdikten, Davalı 6'ya ise 17 yaşından sonra bakma mükellefiyeti olduğuna karar vermekle; ve
4) Yanlış kıstaslara dayanarak çok yüksek ve fahiş tazminat miktarlarına hükmetmekle hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
Da-vacılar da müteveffaya kısmen ihmalkarlık atfetmekle ve aşikar surette az tazminata hükmetmekle ilk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek mukabil istinaf dosyaladılar.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, ilk Mahkemenin tespit ettiği kusur oranlarının
makul olma-dığına ikna olmadığından konu ile ilgili istinaf- ve mukabil istinafi
reddetti.
Yüksek Mahkeme, 46 yaşındaki müteveffanın 18-20 yıl daha ömrü olabileceği kanaatine varmakla ve çoğaltıcı rakamı 10 olarak tespit etmekle ilk Mahkemenin ha-ta yapmadığı kanısına vardı.
Bu gibi davalarda muhtaç kimselerin müteveffadan aldıkları veya almayı bekledikleri yıllık mali yardımın iddia ve ispatının gerekli olduğu kanaatine varan Yüksek Mahkeme, Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58(1)(c) m-addesinin de kaybedilen maddi yardım hususunda tafsilat verilmesini öngörmekte olduğunu belirtti. Ancak bu konuda istinaf olmadığından ilk Mahkemenin kararına müdahale etmenin doğru olmadığı sonucuna vardı.
Yüksek Mahkeme, ilk Mahkemenin mütev-affanın çocukları olan Davacı 4 ve 6'ya 3 ve 7 yıl daha maddi yardım yapılması ihtimali olduğuna kanaat getirmekle hata etmediğini, ancak bu bulguya rağmen Davacıların 18-20 yıl daha müteveffadan maddi yardım alacağını kararlaştırmakla hata ettiğini belirt-ti.
Yüksek Mahkeme, istinafı kısmen kabul ederek Davacı 1'e ve Davacı 4 ve 6 çocukların her birinin alacak tazminat miktarlarını ayrı ayrı tespit etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. Mallet v. Mcmonagle (1969) 2 All E-.R. s.178.
2. Davies v. Powell Duffryn Associated Collieries Ltd. (1942) A.C.
601.
3. Kassam v. Kampalar Aerated-Water Co. (1965) 2 All E.R. 875.
H Ü K Ü M
Davacı 1 ve 2 müteveffa Necmeddin Sadak'ın terekesinin i-dare
memurlarıdır. Davacı 1 müteveffa Necmeddin Sadak'ın dul eşidir. Davacı
4 ve 6 ise müteveffanın evlatlarıdır. Davacı 1, 4 ve 6 müteveffaya muhtaç kimseler olarak 467/71 numaralıı davayı ikame ettiler. Davacılar ikame ettikleri dava ile davalın-ın BQ 930 plakalı arabasını 10.1.1971'de Lefkoşa-Sütlüce yolunda dikkatsiz ve/veya ihmalkirane ve/veya kanuni vecibelerini ihlal ederek sürdüğünü ve/veya idare ettiğini ve Necmeddin Sadak'la, 9437 plakalı motosikletini sürerken, çarparak ölümüine sebep old-uğunu ileri sürdüler. Davacılar talep takririnde müteveffaya muhtaç kimseler olduklarını ve müteveffanın ölümü ile ondan sağladıkları maddi yardımdan tamamen mahrum kaldıklarını iddia ettiler. Davacılar 9437 plakalı motosikletin kullanılmayacak hale geld-iğini, bunun kıymetinin K.L.40.- olduğunu ve cenaze masrafı olarak.da K.L.50.- kayba uğradıklarını ileri sürdüler. 1. ve 2. davacı tereke - namına özel zarar ziyan olarak.:K.L.90.- ve müteveffanın hayat intizarının kaybından dolayı genel zarar ziyan talep -ettiler. Davacı 1, 4 ve 6 ise müteveffaya muhtar, kimseler olduklarından, maddi kayıplarından dolayı genel zarar ziyan talep ettiler.
Davalı dosyaladığı müdafaa takriri ile davalının arabasını dikkatsizce veya ihmalkarane ve/veya kanuni vecibelerini ihl-al ederek sürdüğünğü ve/veya idare ettiğini ve kazaya sebep olduğunu red ve inkar eyledi, alternatif olarak da. kazanın tamamı ile ve/veya kısmen müteveffanın dikkatsizlik ve/veya ihmalkarane fiilinden meydana geldiğini ileri sürdü.
Bidayet Mah-kemesi tarafları ve şahitleri dinledikten sonra davalının arabasını dikkatsiz ve ihmalkarane sürdüğü ve kazanın Vukuuna sebebiyet verdiği kanaatına vardı. Ayni zamanda müteveffanın da motosikletini dikkatsiz ve ihmalkarane sürdüğüne ve böylelikle kazanın -vukuuna katkıda bulunduğuna kanaat getirdi. Bidayet Mahkemesi kaza ile ilgili bütün ahval ve şeraiti göz önünde tutarak davalının kazaya %75, müteveffanın da %25 nisbetinde katkıda bulunduğuna hükmetti. Bidayet Mahkemesi müteveffanın hayat intizarını kay-betmesinden dolayı verilecek zarar ziyani tam mesluliyet esasi üzerine K.L.425.- olarak tespit etti ve davacı 1, 4 ve 6'nin müteveffaya muhtaç kimseler olduğunu ve bunların tazminat olarak tam mesluliyet esasi üzerine K.L.3,750.- almaya hakları olduğu kana-atına vardı.
Davalı diğer şeyler meyanında Bidayet Mahkemesinin davacıya yüklediği dikkatsizlik nisbetinin alenen az olduğunu, müteveffanın mütebaki hayat süresini tespit ve takdir ederken yanlış hukuki prensiplere dayanarak hayat süresini 18-20 -yıl olarak tespit ettiğini, müteveffanın geçimine dayanan davacı 4'e fakülteyi bitirdikten sonra da vazife alarak geçim sağlayıncaya dek müteveffanın kazancından faydalanabileceği bulgusunun hatalı olduğunu davacı 6'nın da 17 yaşından sonra müteveffanın ge-çimine dayanır bir şahis olduğu hususundaki bulgusunun hatalı olduğunu, davacı 1, 4 ve 6'ya takdir olunan tazminat miktarlarının yanlış kıstaslara istinad ettirildiğini ve bu miktarlarin fuzuli ve fahiş olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf eyledi-. Diğer taraftan davacı, mukabil istinaf dosyalayarak müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunmuş, olduğuna ve/veya kısmen ihmalkar olduğuna hükmetmekle Bidayet Mahkemesinin hata işlediğini, tespit olunan tazminatın aşikir surette yetersiz olduğunu ve t-espit olunan tazminatin çoğaltılması gerektiğini ileri sürerek mukabil istinaf eyledi.
- İlk önce davacı ile davalıya yükletilen dikkatsizlik oranının hatalı olup olmadığını eleştirelim. 10.1.1971 tarihinde davali BQ 930 plakalı arabasını Gönendere'den Sütlüce'ye doğru Gönendere-Sütlüce yolu üzerinde 20 ve 21. miller arasında sürmekte iken- karşı istikametten gelmekte olan müteveffanın sürdüğü motosikletle çarpışmış ve neticede müteveffa hayatını kaybetmiştir. Kaza takriben ö.s. 5-5.30 civarında vukubulmuştur. Kaza Sütlüceye bakarken bir sağ viraj üzerinde vukubulmuştur. Davalının arabası- kaza anında yol üzerinde fren izleri bırakmıştır. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadete göre davalının arabasının sol tekerleklerinin kaza yerinde asfalt üzerinde bıraktığı fren izlerinin uzunluğu 36 ayak 7 inç, banket üzerindeki uzunluğu is-e 7 ayaktı ve tarla içerisinde de 45 ayak tekerlek izi vardı. Sağ tekerleğinin ise asfalt üzerinde 39 ayak 8 inç, banket üzerinde 8 ayak fren izi vardı. Tarla içerisinde ise '36 ayak 6 inç tekerlek izi vardı. Şahadete göre davalının arabasının sağ teke-rleği tarafından bırakılan fren izlerinin başlangıç noktası Sütlüceye bakarken asfaltın sağ kenarından 4 ayak içeride idi. Kaza yerini gösteren ve Emare 1 olarak ibraz edilen planda çarpışrna noktası "K" noktası olarak gösterilmiştir. Bu nokta Sütlüceye -bakarken asfaltın sağ kenarından 7 ayak 4 inç, içeride idi. Bu noktadaki asfaltın tüm genişliği 17 ayak 3 inçtir. Polis şahadetine göre çarpışma noktasının "K" noktasında gösterilmesinin başlıca sebebi "K" noktasının etrafında yağ lekeleri, boya ve nikel- parçalarının bulunması idi. Davalı ise çarpışma noktasının "K" noktasında olduğunu kabul etmedi ve çarpışma noktasının "L" noktasında olduğunu iddia etti. Polis şahidine göre "L" noktasının çarpışma yeri olabileceği hususunda herhangi bir emare yoktu. "-K" ile "L" noktası arasındaki mesafe 7 ayaktır. Polis şahidine göre her iki aracın ön sağ yan kısımları çarpmıştır. Arabanın ön siper demirinin sağ yan kenarının çarpık, ufak.ve büyük farlarının kırık, ön çamurluğunun ön sağ kapı menteşesine kadar batık -ve çamurluk üzerindeki nikel ile dikiz aynası da geriye doğru iğikti. Motosikletin dümeni üzerinde sıyrıklar vardı. Polis şahidine göre motosikletin ön sağ tekerlek çatalı araba ile çarpışmış ve çatal üzerinde arabanın mavi renkteki boya izleri mevcuttu.- Kaza yerinde yol virajlı olmakla beraber virajın her iki tarafında da uzun görüş mesafesi vardı. Bidayet Mahkemesi verilen şahadet ışığında çarpışma noktasının "K" noktası olduğunu kabul etmiştir ve dolayısıyle çarpışma anında davalının arabasının sağ k-ısmı asfalt yolun ortasından Sütlüceye bakarken sağ tarafta seyretmekte olduğu kanaatına vardi. "K" noktası Sütlüce'ye bakarken asfalt yolun sağ tarafindan 7 ayak 4 inç içeride olduğuna göre asfalt yolun orta hattından 1 ayak 3 1/2 inç içeride idi. Yani- davalının arabası yolun sol tarafında olmayıp yolun orta hattından davalının sağ tarafına doğru 1 ayak 3 1/2 inç seyretmekte idi. Motorlu Taşıt ve Yol Trafik Kanunları tahtınde yapılan Nizamnamenin 58(1)(s) nizamına göre bir taşıt vasıtası süren veya ku-llanan herhangi bir şahıs herhangi bir viraji dönerken vasıtasını mümkün olduğu kadar yolun sol tarafinda sürmesi gerekir. Davalının o gün arabasını sürerken yolun tamamıyle sol tarafını tutmadığı aşikirdir. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin davalının ar-abasını dikkatsiz ve ihmalkarane sürdüğü hususundaki bulgusu hatalı değildir. Müteveffanın bir motosiklet sürdüğü ve çarpışma noktasının 7 ayak 4 inç asfalt kenarından içeride olduğu nazarı itibara alındığında müteveffanın da motosikletini sürerken mümkün- olduğu kadar yolun sol tarafını tutmadığı aşikardır. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin müteveffanın da motosikletini dikkatsiz ve ihmalkarane sürdüğü ve müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunduğu hususundaki bulgusu hatalı değildir. Asfalt yolun geniş-liğini, çarpışma noktasının müteveffanın tarafından asfalt yolun kenarından 7 ayak 4 inç içeride olduğunu nazarı itibara alarak ihmalkarlık hususunda davalı ile müteveffa arasında tespit olunan %75 ve %25 oranının gayri makul olduğu hususunda gerek dava-lı gerekse davacı tarafından yapılan iddiaların ikna edici olmadığı kanaatindayiz. Bu nedenle ihmalkarlık oranı hususunda yapılan istinaf ile mukabil istinaf reddolunur.
-
Şimdi de davacı 1, 4 ve 6'ya verilen tazminat miktari hususunda yapılan istinaf ve mukabil istinafı eleştirelim. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadete göre müteveffa kaza gününde 46 yaşında ve Yönetim hizmetinde bir odacı idi. Mütev-effa ayda K.L.51.750 mils maaş almakta idi. Duruşmada müteveffanın boş vakitlerinde piyango bileti satmakta ve bir keresteci yanında çalışmakta olduğu hususunda şahadet verildi ise de, Bidayet Mahkemesi davacı l'in istintakta vermiş olduğu cevapları göz ö-nünde tutarak müteveffanın yalnız maaş olarak aldığı kazancı nazarı itibara almaya karar verdi. Kanaatımızca verilen şahadet ışığında Bidayet Mahkemesi kazanç hususunda herhangi bir hata yapmış değildir. Bidayet Mahkemesi müteveffanın 60 yaşına kadar hiz-mette kalacağı ve ondan sonra da bir miktar ikramiye ve emeklilik maaşı olması ihtimalinin olduğu kanaatina vardı. Bidayet Mahkemesi müteveffanın mütebaki hayat süresini ise takriben 18-20 sene kadar tespit etti. Mahkeme huzurunda verilen şahadette davac-ı 1, 4 ve 6'nin, rnüteveffaya muhtaç kimseler olduğuna şüphe yoktur, ancak gerek talep takririnde gerekse şahadette davalı l'in ve 6'nin müteveffadan sağladıkları veya sağlamayı bekledikleri maddi yardımın değerinin ne olduğu veya olacağı hususunda herhang-i bir iddia yapılrnış veya şahadet verilmiş değildir. Kanaatimizca bu gibi davalarda muhtaç kimselerin müteveffadan aldıkları veya almayı bekledikleri maddi yardımın yıllık kıymetinin ne olduğu hususunun iddia edilip ispat edilmesi gerekir. Nitekim Fasıl- 148, Haksız Fiiller Kanununun 58(1)(c) maddesi bu gibi davalarda muhtaç kimselerin müteveffanın ölümü dolayısıyle kaybettikleri maddi yardım hususunda tafsilit vermesini öngörmektedir. Bu hususta Lord Diplock
Mallet v. Mcmonagle (196-9) 2 All E.R. 178, s.190'da uniari sbyledi:-
"But this still leaves the Court with the task with which
it has been confronted since the first Fatal Accidents Act
was passed of estimating how l-ong the dependants would
have continued to benefit from the dependency had the
deceased not been killed and what the amount, of the de-
pendency would have been in each year of that period.
- The role of the court in making an assesment of damages
which depends on its view as to what will be and what
would have been is to be contrasted with its ordinary func-
tion in ci-vil actions of determining what was. In determin-
ing what did happen in the past a court decides on the
balance of probabilities. Ariything that is more probable
than not it treats as certain. - But in assessing damages
which depend on its view as to what will happen in the
future or would have happened in the future if something
had not happened in the past, the court must make an
- estimate as to what are the chances that a particular
thing will or would have happened and reflect those chan-
ces, whether they are more or less than even, in the amo-
un-t'of damages which it awards."
Davacı 4'ün müteveffanın ölümünden evvel ayda K.L.5.- yardım
gürdüğüj ve bu yardımın 2-3 sene devam etmesi ihtimali olduğu hususun-
da şahadet mevcuttur. Davacı 1 ve 6'nın ise aldıkları maddi yard-ımın
ne olacağı hususunda herhangi bir şahadet olmamakla beraber Bidayet
Mahkemesi milteveffanın aylık maaşının K.L.51.750 mil olduğunu göz
önünde tutarak davacı 1, 4 ve 61.nın müteveffadan ayda K.L.31.750 mil
maddi yardım aldık-ları kanaatına, vardı. Bidayet Mahkemesi bu bulgu-
sunu, yani davacı 1, 4 ve 6'nın K.L.31.750 mil maddi yardım aldığını,
nereye istinad ettirdiğini veya nereden istihraç ettigini hükmünde belit-
miş değildir. Bidayet Mahkemesinin mad-di yardım hususundaki bulgusu
tamamiyle spekülâtiftir ve huzurunda verilen şahadete istinad etmemek-
tedir. Bu böyle olmakla beraber bu hususta herhangi bir istinaf yapıl-
madığı için mahkemenin işbu bulgusuna müdahale etmek do-ğru değildir.
Bidayet Mahkemesi müteveffanın 18-20 sene daha ömrü olabileceği ihtimali olduğu kanaatına vararak davacıların bu müddet zarfinda aldıkları maddi yardımı almaya devam edeceklerini addederek yekün tazminat miktarını tam mesuliyet -esası üzerine K.L.3750.- olarak tespit etti.
Yüksek Mahkeme istinaf Mahkemesi olarak Bidayet Mahkemesinin tespit ettiği tazminat miktarına kolay kolay müdahale etmez meğer ki Bidayet Mahkemesinin kanuni prensiplerde bir hata işlediği v-eya olgularıı yanlış uyguladığı veya tespit olunan tazminat miktarının çok yüksek veya çok düşük olduğu hususunda ikna olunsun. Bu hususta Lord Wright Davies v. Powell Duffryn Associated Collieries Ltd. (1942) A.C. 601,
sayfa 617'de şunları söyledi:-
- "In effect the court, before it interferes with an award
of damages, should be satisfied that the judge has acted
on a wrong principle of law or has misapprehended the
facts, or- has for these or other reasons made a wholly
erroneous estimate of the damage suffered. It is not enough
that there is a balance of opinion or preference. The scale
must go down heavily against- the figure attacked if the
appellate court is to interfere, whether on the ground of
excess or insufficiency."
Muhtaç kimselerin alacağı tazminatı tespit ederken mahkemelerin muhtaç kims-elerin kaybettiği veya kaybedeceği yıllık maddi yardımın ne olacağını tespit etmesi gerekir. Bunu tespit ederken mahkemeler müteveffanın öldüğü tarihte muhtaç kimselerin gördüğü maddi yardımı tespit etmek gerekir. Bidayet Mahkemesi tazminatı tesp-it ederken müteveffa hayatta bulunmuş olsaydı ileride maaşının artabileceğini veya azalabileceğini, müteveffanın yaşama ihtimali olduğu müddet esnasında herhangi bir rahatsızlık veya kazadan dolayı kazanç saklayamayacak bir duruma gelebileceğini, muhtaç ki-mselerin müteveffanın yaşama ihtimali olduğu devre zarfında muhtaç olmaktan çıkabileceklerini nazarı itibara almasl gerekir. Bu hususta Lord Diplock Mallett davasında s.191' de şunları söyledi:-
"The starting point in any estimate -of the number of
years that a dependency would have endured is the number
of-years between the date of the deceased's death and
that at which be would have reached normal retiring age.
- That falls to be reduced to take account of the chance
not only that he might not have livp-, until retiring age
but also the chance that by illness or.injury he might have
.been d-isabled from gainful occupation. The former risk can
be calculated from available actuarial tables. The latter
cannot. There is also the chance that the widow may die
before the deceased wou-ld have reached the normal retiring
age ( which can be calculated from actuarial tables) or
that she may remarry and thus replace her dependency from
some other source Which would not have' bee-n available to
her had her husband lived. The prospects of remarriage may
be affected by the amount of the award of damages. But
insofar as the chances that death or incapacitating illne-ss
or injury would 6ring the dependency to an end increase
in later years when, from the nature of the arithmetical
calculation their effect on the present capital value 'of the
- annual dependency diminishes, a small allowance for them
may be sufficient were the deceased and his widow were
young and in good health at the date of his death. Simi-
larly even -in the case of a young widow the prospect of
remarriage may be thought to be reduced by the existence
of several young children to a point 'at which little account
need be taken of this factor.- In cases such. as the present
where the deceased was aged 25 and the appellant, his wi-
dow, about the same age, courts , have not infrequently
awarded 16 years' purchase of the dependency. -It is seldom
that this number of years' purchase is exceeded. It repre-
sents the capital value of an annuity certain for a period
of 26 years at interest rates of 4 per cent., 29 years at in--
terest rates of 4 1/2 per cent. or 33 years at interest rates
of 5 per cent. Having regard to the uncertainties to be
taken into account 16 years would appear to represent a
- reasonable maximum number of years' purchase where the
deceased died in his twenties. Even if the period were ex-
tended to 40 years, i.e., when the deceased would have at-
tained the age -of 65, the additional number of vears' Durc-
hase at interest rates of 4 per cent. would be less I than
four years, at 4 1/2 per cent, would be less than 2 1/2
years, and at 5 per cent, -would be little more than one
year.
The starting' point in any estimate of the amount of the
"dependencyt,., is the annual value of the material benefit
provided for- the dependants out of the earnings of the
deceased at the date of his death. But quite apart from in-
flation with which I have already. dealt there are many
factors which might, have . le-d to variations up .or down in
the future. His earnings, might have increased and with
them the amount provided by him for his dependants. They
might have diminished with a recession in tr-.ade or he might
have had spells of unemployment. As his children grew up
and became independent the proportion of his earnings
spent on his. dependants would have been likely to fall."
- Müteveffanın ölüm gününde davacıların aldığı ayda K.L.31.750 mil
aylık yardım miktarını 19 sene daha devaml-ı olarak almaya devam ede-
cekleri addolunduğu takdirde Bidayet Mahkemesinin yekün tazminat mik-
tarı olarak tespit ettiği K.L.3750 miktar hatalı değildir. Çünkü dava cıların aldıkları senevi, yardım K.L.381.-dir ve mahkeme işbu K.-L.381.-
rakamını l0'a yakın bir çoğaltıcı rakamla çarpmıştır. Kanaatimizca 46
yaşında olan bir şahsın 18-20 sene daha yaşayabileceğini kabul etmek
ve bu devre zarfinda doğabilecek herhangi bir hastalık veya kazayı veya
-başka herhangi bir sebebi göz önünde tutarak yıllık geliri 10'a yakın
bir rakama çarpmakla makul bir tazminat tespit edilmiş olur.
Bidayet Mahkemesi davacı 4 ile 6'nin sıra ile 3 ve 7 sene için
müteveffadan maddi yardım alma- ihtimali olduğu kanaatına varmıştır.
Kanaatımızca Bidayet Mahkemesinin işbu bulgusu verilen tüm şahadet
ışığında hatalı değildir. Bidayet Mahkemesi davacı 4 ve 6 ile ilgili yap-
tığı bu bulguya ratmen davacıların 18-20 sene son-una kadar müteveffa-
dan devamlııolarak,K-.L.31.750 mil aylık maddi yardım alacağını addet-
tiği görülmektedir. Bidayet Mahkemesi bunun, böyle olduğunu addetmekle
hata işlemiştir. Bu hususta Kassam v. Kampala Aerated Water Co.
- (1965) 2 All E.R. 875, s.880'de Lord Guest şunları söyledi:-
"A more serious criticism can however be made of the
fa 'ct that he has taken for all the dependants, aged as they
were from twent-y-three to three years, the period of do-
pendency at fifteen years, the estimate remainder of the
deceased's working life. This is plainly wrong as the eight
dependants would not - all be equally '- dependant for the
fifteen year period. The elder boys would soon become
self-supporting, the girls would proba'bly get merried or go
into employment, and the younger children would in time
- grow up an earn their own living. In fact only the youngest
Nazma would be dependant for the whole period of fifteen
years. This indicates to their lordships that the learned
judge's basis of calculating a-t K.L .10.- a week dependency
over a fifteen year period is erroneous, and that his award
for this reason can-not stand."
Kanaatımızca davacı 4 ile 6'nın alacağı maddi yardımın sona er-
mesinden sonra davacı 4 ile 6'nın alacağı maddi yardımın tamamen
davacı l'e verileceğini addetmek hatalıdır. Belki davacı 4 ile 6'nın
- alacakları maddi yardımın bir kısmını müteveffa kendi ihtiyaçlarına
sarfedecekti ve bir kısmını da karısına verecekti. Belki müteveffa bütün
bu artan maddi yardımı kendi ihtiyaçlarına hasredecekti. Fakat ne olursa
olsun da-vacı 4 ile 6 maddi yardım görmemeye başladıktan sonra müte-
veffanın tüm davacılar için tespit olunan K.L.31.750 mili karısına
sarfedeceği Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen tüm şahadet ışığında
kabul edilemez. Kanaatımızca -Bidayet Mahkemesi davacıların aldığı mad-
di yardım miktarını ayda K.L.31.750 milden yalnız 3 sene için tespit et-
mesi gerekirdi. Daha sonra davacı 4 aradan çıkacağı için davacı 1 ile
6'nin alacağı maddi yardımı K.L.31.750 -mil miktardan daha az bir aylık
miktar tespit etmesi ve 7 sene sonra da davacı 6'nın çıkması ile davacı
l'in alacağı maddi yardımı K.L.31.750 milden çok daha aşağıya olarak
tespit etmesi gerekirdi. Buna ilaveten Bidayet Mahke-mesi müteveffanın
60 yaşını doldurduktan sonra dahi, ömrünün sonuna kadar ayni maaşı al-
maya devam edeceğini addetmiş olduğu görülür. Kanaatimızca bu da ha-
talıdır çünkü 60 yaşından sonra müteveffanın gelirinin ne olabilece-ği hu-
susunda şahadet yoktur. Bu nedenle müteveffanın 60 yaşını doldurduktan
sonra da K.L.51.750 mil aylık kazancı olacağını addetmek hatalıdır.
Bu gibi hallerde tazminatin gayesi muhtaç kimselerin müteveffadan
- aldıkları veya alacakları yardımın devamını saklamaktır. Bu hususta Lord
Diplock Mallet davasında s.189'da şunları söyledi:-
"My Lords, the purpose of an award of damages under
,the Fatal Accident-s Acts is' to provide the widow and other
dependants of the deceased with a capital su m which with
prudent management will be sufficient to supply them with
material benefits of the same s-tandard and duration as
would have. been provided for them out of the earnings of
the deceased had he not been killed by the tortious act
of the respondents, credit, being given f-or 'the value of any
material benefits which will accrue to them (otherwise than
as the fruits of'insurance) as a result of his death."
Yukarıda belirtilenlerin ışığında Bidayet Mahkemesinin hukuki- pren-
sipler ve davacıların aldığı veya alacağı maddi yardım hususunda hata
işlediği aşikardır. Nazarı itibara alması gereken hususlar nazarı itibara
alındığında davacıların alması gereken makul tazminat miktarı K.L.3000.-
- dir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin genel tazminat olarak tespit et-
tiği K.L.3750. tazminat iptal edilir ve bunun yerine davalının tam mes'u-
liyet esası üzerinden 1, 4 ve 6. davacılara K.L.3000.- tazminat ödemesi
uygun görülür.- Müteveffa da kazanın vukuuna %25 katkıda bulunduğu
cihetle davalının davacılara K.L.2250.- genel tazminat ödemesi gerekir.
Davacıların müteveffadan aldıkları veya almayıı bekledikleri maddi
yardımın miktar ve süresini ve di-ğer hususları nazarı itibara alarak
almaya hakları olduğu K.L.2250.- genel tazminatın aşağıdaki şekilde
tevdi edilmesinin adil ve uygun olacağı kanaatına vardık.
Davacı 1 K.L.1600.-
Davacı 4 K.L.150.-
-Davacı 6 K.L.500.-
Ancak davacı 1, 4 ve 6'nın Haksız Fiiller Kanunu tahtınde alacakları işbu tazminattan Fasıl 189, Tereke İdare Kanununun 34. maddesi altında terekenin alacağı tazminattan hisselerine düşen kısmın ihraç edilmesi gerekir.- Bu miktar Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre davacı 1 için K.L.53.125 mildir. Davacı 4 ve 6 için de K.L.66.400'er mildir.
Netice olarak davacıların almaya hakları olduğu tazminat şöyledir:-
Davacı 1 K.L.1546.875 mil.
- Davacı 4 K.L.83.600 mil.
Davacı 6 K.L.433.600 mil.
Müteveffanın terekesini temsilen davacı 1 ile 2'nin alacağı tazminat miktarı hususunda Bidayet Mahkemesi herhangi bir hata işlemediğinden Bidayet Mahkemesinin bu hususta ver-diği hüküm aynen kalır.
Netice itibariyle istinaf kısmen kabul olunur ve müteveffanın tere- kesinin idare memurları sıfatı ile davacı 1 ve davacı 2 leyhine davacı l, 4 ve 6'ya tevzi edilmek şartı ile davalı aleyhine verilen. K.L.2626.57-5 mil için Bidayet Mahkemesinin hükmü tadil edilir ve bunun yerine davacı l'e K.L.1546.875 mil, davacı 4'e K.L.83.600 mil, davacı 6'ya K.L.433.600 mil verilmek şartı ile davalının aleyhine K.L.2064.075 mil için hüküm verilir. Mukabil istinaf reddolunur.
- İstinaf Mahkemesi huzurunda olan masraflar için herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Yüksek Mahkeme
23 Mayis 1973.
Full & Egal Universal Law Academy