- Hukuk İstinaf No.4/75
(Dava No. 446/74;Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Ahmet İzzet ve Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: Halide Yusuf, Lefko-şa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Reşat, Lefkoşa.
(Davalı)
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Şefi-ka Hilmi.
Aleyhine istinaf edilen namına: Hasan Murat.
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye - Davacının kendisinin eve makul
surette ihtiyacı olduğunu ileri sürerek tahliye talebi.
Tahliye - 1973 Kira (Kontrol) Yasası - Yasanın 7(1)(g) maddesi Konu
m-addeye göre Davacının eve makul surette ihtiyacı olduğu ve tahliye
emri verilmesinin makul olduğu hususunda Mahkemeyi tatmin etmesi
gerekir. Davalının ise tahliye emri verilmesini önlemek için
tahliye emri verilmesi halinde Davacıya nazaran daha b-üyük
müşkülâtla karşı karşıya kalacağı hususunda Mahkemeyi tatmin etmesi
gerekir.
Hukuk Usulü - İspat külfeti - İhtiyaca binaen tahliyelerde Davalının,
tahliye emri verilmesini önlemek için tahliye emri verilmesi
halinde, Davacıdan daha büyük -müşkülâtla karşı karşıya kalacağını
ispat etmesi gerekir.
18/73 sayılı 1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası - Yasanın
7(1)(g) maddesi - Alternatif barınak - Alternatif barınak Davalının
durumuna ve anormal duruma uygun başka bir konut demek-tir. Yasanın
7(1)(g) maddesinin, Fasıl 86, Kira Kontrol Yasasının 18(1)(g)
maddesi ile ayni olması.
İhtiyaca binaen tahliyede kiracı - Kiralayanın mali durumu - Mah-
kemenin tahliye emri verirken tarafların maddi durumunu dikkate
alması.
Alte-rnatif Barınak.
OLAY: Davacı Lefkoşa'da bir evin sahibi, Davalı ise bu evin
kiracısıdır. Davacı eve makul surette ihtiyacı bulunduğunu iddia
ederek Davalı aleyhine dava açarak tahliye talep etti.
Davalı müdafaasında Davacının eve ihtiyacı oldu-ğu iddiasını
reddetti ve ailesini barındırabilmek için mali imkânları ile
anormal duruma uygun başka bir evin mevcut olmadığını ileri sürdü.
İlk Mahkeme, Davacının dava konusu eve makul ihtiyacı olduğunu
kabul etmekle birlikte, tüm ahval ve -koşullara göre tahliye emri
verilmesi halinde Davalının Davacıya nazaran daha büyük zorluklarla
karşılaşacağı kanaatine vararak Davacının talebini reddetti.
Davacı tahliye emri verildiği takdirde Davalının Davacıya nazaran daha büyük zorluklarla -karşı karşıya kalacağına hükmetmekle ve tahliye talebini reddetmekle İlk Mahkemenin hata ettiğini öne sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, yürürlükteki 1973, Kira Kontrol (Geçici
Hükümler) Yasasının 7(1)(g) maddesine göre tahliye emri
-alınabilmesi için Davacının taşınmaz mala makul surette ihtiyacı
bulunduğunu ve Mahkemenin tahliye emri vermesinin makul olduğunu
kanıtlaması gerektiğini, bu iki husus ispat edilse dahi kiracının
tüm hal ve şartlara göre tahliye emri verilmesi hal-inde Davacıdan
daha büyük müşkülâtla karşılaşacağını ispat etmesi halinde tahliye
emri verilemeyeceğini belirtti. Dava konusu meselede Davacının
tahliye emri verilmesinin makul olduğunu ispat edemediği kanaatine
varan Yüksek Mahkeme, bir an içi-n bu husus ispat edilmiş addolunsa
dahi Davalının tahliye emri verilmesi halinde daha büyük
zorluklarla karşılaşacağını belirtti ve sonuç olarak İlk Mahkeme
kararını onayladı. Yüksek Mahkeme yargıçlarından biri ise talep
takririnde Mahkemenin t-ahliye emri vermesinin makul olduğunun iddia
edilmediğini belirtti ve Kira Yasasının şart bendine göre
Davalınııı ispat etmesi gereken müşkülât hususunu inceleyerek İlk
Mahkemenin bu hususu dikkate alıp tahliye emri vermeyi reddetmekle
hata etm-ediğini belirtti ve farklı gerekçelerle hükme katıldı.
Mahkeme heyetine dahil üç Yüksek Mahkenıe Yargıcı da, Davalının
mali imkânları ile kiralayabileceği başka bir ev olmadığını ileri
sürdüğü halde istintaka tabi tutulmadığını dikkatte aldı ve- bu
durumda İlk Mahkemenin müdafaayı doğru kabul etmekle hata etmediği
sonucuna vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. Georghios Ikosis v. Anastassia Thoma 21 C.L.R. s.125 sayfa 126.
2. Shrimpton v. Rabitts (1924) All E.R. (reprint) s.694 s-ayfa 695.
3. Chandller v. Strevett (1947) 1 All E.R. s.146 sayfa 167.
4. King v. Taylor (1955) 1 Q.B s.150 sayfa 154.
5. Smith v. Penny ( 1946) 2 All E.R. s.672 sayfa 673.
6. Piper v. Harvey (1958) 1 All E.R. s.454 sayfa 457.
H Ü K Ü- M
Ülfet Emin, Hâkim:
İstinaf eden (davacı) Lefkoşa'da No.27, Zahra Paşa sokağında kâin bir evin sahibi ve/veya idarecisi ol-duğunu, sözü geçen eve elzem ve/veya makul surette ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek kiracısı olan davalı aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde ikame ettiği dava ile davalının sözü geçen evi tahliye etmesini ve davacıya boş olarak teslimini amir kılan bir Ma-hkeme emri talep etti.
Davacı davasında davalının kanun himayesinde bir kiracı olarak evi işgal ettiğini ileri sürdü. Davalı ise müdafaasında dava konusu evi evvelki sahibi Mustafa Turgut'tan isticar ettiği ve davacı tarafından satın alındığı tarihe ka-dar mezkûr evi icarında bulundurduğunu iddia etti.
Davalı davacının dava konusu eve elzem veya makul surette ihtiyacı bulunduğunu kabul etmedi ve ailesini barındıracak mali imkânları ile anormal duruma uygun başka bir evin mevcut olmadığını iddia edere-k davanın reddini talep etti.
Bidayet Mahkemesi tarafları ve şahitleri dinledikten sonra davacının dava konusu eve makul ihtiyacı olmakla beraber, meselenin bütün ahval ve şeraitini göz önünde tutarak tahliye emri verilmesi halinde davalının davacıya n-azaran daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağı kanaatına vasıl olduğundan davacının talebini reddetti.
Davacı Bidayet Mahkemesi hükmünün, diğer şeyler meyanında, aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün aleyhine istinaf e-yledi.
1. Bidayet Mahkemesi verilen tüm şahadet muvacehesinde tahliye emri vermemekle hataya düşmüştür.
2. Tahliye emri verildiği takdirde davalının davacıya nazaran daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağına hüketmekle Bidayet Mahkemesi ha-taya düşmüştür.
3. Bidayet Mahkemesi verilen tüm şahadet ışığında davalının dava konusu ev için ödemekle mükellef olduğu kirayı K.L.6.- olarak kabul etmekle ve bu bulguyu istinad ederek tahliye emri verildiği takdirde davalının davacıya nazaran daha b-üyük zorluklarla karşı karşıya kalacağına hükmetmekle hataya düşmüştür.
4. Bidayet Mahkemesi tahliye ile ilgili kanuni prensipleri ve bilhassa mucir ile müstecirin isbat külfetleri hakkındaki prensipleri yanlış tefsir etmiş ve /veya uygulamamıştır.
- Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadet ve Bidayet Mahkemesinin bulgusuna göre davacının ikamet etmekte olduğu ev, döşemesi mozaik, küçük bir sündürme, iki büyücek yatak odası, bahçede küçük bir oda, mutfak ve helâdan ibarettir. Bahçede pis suların iç-ine aktığı kuyunun üstü çökmüş olduğundan koku yapmaktadır. Evin eski ve gayri sıhhi olduğuna şüphe yoktur. Dava konusu ev eski ve davacının ikamet etmekte olduğu evden biraz daha küçük olmakla beraber, temiz tutulduğundan ikamete daha elverişli olup evin -küçük bir sündûrmesi, 3 küçük yatak odası, mutfak ve helâsı ile küçük bir avlusu vardır. Yine Mahkemenin bulgusuna göre davacının 12 ile 19 yaşları arasında 5'i erkek, biri kız olmak üzere 6 çocuğu olup, en küçük çocuğu davacı ile kocasının yatak odasına, -17 yaşındaki kızı da dahil, diğer iki çocuğu ise ikinci yatak odasında, yatalak annesi de bahçedeki küçük odada kalmaktadır.
Davacı istintakında bir oğlunun tahsil maksadı ile İngiltereye gittiği ancak vizesiz gittiğinden her an dönebileceğini, bir baş-ka oğlunun ise Girnede Otelcilik okuluna devam ettiğini, sadece haftada 2 defa evde kaldığını söylemiştir. Dava konusu ev davacı tarafından iki sene evvel K.L.3,200.-ya satın alınmıştır ve dıuruşma gününde K.L.700.- borcu bulunmakta idi. Halen ayda K.L.8.-- kira vermektedir. Yine Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre mali durumu müsaid olmadığından davacı başka bir ev bulamamakta ve bu sebepten dava konusu eve ihtiyacı bulunmaktadır. Davacı halen ikamet etmekte olduğu evde 1961'den beri ikamet etmektedir.
-
Davalı, şahadete göre, mücahittir ve ayda K.L.5l.- maaşı vardır. Ancak borcu olduğu için her ay maaşından K.L.l0.- kesilmektedir ve eline K.L.41.- geçer. İkamet etmekte olduğu eve ayda K.L.6.- kira ödemektedir. Kız Lisesine devam eden biri 18, diğeri 1-.6 yaşında iki kızı ve karısı bulunmaktadır. Maaşından başka herhangi bir geliri yoktur.
Mahkeme davalının mali durumunu davalının söylediği gibi aynen kabul etmiştir. Davalı verdiği şahadette maaşı az ve ayni kira ile başka ev bulması imkânsız olduğun-dan başka ev bulmak için teşebbüse geçmediğini, ancak Yönetime bir ev vermesi için müracaat ettiğini, halihazırda binbir müşkülât ile şimdi ödemekte olduğu kirayı ödeyebileceğini ve daha fazla kira ödeyemeyeceğini söylemiştir.
Bidayet Mahkemesi verilen- şahadet ışığında davacının ailesini barındırmak bakımından ikamet etmekte olduğu evin sıkışık bir durum arzettiği ve aynı zamanda gayri sıhhi olduğu kanaatına varmıştır. Mahkeme davacının dava konusu eve 1973, Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralının 7(1)-(g) fıkrası gereğince makul surette ihtiyacı olduğuna kanaat getirmiştir. Bidayet Mahkemesi bir tahliye vermeden önce Kuralın 7(1)(g) fıkrasının şart bendi uyarınca davalının durumuna ve anormal duruma uygun başka bir evin mevcut olup olmadığını tetkik etm-esi gerektiği kanaatına vardı. Mahkeme davalı için başka bir evin mevcut olmadığı hususunda Mahkemeyi tatmin etmek davalıya düştüğünû belirttikten sonra davalının mali durumunu ve başka ev kiralamak için ciddi herhangi teşebbüse geçip geçmediğini nazarı it-ibara alması icap ettiğini hükmünde belirtmiştir. Mahkeme hükmünde davalının mali durumunu göz önünde tutarak ayda K.L.6.- veya ona yakın bir kiranın üstünde bir kira ile başka bir ev kiralayamayacağı kanaatına vardı ve teşebbûs halinde davalının bu çok kı-sıtlı mali imkânları ile ayni kira ile başka bir ev bulup kiralayabileceğini, bu hususta şahadet bulunmadığı cihetle, çok uzak bir ihtimal olduğunu belirtti ve bu şartlar altında davalının ev kiralamak için teşebbüse geçmeyişini ve bu husustaki tutumunu an-layışla karşıladığını ve makul bulduğunu belirtmiştir. Mahkeme hükmüne devamla davacının davalının bu kiraya başka ev bulabileceğini iddia etmediğini de belirtmiştir. Netice olarak Bidayet Mahkemesi davalının durumuna ve anormal duruma uygun başka bir evin- bulunmadığı hususunda tatmin edildiğini belirtti. Bidayet Mahkemesi hûkmünü özetlerken aynen şunları söylemiştir:-
"Bütün bu söylenenler muvacehesinde ve davalı için başka ev
bulunmadığını, dar mali imkânları ile ayni veya ona yakın bir
- kira ile başka ev kiralamanın çok uzak bir ihtimal olduğunu ve
dava ile ilgili bütün sair hususları nazarı itibara alarak
tahliye emri verilmesi halinde davalının davacıya nazaran daha
büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağı kanaatine va-sıl olmuş
bulunuyorum. Bu karara varırken davacının dava konusu eve makul
surette ihtiyacı olmakla beraber tahliye emri verilmemesi sonunda
evinde oturmağa devam edeceğini ve bütün kusurlarına rağmen 1961
yılından beri bu evde oturmakta- olduğunu; küçük bir masrafla
kuyunun üstünü kapatıp koku yapmasını önleyebileceğini, kocasının
maaşına ilâveten çalıştırdığı dükkândan da gelir sağladığını aksi
takdirde her ay dükkân kirası ödemesinin anlamsız olacağını göz
önünde bul-undurdum. Yine göz önünde bulundurduğum başka bir
hususu da davacının ayaklarının sızladığı iddiasına rağmen başka
bir ev kiralamak için teşebbüse geçmediği, davacıdan aldığı kira
ve oturduğu eve verdiği kira ile, davalıya nazaran, başka ev
- kiralamak için mali durumunun daha müsait olduğudur."
Verilen şahadete göre davalının maaşı K.L.50.- aydadır.
İstinafın duruşması esnasında davacının avukatı davalının başka bir ev bulması için ciddi teşebbüse geçmediğinden dolayı Kuralın 7(1)-(g) fıkrasının şart bendi uyarınca davalının üzerine düşen isbat külfetini yerine getiremediğini iddia etmiştir. Davacının avukatına göre herhangi bir kiracı kendi durumuna ve anormal duruma uygun başka bir evin bulunmadığını, Mahkemede isbat etmesi ve bun-un için de böyle bir evi bulmak için ciddi teşebbüse geçtiğini isbat etmesi gerekir. Davalı böyle bir teşebbüste bulunmadığı cihetle tahliye emri verilmesi halinde davalının davacıya nazaran daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağını isbat edemediğini- ileri sürerek Bidayet Mahkemesinin bu hususta hata işlediğini iddia etti. Diğer taraftan davalının avukatı davacının bir tahliye emri alabilmesi için dava konusu eve elzem ve/veya makul surette ihtiyacı bulunduğunu ve tahliye emrinin verilmesinin de makul- olduğunu isbat etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kuralın 7(1)(g) maddesi aynen şöyledir:
"Gayrimenkul mala mucir veya eşinin veya 18 yaşını ikmal
etmiş herhangi bir evlâdının makul surette ihtiyacı olması ve
Mahkemenin tahliye emri -veya hükmü verilmesini makul addetmesi
halinde;
Ancak, meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde,
tahliye hükmü veya emri verilmesinin böyle bir hüküm veya emir
verilmesine nazaran daha büyük müşkülât yaratacağı hususunda
- müstecir Mahkemeyi tatmin ettiği takdirde bu bend hükümleri
tahtında tahliye emri veya hükmü verilmez.
Bu bend maksatları bakımından ' meselenin bütün ahval ve
şeraiti' tabiri, mucir veya müstecir için başka bir gayrimenkul
malı-n mevcut olup olmadığı ve mucirin gayrimenkul malı bu bend
hükümleri tahtında tasarruf hakkı elde etmek maksadıyle bu
Kuralın yürürlüğe girmesinden sonra satın alıp almadığını da
kapsar.
'Müstecir için başka bir gayrimenkul mal' t-abiri müstecirin
durumuna ve anormal duruma uygun bir gayrimenkul malı da ifade
eder."
Kanaatımca herhangi bir şahsın Kuralın 7(1)(g) maddesi tahtında bir tahliye emri alabilmesi için aşağıdaki iki hususu isbat etmesi gerekir.
(1) Gayri men-kul mala kendisinin veya eşinin veya 18 yaşını ikmal etmiş herhangi bir evlâdının makul surette ihtiyacı olduğunu;
(2) Mahkemenin tahliye emri veya hükmü vermesinin makul olduğu.
Davacı yukarıda belirtilen her iki hususu isbat etmedikçe, tahliye emr-i alamaz. Ancak her iki hususu isbat etse dahi, müstecir meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde tahliye emri verilmesinin, böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük müşkülât yaratacağını isbat ederse Mahkeme tahliye emri veremez. 7(1)(g) ben-dine göre "meselenin bütün ahval ve şeraiti" tabiri mucir veya müstecir için başka bir gayrimenkul malın mevcut olup olmadığını da kapsar. Müstecir için başka bir gayri menkul mal tabiri de müstecirin durumuna ve anormal duruma göre uygun bir gayrımenkul m-alı da ifade eder. Kuralın 7(1)(g) maddesinde yer alan hükümler daha önce meriyette olan Fasıl 86, Kira Kontrol Kanununun 18(1)(g) maddesinin aynisidir.
Georhios İkosis v. Anastassia Thoma 21 C.L.R. 125 davasında Yüksek Mahkeme bu madde hususunda s.l26-'da aynen şunları söyledi:-
"Before an order for the recovery of possession of any
premises covered by the Rent Control Law, 1954, can be made the
Court should satisfy itself on the following three points:
That the landlord intends ge-nuinely to occupy the premises in question;
That the reasonably required by premises; and
That the Court considers it reasonable to give such order.
In addition, the proviso to the sub-section should be
borne in mind. By the first provi-so, if the tenant satisfied the
Court that having regard to all the circumstances of the case
greater hardship would be caused by granting the o-rder or
judgment than by refusing to grant it, no order or ejectment
shall be issued."
ve Shripton v. Rabbits (1924) All E.R. Reprint s.695'de Swift J. şunları söyledi:-
"Until he has satisfied the court that he reasonably
r-equires the dwelling-house for the occupation of himself or his
son or his daughter or one of the other people who are specified
in para (d), he is not in a position to come and ask for an order
for possession, and then it is not sufficient -that he should
satisfy the court that he reasonably requires the house for his
own occupation or that of his son or daughter and so on. He must
satisfy the court that it is reasonable to make the order."
ve Chandler v. Strevett (1947) -1 All E.R. 164, s.l67'de Bucknill L.J. şunları söyledi:-
"The judge is to consider the problem of other
accommodation, but he has to consider all the circumstances of
the case, and then, if he is satisfied that an order for
posses-sion will cause greater hardship to the tenant than the
landlord, he must not make it. The burden of proving greater
hardship under this provisio is on the tenant. Unless the judge
is satisfied of that then he must make the order provided th-e
other conditions of reasonableness and occupation as a residence
by the landlord have been complied with."
Mahk-eme huzurunda verilen şahadet ve Mahkemenin yaptığı bulgular göz önünde tutulduğunda görülüyor ki davacının oturması için 1961'den beri işgal ettiği ev mevcuttur. Davacının mali durumu davalınınkinden çok daha iyidir. Davalının mali durumu sadece mücahitli-kten aldığı maaştır. Davalının oturduğu evden başka barınacak herhangi bir evi mevcut olduğu hususunda Mahkeme huzurunda en ufak bir şahadet yoktur. Kanaatımca tüm şahadet ve mahkemenin bulgusu nazarı itibara alındığında davacı tahliye emrinin verilmesinin- makul olduğu hususunu isbat edememiştir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin Kuralın şart bendini yani tahliye emrinin verilmesi halinde davalıyı daha büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacağı hususunu tezekkür etmesi gerekmezdi.
Mamafih bir an için dav-acı tahliye emrinin verilmesinin makul olduğunu isbat etmiş olduğu addolunsa dahi, Bidayet Mahkemesi huzurunda olan şahadet ışığında tahliye emri verilmesi halinde davalının davacıya nazaran daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalacağına kanaat getirmekle- hata işlemiş değildir. Davalı şahadetinde kendisine ev tahsis edilmesi için yaptığı müracaattan öteye ev bulmak için ciddi bir teşebbüste bulunmadığını kabul etmekle beraber bu hususta verdiği sebepler yani mali durumunun K.L.6.dan fazla kira ödemeye müsa-it olmadığını ve bu kira ile başka bir ev bulamayacağı hususlarının olasılı olduğu hususunda Mahkeme karar verebilir. Bu hususta King v. Taylor (1955) 1 Q.B. 150, s.l54 de Evershed M.R. şunları söyledi.
"and this judge would be entitled, in my v-iew, to make use
of his experience as a judge sitting in that part of London in
coming to a conclusion whether the evidence given on the tenants
side of the difficulty in getting other accommodation was likely
to be correct."
-- Esasen davacı da işgal etmekte olduğu ev için K.L.8.- kira ödediği ve mali durumu davalıdan daha iyi olduğu halde bu kira ile- başka bir ev bulamayacağını ifadesinde belirtmiştir. Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesinin tahliye emrinin verilmesi halinde davalıyı daha büyük zorluklarla karşı karşıya bırakacağı hususunda vardığı kanaatın hatalı olmadığı kanaatı-ndayım.
-
Yukarıda izah olunan sebeplerden dolayı istinafın reddolunması ve istinaf edenin istinaf masraflarını ödemesi için emir verilmesi gerekir kanaatındayım.
Ahmet İzzet, Hâkim:
Sayın Ülfet Emin'in şimdi okuduğu hükümde vardığı netice ile hemfikirim anc-ak kendi hükmümü farklı bir sebebe istinad ettirmeyi uygun buluyorum.
1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralının 7(1)(g) maddesi altında tahIiye emri almak için davacı
gayri menkul mala kendisinin veya eşinin veya 18 yaşını ikmal
etmiş herhangi- bir evlâdının makul surette ihtiyacı olduğunu,
mahkemenin tahliye emrini vermesinin makul olduğunu isbat
etmelidir.
Bu iki unsur isbat edildikten sonra şart bendine geçilir ve tahliye emri verilmesinin, böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha- büyük müşkülât yaratacağı hususunu davalının isbat edip etmediği araştırılır.
Ancak, yukarıda izah edilen ikinci husus Bidayet Mahkemesinde ileri sürülmemiş ve Mahkeme de buna hükmünde hiç değinmemiştir. Bu sebeple istinafı bu nokta üzerinde karara ba-ğlamaktansa, davalının şart bendi altında yükümlü bulunduğu isbat külfetini yerine getirip getirmediğini araştırmayı tercih ettim.
Davalının mali durumu Bidayet Mahkemesi tarafından şöyle izah edilmektedir:
"Davalı mücahit olduğunu ve ayda K-.L.5l.- maaşı olduğunu
ancak borcu olduğu için her ay maaşından K.L.l0.kesildikten sonra
eline K.L.4l.- geçtiğini, ayda K.L.6.- ev kirası ödediğini, kız
lisesine devam eden biri 18 diğeri 16 yaşında iki kızı ile
karısına bakmakta olduğu-nu söylemiş maaşından başka geliri
olmadığını ileri sürmüştür. Davalının mali durumu hakkında
söylediklerinin doğruluğunu, aksine geçerli şahadet bulunmadığı
cihetle, kabul ediyorum."
Davalı şahadetinde başka bir ev bulmak hususunda şunl-arı söylemiştir:
"Bu dava açıldığında başka bir ev bulup çıkmam için bana
teklif yapıldı. Başka ev kiralamak için teşebbüse geçmedim çünkü
maaşım azdır ve başka ev bulamam ayni kira ile. Ama Yönetime bir
ev vermesi için müracaat e-ttim. Güneyden gelenlere ev verildiği
bana söylendi ve bu sebepten bana ev verilmedi.
Ben binbir müşkülâtla sadece şimdi ödemekte olduğum kirayı
ödeyebilirim, daha fazlasını ödeyemem. Bu kira ile başka bir ev
- bulabileceğimi sanmıyorum."
-
İstintakta ise davalı şu şahadeti vermiştir:
"Benim kaldığım sokakta bir ev boşaldı ancak evin sahibi onu
yıkacaktır. Benim bütçem müsait olmadığı için daha yüksek kira
ile ev kiralayamam. Bu sebepten ev kiralamak için teşebbüse
- geçmedim."
-
Bidayet Mahkemesi yukarıda iktibas edilen şahadeti şöyle değerlendirmiştir:
"TeŞebbüs halinde davalının bu çok kısıtlı mali imkânları
ile ayni kira ile başka ev bulup kiralayabileceğini, bu hususta
şahadet bulunmadığı cihetle çok u-zak bir ihtimal olarak kabul
ediyor ve bu şartlar altında davalının başka ev kiralamak için
teşebbüse geçmeyişini makul bulur ve bu tutumunu anlayışla
karşılıyorum. Zaten davacı da davalının bu kiraya başka ev
bulabileceğini, yukarıda d-a işaret ettiğim gibi, iddia
etmemiştir. Bütün bu sebeplerden dolayı davalının durumuna ve
anormal duruma uygun başka bir evin bulunmadığı hususunda tatmin
edilmiş oluyorum."
Kuralın 7(1)(g) maddesinin şart bendinde bahsedilen "müşkülât"- hakkında Bidayet Mahkemesinin verdiği karar ancak Bidayet Mahkemesinin kanunu yanlış uyguladığı veya hükmünü şahadet olmayan bir hususa istinad ettirdiği hallerde olur. Bu prensip Smith v. Penny (1946) 2 All E.R.672 davasında s.673'de şöyle izah edilmekte-dir:-
"It is necessary for the tenant to show that the county
court judge misdirected himself or that he based his judgment on
- some finding of fact of which there was no evidence."
-
Kuralın 7(1)(g) maddesinin şart bendinde bahsedilen "müşkülâtın" varlığı hakkında Mahkemeyi tatmin etmek külfeti davalıya düşmektedir. Bidayet Mahkemesi böyle bir müşkülâtın varlığı hakkına karar verirken, diğer hususlar meyanında, davalının başka bir -ev bulma ihtimalinin var olup olmadığını veya davalının bu hususta herhangi bir teşebbüs yapıp yapmadığını da nazarı itibara alabilir. Fakat Mahkemenin bulgu yapması gereken esas husus, tahliye emri verildiği takdirde davalının 7(1)(g) maddesinin öngördüğü- şekilde müşkülâta düçar olup olmayacağıdır. Böyle bir müşkülâtın varlığına kanaat getirdikten sonra Bidayet Mahkemesi hükmüne müdahale, yukarıda izah edilen prensibe göre ancak istisnai hallerde mümkün olabilir.
İstinaf konusu olan davadaki davalı, ma-li durumu dolayısıyle başka bir ev bulamayacağını izah etmiş, Bidayet Mahkemesi de bunu tatminkâr bulmuştur. Şimdiki durum göz önünde tutulacak olursa Bidayet Mahkemesinin bu kanaata varması makuldür. Her ne kadar da davalı başka bir ev bulmak için teşebbü-s etmediğini söylemekle beraber, King v. Taylor (1955) 1 Q.B.150 davasındaki hüküm ışığında, davalının K.L.6.-ya başka bir ev kiralamasının mümkün olmadığı bulgusuna ve tahliye emri verildiği takdirde davalının davacıdan daha fazla müşkülâta uğrayacağı kan-aatına varmakla Bidayet Mahkemesi hata etmiş değildir görüşündeyim.
Yukarıdaki sebeplerden dolayı istinafın reddolunması ve istinaf masraflarının istinaf eden tarafından ödenmesi gerektiği kanaatındayım.
Şakir S. İlkay, Hâkim:
Müstenif dava konusu -evin tahliyesini makul ihtiyaca binaen talep etmişti. Davayı dinleyen Kaza Mahkemesi müstenif davacının mezkûr eve makul surette ihtiyacı olduğunu bulmuş fakat tahliye emri verdiği takdirde aleyhine istinaf edilen davalının karşılaşacağı müşkülâtın emrin v-erilmemesi halinde müstenifin karşılaşacağından daha fazla olacağına kanaat getirerek müstenifin tahliye talebini reddetmiştir.
Kaza Mahkemesi 18/1973 sayılı Kira Kontrol Geçici Hükümler Kuralının 7( 1 ) (g) maddesinin şart bendi mucibince davalı lehin-e bulgu yaparken mevcut mali imkânları ile kiralayacak başka bir ev bulmasının olanak dışı olduğu hususunda davalının şahadetinde şöylediğini doğru olarak kabul etmiş ve esas itibarı ile buna dayanarak müstenifin tahliye talebini reddetmiştir.
Müstenif- Kaza Mahkemesinin sözü edilen bulgusunun geçerli şahadete dayanmadığı cihetle hatalı olduğunu, lehine bu şekilde bir bulgu yapılabilmesi için davalının başka bir ev bulmak için semere vermeyen teşebbüste bulunduğunu isbat etmiş olması gerektiğini halbuki -davalının üstüne düşen isbat külfetini yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilen ise davacının tahliye talebinde muvaffak olması için sadece dava konusu eve ihtiyacı olduğunu isbat etmesinin kâfi olmadığını, tahliye emrinin verilmes-inin makul nlduğunun da isbat edilmesinin gerektiğini fakat davacının bunu isbat etmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
18/1973 sayılı Kuralın 7(1)(g) maddesi tahtında herhangi bir şahıs lehine tahliye emri verilebilmesi için, sayın Hâkim arkadaşlarımın hük-ümlerinde belirtmiş olduğu gibi, bahse konu gayri menkul mala mezkûr şahsın veya eşinin veya 18 yaşını ikmal etmiş bir evlâdının makul surette ihtiyacı bulunduğunun ve Mahkemenin böyle bir tahliye emri vermesinin makul olduğunun isbat edilmesi gerekir.
- Bu meselede Kaza Mahkemesi, her ne kadar da hükmünde sarahaten belirtmemiş ise de, yukarıda zikredilen iki hususta tatmin olmuş olmalıdır ki daha ileriye giderek müşkülât unsurunu tezekkür etmiş ve davalının daha fazla müşkilât ile karşılaşacağı nedenine -istinaden davacının tahliye talebini reddetmiştir. Esasen Mahkemenin doğru olarak kabul etmiş olduğu şahadet, müşkilât unsuru bir tarafa. bırakıldığı takdirde, tahliye emrinin verilmesinin makul olduğunu, kanaatımca, göstermektedir. Saniyen şu da var ki da-valı şahadetin dinlenmesini müteakip Mahkemeye yapmış olduğu hitabede bu hususu ihtilâf konusu yapmamış ve davacının talebinin davalının düçar olacağı müşkülât göz önünde bulundurularak reddedilmesini istemiştir.
Şimdi de Kaza Mahkemesinin tahliye veri-ldiği takdirde davalının daha fazla zorluklarla karşı karşıya kalacağı hususundaki bulgusunun hatalı olup olmadığının tezekkür adilmesi gerekir.
Davalı için kendi durumuna ve anormal duruma uygun başka bir evin bulunmadığını ve tahliye emri verildiği t-akdirde kendisinin uğrayacağı müşkülâtın verilmemesi halinde davacının uğrayacağından daha fazla olacağını isbat etmek davalının vazifesidir. Piper v. Harvey (1958) 1 All E.R.454 at 457 da.vasında Lord Denning şöyle demiştir:-
"According to the -judge's note all he said about that was 'I
have tried with the council. I have been on their list for a
number of years'. When he was cross-examined, he said: 'I applied
to the council years ago. They told us we could afford to buy.'
- What does that show? He did not give in evidence that he had
been round hunting for houses. He did not show that he had made
any effort to buy another house, or get another house at all
apart from his action in going to the council years- ago. The
burden is on the tenant to show there is greater hardship on him
by having to move."
- Aynı davada Hodson, L.J. da s.458'de şöyle demiştir:
-
"The tenant has not been able to say anything more than the
minimum which every tenant can say, namely, that he has in fact
been in occupation of the bungalow, and that he has not at the
moment any other place to go to. Fle has no-t, however, sought to
prove anything additional to that by way of hardship, such as
unsuccessful attempts to find other accommodation, or, indeed to
raise the question of his relative financial incompetence as
compared with the landlord-."
- Bu meselede davalı şahadet vermiş ve başka bir ev bulmak için teşebbüste bulunmadığını kabul etmekle beraber mali imkânları i-le başka bir ev bulmasının olanak dışı olduğunu söylemiştir. Davalının mali imkânları ile kiralayabilecek başka bir evin mevcut olmadığı müdafaa takririnin 5. paragrafında da ileri sürülmüştür. Buna rağmen davalı bu hususta, Kaza Mahkemesinin de hükmünde b-elirttiği gibi, istintaka tabi tutulmamış ne de kendi durumuna ve anormal duruma uygun başka evin mevcut olduğu veya teşebbüshalinde böyle bir evin bulunabileceği hakkında kendisine soru tevcih edilmiştir. Davalı bu hususta istintak edilmediği ve söylediğ-i ihtilâf konusu yapılmadığı cihetle Kaza Mahkemesinin bu iddiayı doğru olarak kabul etmekle hata ettiği, kanaatımca, söylenemez.
-
Kaza Mahkemesi tahliye emri verilmediği takdirde davalının uğrayacağı müşkülâtın, verildiği takdirde davacının uğrayacağı müşkülâza nazaran, daha fazla olduğu kanaatına varırken davalı için başka bir evin mevcut olmadığını, tahliye emri verilmediğinde -davacının 1961'den itibaren işgal etmekte olduğu evde oturmağa devam edeceğini, bu evde bulunan ve şikâyet konusu olan kuyunun üstünün küçük bir masraf ile kapatılabileceğini, davacının mali durumunun, davalıya nazaran, başka bir ev kiralamak için daha müs-ait olduğunu göz önünde tutmuştur. Kaza Mahkemesinin bu hususta varmış olduğu kanaat huzurundaki şahadete dayanmakta olup hatalı değildir.
Netice itibarı ile ben de istinafın masraflarla reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ülfet Emin, Hâkim:
Netic-e olarak istinaf oy birliği ile reddolunur ve istinaf edenin istinaf masraflarını aleyhine istinaf edilene ödemesi emrolunur.
Ü. Emin,
Hâkim.
- A. İzzet,
Hâkim.
Ş. İlkay,
Hâkim.
9- Ağustos, 1975.
2i1
Full & Egal Universal Law Academy