- Hukuk İstinaf No. 45/73
(Dava No. 164/72; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet
İstinaf eden: Tuncer Bahadır, Kazafana
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilenler: Behiye Mustafa Şaftur ve d-iğerleri, Ortaköy
(Davacılar)
a r a s ı nd a
İstinaf eden namına: Menteş Aziz tarafından Hasan Murat
Aleyhine istinaf edi-lenler namına: Cahit Yılmazoğlu
Trafik Kazası - Ölümle neticelenen trafik kazası.
İstinaf - Sorumluluk ve tazminat aleyhine istinaf.
Tazminat - Müteveffaya muhtaç kimselerin talep ettiği tazminat.
Tazminat - Terekenin hayat intizarı kaybından dolayı- talep ettiği tazminat - Tazminatın benzeri davalarla kıyaslanarak tespit edilebilmesi.
Tazminat -Tazminatın tespitinde dikkate alınacak hususlar - Tazminat tespitinde dıxruşma gününe kadar paranın satın alma gücündeki azalmanın dikkate alınması.
Hukuk -Usulû - İspat kûlfeti - Bir iddiayı yapanın ispat etmesi gerektiği ilkesi.
OLAY: Davacılar Davalının arabasını dikkatsiz sürerek bisikletle aynı yönde seyreden müteveffaya çarptığını ve ölümüne neden olduğunu iddia ettiler ve tazminat talebinde bulundular-.
Davacı 1 ölenin annesidir. Davacı 1 şahsen ve ayrıca Davacı 3 olarak ölenin tereke idare memuru sıfatıyle dava etmektedir.
Davalı kazanın kendi kusurundan meydana geldiğini reddetti ve alternatif olarak kazanın tamamen veya kısmen müteveffanın dikkatsi-zliği yüzünden meydana geldiğini iddia etti.
Davacı 1 müteveffaya muhtaç kimse olduğundan mahrum kalciığı maddi yardımın tazmini; Davacı 3(a) ve 3(b) ise tereke idare memuru sıfatıyle mütevef fanın hayat intizarı kaybının tazminini talep ettiler.
İlk Mah-keme kazaya Davalının arabasını dikkatsiz ve ihmalkârane sürmesinin neden olduğu kanaatine vardı ve tereke lehine 500 K.L. müteveffayamuhtaç kimse olarak Davalı 1 leyhine ise 800 K.L. tazminat ödenmesine hükmetti.
Davalı, İlk Mahkemenin şahadeti hatalı -değerlendirerek müteveffada kusur bulmadığını ve fahiş tazminat miktarla.rına hükmettiğini ileri sürerek istinaf etti.
Davacı 1 ise mukabil bir istinafla İlk Mahkemenin tazminata ilişkin bulgularının yetersiz olduğunu iddia etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, -tüm .şahadet dikkate alındığında İlk Mahkemenin tüm kusuru Davalıya atfeden bulgusunun isabetli olduğunu, Müteveffa kazaya katkıda bulunmuşsa bunu kanıtlama yükümlülüğünün Davalıda olduğunu ve Davalının bu hususta herhangi bir şahadet dinletmediğini belirt-ti.
Yüksek Mahkeme tüm hususları ve özeİlikle paranın satınalma gücünü dikkate aldıktan sonra muhtaç kişi olarak Davacı 1 lehine hükmedilen 800 K.L.yı fazla buldu ve 600 K.L.'ye indirdi. Müteveffanın terekesine hayat intizarı kaybı nedeniyle verilen mikta-rı ise makul buldu. İstinafın kısmen başarılı olduğunu dikkate alan Yüksek Mahkeme istinaf masraflarının yarısının istinaf edene ödenmesine karar verdi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Radburn v. Kemp (1971) 3 All E.R. s.249, sayfa 252-253.
2. Mitc-hell (by his next friend Hazel Doreen Mitchell) v. Mulholland and Another (No.2) (1971) 2 All E.R. s.1205, sayfa 1217- 1218.
HÜKÜM
30 Eylül 1971'de ölen Ortaköylü Tanur Mustafanın annesi Behiye Mustafa Şaftur davacı 1 olarak şahsen ve davacı 3(a) olarak -da davacı 3(b) ile beraber müteveffanın terekesinin idare memurları sıffatıyle dava açmıştır. Davacı 2 müteveffanın küçük kardeşi olup tabü velisi ve en yakın arkadaşı annesi olan davacı 1 vasıtası ile dava açtı. Davacılar ikame ettikleri dava ile davalını-n AV 982 plâkalı arabayı 29.9.1971 de Lefkoşa-Girne ana yolu boyunca Gönyeli istikametinde giderken dikkatsız ve/veya ihmalkârane sürdüğünü ve/veya idare ve kontrolünde bulundurduğunu ve ayni yol boyunca ayni istikamette bisikletinde binili giden Ortaköylü- Tanur Mustafaya çarptığını, Tanur Mustafanın kazadârı aldığı yaralar neticesinde 30 Eylül 1971 tarihinde öldüğünü ileri sürdüler. Davacı 1 ve 2 müteveffanın yardımına muhtaç kimseler (dependants) olduklarını, müteveffanın ölümü ile - müteveffadan sağladık-ları maddi yardımdan tamamen mahrum kaldıklarını iddia ederek maddi kayıplarından dolayı genel zarar ziyan talep ettiler. Davacı 3(a) ve 3(b) de müteveffanın hayat intizarının kaybından dolayı genel zarar talep ettiler.
Davalı dosyaladığı Müdafaa Takriri -ile herhangi bir dikkatsızlık ve/veya ihmalkârlık nedeni ile dava mevzuu kazanın meydana geldiği hususunu red ve inkâr eyledi. Alternatif olarak davalı dava konusu kazanın tamamıyle ve/veya kısmen müteveffanın dikkatsızlığı yüzünden meydana geldiğini iddia- etti.
Bidayet Mahkemesinde davanın duruşmasına başlanmadan önce davacı 2 davasını geri çekmiştir. Bidayet Mahkemesi davacıları ve şahitlerini dinledikten sonra davalının arabasını dikkatsiz ve ihmalkârane sürdüğüne ve kazanın vukuuna sebebiyet -verdiğine kanaat getirdi. Bidayet Mahkemesi müteveffanın hayat intizarını kaybetmesinden ötürü davacı 3(a) ve 3(b)'ye terekeyi temsilen K.L:500.- ve davacı 1'in müteveffanın yardımına muhtaç bir kimse olduğuna kanaat getirerek mahrum olduğu maddi yardımdan- dolayı davacı 1'e K.L.800.- tazminat verilmesi için hüküm verdi.
Davalı, diğer şeyler meyanında, Bidayet Mahkemesi hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mesuliyet ve tazminat miktarı hususunda istinaf eyledi.
l. Bidayet Mah-kemesi kaza anında 3 bisikletlinin tek sıra halinde seyretmiş olduklarına dair direkt şahadet olmadığı halde, tek sıra halinde seyretmiş oldukları gerektiğine dair verilen farazi şahadete inanmakla hata etmiştir.
2. Müteveffanın kaza anında kendi tarafınd-a seyretmekte olduğuna dair verilen şahadet farazi olduğundan Mahkeme bu şahadete inanmakla hata etmiştir.
3. Müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunabilecek bir ihmalkârlık veya dikkatsizliği olduğuna dair herhangi bir şahadetin mevcut olmadığı gerekç-esi ile kazada herhangi bir katkısı olmadığı sonucuna varmakla Mahkeme hata etmiştir.
4. Müteveffanın ölmezden önceki aylık kazancı hakkında ve yaşamış olsaydı kazadan 2 ay sonraki kazancı hakkında verilen şahadete inanmakla hata etmiştir.
5. Müteveffanı-n daııacı 1'e yapılan yardım miktarını K.L.120.olarak tespit etmekle ve yekün tazminat miktarını K.L.800.- olarak takdir etmekle Mahkeme hata etmiştir.
6. Müteveffanın hayat intizarını kaybetmesinden ötürü Terekeye verilecek tazminat miktarını K.L.500.- t-espit ederken Bidayet Mahkemesi ihtimallere dayanmakla hata etmiştir. Takdir edilen miktar pek fahiştir.
7. Bidayet Mahkemesi davaya keyfi ithal olunan davacılar davalarını geri çektikten sonra davalı aleyhine masraf vermekle hataya düşmüştür.
Diğer tara-ftan davacı 1 müteveffadan gördüğü yardım miktarı hususunda Bidayet Mahkemesinin tespit ettiği tazminat miktarının, diğer şeyler meyanında aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mukabil bir istinaf dosyalamıştır.
1. Davacı l.'in müteve-ffadan ayda K.L.lO.- yardım gördüğü hususunda Bidayet Mahkemesinin bulgusu hatalıdır.
2. Davacı 1'in göreceği yardımın tavanını yılda K.L.150.- olarak tespit etmekle ve bu yardımın müteveffanın muhtemel evlenme çağına kadar yalnız 8 sene müddetle devam ed-eceği bulgusuna varmakla Bidayet Mahkemesi hata etmiştir.
3. Müteveffanın istikbalde artacak gelirinin 1. davacıya yapacağı yardımda uygun orantı dairesinde artacağını ve bu yardımın müteveffanın evlenmesinden sonra da devam edeceğini takdirde ve bu yolda-ki şahadeti lâyıkıyle değerlendirmekte Bidayet Mahkemesi hataya düşmüştür.
4. Bidayet Mahkemesi tazminat takdirini yaparken paranın iştira kuwetinin gün geçtikçe azaldığını, 1. davacının yaşını ve normal insan ömrünün boyunu dikkat nazara almakta kusur et-miştir.
İlk önce mes'uliyetle ilgili yapılan ilk 3 istinaf sebebini beraberce incelemeyi uygun gördük.
Müteveffa 4.3.1954 doğumlu olup bekârdı ve ilgili vakitlerde mücahit bulunuyordu. Mücahitliğine ilâveten boş zamanlarında inşaat kalıpçısı olarak çalışma-kta idi. Mücahit olarak birliğinde ve onun dışında da annesi bulunan davacı 1'in Ortaköydeki evinde kalmakta idi. Müteveffa 29.9.1971'de ö.s. takriben saat 8.30'da diğer 4 arkadaşı ile birlikte 3 bisiklete binili olarak Ortaköyden Gönyeliye gitmekte idi. M-üteveffanın sürdüğü bisiklette başka birisi yoktu, diğer iki bisiklette ise ikişer kişi vardı. Müteveffa diğer arkadaşları ile beraber yoluna devam etmekte iken Ortaköy-Gönyeli yolu üzerinde 2-3 milleri arasında davalı arabası ile arkadan gelerek kendileri-ne çarpmış, bisikletler yere düşerek binicileri yaralanmıştır. Müteveffa aldığı yaralardan 30.9.1971'de ölmüştür. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen şahadete göre asfalt yolun genişliği 18 ayak 4 inç olup yolun her iki tarafında da banket ve ark vardır. K-aza yerinde müteveffanın kullandığı bisikletin arka çamurluğu ve tekerleği içeriye batmış bir vaziyette tamamen banketin içinde bulunmuştur. Davalının arabasının sol ön çamurluğu, sol ön siper demirinin üst ve alt kısmı, sol ön nikel kısmı ve kabonun ön kı-smı hasar görmüştür. Sol ön siper demirinin üzerinde bisikletlere ait yeşil boya mevcuttu. Ortaköyden Gönyeliye giderken kaza yerinden önce Ortaköy köprüsü diye bilinen bir köprü vardır. Köprüden sonra yolda bir viraj vardır. Köprüden kaza yerine olan mesa-fe 1077 ayaktır. Virajdan kaza yerine olan mesafe ise 574 ayaktır. Kaza yerinden 25-30 metre ileride yokuş başlamaktadır. Davalının arabası kaza yerinden Gönyeliye taraf 297 ayak 3 inç uzakta bulunmuştur. Mahkemeye ibraz edilen skeç plânda çarpma noktasını-n yolun asfalt sol kenarından (Gönyeliye bakarken) 3 ayak 9 inç içeride olduğu görülmektedir. Mahkeme huzurunda olan şahadete göre davalının arabasının ön siper demiri ve kabosundaki çöküntü sol kenardan 3 ayak kadar içeride idi. Yine Mahkeme huzurunda ver-ilen şahadete göre bir bisikletli yolda giderken bisiklet 3 ayaklık bir yer kapsamaktadır. Çarpma noktasının yolun asfalt kenarından 3 ayak 9 inç içeride olduğunu, davalının arabasının ön siper demiri üzerinde olan çöküntünün sol kenarından 3 ayak kadar iç-eride olması nazarı itibara alındığında kaza anında bisikletlilerin tek sıra halinde seyretmiş olmaları gerektiği görüşü davacıların şahitleri tarafından belirtildi.
Mahkeme huzurunda oıan şahadet nazarı itibara alındığında bilhassa çarpma noktasının yol-un sol kenarından 3 ayak 9 inç içeride olduğu, davalının arabasının üzerindeki çöküntünün arabanın sol kenarından 3 ayak içeride olduğu göz önünde tutulduğunda Bidayet Mahkemesinin bisikletlerin kaza anında tek sıra halinde seyrettikleri hususundaki bulgus-u -hatalı değildir. İstinaf esnasında davalının avukatı müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunmadığını davacının ispat etmesi gerektiğini ileri sürdü. Müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunduğunu ileri süren bir davalının, bunun böyle olduğunu ispat e-tmesi gerekir. Davacının müteveffanın kazanın vukuuna katkıda bulunmadığını ispat etmesi gerekmez. Hukuk ilminde yürürlükte olan kurala göre bir şeyin var olduğunu veya meydana geldiğini ileri süren taraf Mahkemede ispat etmesi gerekir. İspat külfeti husus-unda Radburn v. Kemp (1971) 3 All E.R. 249 davasında Edmund Davies L.J. s:252'de ve 253'de şunları söyledi:
"I do not see that the plaintiff can rightly be held, in all the circumstances prevailing, to have contributed to this accident. Furthermore, I do n-ot see that the defendant -on whom the burden rests- has established that the plaintiff, had he seen the car just before the collision, would have been able to do anything effective to avoid it. Certainly I am completely dissatisfied with the. submission t-hat, had he stopped, the collision might well have been avoided. Still less satisfied am I that the prudent cyclisıt would, in the circumstances, necessarily have done any such thing; indeed he might well have regarded the risk of a collision as being incr-eased by stopping. It is for the defendant to satisfy the court that the piaintiff's act or omission contributed in some degree to this accident. I do not find that established, and I would accordingly allow the appeal on the first ground and hold that the- plaintiff should have been absolved from blame."
Davalı kendisi Mahkemede şahadet vermemiş ve ne de herhangi bir şahit çağırmı-ştır. Davacılar şahitlerinin verdiği şahadet tezekkür edildiğinde müteveffanın kazanın vukuunda herhangi bir katkısı olduğu hususunda en ufak bir şahadet mevcut değildir. Bu nedenle Mahkemenin mes'uliyet hususundaki bulgusu hatalı değildir. Dolayısıyle 1, -2 ve 3. istinaf sebepleri reddolunur.
Şimdi de tazminatla ilgili istinaf sebeplerini ele alalım.
Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre müteveffa ölmezden hemen önce mücahit olarak ayda K.L.9.- maaş almakta idi. Boş zamanlarında kalıpçı olarak haftada en- az 2 gün ve en fazla 4 gün çalışarak günde K.L.1.500 mil kazanmakta idi. Verilen şahadete göre müteveffa yaşamış olsaydı kazadan 2 ay sonra mücahitlikten terhis olacaktı. O zaman kalıpçı olarak devamlı çalışacak ve kazancı da daha fazla artacaktı. Mütevef-fa mücahitlikten terhis olunduktan bir müddet sonra yarım kalfa olarak haftada K.L.l4-15.- alacaktı. 2-3 sene sonra da kalfa olarak haftada K.L.l8.- kazanç sağlayabilirdi. Kalfa olduktan 2-3 sene sonra da kendi hesabına çalıştığı takdirde haftada K.L.4O-50-. kazanç sağlayabilirdi. Davacı 1'in müteveffa ölmezden önce müteveffadan maddi yardım gördüğü Mahkeme huzurunda verilen şahadetten aşikârdır. Bu nedenle davacı 1'in tazminat almaya hakkı vardır. Alacağı tazminatı tespit etmek için ölümden hemen önce davac-ı 1'in aldığı maddi yardımı tespit -etmek gerekir. Buna ilâveten bu maddi yardımın süresinin ne olabileceğini, maddi yardımın istikbalde artabileceğini veya azalabileceğini nazarı itibara almak gerekir. Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadete göre müteveffa bütün kazancını davacı 1'e vermekte- ve talep takririne göre ondan haftada K.L.2.- cep harçlığı almakta idi. Müteveffanın kalıpçı olarak vasati olarak haftada 3 gün çalışarak haftada K.L.4.500.ka.zanç sağladığı kabul edilirse müteveffanın kazancının ayda takriben K.L.28.- olduğu görülür. Bun-un K.L.8.-sını kendi harçlığı olarak aldığına göre geriye kalan K.L.2O.-yı davacı 1 almakta idi. Davacı 1 müteveffadan vasati olarak almış olduğu ayda K.L.2O.-ya ilâveten müteveffanın kardeşinden de haftada K.L.l.- yardım almakta idi. İşbu para ile davacı -1'in ve müteveffa da dahil 3 kardeşin geçimi temin edilmekte idi. Müteveffa mücahit olduğundan bazan evde yemeğini alır, bazan da Birliğinde yemeğini alırdı. Davacı 1'in verdiği şahadete göre müteveffanın aldığı yemeğin maliyeti günde takriben 300-350 mile- mal olurdu. Davacı 1 aldığı yardımdan müteveffanın giyim masrafını da yapardı.
Bidayet Mahkemesi verilen şahadet ışığında davacı 1'in müteveffadan ayda K.L.lO.- yardım gördüğü kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen tüm şahadet ışığında Mahk-emenin işbu bulgusu hatalı değildir. Bidayet Mahkemesi müteveffanın 25 yaşına geldiğinde evlenmesinin makul surette beklenebildiği, evlenince ise davacı 1'e yapmakta olduğu yardımın durması veya en azından pek fazla azalması mümkün veya muhtemel olduğu kan-aatına vararak davacı 1'in normal surette müteveffadan takriben 8 yıl kadar bir süre için yardım görmesinin beklenebileceğine kanaat getirdi. Bidayet Mahkemesi hayatta karşılanması mümkün tehlike, araz v.s. bilinmeyen olaylardan ötürü ve ayrıca tazminatın -yekün bir miktar olarak ödeneceğini ve bütün gerekli hususları nazarı itibara alarak davacı 1 için yekün tazminat miktarını K.L.800.olarak takdir ve tespit etti. İstinafın durugması esnasında davalının avukatı müteveffanın 25 yaşında evleneceği hususunda M-ahkemenin bulgusunun hatalı olduğunu, 8 sene bir müddetle davacı 1'-in yardım göreceği hususundaki Mahkemenin bulgusunun doğru olmadığını iddia ederek takdir olunan K.L.800.- tazminatın fahiş olduğunu ileri sürmüştür. Davacı 1, 53 yaşındadır. Rahatsız oldu-ğu için herhangi bir iş yapamamaktadır. Davacı 1'in müteveffadan maada 7 çocuğu vardır. Müteveffa dahil 3 çocuk davacı 1 ile beraber yaşıyordu. Davacı 1'in diğer çocukları beraber kalmıyorlardı ve davacı 1'e herhangi bir yardımda bulunmuyorla.rdı. Mahkeme -huzurunda davacının diğer çocuklarının ne vakit evlendiği hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Ancak diğer çocukların davacı 1 e yardım etmedikleri hususunda şahadet vardır. Öyle anlaşılıyor ki çocuklar evden ayrıldıktan sonra yardım bakımından davacı 1 -ile ilgilerini kesmiş olurlardı. Fakat davacı 1 Mahkemede verdiği şahadette müteveffanın kendisine yardıma devam edeceğini söyledi. Bidayet Mahkemesi müteveffanın 25 yaşında evleneceğini nazarı itibara alarak davacı 1'in müteveffa evleninceye kadar ayda K.-L.lO.-yı alacağını addetti. Davacı 1'in müteveffanın ölüm tarihinde müteveffadan almakta olduğu ayda K.L. 10.-nın ne kadar devam edeceği hiç şüphe yoktur ki önceden hesabı yaılamayan birçok olanağa bağlıdır. Bunlardan birincisi müteveffanın 25 yaşına kadar- kesinlikle yaşayacağı, ikincisi müteveffanın mücahitlikten
terhis olunduktan sonra kesinlikle sürekli iş bulacağı, üçüncüsü müteveffanın 25 yaşına kadar evlenmeyeceği, dördüncüsü müteveffanın 25 yaşına kadar herhangi bir kaza veya hastalıktan dolayı geçic-i veya sürekli olarak iş göremeyeceği, beşincisi 25 yaşına kadar veya evleninceye kadar annesine yardım etmeye devam edeceği, altıncısı işleyemeyecek kadar rahatsız olan ve yardım gören davacı 1'in bu müddet zarfında yaşayacağı, yedincisi yapılan yardımın -kesilmesi, çoğalması veya azalmasıdır.
Mahkeme huzurunda verilen tüm şahadet iyice tetkik edildiğinde müteveffanın evleninceye kadar davacı 1'e yardım yapacağı ve evlendikten sonra yaptığı yardımın tamamen durması veya çok fazla azalması daha olasılıdır.
-
İstinafın duruşması esnasında davacı avukatı paranın satın alma gücünün gün geçtikçe azaldığını Bidayet Mahkemesinin nazarı itibara alması gerektiğini ileri sürdü. Tazminat davalarında tazminatın tespit edildiği güne kadar paranın satın alma gücünün azalm-ası nazarı itibara alınabilir. Ancak tazminatın tespit edildiği günden sonra paranın satın alma gücünün azalacağı ihtimali nazarı itibara alınamaz. Bunun da sebebi istikbalde paranın satın alma gücünün azalma ihtimali olduğu gibi paranın satın alma gücünün- yükselme ihtimali de mevcut olduğudur. Paranın satın alma gücünün azalma ihtimali daha fazla ise de eldeki para sağlam bir yatırımla satın alma gücünü muhafaza edebilir. Paranın satın alma gücü hususunda Widgery L.J., Mitchell (b his next friend Hazel Dor-een Mitchell) v. Mulholland and Another No.2 1917 3 All E.R. 1205 davasın a sayfa 1217 ve 1218'de şunları söyledi:
"Inflation which has reduced the value of money at the date of the award must, thus, be taken into account, but an award which is proper acco-rding to the value of the pound at the date when it is made is not to be increased merely because each K.L.l.- awarded may have decreased in real value in five or ten years' time. Once the award is made, the plaintiff must protect himself against a subsequ-ent fall in the value of money by prudent investment, as must a legatee under a will or the winner of a football pool. This principle applies eq-ually to an award of damages for loss of ability to earn as it does to an award for loss of amenity and pain and suffering. Each is a capital sum to compensate for present loss."
Hayatta vukuu muhtemel önceden hesabı yapılamayan olanaklar ve davacı 1'in a-ldığı haftalık veya aylık yardımın sermayeleştirilip yekün bir miktar olarak peşin alınacağını nazarı itibara alarak Bidayet Mahkemesinin tespit ettiği K.L.800.- tazminat fahiştir. Kanaatımızca davacı 1'in müteveffanın öldüğü zaman aldığı maddi yardımın mi-ktarını ve hayatta vukuu muhtemel önceden hesabı yapılamayan tüm olanakları nazarı itibara aldığımızda davacı 1'e gördüğü destekten yoksun kalmasından dolayı yekün olarak K.L.600.- tazminat verilmesi uygun, makul ve adildir.
Davalının avukatı istinafın du-ruşması esnasında müteveffanın hayat intizarını kaybetmesinden dolayı verilen K.L.500.- tazminatın fahiş olduğu hususundaki iddiasını Yüksek Mahkemenin benzeri davalarda vermiş olduğu hükme dayanarak, ileri götürmemiştir. Hayat intizarı kaybından dolayı Bi-dayet Mahkemesinin tespit ettiği K.L.500.-lık tazminat makul bir tazminattır.
Son olarak masraf hususundaki istinafı e1e alalım. DavaLının avukatı istinaf ihbarnamesinde Bidayet Mahkemesinin davaya keyfi ithal olunan davacılar davalarını geri çektikten so-nra Davalı aleyhine masraf vermekle hataya düştüğünü ileri sürmüştür. İstinaf esnasında ise davalının avukatı ikinci davacının Bidayet Mahkemesinde duruşmaya başlanmazdan önce davasını geri çektiği halde davalı leyhine masraf vermediğinden şikâyet etmiştir-. Bundan görülüyor ki davalının avukatı masraf hususunda istinaf esnasında ileri sürdüğü hususiar ile İstinaf İhbarnamesinde. masraf hususunda ileri sürdüğü hususlar çelişki halindedir. Leyhlerine hüküm alınan davacılar davalarını geri çekmemişlerdir. Anca-k daha evvel belirtildiği gibi dâvacı 2 davasını geri çekmiştir. Davacı 2 davasıni geri çekmekle davaliya davacı aleyhine herhangi bir masraf verilmediği hususunda İstinaf İhbarnamesinde herhangi bir istinaf sebebi olmadığından bu husus istinafta tezekkür -edilemez ve bu hususta herhangi bir karar verilemez.
Yukarıda belirtilenlerin ışığında mukabil istinaf reddoIunur. Hayat intizarı kaybı hususunda yapılan istinaf reddolunur. Davacı 1' in müteveffadan gördüğü yardımdan mahrum kaldığından dolayı alması tesp-it olunan K.L.800.-lık tazminat K.L.600.-ya indirilir. Davacı 1' in müteveffanın hayat intizarının kaybından dolayı terekenin alacağı K.L.500.da olan K.L.62.500 mil hissesi makul tazminat miktarı olan K.L.600.dan çıkarılması gerektiğinden davacı 1 için K.L-.537.500 mil verilmesi gerekir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin "müteveffanın terekesinin idare rnemurları sıfatı ile davacı 3(a) ve 3(b) leyhine ve davalı aleyhine K.L.737.500 mil için hüküm verilir. Bu meblâğ davacı 1'e verilecektir", hükmünde belirtilen- K.L.737.500 mil meblâğ K.L.537.500 mile indirilir.
Mukabil istinafın tamamen reddedildiğini, istinafın kısmen kabul edildiğini göz önünde tutarak aleyhine istinaf edilenlerin istinaf edene istinaf masaflarının yarısını ödemeleri emrolunur
- Yüksek Mahkeme
28 Aralık 1973
Full & Egal Universal Law Academy