- Hukuk İstinaf No.5/75
(Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Konsolide edilmiş
982/72; 1000/72; 1097/72; 409/73; 410/73; 411/73
ve 419/73 sayılı davalar)
YÜK-SEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet.
İstinaf eden: Selçuk İbrahim, Lefkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilenler: l. K-adir Ali, Lefkoşa982/72
2. Mehmet Yusuf, Akıncılar1000/72
3. Şerife Mustafa, Lefkoşa)
4. Mehmet Mustafa Şaban, Lefkoşa )
(Müteveffa Musta-fa Mehmet 1097/72
Terekesinin idare memurları sıfatıyle)
5. Ayşe Aziz, Akıncılar)
6. Hasan Aziz, Akıncılar)409/73
(Müteveffa Aziz Hasan T-erekesi idare
memurları sıfatıyle)
7. Sadiye İsmail, Akıncılar)
8. Ali Ismail, Akıncılar)410/73
(Müteveffa İsmail Ali veya diğer adıyla
- İsmail Ali Ordengele terekesi idare
memurları sıfatıyle)
9. Tahir Veli, Akıncılar)
10. Süleyman Mustafa, Akıncılar)411/73
- (Müteveffa Mehmet Veli Pekri terekesi
idare memurları sıfatıyle)
11. Arif Veli, Akıncılar419/73
(Müteveffa Veli Arif Dilsiz terekesi
- idare memuru sıfatıyle)
( Davacılar)
ve
Üçüncü Şahıslar:l. Tahir Veli, Akıncılar
2. Süleyman Mustafa, Akıncılar
- 3. K.T.Y. Baş Savcılığı, Lefkoşa.
arasında
İstinaf eden namına: Ali Dana.
982/72 ve 1097/72 no'lu davalarda
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç M. Riza.
Diğer davalarda aleyhine istinaf edilenler -namına: Gürsel E. Kadri.
1 ve 2 sayılı üçüncü şahıslar namına: Talât Kürşat.
3 sayılı üçüncû şahıs namına: Argun F. Korkut.
Trafik Kazası - Kaza neticesi ölüm ve yaralanma - Kazadan doğan özel
ve genel tazminat talebi - Kazada üç vasıtanın sözkonusu- olması.
Hukuk Usulü - Davaların birleştirilmesi - Tüm davalar aynı kazadan
doğduğundan birleştirilmesi.
Katkısal Kusur - Kazada diğer iki vasıta sûrücüsünün katkısal
kusurunun olup olmaması.
Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasası - Yasanın 56. madde-si - İhmalkârlığa
ilişkin tazminata hûkmedilebilmesi için kazanın ihmalkârlığın
kati bir sonucu olması gerekir.
Hukuk Usulü - Katkısal kusurun ispatı - Katkısal kusurun ispatının
iddia eden Davalıda olması.
Sorumluluk - Davaya taraf olmaya-nın katkısal kusurunun Davalının doğan
zararları tazmin etmesine etkisi olmaması.
Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Yasası - Yasanın 58 ve 58(m) maddesi -
Karşıdan gelen başka vasıta varken öndeki vasıtayı geçmeye
çalışılmaması gezeği - Bu gere-ğe rağmen vasıta geçmeğe çalışanın
süratini artırması ve bir an evvel öndeki araçtan kurtularak
normal tarafını alması gerekir.
Özel Tazminat - Refakatçi elzem olan durumlarda hemşire yerine eşin
gitmesinde mahzur bulunmayan hallerde eşin m-asraflarının özel
tazminat olarak verilebilmesi.
Tazminat - Genel Tazminat - Yönetimce ödenen meblağlar Kazanç kaybına
mahsuben başkalarınca yapılan meblağları zarar yapanın tazmin
etmekten kurtulamayacağı.
Tazminat - Genel tazminat - Müst-akbel Kazanç kaybı - Müstakbel kazanç
kaybının hesaplanmasında ileride zarar görenin iş göremeyeceği
hususunun dikkate alınabilmesi.
Fasıl 148 Haksız Füller Yasası - Yasanın 58(1)(b) ve (c) maddesi
Ölenin eşi, ana, baba ve çocuklarının ölü-m nedeni ile
kaybettikleri veya kaybedecekleri hakiki veya müstakbel maddi
zararlarını ispat ettiği oranda tazminat olarak alabilmesi.
Tazminat - Uğranılan yıllık maddi zarardan ölüm nedeni ile elde edilen
maddi yararın mahsup edilmesi - Ge-riye kalan miktarın çoğaltıcı
rakamla çarpılarak toplam maddi zararın bulunması - Sağlanan
maddi yarar takside bağlanmamış ise ve yekün bir miktar ise o
zaman bu gibi yararın yıllık maddi zarardan değil tespit edilen
toplam maddi zarar -miktarından düşülmesi gerekir - Bu mahsup
işleminin yapılabilmesi için elde edilen yararın ölüm vesilesi
ile değil ölüm sebebi ile olması koşuldur.
Fasıl 188 İşçi Tazminat Yasası - Yasanın 25(a) ve (b) maddeleri Zarara
uğrayanın gerek işver-en ve gerek zarar yapan aleyhine dava
açabilmesi, ancak birinden tazminat alabilmesi - Tazminat ödeyen
işverenin işyerinden değil zarar yapandan ödediği tazminatı
isteyebilmesi.
Dulluk tekaüdiyesi - Maddi yarar olup olmadığı - Yönetimce öde-nen
dulluk tekaüdiyesi yasal mükellefiyet olarak ödenmemekle beraber
maddi yarar olarak kabul edilmesi.
Mûstakbel Kazanç - Tazminat - Genel tazminat - Müstakbel kazanç kaybı
Müstakbel kazanç kaybı hesaplamasında İhtiyat Sandığına
istihdam edenin- yapacağı yatırımı da 65 yaşında alacağı ile
ölen ölmemiş olsaydı ileride maaşının daha da artacağı
hususlarının dikkate alınabilmesi.
Fasıl 189 Tereke İdare Yasası - Yasanın 34(5) maddesi - Hayat intizarı
kaybı için tespit edilen miktarın -genel tazminat miktarından
düşülüp düşülemeyeceği - Terekeye düşen tazminat miktarından
terekeden alacak kişilerin alacağı tazminatın düşülmesi.
Fasıl 148 Haksız Füller Yasası- Yasanın 58(1 )(b) maddesi - Hayat
sigortası ve cenaze masrafı -- Bunların maddi yarar olduğu halde
zarar miktarından düşülmemesine ilişkin yasal düzenleme olması.
OLAY: Davalı 10.10.1972 tarihinde arabası ile Girneden Lefkoşa'ya
gelmekte iken bir Landroveri geçtikten sonra karşı istikametten
gelen bir asker-i kamyona çarptı. Bu çarpma neticesi askeri kamyon
kontrolden çıkarak Davalının arkasından gelmekte olan Landrovere
çarptı ve Landroveri tarla içine sürükleyerek üzerine oturdu.
Landroverde bulunan 5 kişi öldü ve 2 kişi de ağır yaralandı.
Ö-lenlerin yardım yaptığı şahıslar ile yaralananlar dava açarak
Davalının arabasını ihmalkâr ve yasal sorumluluklarını ihlâl eder
bir şekilde sürerek kazaya sebep olduğunu iddia ettiler ve özel ve
genel tazminat isteminde bulundular. Tüm davalar ayn-ı kazadan
doğduğu için birleştirildi.
Davalı kazaya Landrover sürücüsünün dikkatsizliğinin sebep
olduğunu iddia etti. Bu nedenle ölen Landrover sürücüsünün tereke
idare memurları tüm davalara 3. şahıs olarak eklendi. Davalı ayrıca
Landro-verin Yönetime ait olduğunu ve kazanın vasıtanın Yönetimin
işleri ile ilgili olarak kullanılmakta olduğu bir sırada meydana
geldiğini öne sürdü ve Yönetimi de 3. şahıs olarak tüm davalara
eklettirdi.
İlk Mahkeme kazanın tamamen Davalının ih-malkârlığından ileri
geldiğine ve neticede 5 kişinin ölümü ile 2 kişinin yaralanmasına
sebep olduğuna kanaat getirerek ölen ve yaralananlar için Davalının
Davacılara ayrı ayrı özel ve genel tazminat ödemesini emretti.
Davalı, kusur ve sorum-luluğu Davalıya yüklemekle, Fasıl 148
Haksız Füller Yasası madde 56'yı yanlış tefsir ederek uygulamakla,
askeri kamyon ve landrover sürücülerine kusur ve/veya ihmalkârlık
bulmamakla, Davacıların gerçek maddi kayıpları dikkate alındığında
aşikâr- surette yüksek genel tazminata hükmetmekle ve Davacıların
ölüm ve kaza sonucu olarak başka kaynaklardan almış oldukları ve
almaya devam edecekleri maddi yardım, nakit para ve sair maddi
menfaatleri zarar ziyan prensiplerine aykırı olarak dikkate
- almamakla İlk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, tüm şahadete göre askeri kamyonun sağ ön tarafı
ile arabanın sağ ön tarafı arasında olan çarpışmadan hemen sonra
arabanın yoluna devam ederek sol taraftaki -yola düştüğünü, askeri
kamyonun ise direksiyon bağlantı kolları felce uğradığından sağ
tarafa doğru yoluna devam ederek Landroverin üzerine çıktığını; İlk
Mahkemenin Davalının Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Yasasının 58 ve
özellikle 58(m) maddes-ine uyarak karşıdan gelen başka vasıta mevcut
olduğu zamanda aynı istikamette seyreden bir vasıtayı geçmeğe
teşebbüs etmesinin hata olmakla beraber bu gibi hallerde başka bir
vasıtayı geçmeğe başladığı anda süratini artırması ve bir an evvel
yo-lun solunu alması gerektiğini belirterek, meselede Davalı
Landroverden kurtulduktan sonra çarpışma noktasına kadar 135 ayak
bir mesafe katetmesine rağmen tam solunu alamadığından ve karşıdan
gelen kamyonun üzerine gidip çıkmasından ihmalde bulundu-ğuna
ilişkin bulgu yapmakla hata etmediği sonucuna vardı.
Yüksek Mahkeme kazanın meydana gelmesinin müsebbinin ya Landroverin süratini hafifletmemesi veya durmaması veya karşıdan gelen askeri kamyonun süratini azaltmaması veya durmaması olduğu sav-ı doğru kabul edilse dahi Davalının ihmalkarlığının kazaya sebebiyet vermediğinin söylenemeyeceği, bu durumlarda ancak katkısal kusur iddiası yapılabileceği kanaatine vardı. Bunun ispatının ise istinaf eden Davalıda olduğunu belirten Yüksek Mahkeme, şahade-te göre normal süratinde seyreden Landrover sürücüsünün, çarpışmadan sonra kamyonun süratinin çok azaldığı dikkate alındığında, kendisini geçen arabanın kaza yapacağını ve karşıdan gelen askeri kamyonun üzerine çıkacağını tahayyül edemeyeceğini, bu nedenle- İlk Mahkemenin Landrover sürûcüsüne herhangi bir katkısal kusur atfetmemekle hata etmediğine hükmetti.
Yüksek Mahkeme askeri kamyon sürücüsü davada taraf olmadığı cihetle, kazada katkısal kusuru bulunduğu kabul edilse dahi, Davacıların Davalıdan tüm- zararlarını alabilecekleri kanaatine vardı ve bu nedenle İlk Mahkemenin ihmalkârlık ve sorumlulukla ilgili bulgusunda hata olmadığına hükmetti.
Kazada yaralanan aleyhine istinaf edilen 1. Davacının şahadete göre aldığı yaralardan koku alma hissini t-amamen kaybettiğini, gözde değişiklik husule gelerek biraz biçimsizleştiğini, dişlerini kaybettiğini ve birkaç dişini daha kaybedebileceğini belirten Yüksek Mahkeme,
Yönetimin davacıya refakat edecek bir nörs tahsis ettiği için Davacının eşinin refakatçi -olarak gitmesine lüzum olmadığına ilişkin İlk Mahkemenin kanaatının, durumu ciddi olan Davacıya eşinin yapacağı hizmet Davacıya refakat edecek nörsün yapacağı hizmetten çok farklı olduğu sebebi ile hatalı olduğuna, esasen yaralanan şahısların özel veya kam-uya ait tedavi kurumlarında tedavisini yaptırabileceğine ve zarar yapanların bunu tazmin etmesi gerektiğine, bu nedenle 3 defa yurtdışında tedavi gören Davacıya ilk iki defa elzem olarak refakat eden eşinin K.L.163.- tutan giderlerinin makul olduğuna ve ta-zmin edilmesine;
Yönetimin aldığı idari kararda geçen "mevcut mevzuat gereğince hak kazanmaları muhtemel tazminata mahsuben" ibaresinde Yönetim aleyhine hak kazanılacak tazminatın kastedildiğini, Yönetim aleyhine tazminata hüküm verilmediğine göre bu idar-i karar gereğince Davacıya Yönetimce yapılan ödemelerin geri ödenmesi zorunlu duruma geldiği için kaza günü ile duruşma günü arasındaki devrede Yönetimce Davacıya ödenen maaşların kazanç kaybı olarak Davalının Davacıya ödemesine ve İlk Mahkemenin hükmettiğ-i tazminatın bu meblâğ kadar yükseltilmesine;
Silindir sürücüsü olan ve kaza gününde 43 yaşında bulunan istinaf eden l. Davacının kaza olmamış olsaydı terfi alma ihtimalinin mevcut olduğu, müstakbel kazanç kaybı üzerinden istihdam edenin yapacağı ihtiyat -sandığı yatırımlarını da kaybettiğini, 65 yaşına kadar işleyebileceğini v.s. hususları gözönünde tutarak yıllık kaybın 12 çoğaltıcı rakamı ile çarpıldığında ortaya çıkan meblâğın İlk Mahkemece hükmedilen genel tazminattan aşikâr surette az olduğu kanaatine- varan Yüksek Mahkeme, genel tazminatın müstakbel kazanç kaybı olarak K.L.5500.- diğer zarar için K.L.5000.- olmasının adil ve makul olduğuna ve İlk Mahkemece tespit edilen K.L.8000.- genel tazminatın K.L.10.500.-ye yükseltilmesine hükmetti.
Aleyhine i-stinaf edilen 2. Davacının şahadete göre yaralanması neticesi (epilepsi) sara nöbetine tutulmağa başladığına değinen Yüksek Malıkeme, bu nedenle ileride hiç çalışamayacağı; 1. Davacı gibi Yönetimce ödenen meblâğlar için uygulanan prensipler ve ileride deva-mlı ilaç ve tedaviye gereksinme duyacağı da dikkate alındığında İlk Mahkemenin hükmettiği genel tazminatın aşikâr surette düşük olduğunu belirtti ve K.L.8100.-ye yükseltilmesini emretti. Aynı şekilde İlk Mahkemece 2. Davacı lehine tespit edilen özel tazmin-atın da aşikâr surette düşük olduğu kanaatine varan Yüksek Mahkeme özel tazminatın da K.L.1197.-ye yükseltilmesini emretti.
Fasıl 148 Haksız Füller Yasasının 58(1)(b) maddesi uyarınca ölenin yardımından mahrum kalanların ölüm dolayısıyle zararlarının t-espitinde Mahkemelerin, ölümden hemen önce sağlanan yardım miktarını, yardımın artma veya azalma olanağını, sağ kalan eşinin yeniden evlenme olanağını ve yardımdan mahrum kalanların ölüm sebebiyle sağladıkları maddi yararı v.s.'yi dikkate alması gerektiğin-i vurgulayan Yüksek Mahkeme, ölüm sebebi ile elde edilen maddi yararın maddi zarardan çıkartıldıktan sonra kalan meblâğın uygun çoğaltıcı bir rakamla çarpılmak suretiyle tazminat tespit edilebileceğini, yasanın maddi zarardan mahsup edilmesini öngördüğü ha-yat sigortası ve cenaze masraflarının ise maddi zarar olmakla birlikte maddi zarardan düşülemeyeceğini belirtti. Ölenden yardım gören şahıslar lehine İlk Mahkemece tespit edilen tazminat miktarının yukarıdaki ilkelere göre kontrol eden Yüksek Mahkeme yenid-en hesaplamalarını yaparak düşük gördükleri tazminat miktarlarını değiştirdi ve yerine kendisinin tespit ettiği tazminat miktarlarını ikâme etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Dennis v. London Passenger Transport Board, (l948) 1 All E. R.
s.779.
2-. Davies v. Powell Duffryn Associa.ted Colleries Ltd. A.C. s.601.
3. Mead v. Clarke Chapman and Co. Ltd. (1956) 1 W.L.R. s.76. 4. Mallet
4. Mallet v. McMonagle (1969) 2 All E.R. s.178 sayfa 189.
5. 4/73 sayılı Hukuk İstinaf.
6. Baker v. Dalgleish Steam Shi-pping Co. (1922) K.B. s.361 sayfa 372.
7. Jenner v. Allen West and Co Ltd. (I959) 1 W.L.R. s.554 sayfa
565, 566.
H Ü K Ü M
M. Neca.ti Münir, Başkan:
Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Hâkim Ülfet Emin verecektir.
Ül-fet Emin, Hâkim:
982/72, 1000/72, 1097/72, 409/73, 410/73, 411/73 ve 419/73 sayılı davalardaki davacılar, 10.10.1972 tarihinde Lefkoşa-Girne yolunda 3. ve' 4. miller arasında davalının GE 544 plâka numaralı otomobilini Lefkoşa istikametinde dikkatsiz v-e/veya ihmalkârane ve/veya kanuni vecibelerini ihlâl eder bir şekilde sürdüğünü ve karşı istikametten gelmekte olan Türk Alayına ait 699016 plâka numaralı arabaya çarptığını ve bu çarpma neticesi olarak 699016 plâka numaralı aracın, 982/72 ve 1000/72 daval-arındaki davacıların ve diğer tüm davalardaki davacılara yardım yapan şahısların içinde bulunduğu ve Lefkoşaya doğru ayni yolda seyahat etmekte olduğu GD 592 plâka numaralı araca çarparak 982/72 ve 1000/72 davalarındaki davacıların ağır ve/veya ciddi ve/ve-ya tehlikeli bir şekilde yaralanmalarına ve diğer tüm davalardaki davacılara yardım yapan şahısların ölümüne sebep olduğunu iddia ederek davalıdan tazminat talep ettiler.
Davalı dava konusu kazanın sadece tamamen GD 592 plâka numaralı vasıtanın sürüc-üsünün ve/veya 699016 plâka numaralı vasıtanın sürücüsünün dikkatsizlik ve/veya ihmalkârlık ve/veya kanuni vecibelerini ihlâlinderı doğduğunu iddia etti. Ayrıca GD 592 plâka numaralı vasıtanın tüm ilgili zamanlarda Kıbrıs Türk Yönetimine ait olduğunu ve Yö-netimin işleri ile ilgili olarak kullanılmakta olduğunu iddia etti.
Davalı mes'uliyetin GD 592 plâkalı vasıtanın sürücüsüne ait olduğunu ileri sürdüğünden GD 592 plâkalı vasıtanın sürücüsünün tereke idare memurlarını l. ve 2. sayılı olmak üzere üçünc-ü şahıs olarak tüm davalara eklemiştir. Ayni zamanda Kıbrıs Türk Yönetimini de 3. sayılı üçüncü şahıs olarak eklemiştir. Tüm davalardaki mes'uliyet ile ilgili husus ayni kazayı ilgilendirdiğinden tüm davaların konsolide edilmesine Bidayet Mahkemesi emir ve-rmişti.
Bidayet Mahkemesi davacıları ve şahitleri dinledikten sonra kazanın davalının ihmalkârlığından ileri geldiğine ve bunun neticesi
olarak ilk iki davadaki davacıların yaralanmasına sebep olduğuna ve diğer tüm davalardaki davacılara yardım yapan- şahısların ölümüne sebep olduğuna kanaat getirerek işbu hükümde daha ileride belirteceğimiz gibi davacılara tazminat ödenmesine hüküm verdi.
Davalı Bidayet Mahkemesinin hükmünün, diğer şeyler meyanında, aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu i-leri sürerek istinaf eyledi.
l. Bidayet Mahkemesi verilen şahadet muvacehesinde davalıya kusur ve/veya mes'uliyet bulmakla hataya düşmüş ve/veya Fasıl 148, madde 56'yı yanlış tefsir etmiş ve/veya yanlış tatbik etmiştir.
2. Bidayet Mahkemesi her- halükârda üçüncü taraf (third party) ve/veya kamyon sürücüsü aleyhine büyük ölçüde kusur ve/veya ihmalkârlık bulmamakla hata etmiştir.
3. Landrover sürücüsünün geçilirken süratini düşürmediğine dair herhangi bir şahadet mevcut olmadığı hakkındaki bu-lgu hatalıdır.
4. Askeri kamyon sürücüsünün kazayı önlemek için herhangi bir tedbir almamasının ihmalkârlığa baliğ olmadığı hususundaki Bidayet Mahkemesinin bulgusu hatalıdır.
5. Davacıların düçar bırakıldığı bedeni ve/veya hakiki maddi kayıp g-öz önünde tutulduğunda verilen genel tazminat miktarı aşikâr surette fahiş ve/veya hatalıdır.
6. Sırf ölüm ve/veya kaza neticesi olarak davacıların başka kaynaklardan almış oldukları ve/veya almaya devam edecekleri maddi yardım, nakit para ve sair ma-ddi istifadeleri Bidayet Mahkemesi nazarı itibara almamakla hataya düştü ve zarar ziyan prensiplerine aykırı hareket etti.
İlk önce ihmalkârlık ve mes'uliyet ile ilgili istinaf sebebini ele alalım. Mahkeme huzurunda verilen şahadet ve Mahkeme bulgusu-na göre kaza 10.10.1972 tarihinde saat 16.10 civarında Lefkoşa-Girne ana yolu üzerinde 3. ve 4. milleri arasında vukubulmuştur. GD 592 plâka numaralı Yönetim malı bir Landrover Yönetime ait İnşaat Dairesinin yol işçilerini Girne istikametinden Lefkoşa'ya t-aşımakta idi. Davalı GE 544 plâka numaralı Mazda salon bir arabayı aynı istikamette yani Lefkoşaya doğru sürmekte idi. Çarpma noktasından önce davalı Landroveri geçtikten hemen sonra karşı istikametten gelen askere ait 699016 numaralı REO markalı 10 tekerl-ekli 5 tonluk büyük bir kamyon ile çarpıştı ve bunun neticesi olarak kamyon kontroldan çıkarak mazdanın arkasında gelmekte olan Landrovere çarpmış ve onu tarla içine sürükleyerek üzerine oturmuş ve neticede 5 kişinin ölümüne ve iki kişinin ağır yaralanması-na sebebiyet vermiştir.
Bidayet Mahkemesi huzurunda bilirkişi olarak şahadet veren PM. Mehmet Said Tilki'nin kanaatına göre davalının sürdüğü araba Landroveri geçtikten sonra karşıdan gelen askeri kamyon ile arasındaki mesafe 200 ile 250 ayak arasınd-a idi ve işbu mesafe 1 1/2- 2 saniye arası katedilebilirdi. Bilirkişi, Mazda ile askeri kamyonun kazadan sonra aldığı zararı tetkik etmesi üzerine, her iki aracın süratinin çarpma anında 80 mil olduğu ve işbu 80 milden Mazdanın süratinin 45 mil ve askeri k-amyonun da 35 mil olabileceği kanaatına vardı. Hiç şüphe yoktur ki bilirkişinin sürat hususunda verdiği işbu şahadet kanaat meselesidir, çünkü sadece her iki aracın uğradığı zarar üzerine istinad etmektedir. Kazadan hemen sonra kaza mahalli polis tarafında-n ziyaret edilmiş ve kaza ile ilgili bazı ölçüler alındıktan sonra bir plân hazırlanmış ve işbu plân Mahkemeye ibraz edilmiştir. Bu plâna göre kazanın olduğu yerde asfalt yolun genişliği 16 ayak ile 16 1/2 ayak arasında değişmektedir. Yolun her iki tarafın-da 2 1/2 ile 3 ayak genişliğinde kullanılabilen banketler mevcuttur. Plâna göre çarpma noktası 'C' noktasında olmuştur. 'C' noktası Girneye bakarken asfalt yolun sol tarafından 6 ayak 3 inç içeridedir. Askeri kamyonun kazadan hemen önce ve hemen sonra bıra-ktığı lâstik izleri nazarı itibara alındığında çarpma noktasında kamyonun sağ tarafı, ön kısmı 6 ayak 7 inç, arka kısmı ise 6 ayak 9 inç yolun sol asfalt kenarından içeride idi. 'C' noktası civarında Mazdanın Lefkoşaya bakarken sol tekerleklerinin fren izl-eri bulunmuştur. İşbu fren izlerinin uzunluğu 'C' noktası hizasından Gönyeliye doğru 8 ayak uzunluğundadır. Mazdanın sol tekerlekleri 'C' hizasından Lefkoşaya doğru anormal 22 ayak 6 inç lâstik izleri bırakmıştır. Çarpmadan sonra Askeri Kamyonun direksiyon-unun bağlantı kolları felce uğradığından, askeri kamyonun sürücüsü direksiyonu kontrol edemezdi ve askeri kamyon çarpma noktasından sonra Landrovere çarpıncaya kadar 54 ayak normal lâstik izleri bırakmıştır. Kaza anında Ahmet Kemal Sinemacıoğlu kaza yerini-n yanında olan Yem Fabrikasının yanında bulunmakta idi ve davalının Landroveri geçtiğini, geçtikten sonra kazanın nasıl olduğunu bizzat gördüğünü söylemişrir. Bu şahidin verdiği şahadete göre davalının arabası Landroveri geçerken her iki araba da ağır ağır- gidiyordu. Bu şahide göre her iki araç yanyana aşağı yukarı 30-40 yarda bir mesafe gittiler ve davalı Landroveri geçtikten sonra takriben Landrover ile Mazda arasında 3 arabalık mesafe varken karşıdan gelen askeri kamyon 30-40 yarda uzakta idi. Yine bu şa-hide göre Mazda, Landrover ile kendi arasındaki 3 arabalık mesafe olduğu andan, 60-70 ayak ilerledikten sonra askeri kamyon ile çarpıştı. Tüm şahadete göre çarpışma askeri kamyonun sağ ön tarafı ile Mazdanın sağ ön tarafı arasında oldu. Çarpışmadan hemen s-onra Mazda araba yoluna devam ederek sol taraftaki tarlanın içerisine düştü. Askeri kamyon ise yine yoluna devam ederek ve sağ tarafa doğru giderek Landroverin üzerine çıktı. Kazadan sonra Landrover bir hurda haline geldi. Sinemacıoğlunun verdiği şahadete -göre Landrover yolun tamamen solunda gitmekte idi. Bidayet Mahkemesi davalının Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunu'nun 58. maddesi ve bilhassa 58(m) maddesine uyarak karşıdan gelen başka vasıtanın mevcut olduğu zamanda ayni istikamette gitmekte olan bir v-asıtayı geçmeğe teşebbüs etmemesi gerektiğini, buna teşebbüs etmesi hata olmakla beraber bu gibi hallerde açık bir yolda başka bir vasıtayı geçmeye başladığı anda süratini artırması ve bir an evvel araçtan kurtulması icab ettiğini, davalı Landroverden kurt-ulduktan sonra çarpışma noktasına kadar 135 ayak bir mesafe katetmesine rağmen tam solunu alamadığını, kaza anında Mazdanın sol tekerleklerinin Lefkoşaya bakarken asfalt yolun sol tarafından 5 ayak içeride olduğunu, karşıdan gelen kamyonun çok solda hatta -bankete kadar indiğini nazarı itibara alarak davalının arabasını ihmalkârane sürdüğüne ve bu ihmalkârlığı neticesi olarak kazanın meydana geldiğine kanaat getirdi. Bidayet Mahkemesi verilen şahadet ışığında Landroverin süratinin ne olduğu hakkında Mahkeme -huzurunda şahadet mevcut olmadığı cihetle Landrover sürücüsünün Mazda tarafından geçilişi esnasında süratini düşürüp düşürmediği hakkında herhangi bir karara varmanın salim olmayacağı kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi Landrover sürücüsünün kazanın vukuuna- katkıda bulunduğu hususu isbat edilemediğinden davalı avukatının Landrover sürücüsünün kazanın vukuuna katkıda bulunduğu iddiasını kabul etmedi. Bidayet Mahkemesi hükmünde devamla Mazdanın Landroveri geçtikten sonra, tam tarafıni tutmadan geçmesine müsait- 10 ayak kadar asfalt bir yol mevcut olduğu halde, askeri kamyonun sağ tarafına çarpacağını, askeri kamyon sürücüsünün tahmin veya tahayyül edemeyeceğini belirtti.
İstinafın duruşması esnasında davalının avukatı davalının içinde bulunduğu ahval ve şe-rait tahtında Landroveri geçmeye teşebbüs etmesi ve geçmesi ihmalkârlık olduğunu kabul etmekle beraber kazanın davalının işbu ihmalkârlığının kat'i bir neticesi (decisive cause) olmadığını ve bu nedenle Haksız Fiiller Kanunu'nun 56. maddesi tahtında davalı- kusurlu olmakla beraber kazanın mes'uliyeti kendisine yükletilemeyeceğini ileri sürdü. Başka bir deyişle davalının avukatı kazanın vukuunun müsebbibinin ya Landroverin süratini hafifletmemesi veya durmaması veya karşıdan gelen askeri kamyonun süratini aza-ltmaması veya durmaması olduğunu ileri sürdü. Davalının avukatının ileri sürdüğü hususlar doğru olarak kabul edilse dahi, davalının ihmalkârlığının kazaya sebebiyet vermediği söylenemez. Bu gibi hallerde en fazla yapılabilecek iddia Landrover sürücüsünün v-e/veya kamyon sürücüsünün de kazaya katkıda bulunduğudur. Kazanın nasıl olduğu nazarı itibara alındığında kazanın vukuu davalının ihmalkârlığı neticesi olduğu aşikârdır. Evvelâ peşinen şu söylenebilir ki davalının o ahval ve şerait tahtında Landroveri geçm-eğe teşebbüs etmesi ihmalkârlıktır. İkinci olarak davalı Landroveri geçerken süratini artırmaması ve geçtikten hemen sonra kendi yolunu almaması ve karşıdan gelen kamyonun üzerine gidip çıkması yine bir ihmalkârlıktır. Verilen şahadet ışığında davalı Landr-overi geçtikten sonra biraz daha soluna bükmüş olsaydı, ki bunu yapabilirdi, bu kaza olmamış olacaktı. Başka bir deyişle kazanın vukuu tamamen davalının ihmalkârlığı yüzünden olmuştur. Başka birisinin kazanın vukuuna katkıda bulunup bulunmadığını, davalını-n isbat etmesi gerekir.
Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre ve bilhassa göz şahidine göre Landroverin sürati Mazda tarafından geçilirken, normaldi. Ağır ağır gitmekte idi ve Landrover yolun tamamen solunda idi. Mazda ile askeri kamyon çarpıştıkta-n sonra askeri kamyonun Landroverin üzerine çıkıncaya kadar 54 ayak gittiği Mazda ile askeri kamyonun çarpıştığı an, Landroverin de normal süratinde hareket etmekte olduğu nazarı itibara alınırsa, Mazda ile askeri kamyonun çarpıştığı an, kazadan sonra aske-ri kamyonun süratinin çok azaldığı hususu da göz önünde tutulursa, landroverin çarpma anında çarpma noktasından, en azdan 150 ayak geride olması gerektiği aşikârdır. Landrover sürücüsü Mazdanın kendisini geçtikten sonra Mazdanın yolunu tutmayıp karşıdan ge-len askeri kamyonun üzerine çıkacağını tahayyül edemezdi. Bu durumda Landrover sürücüsüne herhangi bir ihmalkârlık yükletilemez. Askeri kamyon sürücüsüne herhangi bir ihmalkârlık atfedilip atfedilemeyeceği hususu bu davada karara bağlanamaz çünkü askeri ka-myon sürücüsü davada taraf değildir. Askeri kamyon sürûcüsü davada taraf olmadığı cihetle, davalı ile kamyon sürücüsü ele alındığında kamyon sürücüsü kazanın vukuuna katkıda bulunmuş addolunsa dahi, davacılar davalıdan tüm zararlarını alabilirler. Yukarıda- belirtilenlerin ışığında Bidayet Mahkemesinin ihmalkârlık ve mes'uliyet ile ilgili bulgusu hatalı değildir.
Şimdi de zarar ziyan ile ilgili istinafları ele alalım. İlk önce 982/72 sayılı davadaki zarar ziyanı ele alalım. Kaza gününde davacı 43 yaşın-da olup İnşaat Dairesinde silindir sürücüsü olarak istihdam edilmekte olup ayda K.L.55.- almakta idi. Zaman zaman da overtime işlediği için ek ücret almakta idi.
1.10.1972'de Lefkoşa Genel Hastahanesinde davacıyı muayene eden Operatör Dr. Kaya Bekiro-ğlu davacının kafa travması geçirdiğini, burun ve yüzün muhtelif yerlerinde kesik yaralar, göz içinde ve göz yatağında kanama ve ekimozlar, burun kemiğinde kırık, üst ve alt çenede kırık, darbe neticesinde göğüs sıkışması ve bunun neticesi 3, 4, 5 ve 6. ko-sta kırıkları, sol omuzda 10-15 cm. uzunluğunda kesik yara ve sağ göğüs içerisinde hava ve kan dolması neticesinde sağ akciğerin çalışmadığını tesbit etti. Buna ilâveten her iki elde sıyrıklar, sağ bacakta sağ fibula alt içinde ve sağ tibia tulorestes'de k-ırık görülmüştür. İlk önce hastaya göğüs içerisine lâstik koyup hava ve kanlar boşaltılmış ve akciğerin normal fonksiyonu iade edilmiştir. Hastanın bu suretle hayatı kurtarıldıktan sonra Kıbrısta tedavisi imkânı olmayan çene kırıkları için Türkiyeye gönder-ilmiştir. Hasta Türkiyede tedavi edildikten sonra Eylül 1973'de Dr. Bekiroğlu tarafından tekrar muayene edilmiş ve Doktora göre bir ağır kafa travması geçiren davacının post concussion sindrome belirtisi, baş ağrısı, baş dönmesi, güneş altında kalamama, uz-un müddet ayakta duramama, konsantrasyon eksikliği, teessür, göğüs boyun ve çene ağrısından şikâyet etmesi normal olduğu belirtildi. Dr. Bekiroğluna göre davacı mesleği olan silindir sürücülüğünû yapacak durumda değildir. Ancak hafif işlere girebilir. Dava-cının burun üzerinde ve göz kapağı altında bazı netbeler halen mevcuttur. Kulak, burun ve göğüs mütehassısı Dr. Ali Niyazinin şahadetine göre, davacının alt çene kemiği iki yerinden kırık, ûst çene kemiğinde mafsal kırık, burun kemiğinde ve alın kemiğinde -sinusunun ön lâminası kırık ve çökük, sol pupilorlar genişlemiş durumda idi. İlk tedavi olarak hayati telâkki edilen fruntal sinus ön lâmina kaldırılıp arkada bir zedelenme mevcut olup olmadığı kontrol edildi. Arka lâminanın sağlam olduğu görüldükten sonra- ön lâmina düzeltildi ve burun kemikleri yerine getirildi. Davacının o andaki durumu direkt, travmadan mütevellit şiddetli kanama ve en ağır bir yüz kırığı idi. Çene kemikleri Kıbrısta tesbit edilemediğinden bu maksat için davacı Türkiyeye hastahaneye gönd-erildi. Davacı Kıbrısa avdet ettiğinde burun kökünde deformite, burun çökük ve batıktı. İleride komplikasyon yaratmasını önlemek ve estetik bakımdan plâstik ameliyat için yeniden Türkiyeye gönderildi. Ameliyat neticesinde burun kökünde hafif bir deformite -kalmış olmakla beraber ameliyat gayet başarılı olmuştur. Davacı, koku alma. bölgesinin tamamıyle harap olması ve bûtün burun lâminasının kırılmış olması nedeniyle, koku alma hissini tamamen kaybetmiştir.
Ortopedi ve Travmatoloji mütehassısı olan Dr. -Akan Sonuçun şahadetine göre davacının sağ bacağında diz ve ayak bileği arasında fibula kemiğinde iki parça kırığı, dizde travmadan dolayı diz mafsalında hematom ve diz altına yaklaşan ve yürümeyi sağlayan adalenin yapışan yerinde kemikte ezik ve kan topla-nması, sağlayarak parmağında ufak bir kırık vardı. Hastaya alçı yapılmıştır. Alçı konmuş ve fizik ve diz tedavileri yapılmıştır. Dr. Akan Sonuca göre diz kırıklarında ufak bir mahdudiyet bulunmaktadır. Dentist Münir Ünsalın şahadetine göre kaza gününde dav-acının alt çenede iki tarafında kırık, üst çenede maxillary paralel kırık ve prosesus obviolirin flotin maxillary şeklinde hareketli şekilde kırık, kırık haddı üzerinde olan dişler sallantılı vaziyette, 6 numaralı dişlerle önkesici dişlerde hafif kırık, çe-ne hareketlerinde tahdidat mevcuttu. Tedavi için gittiği Ankara Hastahanesinde ağıza şile takılmıştı. Bilâhare bir aydan fazla bir zamandan sonra şile çıkarılmış ve çene ve dişler tedavi edilmiştir. Araz olarak çenede hareketsizlikten dolayı kireçlenme vak-i olduğundan çiğnediğinde üst çene kemikleri kafa kaidesine yakın olduğu için, bazı takırtılar hissedilebilir. Davacı davanın duruşmasından önce muayene edildiğinde bir dişinin sallanır olduğu ve birkaç dişinin daha zamanla çıkabileceği Dr. tarafından beli-rtilmiştir.
Göz doktoru Hasan Nihat Said davacıyı kazanın vukuundan takriben 6 ay sonra görmüş, sol burun kökünde çöküklük olduğunu ve orada bir şişkinlik mevcut bulunduğunu, gözyaşı kesesinde iltihap olduğunu, iki hafta tedaviden sonra davacının Tür-kiyeye gittiğini, orada kendisine diplo sistik ameliyatı yapıldığını ve iltihap ve devamlı yaşarma olmadığı ancak normal mekik şeklinde olan gözde bir değişiklik hususle gelerek biraz biçimsizleştiğini belirtti. Davacı tedavi ve ameliyat için üç defa Türki-yeye gidip geldi.
Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre davacı kaza gününde K.L.55.860 mil ayda maaş almakta idi ve 1 Mart 1974'den itibaren saatta 395 mil ve haftada 44 saat esası üzerinden bu maaş K.L.75.445 mils'e yükseldi. Terfi ettirildiği tak-dirde saat hesabı ile ödeneğinin azami 444 mile kadar çıkabileceği yani ayda K.L. 85.556 mil olabileceği hususunda Mahkemede şahadet vardır.
Davacı talebinde özel zarar ziyan olarak iki senelik maaş kaybı ayda K.L.55.850 milden K.L.1340.640, Erdoğan -Kâni Ticaretevinden iki senelik gelir kaybı K.L.480.-, Doktor parası K.L.155.-ve eşi ile birlikte Ankaraya üç defa gidiş geliş masrafı, Ankarada vasıta yemek v.s. masraflar için K.L.500.- talep etti. Bidayet Mahkemesi doktor ticreti ve rapor parası olarak -talep olunan K.L. 155.-nın K.L.130.-sının isbat olunduğu kanaatına vararak davalının bu miktarı ödemesine emir verdi. İki senelik kazanç kaybı hususunda ise Bidayet Mahkemesi davacının Emare IV gereğince Yönetim bütçesinden her ay ödendiği görüldüğünü, Yön-etimden almış olduğu bu meblâğları geri vereceği hakkında herhangi bir şahadet veya teminat bulunmadığına göre bu hususta herhangi bir kaybı olmadığı kanaatına vararak bu husustaki talebi reddetti. Eşinin Ankara refakatı sırasında yapmış olduğu masrafları -da davacının talep etmeye hakkı olmadığı kanaatına vardı.
Bidayet Mahkemesi davacının eşinin kendisine Ankaraya gidişlerinde refakat etmesi dolayısıyle yapılan masrafların davalıdan alınabilmesi için davacının eşi tarafından yapılan hizmetin elzem ol-duğunu, harcanan paranın makul bir miktar olduğunu ve bu gibi masrafı yapana davacının harcanan parayı ödemeyi deruhte ettiğini isbat etmesi gerektiğini belirtti.
Bidayet Mahkemesi bu hususta davacının Ankaraya ilk gidişinde kendisine refakat edecek -birisinin bulunmasına zaruret olduğu kanaatına varmakla beraber bu hususta Yönetimin kendisine bir nörs tahsis etmesine rağmen davacı bunu reddettiğinden ve davacının isbatlaması gerektiği her üç hususu da isbatlamadığı kanaatına vardığından davacının eşi -için yaptığı masrafı almağa hakkı olmadığına kanaat getirdi.
Bidayet Mahkemesi davacının Erdoğan Kâni Ticaretevinde çalıştığına ikna olunmadığından davacının bu talebini reddetti. Bidayet Mahkemesi davacının bedenen düçar olmuş olduğu hasar, çekmiş o-lduğu ve çekeceği sızı ve rahatsızlıklar ve müstakbel kazanç kaybı için K.L.8,000.- genel zarar ziyan tesbit etti. İstinaf edenin avukatı istinafın duruşması esnasında Yönetimin davacının maaşını davanın duruşma gününe kadar verdiğini ve daha sonra da verm-eyeceğine dair şahadet olmadığı cihetle davacının herhangi bir müstakbel kazanç kaybı olmadığını, olsa dahi çok az olacağını ileri sürerek Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L.8,000.- genel zarar ziyanın çok fahiş olduğunu iddia etti. Diğer taraftan dava-cının avukatı istinafın duruşması esnasında duruşma gününe kadar davacının Yönetimden aldığı maaşı mahsuben aldığını bu nedenle Yönetimin kazada mes'ul olmadığı tesbit olunduktan sonra mahsuben ödediği paraları geri almağa ve istemeğe hakkı olduğu davacını-n da bu miktarları Yönetime ödemek mecburiyetinde olduğunu ileri sürerek duruşma gününe kadar tüm maaş miktarını özel zarar ziyan olarak kazanç kaybı kalemi altında davacının almağa hakkı olduğunu, davacının eski işini yapamayacağı göz önünde tutulduğunda -muazzam bir müstakbel kazanç kaybı olduğunu, dolayısıyle kesilen K.L.8,000.- zarar ziyanın çok az olduğunu, davacının eşinin yaptığı masrafları davacının almağa hakkı olduğunu iddia etti ve bu hususta istinaf dosyaladığını belirtti. İlk önce eşinin davacıy-a Ankaraya gidişinde refakatı ile Ankaraya gidiş geliş ve Ankarada yapılan masrafları davacının davalıdan almağa hakkı olup olmadığı hususunu inceleyelim.
Doktorların verdiği şahadet göz önünde tutulduğunda davacının çok ciddi bir surette yaralandığı-na hiç şüphe yoktur. Davacı 20 gün kadar Lefkoşa Genel Hastahanesinde yattıktan sonra tedavisi burada yapılamadığı cihetle Türkiyedeki hastahanelere gönderilmesi uygun görüldü. Davacı Lefkoşa Genel Hastahanesinden taburcu edildikten sonra çene kemikleri, b-urun ve gözü ağır bir surette yaralı bulunmaktaydı. Bu durumda olan bir şahsa çok yakın birisi tarafından refakat edilmesinin zaruri ihtiyaç olduğuna hiç şüphe yoktur. Bu nedenle eşinin davacıya Ankaraya ilk yaptığı seyahatta refakat etmesinin zaruri olduğ-u kanaatındayız. Esasen bu zaruretin mevcut olduğu hususunda şahadet vardır. Bidayet Mahkemesi Yönetimin davacıya refakat edecek bir nörs tahsis ettiği için davacının eşinin gitmesine lûzum olmadığı kanaatına vardı. Durumu çok ciddi olan davacıya eşinin ya-pacağı hizmet davacıya refakat edecek bir nörsün yapacağı hizmetten çok farklıdır. Davacı ilk seferinde Ankaraya gittiğinde aradığı doktor Ankarada olmadığı cihetle bir hafta kadar otelde kaldığı hususunda şahadet mevcuttur. Eğer eşi yanında olmasaydı dav-acının bakımını kim yapacaktı? Kaldı ki davacı kendisine refakat edecek bir nörsü reddetmekle ve eşini istemekle tedavisi için elzem olan Ankaraya gidiş hususunda eşi için yaptığı masrafları talep etmek hakkını kaybetmez. Aksi takdirde kazalarda yaralanan -herhangi bir şahsın Genel Hastahanelere gönderilmesi mecburi kılınırdı ve bu gibi hastaların özel klinikte yaptıkları masrafın verilmesi yönüne gidilmezdi. Halbuki bu hususlarda böyle bir kaide yoktur. Yaralanan bir şahıs isterse genel hastahanede isterse -özel klinikte tedavisini yapar ve zararı yapan şahsın zarar gören şahsı tazmin etmesi gerekir. Bu nedenle davacının eşinin davacıya refakat ederek Ankaraya gidiş geliş ve Ankarada yaptığı masrafların zaruri olduğu hallerde davacının davalıdan tazmin edilme-si gerekir. Davacı Ankaraya ilk defa gittiğinde durumu çok ağır olduğunu, orda çenesinde yaptıkları ameliyat dolayısıyle çenesinin tellerle bağlandığını ve ikinci defa gidişinde çenssinin tellerle bağlı olarak gittiğini nazarı itibara alırsak her iki sefer-inde de eşinin kendisine refakat etmesi zaruri idi. Üçüncü seferinde davacı Ankaraya gittiğinde burun ve gözünden ameliyat olmuştur. Bu seferinde eşinin refakat etmesi zaruri değildi kanaatindeyiz bunun için ilk iki sefer için davacının eşi için yaptığı ma-srafları davalının tazmin etmesi gerekir. Davacı bu masrafların ne olduğu hususunda kendi şahadet vermemekle beraber eşi masraflar hususunda şahadet vermiştir. Ankaraya gitmezden önce davacının namına para borçlandığını, Ankara gidiş geliş biletinin K.L.29-.- olduğunu, Ankarada otelde kaldığını ve günde 28 Tı, verdiğini, Ankarada her gün öğle ve gece yemeği için 30-35'TL sarf ettiğini belirtmiştir. İlk seferinde eşi 20 gün ikinci seferinde de iki hafta kadar kalmıştır. Otel parası, yemek parası v.s. masrafla-r göz önünde tutularak davacının eşi için en azından günde K.L.3.-sarf ettiği açıktır. Eşi her iki seferinde de Ankarada 35 gün kaldığına göre Ankarada K.L.105.- sarfetmiştir. İki seferinde Ankara gidiş geliş için K.L.58.- uçak bilet parası vermiştir. Dola-yısı ile toplam olarak K.L.163.- sarf etmiştir. Kanaatımızca davacının eşinin davacıya iki seferinde refakat etmesi zaruri idi ve bu iki seferde sarfolunan K.L.163.- miktar makul bir miktardır ve davacının bu miktar için davalı tarafından tazmin edilmesi g-erekir. Dolayısıyle davalının özel zarar ziyan olan bu talep tahtında K.L. 163.- ödemesi gerekir.
Şimdi de davacının davanın duruşma gününe kadar kazanç kaybını almağa hakkı olup olmadığı hususunu inceleyelim. Bidayet Mahkemesi davacının bu kazanç ka-ybını almağa hakkı olmadığını Emare IV'e istinad ettirmiştir. Emare IV'ün davacı ile ilgili kısımları aynen şöyledir:-
"10 Ekim 1972 tarihinde Gönyeli yakınında vuku bulan trafik
kazasının iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatına-
varan Yürütme Kurulu aşağıdaki hususlarda mutabık kaldı: -
................
................
Bahis konusu kazada yaralanan Kadır Ali ve Mehmet Yusuf
isimli iki işçiye mevcut mevzuat gereğince hak kazanmaları
muhtemel tazminata mahsuben çal-ışır vaziyete geldikleri Sağlık
Kurulunca teyit edilinceye kadar aylık ücretinin ödenmesi ve
sakatlık tazminatlarının Sağlık Kurulu raporunu müteakip tezekkür
edilmesi."
Kararın 3. fıkrasında yer alan "mevcut mevzuat gereğince hak kaza-nmaları muhtemel tazminata mahsuben" ibaresinin anlamı gayet açıktır. Verilen aylık ücretler davacının hak kazanması muhtemel tazminata mahsuben olarak ödenmiştir. Hiç şüphe yoktur ki hak kazanması muhtemel tazminattan Yönetim aleyhinde kazanılması muhteme-l olan tazminat kastedilmiştir. İstinaf konusu olan davada davacının Yönetim aleyhinde kazanması muhtemel tazminat olmadığına göre tazminata mahsuben olarak aldığı tüm ücretleri Yönetime ödemek mecburiyeti olduğu aşikârdır. Kazadan davalı mesul olduğu cihe-tle davalının davacının kazanç kaybını tazmin etmesi gerekir. Başka bir makam herhangi bir şahsın kazadan dolayı düçar olduğu kazanç kaybına mahsuben bir ödeme yaptığı hallerde zarar yapan şahıs zarar gören şahsı tazmin etmekten kurtulmaz. Bu hususta Denni-ng, J. Dennis v. London Passen er Transport Board, (1948) 1 A.E.R. 779'da şunları söy edi:
"The cardinal point to remember is that it is the defendants
who are responsible for what has occurred. ..In my opinion, a
wrongdoer is not to b-e allowed to reduce damages by the fact
that other persons have made up to the plaintiff his wages, like
the,London County Council and the Ministry of Pensions in this
case. The plaintiff has lost his wages. In point of law, ther
fore, -prima facie he should have them paid by the wrongdoer. As
they have been made up to him by other people who expect to be
repaid I think it is proper that that sum should be included as
damages."
-Mahkeme huzurunda 10.10.74'de Hakkı Atun tarafından verilen şahadete göre o güne kadar davacı Yönetimde herhangi bir iş yapmış değildi. Davacının başka bir iş yaptığı hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Bu nedenle davacının kaza gününden yani 10.10.72' -den 10.10.74' e kadar geçen iki senelik devre için kazanç kaybını özel zarar ziyan olarak davalıdan almağa hakkı vardır. Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre davacının kazanç kaybı 10.10.72'den 28 Şubat 1974'e kadar ayda K.L.55.860 mildi ve 1.3.1974'den- itibaren aylık maaşı K.L.75.445 mildir. İki senelik kazanç kaybı bu esas üzerine K.L.1,514.- eder. Mamafih davacı Talep Takririnde iki senelik kazanç kaybı için sadece K.L.1,340.- talep ettiği ve bu Talep Takriri tadil edilmediği cihetle Mahkeme davacıya -bu iki sene müddet için K.L.1,340.-dan daha fazla veremez. Netice olarak davacının iki senelik kazanç kaybı için davalıdan K.L.1,340.-almağa hakkı vardır ve bu hususta Bidayet Mahkemesinin hüküm vermesi gerekirdi.
Genel zarar ziyan meselesine gelince- Mahkeme huzurunda verilen şahadete göre davacı aldığı yaralardan dolayı silindir sürücülüğü görevini yapamaz. Ancak hafif iş yapabilir. Hiç şüphe yoktur ki davacı eski görevini yapamayacağından müstakbel kazancı esaslı bir şekilde düşecektir. Mahkeme huzu-runda verilen şahadete göre davacı eski görevini yapmış olsaydı terfi almak imkânı vardı ve terfi aldığı takdirde saat başına 444 mil ödenecekti. O zaman haftada 44 saat esası üzerinden davacının yıllık maaşı K.L.1014.olacaktı. 1.3.1974'den sonra davacının- maaşının yılda K.L.908.olduğuna şahadet vardır.
Davacının çalıştığı işte normal olarak 65 yaşına kadar istihdam edildikleri hususunda şahadet vardır. İstihdam edildikleri müddetçe de istihdam edenin ödediği maaş üzerinden %5 oranında ihtiyat sandığı- ödenmekte olduğu da bilinmektedir. Davacı kaybettiği müstakbel kazanç kaybı üzerinden %5 oranındaki ihtiyat sandığı yatırımını da kaybedecektir, ki 20 sene sonunda mühim bir miktar tutmaktadır. Davacının kazadan dolayı düçar olduğu bedeni hasarı, eskiden -yapmakta olduğu işi yapamayacağını, ancak hafif bir iş yapabileceğini göz önünde tutarak, davacının 1 Mart 1974' den sonra alması gereken en az yıllık K.L.908.- ücretin yarısını kaybedecektir. Bu duruma göre davacı 1 Mart 1974'den sonra alması gereken maaş-tan 10.10.74'den itibaren senevî K.L.454.- bir kazanç kaybedecektir. Davacının kaza olmamış olsaydı terfi alma ihtimalinin mevcut olduğu, terfi almış olsaydı yıllık maaşının K.L. 1014.- olacağını müstakbel kazanç kaybı üzerinden istihdam edenin yapacağı ih-tiyat sandığı yatırımlarını da kaybettiğini 65 yaşına kadar istihdam edildiği yerde kaza olmamış olsaydı işleyebileceğini, istikbalde vukuu muhtemel kaza ve tehlikelerden dolayı daha önce hayatını kaybedebileceğini veya işlemez duruma gelebileceğini göz ön-ünde tutarak müstakbel kazanç kaybı olan senevi K.L.454.-yı 12 çoğaltıcı rakamı ile çoğaltmak bu davada makul olur kanaatındayız. Bu yapıldığı takdirde davacının 10.10.74'den sonraki müstakbel kazanç kaybı için K.L.5500.- tazminat alması adil ve makuldür. -Davacının çekmiş olduğu ve çekeceği sızı ve rahatsızlıklar için ve müşkülâtlar için davacının almağa hakkı olduğu tazminat hususuna gelince davacının aldığı yaraları, 2-3 ay kadar hastahanelerde kaldığı, 3 defa ayrı ayrı yerlerden ameliyat olduğu ve en son- durumunu nazarı itibara alarak davacının tüm hususlar hakkında K.L.5000.- tazminat almağa hakkı olduğu, işbu tazminatın adil ve makul olduğu kanaatindeyiz.
Davalı davacıya 10.10.72' den 10.10.74 tarihine kadar kazanç kaybı için K.L.1340.- ve eşinin -kendisine refakat ettiğinden dolayı yapılan K.L.163.- masrafı ödemesi gerekir. Bidayet Mahkemesinin genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.8000.- çok az olduğundan, müstakbel kazanç kaybı olarak K.L.5500.- ve diğer zararlar için K.L.5000.-, yani toplam ol-arak K.L.10,500.-nın ödenmesi için davalı aleyhine hüküm verilmesi gerekir.
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin özel zarar ziyan olarak tesbit ettiği K.L.130.-nın K.L.1633.-ya yükseltilmesi ve K.L.8000. olarak tesbit ettiği genel zarar ziyanın da K.L.-10,500.-ya yükseltilmesi gerekir.
Şimdi de 1000/72 sayılı davada davacının durumunu ele alalım. Bu davadaki davacı da Plânlama ve İnşaat Dairesinde çalışmakta idi. Katrancı olarak görev görmekte ve GD 592 Landroverde seyahat etmekteydi. Kaza gününde -hastahaneye götürüldüğünde davacı, kafa travması, şuur bulanıklığı, göğüs travması, sol kaş üzerinde yara, karnın sol tarafında ağrı, sırt ve göğüs ve bacak kontizyonundan muzdaripti. 17 gün kadar hastahanede kaldı. Kazadan önce davacı çok sağlam bir bünye-ye sahipti. Davadan sonra ise sara nöbetine tutulmağa başladı. Davacı tarafından çağırılan Dr. İlksen Hasan davacının epilepsiden muzdarip olduğunu teyit etmiştir. Doktora göre epilepsi kafa travmasından ileri gelmiştir. Epilepsiden muzdarip olduğu cihetle- davacı eski işini yapamaz. Davacının güneş altında, ateş ve su yanında ve yüksek yerlerde çalışamayacağı Doktor tarafından belirtilmiştir. Kaza gününde davacı ayda K.L.41.560 mil yani senede K.L.500.- civarında ücret almaktaydı. 1.3.74'de işinde çalışmış -olsaydı ayda K.L.64.940 mil yani senede K.L.780.civarında ücret alacaktı. Davacı Talep Takririnde özel zarar ziyan olarak 2 senelik kazanç kaybı tplep etmiştir. Bidayet Mahkemesi kazanç kaybını 982/72 sayılı davada belirtilen nedenlerle vermeyi reddetmişti-r. 982/72 sayılı davadaki Bidayet Mahkemesinin kazanç kaybı için hukuki görüşlerinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle 982/72 sayılı davada uygulanan kıstaslar esasına göre davacının 2 senelik ücreti olan K.L.997.- almağa hakkı vardır. İstinafın dur-uşması esnasında davalının avukatı genel zarar ziyan olarak tesbit olunan K.L.5000.-nın çok fahiş olduğunu iddia etti. Diğer taraftan davacının avukatı tesbit olunan K.L.5000.- çok az olduğunu ileri sürdü. Davanın duruşma gününe kadar davacının herhangi bi-r iş yaptığı hususunda şahadet yoktur. Davacının esas şikâyeti epilepsi nedeni ile çalışamamasıdır. Daha önce belirtildiği gibi davacı eskiden yapmakta olduğu görevi yapamaz buna ilâveten ateş, su yanında, güneş altında ve yüksek yerlerde çalışamaz bu duru-mda davacının müstakbel kazanç kaybı olmuştur. Kanaatımızca davacının içinde bulunduğu son durumu nazarı itibara alarak davacının müstakbel kazanç kaybının eski işinde çalışmış olsaydı alacağı K.L.780.-nın 1/3'idir. Bu meblâğ da senede K.L. 260.-dır. Davac-ının 65 yaşına kadar kaza olmamış olsaydı işleyebileceğini, epilepsiden muzdarip olduğu için ileride hiç işleyemeyeceğini, 10.10.74' den 65 yaşına gelinceye kadar 21 senesi olduğunu nazarı itibara alarak yıllık müstakbel kazanç kaybını 12 çoğaltıcı rakamı -ile çoğaltmanın makul ve adil olacağı kanaatındayız. Bu durumda davacının müstakbel kazanç kaybı için K.L.3100.- almağa hakkı vardır.
Davacının bedenen düçar olduğu hasar, çekmiş olduğu ve çekeceği sızı ve rahatsızlık ve müşkülâtlar için davacının iç-inde bulunduğu durumu, aldığı tûm yaraları, devamlı olarak doktora bakınması gerektiği, Ocak 1973'den Eylül 1974'e kadar sadece K.L. 200.- doktor parası verdiği, bunlara ilâveten epilepsiyi kontrol altında bulundurmak için devamlı olarak doktora bakınması -ve ilâç alması gerektiği ve epilepsinin ilerleyebileceği hususlarını göz önünde tutarak genel tazminat olarak davacının asgari olarak K.L. 5000.- tazminat alması gerektiği kanaatındayız. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin genel zarar ziyan olarak tesbit etti-ği K.L.5000.çok azdır ve bu meblâğın K.L.8100.-ya yükseltilmesi gerekir. Netice olarak Bidayet Mahkemesinin özel zarar ziyan olarak tesbit ettiği K.L.200.- K.L.Il97'ya ve genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.5000.-da K.L.8100.-ya yükseltilmesi gerekir.
-
Geriye kalan 5 dava landroverin içinde seyahat etmekte olan beş şahsın ölûmünden dolayı ölen şahıslardan yardım görenlerin ve ölen şahısların tereke idare memurlarının açtığı davalardır.
İlk önce 1097/72 sayılı davayı ele alalım. Bu davada ölen- Mehmet Mustafa öldüğü zaman 32 yaşında olup Plânlama ve Înşaat Dairesinde time keeper olarak çalışmakta idi ve ayda K.L.40.450 mil maaş almakta idi. 36 yaşında olan karısı 7 yaşındaki oğlu ve 6 ve 3 yaşlarında iki kızı ölenden maddi yardım gördûklerini id-dia ederek davalı aleyhine tazminat talep ettiler. Ayrıca ölenin tereke idare memurları da mûteveffanın hayat intizasını kaybetmesinden dolayı tazminat ve cenaze masrafı için K.L.50.- talep ettiler. Verilen şahadete göre ölen iyi sıhhatli birisiydi ve öldü-ğü zaman ayda K.L.40.450 mil yani yılda K.L.485.- maaş almakta idi. Bidayet Mahkemesi ölenin, yaşamış olsaydı 1 Mart 1974'den itibaren maaşının diğer müstahdemlerin maaşları gibi revizyona tabi tutularak K.L.SS.-60.- kadar olacağı kanaatına vardı. Bidayet -Mahkemesindeki duruşma esnasında taraflar yardım gören şahısların aldıkları yardım hususunda bir anlaşmaya vardılar ve buna göre ölen aylık kazancının %80'ini karısı ve çocuklarına yardım olarak vermekteydi. Bu duruma göre, kaza gününde davacılar ölenden s-enede K.L.388.- maddi yardım görmekte idiler. 1 Mart 1974' den itibaren müteveffa ölmemiş olsaydı maaşı K.L.SS-60.- olacağına göre davacılar ayni oran üzerinden en azdan senede K.L. 530.- civarında maddi yardım göreceklerdi.
Bidayet Mahkemesi ölenin -iyi sıhhatli olduğuna kanaat getirerek hayat intizarını kaybetmesinden ötürü K.L.500 tazminat tesbit etmiştir. Ölenin cenaze masrafı için talep edilen K.L.50.-nın da ödenmesine emir vermiştir. Bidayet Mahkemesi ölenin 65 yaşına kadar Yönetim hizmetinde ist-ihdam edilebileceğini, 65 yaşını doldurduktan sonra bir miktar ikramiye alması beklendiğini, eşinin 36 yaşında olduğunu, eşinin tekrar evlenme şansının pek az olduğunu, çocuklarının en büyûğünün oğlan diğerlerinin kız olduğunu, bunların tahsilleri bitincey-e ve kızların da evleninceye kadar ölenden yardım görmeleri beklendiğini, çocukların 20 sene kadar ölenden yardım göreceklerini, yardım görenlerin ölüm gününde ölenden senede K.L.384.- yardım gördüklerini nazarı itibara alarak bütün yardım görenlerin K.L.7-000.- tazminat alması gerektiğine kanaat getirerek davalı aleyhine hüküm verdi. Bidayet Mahkemesi tesbit ettiği yekün tazminat miktarını her bir çocuğa K.L.1500.-er ve eşine de K.L.2500.- vermek sureti ile tevzi edilmesine hüküm verdi. Ancak terekenin müte-veffanın hayat intizarını kaybetmesi neticesi alacağı zarar ziyan miktarı olan K.L.500.-nın davacılara düşen hisselerinin tazminattan çıkarılması gerektiği kanaatına vararak işbu K.L.500.-lık miktarın K.L.7000.-lık tazminattan ihraç edildikten sonra ölende-n yardım gören davacılara yekün olarak K.L. 6500.- tazminat ve ölenin terekesine de K.L.550.- verilmesi için hüküm verdi.
İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L:7000.-genel tazminatın Mahkeme huzurunda verilen şahadet ışığında aşikâr sur-ette fahiş olduğunu iddia ederek genel tazminat aleyhine istinaf etti.
İstinafın duruşması esnasında istinaf eden Yürütme Kurulunun 4081 sayılı Kararı (Emare IV) ile Kıbrıs Türk Yönetimi tarafından ölenin ailesine ödenen yekün K.L.600.-nın ve yine Ka-rar uyarınca ölenlerin eşlerine ödenen dulluk tekaüdiyesinin genel tazminattan çıkarılması gerektiğini ileri sürdü. Diğer taraftan aleyhine istinaf edilenler terekenin ölenin hayat intizarını kaybından dolayı alması hükmolunan K.L.500.-nın genel tazminatta-n çıkarılmaması gerektiğini ileri sürerek tesbit olunan K.L.7000.- genel zarar ziyanın fahiş olmadığını ileri sürdüler.
Fasıl 148 Haksız Füller Kanunu'nun 58(1)(b) maddesi uyarınca herhangi bir haksız fiilden dolayı ölen herhangi bir şahıs ölmemiş ol-sa haksız fiili yapan şahıstan haksız fiilin neticesi olarak aldığı bedeni zarar için tazminat almaya hakkı olduğu hallerde, ölen şahsın kocası, karısı, ana ve babası ve çocukları, ölüm nedeni ise herhangi bir maddi zarar gördükleri takdirde, maddi zararla-rını tazminat olarak alabilirler. Bu madde tahtında bu gibi şahıslar ancak ölüm nedeni ile kaybettikleri ve kaybedecekleri hakiki veya müstakbel maddi zarar için tazmin edilirler. 58(1)(b) maddesinin İngilizce metni aynen şöyledir:-
"58.(1)(b)The co-mpensation to be recovered in any such
action shall be awarded in respect of the
pecuniary loss actual or prospective suffered by
the persons on whose behalf the action is brought
- by the death of the deceased person, and shall be
apportioned, after the deduction of any costs not
recovered from the defendant, by the Judge at the
trial among such persons:
- Provided that in assessing such compensation
(i) any sum paid or payable on the death of the
deceased under any contract of assurance or
insurance, and
(ii) any sum paid or payable in re-spect of the
funeral expenses of the deceased or of mourning
on his account, shall not be taken into
account."
58-(1) maddesinde belirtilen şahısların zarar ziyan alabilmeleri için ölümden dolayı maddi zarar gördüklerini veya göreceklerini isbatlamaları gerekir. 58(1)(c) maddesi tahtında bu gibi şahısların ölüm nedeni ile maddi zararlarının ne olduğu hususunda tafsilâ-t vermeleri gerekir.
Mahkemeler 58(1)(b) maddesi uyarınca yardımdan mahrum kalanların ölüm dolayısıyle uğradıkları zararı tesbit etmeleri gerekir. Bunu yaparken aşağıdaki hususlar göz önünde tutulur.
Yardımdan mahrum kalanların ölümden hemen önce al-dıkları
yardım miktarı.
2. Aldıkları yardımın artma veya azalma olanağı.
3. Yardım görenlerin yaşları ve yardım müddetinin ne
olabileceği. Hayatta vukuu muhtemel herhangi bir sebepten
dolayı hayatlarını kaybetme olanağı.
4. Ölenin yaşı, -muhtemel yaşama ve çalışma süresi, öldüğü zaman
kazancı veya kazanç kabiliyeti. Kazancın ileride artma veya
azalma olanağı, hayatta vukuu muhtemel herhangi bir sebepten
dolayı kazanç sağlanamayacağı veya hayatı kaybetme ihtimali.
-
5. Sağ kalan karının tekrar evlenme olanağı.
6. Yardımdan mahrum kalanların ölüm sebebiyle sağladıkları
maddi yarar.
Bu hususta Bak Davies v. Powell Duffryn Associated Collieries Ltd. A.C. 601; Genner v. Allen West and Co. Ltd. /1959 -1 W.L.R. 554; Mead v. Clarke Chapman and Co. Ltd. 1956) 1 W.L.R. 76; Mallett v. McMonagle 1969 2 A E.R. 178 ve 4/73 sayılı istinaf.
Tazminat tesbit edilirken ilk önce yapılacak husus ölünün ölüm gününde kazancının ne olduğu ve duruşma gününde kazancı-nın ne olabileceğini tesbit etmektir. Bu yapıldıktan sonra ölenin kazancından yardım görenlere yaptığı yıllık yardım miktarını tesbit etmek gerekir. Yapılan yıllık yardımın miktarı tesbit edildikten sonra yardım görenlerin ölüm sebebi ile sağladıkları herh-angi bir yıllık maddi yararı da tesbit etmek gerekir. Maddi yarar maddi zarara mahsup edilir geri kalan yıllık miktar yukarıda belirtilen prensipleri uygulayarak yardım görenlerin tüm zararlarını sağlamak amacı ile yıllık yardım miktarını uygun bir çoğaltı-cı rakamla çarparak yekün bir miktar tesbit edilir. Bu yapılırken esas gaye ölen ölmemiş olsaydı, ölünceye kadar yardım görenlere yaptığı yardım miktarını yekün bir miktar olarak sağlamaktır. Başka bir deyimle öyle bir miktar tesbit edilmelidir ki bu yekün- miktar uygun yerlere yatırıldığında ondan sağlanacak kâr ile ve esas miktardan çekilecek bir miktar para ile yardım görenlerin ölünceye kadar veya yardım görme müddetleri sona ermesi beklenen zamana kadar, yardım gördükleri miktarı en sonunda yekün miktar-dan bir şey artmamak Şartıyle, alabilsinler. Bu hususta Lord Diplock Mallett davasında s.l 89' da şunları söyledi:-
"My Lords, the purpose of an award of damages under the
Fatal Accidents Acts is to provide the widow and other dependants
- of the deceased with a capital sum which with prudent management
will be sufficient to supply them with material benefits of the
same standard and duration as would have been provided for them
out of the earnings of the deceased had he not bee-n killed by the
tortious act of the respondents, credit being given for the value
of any material benefits which will accrue to them (otherwise than
as the fruits of insurance) as a result of his death.
To assess the damages it is nec-essary to form a view on three
matters each of which is in greater of less degree one of
speculation:, (i) the value of the material benefits for his
dependants which the deceased would have provided out of his
earnings for each year in the- future during which he would have
provided them had he not been killed; (ii) the value of any
material benefits which the dependants will be able to obtain in
each such year from sources (other than insurance) which would not
have been ava-ilable to them had the deceased lived but which will
become available to them as a result of his death; (iii) the
amount of the capital sum which with prudent management will
produce annual amounts equal to the difference between (i) and
(i-i) (i.e., 'the dependency') for each of the years during which
the deceased would have provided material benefits for the
dependants had he not been killed."
Sa-ğlanan maddi yarar, takside bağlanmamış ise ve yekün bir miktar ise o zaman bu gibi yarar yıllık maddi zarara değil de tesbit olunan tüm tazminata mahsup edilir.
Bu davada ölenin ölüm gününde kazancının ne olduğu ve ölenin 1 Mart 1974' de kazancının -ne olacağı ve ölenin davacılara yaptığı yardım hususu ihtilâf konusu değildir. Ölenin kazancının %80'ini davacılara yardım yaptığı hususunda taraflar Mahkemeye beyan ettmiştir. Ölenin ölüm gününde kazancının ayda K.L.40.450 mil yani yılda K.L.485.- olduğu -hususunda şahadet mevcuttur. Yine ölenin çalıştığı yerde diğer müstahdemlere 1 Mart 1974'de yapılan artış nedeni ile ölen ölmemiş olsaydı, 1 Mart 1974'den itibaren ayda K.L.55-60.- alacağı hususunda Mahkeme kanaat getirdi. Dolayısıyle yardımdan mahrum kala-nlar ölüm gününden hemen sonra yılda K.L.388.- ve 1 Mart 1974'den itibaren ise yılda en azdan K.L.530.- maddi zarara uğradılar. İstinafın duruşması esnasında davalı Bidayet Mahkemesinin davacıların ölûm sebebi ile aldıkları maddi yararın hesaba katılmadığı-nı iddia etti. Davalının avukatı Yürütme Kurulunun 4081 sayılı kararı ile davacılara ödenen K.L. 600.- tazminat miktarı ve ölenin eşine ödenen aylık dulluk tekaüdiyesinin bir maddi yarar olduğunu iddia etti. 4081 sayılı kararın ölenlerin ailelerine ödenen -tazminat ve dulluk tekaûdiyesi ile ilgili metni aynen şöyledir:-
"10 Ekim 1972 tarihinde Gönyeli yakınında vukubulan trafik
kazasının İş Kazası olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varan
Yürütme Kurulu aşağıdaki hususlarda mutabık kal-dı.
Söz konusu kazada ölen 5 işçinin ailelerine, Kıbrıs İşçi
Tazminât Kanunu "Workman's Compensation L,aw" tahtında
istihkak olarak hesaplanmış olan ve aşağıda belirtilen
tazminat miktarlarının Fasıl 30 Madde 13, Özel Tazminatlar
tahsi-satından ve Sosyal Sigorta mevzuatı yürûrlükte olmuş
olsaydı bu mevzuat gereğince eşlerine ödenmesi gereken dulluk
maaşı olarak Çalışma ve Sosyal Sigorta Dairesince hesaplanmış
bulunan aşağıdaki miktarların 1972 Mali yılında Plânlama ve
- İnşaat Dairesi Bütçesinin işçi ücretleri tahsisatından, 1973
ve müteakip mali yıllardaise bütçeye bu maksat için konacak
tahsisattan ödenmesinin tasvibi:
Aileye ödenecek Eşlerine ödenecek
tazminat miktarı - DullukTekaüdiyesi
l.Mehmet Veli Pekri KL600.000 mil KL21.666 mil
2.Aziz Hasan 600.000 " 21.666 "
3.Veli Arif 600.000 " 13.866 "
4.Mustafa M. Cemali600.000 " 21.666 "
5.İsmail Ali 600.-000 " 21.666 "
Bu kazada ölenlerin tahsil çağına gelmiş ve gelecek olan
çocuklarının burslu okutulması "
Bu gibi hallerde yapılan yardımın ölüm sebebi ile yapılmış olması şarttır. Yapılan yardım ölüm vesilesi ile yapılmışsa, böyle bi-r yardımın nazarı itibara alınmaması gerekir. Örneğin, büyük bir fabrikada çalışan herhangi bir işçi ölür ve fabrikada çalışan diğer işçiler ölenin ailesine yardım maksadı ile teberrüde bulunurlarsa bu yardım, ölüm sebebiyle yapılan yardım olmayıp, ölüm ve-silesiyle yapılan yardımdır ve böyle bir yardım tazminat tesbit edilirken nazarı itibara alınmaz. Fakat fabrikada ölen işçinin ailesine fabrikadan herhangi bir yekün miktar veya emeklilik maaşı verilirse, fabrikanın bunu yapmaya herhangi bir kanuni mükelle-fiyeti olmamakla beraber, bu husus ölüm sebebi ile yapılan bir yardımdır ve bu yardımın tesbit edilen tazminata mahsub edilmesi gerekir. Bu hususta Baker v. Dal leish Steam Shipping Co. (1922) 1 K.B. 36I, s.372'de Scrutton L.J. şunları söyledi:
-"On the other hand, as the question is what is her
pecuniary loss by the death, any pecuniary advantage she has
received f rom the death must be set of f against her probable
loss. This is clear if she receives such advantage as of legal
- right. ..................... Just as in assessing the loss by the
death the probability of voluntary contribution destroyed by the
death of the contributor may be included to swell the claim, so
the probability of voluntary contribution be-stowed in consequence
of the death may be used to reduce the claim by showing what loss
'the claimant has in fact sustained by the death. Less weight
will be given to voluntary contributions than to those made under
legal obligation, ju-st because they are voluntary. Still less
weight will be given to voluntary contributions in istalments
because they are obviously terminable; and still less weight if
the contributor announcesl he will reduce his contribution by the
am-ount of compensation obtained f rom a wrongdoer who causes the
death."
ve Jenner v. Allen West and Co. Ltd. (1959) 1 W.L.R. 554, s.565-5 6'da Pearce L.J. şunları söyledi:-
"Approaching this case as a jury would approach it, did this
- pension result from the death of the deceased? Had the pension
come from the ğenerosity of some third party who was in no way
concerned with the accident, one might well say that it did not
result from the death but from that generou-s impulse. But here
the employers paid the pension to the widow of a man whose whole
working life had been spent in their service and who had met his
death while working on the roof of their
premises."......................
- "Since the pension is voluntary and the evidence as to its
terms is so nebulous, I think it would be wrong to attribute any
great future value to it. The defendants could at once determine
it on the day that judgment was given, if th-ey felt it unjust
that they should go on paying it."
Bu davada ölenin ailesine Yürütme Kurulu, İşçi Tazminat Kanunu tahtında, K.L.600.- tazminat vermiştir. Buna ilâveten sosyal sigorta mevzuatını yürürlükte imiş gibi addederek ölenin eşine ayda- K.L.2I.666 mil dulluk tekaüdiyesi ödenmesine karar verilmiştir. İşbu miktar 1 Mart 1974'e kadar devamlı olarak ödenmiş, 1 Mart 1974'den sonra ise işbu miktar ayda K.L.27.735 milse artırılmıştır. Davanın duruşma günü olan 10.10.74'e kadar bu aylık dulluk t-ekaüdiyesi ödenmiştir. İstinafın duruşması esnasında davacıların avukatı İşçi Tazminat Kanunu tahtında davacının ailesine ödenen K.L.600.-lık miktarın tesbit olunan tazminata mahsub edilmemesi gerektiğini çünkü İşçi Tazminat Kanunu, Fasıl 188, madde 25(a) -ve (b) gereğince davacıların, üçüncü şahıstan tazminat aldıkları takdirde, K.L.600.-yı iade etmek mecburiyetinde oldukları ileri sürüldü. İşçi Tazminat Kanunu'nun 25(a) maddesinde göre zarara uğrayan herhangi bir işçi gerek Haksız Fiiller Kanunu tahtında z-ararı yapan üçüncü şahsın aleyhine ve gerekse İşçi Tazminat Kanunu tahtında istihdam eden şahsın aleyhine tazminat davası açabilir ancak hem üçüncü şahıstan hem de istihdam edenden tazminat alamaz. 25. maddenin (b) fıkrasına göre herhangi bir işçisine, İşç-i Tazminat Kanunu tahtında tazminat ödeyen herhangi bir şahıs, ayni işçiye zarar yapan bir üçüncü şahsın mes'uliyeti isbat edildiği takdirde, zarar yapan şahıstan ödediği tazminatı alabilir. Görülüyor ki 25. madde gereğince İşçi Tazminat Kanunu tahtında ta-zminat ödeyen şahsın, ödediği tazminatı işçiden geri almaya hakkı yoktur, ancak işçiye zarar yapan şahıstan almaya hakkı vardır. Bu nedenle davacının ailesine Yönetim tarafından ödenen K.L.600.- ölüm sebebi ile bir maddi yarardır ve bunun tesbit edilen yek-ün tazminat miktarına mahsub edilmesi gerekir. Yönetim arzu ettiği takdirde 25(b) maddesine istinad ederek K.L.600.-yı zararı yapan şahıstan yani davalıdan talep edebilir.
husus dulluk tekaüdiyesi olarak ödenen miktarların ölüm sebebi ile bir maddi yarar -olup olmadığıdır. 4081 sayılı Karar gereğince herhangi bir kanuni mükellefiyeti olmamasına rağmen, Yönetim ölenin eşine dulluk tekaüdiyesi ödenmesi için karar vermiştir. Kanaatımızca işbu dulluk tekaüdiyesi kanuni mükellefiyet olmamakla beraber ölüm sebeb-i ile ödenen bir miktardır. Bu nedenle bu ödenen miktarlar tazminat tesbit edilirken nazarı itibara alınması gerekir. Ancak bu miktarların ileride de kesin olarak ödeneceği söylenemez. Yardım görenlerin ölüm sebebi ile herhangi bir maddi yarar gördüklerini- isbat etmek davalıya düşer. Bak Jenner davası. Bu davada davanın duruşma gününe kadar yani 10.10.74' e kadar davalı ölenin eşine dulluk tekaüdiyesi ödendiğini isbat etmiştir. Ancak davanın neticesinden sonra dulluk tekaüdiyesinin ödenmesine devam edildiği- hususunda veya ödenmesine kesin olarak devam edileceği hususunda Mahkeme huzurunda herhangi bir şahadet yoktur. Yönetimin dulluk tekaüdiyesi ödemesine kanunen mecburiyeti olmadığı cihetle, kazanın vukuunun mes'uliyetinin üçüncü şahsa ait olduğu Mahkeme ka-rarında belirlendikten sonra Yönetimin işbu dulluk tekaüdiyesini ödeyeceği şüphelidir. Kaldı ki herhangi bir kanuni mükellefiyet olmadığından ölenin eşine karar gereğince dulluk tekaüdiyesi ödenmediğinde ölenin eşi dulluk tekaüdiyesinin ödenmesi için herha-ngi bir kanuni muameleye başvuramaz. Bu nedenle dulluk tekaüdiyesinin ölenin eşine hayatının sonuna kadar ödeneceği isbat edilmediğinden, tam miktar nazarı itibara alınamaz, ancak bu miktarın veya daha az bir kısmının ödeneceği olanağı nazarı itibara alına-bilir. Fakat bu gibi yardıma ihtiyari yardım olduğu cihetle, verilecek değerin çok az olması gerekir. Bidayet Mahkemesi maalesef hükmünde tazminatı tesbit ederken dulluk tekaüdiyesini veya K.L.600.-lık tazminatı nazarı itibara alıp almadığı hususunda hiçbi-r şey söylemiş değildir. Bu nedenledir ki davacıların sağladıkları maddi yarar hususunda yukarıda belirtilenlerin ışığı altında Bidayet Mahkemesinin tazminat olarak tesbit ettiği K.L.7,000.-nın uygun olup olmadığını incelemek gerekir.
Davacılar ölüm -gününden yani 10.10.72' den 28.2.74' e kadar yıllık K.L.385 esası üzerinden K.L.526.- zarar görmüşlerdir. 1.3.74' de ölen ölmemiş olsaydı en azdan ayda K.L.55.- maaş alacağı cihetle yardım görenler yılda K.L.530.- yardım göreceklerdi. Bu esas üzerinden yar-dım görenler 1.3.74'den 10.10.74'e kadar K.L. 324.- maddi zarar gördüler. Toplam olarak zararları K.L.850.-dır. Bu devrede ölenin eşi 10.10.72'den 28.2.74'e kadar ayda K.L. 21.666 mil, ve 1.3.74'den 10.10.74'e kadar da ayda K.L.27.735 mil dulluk tekaüdiyes-i, toplam olarak K.L.565.- almıştır. K.L.565.nın K.L.850.-ya mahsub edildiğinde bu devre için davacıların maddi zararları K.L.285.-dır. 10.10.74'de ölenin yaşı 34, eşinin yaşı ise 38 olacaktı. Çocukların yaşı da sıra ile 9, 8, 5 olacaktı. Bu durumda ölenin- eşi en azdan 27-30 sene daha yardım görecekti. Çocuklar ise en azdan vasati olarak 15-17 yıl arasında maddi yardım göreceklerdi. Tesbit olunan yıllık maddi yardım kaybının, çocuklar yardım almayacakları andan itibaren azalacağı nazarı itibara alındığında -13 rakamı ile çoğaltılması makuldür. O zaman davacıların K.L.6890.- tazminat almaya hakları vardır. 10.10.74'e kadar isbat ettikleri maddi zarar olan K.L.285.- bu rakama ilâve edildiğinde tüm tazminat miktarı K.L.7175.- eder. Ölen sağ olmuş olsaydı, kanun -gereğince İhtiyat Sandığı Fonuna istihdam edenin yapacağı yatırımı da 65 yaşında alacağı hususu ve ölen ölmemiş olsaydı, ileride maaşının daha da artacağı hususu 13 rakamı ile tesbit edilirken nazarı itibara alınmamıştır. Ancak bu hususlar Yönetimin ölenin- eşine dulluk tekaüdiyesi vermesinin devam etme olanağına karşı nazarı itibara alınmıştır. Kanaatımızca Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L.7000.-lık tazminat miktarı 10.10.74'e kadar ödenen dulluk tekaüdiyesi ve ondan sonra da bu miktarın aynen veya az-altılarak ödenme ihtimali de göz önünde tutularak, fahiş değildir. 13 çoğaltıcı rakamının makul bir rakam olup olmadığı başka bir usulle de çek edilebilir. Ölenin eşi ve çocukları tesbit olunan yıllık K.L.530.- maddi yardımı asgari olarak 15-16 yıl alacakl-ardı. 15-16 sene sonra ise çocuklar babalarından hiç yardım göremeyecekleri addolunarak ve ölen sağ olmuş olsaydı kazancının asgari olarak %60'ını eşine vereceği varsayılırsa eşi ölenden senede K.L.400.- yardım görecekti. K.L.530.-lık yıllık maddi yardım 1-5-17 sene müddet için hükümde daha önce belirtilen ilkeler göz önünde tutulduğunda, 8 rakamı ile çoğaltılırsa K.L.4240.- elde edilmiş olur. Çocuklara herhangi bir yardım yapılmaması başladığı andan itibaren ölenin eşi asgari olarak 13-14 sene kadar yılda K-.L.400.- maddi yardım görecekti. Bu yıllık maddi zarar 7 rakamı ile çoğaltıldığında K.L.2,800.-eder ki yekün olarak K.L.7040.- olur. Tesbit olunan K.L.7000.-lık tazminat miktarının makul olup olmadığı başka bir usulle de çek edilebilir. İşbu miktarın sağla-m bir yerde yatırıldığı ve paranın her sene %4 kıymetinde bir düşüş olduğu kabul edilerek yatırımın net olarak %4 gelir sağladığı kabul edilirse yardım görenler her sene yekün tazminat miktarının gelirini ve ana paradan bir kısım alarak tam tazminat miktar-ının 21 senede sona ereceği görülür. Bunun böyle olduğu basit bir hesapla meydana çıkar. Örneğin:-
Yekün Yardım KL7000.-nın KL7000.dan
tazminat görenle- %4 yıllık çekilen
miktarı - rin yıl- faizi
lık zararı
KL7,000 KL530. KL280. KL250.
250
1. sene sonu: 6,750. 530. 270. 260.
260.
2. -sene sonu: 6,490. 530. 260. 270.
270.
3. sene sonu: 6,220
Bu hesaba devam edildiği takdirde 14. sene sonunda yani 15. senede tazminattan K.L.2,000. kalır. Bu devre sonunda çocuklar yardım görmeyece-kleri cihetle sadece eşinin alacağı yardım hesaplanır. Bu da K.L.400.- kabul edilirse ayni usulle K.L.2000.-nın senede %4 net gelir sağlamak amacı ile 6 senede tükeneceği meydana çıkar. Dolayısıyle yekün olarak tesbit edilen K.L.7000.- tazminat miktarı %4 -net gelir sağlamak şartı ile 21 senede tükenecektir. Halbuki daha önce belirtildiği gibi eşin asgari olarak 27-30 sene için yardım görmesi beklenirdi. 27-30 sene ile 21 sene arasındaki fark hayatta vukuu muhtemel herhangi bir sebepten dolayı ölenin kazanç -sağlayamayacağı, hayatını kaybedebileceği, yardım görenlerin hayatını kaybedebileceği hususlarına atfedilir. Görülüyor ki tesbit olunan K.L.7000.-lık tazminat miktarı 3 tür kontrola tabi tutulduğu halde makul ve adildir. Ancak Yönetimin İşçi Tazminat Kanun-u tahtında ölenin ailesine ödenen K.L.600.-lık maddi yardımın, yekün tazminat miktarı olan K.L.7000.-ya mahsup edilmesi gerekir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L.7000.genel tazminatın K.L.6400.-ya indirilmesi gerekir.
İstinafın duruş-ması esnasında ölenin hayat intizarını kaybetmesi nedeni ile Mahkemenin tesbit ettiği K.L.500.-lık tazminatın, genel tazminat olarak tesbit edilen K.L.7000.-ya mahsup edilmemesi iddia edildi. Buna sebep olarak da Fasıl 189, Tereke İdare Kanunu'nun 34(5) ma-ddesi ileri sürüldü. 34(5) maddesi aynen şöyledir:-
"The rights conferred by this Law for the benefit of the
estates of deceased persons shall be in addition to and not in
derogation of any rights conferred on the dependants of decease-d
person by the Civil Wrongs Law or any other Law or an Act of
Parliament in force in the Colony."
Kanaatımızca bu madde sadece ölenin terekesinin, Haksız Fiiller Kanunu tahtında ölenden yardım görenlerin almaya hakkı olduğu tazminata ilâve-ten, tazminat almaya hakkı olduğunu gösterir. Fasıl 189'un 34. maddesi tahtında Terekenin aldığı herhangi bir tazminattan varislere intikal edecek kısımdan tüm davacılar, varis olarak, istifade edecekleri cihetle davacılar ölüm sebebiyle bir maddi yarar sa-ğlamış olurlar ve terekeden alacakları miktarın genel tazminata mahsup edilmesi gerekir. Bak Davies davası. Meğer ki herhangi bir Kanun tahtında, bu gibi miktarların maddi yarar olarak nazarı itibara alınmaması gerektiği hususunda bir hüküm olsun. Nitekim,- Fasıl 148, 58(b) maddesinin şart bendlerinde hayat sigortası ve cenaze masrafı için ödenen meblâğların maddi yarar olarak nazarı itibara alınmaması gerektiği hususunda hüküm vardır. Sırası gelmişken şunu da belirtmek yerinde olur ki Haksız Fiiller Kanunu -geçirildiğinde Sosyal Sigorta Kanunu meriyette değildi ve Sosyal Sigorta Kanunu geçirildiğinde Sosyal Sigorta tahtında sağlanan herhangi bir maddi yararın tazminat tesbit edilirken, nazarı itibara alınmaması hususunda herhangi bir hüküm yoktur. İngilterede- Sosyal Sigorta tahtında verilen herhangi bir yarar veya dulluk tekaüdiyesinin tazminat tesbit edilirken maddi yarar olarak nazarı itibara alınmaması hususunda hüküm mevcuttur.
Bidayet Mahkemesi Fasıl 189 tahtında tesbit ettiği K.L.500.lık tazminatta-n varis olarak yardım görenlerin hisselerine düşen miktarları genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.700.-ya mahsup etmekle herhangi bir hata işlemiş değildir.
Şimdi de 409/73 sayılı davadaki istinafı ele alalım. Bu davada ölen öldüğü zaman 37 yaşın-da olup Plânlama ve İnşaat Dairesinde yol memuru olarak çalışırdı. Ölen öldüğü zaman geriye 38 yaşında olan eşini ve sıra ile 17, 14, 13, 7 ve 2 yaşında olan 5 çocuk bırakmıştır. Bidayet Mahkemesi ölenin terekesine cenaze masrafı olarak K.L.6O.- ve ölenin -hayat intizarını kaybetmesinden dolayı K.L.500.- tazminat vermiştir. Bu hususta herhangi bir istinaf yoktur. Ölen öldüğû tarihte ayda K.L.50.015 mil almakta idi. Bunun %80'ini eşi ve çocuklarına harcadığı davâlı tarafından kabul edilmiştir. Ölüm tarihinde -davacılar ölenden ayda K.L.4O.- yardım görmekte idiler. Bidayet Mahkemesi Haksız Fiiller Kanunu tahtında davacıların almaya hakkı oldukları genel tazminatı tesbit ederken 1097/72 sayılı davada takip ettikleri usul ve prensipleri takip ettiğini hûkmünde bel-irtmiştir. Bidayet Mahkemesi 1097/72 sayılı davada ölen şahsın öldûğû zaman ayda K.L.40.450 mil maaşı olduğunu ancak ayni dairede çalışan diğer memurlara 1 Mart, 1974' de maaş zammı yapıldığı cihetle aynı dairede çalışan şahıslara da ayni oranda bir zam ya-pılacağı kanaatına varmış ve bu nedenle 1097/72 sayılı davada ölen ölmemiş olsaydı maaşının 1.3.74'den itibaren ayda K.L.SS-60.- olacağını kabul etmiştir. 409/73 sayılı davada ölenin, ölmemiş olsaydı 1.3.74'de aylık maaşının ne olacağını Bidayet Mahkemesi -1097/72 sayılı davada yaptığı gibi tesbit etmiş değildir. Mamafih Plânlama ve İnşaat Dairesinde çalışan tüm işçilerin maaşına 1 Mart 1974'den itibaren önemli bir miktarda zam yapıldığı hususunda Mahkeme huzurunda şahadet mevcuttur. Bidayet Mahkemesi 409/73- sayılı davada ölenin 1 Mart 1974'den itibaren maaşının ne olacağı hususunda bir bulgu yapmadığı cihetle istinaf mahkemesi olarak ölenin 1 Mart 1974' den sonra maaşının kesinlikle ne olacağı hususunda bir miktar tesbit etmeyi uygun görmüyoruz. Ancak 1 Mart- 1974'den sonra önemli bir artış olduğu hususunu nazarı itibara alarak çoğaltıcı rakamı -ölenin kaza günûndeki maaşı nazarı itibara alındığında- daha yüksek tutmayı uygun gördük. Diğer hususlarda 1097/72 sayılı davada belirtilen tüm prensiplerin 409/73 say-ılı davada aynen uygulanması gerekir. Davacılar kaza günü olan 10.10.72' den 10.10.74' e kadar ayda K.L.4O.-dan K.L.960.- ölenden maddi yardım alacaklardı. Yönetim dulluk tekaüdiyesi olarak ölenin eşine verdiği 10.10.72'den 1.3.74'e kadar ayda K.L.21.666 v-e 1.3.74'den 10.10.74'e kadar ayda K.L.27.735 mil üzerinden davacılar K.L.565.- maddi yarar sağladılar. İşbu maddi yararın ayni mûddet zarfında uğradıkları maddi zarara mahsup edilmesi gerekmektedir. Bu miktar K.L.960.-ya mahsup edildiğinde geriye K.L.395.-- maddi zarar kalır. 10.10.74 tarihinde ölen 39 yaşında, eşi ise 40 yaşında olacaktı. Çocuklar ise sıra ile 19, 16, 15, 9 ve 4 yaşlarında olacaklardı. Çocukların 23-25 yaşına kadar yardım alabilecekleri göz önünde tutulursa çocuklar ölenden vasati olarak s-ıra ile 5,8,9,15 ve 20 yıl maddi yardım göreceklerdi. Tûm çocukların maddi yardım alma müddetleri vasati 12 yıl kabul edilebilir. Ölenin 65 yaşına kadar çalıştığı yerde çalışacağı göz önünde tutulduğunda ölmemiş olsaydı 10.10.74 tarihinden itibaren 26 sene- daha çalışabilirdi bu nedenle ölen ölmemiş olsaydı ölenin eşi en azından 26 sene ölenden maddi yardım görecekti. Tüm çocukların asgari olarak ölenden vasati olarak 12 yıl, eşinin de zilenden asgari olarak 26 yıl maddi yardım alacağı ve 1097/72 sayılı dava-da tazminat tesbit edilirken nazarı itibara alınan prensipler ve ölen ölmemiş olsaydı 1 Mart 1974'den itibaren maaşına önemli bir artış olacağı nazarı itibara alındığında yıllık maddi yardım kaybı K.L.480.-nın 14 çoğaltıcı rakamı ile çoğaltılması adil ve m-akul olur kanaatındayız. Bu yapıldığında K.L.6720.- bir meblağ tutar. Buna l0.10.72'den 10.10.74'e kadar davacıların uğradıkları yukarıda belirtilen K.L.395.- maddi zarar eklendiğinde yekün K.L.7115.- tutar. Bidayet Mahkemesi genel tazminatı K.L. 8200.- ol-arak tesbit etmiştir. Görülüyor ki Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L.8200.- tazminat Yüksek Mahkemenin makul ve adil olarak tesbit ettiği K.L.7100.-dan K.L.1100.- daha fazladır. Yüksek Mahkemenin tesbit ettiği K.L.7100.- tazminatın makul olup olmadığı- başka tür bir teste de tabi tutulabilir. Tüm davacıların maddi zararı olan K.L.480.-yı sadece 12 sene için alacakları kabul edilse ve bu yıllık maddi zarar 12 sene müddet için 8 sayısı ile çoğaltılırsa tüm davacıların 12 sene müddet için K.L. 3840.- almal-arı gerekir. 12 sene sonunda çocuklar yardım görmeyecekleri cihetle sadece ölenin eşi yardım görecekti: Ölenin eşine kazancının %60'ını harcadığı kabul edilirse eşi yılda K.L.360.maddi yardım görecekti. Eşinin daha evvel belirtildiği gibi 26 yıl kadar yard-ım alması beklenirdi. Çocuklar ile beraber aldığı yardım müddeti olan 12 sene 26 yıldan çıktıktan sonra geriye 14 yıl kalır. Bu 14 yıl içinde yılda K.L.360.-lık maddi zarar 8 çoğaltıcı rakamı ile çoğaltılırsa bu müddet için eşinin K.L.2880.- yardım alması -gerektiği görülür. Her iki maddi yardımın toplamı yapıldığında K.L.6720.- eder. Bu rakam 10.10.72'den 10.10.74'e kadar geçen müddet için uğradıkları K.L.395.- maddi zarar eklendiğinde K.L.7115.- eder. Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemes-inin genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.8200.-nın fahiş olduğu kanaatındayız. K.L.8200.-lık tazminatın K.L.7100.-ya indirilmesi gerekir. Buna ilâveten 1097/72 sayılı davada betirtildiği gibi İşçi Tazminat Kanunu gereğince Yönetimin davacılara ödediği -K.L.600.-nın da K.L.7100.-lık tazminata mahsup edilmesi gerekir. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.8200.-nın K.L.6500.-ya indirilmesi gerekir.
410/73 sayılı dava ile ilgili istinafa gelince bu istinafta da daval-ı tesbit olunan genel zarar ziyanın fahiş olduğunu ileri sürdü. Bu davada ölen öldüğü zaman 55 yaşında olup Plânlama ve İnşaat Dairesinde işçi olarak çalışmakta idi. Ayda K.L.33.170 mi1 ücret almakta idi. Ölen öldüğü zaman 50 yaşında eşini ve 11 ve 13 yaşı-nda iki çocuğunu bırakmıştır. Bidayet Mahkemesi Fasıl 189 tahtında ölenin hayat intizarını kaybetmesinden dolayı K.L.500.-, cenaze masrafı olarak da K.L.6O.- tazminat vermiştir. Bu hususta herhangi bir istinaf yoktur. Haksız Fiiller Kanunu tahtında ise Bid-ayet Mahkemesi davacıya K.L.3000.- genel tazminat vermiştir. Bidayet Mahkemesi genel tazminatı tesbit ederken 1097/72 sayılı davada uyguladığı prensipleri uyguladığını belirtmiştir. Bidayet Mahkemesi huzurunda olan şahadete göre ölen ayda K.L.33.170 mil al-makta idi. Bu meblâğın %80'ini davacılara harcamakta idi. Görülüyor ki davacılar ölenden senede K.L.318.- maddi yardım görmekte idiler. Ölen diğer davalardaki ölenler gibi ayni dairede çalıştığı cihetle bunun da maaşına 1.3.74'den itibaren önemli miktarda -bir zam yapılacaktı. Davacılar 10.10.72'den l0.10.74'e kadar yılda K.L.318.-dan K.L.636.- maddi zarar gördüler. Bu devre zarfında ölenin eşine Yönetim tarafından K.L.S(S.- dulluk tekaüdiyesi ödenmiştir. Bu miktar K.L.636.-ya mahsup edildiğinde geriye K.L.8-l.-kalır. 10.10.74'de ölen ölmemiş olsaydı 57 yaşında, eşi 52 yaşında ve çocukları sıra ile 15, 13 yaşında olacaktı. Ölen ölmemiş olsaydı istihdam edildiği işte 65 yaşına kadar çalışacağı cihetle asgari olarak 8 sene daha çalışacaktı. Davacılar da bu 8 sen-e zarfında ölenden maddi yardım göreceklerdi. Daha önceki davalarda ve bilhassa 409/73 sayılı davada belirtilen prensipler, ölenin 1.3.1974'den itibaren maaşında önemli artış olacağı hususu ve ölenin yaşının bir hayli ilerlemiş olduğu bu nedenle herhangi b-ir hastalıktan dolayı hayatını kaybetme tehlikesi azaldığı, ölenin kaza gûnüne kadar sıhhatli olduğundan dolayı 65 yaşından sonra da çalışabileceği göz önünde tutulduğunda, davacıların yıllık maddi zararı olan K.L. 318.-nın 7 çoğaltıcı rakamı ile çoğaltılm-ası adil ve makuldür kanaatındayız. Bu yapıldığında K.L.2226.- bir meblâğ ortaya çıkar ve bu meblâğa 10.10.74'e kadar olan K.L.8l.- maddi zarar eklendiğinde K.L.2307.- eder. Bidayet Mahkemesi ise tazminatı K.L. 3000.- olarak tesbit etmiştir. Yukarıda belir-tilen sebeplerden ötürü Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği tazminat aşikâr surette fahiştir. K.L.3000.-tazminatın K.L.2300.-ya indirilmesi gerekir. Ayrıca diğer davalarda olduğu gibi davacıların Yönetimden İşçi Tazminat Kanunu tahtında aldıkları K.L.600.-n-ın işbu K.L.2300.-ya mahsup edilmesi gerekir. Netice olarak K.L.3000.- olarak tesbit olunan genel tazminatın K.L.l70O.-ya indirilmesi gerekir.
Şimdi de 411/73 sayılı davadaki istinafı inceleyelim. Ölen öldüğü zaman 42 yaşında olup Plânlama ve İnşaat -Dairesinde yol memuru olarak çalışmakta ve ayda K.L.41.560 mil maaş almakta idi. Ölen geriye 35 yaşındaki eşini sıra ile 13, 12, 8 yaşlarında 3 çocuk bırakmıştır. Bidayet Mahkemesi Fasıl 189 tahtında ölenin terekesine cenaze masrafı için K.L.6O.- ve ölenin- hayat intizarını kaybettiğinden dolayı K.L.500.- tazminat vermiştir. Bu hususta herhangi bir istinaf yoktur. Bidayet Mahkemesi 1097/72 sayılı davada uyguladığı usul ve prensipleri bu davada aynen uygulamıştır. Ölenin maaşının %80'ini davacılara harcadığı -davalı tarafından kabul edilmiştir, dolayısıyle davacılar ölenden yılda K.L.400.- maddi yardım görmekte idiler. Bidayet Mahkemesi çocukların 10-15 sene ölenden maddi yardım göreceklerini, eşinin 30 sene kadar yardım göreceğini göz önünde tutarak K.L.4800. -genel tazminat tesbit etti. Ölen diğer davalardaki ölenler gibi ayni dairede çalıştığı cihetle bunun da maaşına 1.3.1974'den itibaren önemli miktarda bir zam yapılacaktı. Davacılar 10.10.1972' den 10.10.1974'e kadar yılda K.L.400.- esası üzerinden K.L.800.-- maddi zarar gördüler. Bu devre zarfında ölenin eşine Yönetim tarafından K.L.565.- dulluk tekaüdiyesi ödenmiştir. Bu meblâğın K.L.800.-ya mahsup edilmesi gerekir. Bu yapıldığında geriye K.L.235.- kalır. 10.10.74'de ölen ölmemiş olsaydı 44 yaşında, eşi 37 -yaşında ve çocukları 15, I4 ve 10 yaşlarında olacaktı. Ölen ölmemiş olsaydı 10.10.74'den itibaren ayni işte 21 sene daha çalışabilirdi. Tüm çocuklar ölenden vasati olarak 11 yıl ve eşi de asgari olarak ölenden 21 yıl yardım göreceklerdi. Bidayet Mahkemesin-in genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L.4800.- dan davacıların 10.10.74'e kadar uğradıkları K.L.235.- maddi zarar çıkarıldığında geriye K.L. 4565.- kalır. İşbu meblâğ davacıların düçar oldukları 1.3.1974 öncesi alınan maaş üzerinden yıllık maddi zararla-rı olan K.L.400.-ya bölündüğünde 11.4 rakamı ortaya çıkar. Diğer davalarda ve bilhassa 409/73 sayılı davada belirtilen ilkeler nazarı itibara alındığında 11.4 çoğaltıcı rakamının hiç de çok olmadığı bilâkis belki de az olduğu görülmektedir. Bu nedenle Mahk-emenin tesbit ettiği K.L.4800.- tazminat miktarı fahiş değildir. Ancak davacıların Yönetimden İşçi Tazminat Kanunu tahtında aldıkları K.L.600.- tazminatın genel tazminat olarak tesbit olunan K.L.4800.-ya mahsup edilmesi gerekir. Bu nedenle K.L.4800.- tazmi-natın K.L.4200.-ya indirilmesi gerekir.
419/73 sayılı davaya gelince ölen öldüğü zaman 58 yaşında olup Plânlama ve İnşaat Dairesinde çalışmakta ve ayda K.L.32.410 mil maaş almakta idi. Ölen öldüğü zaman 60 yaşında olan eşini bıraktı. Ölen ölmeden evv-el maaşının %60'ını eşine harcadığı davalı tarafından kabul edilmiştir. Bidayet Mahkemesi cenaze masrafı için K.L.6O.-, ölenin hayat intizarını kaybetmesinden dolayı K.L. 500.- tazminat tesbit etti. Bu hususta istinaf yoktur. Bidayet Mahkemesi ölenin kazan-cının ve yardım gören eşinin yaşını göz önünde tutarak davacıya verilecek tazminatı K.L.1500.- olarak tesbit etti. İstinaf eden işbu tazminatın fahiş olduğunu iddia etti. Aleyhine istinaf edilen ise ölenin eşine ve tereke için tesbit olunan özel ve genel t-azminatın aşikâr surette az olduğunu ileri sürerek mukabil istinaf dosyaladı. Bidayet Mahkemesi tazminatı tesbit ederken diğer davalarda olduğu gibi 1097/72 sayılı davada takip ettiği usul ve prensipleri takip ettiğini hükmünde belirtmiştir. Mahkeme huzuru-nda olan şahadete göre ölen öldüğü zaman ayda K.L.32.410 mil almakta idi. Mahkeme huzurunda olan şahadete göre ölen ölmemiş olsaydı 1.3.74'ten itibaren maaşında önemli bir miktar artış yapılacaktı. Ölenin eşi ölenin maaşının %60'ını maddi yardım olarak ald-ığına göre davacı kaza gününde ölenden senede K.L.233.- maddi yardım görmekte idi. Davacı 10.10.72'den 10.10.74'e kadar yılda K.L.233.dan K.L.466.- maddi zarar görmekte idi. Bu devre zarfında ölenin eşine 10.10.72' den 1.3.74' e kadar ayda K.L.13.866 mil, -1.3.74' den 10.10.74'e kadar ayda K.L.17.335 mil Yönetim tarafından dulluk tekaüdiyesi ödendi. Toplam olarak davacı K.L.368.- Yönetimden yardım gördü. İşbu yardımın davacının bu devre için maddi zararı olan K.L.466.-ya mahsup edilmesi gerekir. Bu yapıldığı-nda davacının 10.10.72'den 10.10.74'e kadaz K.L.98.- maddi zarara uğradığı görülür. 10.10.74'de ölen ölmemiş olsaydı 60 yaşında, eşi de 62 yaşında olacaktı. Ölenin 6S yaşına kadar öldüğü zaman çalıştığı işte çalışması beklenirdi. Ölen öldüğü zaman bir hayl-i yaşlı olduğu cihetle 410/73 sayılı davada belirtilen ilkeler göz önünde tutulduğunda ölenin 65 yaşından sonra da çalışması beklenirdi. Ölenin 1.3.74'den sonra maaşında önemli bir miktar zam yapılacağı 65 yaşında emekliye ayrıldığında ihtiyat sandığından -önemli bir miktar para alacağı, 65 yaşından sonra da çalışabileceği ve diğer davalarda belirtilen prensipler göz önünde tutulduğunda Bidayet Mahkemesinin genel tazminat olarak kestiği K.L.1500.-lık miktar biraz fazla olmakla beraber müdahaleyi gerektirecek- nitelikte fahiş olmadığı kanaatındayız. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği K.L.1500.-lık tazminata müdahale etmemeyi uygun gördük. Ancak diğer davalarda olduğu gibi İşçi Tazminat Kanunu tahtında davacının Yönetimden aldığı K.L.600.-nın genel ta-zminata mahsup edilmesi gerekir. Bidayet Mahkemesinin cenaze masrafı için tesbit ettiği K.L.6O.- ve ölenin hayat intizarını kaybetmesinden dolayı tesbit ettiği K.L.500.- tazminat az olmadığı cihetle bu hususta ve genel tazminat hususunda yapılan mukabil is-tinaf reddolunur. Ancak Bidayet Mahkemesi Terekenin, hayat intizarından ötürü sağladığı K.L.500.-nın tesbit olunan K.L.1500.lık tazminattan çıkarılması gerektiğini söylemiştir. Mahkeme huzurunda yapılan beyanata göre müteveffanın karısından mada bir de oğl-u vardır. Bu nedenle ölenin eşinin terekeden varis olarak sağlayacağı yarar, meriyette olan kanunlara göre, terekenin 1/6'sıdır. K.L.500.-nın 1/6'sı K.L.83.333 mil eder. Ölenin eşinin terekeden göreceği maddi yarar sadece K.L.83.333 mil olduğuna göre Biday-et Mahkemesinin genel tazminat olarak tesbit ettiği K.L. 1500.-dan sadece K.L.83.333 milin çıkması gerekirdi. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin müteveffanın eşine kesilen K.L.1500.-lık genel tazminattan K.L.600.- ve sadece K.L.83.333 mil çıkarılması gerekird-i. Bidayet Mahkemesinin ölenin eşine verilmesi için tesbit ettiği K.L.1000.-lık tazminat K.L.816.667 mile indirilir.
Netice olarak:
982/72 davadaki istinaf reddolunur, mukabil istinaf kabul olunur
ve Bidayet Mahkemesinin K.L.130.- olarak tesbit etti-ği özel
tazminat K.L.1633.-ya ve K.L.8000.- olarak tesbit ettiği genel
tazminat K.L.10,500.-ya yani tüm tazminat K.L.8130.dan toplam
olarak K.L.12,133'ya yükseltilir. İstinaf edenin istinaf ve
mukabil istinaf masraflarını ödemesi emrolu-nur.
1000/72 davadaki istinaf reddolunur. Mukabil istinaf kabul edilir
ve Bidayet Mahkemesinin K.L.200.- olarak tesbit ettiği özel
tazminat K.L.1197.-ya ve K.L.5000.- olarak tesbit ettiği genel
tazminat K.L.8100.-ya yani tüm tazminat K.L.52-00.- dan toplam
olarak K.L.9297.-ya yükseltilir. İstinaf edenin istinaf ve
mukabil istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
1097/72 davadaki istinaf kısmen kabul olunur ve Bidayet
Mahkemesinin ölenden yardım görenler leyhine tesbit ettiği K.-L.
7000.-lık genel tazminat K.L.6400.-ya indirilir. İşbu tazminat
miktarının ölenin eşine K.L.3400.- ve üç çocuğa K.L.1000.-er
verilerek tevzi edilmesi uygun ve adil görülmüştür. Ancak yardım
görenlerin Fasıl 189 tahtında terekenin alma-sı hükmolunan
K.L.500.-dan hisselerine düşen kısmın K.L.6400.-lık tazminatta
alacaklarından çıkarılması gerekir. K.L.500.-dan varis olarak
eşine K.L.83.333 ve çocukların her birine de K.L. 138.889 düşer.
Netice itibarı ile ölenin eşinin- ve çocuklarının ölenden yardım
görenler sıfatı ile alacakları tazmirıat şöyledir.
(a) Eşi KL3316.667
(b) Oğlu küçük Mehmet
Cemal Mustafa 861.111
(c) Kızı küçük Sevda Mustafa 86-1.111
(d) Kızı küçük Sevgül Mustafa 861.111
Toplam: KL 5900.000
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin ölenden yardım görenlere ödenmesi için hükmolunan K.L.6400.-lık miktar K.L.5900.-ya indirilir.
İstinafın- mes'uliyet ile ilgili kısmı tamamen reddolunduğundan ve genel tazminat kısmında sadece K.L.600.-lık bir kısımda muvaffak olunduğundan, istinaf masrafları için davacı veya davalı aleyhine herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
409/73 davadaki istina.f -kısmen kabul olunur ve Bidayet
Mahkemesinin ölenden yardım görenlerle ilgili tesbit ettiği K.L.
8200.-lık genel tazminat K.L.6,500.-ya indirilir. İşbu tazminat
miktarının ölenin eşine K.L.3,700.-.
Her çocuğa da K.L.560.- verilerek- tevzi edilmesi uygun ve
adil görülmüştür. Ancak yardım görenlerin Fasıl 189 tahtında
Terekenin alması hükmolunan K.L.500.-dan hisselerine düşen kısmın
K.L.6,500.-lık tazminatta alacaklarından çıkarılması gerekir.
K.L.500.-dan varis ola-rak eşine ve çocukların her birine
K.L.83.333 mil düşer. Netice itibarı ile ölenin eşinin ve
çocuklarının ölenden yardım görenler sıfatı ile alacakları
tazminat şöyledir:
(a) Eşi KL3616.665
(b) Oğlu- küçük Hakkı Aziz 476.667
(c) Oğlu küçük Hasan Aziz 476.667
(d) Oğlu küçük Özcan Aziz 476.667
(e) Oğlu küçük Nasip Aziz 476.667
(f) Kızı küçük Şermin Aziz 476.667
- Toplam: KL6000.000
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin ölenden yardım görenlere ödenmesi için hükmolunan K.L.7,700.-lık miktar K.L.6000.-ya indirilir.
İstinafın mes'uliyet ile ilgili kısım reddolunmakla beraber istinaf eden tazmi-nat hususunda esaslı bir şekilde muvaffak olduğundan istinaf masraflarının yarısının, aleyhine istinaf edilen tarafından istinaf edene ödenmesi emrolunur.
(5)410/73 sayılıdavadakiistinafkısmen kabulolunur ve
Bidayet Mahkemesininölendenyardımg-örenler leyhine tesbitettiğiK.L.3000.-lıktazminatK.L.1700.-yaindirilir. İşbutazminatmiktarının ölenin eşine K.L.900.-
ve her iki çocuğa K.L.400.-er verilerek tevziedilmesi uygun ve adil görülmüştür. Ancak yardım görenlerinFasıl
189,-tahtında terekeninalmasıhükmolunan K.L.500.-dan hisselerinedüşen kısmınK.L.1700.-lıktazminattaalacaklarındançıkarılması gerekir.K.L.500.-dan
varis olarak eşine K.L.83.333 ve çocukların her birine deK.L.208.333 mildüşer.Neticeitibarı ile- ölenineşinin veçocuklarının ölendenyardımgörenlersıfatı ilealacakları tazminatşöyledir:
(a) Eşi KL816.666
(b) Kızı küçük Güler İsmail191.667
(c) Oğlu küçük Hüseyin İsmail191.667
Toplam: KL 1200.000
- Netice olarakBidayetMahkemesininölendenyardım
görenlere ödenmesiiçin hükmolunan K.L.2,500.-lık miktar K.L.1,200.-ya indirilir.
İstinafın mes'uliyet ile ilgili kısmı reddolunmakla beraber isti-
naf eden tazminat hususunda esaslı bir şekilde muva-ffak olduğundan
istinafmasraflarınınyarısının, aleyhine istinafedilen tarafından istinaf edene ödenmesi emrolunur.
(6)411/73 sayılıdavadakiistinafkısmen kabulolunur veBidayetMahkemesininölendenyardımgörenler leyhinetesbitettiği K.L.4,800.-l-ık geneltazminatK.L.4,200.-ya indirilir.İşbutazminat miktarınınölenineşineK.L.2,400.-ve her üççocuğa K.L.600.-erverilerektevziedilmesi uygunve adil görülmüştür. Ancakyardımgörenlerin
Fasıl 189tahtında terekenin alması hükmolunan K.L.5-00.-dan
hisselerine düşen kısmın K.L. 4,200.- tazminattan alacaklarından
çıkarılması gerekir. K.L. 500.-dan varis olarak eşine K.L.83.334
ve çocukların her birine de K.L.138.889 düşer. Netice itibarı ile
ölenin eşinin ve çocuklarının öl-enden yardım görenler sıfatı ile
alacakları tazminat şöyledir:
(a) Eşi KL2316.667
(b) Kızı küçük Nalân Mehmet Pekri 461.111
(c) Kızı küçük Seren Mehmet Pekri 461.111
(d) Oğlu küçük Hakan -Mehmet Pekri 461.111
Toplam: KL3700.000
Netice olarak Bidayet Mahkemesinin ölenden yardım görenlere ödenmesi için hükmolunan K.L.4200.-lık miktar K.L.3700.-ya indirilir.
İstinafın mes'uliyet ile il-gili kısmı tamamen reddolunduğundan ve genel tazminat kısmında sadece K.L.600.-lık bir kısımda muvaffak olunduğundan istinaf masrafları için davacı veya davalı aleyhine herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
419/73 davadaki mukabil istinaf reddolunur, -istinaf ise kısmen
kabul olunur ve Bidayet Mahkemesinin ölenden yardım gören leyhine
tesbit ettiği K.L.1500.-lık genel tazminat K.L.900.-ya indirilir.
Yardım görenin Fasıl 189 tahtında terekenin alması hükmolunan
K.L.500 dan hissesine d-üşen kısmının K.L.900.lık tazminattan
alacağından çıkarılması gerekir. Bidayet Mahkemesi bu hususu
incelerken K.L.500.-yı yardım görenin alacağından tamamen
çıkarmıştır. Halbuki Mahkeme huzurunda olan şahadete göre ölenin
eşinden mada ö-lenin varis olarak bir de oğlu vardır. Bu nedenle
ölenin eşinin yardım gören olarak alacağından sadece K.L.83.333
milin çıkarılması gerekir.
Netice itibarı ile ölenin eşirıin ölenden yardım gören sıfatı ile alacağı tazminat miktarı K.L.900.--dır. Terekeden alacağı maddi yardım K.L.83.333 mil çıktıktan sonra geriye K.L.816.667 mil kalır. Bidayet Mahkemesinin K.L.1000.-lık hükmü K.L.816.667 mile indirilir.
İstinafın mes'uliyet ile ilgili kısmı tamamen reddolunduğundan ve genel tazminat kı-smında sadece K.L.600.-lık bir kısımda muvaffak olunduğundan istinaf masrafları için davacı veya davalı aleyhine herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Ölenlerin hayat intizarlarını kaybettiklerinden dolayı ve cenaze
masrafı olarak ölümü ilgilendi-ren tüm davalarda ölenlerin
terekeleri leyhine Bidayet Mahkemesinin Fasıl 189 tahtında tesbit
ettiği tazminat için, herhangi bir istinaf olmadığı cihetle, tüm
ilgili davalarda Fasıl 189 tahtında hükmolunan tüm miktarlar
aynen kalır. Dol-ayısıyle bu miktarların davacılar leyhine yardım
görenler sıfatı ile hükmolunan tazminata ilâveten ilgili
davalardaki terekeye ödenmesi gerekir.
Tüm davalarda küçük çocuklara ödenmesi emrolunan miktarların
Bidayet Mahkemesinin emrettiği gib-i, İdare Memurları tarafından,
mezkûr küçükler nam ve hesabına bir Bankaya yatırılması ve Banka
defterlerinin en erken bir zamanda Kaza Mahkemesi Mukayyitliğine
not edilmek üzere ibraz edilmesi emrolunur.
Tüm davalarda üçüncü şahıslar aleyh-ine istinaf reddolunur.
İstinaf edenin tüm davalardaki 1. ve 2. sayılı üçüncü şahıslara
istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
M. Necati Münir,
Başkan.
- Ülfet Emin,
Hâkim.
Ahmet İzzet,
Hâkim.
25 Temmuz,l975.
308
Full & Egal Universal Law Academy