- Hukuk İstinaf No. 6/74
(Dava No. 106/72; Lârnaka)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: And-reas Panayi Vadiliotis, Menevi.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ali Hasan Sütçü, Lârnaka.
(Davalı)
- a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Mustafa Güryel.
Aleyhine istinaf edilen namına: H. Cahit Yılmazoğlu.
Fasıl 149 Sözleşme Yasası - Süt alım satımı - Baki kalan alacak
talebi.
İstinaf - İlk Mahkemenin bulgularına müdahale - Yüksek Mahkeme-nin
genellikle İlk Mahkemenin bulgularına müdahale etmeme ilkesi.
Hukuk Usulü - Şahadet - Şahadetin değerlendirilmesi - Şahadetin
değerlendirilmesinde şahitlerin tavır ve hareketlerini gözlemleyen
İlk Mahkemenin Yüksek Mahkemeden daha avantajlı o-lması.
Hukuk Usulü - Şahadet - Şahadetin değerlendirilmesinde Emare evrakın
teyit edici olarak kullanılması - Emare evrakın şahadeti
destekleyip desteklemediği.
Fasıl 29 Hayvan Tezkereleri Yasası - Yasanın 4,5 ve 7. maddeleri -
Tezkeresiz hayvan- satışının yasak olması - Meşru ivaz olarak
kabulünün mümkün olmadığına ilişkin iddia.
OLAY: Davacı uzun süre alış veriş yaptığı Davalıdan K.L. 132.875 mil
alacağı kaldığını iddia ederek bu miktarı talep eden bir dava açtı.
Davalı, yaptıkları- hesaplaşmada Davacıya K.L.41.700 mil borcu
olduğunun anlaşıldığını ve bu borcu çekle Davacıya ödediğini öne
sürdü. Davalı daha sonra çekin bozulamadığını söyleyerek Mahkeme
veznesine K.L.53.- yatırdı ve Davacı avukatına gönderdiği ihbarla
K.L.-41.700 milin borç, geriye kalanın dava masrafları için olduğunu
bildirdi.
İlk Mahkeme, borcun K.L.90.900 mil olduğu ve bu meblağın da ödendiği kanaatine vararak davanın masraflarla birlikte iptal edilmesine karar verdi ve Mahkeme veznesine yatırılan- meblağın da Davalıya iadesine emir verdi.
Davacı, İlk Mahkemenin şahadet ve diğer delilleri değerlendirmede objektif kıstaslar kullanmamakla, Fasıl 29, madde 4, 5 ve 7'nin amir hükmünü dikkate almadan Davalının borcunu eda amacıyla sattığı veya verdiğ-i iddia edilen hayvanları meşru bir ivaz kabul etmekle ve müdafaa lâyihasında olmayan bir iddia hususunda şahadet kabul edip buna önem vermekle hata ettiğini iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, çoğunluk kararında Müstenifin iddia ettiği
ç-elişkilerin esasa ilişkin olmadığı ve esasen Müstenifin de
şahadetinde bilhassa tarih ve rakamlarda çelişki mevcut olduğu
kanaatine vardı ve İlk Mahkemenin şahadeti değerlendirmede İstinaf
Mahkemesinden daha avantajlı durumda olduğunu dikkate alar-ak İlk
Mahkemenin bulgularına müdahale etmek için yeterli sebep
olmadığından istinafı oyçokluğu ile reddetti.
Yüksek Mahkeme, Müstenifin Fasıl 29 Hayvan Tezkereleri Yasasına
göre Davalının tezkeresini vermediği hayvanları meşru ivaz olarak
- İlk Mahkemenin kabul etmesinin hatalı olduğu iddiasının kabul
edilemeyeceğini, çünkü hayvanların taraflar arasındaki eski
hesaplar için verildiğini ve bu hususun İlk Mahkemede hiçbir zaman
konu edilmediğini belirtti.
Yüksek Mahkeme, azın-lık kararında İlk Mahkemelerin bir şahidin
şahadetini değerlendirirken doğruluğunun, menfaatı olup
olmadığının, başka delil veya şahadetle desteklenip
desteklenmediğinin gözönünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
Bu meselede Davacının ilk ş-ahadeti ile istintakta verdiği
şahadetin tutarlı olduğunu ve diğer şahadet ve delillerle
desteklendiğini, Davalının şahadetinin çelişkili olduğunu belirten
azınlık kararı istinafın kabul edilip Davacı leyhine hüküm
verilmesi gerektiği kanısına -vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. Watt or Thomas v. Thomas (1947) A.C. s.484 sayfa 486.
H Ü K Ü M
M. Necati Münir, Başkan: Bu istinafta ilk hükmü Sayın Hâkim Ülfet Emin verecektir.
Ülfet Emin, Hâkim: İstinaf eden (dav-acı) Lârnaka Kaza Mahkemesinde davalı aleyhine istinaf edilen) aleyhine ikame ettiği 106/72 sayılı dava ile davalının davacıdan veresiye süt satın aldığını, 28.6.72 tarihinde yapılan son hesaplaşmada davalının davacıya K.L.132.875 mil borçlu olduğu tespit -edildiğini iddia ederek davalının aleyhine bu meblağ için hüküm talep etti.
Davalı dosyaladığı 9.12.72 tarihli Müdafaa Takriri ile taraflar arasında 28.6.1972 tarihinde yapılan hesaplaşmada davalının davacıya sadece K.L.41.700 mil borcu olduğunun tebey-yün ettiğini, davalının aynı gün davacıya K.L.41.700 mil kıymetinde bir çek verdiğini ve bütün borcun kapandığını iddia etti. Daha sonra davalı 9.4.73 tarihinde Mahkeme veznesine K.L.53.- yatırdı ve davacı avukatına gönderdiği bir ihbar ile işbu meblağın K-.L.41.700 mili davacının alacağı için olduğunu K.L.11.300 milin de dava masraflarını karşılamaya yeterli olduğunu bildirdi.
Bidayet Mahkemesi tarafları ve davacının şahidini dinledikten sonra taraflar arasındaki ihtilâf konusu olan meblağın K.L.90.900 -mil olduğu kanaatına vardı ve verilen şahadet ışığında işbu meblağın davalı tarafından ödendiğine kanaat getirdi. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi davanın masraflarla birlikte iptal edilmesine ve Mahkeme veznesine yatırılan meblağın davalıya ödenmesine hüküm v-erdi.
Davacı Bidayet Mahkemesinin hükmünün diğer şeyler meyanında aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf eyledi:-
Bidayet Mahkemesi şahadeti ve sair delilleri değerlendirmekte ve şahitlerin muteberiyetini tayinde subjektif -olgular kullanmış olmak ve objektif kıstaslara itibar etmemekle hataya düşmüştür.
2. Bidayet Mahkemesinin davalının uhdesinde olan isbat külfetini ifa ettiği hususundaki bulgusu hatalıdır.
3. Fasıl 29, madde 4, 5 ve 7'nin amir hükmünü kaale almadan d-avalının borcunu eda maksadı ile davacıya sattığı ve/veya verdiği iddia edilen hayvanları meşru bir ivaz olarak kabul etmekle Bidayet Mahkemesi hataya düşmüştür.
Duruşma esnasında istinaf eden Yüksek Mahkemenin izni ile aşağıdaki istinaf sebebini eklem-iştir.
4. Bidayet Mahkemesi dava lâyihalarında mevcut olmayan bir iddia hususunda şahadet kabul etmekle ve böyle bir şahadete önem vermekle hata etmiştir.
Duruşma esnasında davacı ve davalı bizzat şahadet verdiler. Buna ilâveten davacı tarafından ç-ağırılan Aziz Yuzuf isminde birisi şahadet vermiştir. Duruşma esnasında tarafların ilk önce takriben Eylül 1970'de hesaplaştıkları tesbit olundu. Bu hesaplaşmayı gösteren defter Emare I olarak mahkemeye ibraz edildi ve hesaplaşmayı gösteren defterin sayfas-ı X olarak işaretlendi. Daha sonra 28.6.72 tarihinde de bir hesaplaşma yapıldığı taraflar arasında kabul edildi. Ancak bu hesaplaşmada miktar hususunda taraflar arasında bir ihtilâf mevcuttur. Davacı Eylül 1970'de yapılan hesaplaşmada davalının mütebaki K.-L.9O.- küsur bir borcu kaldığını ve ondan sonraki devre için de K.L.4l.- küsur bir borcu kaldığını, toplam olarak K.L.132.730 mil borç bulunduğunu iddia etti. Davalı ise Eylül 1970'de yapılan hesaplaşmadan herhangi bir mütebaki borç kalmadığını, tamamen öd-endiğini iddia etti ancak ondan sonraki devreye mahsus yapılan alış verişte davalı K.L.41.700 mil borcun bulunduğunu kabul etti mamafih ayni gün davacıya bu kıymette bir çek verdiğini iddia etti, fakat daha sonra çekin keşide edilmediği meydana çıktıktan s-onra işbu meblağı Mahkemeye yatırdığını belirtti. Hiç şüphe yoktur ki duruşmada verilen şahadetten açıkça görülüyor ki yegâne ihtilâf konusu husus takriben Eylül 1970'de yapılan hesaplaşmada tesbit edilen miktardan herhangi bir borç kalıp kalmadığıdır. Ema-re 1 olarak ibraz olunan ve X işareti ile işaretlenen sayfada açıkça görülüyor ki 31 Ağustos 1970'e kadar davalının aldığı sütler hesaplandı ve işbu sütlerin bedeli K.L.168.415 mil olduğu tesbit edildi. Ayni Emarenin 18. sayfasında yapılan hesaplaşmadan ve- tediyelerden sonra K.L.1.845 mil mütebaki kaldığı görülmektedir. İşbu meblağ da K.L.168.415 mile ilâve edildiğinde tüm borcun K.L.170.260 mil olduğu görülmektedir. Bu meblağın tamam olduğu hususunda davalı ve davacı tarafından mutabakat mevcuttur. Araları-ndaki fark Eylül 1970'de yapılan hesaplaşmadan mütebaki kalan K.L.90.990 mildir. İbraz olunan Emare I'in 19, 21, 23 ve 25 ve X işaretli sayfalarından açıkça görülüyor ki X işaretli sayfadaki hesap 19, 21, 23 ve 25. sayfalardaki verilen süt meblağları içind-ir. 19. sayfada süt satımının 10.6.70'den başladığını ve 25. sayfada 31 Ağustos 1970'e kadar olduğunu göstermektedir. Emare 1'in 11, 13, 15 ve 17. sayfalarına bakıldığında görülüyor ki işbu sayfalar 18.3.1970'den 9.6.1970'e kadar verilen sütleri kapsamakta-dır. Bu sütlerin hesabı da 16 ve 18. sayfalarda yapılmıştır. 16 ve 18. sayfada bu devre için sütlerin bedelinin K.L.256.295 mil olduğu görülmektedir. Bu hesabın ne vakit yapıldığı hususunda defterde herhangi bir tarih mevcut değilse de, Emare I'in 18. sayf-asında gösterilen süt bedelinden çıkarılan K.L.6O.nın nasıl tediye edildiği Emare I'in 16. sayfasında görülmektedir. Bu sayfada da 14. S.1970' de K.L.2S.-, 24.5.70' de K.L.2O.-, 13.6.70' de K.L.l5.- ödendiği görülmektedir. Bundan açıkça anlaşılıyor ki 16 v-e 18. sayfadaki hesaplaşmada 13.6.1970'den sonra yapılmıştır. 18. sayfada K.L.256.295 mil meblağa mukabil olarak ödenen miktarlar gösterilmektedir. İlk ödemenin 24.6.70 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Bundan da açıkça görülüyor ki 16. sayfadaki hesaplaş-ma 13 Haziran ile 24 Haziran 1970 tarihleri arasında olmuştur. 18. sayfada davalının muhtelif tarihlerde K.L.136.350 mil ödediği gösterilmektedir. Daha sonra da tarihi belirtilmeyen zamanlarda davalının K.L.2O.-, K.L.l5.-, K.L.9.500, K.L.35.-, tediyede bul-unduğu görülmektedir. Neticede davalının K.L.256.295 milden K.L.1.845 mil borçlu kaldığı görülmektedir. Nitekim bu meblağ da Emare I'in X sayfasına daha önce belirtildiği gibi nakledildi. Davalı şahadetinde Emare I'in X sayfasının sağ kısmında görülen hesa-pların kendisi tarafından yapıldığını kabul etmiştir. Bu hesap 1295 1/2 okka sütün kıymetinin K.L.168.415 mil olduğunu göstermektedir. Davalı şahadetinde Emare I'in X sayfasında gösterildiği gibi davacıya o zaman K.L.170.- kadar borcu olduğunu itiraf etmiş-tir ve daha sonra sıra ile K.L.3O.-, K.L.3O.- ve K.L.2O.- nakit olarak ödediğini şahadetinde belirtmiştir. Hakikaten X işaretli sayfada sıra ile K.L.3O.-, K.L.3O.- ve K.L.2O.- ödenme yapıldığı gösterilmektedir. X işaretli sayfada mütebaki borç K.L.90.990 m-il olarak gösterilmektedir. Davalı bunun böyle olduğunu şahadetinde kabul etmiştir fakat bu geriye kalan K.L.90.990 mili davacıya kuzu ve keçi vermekle ödediğini iddia etmiştir. Bu hususta davalının şahadeti aynen şöyledir:-
"Geriye kalan K.L.90-.990 milse tuta 9 oğlak 4 kuzu verdim.
Bu verdiğim malın para tutarı K.L.68.750 mil idi. Ondan sonra 7
tane keçi verdim K.L.58.000. Ben bu borcumdan fazla verdim çünkü
davacıdan daha ewel hayvan almıştım ve mütebaki K.L.38.000 mil
hesab-ım vardı. Benden 35 şilin kadar bir alacağı kalmıştı fakat
istemedi, helâl olsun dedi."
Davacı ise şahadetinde davalının Emare I'in X işaretli sayfasında gösterilen borca mukabil davacıya oğlak ve keçi verdiğini inkâr etti mamafih davalının davacı-ya kuzu ve keçi sattığını kabul etti fakat kendisinin de davalıya hayvan sattığını iddia etti ve hayvan satışının ayrı hesap olduğunu belirtti. Davacı şahadetinde davalının tüm borcunu yani K.L.132.730 mili kabul ettiğini ve daha sonra ödeyeceğini söylediğ-ini belirtti. Davacı işbu alacağını davalıdan birkaç defa istediğini, en son olarak da alacağını Aziz ve Rifat isimli şahısların yanında istediğini ve davalı her defasında daha sonra ödeyeceğini söylediğini belirtti. Davacı işbu iddiasını desteklemek babın-da şahit olarak Aziz Yusufu çağırmıştır. Aziz Yusuf şahadetinde Ağustos 1972'de Menevi-Mormenekşe yolunda davacı ile davalı arasında bir konuşma olduğunu, konuşmanın Rifat dayının davarını suvardığı kuyunun yanında olduğunu davacının davalıdan Rumca olarak- K.L.130.- kadar parayı ne zaman vereceğini sorduğunu, davalının da "bırak biraz daha onarılayım da sana parayı veririm" dediğini işittiğini belirtti. Davalı ise şahadetinde hakikaten şahidin belirttiği yere yakın bir yerde davacı ile buluştuğunu kabul ett-i ancak şahit Aziz'in borç hususunda söylediklerinin doğru olmadığını iddia etti. Davalı şahit Azizin davalı ile davacı arasında yapılan konuşmayı işitebileceğini kabul etti. Davalı bu buluşmada K.L.130.- borç hakkında herhangi bir konuşma olmadığını yalnı-z çek hususunda bir konuşma olduğunu, davacının çeki savurduğunu ve Azizin çeki alıp tekrar davacıya verdiğini iddia etti. Aziz ise çek hususunda herhangi bir konuşma olmadığını şahadetinde belirtti. Davalı iddia ettiği gibi Aziz'e davacının çeki savurduğu-nu ve Azizin çeki alıp davacıya verdiği hususunda herhangi bir soru dahi sormadı. Davacı, Aziz ve Rifatın yanında, K.L.130.-lık alacağını davalıdan istediğini ve davalının da daha sonra ödeyeceğini söylediğini beyan ettiği halde davacıya bu hususta davalı -tarafından herhangi bir soru sorulmadı. Davalı davacıyı istintaka tabi tuttuğunda Emare I'in 18. sayfasında gösterilen tediyelerin (bu tediyeler K.L.136.350 mildir) 19, 21, 23 ve 25. sayfalarında görülen süt hesabına mukabil verildiği hususunda davacıya so-ru sormuştur. Davacı bunun doğru olmadığını söylemiştir. Bu sorudan öyle anlaşılıyor ki davalının iddiası 18. sayfada yapılan tediyelerin X işaretli sayfadaki borca mukabil yapıldığıdır. Halbuki işbu hükümde daha önce belirtildiği gibi 18. sayfada yapılan -tediyeler 19, 21, 23 ve 25. sayfalarda gösterilen ve X işaretli sayfada belirtilen borca mukabil yapılmadığı Emare I'in 18. sayfasında gösterilen hesaptan aşikârdır. Davalı şahadetinde 18. sayfada yapılan tediyelerin 19, 21, 23 ve 25. sayfalardaki sütler i-çin yapıldığı hususunda herhangi birşey söylemiş değildir. Davalı X işaretli sayfada olan borcunu K.L.8O.- nakit ve geriye kalanı da hayvan vermekle ödediğini iddia etmiştir. Halbuki bunun böyle olduğu hususunda davacıya sarih herhangi bir soru sorulmuş de-ğildir. Davalı 28.6.72'den önce de davacıya çekle ödeme yaptığını iddia etti ve 1.5.71 tarihinde davacıya 245727 numaralı K.L.4l.- çek ödediği hususunda davacıya soru sordu. Davacı bunun doğru olmadığını iddia etmesine rağmen davalı böyle bir çekin hakikat-en verildiğini Bankayı çağırmakla isbat edebilmek olanağına sahip olmakla beraber bu hususu isbat etmek için herhangi bir şahit çağırmadı.
Hiç şüphe yoktur ki lâyihalardan ve verilen şahadetten davalının K.L.90.990 mil borcunu davacıya ödediğini isbat -etmesi gerekir. Bidayet Mahkemesi de bunun böyle olduğunu kabul etmiş ve davalının işbu isbat külfetini yerine getirdiği kanaatına varmıştır. Bidayet Mahkemesi bu hususta hükmünde şunları söylemiştir:
"Davalı (X) sayfada kendi aleyhine K.L.90.99-0 millik borç
olduğunu kabul etmiş ve ödediğini iddia etmiştir. Bu durumda
iddiasını isbat etmek davalıya düşmektedir. Davalı bu iddiası ile
ilgili olarak ayrıntılı bir şahadet verdi. Bu borcu ne şekilde
tediye ettiğini anlattı. Huzurum-daki tüm şahadeti inceledikten
sonra ve bilhassa taraflar mutabık kaldıkları gibi uzunca bir
müddet alış veriş yaptıkları, bununla ilgili olarak defter
tuttukları, davada da talep edilen K.L.90.990 mils alacağı
doğmasından sonra da uzun-ca bir müddet alış veriş yaptıklarına
müteaddit hesaplaşmalar yapılıp tediyeler olduğunu, hesaplaşmalar
yapılırken tediyeler olduğu halde bazı sayfaların çizilmemiş.
olduğunu, davalının ödemeler hususunda mahkemeye tafsilâtlı bilgi
arz -ettiğini nazarı itibara alarak 1970 yılında neşet etmiş olan
bu borcu davalının ödemiş bulunduğuna kanaat getirmiş
bulunuyorum. Kanaatimce bir hukuk davasında aranan ispat külfeti
bakımından davalı kendi uhdesinde olan ispat külfeti
mük-ellefiyetini ifa etmiştir. Davacı ile davacı şahidinin ibraz
ettikleri şahadeti kabule şayan bulmadım. Davacı şahidinin
tamamıyle davacıya dönük bir şahadet verdiği ve bitaraf
bir şahit olmadığı kanısındayım."
Yüksek Mahkemenin daha önce- vermiş olduğu birçok hükümlerde belirtildiği gibi Bidayet Mahkemesi huzurunda şahadet veren şahitlerin doğru söyleyip söylemedikleri hususunda Bidayet Mahkemelerinin verdikleri herhangi bir kararı Yüksek Mahkeme genellikle değiştirmez. Meğer ki davada ver-ilen tüm şahadet nazarı itibara alındığında Bidayet Mahkemesinin vardığı kanaatın sarahaten hatalı olduğu meydana çıksın. Bir şahidin doğru söyleyip söylemediği hususunda karar vermek yetkisi Bidayet Mahkemelerinin takdirine bırakılmış bir husustur. Çünkü -Bidayet Mahkemeleri şahitlerin şahadet verirken takındıkları tavır ve hareketleri müşahade etmek olanağına haiz olduklarından Bidayet Mahkemeleri daha avantajlı bir durumdadır. Bidayet Mahkemelerinin şahitlerin veya davadaki tarafların doğru söyleyip söyle-yemediklerini tezekkür ederken birçok faktörleri nazarı itibara almaları gerekir. Bunların en önemlileri şahitlerin söyledikleri doğru olabilir mi? Şahitler gördükleri veya işittiklerini iddia ettikleri hususları hakikaten görebilmek veya işitebilmek olana-ğına haiz mi idi? Şahitlerin herhangi bir tarafın davayı kazanmasından bir menfaatı var mı? Yok mu? Şahit dürüst bir şahıs mı, değil mi? Şahadet verirken vakayı anlatış tarzı tabü midir, değil midir? Sorulan sorulara cevap verirken ne olursa olsun daima bi-r tarafı kayırmak için çaba gösterir mi, göstermez mi? Verilen şahadet başka herhani bir şahadet veya emare ile desteklenir mi, desteklenmez mi? Istintaka tabi tutulduğunda daha önce verdiği şahadet ile istintak esnasında verdiği şahadet arasında tutarlıl-ık mevcut mudur, değil midir?
Bidayet Mahkemesi hükmünde davacı ile davacı şahidinin ibraz ettikleri şahadeti kabule şayan bulmadığını, davacı şahidinin tamamıyle davacıya dönük bir şahadet verdiğini ve bitaraf bir şahit olmadığı kanısında olduğunu bel-irtmekle iktifa etmiştir. Bu kanıya niçin vardığı hususunda herhangi bir gerekçe vermiş değildir. Kanaatımca davacının şahadeti emarelerle desteklenebilecek olan hususlarda emarelerle desteklenmiştir. IVitekim Emare I'in 18. sayfasında gösterilen K.L.136.3-50 mil tediyelerin Emare I'in X sayfasında gösterilen K.L.170.-ya mukabil yapılmadığı hususunda davacının iddiası Emare I'in 18. sayfasında gösterilen hesapla teyid edilmektedir. Çünkü Emare I'in 18. sayfasında gösterilen K.L. 136.350 millik tediyelerin Em-are I'in 17. sayfasına kadar yapılan süt satışına mukabil ödendiği Emare I'in 18. sayfasında sarahaten belirtilmektedir. Davacı davalının K.L.132.- kadar borcunu kabul ettiğini, daha sonra ödeyeceğini söylediği hususu davacı tarafından çağırılan şahit Aziz- tarafından teyid edilmektedir. Davacı 1.5.71'de davalıdan 254727 numaralı K.L.4l.- kıymetinde çek almadığını kesin olarak söylemesine rağmen davalı böyle bir çekin hakikaten verildiğini bankadan herhangi bir memuru çağırmakla isbat edebilecek durumda olma-sına rağmen davalı bunu yapmamıştır. Bu nedenle davacının bu çek hususunda söylediklerinin doğru olarak kabul edilmesi gerekir. Davalı şahadetinde Emare I defterde X sayfasından başka diğer sayfalarda tüm yazılı olanlarla mutabık olduğunu belirtmekle berab-er şahadetinin başka bir kısmında Emare I'in X sayfasının sağ tarafında yapılan hesapların kendisinin olduğunu itiraf etti ve bu hesaplar yapıldığında K.L.170.- kadar borcu olduğunu kabul etti. Davalı şahadetinde kendisinin de alış verişlerin hesabını bir -deftere yazdığını, davacıya itimad etmediğini belirtmesine rağmen, 1970 senesinin defterini bulamadığını söyledi. Davalı şahadetinde Emare I'in X sayfasında gösterilen borcu hayvan vermekle ödedikten sonra Emare I'in eline birçok defalar geçtiğini kabul et-ti. Davalıya Emare I eline geçtiği halde niçin X sayfasında gösterilen borcun ödendiğini yazmadığı hususunda bir sual sorulduğunda itimad ettiğini söyledi. Böylelikle daha önce verdiği şahadette davacıya itimad etmediğini ve kendisinin ayrı defter tuttuğu -hususunda söyledikleri ile çelişki halinde olduğu aşikârdır. Davalı şahadetinde hayvan alış verişinin başka bir deftere yazıldığını söylemiştir.
Bidayet Mahkemesi iktibas ettiğim hükmünde "hesaplaşmalar yapılırken tediyeler olduğu halde bazı sayfaların- işaretlenmemiş olduğundan" bahsetti. Davacıya istintakında davalı tarafından sorulan sorular göz önünde tutulduğunda Emare I defterin X işaretli sayfasından sonra gelen 28, 30, 32, 34, 38, 42, 44, 46, 50, 52, 54, 56, 58, 60, 62. sayfalarındaki hesap daval-ıya şamildir. İşbu defter Emare olduğu cihetle teker teker işbu sayfaları gözden geçirdim. Hakikaten bazı sayfalar bir çarpı ile işaretlenmiştir, fakat bir sayfadan mada çarpı işareti ile işaretlenmeyen diğer bütün sayfalarda Rumca olarak "ödenmiştir" veya- "hesaplanmıştır" kelimeleri mevcuttur. Emare I'de çarpı işareti olan sayfalar şunlardır: 28, 30, 38, 44, 46, 48, 50, 54, S8, 62. Rumca olarak ödenmiş kelimesi yazılı olan sayfalar da şunlardır: 32, 34, 42, Rumca olarak hesaplanmıştır kelimesi yazılı olan -tek bir sayfa vardır. O da sayfa 52'dir. Çarpı işareti veya ödenmiş kelimesi olmayan yegâne sayfa 60. sayfadır. Mamafih sayfa 60'a bakıldığında süt tutarının K.L.55.620 mil olduğu görülmektedir. Buna karşılık K.L.3O.ödendiği ve mütebaki K.L.25.620 mil kald-ığı görülmektedir. İşbu mütebaki K.L.25.620 mil ise sayfa 62'deki çarpı ile işaretlenen süt hesabına nakledilmiştir. Bu husus açıkça gösteriyor ki Bidayet Mahkemesinin "hesaplaşmalar yapılırken tediyeler olduğu halde bazı sayfaların işaretlenmemiş olduğu" -hususundaki bulgusu doğru değildir. Şahit Azizin verdiği şahadet incelendiğinde ilk şahadeti ile istintaka tabi tutulduğunda verdiği şahadet arasında herhangi bir çelişki veya tutarsızlık olduğu görülmemektedir. Buna ilâveten şahit Azizin davada herhangi b-ir menfaatı veya tarafgir olduğu hususunda herhangi bir şahadet mevcut değildir. Bu hususta davalı tarafından Azize herhangi bir sual dahi sorulmuş değildir. Azizin şahadeti, sadece davacının leyhine olduğu nedeniyle, Bidayet Mahkemesi tarafından kabul edi-lmemesi doğru değildir. Bidayet Mahkemesinin şahit Azizin bitaraf olmadığı hususundaki vardığı kanaat herhangi bir şahadet veya gerekçe tarafından desteklenmemektedir.
Diğer taraftan davacının tüm şahadeti, davalının verdiği bazı şahadet hariç, ibraz o-lunan emare veya başka şahadet tarafından desteklenmektedir. Davacının ilk şahadet olarak verdiği şahadet ile istintaka tabi tutulduğunda verdiği şahadet arasında herhangi bir çelişki veya tutarsızlık olduğu zabıtlardan görülmemektedir.
Yukarıda söyled-iklerimin tümü nazarı itibara alındığında Bidayet Mahkemesinin davacıya ve şahidine inanmamakla hata ettiği kanaatına varmaktan başka çare olmadığı kanaatındayım. Kanaatımca davalının K.L.90.990 mil borcunu davacıya ödediği hususunda verilen şahadet davada- verilen tüm şahadet nazarı itibara alındığında ikna edici olmaktan çok uzaktır.
Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin hükmünün iptal edilmesi, davalının davacıya K.L.132.730 mil ödemesi için hüküm verilmesi, gerek Bidayet Mahkemesindeki ve gerekse Yüksek Ma-hkemedeki masrafların davalı tarafından ödenmesine emir verilmesi gerekir kanaatındayım.
Şakir S. İlkay, Hâkim: Müstenif (davacı) Lârnaka Kaza Mahkemesinde açmış olduğu davada taraflar arasında 28.6.72 tarihinde yapılan hesaplaşma neticesi aleyhine istina-f edilenin kendisine vereceği olarak tesbit edildiğini iddia ettiği miktar için hüküm talep etmişti. Talep takririne göre tesbit edilen bu miktar K.L.132.875 mil idi. Aleyhine istinaf edilen (davalı) ise, müdafaa takririnde, o tarihte hesaplaştıklarını kab-ul etti sadece kendisinin davacıya vereceği olarak tesbit edilen miktarın K.L.132.875 mil olmayıp K.L. 41.700 mil olduğunu iddia etti. Davalı, müdafaa takririnde, tesbit edilen K.L.41.700 millik miktarın davacıya çek ile ödenmiş olduğunu da iddia etti faka-t daha sonra, çekin bozulmadığını bankadan öğrenmiş olduğu gerekçesi ile, bu miktarı ve bu miktar üzerinden K.L.11.300 mil dava masrafını Mahkemeye yatırdı.
Söylenenlerden anlaşılacağı gibi dava duruşma için Mahkeme huzuruna geldiğinde taraflar arasınd-aki esas ve hatta yegâne ihtilâf konusu 28.6.1972 tarihinde yapılan hesaplaşmada davalının davacıya vereceği olarak tesbit edilen miktarın ne olduğu idi.
Davacı, şahadetinde taraflar arasında yapılan eski bir hesaplaşmada davalının kendisine K.L.90.990- millik bir borcu ve 28.6.72'deki hesaplaşmada da ayrıca K.L.41.740 millik bir borcu olduğunun tesbit edildiğini söyledi. Davacı, ilâveten, K.L.90.900 millik borcun tesbit edildiği hesaplaşmanın tarihini hatırlamadığını, bunun 1971'de olabileceğini, bunda-n sonra aralarında yapılan muhtelif hesaplaşmalar neticesi tesbit edilen miktarların davalı tarafından ödendiğini fakat Emare I'in X işaretli sayfasında görülen bu eski K.L.90.990 millik borç ile en son hesaplaşmada tesbit edilen ve Emare II'nin 0371 sayıl-ı sayfasında görülen K.L.41.700 millik borcun ödenmediğini söyledi. Davacıya göre davalıya en son süt satmış olduğu tarih 13.10.71'dir. Davalı ise Emare I'in X işaretli sayfasındaki hesaplaşmanın takriben 1970 Eylülünde yapılmış olduğunu, bu hesaplaşma ne-ticesi tesbit edilen K.L.90.990 millik borcun ödendiğini, esasen bundan sonra birçok defalar daha aralarında hesaplaştıklarını ve bu hesaplar neticesi tesbit edilen miktarların ödendiğini 28.6.72'deki hesaplaşmada ise tesbit edilen miktarın sadece K.L.4127-00 olduğunu söyledi.
Kaza Mahkemesi her iki tarafı dinledikten sonra K.L.90.990 millik eski hesabın ödenmiş olduğuna kanaat getirdi. Kaza Mahkemesi bu husus ile ilgili olarak hükmünde şöyle demiştir:-
"Davalı ise uzunca bir müddet davacı ile- alış veriş
yaptığını, 'X' sayfadaki hesabın davacıya hayvan vererek ödedi-
ğini, en son (emare 2) deki hesabın da çekle ödediğini;
fakat davacının bu çeki bozdurmamasını tesbit edince mahkemeye
parayı yatırdığını, davacının 1970'de al-acağı olan ve hayvan
vererek kendine ödemiş olduğu bu K.L.90.990 milslik hesaptan
sonra kendisi ile alış verişe devam ettiğini, yine müteaddit
defalar hesaplaştıklarını, esasen eski hesaplar kapanmadan yeni
hesapların ödemediğini ileri- sürdü.
Huzurumdaki şahadeti azami dikkatle inceledim.
Şahadet veren şahısları müşahade ettim.
Davalı (X) sayfada kendi aleyhine K.L.90.990 milslik borç
olduğunu kabul etmiş ve ödediğini iddia etmiştir. Bu durumda
- iddiasını isbat etmek davalıya düşmektedir. Davalı bu iddiası ile
ilgili olarak ayrıntılı bir şahadet verdi. Bu borcu ne şekilde
teyide ettiğini anlattı. Huzurumdaki tüm şahadeti inceledikten
sonra ve bilhassa taraflar mutabık kaldıkları -gibi uzunca bir
müddet alış veriş yaptıkları, bununla ilgili olarak defter tut-
tukları, davada da talep edilen K.L.90.990 mils alacağı
doğmasından sonra da uzunca bir müddet alış verişyaptıklarına,
müteaddit hesaplaşmalar yapılıp tedi-yeler olduğunu, hesaplaşmalar
yapılırken tediyeler olduğu halde bazı sayfaların çizilmemiş
olduğunu, davalının ödemeler hususunda mahkemeye tafsilâtlı bilgi
arz ettiğini nazarı itibara alarak 1970 yılında neşet etmiş olan
bu borcu da-valının ödemiş bulunduğuna kanat getirmiş bulunuyorum.
Kanaatimce bir hukuk davasında aranan ispat külfeti bakımından
davalı kendi uhdesinde olan ispat külfeti mükellefiyetini ifa
etmiştir. Davacı ile davacı şahidinin ibraz ettikleri şahadet-i
kabule şayan bulmadım. Davacı şahidinin tamamıyle davacıya dönük
bir şahadet verdiği ve bitaraf bir şahit olmadığı kanısındayım."
İstinaf Kaza Mahkemesinin yukarıda iktibas edilen bulgusundan yapılmıştır. İstinaf ihbarnamesinde- 5 sebep ileriye sürülmüş istinafın duruşması esnasında da altıncı bir sebep ilâve edilmiştir. Bunlardan 1, 2, 4 ve 5. sebeplerde Kaza Mahkemesinin şahadeti değerlendirmede hata ettiği ve olgular ile ilgili bulgularının verilen şahadet muvacehesinde hatalı- olduğu, 3.' de ise eski hesap için davalının davacıya verdiği hayvanların meşru bir ivaz olarak Mahkemece kabul edilmesinin hatalı olduğu, son ilâve edilen 6. sebepte de müdafaa takririnde yer almayan bir iddia ile ilgili olarak müdafaa tarafından ibraz e-dilen şahadeti kabul etmekle Mahkemenin hata etmiş olduğu ileriye sürülmüştür.
İlkin şahadeti değerlendirme ve olgularla ilgili istinaf sebeplerini ele alalım. Daha önce belirtildiği gibi davalı Emare I'in X sayfasındaki Eylül 1970 hesaplaşması netices-i kendisinin davacıya K.L.90.990 millik bir borcu olduğunun tesbit edildiğini kabul etmiş ve bunun ödenmiş olduğunu ve 28.6.72'deki hesaplaşma neticesi tesbit edilen borç miktarının sadece K.L.41.740 mil olduğunu iddia etmiştir. Davacı ise K.L.90.990 milli-k eski borcun ödenmediğini iddia etmiştir. X sayfası Emare I'in ortalarında olup 25'inci kanadın arka sayfasıdır. Emare I'den görüldüğüne göre ve tarafların şahadetlerinde kabul etmiş olduklarına göre gerek X'deki hesaplaşmadan önce gerekse sonra taraflar -birçok defalar daha hesaplaşmışlar ve bu hesaplaşmalar neticesi tesbit edilen borç miktarları davalı tarafından davacıya ödenmiştir. Emare I'de X'dekinden sonra 16 defa daha taraflar arasında hesaplaşma yapılmış ve davacının kabul ettiğine göre bu hesaplar- ödenmiştir. Ödendiği kabul edilen bu hesapların üzerinde kayıtlı bulunduğu sayfaların bazılarında çarpı işareti, bazılarında Rumca olarak "hesaplanmıştır" bazılarında da "ödenmiştir" kelimeleri mevcuttur. Bir sayfada ise ne bu kelimelerden herhangi biri n-e de çarpı işareti mevcuttur. X işaretli sayfada bu kelimeler ve hesaplaşmaya mütedair kısmın üzerinde çarpı işareti yoktur. Sadece hesaplaşmadan sonra tesbit edilen K.L.90.990 mili gösteren rakamların altındaki bazı rakamlar üzerinde bir çarpı işareti var-dır. Bu çarpı işaretine taraflardan herhangi biri şahadetinde herhangi bir mana atfetmiş olmadığına göre bu çarpı işaretinin sadece üzerinde olan rakamları silmek maksadı ile yazılmış olduğunu kabul etmek gerekir. Mamafih söylenenlerden görüleceği gibi her-hangi bir hesap ödendiğinde muhakkak surette bu hesabın üzerinde çarpı işareti veya "ödenmiştir" kelimesi yazılmış değildir.
Davacı, kendi şahadetine göre, davalıya en son sütü 13.10.71' de vermiştir. Son hesaplaşma ise 28.6.72'de yapılmıştır. Bu hesap-laşma Emare II'nin 0371 sayılı sayfasında yapılmış ve tesbit edilen miktar K.L.41.730 mil olarak gösterilmiştir. Aralarındaki süt alış verişi epeyi önce durmuş olduğuna göre son hesaplaşmaya K.L. 90.990 millik eski borç, eğer ödenmemiş idi ise, niçin dahil- edilmemiştir? Bunun Mahkeme huzurunda herhangi bir makul izahı mevcut değildir. Gerek bu husus gerekse daha sonra yapılan 16 hesaplaşma neticesi tesbit edilen miktarların davalı tarafından ödenmiş olması Emare I'in X sayfasındaki K.L.90.990 millik eski he-sabın da ödenmiş olduğuna dair davalının şahadetini teyid eder mahiyettedir.
Müstenif davalının şahadetinde bazı hususlarda tenakuzlar mevcut olduğunu iddia etmiştir. İşaret etmiş olduğu hususlar, kanaatımca, esasa müteallik hususlar değildir. Şu da va-r ki ayni şekilde bakıldığında davacı ve şahidinin de şahadetlerinde, bilhassa tarih ve rakamlarla ilgili, tenakuzlar mevcuttur. Esasen şahadeti değerlendirmek ve kime inanıp inanmamağa karar vermek şahitleri dinleyip şahit makamında tavır ve hareketlerini- müşahade etmiş olan Bidayet Mahkemesine aittir. İstinaf Mahkemesi ise, birçok defalar izah edilmiş olduğu gibi pek müstesna haller haricinde, bir Bidayet Mahkemesinin bu husustaki yetkisini kullanmasına müdahale etmez ve etmesi doğru olmaz. Bu hususta bir-çok içtihat kararları mevcuttur fakat burada bir tanesine atıfta bulunmak yeterlidir kanaatındayım. Lord Simon Lordlar Kamarasında Watt or Thomas v. Thomas (1947) A.C. 484 at p.486 davasında vermiş olduğu hükümde şöyle demiştir:-
"An appellate c-ourt has, of course, jurisdiction to review
the record of the evidence in order to determine whether the
conclusion originally reached upon that evidence should stand;
but this jurisdiction has to be exercised with caution. If there
is -no evidence to support a particular conclusion (and this is
really a question of law), the appellate court will not hesitate
so to decide. But if the evidence as a whole can reasonably be
regarded as justifying the conclusion arrived at at t-he trial,
and especially if that conclusion has been arrived at on
conflicting testimony by a tribunal which saw and heard the
witnesses, the appellate court will bear in mind that it has not
enjoyed this opportunity and that the view o-f the trial judge as
to where credibility lies is entitled to great weight."
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi -K.L.90.990 millik eski hesabın ödenmiş olduğuna dair Kaza Mahkemesinin bulgusuna müdahale etmek için herhangi bir yeterli sebep mevcut değildir.
Müstenif 3. istinaf sebebini Fasıl 29, Hayvan Tezkereleri Kanunu'nun 4, 5 ve 7. maddelerine istînad ettirme-ye teşebbüs etmiş ve davalının eski hesaba karşı davacıya vermiş olduğunu söylediği hayvanların meşru ivaz olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir. Müstenife göre davalıya verilen hayvanların tezkerelerinin de davacıya devredildiğinin söylenmesi ve bun-un tezkerelerin ibrazı ile isbat edilmesi gerekirdi. Davacı şahadetinde K.L.90.990 millik hesaba değil de diğer eski süt hesaplarına mahsuben davalının kendisine hayvan verdiğini kabul etmiştir. Mamafih ne davacıya ne de davalıya tezkerelerle ilgili herhan-gi bir sual sorulmuş ne de bunların devredilmediği herhangi bir şekilde iddia edilmiş veya ihtilâf konusu yapılmıştır. Bu durumda bu gibi bir muameleyi Mahkemenin geçersiz veya gayri meşru addetmesi ve şahadeti bu açıdan değerlendirmiş olması beklenemez ve- böyle yapılmadı diye de müstenifin şikâyet etmeye hakkı olamaz.
6. istinaf sebebi davalı tarafından ibraz edilen şahadet ile ilgilidir. Daha önce de belirtildiği gibi davadaki talep, talep takririne göre, 28.6.72 tarihinde yapılan bir hesaplaşmaya (ac-count stated) istinad ettirilmiştir. Müdafaa takririnde ise mezkûr tarihte hesaplaşmanın yapılmış olduğu kabul edilmiş fakat verecek olarak tesbit edilen miktarın K.L.41.700 mil olduğu iddia edilmiştir. Müdafaa takriri, bu hususta, Bullen and Leak'deki örn-ek müdafaa takrirlerine uymaktadır. Davalı tarafından Mahkemeye ibraz edilen şahadet ise, itiraz vaki olmaksızın ibraz edilmiş olması bir tarafa, eski hesabın baki olduğuna dair davacının şahadetinin doğru olmadığını ve 28.6.72 tarihinde tesbit edilen vere-cek miktarının K.L. 41.700 mil olduğunu göstermeğe matuftur. Bu böyle olduğuna göre de 6. istinaf sebebi varit değildir.
Son olarak bir hususa değinmek istiyorum. Talep takririnde tek bir tarihte yani 28.6.72'de yapılan hesaplaşma neticesi tesbit edild-iği iddia edilen K.L.132.870 mil için hüküm talep edilmekte idi. Davacının kendi şahadetine göre ise bu miktar 28.6.72'de tesbit edilen K.L.41.840 mil ve Eylül 1970'deki eski bir hesaplaşmadan bakiye kaldığı ve ödenmediği iddia edilen K.L.90.990 milden olu-şmaktadır. Bu eski hesap, Emare II'nin 0371. sayfasının tetkikinden görüleceği gibi, 28.6.1972 tarihindeki hesaplaşmaya dahil edilmemiştir. Bu durumda davacının Eylül 1970'deki hesaplaşma ile ilgili şahadetinin ve bu şahadete dayandığı nisbette talebinin k-endi tarafından dosyalanan talep takririne ne dereceye kadar uyup uymadığı sorunu ortaya çıkar. Mamafih bu husus ne Kaza Mahkemesi huzurunda ne de istinafın duruşmasında ele alınmıştır. Bu böyle olduğuna göre de bu sorunun bu istinafta karara bağlanması lû-zumu yoktur. Binaenaleyh ben bu hususa sadece işaret etmekle yetineceğim.
Netice itibarı ile istinafın masraflarla red edilmesi gerektiği görüşündeyim.
_M. Necati Münir, Başkan: Ben de istinafın masraflarla red edilmesi
gerektiği kanaatındayım. Bizim,- bir İstinaf Mahkemesi olarak, bu istinafta Bidayet Mahkemesinin olgular ile ilgili bulgularına müdahale etmemiz için yeterli sebep mevcut olduğuna dair istinaf eden tarafından ikna edilmiş değilimdir. Sayın Şakir S. İlkay'ın vermiş olduğu hüküm ve o hükmü-n gerekçeleri ile hemfikirim.
Netice olarak, işbu istinaf oy çoğunluğu ile red olunur ve istinaf masraflarının istinaf eden tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesi oy çoğunluğu ile emrolunur.
- Yüksek Mahkeme
10 Ekim,l974.
36
Full & Egal Universal Law Academy