- Hukuk İstinaf No: 7/68
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
(Dava No: 122/68)
İstinaf edilen: Müjgân Refetin yetkili vekili olarak
Mustafa Şemi. (Müstedaaleyh-Müddei)
- ile
İstinaf eden: Özbek Celâl.
(Müstedi-Müddeaaleyh)
a r a s ı n d a.
Müddei namına: Kıvanç M. Riza, Avukat.
Müddeaaleyh namına: Ali Dana, Avukat.
1967 Kira -Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu - Tadilât istidası - Mucirin, müstecirin mülkiyet veya tasarruf hakkını inkâr etmeye hakkı olmaması (estopped) - Yapılmak istenen tadilâtın lûzumsuz olması - Taraflardan birinin akrabası olan hakimin davayı görme-mesi.
Davacı, mal sahibinin vekili olarak dava etmektedir. Davacı 11.5.1967 tarihinde, dava konusu evi davalıya ayda KL 10.- kira bedeli mukabilinde kiraladı. Davalı, Mart, Nisan, Maysı 68'de kira ödemeyince davacı, kira bakiyeleri ve her ayın başı-nda KL 10.- kira ödenmesi istemiyle dava açtı.
Davalı, müdafaasında, evin normal zamanda dahi kirasının ayda KL 10.-'dan çok daha az olduğunu ve mal sahibinin fevkalâde durumdaki ev darlığından yararlanarak mezkûr evi KL 10.- gibi fahiş bir kira bede-liyle davalıya kiraladığını ve mali kudreti zayıfladığından kira bakiyeleri ile ayda KL 10.- kirayı ödeyemiyeceğini ileri sürdü.
Müdafaasında davalı avukatı, bir tadilât istidası dosyalayarak, kira mukavelesinin 11.5.1967'de imzalandığını, davacı vek-ilinin elindeki vekâletnamenin 25.5.1967 tarihli olması nedeniyle yapılan mukavelenin geçersiz olduğu hususu ile, evin hadiselerden evvel normal kirasının ayda KL 3.500 mils olduğu hususunda tadilât yapmak istedi.
Davacı avukatı bu tadilât istidasına- itiraz etti. Müstecirin, mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkına itiraz etmekten men olduğunu (esteopped) evin normal zamandaki kirasının KL 10.-'dan çok az olduğu müdafaada yazılı olduğundan KL 3.500 mils olduğu şeklinde değiştirilmesinin gereksiz olduğu-nu iddia etti.
Bidayet Mahkemesi Davalı-Müstedinin tadilât istemini, müstecirin, mucirin mülkiyet veya tasasrruf hakkını inkârdan men edildiğinden (estopped) reddetti.
Davalı, Bidayet Mahkemesinin bu kararı aleyhine istinaf etti.
KARAR:- Yüksek Mahkeme, müstecirin mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkını inkâr edemiyeceğini (esteopped) ve normal kiranın ayda KL 3.500 mils olduğu hususunda, müdafaada ayda KL 10.-'dan çok az olduğu yazılı olduğundan gereksiz görerek, istinafı reddetti.
-Atıfta bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Parry V. House E.R. 171, S. 315, 316
Deloney V. Fox L.J. 26, S. 249, 250
Sergeant V. Nash, Field and Co. (1903) 2 K.B. 304, C.A.
E.H. Lavis and Son Ltd. V. Morelli and Another (1948) 2 A.E.R. S. 1024
Sinclair V. Jones -(1894) 3 Ch. S. 557
Atıfta bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Hill and Redman's Laws of Landlord and Tenant,
12th Edn. S. 7
Woodfall on Landlord and Tenant 26th Edn. S. 17
The Annual Practice 1963, S. 627
---------------------
K A R A R
Müddei 18- Mayıs, 1968'de Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyaladığı 122/68 numaralı davada müddeaaleyhten Lefkoşada Tanzimat sokağında bulunan 132 numaralı evin geçmiş kiraları için KL 30.- ve aylık kira olan KL 10.-'nın her ay iptidasında muntazaman ödenmesini taleb et-ti. Müddeinin taleb takriri aynen şöyledir:
"1. Müddei Lefkoşada Tanzimat sokağında bulunan 132
numaralı evin sahibi ve/veya idarecisidir.
Müddei, 11/5/62 tarihli bir kira mukavelenamesi
gereğince bahis konusu evi, her ayın iptidasında-
peşin olarak ödenmek üzere ayda KL 10.- kira
bedeli mukabilinde müddeaaleyhe kiraladı ve
müddeaaleyh de mezkûr kira mukavelesi gereğince
dava konusu evi kiraya aldı.
Müddeaaleyh dava konusu evi halâ kira ve işgalinde bulundurmaktadır.
Mü-ddeaaleyh, yapılan müteaddit taleblere rağmen, Mart, Nisan ve Mayıs 1968 ayları hususunda ayda KL 10.-'dan cem'an ödenmesi gereken KL 30.- kirayı ödemekten imtina etmekte, dolayısıyle müddeiye bu hususta halen KL 30.- borçlu bulunmaktadır.
Müddeinin taleb-i:
Yukarıda mezkûr KL 30.- kira borcunun ödenmesi;
Müddeaaleyhin dava konsu evin tam kirası olan KL 10.-'yı her ayın iptidası muntazaman ödemesi;
Muhterem Komisyonun uygun göreceği başka herhangi bir emir; ve
Dava masrafları."
Müddeaaleyh avukatı va-sıtasıyle 29 Haziran 1968'de aşağıdaki müdafaayı vermiştir.
"1. Davalı, taleb takririnin 1, 2 ve 3
paragraflarındaki iddiaları kabul eder fakat
dava konusu evin kirasının normal zamanda bile
KL 10.-'dan çok daha az olduğun-u ve mal
sahibinin fevkâlade durumdaki ev darlığından ve
müddeaaleyhin ani olarak bir ikametgâh bulmak
mecburiyetinde kalmasından istifade ederek
mezkûr evi KL 10.- gibi fahiş bir kira bedeli
ile müddeaaleyhe ki-raladığını iddia eder.
2. Davalı, taleb takririnin 4. paragrafına cevaben
ödeme kudretinin zayıflamış olduğunu ve ayda KL
10.- kira ile geçmiş kira bakiyelerini
ödeyebilecek durumda olmadığını iddia eder.
Davalı, yukarıd-aki sebeplere binaen davanın
masraflarla reddini taleb eder."
Dava dinlenmek üzere 4 Temmuz 1968'e tayin olunmuştu. 4 Temmuz 1968'de davaya bakacak hakim müddeaaleyhin akrabası olduğu cihetle, davanın başka bir hakim taarfından dinlenmesini münas-ip gördü ve bundan dolayı dava bilâ müddet tehir edildi.
5 Temmuz 1968'de dava, her iki tarafın huzurunda, dinlenmek üzere, 1 Ekim 1968 tarihine tayin edildi.
1/10/1968'de müddeaaleyhin avukatı, dava konusu ev ile ilgili mukavelenin 11 Mayıs 19-67 tarihli olduğunu, halbuki vekilin elinde olan vekâletnamenin muteber tarihi 25 Mayıs 1967 olduğunu iddia ederek, mukavelenin imza edildiği gün vekilin yetkisi olmadığını ileri sürdü ve bundan da o gün farkına varıldığını bildirdi. Buna ilâveten mevzuu -bahis evin olaylardan evvel normal kirasının ayda KL 3.500 mil olduğunu iddia etti. Bundan dolayı müdafaasını tadil etmek icab ettiğini ileri sürerek davanın tehirini taleb etti. Müddeinin avukatı davanın tehirine itiraz ettiyse de Mahkeme müddeaaleyh av-ukatının tehir talebini makul karşıaldığından davayı tehir etti ve müddeaaleyhin müdafaa takririni tadil etmek için 10 gün zarfında istida etmesini emretti.
10 Ekim 1968 tarihinde müddeaaleyh avukatı vasıtası ile Mahkemeye bir istida dosya etti ve iş-bu istida ile müdafaa takririnin aşağıda gösterildiği şekilde tadiline izin veren bir emir taleb etti. Yapılması istenen tadilât şunlardan ibarettir:
"Müdafaa takririnin şimdiki 1 ve 2. paragrafları
ihraç edilerek yerlerine aşağıdaki 1. ve 2.-
paragraflar ikame edilecek.
Davalı, taleb takririnin 1, 2 ve 3
paragraflarına cevaben davacının işbu dava ile ilgili zamanlarda dava konusu evin kanunen sahibi ve/veya idarecisi olduğunu kabul etmez. Davalı iddia eder ki dava konusu kira mukavelesi-nin aktolunduğu tarihte 2 Mayıs 1967 tarihli bir vekâletname gereğince bayan Müjgân Refetin vekili gibi hareket eder gibi görünen Mustafa Şemi beyin kanunen muteber olmayan işbu vekâletnameye dayanarak akit yapmak hak ve yetkisi mevcut değildir ve binaenal-eyh, dava konsuu 11/5/1967 tarihli kira mukavelesinin hiç bir aknuni hükmü ve kıymeti olmayıp, batıl bir mukaveledir.
Davalı yukarıdaki haklarına halel gelmeksizin
müdafaasına aşağıdaki şekilde devam eder.
Davalı, dava konusu evin aylık kira- bedelinin
normal zamanda bile KL 3.500 mil ve/veya KL 10.-'dan daha az olduğunu ve mal sahibinin fevkalâde durumdaki ev darlığını ve davalının çok acil olarak bir ikametgâh bulmak mecburiyetinde kalmasını ve musayaka halinde bulunmasını istismar ederek da-valıyı serbest iradesi hilâfına 11/5/1967 tarihli gayri muteber mukaveleyi KL 10.- gibi fahiş bir kira bedeli üzerinden imzalamaya mecbur bırakmıştır. Yukarıda zikredilen mukavele muteber olmadığına göre davalı, dava konusu evi işgal etmiş olmakla işbu ev- için ancak halen makul ve/veya geçer ve/veya normal bir kira bedeli ödemekle mükellef olduğunu ve işbu kira bedelinin her halûkârda KL 3.500 milden fazla olamayacağını iddia eder.
Davalı, her ihtimale binaen ödeme kudretinin
zayıflamış bulunduğunu ve- taleb edilen kira bedeli
ile mevcudiyeti öne sürülen ve davalı tarafından reddedilen bakiyeleri ödeyebilecek durumda olmadığını iddia eder."
Müddeaaleyhin yukarıdaki istidasının istinad ettiği hakikatlar, müddeaaleyhin 10 Ekim 1968 tarihli yemin ve-rekasında belirtilmişti. İşbu yemin verekasında şunlar yer almaktadır:
"1. ..................................
2. Dava konusu kira mukavelesinin yapıldığı zamanda
davacı kendisini Bayan Müjgân Refetin kanuni
vekili ve kanunen muteber bir vekâle-tnamenin
hamili olarak tanıtmış ve işbu sıfatla hareket
eder gibi görülmüştür.
Davacının yukarıda zikredilen tutumu ve varlığını iddia ettiği sıfat dava konusu için önemli bir husustur.
yukarıdaki numara ve ünvanı verilen davanın açılmasından ve müda-faa takririnin verilmesinden sonra yukarıda zikredilen kira mukavelesinin yapılması zamanında davacının kanuni vekili olmadığını öğrendim.
.......................................
......................................."
Müddei 1/11/1968'de dosya ett-iği bir itirazname ile taleb olunan tadilâta itirazı olduğunu bildirdi. İtirazın istinad ettiği gerçekler de müdeinin 1/11/1968 tarihli yemin verekasında belirtilmektedir. İşbu yemin verekasında şunlar yer almaktadır:
"1. .....................-......
2. Davada iddia ettiğim gibi Müjgân Refet'in
yetkili vekiliyim ve bu hususta muteber bir
vekâletnamenin hamiliyim. Bu iddiama halel
gelmeksizin, Müddeaaleyhin dava konusu evin
tasarrufunu Müjgân Refetin ye-tkili vekili olarak
benden aldığı, beni yetkili vekil olarak
tanıyarak benimle kira mukavelesi yaptığı ve
Mayıs 1967 ayından Şubat 1968 ayı sonuna kadar
bana bu sıfatla kira ödediği cihetle,
Müddeaaleyh şimdi be-nim Müjgân Refet'in yetkili
vekili olduğumu inkâr etmekten men edilmektedir
(estopped)
3. Müddeaaleyhin, dava konusu evin kirasının normal
zamanda bile KL 10.-'dan çok daha az olduğu iddia edilen bu kiranın KL 3.500 mil olduğunu Müdafaay-ı tadil ederek bildirmek gerekli değildir. Hem zaten, ilgili kira mukavelesi 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) kanunu yürürlüğe girmezden çok önce yapıldığı cihetle, normal kiranın çoğaltılması ve/veya kira tahdidi mevzuu bahis olamaz.
4. Y-ukarıda gösterilen gerekçeler muvacehesinde,
Müddeaaleyhe Müdafaasını tadil etmek için
müsaade verilmesinin adil olmıyacağı
kanaatındayım.
.....................................
....................................."
Kaza Mahkemesi her ik-i tarafın ileri sürdüğü görüş ve mütalâalarını tetkik ettikten sonra aşağıdaki karar varmıştır.
"1. Yetkili vekil konusunda: Müddeaaleyh avukatı
Mahkemenin bu safhada bu konu için bir karar
vermiyeceğini çünkü bu husus davanın esası-na
talluk ettiğini ileri sürdü. Bu görüş ve tez
kabul edilirse Mahkeme huzuruna getirilen bir
dilekçede taleb edilen hususların kanuni değer ve
niteliğini incelemeden ve bu bapta herhangi bir
araştırma yapmadan söz konu-su talebi red veya kabul
durumuna girer ki, böyle bir şey Mahkemeyi
fonksiyonsuz hale getirir. Bu Mahkeme huzuruna
getirilen bir dilekçedir talep ve talebi
destekleyen tafsilât hakkında şüphesiz ki karar
verebilen ve bunu yap-arken de talebin ve talebi
destekleyen tafsilâtın hükümlü değer ve niteliğini
inceler; buna mecburdur da. Yetkili vekil konusu
da Mahkeme ayni esaslar çerçevesinde tetkik etmiş
ve Mayıs 1967'den 1968 Şubat ayı sonuna kadar
mü-ddei vekili ve yetkili vekil kabul edip de
kendisine bu süre zarfında muntazaman ayda KL 10.-
kira bedeli ödeyen müddeaaleyh bu hususu inkârdan
men edildiği sonucuna varmıştır (Estopped).
2. İstismar ve empoze konusu: Bu husus müdafaa
- takririnde farklı sözlerle yapılmasına rağmen
mevcuttur. Binaenaleyh bu hususu tadilât yolu
ile tekrar müdafaa takririne konmasına mahal yoktur
mütalâasındayız.
Bu görüş ve mütalâalar çerçevesinde müddeaaleyh
avukatı-nın yapmış olduğu ve tadilât izni isteyen
dilekçesi reddolunur."
Müddei açtığı dava ile müddeaaleyhin, kiracı olarak işgal ettiği ve müddeiden bir icar mukavelenamesi tahtinde, icar ettiği evin ödenmemiş kiralarını ödemesini taleb etmektedir. - Müddeaaleyhin müdafaa takririni tadil etmek için yapmış olduğu istida ve istidaya ilişik yemin verekası incelendiğinde, müddeaaleyhin bu icar dolayısıyle evi işgal ettiğini kabul ettiği görülmektedir. Ancak müddeaaleyh, müddei evi müddeaaleyhe icar ettiğ-i zaman müddeinin bayan Müjgân Refetin kanuni vekili ve kanunen muteber bir vekâletnamenin hamili olarak tanıttığını ve işbu sıfatla hareket ettiğini fakat davanın açılmasından ve müdafaa takririnin verilmesinden sonra zikredilen kira mukavelesinin yapılma-sı zamanında davacının kanuni vekili olmadığını ileri sürdü.
Yukarıda bahsettiklerimizden açıkça görülüyor ki müddeaaleyh evi işgal etmek hakkını mucir olan müddeiden elde etti ve bu hak müddeaaleyhe bir icar mukavelenamesi tahtinde müddei tarafından- verildi. Müddeaaleyh, müddei tarafından verilen, bu işgal etme hakkına dayanarak evi işgal etti ve bir müddet için de mukavelenamede belirtilen kirayı ödedi ve halen, hiç bir kira ödemeden, evi işgal etmeye devam etmektedir. Kaza Mahkemesi müddeaaleyhin -Mayıs 1967'den, Şubat 1968 sonuna kadar müddeiyi yetkili vekil kabul ettiğini ve bu süre zarfında muntazaman KL 10.- ayda ödediği cihetle müddeaaleyhin bu hususu yani yetkili vekil konusu hususunda inkârdan men edildiği sonucuna vardı ve bundan dolayı yetk-ili vekil konusunda taleb edilen tadilâtın yapılmasına müsaade etmedi.
Kanaatimizce istidada yapılması istenilen tadilâtın yapılmasına müsaade verilip verilmeyeceğine karar vermek için yapılması istenilen tadilâtın lûzumlu olup olmadığını araştırmak -lâzımdır. İstidada esas itibarı ile yapılması istenilen tadilât, ev icar olunduğunda, mucirin evi icar etme yetkisi olmadığı iddiasıdır. Yukarıda belirtilen ahval ve şerait tahtinde bir müstecirin mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkını (landlord's title)- inkâr edebilir mi, edemez mi hususu ortaya çıkar. Eğer bu davada müddeaaleyh olan müstecir, mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkını inkâr etmeye hakkı yoksa ve bu hususta herhangi bir şahadet vermekten men olunursa (estopped), istidada taleb edilen tadilâ-tın yapılmasına müsaade vermek lûzumsuz olur ve o zaman kaza Mahkemesinin vermiş olduğu red emri makul ve haklı olur.
Bir mal işgal eden veya kullanan bir müstecir, o mal ile ilgili icar mukavelesi yapıldığı zaman, ilk olarak o malı müstecirin işgal -etmesine müsaade eden mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkını (landlord's title) inkâr etmekten kanunen men olunur (estopped) ve müstecirin mucirin mülkiyet veya tasarruf hakkının sona erdiğini isbat etmekten men olunmaz. Bu hususta Hill and Redman's, law -of Landlord and Tenant, Twelfth Edn., sayfa 7'de şunlar yer almaktadır:
"Title by estoppel.- (1) As between the landlord and
the tenant in their capacities as such, the tenant
is estopped from denying the title of the landlord
by wh-om he has been let into possession at the time
of the demise. Conversely the landlord is estopped
from repudiating a lease under which possession has
been granted or a tenancy which he has
acknowledged.
(2) The doctrine is not- confined to lease by deed,
but applies to all leases nd tenancies, Where the
estoppel arises bu delivery of possession, it is
absolute and arises even where the deed or writing
contains (e.g. by recital) a statement showing that
- the landlord had no title. Anyone holding under the
tenant or defendings landlord in an action of
ejectment is bound by the estoppel. A tenant is
not estopped from showing that the title of the
landlord has determined." ve wood-fall On Landlord
and Tenant, 26th Edn. sayfa 17'de
şunlar yer almaktadır:
"Tenant estopped from disputing landl-ord's title.
It is one of the first principles of the law of
estoppel, as applied to the relations between
landlord and tenant, that a tenant is estopped from
disputing the title of landlord. This applies to
written and oral -tenancy agreements as well as to
leases under seal. Thus a leasee cannot dispute
his lessor's title by setting up an adverse title,
whilts retaining possession; and by executing a
lease he admits a will under which it is recited
- that the lease was granted. In an action for rent,
the tenant is estopped from saving the lease is not
good one.
................................................
The tenant may, however, show that his
landlord's title- has expired, so an actual eviction
by title paramount puts an and to the estoppel. It
seems that a tenant showing that the landlord's
title has expired need not actually have given up
possession. The tenant may show that since the-
demise the landlord has assigned or leased the
reversion to another."
ve Parry v. House, E.R. 171, sayfa 315 ve 316-'da şunlar yer almaktadır:
"(In an action of replevin, the landlord's title,
under which the tenant has gained possession of the
premises, cannot be disputed, although the tenant
is prepared with evidence to shew, that the
pr-emises have been fraudulently conveyed to the
landlord, and that the actual title is vested in
another person. The plea of nil habuit, and c.
cannot be pleaded, nor can evidence be given which
amounts to it.)
This was an a-ction of replevin for takin the
plaintiff's goods. The defendant made cognizance
as bailiff of one Anne Collard, and justified the
taking of the goods described in the declartion, as
a distress for a quarter of a year's rent, in
- arrear. The plaintiff pleaded in bar non tenuit
modo et forma. The defendant proved, that the
plaintiff had taken the cottage, in which the
distress was levied, of Mrs. Collard at the yearly
rent of eighteen pounds; and that t-he distress was
regularly made for the first quarter. The demise
was not in writing; and the only evidence given was
a verbal taking from mrs. Collard.
The counsel for the plaintiff proposed to prove,
that Mrs. Collard had- no interest in the premises,
that they belonged, in fact, to one Henry Collard,
who had made a fraudulent assignment of them to a
person of the name of Spicer, who had himself
assigned them, without any consideration, to Mrs.
- Collard. They further proposed to prove, that
Collard had taken the benefit of an Insolvent
Debtor's Act: that the cottage in question was
assigned to a trustee under the statute, who was
virtually the plaintiff in the present ac-tion, and
for whom they appeared. They offered to give this
evidence in order to defeat the title of-Mrs.
Collard.
...................................................
Dallan, J.- I think I am not at liberty to admit
-this evidence. The tenant comes here to dispute
the landlord's title under which he gained
possession, and says, that he is excepted out of
the ordinary restriction (which, I believe, is
older than the case of Sullivan v. Stradling-)
because he can prove a fraud; or, in other words,
that Mrs. Collard has had the premises fraudulently
assigned to her by Spicer. If the premises really
belong to the assigned to her by Spicer. If the
premises really belong- to the assigness of Henry
Collard, they can bring ejectment. That is the
proper mode to try the title as between Mrs.
Collard and them; but it would be mischievious in
the extreme to suffer the tenant to dispute it in
an act-ion for rent. This evidence amounts to a
plea of nil habuit in tenementis. As the plaintiff
cannot plead that plea in bar to an avowry, he
cannot give the import and effect of it in evidence
under any plea."
ve Delaney v.- Fox., L.J. 26, p. 249, 250'de şunlar yer almakatadır:
"Cockburn, C.J.- I think this rule must be made
absolute. I- am of opinion that in this case the
plaintiff was estopped from denying the title of
the defendant, under whom she had got posession of
the premises as her landlord, upon the common law
principle that a person who gets possession o-f land
from another is, by taking posession from him,
estopped from denying his right to give possession.
.................................................
William, J.- I am of the same opinion. It has
been fully establis-hed by a long series of cases,
that a tenant shall not be permitted, as against a
landlord who let him into possession, to dispute
that l-andlord's title so long as the possession
continues; but he may shew that it has expired."
ve Sergeant v. Nash, Field and Co., (1903) 2 K.B. 304, C.A.'da şunlar yer almaktadır:
"It is clear law that though a tenant cannot deny
t-he title of his landlord to deal with the premises
he may prove that the title has determined."
ve E.H. Lewis and Son Ltd., v. Morelli and Another (1948) 2 A.E.R. 1024'de şunlar yer almaktadır:
"Harman J.: The doctrine that tenant may- not
question his landlord's title is familiar law.
This is sometimes said to rest on estoppel, and,
when a lease is under seal, no doubt this is so.
The doctrine, however, has been extended by analogy
to written, and even to -oral, tenancies. It has
been well described as arising by intendment of law
from the relationship of landlord and tenant.
................................................
The belief of the tenant in his landlord's
ability to gr-ant the term is not essential. He may
know or have notice of a defect in his landlord's
title and yet be precluded, oce he has entered and
paid rent, from denying it: see Morton v. Woods.
Thus, an essential feature of an ordinary estop-pel
in pais, namely, reliance on the truth of the
representation made, may be lacking. It is,
therefore, a special doctrine developed by analogy
from leases by speciality and peculiar to the
relationship of landlord and tenant. T-hat the
doctrine exists we fell no doubt, and, if it does,
so does its converse, namely, that, a landlord
having by his offer of a tenancy induced a tenant to
enter into (or remain in) occupation and to pay
rent, cannot deny the va-lidity of the tenancy by
alleging his own want of title to create it."
Yukarıda iktibs ettiğimiz karar ve içtihatlar-a bakıldığında davada müddeaaleyh olan müstecirin, mevzuu bahis evi işgal ettiği zamandaki ahval ve şerait nazarı itibara alındığında, müddeaaleyhin mucir olan müddeinin mülkiyet veya tasarruf hakkını inkâr etmeye hakkı olmadığı ve bu hususta herhangi bir -şahadet vermekten kanunen men olunduğu açıkça görülmektedir. Bundan dolayı müstedi müddeaaleyhin, müddeinin yetkili vekil konusu ile ilgili yapmak istediği tadilât lûzumsuzdur.
Müstedi Müddeaaleyhin istidasının 2. paragrafında evin normal zamanda ki-rasının KL 3.500 mil ve/veya KL 10.-'dan çok daha az olduğunu iddia ederek yapmak istediği tadil3atın lûzumsuz olduğu kanaatindeyiz, çünkü bu iddia esas müdafaa takririnde belirtilmektedir.
Yapılması istenilen tadilât lûzumsuzsa böyle bir tadilâtın y-apılmasına mahkeme müsaade edemez. Bu hususta The Annual Practice 1963, sayfa 627'de şunlar yer almaktadır:
"Then it is said there was a mistake in the
pleadings, and I am asked to allow an amendment by
the addition of a claim for redemp-tion. If there
were merely a slip, and the action would be right
when amended, I should allow an amendment. But
this is not so: for I do not think that a plaintiff
mortgagor can combine in the same action a claim
against his- own mortgagee to redeem him with a
claim for partition against another defendant.
Though at the present time the rules as to pleading
to allow claims to be combined in the same action
to a greater extent than formerly, I do not see- how
this can be done in a case where a judgment for
redemption and payment would have to be finally
worked out against one defendant before any
judgment for partition could be pronounced against
the other."
- Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı Kaza Mahkemesinin tadilatın yapılmasına müsaade etmeyen emri doğru ve makul bir emirdir. Bundan dolayı işbu istinaf reddolunur. Müddeaaleyhin istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
- Yüksek Mahkeme.
28 Aralık, 1968.
-
Full & Egal Universal Law Academy