-Hukuk İstinaf No.8/72
(Dava No.400/71, Limasol)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve Ahmet İzzet, Uye.
İstinaf eden: Ahmet Tilki, Limasol
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Salih Kemal, Limasol
(Davalı) arasında
İstinaf ede-n namına: Ekrem Y. Avcıoğlu:
Aleyhine istinaf edilen şahsen hazır.
Hukuk Usulü - Yeniden şahit çağırma - Duruşma tamamlandıktan sonra Mahkemenin yeniden. şahit çağırma yetkisi - Mahkemenin Davacıyı yeniden şahadet vermek ve evrak ibraz etmek için çağırma-sı.
Hukuk Usulü - Duruşma tamamlandıktan sonra şahit çağırma.
Hııkuk Usulü - Duruşma tamamlandıktan sonra evrak ibrazı.
1960 Adalet Mahkeıneleri Yasası - Yasanın 48. maddesi - Mahkemelerin şahadet çağırma ve evrak ibraz edilmesini emretme yetkisi - Mah-kemenin yetkisinin İngiltereden fazla olması.
OLAY: Davacı arabasına olan hasarın tazminini talep etti.
Dıiruşma tamamlanıp karar içirı ertelendikten sonra Mahkeme Davacının yeniden şahadet vermesini ve evrak ibraz etmesini emretti.
Davacı İlk Mahkemenin- verdiği emrin yasal olmadığını iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, 1960 Adalet Mahkemeleri Yasasının 48. maddesine göre her mahkemenin şahadet verilmesini ve evrak ibraz edilmesini emretme yetkisi bulunduğu, bu yetkinin yeniden şahit çağrıl-mayı da kapsadığı görüşünü benimsedi. Aiıcak bu meselede dava ile ilgisi olmayan evrakın ibrazını emretmekle İlk Mahkemenin hata ettiğini belirten Yüksek Mahkeme emrin evrak ibrazına ilişkin kısmını iptal etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1. Fal-lon v. Cabvert (1960) 2 Q.B. s.201, s.205.
2.In re Enoch and Zaretzky, Bock and Co. Arbitration (1910) 1 K.B. 327. C.A.
Atıfta Bulunulan Bilimsel fçtihatlar:
1. Taylor on Evidence Vol.2 l2th. Edn. s.941 para 1477.
HÜKÜM
İstinaf eden (davacı) Limasol Ka-za Mahkemesinde dosyaladığı 400/1971 sayılı dava ile aleyhine istinaf edilenden (davalıdan) davalının davacının arabasına yaptığı zarar ziyan için K.L.897.885 mil talep etmektedir. Davanın istimaı 26 Şubat 1972 tarihinde tamamlanmış ve dava karar için 29 Ş-ubat 1972'ye ertelenmişti. 29 Şubat 1972 tarihinde Mahkeme taraflara hitaben Kararı vermeden önce Mahkemenin davacıyı tekrar şahadet kürsüsüne davet etmek niyetinde olduğunu belirtti. Buna. davacının avukatı itiraz etmişse de Mahkeme itirazı reddederek şu -emri vermiştir:-
"Davacının şahadet kürsüsüne betekrar çağırılma.sı ve Mahkeme tarafından sorulacak suallere cevap vermesi davacının davasına halel getirmeyeceği kanaatındayıı. Davacının betekrar şahadet vermesine ve bu meyanda EX 940 plâkalı arabası için- 8.4.1971 tarihindeki sigorta poliçesini Mahkemeye ibra.z etmesini emrederiz. Bu maksatla dava duruşmaya devam etmek üzere 16.3.1972'ye tayin olunur. Davacıya şahit celbnamesi isdar edilmesi emrolunur."
Davacı bu emirden istinaf etmiştir. İstinaf sebebi -aynen şöyledir:
"Davacı ve davalının davası kapandıktan ve kapanış konuşmaları da yapılıp hüküm için davanın 29.2.1972 tarihine ertelenmesinden sonra Bidayet Mahkemesinin evrak ibraz etmek ve daha fazla şahadet vermek için davacıyı tekrar çağırması (recal-ling) hususundaki -hüküm ve/veya emri (ruling) mevcut mevzuata aykırı olup kanuni bakımdan hatalıdır."
Davanın istimaı zarfında taraflardan birisi tarafından şahit olarak çağırılan birisinin tekrar mahkeme tarafından çağırılması (recalling) ile davada ş-ahadet vermeyen yeni bir şahidin çağırılması (callling a new witness) arasında.ki farkı beyan ettikten ve huzurumuzdaki istinafta birinci şıkkın mevzuu bahis olduğunu belirttikten sonra istinaf sebebini ele alalım.
Taylor On Evidence Vol.2, l2th Edn. sayf-a 941, para 1477'de şöyle denmektedir:-
-"The Judge has always a discretionary power, with which the Court above is very unwilling to interfere, of recalling witnesses at a.ny stage of the trial, and of putting such questions to them as the exigencies of justice require."
-
Yukarıda iktibas ettiğimiz pasaj hem ceza davalarına hem de hukuk davalarına şamildir. Fallon V.Calvert (1960) 2 Q.B.201 davasının baş lığı aynen şöyledir:
"In an action for commission on the defendant's earnings,in which the defendant had given evidence-, reference was made by a judge to the Official Referee under R.S.C., Ord. 36A, r.2, to hear and report on the gross earnings of thedefendant over a period of five years. The Official Referee directed that the defendant should attend before him to assist i-n making the report with the object that the defendant should be cross-examined. The defendant contended that the Official Referee had no jurisdiction to make the order:-
Held, that, although a judge has no power to call a witness without the consent of- the parties, the defendant, having already given evidence could, at any time, be recalled by the judge; that proceedings before the Official Referee amounted to a continuation of the trial; that the right to recall was not persona.l to a particular judge -but a right of the court; and that the Official Referee had, therefore, on the true construction of Order 36A, r.7, jurisdiction to make the ' order.
In re Enoch and Zaretzk, Bock and Co.'s Arbitration- (1910 1 K.B.327, C.A. dıstinguıshed."
Hemen şunu belirtelim ki bu da.vanın yeni şahit çağırma hususundaki kısmı 1960, Adalet Mahkemeleri Kanununun 48. maddesi dolayısıyle Kıbrısa şamil değildir.
Mezkûr davada Pearce L.J. yeni şahit çağırmak ile davada ç-ağırılan bir şahidi tekrar çağırmak arasındaki farkı izah ettikten sonra sayfa 205'te şöyle demektedir:-
"In the present case, however, the defendant has already given evidence, and the Official Referee is conducting what amounts to a contuniation of the -trial, which was not yet been concluded by a final judgment. In general, a judge has power to recall a witness who has given evidence, though he would not have had power to call him initially."
Hakim hemen sonra Taylor On Evidence'de yukarıda iktibas edil-en pasajı okuduktan sonra şöyle demektedir:-
"And the principle, so far as civil cases a.re concerned, has never been doubted: If a party chooses to give evidence, he submits himself to the court to be asked all such questions as justice requires until th-e case is concluded."
Yukarıda iktibas edilenlerin ışığında Bidayet Mahkemesinin davacıyı şaha.det kürsüsüne çağırmaya ve yukarıda. belirtilen prensipler çerçevesinde davacıya sualler sorma.ya hakkı vardır kanaatındayız.
Bidayet Mahkemesinin emrinde ayni- zamanda davacının sigorta poliçesini de ibraz etmesi emrolunmaktadır. Şimdi de bunu yapmaya Mahkemenin hakkı olup olmadığını inceleyelim.
1960, Adalet Mahkemeleri Kanununun 48. maddesi aynen şöyledir:
48. Herhangi bir mahkeme önündekiherhangi bir huku-k muamelesinde ve o muamelenin herhangi bir safhasında., mahkeme, ya kendi hareketi veya herhangi bir tarafın müracaatı üzerine, Cumhuriyet veya Egemen Üs Bölgelerindeki herhangi bir şahsı şahadet vermek veya yedinde bulunan herhangi bir vesikayı ibraz et-mek için mahkemeye celbedebilir, ve o şahsı bir şahit veya bilirkişi olarak istintak edebilir ve bilcümle muhik istisnalar mahfuz kalmakşartıyle, o şahsı yedinde bulunan herhangi bir vesikayı ibraz etmeğe icbar edebilir."
Görüleceği gibi bu madde mahkem-eye dava esnasında çağırılmayan bir şahidi çağırma yetkisini ve herhangi bir evrakı ibraz etme yetkisini vermektedir ki yuka.rıda da belirttiğimiz gibi bu hususta İngiltere Mahkemelerinde hakime verilen yetkiden daha gerıiş bir yetki vermektedir. Ayni ye-tkinin davada çağırılan bir şahidin mahkeme tarafından tekrar çağırılması hususuna da şamil olmaması için seben görmüyoruz. Fakat huzurumuzdaki davada, dava lâyihalarının (pleadings) ve dava dosyasının tetkikinden ibrazı istenilen sigorta poliçesinin dava-ile ibrazını gerektirecek bir ilgisi olmadığı görülmektedir. Bu sebeple, davanın bu safhasında poliçenin Bidayet Mahkemesi tarafından ibrazolunmasının emredilmesi kanaatımızca hatalıdır.
İstinaf kısmen reddolunur. İstinaf konusunun tamamıylehukuki bir n-okta olduğu da nazarı itibara alınarak istinaf masrafları için herhangi bir emir vermemeyi uygun bulduk.
Yüksek Mahkeme
29 Haziran 1972
Full & Egal Universal Law Academy